GeriErtuğrul ÖZKÖK Otel odasında geçen 11 saatten sonra patlayan en büyük skandal
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Otel odasında geçen 11 saatten sonra patlayan en büyük skandal

Bundan 23 yıl önce...

Tam günüyle 16 Ocak 1998 günü Washington’daki Pentagon City Mall adlı alışveriş merkezinde, bütün dünyayı sarsacak bir olay yaşandı...

O gün orayı basan FBI ajanları, genç bir kızı alıp bir otel odasına götürdü.

*

Genç kız 11 saat boyunca o otel odasında FBI ajanları tarafından sorgulandı.

Ajanlar çok önemli bir siyasetçinin adını vererek, onunla ilişkisini sordular.

Önce ajanların söylediği şeyleri inkâr etti.

Ancak önüne 20 saatlik gizlice kaydedilmiş bir konuşması konunca olayın rengi değişti...

Otel odasında geçen 11 saatten sonra patlayan en büyük skandal

Kaydedilen konuşma o genç kızla, birlikte aynı evde kaldığı arkadaşı arasında geçiyordu...

Konuşmayı kendi üzerine gizli mikrofon yerleştiren ev arkadaşı kaydetmişti...

Konuşmada çok önemli bir siyasetçinin adı geçiyordu.

Otel odasında FBI ajanlarına o ilişkiyi yalanlayan kız, ev arkadaşına ise yaşadıklarını açıkça anlatıyordu.

Evet o siyasetçi ile cinsel ilişkisi olmuştu ve oda arkadaşı da “Çık bunu anlat” diyordu.

Oda arkadaşı FBI’la işbirliği yapmış ve üzerine gizli mikrofon konmasını kabul etmişti.

Bu konuşmayı önüne koyan FBI ajanları kıza iki yol gösteriyordu:

“Ya bizimle işbirliği yap, her şeyi anlat.

Ya da 27 yıl hapis cezasını göze al.”

*

Genç kız otel odasında geçen o 11 saatin sonunda konuşmaya karar verdi.

Ve böylece dünya siyaset tarihinin bütün dünyayı sarsan en büyük seks skandalı patladı...

Otel odasındaki genç kızın adı Monica Lewinsky’di... Beyaz Saray’da stajyer olarak ücretsiz çalışan bir görevliydi.

Cinsel ilişkide bulunduğu kişi ise ABD Başkanı Bill Clinton’dı...

*

Olay üç dört gün sonra patladı...

Clinton önce “Ben Monica Lewinsky adlı kadınla cinsel ilişkide bulunmadım” diyerek kesin dille yalanladı.

Ama FBI’ın elinde çok güçlü bir delil vardı...

Beyaz Saray’da oral seks yaptıkları sırada giydiği elbisenin üzerinde sperm örnekleri bulunuyordu.

Lewinsky’nin oda arkadaşı o elbiseyi saklamış ve FBI’a vermişti...

*

Böylece Amerikan başkanı hakkında, onu görevden azledilmesine (Impeachement) kadar götürecek bir soruşturma süreci başladı.

İşte o olayı anlatan bir dizi 7 Eylül Salı günü gösterime giriyor.

Bir FX yapımı...

Daha önce “O. J. Simpson” ve “Versace’nin öldürülüşü” olaylarında izlediğimiz bu serinin üçüncü dizisi olarak gösterilecek...

Böylece, kapalı kapılar ardında geçen bu tarihi skandalı bu defa açık ortamda seyirci olarak izleyeceğiz...

Otel odasında geçen 11 saatten sonra patlayan en büyük skandal

21 YAŞINDAKİ HATANIN TAMİRİ KAÇ YIL SÜRER? ÖMÜR BOYU MU?

MONICA Lewinsky, Başkan Clinton’la ilk cinsel ilişkiye 15 Kasım 1995 günü Beyaz Saray’ın çalışma odasında girmişti.

Onu izleyen dönemde 12 defa daha ilişkileri olmuştu.

