GeriErtuğrul ÖZKÖK Pandemide en mutlu ayımız temmuz, en mutsuzu nisandı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Pandemide en mutlu ayımız temmuz, en mutsuzu nisandı

“Welcome to Ertuğrul Özkök Pazar Show...”

Pazar şovuma hoş geldiniz. Bugün en sevdiğim konu ile karşınızdayım.

Müzik...

*

Müzik deyince de aklımıza artık “streaming” platformlar geliyor.

Spotify, Apple Music, Deezer, Fizy ve yeni oyuncu olarak Amazon ve ötekiler.

Şu an için Türkiye’de en tanınanı Spotify...

*

Spotify’ın artık Türkiye pazarını yöneten bir yöneticisi var.

Güney ve Doğu Avrupa Yönetici Direktörü Federica Tremolada...

Güzel ve çok başarılı bir İtalyan kadını.

Milano’da oturuyor ve Türkiye pazarını çok iyi biliyor.

Geçen çarşamba günü onunla Google üzerinden görüntülü bir sohbet yaptık.

Bu onun Türkiye’deki ilk mülakatıydı.

Ben sordum o cevapladı.

*

Spotify’ın şirket politikası, yerel rakamların verilmesine pek izin vermiyor.

Ancak Federica bana hepimizin merak ettiği bazı rakamları verdi.

Bunların bir bölümü Türkiye’de ilk defa yayınlanıyor.

Ben de bu pazar size, hepimizin hayatını güzelleştiren en önemli şeylerden biri olan müzikle ilgili bilgileri, onun ağzından aktarıyorum.

*

Bu rakamlar aynı zamanda eve kapandığımız pandemi ve sonrası döneminde psikolojimizi de gösteriyor.

Şimdilik şunu söyleyeyim.

Müzik psikolojimize bakarsak en mutsuz ayımız nisan, en mutlusu temmuz olmuş.

Pandemide en mutlu ayımız temmuz, en mutsuzu nisandı

TÜRKİYE 7 YILDA MÜZİKTE ANA PAZARLARIMIZDAN BİRİ OLDU

“Bir yılı aşkın süredir Spotify’dayım ve şunu gördüm. Türkiye pazarına 2013 yılında girdik ve bu süre zarfında Spotify Türkiye’de çok sevilen bir marka haline geldi. Yani Avrupa bölgesinde en iyi pazarlarımızdan biri. Türkiye’de yüksek bir büyüme fırsatı görüyoruz.

Artık Türkiye’de plak şirketleriyle tüm ilişkilerden sorumlu Türk bir ekip arkadaşımız var.”

Pandemide en mutlu ayımız temmuz, en mutsuzu nisandı

PANDEMİ TRENDİ

AİLE TİPİ MÜZİK VE AİLE PODCAST’LERİ YÜKSELDİ

“Pandemi döneminde, insanlar dışarı çıkmadılar ya da işyerlerine gitmediler, gittilerse bile gidip gelmek her zamanki rutinle gerçekleşmedi. İnsanlar evde daha çok zaman geçirdiler. Ama bu durum müzik dinleme oranında bir düşüşe sebep olmadı. Daha çok, müziğin nasıl dinlendiğiyle ilgili bir değişim söz konusuydu. Bu dönemde yeni trendlerin ortaya çıktığını gördük. İnsanlar aileleri ile daha çok zaman geçirdi, bunun sonucunda çocuklara uygun aile tipi müzik ya da aile
podcast’lerinin daha çok dinlendiğini gördük.”

Pandemide en mutlu ayımız temmuz, en mutsuzu nisandı

PANDEMİ RUH HALİ 1

19-25 MART: CHİLL MÜZİK DİNLEME MODUNDAYDIK

Podcast’lere ilgi arttı.

Ebeveynler müzik ve podcast’leri çocukları için çaldı.

Müzikseverler daha çok chill müzik modundaydı.

Kullanıcılar, pandemi döneminden önceki bir aya göre daha çok spor odaklı çalma listeleri oluşturdu ve takip etti. Koşu, yoga, doğa sesleri ve meditasyon çalma listeleri arttı.

