O kadın sadece bu karede gördüğümüz kadın değil

Show TV Ana Haber sunucusu Ece Üner, Azeri-Ermeni savaşında Türkiye’yi suçlayan bir demeç veren Kim Kardashian için şöyle bir cümle kullandı:

“Kim Kardashian’ın kameralara göstermeye alışık olduğu büyük bir kaynağı var, yine aynı kaynağı mı referans aldı acaba...”

Deniz Çakır da ana haber bülteni sunan bir insan için bu ifadenin güzel olmadığını söyleyip üslubunu eleştirdi.

*

Aslında iki kadın tartışıyor ve konu “cinsiyetçilik”.

Pek araya girmem böyle konularda ama burada ince bir nokta var.

Onu Ece Üner’le paylaşmak isterim.

O kadın sadece bu karede gördüğümüz kadın değil

Evet Kardashian’ın sözleri beni de yaraladı. Ben de öfke duydum. Bence de Türkiye’ye karşı büyük bir haksızlık var.

Ama unutmayalım ki, Kim Kardashian Ermeni asıllı bir Amerikalı...

Dolayısıyla böyle bir tavır almasında şaşılacak bir taraf yok.

Biz de çıkıp benzer cümlelerle “Bunları söylemekte haksızsın” diyebiliriz...

Ama iş, onunla ilgili böyle küçültücü bir ifadeye gelince, işte orada benim bir itirazım var ve Deniz Çakır’ın safına geçeceğim.

*

Kim Kardashian sadece reality şovda gördüğümüz bir kadın değil. Twitter’da 60 milyondan çok takipçisi var.

Instagram’daki takipçi sayısı ise dün itibarıyla 189 milyon kişiydi. Yani büyük bir “influencer”...

“Ne olacak canım bir magazin figürü” deyip geçebilirsiniz.

Ama o kadar da değil.

Bunu daha önce yazmıştım, bir kere daha tekrar edeyim.

O kadın sadece bu karede gördüğümüz kadın değil

Kim Kardashian West şu anda Amerika Birleşik Devletleri’nin en büyük “adalet savaşçılarından” biri...

Attığı tweet’lerle, paylaşımlarıyla, ülkesindeki mahkûmların haklarını savunuyor.

Bir adalet reformu yapılması için çalışıyor.

Beyaz Saray ve Kongre üzerinde epey de etkili oldu...

Oxygen’de “Kim Kardashian West: Adalet Projesi” adlı bir belgeseli yayınlandı.

*

Yaşı 39...

Avukat olmak için durmadan hukuk metinleri okuyor.

Ayrıca bunu olmak için haftada 18 saat zorunlu olarak bir hukuk kurumunda çalışma şartını da yerine getiriyor.

Önümüzdeki günlerde bir hukuk fakültesi öğrencisinin alacağı bütün dersleri almaya hazırlanıyor.

Diyeceğim Sevgili Ece, ona kız... Sen de eleştir.

Hatta sert dille eleştir.

Ama bil ki onun ekranda görmediğin böyle bir kaynağı daha var.

Bu küçültücü ifadeler, korkarım birçok kadının gözünde senin değil, onun tezlerine yardımcı olur.

ALTI YILDIR BULUNAMAYAN DELİL 4 GÜNDE Mİ BULUNACAK

Bir sabah uyanıyorsunuz ki, ülkenin bazı siyasetçileri 6 yıl önce olmuş olaylar nedeniyle gözaltına alınmış.

Tabii aklınıza gelen ilk soru şu oluyor:

Niye o günlerde değil de 6 yıl sonra...

*

Olaylara ideolojik bakmayan, devletinizin yanında bir vatandaşsanız ve diyorsunuz ki:

“Demek ki incelenecek çok olay varmış. Polis ve savcılar 6 yıl boyunca çalışmışlar ve dört dörtlük bir dava dosyası hazırlamışlar...”

*

Ancak gözaltıların ertesi günü önünüze öyle bir haber geliyor ki, kaşlarınız yine kalkıyor.

Evinden alınanların 21’i hakkındaki gözaltı süresi 4 gün uzatılmış... Ve gerekçe şu:

“Delillerin toplanmasındaki güçlük...”

*

Şimdi bırakalım iktidar yanlılığını, muhalifliği...

Olaylara ideolojik bakmayan, iktidar yanlısı veya muhalif duygulara kapılmadan sadece mantığınıza bağlı şu soru aklınıza gelmez mi?