*

Lewinsky 26 yıl boyunca bu olayın gölgesinde yaşadı.

Ülkenin en ünlü komedyenleri, standup’çıları onunla dalga geçti.

129 hip hop şarkısında bu olaydan söz edildi.

Birçok belgesel yapıldı.

Gittiği yerlerde sözlü saldırıya uğradı.

Hakkında sayısız yazı yayınlandı.

*

Lewinsky adli tıp psikoloğu olmak istiyordu, hiçbir zaman olamadı.

Kaderi yaptığı bir TED konuşması ile değişmeye başladı.

Sonra Vanity Fair’e verdiği bir mülakat olumlu bir hava yarattı.

Kamusal amaçlı projelerde çalışmaya başladı.

*

Ve şimdi kamuoyunun karşısına önümüzdeki salı günü başlayacak dizinin yapımcısı olarak çıkıyor.

Geçen hafta bu dizi için New York’taki Four Seasons Oteli restoranında verilen davette çok önemli kişiler vardı.

Mesela 1999’da bu olaydan sonra Hillary Clinton’la ilk mülakatı yapan ünlü gazeteci Tina Brown...

Yazar Gay Talese...

*

Monica Lewinsky bugün 48 yaşında...

21 yaşında işlenen bir hatanın tamiri 27 yıl almıştı...

Otel odasında geçen 11 saatten sonra patlayan en büyük skandal

ACABA OVAL OFİS’TEKİ HANGİ AYRINTILARI İZLEYEBİLECEĞİZ

BU sadece bir skandal değil...

Aynı zamanda ABD başkanlık sistemini... Kurumlarını... Kurumların işleyişini... Başkanların yetki ve sorumluluklarını...

Medyayı... Muhalefeti...

Ve demokratik ülkelerde kamuoyunu da anlatan bir olay...

Bu soruşturmayı yürüten savcı Starr raporunda cinsel ilişkileri bütün ayrıntıları ile anlatmıştı...

Biz bütün bunları hangi ayrıntılarıyla seyredeceğiz çok merak ediyorum.

Çünkü olayın bütün kahramanları hâlâ hayatta...

Onların özel hayatları ile ilgili hangi noktaya kadar hukuki hakları var bilemiyoruz...

Mesela Hillary Clinton’ın tepkisi ne olacak?

Lewinski yapımcı olarak nereye kadar izin verecek...

Bunu kendini aklayacak bir intikam saati olarak mı görecek.

Salıdan itibaren göreceğiz.

İLGİLENENLERE ÇOK İYİ BİR DERLEME

NOT: Skandalın üzerinden uzun yıllar geçti. Bazılarınız bilmeyebilir. Bilenler unutmuş olabilir. Dün Hürriyet web sitesinde bu dizi ve Lewinsky skandalı ile ilgili mükemmel bir derleme vardı. İlgilenenlere Sevin Turan’ın derlemesini tavsiye ederim.

Otel odasında geçen 11 saatten sonra patlayan en büyük skandal

26 EYLÜL’DEN SONRA ALMANYA’YI BU İKİ BLUCİNLİDEN BİRİ YÖNETECEK

ALMANYA’da sokakta çekilen bu fotoğrafın ortasında yürüyen iki kişiye dikkatle bakın...

Soldaki Olaf Scholz...

Alman Sosyal Demokrat Partisi’nin başkan adayı...

Daha önce Maliye Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığı yapmış...

Öteki Armin Laschet.

Hıristiyan Demokrat Birliği’nin Başkanı.

Gazetecilikten gelme bir siyasetçi..

Kuzey Ren-Vestfalya Eyaleti Başbakanı...

*

Şimdi sokaktaki fotoğrafa dönelim...

Bir kere ikisi sokakta yan yana yürüyebiliyor...

İkisinin de arkasında ne konvoy, ne koruma ordusu var.

İkisinin de üzerinde blucin pantolon görünüyor...

İkisinin de hiç öyle etkileyici bir görünümü, hali yok...

