GeriErtuğrul ÖZKÖK O sözün ne anlama geldiğinin farkında mı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

O sözün ne anlama geldiğinin farkında mı

Suriye ile ilgili endişelerim her gün biraz daha büyüyor.

Biz burada İstanbul seçimi ile uğraşırken, orada her an bir kıvılcım yangına dönüşebilir.

Dün Sedat Ergin’in yazısında bu endişelerimi haklı çıkaracak iki çok önemli ayrıntı vardı.

*

Reuters ajansına göre Türkiye’nin desteklediği “Ulusal Özgürlük Cephesi” Esad ordusuna karşı savaşa başlamış.

Şunu çok iyi biliyoruz
değil mi...

Savaştıkları sadece Esad ordusu değil.

Rus ordusu da orada.

*

Ama çok daha ürkütücü bir haber de Anadolu Ajansı’ndan geldi.

Türkiye’nin desteklediği “Özgür Suriye Ordusu”na ait Hamza Tugayı 8 Mayıs günü Halep’in hemen kuzeyindeki rejim bölgesinde Nubl ve Zahra bölgelerini vurmuş.

Türk istihbaratı çok iyi biliyor ki orada İran birlikleri var.

*

Ama daha vahimi şu.

Anadolu Ajansı açık açık bu harekâtın, “Esad rejimi ve Rusya’nın İdlib’de, Hama’da sivillere yönelik saldırılarına karşı” yapıldığını yazıyor.

Acaba ajans yöneticileri bu sözlerin ne anlama geldiğinin bilincinde mi...

Şüpheliyim.

Çünkü açık açık diyorlar ki:

Rus ordusu ve Esad’a misilleme olarak biz de İran mevzilerini vurduk...

*

İşte bunu anlamadım...

Fırat’ın doğusunda Amerika ile tam papazız...

İstanbul’da seçimle uğraşırken, bir de Suriye’de Rusya-İran-Esad ordusuna karşı tek başımıza savaşa mı gidiyoruz yani...

*

Ben Ankara’nın böyle bir şey yapmak isteyeceğine ihtimal vermiyorum.

O nedenle soruyorum...

Anadolu Ajansı ne dediğinin farkında mı...

O sözün ne anlama geldiğinin farkında mı

BU FOTOĞRAFIN ÖNÜNDE BU İMALAR OLMADI BAŞKAN

DSP geçenlerde yaptığı bir açıklama ile İstanbul seçiminden adayını çekmişti. Herkes bunu İmamoğlu lehine çekildiği şeklinde yorumlamıştı...

*

Meğer öyle değilmiş...

Partinin genel başkanı dün Yeni Şafak gazetesine bir başka açıklama yaparak İmamoğlu’nu desteklemeyeceklerini söylemiş.

*

Hakkıdır... Hele hele partisinin yetkili kurulları da böyle bir karar aldıysa kimsenin diyeceği bir şey yok...

*

Ama İmamoğlu hakkında öyle şeyler söylemiş ki...

Hiçbir dayanağı yok...

*

Ben yıllarca Ecevit’le CHP’de çalıştım...

1979 seçimlerinde onun danışmanlığını yaptım. Partinin seçim kitabını yazdım.

12 Eylül askeri darbesinden sonra onun çıkardığı “Arayış” dergisinde imzamla yazılar yazdım.

Onun yazma hakkı elinden alınınca, başyazıları imzasız olarak ben yazmaya devam ettim.

*

Ecevit adil bir insandı...

Kimseye iftira atmazdı.

*

Diyeceğim şu...

İmamoğlu’na destek vermemek hakkı tabii ki var.

Binali Yıldırım’a destek verme hakkı da var.

Ama, Atatürk ve Ecevit fotoğraflarının önünde, birtakım temelsiz imalarla, kim olursa olsun, rakibine iftira atma hakkın yok...

Hele hele Adalet Bakanlığı’nın, Öcalan’ın avukatlarıyla görüşme yasağının kaldırıldığını açıkladığı gün yaptığın Kandil iması, senin açından çok çok talihsiz.

*

Eminim en zor günlerde birlikte olduğum rahmetli Ecevit de böyle derdi.

O sözün ne anlama geldiğinin farkında mı

3 KİLO VERİP BU DANSIN AYNISINI YAPACAĞIM

Rolling Stones’un solisti Mick Jagger önceki gün Instagram hesabına öyle bir video koydu ki, herkes hayretler içinde...

