O su melekleri beni de yıkadı mı?

PHUKET’e detoksa gidinceye kadar “colotal” kelimesini hiç duymamıştım.

Oysa programımda bu kelimeyi gördüğümde, otomatik olarak evet demeden önce, başındaki “col” hecesinden şüphelenmeliydim.

Yani bunun “colon” (kalınbağırsak) kelimesinin ilk hecesi olduğunu fark etmeliydim.

Buraya gelmeden birçok arkadaşımdan “Sakın kolon temizliği yaptırma” uyarısı almıştım.

Bu olay rektumdan vücut ısısında su verilerek kalınbağırsakların temizlenmesi işlemi.

Anlayacağınız, “bağzı” erkeklere uymaz bir şey...

Giderken hepsine tek tek “Yaptırır mıyım öyle şey” dedim.

O su melekleri beni de yıkadı mı


Programa imzayı attığımda iş işten geçmişti.

Vazgeçmeye çalıştığımda ise program koordinatörüm beni öyle güzel bir anlatımla ikna etti ki, yapabileceğim bir şey kalmadı.

Evet arkadaşlar...
O şeyi yaptırdım.

Rektumdan kalınbağırsağa su verilerek yapılan toksinleri temizleme işlemine “Kolema” deniyor.

Bu işlemin yapıldığı odanın kapısında “Angel of water” yazıyor.

Yani su meleği...

Meğer en gelişmiş aleti yapan markanın adı buymuş.

Şirketin ürettiği kolon temizleme aletine neden “Su meleği” adını verdiğini bilmiyorum.

Ama o soruyu bana sorarsanız cevabım şu.

Evet su melekleri beni yıkadı...

Türkiye 20 yıldır bağırsaklarını temizleyemiyor ama ben kendi payıma temizleyip dönüyorum.


PHUKET'TE DETOKS YAPMANIN AVANTAJLARI VE DEZANATAJLARI


ÜLKE yemyeşil. Nereye baksanız sık bir yeşillik orman görüyorsunuz.

Her taraf plaj. Denizin suyunun rengi, Ege’ninki kadar güzel değil ama tabiat bu eksikliği fazlasıyla tamamlıyor.

Türkiye ile arasında 4 saat fark var. Yani Türkiye’nin insanı kahreden meselelerinden bir süre için kopuyorsunuz.

Dezavantajlara gelince.

Thai mutfağı çok güzel. Özellikle deniz ürünleri harika. Gittiğiniz her yerde, sokak aşçılarının tezgâhındaki yemekler bile insanı baştan çıkaracak kadar güzel görünüyor.

Bir de egzotik meyveler. Burası bir meyve cenneti. Yolda yürürken tezgâhlarda gördüğünüz her meyveyi yemek istiyorsunuz.


ANNENİZİN VE BABANIZIN ŞEKERİ KALBİ VARSA SİZ NE OLACAKSINIZ


DR. Lodi bir İtalyan. Ailesinde yüksek tansiyon, kalp hastalıkları ve diyabet çok görülüyormuş.

“Bazıları ailemizdeki bu hastalıklar için genetik diyor. Hayır bize genetik yolla geçen bir şey yok. İtalyan hayat tarzımız var. Yani makarna, sos, alkol, peynir, ekmek, jambon var. Sizin de pilavınız, böreğiniz.”

Daha iddialı şu cümle ile son noktayı koyuyor:

“Kanseri Tanrı yaratmadı. Tanrı insanı yarattı. İnsan da kanseri...”


VE GELELİM KADINLARIN MERAK ETTİĞİ ASIL SORUYA
KAÇ KİLO GİRDİM, ÇIKARKEN KAÇ KİLOYDUM


İLK güne dönelim.

Detoks kliniğine girdiğimde yapılan ölçümde kilom 82.5’tu.

Bunun 1 kilosunun uçak yolculuğu ödemi olduğunu söylemişlerdi.

Yağ ve kas oranım iyiydi.

Burada 5 gün kaldım.

İlk gün içinde salata olan hafif bir detoks rejimi uyguladılar.

Son 2 gün “Master detoks” denilen sadece sıvıyla beslenme şeklinde bir program uygulandı.