Yani 6 yıl içinde bulunamayan bu deliller 4 gün içinde mi bulunacak...

O kadın sadece bu karede gördüğümüz kadın değil

2001 DOĞUMLU VE BELGESELİ YAPILDI

Billie Eilish dün Instagram hesabından ilan etti.

Apple Plus onu anlatan bir belgesel yaptırmış ve önümüzdeki şubat ayında yayınlanacakmış.

Eilish hesabından belgeselin küçük bir tanıtımını yayınladı.

Orada piyano başında bir görüntüsü var. Herhalde 3 yaşında falan olmalı.

Düşünebiliyor musunuz bu kız bu fotoğraftan 15 yıl sonra dünyanın en büyük fenomenlerinden biri haline geldi.

O kadın sadece bu karede gördüğümüz kadın değil

Instagram hesabının 67 milyon takipçisi var.

Bad Guy” isimli şarkısı sadece Spotify’da 1.5 milyar kere dinlendi.

Ve bütün bunları kardeşi ile birlikte evindeki stüdyodan yapıyor.

Ama bu küçük kızı devleştiren çok önemli bir özelliği daha var.

Müthiş bir sosyal aktivist...

Irk ayrımcılığına karşı mücadelede hep ön saflarda ve çok yaratıcı paylaşımlar yapıyor.

Belgeselinin adı “Dünya biraz bulanık”...

Hukuksuz popülist liderlerin daha da bulanıklaştırdığı bu dünyada iyi ki böyle genç insanlar var...

Z kuşağını işte bu yüzden çok seviyorum...

OSMAN HOCA’NIN DÜNKÜ SABAH VAAZI: ‘FİT AND FAT’

HER sabah uyandığımda Osman Hoca’nın Instagram hesabından günün fitness vaazını dinliyorum.

Hocanın dünkü yeni kavramları şunlar:

Fit and fat: Diyor ki hoca, “Yağdan o kadar korkmayın. Hem fit hem yağlı olabilirsiniz”.  Önemli olan yağın belde toplanmaması...

Olgun ve dolgun: Diyor ki hoca sıfır bedeni unutun. Olgun ve dolgun güzellik diye bir şey de vardır.

25’te 55, 45’te 65 formülü: Diyor ki Osman Hoca, “Olgun dolgunun formülü de şudur: “25 yaşında 55 kilo olan bir kadın 45 yaşında 65 hatta 68 kilo alabilir. İdeal kiloya değil, kabul edilebilir kiloya bakın.”

O kadın sadece bu karede gördüğümüz kadın değil

BOSS BECERİKSİZ ÇIRAĞA BAKIN NE TAVSİYE ETMİŞ

NEW York Times’ın üç gazetecisi harika bir iş yaptı. ABD Başkanı Trump’ın 10 yıllık vergi kayıtlarını inceleyip inanılmaz şeyler ortaya çıkardılar.

2004 yılına dönelim. Trump’un ünlü reality show’u “Çırak”ı yaptığı günler.

Kendisi bir “boss”, yani patron. İlk programda sermaye verip yatırım yapmasını istediği insanlara şunu söylüyor:

“Bakın ben kafamı çalıştırdım. Müthiş pazarlık kabiliyetimi devreye soktum. Çok çalıştım ve başardım”.

Verdiği parayı akıllıca yatırımlara harcamayanı da işten kovuyordu. Meğer Trump o yıl programında o çocuklara bu akılları verirken, kendisi boss olarak şirketlerinde 89 milyon dolar zarar bildirmiş.

Şimdi anlıyoruz ki, gençlere “Aklınızı kullanın” derken devlete vergi vermeden nasıl köşeyi döneceklerinin yolunu öğretmeye çalışıyormuş.

Bu arada bir yıl verdiği vergi 750 dolar olarak kayda geçmiş.

Yanlış okumadınız yedi yüz elli dolar... Yani bugünün kuruyla bile sadece 5 bin 880 TL ediyor. Siz de kendi verdiğiniz vergiyle bir karşılaştırın...

EN BÜYÜK REFERANS KASIMDA FORMULA 1

TÜRKİYE 13-15 Kasım tarihlerinde bütün dünyanın gözünde büyük bir sınavdan geçecek.

Formula 1 yarışları 9 yıl sonra yeniden yapılacak.

Ben otomobil sporu meraklısı değilim. Ama bu yarışların bütün dünyada nasıl izlendiğini çok iyi biliyorum.

