GeriErtuğrul ÖZKÖK Fatih Hoca’nın kızı kime öfkeli, kimlere
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Fatih Hoca’nın kızı kime öfkeli, kimlere

Babası 65 yaş üstünde…

En büyük risk grubunda…

*

Daha iki Pazar önce babası haykırıyordu “Niye oynatıyorsunuz bu maçları” diye…
Koronavirüs pozitif teşhisi konmuş…
Sadece ona mı…
Takımın bir yöneticisine ve eşine daha…

*

Her gün oradan buradan gelen yaşlı insan ölümlerinin acısıyla dolmuş kızı öfkeyle haykırıyor…
Öfkeyle…

*

Bence hiç bakmayın o öfke tweetinin altında kimin imzası var diye…
Bugün Fatih Terim’in kızı…

Ama yarın bir başka acılı evladınki olacak. Bilin ki bu öfke bu ülkenin beyninde şuur taşıyan insanlarının öfkesidir…

Fatih Hoca’nın kızı kime öfkeli, kimlere

***

Bence hiç sormayın kime bu öfke diye…
Kimlere deyin…
Sonra yazın alta alta adresleri…

*

(*) AVM’leri açık tutanlara paragöze; İlle de sokağa çıkarım diyen vurdumduymaza…
(*) Boğaz’da yürüyüş, sahilde balık keyfimden vazgeçmem diyen bencile…

Vurdumduymaza…

Bananedenciye…

Bize bir şey olmazcıya…

(*) Bir türlü karar veremeyene…
(*) Disipline uymayana, uyduramayana…
(*)Hepimize…

*

Babasının hayatından endişeli genç bir kadının çığlığıdır bu…
Hala da duymuyorsak yuh olsun bize…

OSMAN HOCAM HAVUZDAKİ BU YENİ ORTA YAŞ GRUBU NE OLDU

Bu fotoğraf 12 Ağustos 2017 günü Bodrum’da Nikki Beach’te çekildi.

Türk medya ve sağlık tarihine geçmiş bir fotoğraftır.

Çünkü o gün Osman Müftüoğlu ile yaptığımız sohbette, çok tartışılan “yeni orta yaş grubu” teorisini ortaya atmıştık.

Aradan 3 yıl bile geçmemiş...

Dün bu fotoğrafa bakarken şahsi tarihimin bir kronolojisini çıkardım

Fatih Hoca’nın kızı kime öfkeli, kimlere

Bugüne kadar...

60 yaş üstü bedava toplu taşıma kartı almayı...

Reddettim...

Londra’dan Paris’ giderken EuroStar treninde 60 yaş üstü indirimden yararlanmak yerine, tren saatleri ile ilgili indirimlerden yararlanmayı tercih ettim.

Osman Hoca ile birlikte “yeni orta yaş” teorisinin en büyük savunucusu ve ideologlarından oldum.

*

Ama şimdi soruyorum...

Bütün çabalarım heba mı oldu...

*Bir hayal, bir umut, bir düş müydü yeni orta yaş...

,Şu an “65 Plus EvdeTekBaşına” hasthag’i derisine kazınmış bir “damgalı moruk” olarak evimde yaşamaya mecburum.

Osman Hocam konuşalım şu günlerde “yeni orta yaş” meselesini...

Ben hâlâ reddediyorum üzerime asılmaya çalışılan bu “65 Plus” plakasını...

Sen ne dersin hocam...

Yine girelim mi havuza...

ARABA BAGAJINDA EVDEN KAÇMAYA ÇALIŞAN ÜNLÜ

Ben biraz isyandayım... Herkese buradan ilan ediyorum...

İçimde bir Guy Fawkes doğdu...

İçimde bir “V for Vendetta” ateşi yandı... Ruhum avaz avaz haykırıyor: “Yaşasın illegalite...

Zalimler için yaşasın cehennem...”

Yani yakında beni bir arabanın bagajında kaçarken yakalanmış görürseniz şaşırmayın...

Çünkü artık benim yerim şehrin kanalizasyonları...

Boş metrolar...