Son gün ise hafif meyve ve sebzeden oluşan bir kahvaltı programı vardı.

Ama her şey sebze ve meyve üzerine kuruluydu.

Beşinci sabah ayrılmadan önce aynı terazide yeniden tartıldığımda sonuç şuydu:

78.8 kilo...

Kendimi en iyi hissettiğim kilo 78...

Onu da “After detoks” (detoks sonrası) programla sağlayacağım.

Çünkü yaz geliyor ve yine içeceğim inşallah...


BİR OBEZ ADAYININ GÜNLÜK NOT DEFTERİ


UNUTMAYIN...

Burada aldığım temel eğitim şu:

Hepimiz obez adayıyız...

Kendimizi bıraktığımız, beslenmeyi bilmediğimiz takdirde yol oraya çıkıyor.

Detoks benim için çok zor olmadı.

Hayrettir... İçkiyi hiç aramadım.
Hayrettir ekmeği unuttum gibi.

Ama dördüncü günün akşamından itibaren hepsini hatırlamaya başladım. Hem de nasıl...

Detoks ikinci günden itibaren insanda yorgunluk ve enerji eksikliği yaratıyor.

O su melekleri beni de yıkadı mı


BU BÜYÜK BUDA HEYKELİNE BİR TAŞ DA BEN KOYDUM


KALDIĞIM detoks merkezine 30 kilometre mesafede Phuket’in en büyük Buda heykeli inşa ediliyor.

İnşaat alanına geçici bir manastır kurulmuş. Burada rahipler, Buda heykeline konacak kare halinde küçük mermer parçalarını satıyorlar. Büyük Buda heykeli böylece gelenlerin bıraktığı paralarla inşa ediliyor.

Sütunlarda, iki Türk çiftin üzerine ismini yazıp bıraktığı parçaları gördüm. Benimkini ise “Tansu’dan Büyük Buda’ya” yazarak bıraktım.

Böylece alkali derecemi yükseltecek ilk adımı da attım.

O su melekleri beni de yıkadı mı


ALLAH'IM BENİ İNSANİ HAZLARIMDAN YOKSUN BIRAKMA


PHUKET detoks yazılarım burada bitiyor. Tabii sonuçlarını size açıklayacağım. Yarın yolda olacağım için bir ihtimal yazı yazamayacağım.
Burada öğrendiğim şeyler şu:

İnsan mezarını dişleriyle kazarmış.

Ama yine de güzel hazırlanmış, iyi sunulmuş, yanında şarabı iyi seçilmiş bir yemek...

Allah beni bu iştahtan ve hazdan eksik etmesin...

Nasılsa detoks programları var...

X

Guy Ritchie ile o kırmızı halıda neler gördüm

Önceki akşam şahsi Beyoğlu tarihimin çok önemli bir günüydü.

Yıllarca önünden geçtiğim efsanevi Atlas Sineması yeniden açılıyordu.

*

Atlas Sineması’nın açılış tarihi 1948...

Yani benimle aynı yaşta sayılır...



Yazının Devamını Oku

İki 'kız arkadaşın' birbirine verdikleri 'çarşaf' sözü

Bir yanda Ayşe Kulin...

Çok satan kitaplara imza atmış bir yazar...

Başı açık...

Duruşu, tarzı ile kendine özgü...

*

Öteki tarafta Ayşe Böhürler...


Yazının Devamını Oku

Reform için küçük adalet için çok büyük bir cümle

Dün sabah arka arkaya önüme üç haber geldi... Üçünü alt alta yazınca, dördüncü unsur olarak yazının başlığındaki soru aklıma geldi.

Gelen haberler şunlardı:

*

SABAH HABER 1: Biden yönetiminin CIA’in başına getireceğini açıkladığı William Burns yaptığı açıklamada Çin’i “otoriter düşman” olarak niteledi.

Bu kavramı ilk defa işitiyorum... Demek ki artık dünyanın gündeminde “otoriter düşman” diye yeni bir kavram olacak.

*

SABAH HABER 2: İspanya geçmişin acımasız diktatörü Franco’nun son heykelini de indirmiş.