Daha 6 hafta önce kalbinde sorun çıktığı için turneyi iptal ettiklerini açıkladılar.

Sonra ameliyat geçirdi.

Yani ameliyatın üzerinden en fazla bir ay geçmiş olmalı...

Adam 75 yaşında... Zaten o yaşta ameliyat zordur denir.

Şimdi öyle bir dans ediyor ki...

Ben de hayretler içindeyim.

Videonun altına yapılan yorumlardan biri şu:

“Tanrı, doktorlardan ve Mick Jagger’dan razı olsun.”

Gerçekten çok umut verici bir görüntü...

*

Son zamanlarda 3 kilo almışım... Bu videoyu seyredince dün diyete başladım.

Üç kilo verip bu dansın aynısını yapmazsam ne olayım...

O sözün ne anlama geldiğinin farkında mı

ATATÜRK’ÜN BANA EN BENZEYEN YANINI BULDUM

DÜZENSİZ uyku...

Evet o da benim gibi çok düzensiz bir uyku alışkanlığına sahip.

Ankara Üniversitesi Atatürk’ün Samsun’a çıkışının 100’üncü yılı dolayısıyla çok güzel bir iş yaptı ve onun “Nöbet Defteri”ni tıpkıbasım olarak yayınladı.

Nöbet defteri, yaverlerinin 1 Kasım 1931 ile 10 Kasım 1938 günleri arasında 24 saat içinde yaşadıklarını not ettikleri defter.

İşe orada görüyorum ki Atatürk’ün yatma ve uyanma saatleri çok değişken.

Bazen sabaha karşı 04.00’te uyuyor.

Ertesi gün saat 14.00’te uyanıyor.

Bazen gece 12.00’de yatıp sabah 06.00’da kalkıyor.

O sözün ne anlama geldiğinin farkında mıO sözün ne anlama geldiğinin farkında mı

 ATATÜRK’ÜN ‘NÖBET DEFTERİ’NİN SON SAYFASI

“NÖBET Defteri”nin son sayfası 10 Kasım 1938 günü sona eriyor... Defterde her günün notları 1’den başlayıp numaralanıyor. Yaveri C. Tolgay’ın yazdığı 10 Kasım tarihinin karşısında ise sadece “1” rakamı var. Karşısında ise şu yazılı:

1- Atatürk...

Kayıt düşülen son gün ise 4 Kasım.

“Atatürk saat 8’de uyandılar, dairelerinde istirahat buyurdular. 23’te yattılar.”

Kurtuluş Savaşımızın büyük kahramanının, Cumhuriyetimizin kurucusunun “Nöbet Defteri” işte böyle kapanıyor...

BAKIN SON DEVLET GÖRÜŞMESİ KİMİNLE

Atatürk’ün “Nöbet Defteri”nde en dikkatimi çeken sayfa 13 Ekim 1938 gününe ait.

Yani ölümünden 27 gün önce...

O gün son devlet görüşmesini yapıyor.

Ölüm döşeğinde kabul ettiği kişi ise Hariciye Vekili Tevfik Rüştü Aras...

Ölüm döşeği bile onu Türkiye’nin dış politikası ile ilgilenmekten alıkoymamış...

‘WOODSTOCK 50’ MAHKEMEYİ KAZANDI, FESTİVAL YAPILIYOR

Dün Woodstock’un 50’nci yıl konserinin mahkemeye düştüğünü ve hâkimin önümüzdeki günlerde kararını vereceğini yazmıştım. Yazımın çıktığı sabah, yani dün mahkemenin kararı açıklandı.

Festivali düzenlemek isteyenler en önemli mahkemeyi kazandılar ve hemen festivalin yapılacağını açıkladılar.

*

Bu durumda 16-18 Ağustos tarihleri arasında New York’un Watkins Glen bölgesinde Woodstock’un 50’nci yıl kutlama konseri yapılacak. İlk festivalden hayatta kalan babalardan da epey bir isim katılacak.

*

Bunlar iyi haberdi.

Bir de kötü haber var.

Ortada hâlâ 18 milyon dolarlık bir anlaşmazlık var ve mahkeme bu para konusunda karar almadı.

Yani festivali düzenleyenlerin bu finansal sorunu çözüp çözemeyecekleri henüz belli değil.