*

ÇOK ÖNEMLİ NOT: Sayın savcılar aman ciddiye almayın...

“Yeni orta yaş” ehliyetini kaybetmiş küskün bir vintage erkeğin iki kadeh içtikten sonraki sayıklamalarıdır bunlar.

EVDETAKBAŞIMA

BUGÜNLER İÇİN DEVRİM MARŞIMI DA BULDUM

65 yaş üstüne ev yasağının geldiği cumartesi gününden 24 saat önce Kalben’in yeni albümü “Kalp Hanım” streaming platformlarına kondu.

İşte o albümde “Bende Kal” diye bir şarkı var ki...

İçimde yanmaya başlayan “V for Vendetta” ateşinin devrim marşı oldu.

*

Şu sözlere bakar mısınız...

“Gel bu gece gel bende kal

Yarın işe gitme benle kal

Sonra da gitme bir yere ki

Kalmanın olsun bir anlamı

Gel bu gece gel bende kal ki

Uyanmanın olsun bir anlamı...”

Fatih Hoca’nın kızı kime öfkeli, kimlere

POLİS VE ASKERLE DALGA GEÇMEYE KORKAR MIYDINIZ

LEVENT Kırca ile yapılan mülakatta bir de şu soru soruluyor:

Hicvetmeye, taklit etmeye çekindiğiniz bir kişi var mı?

“Hayır yok. Herkesi hicvederim. Ben bu ülkede askeri darbeleri ve polisi ilk hicveden kişiyim. Polisi kaç kere hicvettim, Emniyet Teşkilatı bana plaket verdi.”

Peki askeri de hicvedebilir misiniz?

“Tabii ki... Ben askeri hicveden bir şey yapsam bilirim ki Genelkurmay başkanı açar beni tebrik eder. O kadar da katı değil benim ülkem. Bence sorun krallardan değil kralcılardan geliyor.”

Şöyle düşündüm...

Niye ve neden kaybettik bu güzel hasletlerimizi...

Şu korona hapsi, bunu düşünmek için iyi vesile olamaz mı...

LEVENT KIRCA’NIN EN ZOR TAKLİT ETTİĞİ İNSAN

Hayatımı alnıma yapıştırılan “EvdeTekBaşına” hashtag’i ile yaşadığım şu günlerde, şimdi aramızdan ayrılmış olan bir insanı yeniden keşfettim.

Aslında asıl büyük keşfim, geçen gün Fatih Çekirge’nin köşesinde okuduğum BBC Türkçe servisinin “Arşiv Odası” adlı belgesel arşivi oldu.

O arşivde 1996 yılında Levent Kırca ile yapılmış bir mülakatı izledim.

Sonra oturup Levent Kırca’nın 16 yıl boyunca hayatımıza girip, bizi gülüp geçirmiş “Olacak O Kadar” programlarından bazılarını yeniden seyrettim.

*

Yaşım mı, yoksa şu an dünyanın bütün insanları ile birlikte içinde bulunduğumuz psikoloji mi bilmiyorum...

Ama BBC Arşiv Odası’ndaki mülakattan çok etkilendim...

*

Kırca’ya “Taklit etmekte zorlandığınız kişiler var mıydı” diye soruluyor.

O da “Evet, mesela Mehmet Barlas’ı taklit etmekte çok zorlandım” diyor...

Asıl önemlisi devamında anlattığı şeyler:

“Daha sonra bir yemekte bunu Mehmet Barlas’a söylediğimde bana şu cevabı verdi:

Normal... Annemle babam da beni yaparken epey zorlanmışlar...”

*

Düşündüm de...

Demek ki o yıllarda mizahçılarla gazeteciler arasında böylesine sıcak, güzel, insani ilişkiler varmış.

SAKİN VE GÜVEN VEREN BİR SUNUCU NE KADAR ÖNEMLİ

BBC Arşiv Odası programı ile birlikte harika bir program sunucusu, daha doğrusu “narrator” (anlatıcı) keşfettim. Programı sunan Aylin Yazan her mülakatı o kadar güzel, sakin ve güven verici bir üslup ve Türkçeyle konuşuyor ki... Bu tür bir sunuculuğu ne kadar özlemişim...
Buradan kendisini kutluyor ve teşekkür ediyorum.
Arşiv Odası’na müthiş bir kalite ve güvenilirlik getirmiş.