PANDEMİ RUH HALİ 2

MUTSUZ NİSAN: NOSTALJİK MÜZİK YÜZDE 54 ARTTI

1-7 Nisan tarihleri arasında, kullanıcılar tarafından oluşturulan nostalji temalı çalma listelerinde global olarak yüzde 54 oranında artış yaşandı.

1 Nisan-17 Mayıs tarihleri arasında ise şöyle bir ruh haline girdik:

Boyama-resim temalı çalma listelerinde yüzde 90 artış yaşandı.

‘Evden çalışma’ temalı çalma listelerinin oluşturulmasında, mart ayının ilk 10 gününe kıyasla yüzde 1.400 artış görüldü.

Pasta-börek pişirme temalı
çalma listelerinin oluşturulmasında yüzde 120 artış yaşandı.

Bahçe-bahçe işleri temalı
çalma listelerinin oluşturulması
oranı ise yüzde 430 arttı.

Temizlik temalı çalma listelerinin oluşturulması yüzde 40 artarken, bu çalma listelerini son bir ayda dinleyen kullanıcıların oranı da yüzde 65’in üzerinde artış gösterdi.

PANDEMİ RUH HALİ 3

KARANTİNA TEMALI 1.3 MİLYON, ‘SIKINTI’ VE ‘SIKILMAK’ TEMALI 127 BİN ÇALMA LİSTESİ YAPILDI

1 MAYIS-30 Temmuz tarihleri arasında dünyada:

Şu an Spotify’da dünya genelinde 1.3 milyon karantina temalı çalma listesi bulunuyor.

Temmuz ayında kullanıcılar, daha önceki aylara kıyasla daha hareketli ve tempolu müzikler dinledi. Bu durumda, temmuz ayını bugüne kadar 2020 yılının ‘en mutlu’ ayı olarak kabul edersek, nisan ayını müzikseverlerin ‘daha mutsuz’ oldukları ya da düşük tempolu müzik dinledikleri ay olarak gösterebiliriz.

Araba yolculuklarının daha popüler olmasıyla birlikte, haziran ayından temmuz ayına kadar olan dönemde araba yolculukları ile ilgili çalma listelerinin oluşturulma oranında yüzde 92 artış yaşandı.

Kamp temalı çalma listeleri de haziran ayından temmuz ayına kadar olan dönemde yüzde 140 arttı.

Başlığında “sıkıntı” ya da “sıkılmak” bulunan 127 binden fazla çalma listesi oluşturuldu.

Pandemide en mutlu ayımız temmuz, en mutsuzu nisandı

PANDEMİ RUH HALİ 4

PANDEMİ DÖNEMİNDE DİNLENEN MÜZİĞİN YÜZDE 53’Ü TÜRKÇE

Bizim “Viral 50” veya “TOP 200” gibi iki tür listemiz var. Bu tablolar dinleyicilerin belirli bir gün, hafta ya da zaman dilimindeki en sevdikleri şarkıları gösteriyor. Bir de tüm dinleme trendlerine bakıp onları analiz eden genel müzik tüketimi ve büyüme verileri var.

Bunlara bakınca, Türkiye’de 2020 yılının ilk 6 ayı itibarıyla kullanıcılar tarafından dinlenen şarkıların yüzde 53’ünün Türkçe olduğunu görüyoruz.

Bu da Türkiye’de çok güçlü bir lokal müzik kültürü olduğunu gösteriyor.

PANDEMİ RUH HALİ 5

PANDEMİ YAZINDA İLK 20 ŞARKININ 19’U TÜRKÇE

Spotify Yılın Özeti verilerine göre 2019 yılı boyunca en çok dinlenen 10 şarkının tamamı Türkçe şarkılardan oluşuyor.

2020’nin ilk 6 ayında en çok dinlenen 10 şarkının 9’u Türkçe.

2020’nin yaz aylarında en çok dinlenen şarkıların verisine baktığımızda ise (1 Haziran-15 Ağustos), en çok dinlenen 20 şarkının 19’unun Türkçe şarkılar olduğunu görüyoruz.