X

Korkuyorsunuz çünkü statlarda idare ediyorduk ama ekranda edemiyoruz

Alman liglerinin tatsızlığı, İtalya’nın statları yenilememesi, koca Rusya’nın doğru dürüst bir takım çıkaramaması, herkesi Premier Lig ve La Liga hastası yaptı. Bakıyorum, tüm Avrupa ülkelerinin federasyonları ayakta. Paniğin sebebi belli... Siz daha VAR’ı bile yönetemiyorsunuz. Kalite yerlerde. Şimdi korkuyorsunuz.

Bu bir deprem... Futbolun 8.1 şiddetindeki depremi. Hiç kuşkunuz olmasın, arkasından tsunami de gelecek... Gelecek ve bu bütün derme çatma ‘Milli ve yerli futbol düzeni’ bu tsunaminin altında kalacak.

TÜRKiYE LiGi’NiN VASATLIĞI ALMAN LiGi’NiN RUHSUZLUĞU

· 12 Avrupa takımının pazar günü “Biz artık Avrupa’da bir ‘Ultra Süper Lig’ kuruyoruz” açıklaması tam bir depremdir. Ve yıllardır “Geliyorum” diyen bir deprem bu...

· Alman liglerinin tatsızlığı, tuzsuzluğu, ruhsuzluğu.

· İtalya’nın futbol oynadığı sahaları bile yenilemede nal toplaması.

· Fransa’nın Arap sermayesi sayesinde çok
geç Avrupa futboluna dönmesi.

· Oligarklarını bile İngiltere’ye kaptıran koskoca Rusya’nın doğru dürüst bir futbol takımı çıkaramaması, sonunda bütün Avrupa seyircisini Premier Lig ve La Liga hastası yaptı. Onlar da bu vasatlıkta debelenirken sonunda bu kararı aldılar.

Yazının Devamını Oku

Bir Upper Cihangir magazini... Diziyi çekerken 6 kere öpüştük o COVID oldu ama ben olmadım

Tabii Upper Cihangir’deki en büyük haber kaynağımdan öğrendim haberi.

1- Kanal D’nin başarılı bir başlangıç yapan dizisi “Camdaki Kız” meğer tam anlamıyla bir Upper (Yukarı) Cihangir dizisiymiş.

*

Nereden mi çıkardım?

Bir kere dizinin bazı sahneleri Cihangir Caddesi’ndeki köşkte çekilmiş.



Yazının Devamını Oku

Sizce bu 'Reformist Tonton' sayfası hangi gazetede çıktı

Tam 28 yıl olmuş...

Bugün Turgut Özal’ın ölümünün 28’inci yıldönümü...

Sabah büyük bir sürprizle uyandım.

Bir gazete harika bir Özal’ı anma sayfası hazırlamış.

*

Tepedeki manşeti şöyle:

“Reformist Tonton...”

Üst spotları şöyle:

- “Hayata veda etmesinin üzerinden 28 yıl geçti ancak yaptıkları hafızalardan hiç silinmedi.”

Yazının Devamını Oku

Yuhh yahu yuh artık ne diyeyim ben bu kafaya

Önceki gün benim açımdan iki sevindirici gelişme vardı...

Sabah Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın “Hiç Oldum” şarkısı için yaptığı klibin haberi ile uyandım.

İkincisi ise aynı sabahın akşamı Ahmet Altan’ın serbest bırakılmasıydı.

*

Hayatım boyunca devlette görev yapan insanların müzikle, sanatla, sporla ilgilenmelerini çok sevdim...

Çünkü tanıdığım siyasetçilerin çok büyük bölümünün siyaset dışında hiçbir uğraşısı yoktu...

Şuna inanıyorum...

Bir insan sanatla, müzikle, sinemayla ilgilendiği zaman bu onun vicdanına, adalet duygusuna ve üslubuna da yansıyor...

Nitekim

Yazının Devamını Oku

Bodrum'dan doğan bir özel Türk 'Lirası'

Önceki gün Türkiye’de çok ilginç bir şey oldu...

Ekonomi tarihimizde ilk defa bir şahsın Bitcoin hesabına haciz kondu...

Bunun anlamı şu...

Artık hepimizin hayatında “Bitcoin” denilen bir para var...

Aslında bu para cebimizde...