Fatih Hoca’nın kızı kime öfkeli, kimlere

KİM İLK GÜN BÖYLE BİR ŞEYİ ARAYA SIKIŞTIRIR MERAK ETTİM

HAYRETLE okuyorum... Bütün dünya panikte...

Ülke baştan sona korona histerisini yaşıyor... Okullar kapatılmış...

Ve çocuklara uzaktan eğitim programı başlatılıyor...

İşte böyle bir sırada kimse o, hangi kafaysa...

İlk gün eğitim programına Adnan Menderes’in idam edilişini gösteren çizimler koyuyor...

*

Merak ediyorum...

Kimdir, hangi kafadır, kime, neye hizmet için böyle bir şey yapmıştır...

Neyin fırsatçılığıdır bu...

Kime yaranma, hangi durumdan vazife çıkarma gayretidir...

*

Eğitimciliğini herkesin beğendiği Milli Eğitim Bakanımıza sormak isterim...

Sayın Bakan, siz çocuğunuza böyle bir günde anlatmak için bula bula tarihimizin bu trajedik olayını mı bulurdunuz...

Memnun olur muydunuz zaten psikolojik baskı altındaki çocuğunuzun böyle bir günde bunu seyretmesinden...

Nitekim bakan da çok rahatsız olmuş ve bunu çok net bir açıklamayla duyurdu.

X

Verilen bir söz her zaman sadece bir söz değildir

Aydın Doğan Vakfı bu yılki ödülünü BioNTech aşısını bulan Özlem Türeci ve Uğur Şahin’e vermiş.

Çok doğru bir seçim...

Ben bu yıl Nobel ödülünün de onlara verilmesini bekliyorum...

*

Bu haberi okurken aklıma geçen ay televizyonda seyrettiğimiz bir ortak basın toplantısının görüntüleri geldi.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ve Prof. Uğur Şahin birlikte Türk halkının önüne çıktılar.

Biri Türkiye’den, öteki Almanya’dan katıldı...

Sağlık Bakanı o gece Türk halkına BioNTech ile yapılan anlaşmayı açıkladı.

50 milyon doz aşı gelecekti...

Yazının Devamını Oku

Başkanlar anketi kaybetti ama sandığı da kaybetti mi

Dünyanın en azgın iki popülisti seçimle gitti.

Önce Trump...

Sonra Netanyahu...

Önceki gün de Fransa’daki yerel seçimlerde Avrupa aşırı muhafazakâr sağ popülizminin en güçlü figürlerinden biri olan Marine Le Pen’in partisi beklediğini bulamadı...

O nedenle dünden itibaren Avrupa’da şu soru sorulmaya başlandı:

Son 15 yıldır Avrupa’da yükselen “Sağ muhafazakâr popülizm artık geriliyor mu?”

Evet bunun işaretleri var.

EN AZILI POPÜLİSTİN KORKTUĞU OLDU KARŞISINDAKİ MUHALEFET CEPHESİ BİRLEŞTİ

Yazının Devamını Oku

24 saat kala: ‘Dün’ tamam ama ‘bugün’ ve ‘yarın’ ne

Galatasaray’ın yeni başkanı konuşulurken dün futbol dünyasına bir başka bomba düştü.

Üç yıldır sessizliğe gömülmüş bulunan Fenerbahçe’nin eski başkanı Aziz Yıldırım bu perşembe günü bir basın toplantısı düzenleyecekti.

Basın toplantısının yapılacağı tarih ilginç: 24 Haziran Perşembe...

Yani Fenerbahçe’de başkanlık seçimi yapılacak kongreye 24 saat kala yapıyor bunu Aziz Yıldırım...

Üç yıl önce başkanlık yarışını kaybettiği günden beri sessizliğe büründü.

O günden beri Şükrü Saracoğlu Stadı’na adımını atmadı.