Önceki hafta Marmaris’te Dünya Ralli Şampiyonası’nın 5’inci yarışı olan Türkiye Rallisi yapıldı.

Çok başarılı bir organizasyon oldu.

Türkiye pandemi sırasında çok iyi bir sınav verdi.

Şimdi de Formula 1 yarışı bekleniyor.

Ancak otomobil sporu çevrelerinden kulağıma bazı tatsız tartışmalar geliyor.

Galiba bu yarışmanın yapılacağı tesislerin sahibi Intercity ile Dünya Otomobil Federasyonu (FIA) arasında bir anlaşmazlık varmış.

İnşallah bu tartışma yüzünden büyük bir fırsat kaçmaz diyorum.

Neticede Türkiye’de yapılacak böyle bir yarışmaya FIA’nın da tam destek vermesi, organizasyonu daha da yukarı taşıyacaktır.

Umarım İstanbul Formula 1 yarışı da Marmaris rallisi gibi Türkiye için büyük bir pandemi referansı olur.

KATKIDA BULUNANLAR

Sayfa Editörü: Firuzan Demir
Foto Editörü: Umut Veis
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama: Selma Songül Zengin

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Funda Arar'ın 'karartma günleri' şarkısını dinlerken

Ben doğduğumda “karartma geceleri” kötü bir hatıra olarak kalmıştı.

Türkiye, İkinci Dünya Savaşı’na girmemiş olsa da muhtemel bir hava saldırısına karşı geceleri şehirleri karartılmıştı.

Sonra bizim nesil de tanıdı karartma gecelerini...

Yunanistan’la ne zaman savaş ihtimali çıksa, okul kitaplarını kaplamak için kullandığımız mavi kaplama kâğıtları, bu defa Yunan uçakları görmesin diye pencerelerimize yapıştırılırdı.

Sonra 60’lar, 70’ler, 80’ler geldi... Ülkenin karanlık dönemlerini yaşadık.

Bu defa “karartma günleri” lafını öğrendik...

Hani Funda Arar’ın şarkısında söylediği gibi...

“Bir zindanda koy ver beni

Yazının Devamını Oku

'Ruh hastası' denince aklıma gelen ilk isim

Var mı böyle bir isim?

Tabii ki var...

Ama yazmam...

Sadece benim mi, herkesin var.

Bir insan için kolayca “Ha o mu? Ruh hastasıdır” dediğimiz kaç kişi var...

Peki biz Türkler, Kürtler, Araplar, Lazlar, bu ülkede yaşayanlar...

“Ruh hastalıkları”

Yazının Devamını Oku

Spotify değil, Sakaryalı bu kızın geleceği de kurtulur

Dün sabah itibarıyla RTÜK dünyanın en büyük streaming müzik platformuna 72 saat süre verdi.

Bu süre içinde RTÜK’e başvuru yapmazsa Türkiye’de Spotify’a ulaşım engellenecekti.

*

Bu yazıyı okuduğunuz sırada bunun 24 saati geçmiş olacaktı...

Bir gelişme olmasaydı Türkiye, dünyada Spotify’ı engelleyen ilk ülke olacaktı...

Tabii Kuzey Kore gibi ülkeleri saymıyorum.

Neyse ki 72 saat dolmadan bir gelişme oldu. Hükümete yakın kaynaklarda Spotify’ın başvuracağı iddia edildi.

Şu yazıyı yazdığım saatte anlaşma oldu mu olmadı mı kesin bilmiyorum.

Yazının Devamını Oku

Hocam çaresi kolay ikna odaları kurdur

Çok beğenerek dinlediğim bir kadın caz piyanisti Büşra Kayıkçı...

Türk cazının ilk başörtülü piyanisti...

Ama bakın geçen hafta, İstanbul Caz Festivali genç caz kategorisinde finalist seçilince başına neler geldi.

Kendine tarih profesörü diyen biri çıktı....

Adı da Ebubekir Sofuoğlu...

Sakarya Üniversitesi’nde hocaymış...

Arkadaş muhafazakâr ya...

Başörtülü kız caz mı çalar...

Yazının Devamını Oku

Ayasofya açılışından sonra tespit edilen vaka var mı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile uçak sohbetine gitmeden önce bazı insanlarla konuşup merak ettikleri soruları aldım.

Hemen belirteyim, konuştuğum insanlar olaya ideolojik gözle bakan kimseler değildi.

Bunu bakana söylediğimde şu cevabı aldım:

“Keşke ideolojik bakanlara da sorsaydın...”