Franco

Yazının Devamını Oku

Elimize değmeyen, görmediğimiz para ile 190 milyar lira harcıyoruz

Son zamanlarda kendi çevremde, teknoloji çevrelerinde, bankacılık çevrelerinde, çok sık duyduğum üç kelime var.

“FinTech”, “Bitcoin” ve “Blockchain”...

İtiraf edeyim, üçünün de ne olduğunu tam olarak bilemiyorum.

Oysa bunlar giderek günlük hayatımıza şuradan buradan girmeye başladı.

Özellikle de “FinTech...”

Belki inanmayacaksınız, aramızdan 2 milyon insan bu teknoloji üzerinden alışveriş yapıyor. Pandemi sırasında online ödemelerde çok öne çıktı.

Bu ödeme sistemi hayatımızın belki de en önemli kavramlarından birini yavaş yavaş tarihe gömüyor.

Parayı...

Yani bir zamanlar cebimizde en çok gördüğümüz şeyi artık görmüyoruz.

Yazının Devamını Oku

Dönekler ve hainler yeni bir sayfa açıyor

Şerefli bir “dönek”, gururlu bir “hain” olarak yine sahalara dönüyorum.

Hem de iki yüksek yerden aldığım izinle...

Biri “devlet başkanı”ndan...

Öteki “patron”dan...

İkisi de bana “Döneklik ve hainlik artık bütün dünyada şerefli bir payedir. Çık göğsünü gere gere halkın arasına gir” dediler.

Dün gece sabaha karşı cep telefonuma Deadline Hollywood haber sitesinden bir haber düştü.

ABD’nin eski başkanı Barack Obama ile ABD’nin en büyük rock şarkıcısı Bruce Springsteen Spotify üzerinden ortak bir podcast’e başladılar

Yani yaptıkları sohbeti şarkı gibi Spotify üzerinden streaming olarak yayınlıyorlar.

Yazının Devamını Oku

Cübbeli: Biri bana beleş bilet verirse ben de Mars'a giderim

1) Bu hafta sonu en büyük eğlencem Cübbeli Ahmet’in Mars “parodisiydi”...

Vallahi dinlerken yıkıldım...

Bir kere daha söylüyorum...

Cem Yılmaz pandemi dolayısıyla çekilince, stand-up sahnesi Cübbeli Ahmet Hoca’ya kaldı...

Yani kavuk ona geçti...

Allah için o da acayip bir performans sergiliyor...

Geçen hafta iki gelişme oldu.

Geçen perşembe akşamı NASA Mars’a

Yazının Devamını Oku

Dolunay ve kurt yüzyılı kapandı ekinoks ve cadı yüzyılı açılıyor

Önceki gün bir streaming platforma konan yeni “cadı” filmi “Discovery of Witches” bir “ekinoks” günü başlıyor.

Ekinoks, her yıl gündüz ile gecenin eşit olduğu güne verilen isim.

*

Yılda iki ekinoks var...

Biri 21 Mart ilkbahar ekinoksu...

Öteki ise 23 Eylül sonbahar ekinoksu...

Sözünü ettiğim cadılar dizisi bir sonbahar ekinoks günü başlıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Dikkat Kardashian'ın poposu başımıza büyük bir iş açabilir

Bugün cumartesi... O nedenle siyaseti bir yana bırakıp ciddi bir konuya giriyorum...

1. Ülke olarak başımızda büyük bir sorun patlamak üzere...

Ve bu sorunun adı “Brezilya poposu...”

Ama yavaş yavaş bu deyimin yerini “Kim Kardashian poposu” alıyor.

*

Bunun ilk işareti de dün İngiliz Guardian gazetesindeki tam sayfa bir haberle geldi...

Üstelik haberi New York Times gazetesi de duyurdu...

Diyeceğim “Kardashian’ın poposu” deyip dudak bükmeyin, konu ciddi konu.

*

Yazının Devamını Oku

Girit formülü ile yeniden 'takıma dönüş' fotoğrafı

Biliyorsunuz artık iyi bir “Savunma Bakanlığı internet sitesi” uzmanıyım.

En iyi okuduğum şey de bakanlık sitesine konan fotoğraflar...