*

Oysa bu iki erkekten biri 26 Eylül’de yapılacak seçimden sonra Almanya’nın yeni şansölyesi olacak.

Dünyanın en başarılı devlet yöneticisi olarak iz bırakan Merkel’den sonra onlardan biri oturacak sandalyesine...

İktidara aday iki parti de şansölye koltuğu için öyle karizmatik, etkileyici, büyüleyici, efsunlayıcı, alıp götürücü aday çıkarmamış...

Neden?

*

Eee bir devletin kurumları sağlamsa...

Adliyesi, polisi, güvenlik güçleri, maliyesi kurumsal yapı kazanmışsa...

Sağlam bir anayasası varsa...

Herkes o anayasaya uyum sağlama konusunda mutabıksa...

Karizmaya ne hacet arkadaş...

TÜRK SİYASETİNDE BLUCİN VE RİCKY MARTİN RÜZGÂRI

İKİ Alman siyasetçinin fotoğrafına bakarken 1990’lı yıllara döndüm.

Bir ara Türk siyasetinde bir “blucin rüzgârı” esmişti. Deniz Baykal, yanılmıyorsam benimle yaptığı bir sohbette “Mesut Bey’le çekeriz blucinleri, çıkarız meydanlara” demiş ve bu sözü epey konuşulmuştu.

Hatta ikisinin blucinli karikatürleri çizilmişti.

Bu arada Deniz Baykal’ın bir de Ricky Martin kurultayı vardı.

Tony Blair tarzının Avrupa sosyal demokrasisini etkilediği yıllardı ve Baykal bir kurultayda dinamik adımlarla bir merdivenden inerek sahneye gelmişti.

Ona da o günlerde Ricky Martin şovu denmişti... Sonra blucin hayatımızdan çıktı...

Mavi renk olarak geriye rahmetli Bülent Ecevit’in mavi gömleği kaldı... Blucin ise Almanya’nın karizma yoksunu yeni liderlerine kaldı.

Otel odasında geçen 11 saatten sonra patlayan en büyük skandal

BORİS MANCOV SİZE DE O KASABI HATIRLATIYOR MU

CEM Yılmaz 27 Temmuz günü Instagram’da “Ali Baba ve Yedi Cüceler” filminde canlandırdığı Boris Mancov tipinin fotoğrafını paylaştı.

Çok başarılı bir karakterdi...

Filmi seyrettiğimde pek fark etmemiştim ama bu fotoğrafı görünce nedense bir anda gözümün önüne “Gangs of New York” filminde Daniel Day Lewis’in canlandırdığı “Kasap Bill” karakteri geldi.

O da çok güçlü bir karakterdi. O karakter bir komedi kişiliği haline dönüşünce tabii ki çok eğlenceli oluyor.

Boris Mancov’u özledim.

Bugünlerde yeniden seyredeceğim...

Rus oligarklar pek eğlenceli olmuyor.

Ama Cem’in çizdiği Bulgar oligark acayip eğlenceliydi...

KATKIDA BULUNANLAR
Sayfa Editörü: Firuzan Demir
Düzeltmen: Nagehan Keleş
Tasarım ve Uygulama: Selma Songül Zengin

X

19 ayda tek hata yaptım COVID-19 o an beni yakaladı

COVID-19 sendromuna girdiğimiz Mart 2020’den beri kendimi çok iyi korudum.

Sokağa çıkmama kurallarına uydum.

Maskesiz gezmedim.

Sosyal mesafeye hep dikkat ettim.

Evde kapalı olduğum günlerde bile sporumu ihmal etmedim.

Sonra aşı dönemi geldi...

Önce 2 Sinovac oldum.

Sonra 2 BioNTech oldum.

Yazının Devamını Oku

Diyonizyak öfkenin kırmızı kart gördüğü muhteşem bir gece

Pazar gecesi benim için uykusuz bir geceydi...

Hayır hayır, geçirdiğim COVID-19 yüzünden değil.

Tam aksine cumartesi günü yapılan test negatif çıkmıştı.