Şimdi perşembe günü, hem de Çırağan Oteli’nde, niye böyle bir basın toplantısı yapıyor?

Her Fenerbahçeli gibi benim de kafamda bazı sorular vardı.

Dün bunların cevabını aradım.

Yazının Devamını Oku

Sokaktaki bu yürüyüş teşhir midir yoksa narsist bir cazibe dansı mı

Bu fotoğraf 1954 yılında Napoli’nin bir caddesinde çekildi...

Yürüyen kadın Sophia Loren...

Önceki akşam streaming platformlarda İtalya’nın efsane kadın oyuncusu Sophia Loren’in hayatını anlatan “Cercando Sophia” adlı belgeseli seyrettim.



Belgeselde Sophia’nın Napoli’de çekilen “İtalyan Usulü Evlilik” filminde şahane bir elbiseyle caddedeki yürüyüşünü gösteren bu sahne var...

*

Yazının Devamını Oku

Bu surata karşı ne mi bekliyorum: Diz çöken futbolcunun duyarlılığını

Bu adama iyi bakın...

Suratına tükürmeden önce iyice bakın ki gerçek yüzünü iyi görebilin.



İster AKP’li olun, ister CHP’li...

İster İyi Partili olun, ister MHP’li...

İster Deva Partili, Gelecek Partili, İP’li olun...

Yazının Devamını Oku

Yenilmiş bir Hıristiyan, yenmiş iki Müslümanla dans edebilir mi

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önceki gün Azerbaycan Meclisi önünde yaptığı konuşmanın şu bölümünü bir kere daha dikkatle okuyalım:

“Gelin 6 ülke bir platform oluşturalım. Rusya, Türkiye, Azerbaycan, İran, Ermenistan ve Gürcistan.”

*

“Bu platformla birlikte artık bölgede bir sükûnet meydana gelsin, düşmanlıklar kalksın.”

*

“Gürcistan’ın bazı kendine has sualleri vardı. Son Türkiye ziyaretinde tekrar konuştuk. Bu Gürcistan’ın da lehine olacaktır.”

*

“Bu bölgenin barışa ihtiyacı var, bunu başarmamız lazım. Ermenistan, Azerbaycan’la problemlerini çözdükçe Türkiye olarak gereken adımları atacağız.”

*

Yazının Devamını Oku

Bu mektuplar sadece platonik bir aşkın mı ürünüydü... Yoksa

Yoksa... Aralarında fiziki ilişki de var mıydı...

Upper Cihangir toplu halde “Villegiatura” (Sayfiye) mevsimi için Bodrum Gümüşlük’e gittiği için edebiyat dedektifliği görevi yine bana düştü.

Dünün en güzel haberi Hürriyet’te kültür yazarımız İhsan Yılmaz’ın köşesindeydi.

Şiirde “İkinci Yeni” akımının en sevdiğim dört şairinden biri olan Edip Cansever’in, seramik sanatçısı Alev Ebüzziya’ya yazdığı 123 aşk mektubu yayınlanmış.

Edip Cansever bugün artık hayatta olmayan büyük bir şair...

Alev Ebüzziya büyük bir seramik sanatçısı ve hâlâ hayatta... Aynı zamanda o kuşağın en güzel ve çekici kadınlarından biri...

Edebiyat aleminde bu tür mektuplaşmalar her iki taraf da hayattan ayrıldıktan sonra yayınlanır...

Öyleyse bu mektuplar nasıl yayınlandı?

Yazının Devamını Oku

Dirsek dirseğe, kol kola, yüz yüze, baş başa Avrasyacılığın sonu mu

 Zirve yazıları çok sıkıcıdır... Bildim bileli de klasik formatlarla yazılır...

Ancak bu NATO Zirvesi bence son yılların en önemlisiydi...

O nedenle, sıkıcılığı göze alarak bu zirve ile ilgili görüşlerimi yazmak istiyorum.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın NATO Zirvesi’ndeki temasları bence Türkiye açısından son derece önemli oldu.

Bunu hangi somut bilgiye dayanarak söylüyorsun diye sorarsanız, cevabım şu...