*

Bu sözlerine şaşırmadım.  Çünkü Hürriyet’in Ankara’daki sağlık muhabiri Meltem Özgenç’ten şunu öğrendim.

Sağlık Bakanı, basın toplantılarında akreditasyon uygulamıyormuş.

Yani iktidar yanlısı veya muhalif bir yayın kuruluşu olsun, isteyen her gazeteci katılıp üstelik soru da sorabiliyormuş.

Ben de gitmeden önce konuştuğum insanların en merak ettikleri sorulardan biriyle başladım.

Yazının Devamını Oku

44 gönüllü kahramanla bu salı düşmana saldırıyoruz

Her Türk vatandaşı gibi mart ayından beri ben de onu her akşam büyük bir ilgiyle izliyorum.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca...

COVID’le mücadelenin başkomutanı...

Nihayet geçen cuma onunla tanıştım.

Adana’ya gidiyordu, beni de davet etti.

*

Ben bakanla bu sohbeti yaparken, New York Times gazetesi çok güzel bir gazetecilikle COVID virüsünün insan hücrelerine nasıl saldırdığını anlattı.

Size onu da, yani ortak düşmanımızı da en basit cümlelerle tanıtacağım.

Tabii ki bakana da bu ortak düşmana karşı aşıyla mücadeleye ne zaman başlayacağımızı yine en basit sorularla soracağım.

Yazının Devamını Oku

En şapşal hırsızın aklıma soktuğu en hınzır sorular

Bu haftanın en komik haberini geçen gün Hürriyet’te Fatih Çekirge’nin köşesinde okudum.


Ankara Tuzluçayır’da hırsızın biri güvenlik kamerasını çalmış.

*

En komiği haberin fotoğrafıydı.

Hırsız, güvenlik kamerasını çalarken yüzünde en küçük bir endişe yoktu.

Üstelik ağzına bir de COVID maskesi takmıştı.

Kurallara uyan bir arkadaş yani...

Herhalde kamerayı çalınca, kendisiyle ilgili görüntüleri de alıp götürdüğünü sanıyordu.

Yazının Devamını Oku

Sünger Bob'un en iyi arkadaşı çoban sülü

Dün sabah evimin mutfağındaki masaya oturduğumda karşımdaki televizyon ekranında işte bu görüntü vardı...


Şapka aynı şapka, yanak ve dudaklar aynı yanak ve dudak...

Önce bu görüntünün nereden geldiğini anlatayım...

Torunum Sinan Ali, doğduğundan beri birçok çocuğun geçtiği evrelerden geçti.

Önce sempatik dinozor Barney... Sonra köpekbalıkları... Sonra Batman... Sonra Sünger Bob... Sonra bir ara Bruce Lee ve tabii ki bugün Marvel ve DC Comics süper kahramanları...

*

İşte bu aile geleneğinin başladığı günden beri nedense sabahları

Yazının Devamını Oku

Eminim MİT şu iki olayı ve bu fotoğrafları görmüştür

Şimdi yazacağım “perde arkası” bilgiler 24 saat arayla bana ulaştı.

Biri Kudüs’ten...

Öteki Riyad’dan...

Eminim bana ulaşan bu bilgiler ve bu fotoğraf şu an MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın önünde de bulunuyordur.

KUDÜS’TEN GELEN İSTİHBARAT: Önce Kudüs’ten gelen çok önemli bilgiyle başlayayım...

Konuşan kişi Majdi Khaldi...

Kudüs’ün tanınmış ailelerinden birinin mensubu...

Ancak 2006 yılından bu yana Filistin Devlet Başkanı

Yazının Devamını Oku

En tartışılan o kulede en tartışılmayacak kat

Restore edilen Galata Kulesi dün açıldı...

Ondan bir akşam önce, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy bir grup medya yöneticisi ve yazarı kulenin en üst katında bir yemeğe davet etti...

Davetli listesine baktım.

İktidar-muhalefet ayrımı yapılmamıştı.

Kimler vardı: Mesela davetliler arasında Sözcü gazetesinin genel yayın yönetmeni Metin Yılmaz, yazarı Deniz Zeyrek, gazetenin ve sahibi Burak Akbay’ın avukatı İsmail Yılmaz...

Fox TV Genel Yayın Yönetmeni Doğan Şentürk, sabah haberleri sunucusu İsmail Küçükkaya da vardı.