Yaptırdığım 4 aşı sayesinde hafif bir nezleden bile hafif geçmişti.

Uykusuzluğumun nedeni 10 Büyükelçinin istenmeyen insan ilan edilmesi de değildi...

Nedeni, benim gibi bir spor manyağı için, tarihte az görülecek bir derbi gecesi olmasıydı...

Düşünebiliyor musunuz?

Yazının Devamını Oku

İlk gençlik hapınızı kaç yıl sonra alabileceksiniz

Şimdi kahvenizden veya çayınızdan bir yudum alın...

Siz “brunch şampanyacıları”, tabii ki siz de kadehinizi kaldırabilirsiniz...

Şu güzel pazar sabahı size çok umut verici bir haberim var...

Çok değil... İki-üç yıl sonra bir hapla gençleşme ihtimaliniz çok yükseldi...

*

Size ölümsüzlük vaat etmiyorum ama...

En geç 10 yıl içinde, sizi 150 yaşına kadar yaşatacak çok önemli gelişmeler olabilir.

Silikon Vadisi’nin en zengin 10 adamını alın...

Yazının Devamını Oku

Yaşayan bir numaralı Müslüman o olabilir mi

Adı Muhammed. Soyadı Salah.

Yani yüzde yüz Müslüman adı ve soyadı...

Dünya artık onu “Mo Salah” olarak tanıyor.

Liverpool’un şahane oyuncusu...

*

Bu yıl İngiliz futbol liginin başından beri Liverpool’u uçuruyor...

Ne Messi bıraktı ne Ronaldo...

İki haftadır futbolla ilgilenen herkes onun Manchester United’a attığı golü ve asisti konuşuyor.

Şimdiden futbol tarihine geçti...

Yazının Devamını Oku

Diyarbakır Müzesi'ndeki domuz dişi ve 48 saat sonra gelen bir haber

Geçen hafta Diyarbakır Arkeoloji Müzesi’ni gezerken rehberimiz bize ilginç bir şey anlattı.

Rehberimiz, vitrindeki süs eşyaları arasındaki bir domuz dişini gösterip şunları söyledi:

“Domuz insanoğlunun ilk evcilleştirdiği hayvandı. O nedenle mezarlarda bulduğumuz süs eşyaları domuz dişinden yapılmış eserlerdi.”

*

Demek ki domuz, bu topraklarda, yani Mezopotamya’da insanoğlu ile birlikte yaşamaya başlayan ilk hayvanlardan biriymiş... Ne ilginçtir ki yine bu topraklarda doğan iki inancın, Müslümanlığın ve Yahudiliğin de haram ilan ettiği ilk hayvan oldu.

Diyarbakır’da rehberimizden bunu dinlememizden 48 saat sonra dünya medyasına şu haber düştü:

New York Üniversitesi’nden bir doktor grubu çok ilginç bir deney gerçekleştirdi.

Domuzun bünyesinde geliştirilen bir böbreği, ailesinin iznini alarak, beyin ölümü gerçekleşmiş bir insanın bedenine bağladılar.

Yazının Devamını Oku

En iyisi halayı size Hint atasözü ile anlatayım

Çok sevdiğim bir Hint atasözü aynen şöyle diyor:

“Dans etmek kalplerimizin konuşmasını duymaktır...”

*

Halay da bir danstır...

Dans literatüründeki adı “folklorik dans”tır...

-

Fanatikler danstan korkarlar... Aralarında “hayatında hiç dans etmemiş olmakla” övünenler vardır.

Korkmakta haklıdırlar... Çünkü dans, onları besleyen nefreti, bir ilkokul çocuğunun bembeyaz silgisi gibi yumuşacık dokunuşlarla siler...

Yok eder...

Yazının Devamını Oku

Özdemir Bey geç de olsa sizi tanımak bir şerefti

Türk Savunma Sanayii’nin son 15 yıldaki parlayan yıldızı, Bayraktar ailesinin kurucu babası Özdemir Bayraktar aramızdan ayrıldı.

Muhafazakâr bir ailenin üyesiydi...