Kimsenin bilmediği ve benim bildiğim şeylerden biliyordum demeyeceğim. Çünkü kimsenin bilmediği şeyleri şu an itibarıyla ben de bilmiyorum...

Ama yıllardır bu tür olayları izleyen bir gazeteci olarak, yapılan açıklamalardan, gördüğüm fotoğraflardan, vücut dillerinden çıkardığım bazı sonuçlar var.

Kaynaklarım, liderlerin karşılaşma anlarındaki vücut dilleri, dokunuşları, yüz ifadeleri...

Yazının Devamını Oku

Sadece o gitmedi o da birlikte gitti

Evet İsrail’de 12 yıllık Netanyahu başbakanlığı dönemi sona erdi.

Ortadoğu’nun en tehlikeli “popülisti” iktidar koltuğunu kaybetti...

Yerine bir koalisyon geldi...

Hem İsrail “Oh” dedi...

Hem dünya...

Gelin olanları alt alta yazalım ve biraz geri çekilip bakalım:

İsrail halkı ve parlamentosu, Netanyahu’nun “Ben gidersem İsrail batar” şantajına kulak asmadı.

İsrail halkı ve parlamentosu,

Yazının Devamını Oku

Maskesiz plaj fotosunda kimler Blues Brothers, kim tiki, slim fit

Türk iş dünyasının VIP’i pandemi sonrası açılışı geçen hafta İstanbul’da Lucca’da yaptı.

Dünyanın en güçlü 7 ekonomisinin lideri ise önceki gün İngiltere’de Cornwall Plajı’nda bir araya gelip geleneksel aile fotoğrafını çektirdi.

Yüzlerinde maske yoktu ama aralarına sosyal mesafe koymuşlardı.

Böyle olunca da hepsinin duruşu ve kıyafeti daha çok ortaya çıkıyordu.

Ben de bu dünyanın en gelişmiş 7 ülkesini yöneten liderlerin kıyafet ve vücut dili analizini yaptım.

Yanıma danışman olarak da eski Radikal gazetesinin moda yazarı ve erkek giyim markası Milimetric’in kurucu ortağı Kağan Gökalp’i aldım.

İşte bizim gözümüzden dünyayı yöneten “maskesiz yedili”....

Yazının Devamını Oku

Son fotoğraf ve ibretlik bir ‘Yeni Türkiye’ hikâyesi

15 Temmuz 2016 gecesi, saat 22.14’te internet siteleri küçük bir haber geçti.

Eski milletvekili Nevzat Yalçıntaş Çatalca İlyas Çokay Devlet Hastanesi’nde ölmüştü.

83 yaşındaydı ve ölüm nedeni kalp kriziydi...

*

Prof. Yalçıntaş, eğitimini Fransa ve İngiltere’de yapmış, parlak bir öğretim üyesiydi.

TRT’nin eski genel müdürlerinden biriydi.

İki dönem milletvekilliği yapmıştı.

Muhafazakâr kesimin en demokrat insanlarından biriydi...

İktisat fakültesinde eski Cumhurbaşkanı

Yazının Devamını Oku

Kâinatın en büyük sırrının fotoğrafını kim, nasıl çekti

Dün Kuzey yarıküre çok ilginç bir güneş tutulması izledi.

Birçok yerden, “Halkalı tutulma” denen bu olayı gösteren harika fotoğraflar geldi.

Bana göre en güzeli de manşete koyduğum bu fotoğraf oldu...

Halkalı tutulma gözümüzü yine uzaya çevirdi.

Bundan istifade ederek ben de son yıllarda size kâinatla ilgili en ilginç olaylardan birini anlatayım.

12 Nisan 2019 günkü yazımda, insanoğlunun yıllardır konuştuğu “karadelik” denilen “şey”in fotoğrafının çekilmesinin hikâyesini yazmıştım.

Karadelik için, “öteki dünyanın kapısı” da diyebiliriz.

Kâinatın en az bilinen boşluklarıdır karadelikler.