Tek farkı ceket cebinde değil cep telefonumuzda olması...

Üç yıla yakın bir süredir bir insan arıyorum...

Bana çok basit biçimde “Bitcoin nedir” anlatsın...

Yazının Devamını Oku

Türkiye'nin çaresiz ev kadını hangi okula rüşvet verirdi

Aslında yazının gerçek başlığı şu:

“Türkiye’nin Ivy League okulları hangisidir...”

O nedenle, araya “Çaresiz ev kadını” ifadesinin girmesinin hikâyesiyle başlayayım.

*

Geçen ay bir streaming platformunda, ABD’de 2019 yılında yaşanan “üniversiteye giriş” skandalıyla ilgili belgeseli seyrediyordum.

ABD’nin önde gelen bazı varlıklı ve şöhretli aileleri çocuklarını en iyi üniversitelere sokmak için rüşvet tezgâhını kurmuş biri aracılığıyla bal gibi rüşvet anlamına gelecek paralar harcıyorlar.

*

Onlardan biri de “Çaresiz Ev Kadınları” dizisinde Lynette Scavo rolünü oynayan oyuncu Felicity Huffman...

Emmy, Altın Küre, SAG ödülleri var

Yazının Devamını Oku

Kim bu 'esrarengiz' Boğaziçili 'sıçan' M.B.

Hürriyet yazarı İhsan Yılmaz, Oğuz Atay’ın kayıp günlüğü olayını gündeme getirip, ben de perde arkasını yazınca, “Upper Cihangir” dünyası karıştı.

Gerçi, onunla ilgili sadece kendilerinin konuşma hakkı bulunduğuna inanan bazı çevreler, “Ne alakası var Oğuz Atay’ın Cihangir’le” deyip durmadan bana yükleniyorlar...

Merakınızı tatmin edeyim. Hepsi biliyor ki “Upper Cihangir” lafını sembolik olarak kullanıyorum...

*

(Bu arada Cihangir ahalisi galiba bu “Upper” lafından pek hazzetmedi ki, mahalle baskısı yapmış olmalılar ki, bu kavramın mucidi T24’in düzeyli magazin yazarı Tuğrul Eryılmaz da artık sadece “Cihangir” diye yazmaya başladı.)

Neyse asıl konuya gelelim...

Geçen cumartesi T24’te Ayça Atikoğlu’nun bir yazıyla bu “Upper Cihangir polisiyesinin” ikinci sezonu da yayına girdi.

Türkiye’nin

Yazının Devamını Oku

O 19 ölü nitrojen dolu 22 cam lahitin laneti mi

Geçen hafta tüm dünya pandemi ile boğuşurken Mısır 3 Nisan gecesi bütün dünyayı şaşırtan bir şey yaptı.

Tahrir Meydanı’ndaki Milli Müze’de bulunan, eski Mısır hanedanına ait 22 mumyayı yeni inşa edilen Mısır Medeniyetleri Müzesi’ne nakletti...

*

18 kral, 4 kraliçeye ait 22 mumya, nitrojenle doldurulmuş cam lahitlere konup büyük ve çok renkli bir törenle yeni yerine götürüldü.

22 lahit 5 kilometrelik yolu 40 dakikada geçti...

*

Bu, mumyaların ikinci yolculuğuydu.

Mısır hanedanlarına ait bu mumyalar 100 yıl önce Luksor’dan Kahire’ye getirilmişti...

Nakledilenler arasında bütün dünyanın bildiği İkinci Ramses ile Mısır tarihinin en başarılı kraliçesi olarak bilinen Hatshepsut’un mumyaları da vardı.

Yazının Devamını Oku

İmamı kim istifa ettirdi Türkiye'nin makul aklı mı

Ayasofya imamı sonunda istifa etti...

İstifasında “Kendi isteği ile ayrıldığı” belirtiliyor...

Ama artık orada kendine üç-beş trol dışında müttefik bulamadığı herkesin bildiği bir sırdı...

Bütün dünyanın gözü üzerinde bulunan bir mabetten her gün tuhaf seslerin yükselmesinin hiçbir makul AKP’linin de hoşuna gitmeyeceği bir gerçekti.

Nitekim ilk tepki AKP milletvekili Özlem Zengin’den geldi...

Sonra AKP’nin ağır toplarından da sesler yükseldi...