Dün bizim mahallede onun hakkında yazılanlara baktım...

Üzülerek gördüm ki bu insanı hiç tanımıyormuşum...

Meğer tam da Türkiye’nin bugünlerde aradığı insanmış...

Hürriyet’te Yalçın Bayer’in yazısını okudum.

Onun daha ilk ve orta eğitimden başlayan bilim tutkusunu...

Üniversite yıllarını, sonrasını, Türk sanayisinin gelişmesi için verdiği mücadeleyi...

Yazının Devamını Oku

Yer Diyarbakır, kuyruk Picasso kuyruğu gibi

Bu fotoğrafta, sırada bekleyen insanların ancak bir bölümünü görüyorsunuz. Çekilen videoları seyrederseniz, kamera sıranın sonuna kadar gidip köşeyi döndüğünde, bu kuyruğun devam ettiğini göreceksiniz...

Bu bir maç kuyruğu değil...

Bir pop müzik konseri kuyruğu değil...

Ahmet Güneştekin’in geçen cumartesi Diyarbakır’da açılan “Hafıza Odası” sergisine girmek için bekleyen insanlar bunlar...

Sanat alanında böyle bir kuyruğu geçtiğimiz 10 yıl içinde iki defa gördüm...

Biri İstanbul’da Sakıp Sabancı Kültür Merkezi’ndeki Picasso sergisiydi.

Öteki de İzmir’de Arkas Sanat Merkezi’nde açılan Picasso sergisiydi.

Bugüne kadar

Yazının Devamını Oku

Sonradan görme bir züğürdün o sorusu

Dün size 85 metrelik bir megayatı bütün iştahımla anlattım.

Ne yalan söyleyeyim, güzel yaşamak hayalleri olan bir insandım, hâlâ da öyleyim.

O nedenle memleketin bunca meselesi varken aklım yine de böyle şeylere takılıp gidiyor...

Yani benim de böyle sevdalı bir başım var.

İyi yaşamak bugün kurduğum bir hayal değil...

Mavi yolculuklar, yat sefaları ile ilgili hayallerim çok eskilere gidiyor...

Mesela şu fotoğraf.

1971 yılında Gökova’da bir yerde çekildi.

Yazının Devamını Oku

Sizce bu 85 metrelik megayatı satın alabilecek kaç kişi vardır?

Türkiye’de değil, dünyada kaç kişi vardır diye soruyorum.

Yat 85 metre...

Türkiye’de yapıldı.

Bir Türk şirketi tarafından yapıldı.

Yapımı 4 yıla yakın sürdü.

Ve geçen ay Cannes’daki dünyanın en önemli yatçılık fuarında ilk defa dünyanın dikkatine sunuldu.

Aldığım bilgiye göre, fuarın en ilgi çeken teknelerinden biri oldu.

4 gün boyunca 1.000 kişiye yakın insan tekneyi gezdi...

Yazının Devamını Oku

Öyleyse... Bir gün ben de Kırmızı Kraliçe'ye giderim

İlk haber 12 Ekim günü, ABD’nin Teksas eyaletinin Van Horn adlı bölgesinden havalanan bir uzay aracından geldi. Amazon’un sahibi Jeff Bezos’un Blue Origin adlı şirketinin uzaya ikinci uçuşunu yapan roketinin içinde tanıdık bir isim varmış.

William Shatner...

*

Biz onu daha çok “Captain James T. Kirk” olarak tanıyoruz...

Yani bizim bildiğimiz, 1970’lerin efsane uzay dizisi Star Trek’in ünlü kaptanı Kirk...

İşte onu oynayan aktör William Shatner, bu defa gerçekten uzaya gitmiş ve dönmüş.

‘Uzay Yolu’ (Star Trek) dizisi ilk kez 8 Eylül 1966 günü yayınlandı.

Dünya

Yazının Devamını Oku

Banyan ağacına asılı 10 esrarengiz ceset

Her şey bir yaz sabahı, sokağın orta yerindeki bakkal dükkânının zamanında açılmaması ile başladı.