Yazının Devamını Oku

Yarın Roma'da sahaya ilk defa Z kuşağı çıkıyor

Türkiye Milli Takımı yarın Roma’da İtalya’nın karşısına çıkıyor.

Geçen yıl yapılamayan Avrupa Futbol Şampiyonası bu maçla başlıyor.

Hürriyet Avrupa baskısı bugün şampiyona için hazırladığı 28 sayfalık güzel bir ek veriyor.

O ek için benden de bir yazı istediler.

O yazıyı hazırlarken farkına vardım şimdi yazacaklarımın.

Yarın sahaya belki de tarihimizin en genç milli takımı ile çıkacağız.

Gelin şu rakamlara bakalım.

*

Takımızın yaş ortalaması 25 ve şampiyonaya katılan 24 takım arasında en genci...

Yazının Devamını Oku

Bu yıllar geçecek, Ezgi Mola kalacak... Ya siz

Ezgi Mola’yı son defa Alice müzikalinin kulisinde görmüştüm.

Harika Kırmızı Kraliçe oyununu sevmemize çocuk gibi sevinmişti...

O gece üzerinde bu fotoğrafta gördüğünüz “Kırmızı Kraliçe” kıyafeti vardı.

“Bu rolü Türkiye’de en iyi oynayacak isim” demiştim.

*

Dün milletçe öğrendik ki Ezgi Mola hakkında 4 yıla kadar hapis cezası istemi ile dava açılmış.

Nedeni de tecavüze uğrayıp intihar eden genç kızı savunmak için attığı tweet’miş.

İddiaya göre intihar eden kıza tecavüz iddiasıyla yargılanan kişiye hakaret etmiş.

Ne kadar da onuruna düşkün bir arkadaşmış meğer...

Yazının Devamını Oku

Biz Türkler nikâh şekerini Lükres Borjiya'nın kına gecesinde mi öğrendik

Dün Hürriyet ve New York Times’ın manşetinde benzer bir haber vardı. Pandemi sırasında yasaklanan düğünlerin yeniden başlaması.

Hürriyet’in haberine göre Türkiye’de bu yıl düğün patlaması yaşanacakmış.

Normal yıllarda 500 bin olan düğün sayısının bu yıl 750 bine çıkması bekleniyormuş.

New York Times’ın haberine göre de İtalya da 17 Mayıs’tan itibaren düğünleri serbest bırakmış.

Düğünlerin serbest bırakılması bu iki ülkenin iki şehrinde özel bir sevince yol açtı.

Türkiye’de İzmir...

Çünkü İzmir gelinlik üretiminde belki de dünyanın en büyük şehri...

Sadece Türkiye’nin değil, Avrupa’nın gelinlik ve damatlık kıyafetleri oradan gidiyor.

Yazının Devamını Oku

Özel telefon, Whatsapp mesajı yayınlayan, yayan fena yandı

O meşum 3 Temmuz gününü hayatım boyunca unutmayacağım.

Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın evinden alınıp götürülüşü hâlâ gözümün önünde...

Saracoğlu Stadı’nda FETÖ’cü polislerin provokasyonunu hiç unutmayacağım... Orada yediğim biber gazı hâlâ genzimde...

*

Neler yaptılar bu kulübe...

Sırf Atatürkçü diye... Sırf herkes FETÖ yalakalığı yaparken onlar yapmadı diye...


Yazının Devamını Oku

Erdoğan, Biden'a fesli bir boksörü anlatacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD Başkanı Biden’la yapacağı görüşmenin tarihi kesinleşti.

Önceki gün aldığım bir bilgiye göre Erdoğan bu görüşmede ABD Başkanı’na bir boksörden söz edecek.

Bir de kitap hediye edecek.

Kitabın adı da şu: “A Golden Heart Mitten...”

Yani “Altın Kalpli Eldiven...”

*

Önceki gün AKP’li bir başkanla ringe çıktım.

Beyoğlu’nun göbeğine kurulmuş bir ringin kenarındaki halatları kaldırıp birlikte içine girdik ve bu fotoğrafı çektirdik.