Pandemide en mutlu ayımız temmuz, en mutsuzu nisandı

4 HİP HOP, BİR SEZEN AKSU

FEDERICA sohbetimizde Türkiye’de ilk 6 ayda en çok dinlediğimiz şarkılar ve şarkıcılarla ilgili çok ilginç bilgiler verdi.
Bunları yarın size aktaracağım. Ama şimdiden söyleyeyim. En çok kimleri dinledik derseniz işte sonuç şu:
1- Ezhel
2- Murda
3- Sezen Aksu
4- Sagopa Kajmer
5- Patron
Dört hip hopçu, bir Sezen...
Ama asıl ilginç isim ve sayıları yarın vereceğim.

TÜRKİYE’DE HİP HOP HER YIL YÜZDE 20 BÜYÜYOR

BİR ilginç veri de şu: Pop, Türkiye’de en çok dinlenen müzik türü. Ama en hızlı büyüyen tür hip hop. Hip hop yıldan yıla yüzde 20’lik büyüme ile en büyük büyüme oranına sahip müzik türü haline geldi.

TÜRKİYE’DE İLGİNÇ MÜZİK ZEVKİ VAR

“Türkiye’nin müzik açısından ilginç bir hedef kitlesi var. Bizdeki verilere baktığımda şunu söyleyebilirim: Türkçe müzik, çeşitli müzik türlerinin ve sound’larının iç içe girmesiyle birlikte büyük bir dönüşüm içinde. Bu dönüşüm spesifik tek bir müzik türü ile değil, aksine pek çok kültürel form ve sound’un harmanlanması olarak tanımlanabilir. Lokal ile küreselin, geleneksel ile modernin ya da retro ile fütüristik sound’un karışımdan bahsedebiliriz.

TÜRK RAP’İ ÇOK GÜÇLÜ AMA BU AMERİKAN RAP’İ DEĞİL

“Tabii şunu da eklemem lazım, Türkçe rap hiçbir zaman Amerikan rap gibi değil. Tamamen köklerinizden, sizin kültürünüzden besleniyor. Günümüzde Türk müziği, pop ile halk müziği ve arabeski de içeren Türkçe geleneksel müziği gibi birçok farklı müzik sound’ların bir karması. Bu durum aslında müzik türleri hakkında konuşmamızı zorlaştırıyor çünkü artık müzik türleri gerçekten iç içe geçmiş durumda. Zaten bunu yarın vereceğimiz en çok dinlenenler listelerinde de göreceksiniz.”

YARIN

BUGÜN CEBİMİZDE KAÇ ŞARKI VAR, HER GÜN KAÇ YENİ ŞARKI EKLENİYOR

Yılın ilk ayında ve son 3 ayında en çok dinlediğimiz 20 şarkı neydi... 1 numaradaki sürpriz şarkı hangisiydi...
Bugün Türk müziğinde kim kimdir, ne nedir...
Edis popçu mudur, yoksa RnB/trap soul tarzı mı... Gazapizm’i nereye koymalıyız...
Rapçi Anıl Piyancı’nın Indie grubu “Perdenin Ardındakiler” ile birlikte çıkardığı single ne anlama geliyor...
Türkiye’de en çok izlenen podcast’ler hangileri...
Türkiye’de müzik gelirlerinin yüzde 73’ü nereden geliyor...
Türkçe müzik Türkiye dışında en çok nerede dinleniyor...

KATKIDA BULUNANLAR
Sayfa Editörü: Firuzan Demir
Foto Editörü: Umut Veis
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama: Selma Songül Zengin

X

Günde kaç kez performansınızın ölçüldüğünü düşündünüz mü

Normal olarak sabah kalktığınızda tartılırsınız...

Yani kilonuzu ölçersiniz...

Osman Hoca’yı dinleyip kendinize günlük 10 bin adım hedefi koyduysanız, kolunuzdaki iWatch veya herhangi bir dijital ölçüm aletinden bakarak onu da ölçebilirsiniz...