Bu etkileyici fotoğrafı da dün Savunma Bakanlığı’nın web sitesinde gördüm.

*

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın makamını ilk defa bu kadar geniş bir kadrajla görüyoruz.

Fotoğrafta bakanın sağında Türk bayrağı, solunda ise NATO bayrağı görünüyor.

Arkada ise bir Atatürk portresi var.

Zaten sitenin sayfası da sol üste bir Atatürk fotoğrafı ile açılıyor.

Yazının Devamını Oku

'82'ncimiz gibi' bir şehir hakkında bilmediklerimiz

Türkiye’nin 81 vilayeti var...

Bir de “82’nci gibi” olanı...

Bir Türkiye şehri değil, ama bir Türk şehri gibi olmaya doğru hızla gidiyor.

Burası Suriye sınırları içindeki Afrin...

Bilmiyordum, meğer Türkiye bir süre önce bazı yabancı gazetecileri Suriye içinde Türk ordusunun kontrolündeki Afrin’e götürmüş.

Giden gazetecilerden ilk yazı dün New York Times’ta yayınlandı.

Bu şehir hakkında bilmediğimiz bazı şeyleri bu yazıdan öğrendim.

Ve öyle bir yazı ki...

Yazının Devamını Oku

Liberal arkadaş söyle bana bu 3 maddenin neyini tartışacağız

Günlerdir Ayasofya imamının sözlerini konuşuyoruz.

Nereden üzerine düştüyse durup dururken bir anayasa tartışması başlattı...

Allah’tan ne Cumhurbaşkanlığı, ne iktidar partisi ne de Diyanet bu tartışmaya girdi...

Ama baktım bugün muhalif diye bilinen bazı eski liberal yazarlar da “Anayasa’nın değişmez maddelerini tartışamazsak buna demokrasi denmez” demeye başladılar

Ben de diyorum ki:

İyi hadi gelin tartışalım... Tartışalım da neyi tartışacağız...

*

Madde 1 diyor ki: Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir...

Bunu mu tartışacağız?

Yazının Devamını Oku

CHP oylarımı bölmezse gelecek seçim iktidarım

Cumartesi akşamı Muharrem İnce aradı. Yalova’da oğlu ile birlikteymiş.

Tabii ki konu, onun için yazdığım şu sözlerdi:

“Seçim gecesi üç-beş saati yönetemeyen bir siyasetçi bir partiyi 360 gün nasıl yönetecek...”

Allah için Muharrem İnce’nin rahmetli Süleyman Demirel’e benzeyen bir tarafı var.

Alınmıyor, kızmıyor, küsmüyor...

Türk siyasetinde artık unutmaya başladığımız güzel bir meziyet bu.

Neyse, hemen söze girdi:

“Seçim gecesi için bana haksızlık ediliyor”

Yazının Devamını Oku

Yeni Türkiye'nin yeni fenomeni: VIP köpek

Evet başlıktaki ifade yanlış değil. “V.I.P Köpek”...

Türkiye’de geçen hafta V.I.P köpekler dönemi açıldı.

Size bu haberin hikâyesini ve perde arkasını yazayım.

*

Son yıllarda Türkiye’de en beğendiğim yeni markalardan biri Les Benjamins...

Gümüşhane kökenli bir ailenin çocuğu olan Bünyamin Aydın’ın yarattığı bir giyim markası.

Başlarda “Ottoman Punk” tarzı deniyordu.

Lüks sokak modasının önde gelen isimlerinden biri oldu.

Özellikle fesli James Dean desenleri falan bütün dünyada tutuldu.

Yazının Devamını Oku

Tam 60 yıldır hayır dediğim bir anayasal düzende yaşıyorum

Bakın şu gerçekleri alt alta yazdığımda, kendi açımdan ne kadar tuhaf bir durum ortaya çıkıyor.

- 73 yaşımdayım...

- Bugüne kadar oy verdiğim hiçbir parti iktidara gelemedi.

- Bugün “Türkiye Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi” sitesine girip TC Anayasası yazdığım zaman karşıma çıkan metnin üzerinde şu yazıyor:

“Kanun numarası: 2709

Kabul tarihi: 18/10/1982”...