Ringe çıkma daveti Beyoğlu Belediye Başkanı

Yazının Devamını Oku

Spor yazarları artık maç sonu kültürünü köklüce değiştirmeli

Osaka, aldığı ceza sonrasında Fransa Açık’tan çekilirken, Kadın tenisçinin kararı, aynı zamanda bütün dünyada ‘sporcuların mental sağlığı’ konusunu da tartışmaya açtı.

Bu hafta başında spor dünyasını çok yakından etkileyen çok önemli bir tartışma başladı... Tartışmayı başlatan kadın bir sporcuydu ve şu anda spor medyasında toz duman. Olay şu:

KADIN SPORCU MAÇ SONU TOPLANTISINI REDDEDİNCE

Paris'te yapılan Fransa Açık Tenis turnuvasında Naomi Osaka maç sonunda yapması gereken basın toplantısına çıkmayı reddetti... Böylece tenis tarihinde bir ilke imza attı. Nedenini de şöyle açıkladı: “Bu basın toplantılarında sorulan negatif ve öfkeli sorular psikolojimi bozuyor ve benim mücadele azmimi kırıyor...”

KIZGIN ORGANİZATÖRLER PARA CEZASI VERDİ, İHRAÇLA TEHDİT ETTİ

Tabii organizatörler Naomi Osaka’ya hemen 15 bin dolar para cezası verdiler. Onunla da kalmadılar, turnuvadan ihraç edebileceklerini ve disiplin soruşturması başlatılabileceklerini ifade ettiler.

Naomi Osaka da ceza almasından 1 gün sonra turnuvadan çekildiğini açıkladı. Spor dünyasında büyük bir tartışma başladı ve çok sayıda sporcu Naomi Osaka’ya destek verdi. Kadın tenisçinin kararı, aynı zamanda bütün dünyada ‘sporcuların mental sağlığı’ konusunu da tartışmaya açtı.

BAZI GAZETECİLER SORU SORMUYOR KENDİNİ GÖSTERMEYE ÇALIŞIYOR

Yazının Devamını Oku

İstanbul’un gayriresmi VIP açılışının yıldızları

Bana göre İstanbul pandemi sonrası açılışını önceki gün yaptı.

İlk açılış “Perakende Günleri” toplantısıydı.

Toplantı sonunda, “Perakende Güneşi Ödülleri” verildi.

Birincisi pandemi sırasında başarılı olan şirketler ödüllendirildi.

Bir de “Yirminci Yıl Özel Ödülü” vardı.

Buna “Ödüllerin Ödülü” deniyordu....

Perakende sektörünü temsil eden 15 dernek ve iki ana sponsordan oluşan büyük jüri belirledi.

Ödülü Mudo mağazalarının kurucusu Mustafa Taviloğlu’na verdiler.

Ve onu, kendisinin yıllar önce söylediği şu cümleyle tanıttılar:

Yazının Devamını Oku

Bir sivil darbe mağduruna postmortem iade-i itibar

Önceki gün Türkiye’de bir “milli mutabakat” olayı yaşadık. Yakın tarihimizin, şimdi hayatta olmayan bir “sivil darbe mağdurunun” ayaklar altına alınmış onurunu iade ettik. Şimdi sizi bu “postmortem” yani ölümü sonrası gerçekleşen iade-i itibar olayının ilk gününe götüreceğim.

O meşum sabaha...

19 Aralık 2009 sabahı Beylerbeyi’ndeki bir askeri lojmanda silah sesi duyuldu.

Türk ordusunun bir subayı, o sabah tabancasını şakağına dayadı ve tetiği çekti. Arkasında da şu mektubu bıraktı:

“Hukuksuzluk sürecine hukuk adına saygı gösterilemez. Bu şekilde giderseniz ne yönetecek bir ordu, ne yaşayacak bir Cumhuriyet, bir ülke bulamayacaksınız.

Şunu bilin ki en küçük suçu ve günahı olmayan ben bu yapılan hukuksuzluğa isyan ve bu karanlığa bir nebze ışık olabilmek için hayatıma son veriyorum.”

*

Yarbayın adı

Yazının Devamını Oku