*

Başka...

Tansiyon sorununuz varsa sabah akşam bakıp kaydedebilirsiniz...

Kaç saat uyuduğunuza bakabilirsiniz...

Trafikte sıkışırsanız aklınıza eve kaç saatte gittiğinizi hesaplamak gelebilir...

Yazının Devamını Oku

O güzelim Lalibela da Şibam olma yolunda

Hayatım boyunca gezdiğim ülkeler içinde ikisi beni çok etkilemişti.

Biri Yemen’di...

Özellikle Hadramut bölgesindeki “Şibam” kenti benim için dünyada gidip görülecek yerlerin başındaydı.

O şehrin fotoğrafını ilk defa National Geographic’te gördüğümde “Buraya mutlaka gitmeliyim” demiştim.

“Deli misin sen, öldürürler seni” demişlerdi.

Her türlü tehlikeyi göze alıp gitmiştim. Zırhlı bir arabadaydım. Önümde, arkamda ağır makineli tüfekle donatılmış iki kamyonet dolusu asker vardı.

Şibam olağanüstüydü...

Ama herhalde benden sonra oraya giden başka bir Türk olmamıştır. Yemen bugün acımasız bir içsavaş ve dış müdahalelerle enkaza döndü.

Yazının Devamını Oku

Fatih Hoca 'sirkte' o zarfı açınca neden kahkaha attı

Önceki akşam Swissôtel’in balo salonunda çok güzel bir davet vardı.

“Gentleman” dergisinin, “Yılın İnsanları” ödülleri verildi.

*

Derginin yayıncısı Feyzan Ersinan’ı kutlarım. Mükemmel bir organizasyon yapmış.

Her yıl ödül töreni tematik bir ambiyansla düzenleniyor.

Bu yılki tema “Sirk”ti...

Salonun içine harika bir sirk çadırı havası verilmişti.

Sanki rengârenk bir tentenin altındaydık.

Yazının Devamını Oku

Metin Bey, Cem, Şahan, Yılmaz, Ferhan, Ata, ve Badi Ekremler

Pazar günü iki haberi arka arkaya okudum...

Önce pazar günü Hürriyet’te Zeynep Bilgehan’ın Abdullah Kiğılı ile yaptığı konuşma...

Kiğılı insanlarla ilişki kurarken, “Kartvizitimle birlikte gülümsememi de veririm” diyor.

Gerçekten hayatının her anında gülümseyen bir insandır...

Kilolu cüssesinin etrafında bir gülücük halesi vardır hep.

Biraz sonra ise Gallup şirketinin uluslararası “duygu araştırması”nın sonuçları geldi önüme...

Bütün dünyada “Günün bir anında gülümserim” diyen insanların oranı yüzde 75’ten 70’e gerilemiş.

Türkiye’de

Yazının Devamını Oku

Nil Karaibrahimgil yarın psikiyatrıyla ne konuşacak

İtiraf edeyim, Türk medyasında en dikkatle okuduğum gazete Hürriyet Kelebek...

Yazarlarını çok seviyorum. Bana siyasetin dışındaki dünyayı öylesine güzel ve farklı açılarla anlatıyorlar ki...

*

Mesela dün Nil Karaibrahimgil’in yazısı... Güzel ve çok medeni bir şey yapmış.

Yarın (çarşamba), psikiyatrına gidip konuşacağını yazmış. Konuşacağı kişi İstanbul’da iyi tanınan Feriha Dildar...

Nil, onun için “Uzman pedagog” diyor, ama Google’a baktığınızda unvanı hep “Uzman psikolojik danışman” olarak geçiyor.

Ben de konuştuğum insanlardan iyi bir çocuk psikolojisi danışmanı olduğunu işitiyorum. Bu konuda birçok kitabı var.

*

Nil, onunla ilişkisini şöyle anlatıyor.

Yazının Devamını Oku

Asya, Volkan ve Derin’i kaç, El Clásico’yu kaç kişi seyretti

Geçen pazar İspanya’nın televizyon kanallarında ilginç bir yarış vardı...