*

Kimler yoktu: Buna karşılık Karar, Aydınlık, Birgün gibi gazetelerden, Halk TV ve Tele 1 gibi kanallardan kimse göremedim.

*

Yazının Devamını Oku

Cumhuriyet Gazetesinde gizli edebiyat savaşını kim kazandı

Cumhuriyet gazetesinde 18 Eylül gününden beri gizli bir edebiyat savaşı yaşanıyor.

Aslında savaş gazetenin açık sayfaları üzerinde...

Ama sayfalara yansımayan bir bölümü var ki onu da ben anlatayım.

*

Savaş 18 Eylül günü eski bir büyükelçi ve çok beğendiğim bir edebiyat denemecisi olan Oğuz Demiralp’in Cumhuriyet Kitap Eki’nde yayınlanan bir yazısıyla başladı.

Yazısı, kendi payıma resim sanatı konusunda Türkiye’nin en iyi denemecisi olarak gördüğüm Mehmet Ergüven’in kitapları üzerineydi. Ancak savaş Mehmet Ergüven yüzünden değil, yazının girişinde ve ileride bir yerde kullanılan kavram yüzünden patladı.


Yazının Devamını Oku

Muhafazakâr Cihangir'in kızı ve erkeği nerede tanışır

Bundan 6-7 yıl önce muhafazakâr bir gazetenin kadın muhabiri benimle röportaj yapmak istedi.

Fotoğraf çekmek ve konuşmayı yapmak için de beni İstanbul’un At Pazarı semtine götürdü.

At Pazarı Fatih’te bir yer...

Osmanlı döneminde at satılan yermiş. Bugün “Muhafazakârların Cihangir’i” olarak tanınıyor.



*

Yazının Devamını Oku

Arap âlemi ortasında çırılçıplak bir erkek

1) AH benim karışık başım...

Memleketin bunca sorunu varken bakın nelerle uğraşıyor.

Neyse ki şu fani dünyada yalnız değilmişim.

COVID-19 belasıyla mücadele eden İtalyan hükümeti de böyle bir günde bakın neyle uğraşmaya karar vermiş.

Michelangelo’nun ünlü Davut heykelinin bire bir ölçüde 3D replikası yapılacakmış.

Bence buraya kadar pek ilginç hiçbir bir şey yok.

Davut heykelinin bugüne kadar yüzlerce replikası yapıldı.

Las Vegas’ta Caesars Palace Oteli’nde bile bire bir replikası var.

Yazının Devamını Oku

Bu masadaki tabaklarda sarma ve sigara böreği var ama iki meyve eksik

Son zamanların en renkli ve ilginç dış politika yazısını dün Hürriyet’te Sedat Ergin’in köşesinde okudum.


Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Pompeo’nun Yunanistan’a yaptığı resmi ziyaretin perde arkasını çok güzel anlattı.

Böyle bir yazının çalıştığım Hürriyet gazetesinde çıkmasından dolayı da gurur duydum.

*

Yazı büyük ölçüde bu fotoğrafta gördüğünüz Girit’in Hanya bölgesinde çekilmiş fotoğraf üzerine kurulu.

Yer Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in baba evi.

Sedat mönüde neler var onu bile yazmış.

Çok tanıdık bir mönü.

Yazının Devamını Oku

Fenerbahçe'nin takipçisi neden 3.4 milyon daha az

Kulüplerin sosyal medya hesaplarının rakamlarına girdim. Girdim ve bir Fenerbahçeli olarak beni çok şaşırtan bir durumla karşılaştım.

Instagram’da Fenerbahçe’nin, Galatasaray’dan 3.4 milyon daha az takipçisi var.

Eğer “takipçi” sayısı “taraftar” sayısını yansıtıyorsa yıllardır “Türkiye’de en çok taraftarı olan kulüp Fenerbahçe’dir” inancım yerle bir olacak demektir.

Ancak iki kulübün takipçi profillerini ve davranışlarını çok dikkatle izlediğimde tuhaf bir durumla karşılaştım.

Sekiz yaşımdan beri iyi bir Fenerbahçeliyim ama önyargılı bir Fenerbahçeli olmamaya çalıştım.

O nedenle kulüplerin takipçi profillerini ve davranış biçimlerini vereceğim, yorumu sosyal medya analizcilerine bırakacağım.

GALATASARAY

Yazının Devamını Oku

Bugün savaş olan o bölgede 3 yılda 4 büyük olay gördüm

Komünizm duvarlarının yıkılmasından bir yıl öncesi ile 3 yıl sonrası arasında, yani 1988 ile 92 arasında Kafkasya’da 4 olayın tanığı oldum.