Sonunda ayrılmak zorunda kaldı ve çok hayırlı bir iş oldu...

İstifasını bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın istediği de yazıldı, söylendi.

Yazının Devamını Oku

CHP'li kayınpederim o 2 takunyalı hakkında bana neler anlatmıştı

Kayınpederim rahmetli Hüdai Oral, köklü bir CHP’li ailenin üyesiydi.

Beş dönem CHP milletvekilliği yapmıştı.

Babası CHP’nin tek parti dönemi Denizli il başkanıydı...

Ayrıca 1950 öncesi milletvekiliydi.

Kızının Adnan Menderes hayranı, koyu Demokrat Partili bir ailenin sonradan solcu olmuş oğluyla evlenmesini son derece normal karşılamıştı.

Hüdai Oral 1961 yılında kurulan İsmet İnönü hükümetinin en genç bakanıydı.

İnönü onu Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olarak görevlendirmişti.

O güne kadar öyle bir bakanlık yok...

Yazının Devamını Oku

Bu bir haber mi, fazla oldunuz sinyali mi

“Haber” desem...

Değil...

“Analiz” desem o da değil...

Öyleyse ne?

“Ayağınızı denk alın” uyarısı mı...

Önce neden söz ettiğimi anlatayım.

Dün, dünyanın önde gelen ekonomik medyalarından biri olan Bloomberg’de tuhaf bir yazı yayınlandı.

Yazının konusu Türkiye’de Bayraktar grubunun ürettiği SİHA’lardı...

Yazının Devamını Oku

Ya seçilmişlere her gün haddini bildiren o atanmış memurlar

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener bir süredir beni de düşündüren önemli bir noktaya dikkati çekti.

Emekli WhatsApp’çı amirallerin yaptığı düşüncesizce işe tepki koyarken, çok yapıcı iki uyarıda da bulundu.

*

Bildiri yayınlayan amirallerin 10’unun o eski kötü alışkanlıkları hatırlatan biçimde sabah evlerinden alınmalarına tepki gösterdi.

Gözaltına alınmalarına karşı çıktı...

Ama daha önemlisi iktidara bence çok önemli ve yapıcı bir çağrı yaptı.

Özeti şuydu:

Emekli amirallerin seçilmişleri hedef alan açıklamalarına karşı çıkıyorsak...

Atanmış memurların, tayinle göreve gelmiş görevlilerin, valilerin, kaymakamların, maaşını devletten alan dini görevlilerin seçilmiş insanlar, parti başkanları, anamuhalefet partisi başkanı hakkındaki hakarete veren açıklamaları da önlenmelidir...

Yazının Devamını Oku

Artık doğalgaz faturanıza bile rütbeli imzanızı atmayın

O bildiriye imza atan 104 mütekait askerin karşısına geçip sormak isterdim:

“Yaptığınızdan memnun musunuz...”

Ve devam etsem...

“Bakın Türkiye geçen hafta ne tartışıyordu...

Sizin bu düşüncesiz hareketinizden sonra bugün ne tartışıyor...”

*

Biliyorum bana diyecekler ki...

“Biz de vatandaşız ve düşüncemizi serbestçe söyleme hakkına sahibiz...”

Evet sahipsiniz...

Yazının Devamını Oku

Ey erkek 5 yıl önce testosteron yarıştırıyordun bak bugün ne

Aman Allahım...

Bu erkek milleti...

Yani biz ne hale düştük...

*

Dün gibi hatırlıyorum...

15 Mayıs 2016...

Berlin’de Final Four’un son günü... Fenerbahçe-CSKA maçını bekliyoruz...

Otelin lobisinde büyük bir tartışma patlıyor...

Bir erkekte ideal testosteron oranı nedir?

Yazının Devamını Oku

İkinci hayatında bir daha komedi oynayabilecek mi

Zekeriyaköy’deki evde yaşanan o olayın üzerinden 3 yıla yakın zaman geçmiş.

Ahmet Kural’ı o zamandan beri ilk defa görüyoruz.

Kıbrıs’ta TRT için bir dizi çekiyormuş.

Hürriyet Kelebek’te Tülay Demir’in yaptığı mülakattan öğrendik.

Çekim sırasında yeni sevgilisi Çağla Gizem Çelik ile annesi ve babası da yanındaymış.