Yarışın bir kulvarında sadece İspanya’nın değil, dünyanın bir numaralı derbi maçı olarak kabul edilen “El Clásico” vardı.

Yani Barcelona-Real Madrid maçı...

Öteki tarafında ise bu yıl İspanyol televizyonları arasında sezona en yüksekten giriş yapan “Infiel” dizisi...

Yani Kanal D’nin süper dizisi “Sadakatsiz”...

*

Biri İspanya’da hayatı durduran bir maç...

Öteki ise haftalardır pazar geceleri reytinginde 1 numarayı bırakmayan dizi...

Yazının Devamını Oku

34 yıl önce çekilen fotoğrafın bir sırrı varmış, bakın o neymiş

Bu fotoğrafı dün Rasim Ozan Kütahyalı gönderdi.

Bugünlerde “1992” adlı bir kitap üzerinde çalışıyormuş.

O yılın, Türk siyasi hayatında çok özel bir yeri olduğunu anlatacakmış.

Kitap için çalışırken bulmuş bu fotoğrafı...



Fotoğraf 18-24 Ocak 1987 tarihli

Yazının Devamını Oku

Erenköy Kız Lisesi’nde başlayan güzel bir cumhuriyet hikâyesi

Erenköy Kız Lisesi’nin yatılı öğrencileri hafta sonu tatili için evlerine giderlerken, anne ve babası ayrı olan Nüzhet okulda kalmaktadır.

Yatakhanenin penceresinden gökyüzüne bakan genç kız yalnızlığını yıldızlarla paylaşır.

*

1928 yılında Galata rıhtımında görürüz Nüzhet’i...

Okulunu birincilikle bitirmiş, Cumhuriyet’in eğitim alması için Avrupa’ya gönderdiği öğrenciler arasına girmeyi başarmıştır...

*

Lyon kentinde okuduğu okulda sınıfta en ön sırada oturur.

Elli kişilik sınıfta, yabancı bir ülkeden gelen tek kız öğrencidir.

Ülkesinden çok uzakta da olsa tek başına kaldığı yurdunda aynı yıldızların altındadır.

Yazının Devamını Oku

Önceki gece bu istihbaratı iki ayri kişiden dinledim

Durun hemen heyecanlanmayın. Öyle ittifakları altüst edecek, seçimi öne aldıracak, büyükelçi krizini çözecek muazzam bir siyasi istihbarat değil...

Ben naçizane bir magazin yazarıyım, tabii ki bir magazin istihbaratı bu...

*

Önceki gece yine uykusuz kalıp New York’taki “Ahmet Ertegün’ü anma yemeği”ni dakika dakika izledim.

Türkiye ile ABD arasında patlayan ve çok kötü bir noktaya gidebilecek büyükelçi krizinin tatlıya bağlanmasından 24 saat sonra New York’ta Türkiye ile ABD’yi birbirine bağlayan müthiş bir geceydi bu.

Geceye davetliydim, ama COVID-19 pozitif yüzünden katılamadım. Bedenim orada değildi ama aklım oradaydı... Gece boyunca konuştum katılanlarla... Bu arada Plaza otelinin kulislerinde Ahmet Ertegün’ün eski dostlarının fısıldadığı, benim için müthiş bir bilgi aldım...

*

Türk magazininin 1990’lı ve 2000’li yıllarının en büyük konularından biri şuydu:

Yazının Devamını Oku

19 ayda tek hata yaptım COVID-19 o an beni yakaladı

COVID-19 sendromuna girdiğimiz Mart 2020’den beri kendimi çok iyi korudum.

Sokağa çıkmama kurallarına uydum.

Maskesiz gezmedim.

Sosyal mesafeye hep dikkat ettim.

Evde kapalı olduğum günlerde bile sporumu ihmal etmedim.

Sonra aşı dönemi geldi...

Önce 2 Sinovac oldum.

Sonra 2 BioNTech oldum.

Yazının Devamını Oku

Diyonizyak öfkenin kırmızı kart gördüğü muhteşem bir gece

Pazar gecesi benim için uykusuz bir geceydi...