Sütçünün getirdiği süt kasaları hâlâ dükkânın önünde duruyordu.

Durumdan şüphelenen komşular eve girince dehşetten donup kaldılar...

Yıl 2018’di...

Olay yeri Hindistan’ın Delhi şehrinin kuzeyindeki popüler bir mahalleydi...

O sabah dükkân sahibinin üst kattaki evine giren komşular, evin tavanındaki mazgal şeklindeki demirlere asılı 10 cesetle karşılaştılar.

Bir ceset de içeride bir odada yatağın üzerinde yatık vaziyetteydi.

*

Yazının Devamını Oku

Bu kadın 'Yetmez ama evetçi'leri fabrika ayarlarına döndürür mü

Bu yıl ekonomi dalında Nobel alan üç ekonomisti tanımıyorum.

Ama bir ekonomist var ki, nereye baksam onu görüyorum şu son zamanlarda.

Mariana Mazzucato...

*

Dünyayı sarsan 68 Mayıs olaylarından bir ay sonra, 16 Haziran 1968’de doğmuş.

İtalyan asıllı ama çifte vatandaşlığı var.

Aynı zamanda Amerikalı...

Londra Kolej Üniversitesi’nde ekonomi bölümü öğretim üyesi.

Aynı zamanda Dünya Sağlık Örgütü Ekonomi Konseyi üyesi.

Yazının Devamını Oku

‘Final Töreni’ndeki bu şampanya nasıl patladı?

Önce, bir yıl önceye döneyim.

Yıl 2020...

Uzun yıllar yapılamayan Formula 1 yarışları yine Türkiye’ye dönmüş ama pandemi nedeniyle seyircisiz yapılıyor.

O gün F1 tarihinde bir rekor kırılıyor.

Lewis Hamilton bu yarışın İstanbul ayağını da kazanmış ve yarışma tarihine yeni bir rekor yazmış.

Bu yarışı, 7’nci defa kazanıp Ferrari efsanesi Michael Schumacher’in rekorunu egale etmiş.

Yani Formula 1 tarihinde çok özel bir gün...

Bütün dünyanın gözü Türkiye’deki pistte yapılacak ödül töreninde...

Yazının Devamını Oku

İşte medyanın yeni testosteron kralı

Biliyorum bu pazar günü, “memleketin bunca sorunu varken” lobisinden yine epey dayak yiyeceğim...

Ne yapayım, dayanamıyorum... Bir de böyle dayaklara şerbetliyim.

Bugün pazar, kasveti atıp eğlenceli bir konuya gireceğim.

*

Geçen hafta itibarıyla “Türkiye’nin testosteronu en yüksek medya mensubu” tahtı beden değiştirdi. Geçen haftaya kadar en yüksek testosteronlu erkek medya mensubu bendim. Dr. Osman Müftüoğlu nezaretinde ölçülmüş testosteronum 623’tü...

Hatta Fenerbahçe benim için 623 numaralı bir de forma yaptırmıştı.

*

Sahip olduğum “E.T.” unvanım, yani “En yüksek Testosteron” tacım, geçen hafta itibarıyla elimden alındı.

Üstelik de bir magazinci tarafından alındı.

Yazının Devamını Oku

‘Happy Birthday’ telefonları: Putin’i hangi başkanlar aradı

Dün sabah küçük bir haber dikkatimi çekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan önceki gün Rusya Devlet Başkanı Putin’le bir telefon konuşması yapmış.

Nedense bu haber bir gün önce pek dikkat çekmedi.

*

Acaba doğru mu diye Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın sitesine girip baktım.

Gerçekten bir gün önce açıklama yapılmış...

Açıklamada küçük bir cümle dikkatimi çekti:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, Rusya Devlet Başkanı Putin’in doğum gününü de kutladı.”

İfadede

Yazının Devamını Oku

Çok teşekkürler İsmail Bey, sayende ilk 4 madde yazıldı

Bu hafta başına kadar tablo aynen şöyleydi.