Hürriyet’in hem Ankara hem de Moskova temsilcisiydim.

*

Birinci olay: Sovyetler Birliği döneminde 26 Ermeni’nin öldürülmesinden sonra bütün dünyaya kapatılan Sumgait şehrine girmesine izin verilen ilk iki gazeteci rahmetli Mehmet Ali Birand ve bendim...

Sumgait olayları hâlâ karanlıktır.

*

İkinci olayı 1989’da yaşadım. Yanımda Sovyet Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili ile birlikte Bakü’deydim.

Orada Azeri Yazarlar Birliği’nin düzenlediği bir basın toplantısındaydım.

Bir ara gözüm yan tarafta sessizce izleyen zayıf sakallı bir adama takıldı.

Yazının Devamını Oku

Müzikte müzayede tarihinin rekoru işte burada kırıldı

Baştan uyarayım.

Siz de “Memleketin bunca meselesi varken sen nelerle uğraşıyorsun lobisi”ndenseniz bu yazıyı atlayın.

Çünkü bugünkü konum, 1970’ler ve sonrasının en efsane rock gruplarından birinin gitarları olacak.



*

İlgilenenler okumuştur. Geçen yıl yine bir pazar günü Pink Floyd grubunun gitaristi

Yazının Devamını Oku

Türkiye'nin en gizli kapaklı ve en açık magazincileri kimlerdir

Pandemi sırasında magazinin önemini bir kere daha anladım. Setler, sahneler, kulüpler kapanınca magazin de en büyük kaynağını yitirdi. Zaten grileşmiş hayatımızın rengi iyice kaçtı. Eve kapandığım günlerde magazinin önemini daha da iyi anladım. Oturup küçük ve şahsi bir “Magazin ansiklopedisi” yaptım. İşte magazinde Türkiye’nin enleri...

MAGAZİN ÂLEMİNİN KURUCU BABALARI

En renkli ve en eski siyasi magazinci: Müşerref Hekimoğlu... 1970’lerde Ankara yıllarımın en renkli ve güzel gazetecisiydi. Cumhuriyet gazetesinde ve ANKA Ajansı’ndaki yazılarının hastasıydım.

En korkulan magazinci: Hiç kuşkusuz rahmetli Çetin Emeç ve başında olduğu Hafta Sonu gazetesi... Magazin haberi ile bakan deviren gazeteci olarak tarihe geçti.

Magazine en sınıf atlattıran fahri magazinci: Banko Hıncal Uluç. Sanat, edebiyat, kültür ve daha birçok alanı magazin coğrafyasına o soktu.

En edebi magazinci: Selim İleri. 70’li ve 80’li yıllarda hazırladığı kültür sanat sayfalarında edebiyat, sinema ve sanat dünyasının ünlü simalarının evlerini ve dedikodularını öyle harika bir tarzla anlatırdı ki, benim magazinci olmamda çok etkisi oldu.

Cihangir fısıltı magazininin en derin babası: Sabiha Deren ve Yeni Sabah gazetesindeki köşesi “Fısıltı”... Hiç şüphesiz bugün “Düzeyli magazin” denilen Cihangir magazinciliğinin kurucu babası o. Gerçek adı da Hakkı Devrim.

Babıâli’nin en yazmayan magazincisi: Ergil Tezerdi.

Yazının Devamını Oku

Bana ve Beatles'a siyah dik yaka kazak giydiren kadın

İzmirli bir delikanlı olarak bana “varoluşçuluğun siyah dik yaka kazağını” giydiren kadındı o...

Sadece bana değil, 1963 yılında Beatles’a da siyah dik yaka kazağı giydirip “With The Beatles” kapağına bu kazaklarla poz verdiren kadın yine oydu...

Adı Juliette Greco’ydu...

Fransa’da Saint Germain semtinin egzistansiyalizmin başkenti olduğu yıllarda, o sol entelektüel mahallenin kraliçesiydi...

Onun ilk fotoğraflarını, İzmir Namık Kemal Lisesi bahçesinde, Varlık Yayınları’ndan Sartre, Camus ve Gide’i okurken görmüştüm.

Ben, egzistansiyalizmin ne olduğunu öğrenmeden önce egzistansiyalist olan bir neslin çocuğuyum...

*

Beatles

Yazının Devamını Oku