Hayır hayır, geçirdiğim COVID-19 yüzünden değil.

Tam aksine cumartesi günü yapılan test negatif çıkmıştı.

Yaptırdığım 4 aşı sayesinde hafif bir nezleden bile hafif geçmişti.

Uykusuzluğumun nedeni 10 Büyükelçinin istenmeyen insan ilan edilmesi de değildi...

Nedeni, benim gibi bir spor manyağı için, tarihte az görülecek bir derbi gecesi olmasıydı...

Düşünebiliyor musunuz?

Yazının Devamını Oku

İlk gençlik hapınızı kaç yıl sonra alabileceksiniz

Şimdi kahvenizden veya çayınızdan bir yudum alın...

Siz “brunch şampanyacıları”, tabii ki siz de kadehinizi kaldırabilirsiniz...

Şu güzel pazar sabahı size çok umut verici bir haberim var...

Çok değil... İki-üç yıl sonra bir hapla gençleşme ihtimaliniz çok yükseldi...

*

Size ölümsüzlük vaat etmiyorum ama...

En geç 10 yıl içinde, sizi 150 yaşına kadar yaşatacak çok önemli gelişmeler olabilir.

Silikon Vadisi’nin en zengin 10 adamını alın...

Yazının Devamını Oku

Yaşayan bir numaralı Müslüman o olabilir mi

Adı Muhammed. Soyadı Salah.

Yani yüzde yüz Müslüman adı ve soyadı...

Dünya artık onu “Mo Salah” olarak tanıyor.

Liverpool’un şahane oyuncusu...

*

Bu yıl İngiliz futbol liginin başından beri Liverpool’u uçuruyor...

Ne Messi bıraktı ne Ronaldo...

İki haftadır futbolla ilgilenen herkes onun Manchester United’a attığı golü ve asisti konuşuyor.

Şimdiden futbol tarihine geçti...

Yazının Devamını Oku

Diyarbakır Müzesi'ndeki domuz dişi ve 48 saat sonra gelen bir haber

Geçen hafta Diyarbakır Arkeoloji Müzesi’ni gezerken rehberimiz bize ilginç bir şey anlattı.

Rehberimiz, vitrindeki süs eşyaları arasındaki bir domuz dişini gösterip şunları söyledi:

“Domuz insanoğlunun ilk evcilleştirdiği hayvandı. O nedenle mezarlarda bulduğumuz süs eşyaları domuz dişinden yapılmış eserlerdi.”

*

Demek ki domuz, bu topraklarda, yani Mezopotamya’da insanoğlu ile birlikte yaşamaya başlayan ilk hayvanlardan biriymiş... Ne ilginçtir ki yine bu topraklarda doğan iki inancın, Müslümanlığın ve Yahudiliğin de haram ilan ettiği ilk hayvan oldu.

Diyarbakır’da rehberimizden bunu dinlememizden 48 saat sonra dünya medyasına şu haber düştü:

New York Üniversitesi’nden bir doktor grubu çok ilginç bir deney gerçekleştirdi.

Domuzun bünyesinde geliştirilen bir böbreği, ailesinin iznini alarak, beyin ölümü gerçekleşmiş bir insanın bedenine bağladılar.

Yazının Devamını Oku

En iyisi halayı size Hint atasözü ile anlatayım

Çok sevdiğim bir Hint atasözü aynen şöyle diyor:

“Dans etmek kalplerimizin konuşmasını duymaktır...”

*

Halay da bir danstır...

Dans literatüründeki adı “folklorik dans”tır...

-

Fanatikler danstan korkarlar... Aralarında “hayatında hiç dans etmemiş olmakla” övünenler vardır.

Korkmakta haklıdırlar... Çünkü dans, onları besleyen nefreti, bir ilkokul çocuğunun bembeyaz silgisi gibi yumuşacık dokunuşlarla siler...

Yok eder...