Cumhur İttifakı yeni bir anayasa için düşünce egzersizine başlamıştı.

Millet İttifakı ise resmen veya gayriresmi olarak dahil 6 partinin temsilcileri iee yeni bir anayasa için masaya oturmuştu.

*

İki kanat, iki ayrı sistem üzerine anayasayı konuşuyordu.

Cumhur İttifakı “Güçlendirilmiş Başkanlık Sistemi” üzerine...

Millet İttifakı ise “Güçlendirilmiş Parlamento” sistemine dönüşü savunuyordu...

İkisi çok ayrı yerlerdeydi...

*

Yazının Devamını Oku

Yarasalar ve fareler sarayı basınca ne oldu

Cumartesi sabahı bizden önce yabancı bir gazeteci grubu Arslantepe’deymiş.

Orada bir gazeteci sormuş: “Siz burada neyin peşindesiniz?”

Yabancı gazeteci bu soruyu sorunca Francesca da ona bir başka soruyla cevap vermiş:

“Benim için burada bulduğumuz en önemli şey ne biliyor musunuz?”

Gazeteci merakla bakınca devam etmiş:

“Tohum. Evet kazı sırasında bulduğumuz en önemli şey tohumdu. Bir oda dolusu tohum bulduk. Çünkü en geç tabakalarda çalışıyoruz. O dönemde insanlar ne yiyor biliyoruz ama emin değildik. Çoğu buğday ama başka çok ince tohumlar da var. Seneye botanik antropologları bakacak ve ne yediklerine karar vereceğiz.”

‘Aslan’ın altındaki dünyaya yolculuğumuzun ikinci günü bu tohumların sırrıyla başlıyor.

Çünkü bu tohumlar daha şimdiden bize çok çarpıcı bir tarihi gerçeği anlatıyor.

Yazının Devamını Oku

Dünyanın ilk laik devleti işte tam da burada doğru

VIA Lancellotti, Roma’nın merkezinde Lancellotti meydanına açılan bir sokak.

Bu sokağın 18 numaralı binasının kapısında Türk ve İtalyan bayrakları asılı.

Çünkü burası Türkiye’nin Roma’daki Yunus Emre Kültür Merkezi...

İşte bu binada 28 Şubat 2021 günü çok ilginç bir söyleşi yapıldı. Söyleşiyi yapan kişi Marcella Frangipane isimli bir profesördü.

Roma’nın prestijli La Sapienza Üniversitesi’nin öğretim üyesi. Ama onun bizi çok yakından ilgilendiren bir başka unvanı daha var.

Malatya’daki Arslantepe Höyüğü’nün eski Kazı Heyeti Başkanı.

*

Frangipane, Arslantepe’nin artık hepimizin bildiği önemini anlattı.

Burası MÖ 6 binden başlayıp, MS 1’inci yıla kadar uzanan bir dönemde bilinen en önemli yerleşim alanıydı.

Yazının Devamını Oku

Liderin önündeki ışık ve arkasındaki gölge

Bir gazeteci olarak beni en çok etkileyen siyasi fotoğraflardan biri budur.

Çünkü bana Avrupa ve insanlık tarihindeki çok önemli anlardan birini anlatır.

Fotoğrafta gördüğünüz kişi, Almanya’nın en önemli şansölyelerinden biri olan Helmut Kohl...

Fotoğraf 2014 yılında Bild gazetesi için ünlü fotoğrafçı Andreas Mühe tarafından çekildi.

*

Fikir, Bild’in eski Genel Yayın Yönetmeni, dostum Kai Diekmann’a ait...

Kohl, o sırada hastaydı ve çekime ancak tekerlekli sandalye ile gelebilmişti...

Kai, onu Ludwigshafen’den helikopterle alıp Berlin’e getirmişti.

Bu fotoğraf, Berlin Duvarı’nın yıkılışının 25’inci yılı için, sabaha karşı 05.00’te, Berlin’in Brandenburger Kapısı’nda çekildi...

Yazının Devamını Oku