Yazının Devamını Oku

İlk Türk 'Cacabey'i üzerine birkaç mütevazi tavsiye

Devlet Bahçeli “astronot” kelimesine Türkçe karşılık olarak “cacabey”i teklif etti.

Güzel isim ama itirazım var.

İngilizce veya başka Hint Avrupa dillerinde telaffuzu sorun yaratabilir.

“Kakabey” olarak söylenir ve bu da yanlış anlamalara yol açar...

Onlar eğlenir biz üzülürüz...



Yazının Devamını Oku

Ay'a sert inişe hazırlanırken her 100 Türk'ten kaçı 1969'da ABD'nin Ay'a gittiğine inanıyor

Başlık biraz spekülatif ama ne demek istediğimi birazdan anlayacaksınız.

Ama önce size önemli bir haber vereyim.

*

Türk “Silikon” dünyasında geçtiğimiz günlerde önemli bir gelişme daha oldu.

Dünyanın önde gelen dijital araştırma kuruluşlarından YouGov, Türkiye’de “Wizsight” adlı online araştırma şirketini satın aldı.

Wizsight 2017 yılında N. Özge Akçizmeci adlı genç bir girişimci tarafından kurulmuş bir startup şirket.

Böylece BluTV’nin yüzde 30 hissesinin bir dünya devi olan Discovery’ye satılmasından sonra ikinci bir Türk startup’ı daha dünya piyasasına girdi.

YouGov ilginç alanlarda online araştırmalar yapan bir şirket.

Yazının Devamını Oku

Patron bu milleti ortada bir yerde birleştirebilir mi

‘Big Lebowski’ filminin bardaki bilge adamı ne diyordu:

“Bazen bir ülkede bir adam gelir...”

Sonra birasından bir yudum alıp devam ediyordu:

“Bazen o ülkede bir adam daha gelir...”

Geçenlerde bu tiradı yazmıştım...

Amerika Birleşik Devletleri’nde bir adam geldi...

Ülkeyi tam ortasından ikiye böldü...

Şimdi bir adam daha geldi....

Yazının Devamını Oku

Vay canına benim burnum da soldan sağa doğru çarpıkmış

“‘Ne yapıyorsun’ diye sordu karım, aynanın önünde alışılmadık biçimde oyalandığımı görünce...

‘Hiç’ diye karşılık verdim. ‘Kendimce bakıyorum, burnuma, şu burun deliğimin içine basınca biraz acıyor da’...

Karım gülümsedi...

‘Ben de ne yana doğru çarpık diye bakıyorsun sandım’ dedi.

Kuyruğuna basılmış köpek gibi döndüm:

‘Çarpık mı? Benim burnum mu?’

Karım dingince:

‘Elbette canım, İyi bak: Sağa doğru çarpık...”

*

Yazının Devamını Oku

Türkiye'nin Hitler destekli ilk Afrodit tartışması: Kim ne dedi

Türkiye bundan 81 yıl önce tarihinin en ilginç müstehcenlik tartışmasını yaşadı.

Tartışmanın konusu “Afrodit” adlı bir kitaptı...

Yani Yunan mitolojisinin “Aşk ve güzellik tanrıçası” üzerine...

Daha doğrusu Fransız yazar Pierre Louys’un 1896 yılında yayınlanmış “Afrodit” adlı kitabı üzerine patlayan tartışmaydı bu.



*

Yazının Devamını Oku

Ayşe, Sibel ve Gülse tarihi mi değiştirdi

Ayşe’den kastım Ayşe Arman... Sibel Kekilli ve Gülse Birsel...

Önümde bir kitap duruyor.

Adı “Türkiye Tarihini Değiştiren 110 Kadın”...

Hürriyet’in eski yazıişleri müdürlerinden Doğan Satmış’ın kitabı.

*

Kendince Türkiye tarihini değiştiren 110 kadın belirlemiş ve hepsinin küçük birer portresini yazmış. Listeyi tek tek inceledim. Böyle seçimler çoğu kez keyfidir.

Yani her zaman bir “Bana göre” payı vardır.

Bu da öyle...

*

Yazının Devamını Oku