Yazının Devamını Oku

Özdemir Bey geç de olsa sizi tanımak bir şerefti

Türk Savunma Sanayii’nin son 15 yıldaki parlayan yıldızı, Bayraktar ailesinin kurucu babası Özdemir Bayraktar aramızdan ayrıldı.

Muhafazakâr bir ailenin üyesiydi...

Dün bizim mahallede onun hakkında yazılanlara baktım...

Üzülerek gördüm ki bu insanı hiç tanımıyormuşum...

Meğer tam da Türkiye’nin bugünlerde aradığı insanmış...

Hürriyet’te Yalçın Bayer’in yazısını okudum.

Onun daha ilk ve orta eğitimden başlayan bilim tutkusunu...

Üniversite yıllarını, sonrasını, Türk sanayisinin gelişmesi için verdiği mücadeleyi...

Yazının Devamını Oku

Yer Diyarbakır, kuyruk Picasso kuyruğu gibi

Bu fotoğrafta, sırada bekleyen insanların ancak bir bölümünü görüyorsunuz. Çekilen videoları seyrederseniz, kamera sıranın sonuna kadar gidip köşeyi döndüğünde, bu kuyruğun devam ettiğini göreceksiniz...

Bu bir maç kuyruğu değil...

Bir pop müzik konseri kuyruğu değil...

Ahmet Güneştekin’in geçen cumartesi Diyarbakır’da açılan “Hafıza Odası” sergisine girmek için bekleyen insanlar bunlar...

Sanat alanında böyle bir kuyruğu geçtiğimiz 10 yıl içinde iki defa gördüm...

Biri İstanbul’da Sakıp Sabancı Kültür Merkezi’ndeki Picasso sergisiydi.

Öteki de İzmir’de Arkas Sanat Merkezi’nde açılan Picasso sergisiydi.

Bugüne kadar

Yazının Devamını Oku

Sonradan görme bir züğürdün o sorusu

Dün size 85 metrelik bir megayatı bütün iştahımla anlattım.

Ne yalan söyleyeyim, güzel yaşamak hayalleri olan bir insandım, hâlâ da öyleyim.

O nedenle memleketin bunca meselesi varken aklım yine de böyle şeylere takılıp gidiyor...

Yani benim de böyle sevdalı bir başım var.

İyi yaşamak bugün kurduğum bir hayal değil...

Mavi yolculuklar, yat sefaları ile ilgili hayallerim çok eskilere gidiyor...

Mesela şu fotoğraf.

1971 yılında Gökova’da bir yerde çekildi.

Yazının Devamını Oku

Sizce bu 85 metrelik megayatı satın alabilecek kaç kişi vardır?

Türkiye’de değil, dünyada kaç kişi vardır diye soruyorum.

Yat 85 metre...

Türkiye’de yapıldı.

Bir Türk şirketi tarafından yapıldı.

Yapımı 4 yıla yakın sürdü.

Ve geçen ay Cannes’daki dünyanın en önemli yatçılık fuarında ilk defa dünyanın dikkatine sunuldu.

Aldığım bilgiye göre, fuarın en ilgi çeken teknelerinden biri oldu.

4 gün boyunca 1.000 kişiye yakın insan tekneyi gezdi...

Yazının Devamını Oku

Öyleyse... Bir gün ben de Kırmızı Kraliçe'ye giderim

İlk haber 12 Ekim günü, ABD’nin Teksas eyaletinin Van Horn adlı bölgesinden havalanan bir uzay aracından geldi. Amazon’un sahibi Jeff Bezos’un Blue Origin adlı şirketinin uzaya ikinci uçuşunu yapan roketinin içinde tanıdık bir isim varmış.

William Shatner...

*

Biz onu daha çok “Captain James T. Kirk” olarak tanıyoruz...

Yani bizim bildiğimiz, 1970’lerin efsane uzay dizisi Star Trek’in ünlü kaptanı Kirk...

İşte onu oynayan aktör William Shatner, bu defa gerçekten uzaya gitmiş ve dönmüş.

‘Uzay Yolu’ (Star Trek) dizisi ilk kez 8 Eylül 1966 günü yayınlandı.

Dünya

Yazının Devamını Oku