*

Hayatım boyunca şuna inandım.

Yazının Devamını Oku

Çok genç erkekle 'olgun kadın' arasında kaç yaş fark vardır

Çarşambayı perşembeye bağlayan gecenin saat 00.30’u...

Çok akıllı telefonuma, Music Business Worldwide müzik endüstrisi haber sitesinden bir son dakika notu düşüyor...

“Paul Simon bütün kataloğunu Sony şirketine satmış...”

Paul Simon...

Yani “Simon and Garfunkel” ikilisinin Simon’ı...

Daha o saniye onlarca şarkı geçmeye başlıyor aklımdan...

“Mrs Robinson”, “Sound of Silence”, “Scarborough Fair”, “Bridge Over Troubled Water”, “Boxer”, “Cecilia”, “A Hazy Shade of Winter”, “Homeward Bound”, “Me And Julio Down by the Schoolyard”...

Bütün bir gençliğim...

Yazının Devamını Oku

Sharon hatıra kitabında bu bornozlu geceyi de yazdı mı

1) Dün gibi hatırlıyorum...

2005 yılının aralık ayıydı...

Los Angeles’ta güneşli bir günün gecesiydi... Hollywood ünlülerinin yaşadığı semtteki büyük villanın salonundaydım.

Biraz sonra şahane kadın merdivenlerden inmeye başladı...

Beş yıl önce Cannes Festivali’nde yanımdan geçerken nefesimi kesen şahane Sharon Stone karşımdaydı.

Üstelik üzerinde sadece bir bornoz vardı...

Ayağa kalkıp soruyorum...

“Yorgun musunuz...”

Yazının Devamını Oku

Ayda 2 bin 500 kişi acil şiddet butonuna basıyor

Teknoloji şirketlerinin yöneticileri ile konuşmak bana hep büyük heyecan veriyor. Bu haftaki podcast sohbet konuğum Vodafone’un CEO’su Engin Aksoy.

Doğum yeri İstanbul ama hayatının 17 yılını Göcek’te geçirmiş bir yönetici. Çünkü babası bir deniz subayıydı. 4 Ekim 1972 İstanbul doğumlu, İstanbul Üniversitesi İngilizce İktisat Fakültesi’nden mezun. İş hayatına 1994’te başlamış. Coca-Cola, Michelin ve Nike gibi küresel şirketlerde çalışmış. 2008’de Vodafone’a girmiş ve 1 Şubat 2021’den itibaren de Vodafone Türkiye’nin CEO’su olmuş.

Zoom’la yaptığımız görüşmede bir şey dikkatimi çekiyor. Arkasında yan yana asılmış üç afiş var.

“Yeni İcat Çıkar-ma”, “Soru Sor-ma”, (her ikisinin de sonundaki ‘ma’ hecesinin üstü çizilmiş). Bir de “Sorumluluk bizim değil” cümlesi var onun da sonundaki ‘değil’ kelimesinin üstü çizilmiş.

Yani bugün “Yeni icat çıkarmayı seven” bir yönetici ile konuşacağız.

Ana konumuz da teknolojiden çok “kadın”.

Sözü ona bırakıyorum. 

1) KADIN ÇALIŞANDA SİLİKON VADİSİ ŞİRKETLERİNDEN ÇOK İLERİYİZ

Yazının Devamını Oku

Erol Olçok olsaydı 'pudra şekeri' krizini nasıl yönetirdi

AKP’nin yükseliş yıllarındaki iletişimcisi Erol Olçok’u son defa galiba Kanyon’da gördüm. Bir restoranda oturuyordum ve o da geçerken beni görmüş birkaç dakika sohbet etmiştik.

Geçen hafta sonu arabasında kokain çeken gencin görüntüleri önüme geldiğinde nedense aklıma o gün geldi...

Bugün hayatta olsaydı ve bu görüntüler önüne gelseydi acaba bu krizi nasıl yönetirdi...

*

Benim görüşüm şöyle...

Dünyanın her yerinde görülebilecek sıradan bir polisiye olay bu...

Böyle olayları bir siyasi partiyle ilişkilendirmek, bunun üzerinden o partiye vurmak ne adil bir davranış ne de çağdaş bir siyaset yapma tarzı...

Dolayısıyla kanunlar ne diyorsa o yapılır ve olay da geçer gider...

Yazının Devamını Oku