GeriErtuğrul ÖZKÖK O kadın sadece bu karede gördüğümüz kadın değil
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

O kadın sadece bu karede gördüğümüz kadın değil

Show TV Ana Haber sunucusu Ece Üner, Azeri-Ermeni savaşında Türkiye’yi suçlayan bir demeç veren Kim Kardashian için şöyle bir cümle kullandı:

“Kim Kardashian’ın kameralara göstermeye alışık olduğu büyük bir kaynağı var, yine aynı kaynağı mı referans aldı acaba...”

Deniz Çakır da ana haber bülteni sunan bir insan için bu ifadenin güzel olmadığını söyleyip üslubunu eleştirdi.

*

Aslında iki kadın tartışıyor ve konu “cinsiyetçilik”.

Pek araya girmem böyle konularda ama burada ince bir nokta var.

Onu Ece Üner’le paylaşmak isterim.

O kadın sadece bu karede gördüğümüz kadın değil

Evet Kardashian’ın sözleri beni de yaraladı. Ben de öfke duydum. Bence de Türkiye’ye karşı büyük bir haksızlık var.

Ama unutmayalım ki, Kim Kardashian Ermeni asıllı bir Amerikalı...

Dolayısıyla böyle bir tavır almasında şaşılacak bir taraf yok.

Biz de çıkıp benzer cümlelerle “Bunları söylemekte haksızsın” diyebiliriz...

Ama iş, onunla ilgili böyle küçültücü bir ifadeye gelince, işte orada benim bir itirazım var ve Deniz Çakır’ın safına geçeceğim.

*

Kim Kardashian sadece reality şovda gördüğümüz bir kadın değil. Twitter’da 60 milyondan çok takipçisi var.

Instagram’daki takipçi sayısı ise dün itibarıyla 189 milyon kişiydi. Yani büyük bir “influencer”...

“Ne olacak canım bir magazin figürü” deyip geçebilirsiniz.

Ama o kadar da değil.

Bunu daha önce yazmıştım, bir kere daha tekrar edeyim.

O kadın sadece bu karede gördüğümüz kadın değil

Kim Kardashian West şu anda Amerika Birleşik Devletleri’nin en büyük “adalet savaşçılarından” biri...

Attığı tweet’lerle, paylaşımlarıyla, ülkesindeki mahkûmların haklarını savunuyor.

Bir adalet reformu yapılması için çalışıyor.

Beyaz Saray ve Kongre üzerinde epey de etkili oldu...

Oxygen’de “Kim Kardashian West: Adalet Projesi” adlı bir belgeseli yayınlandı.

*

Yaşı 39...

Avukat olmak için durmadan hukuk metinleri okuyor.

Ayrıca bunu olmak için haftada 18 saat zorunlu olarak bir hukuk kurumunda çalışma şartını da yerine getiriyor.

Önümüzdeki günlerde bir hukuk fakültesi öğrencisinin alacağı bütün dersleri almaya hazırlanıyor.

Diyeceğim Sevgili Ece, ona kız... Sen de eleştir.

Hatta sert dille eleştir.

Ama bil ki onun ekranda görmediğin böyle bir kaynağı daha var.

Bu küçültücü ifadeler, korkarım birçok kadının gözünde senin değil, onun tezlerine yardımcı olur.

ALTI YILDIR BULUNAMAYAN DELİL 4 GÜNDE Mİ BULUNACAK

Bir sabah uyanıyorsunuz ki, ülkenin bazı siyasetçileri 6 yıl önce olmuş olaylar nedeniyle gözaltına alınmış.

Tabii aklınıza gelen ilk soru şu oluyor:

Niye o günlerde değil de 6 yıl sonra...

*

Olaylara ideolojik bakmayan, devletinizin yanında bir vatandaşsanız ve diyorsunuz ki:

“Demek ki incelenecek çok olay varmış. Polis ve savcılar 6 yıl boyunca çalışmışlar ve dört dörtlük bir dava dosyası hazırlamışlar...”

*

Ancak gözaltıların ertesi günü önünüze öyle bir haber geliyor ki, kaşlarınız yine kalkıyor.

Evinden alınanların 21’i hakkındaki gözaltı süresi 4 gün uzatılmış... Ve gerekçe şu:

“Delillerin toplanmasındaki güçlük...”

*

Şimdi bırakalım iktidar yanlılığını, muhalifliği...

Olaylara ideolojik bakmayan, iktidar yanlısı veya muhalif duygulara kapılmadan sadece mantığınıza bağlı şu soru aklınıza gelmez mi?

Yani 6 yıl içinde bulunamayan bu deliller 4 gün içinde mi bulunacak...

O kadın sadece bu karede gördüğümüz kadın değil

2001 DOĞUMLU VE BELGESELİ YAPILDI

Billie Eilish dün Instagram hesabından ilan etti.

Apple Plus onu anlatan bir belgesel yaptırmış ve önümüzdeki şubat ayında yayınlanacakmış.

Eilish hesabından belgeselin küçük bir tanıtımını yayınladı.

Orada piyano başında bir görüntüsü var. Herhalde 3 yaşında falan olmalı.

Düşünebiliyor musunuz bu kız bu fotoğraftan 15 yıl sonra dünyanın en büyük fenomenlerinden biri haline geldi.

O kadın sadece bu karede gördüğümüz kadın değil

Instagram hesabının 67 milyon takipçisi var.

Bad Guy” isimli şarkısı sadece Spotify’da 1.5 milyar kere dinlendi.

Ve bütün bunları kardeşi ile birlikte evindeki stüdyodan yapıyor.

Ama bu küçük kızı devleştiren çok önemli bir özelliği daha var.

Müthiş bir sosyal aktivist...

Irk ayrımcılığına karşı mücadelede hep ön saflarda ve çok yaratıcı paylaşımlar yapıyor.

Belgeselinin adı “Dünya biraz bulanık”...

Hukuksuz popülist liderlerin daha da bulanıklaştırdığı bu dünyada iyi ki böyle genç insanlar var...

Z kuşağını işte bu yüzden çok seviyorum...

OSMAN HOCA’NIN DÜNKÜ SABAH VAAZI: ‘FİT AND FAT’

HER sabah uyandığımda Osman Hoca’nın Instagram hesabından günün fitness vaazını dinliyorum.

Hocanın dünkü yeni kavramları şunlar:

Fit and fat: Diyor ki hoca, “Yağdan o kadar korkmayın. Hem fit hem yağlı olabilirsiniz”.  Önemli olan yağın belde toplanmaması...

Olgun ve dolgun: Diyor ki hoca sıfır bedeni unutun. Olgun ve dolgun güzellik diye bir şey de vardır.

25’te 55, 45’te 65 formülü: Diyor ki Osman Hoca, “Olgun dolgunun formülü de şudur: “25 yaşında 55 kilo olan bir kadın 45 yaşında 65 hatta 68 kilo alabilir. İdeal kiloya değil, kabul edilebilir kiloya bakın.”

O kadın sadece bu karede gördüğümüz kadın değil

BOSS BECERİKSİZ ÇIRAĞA BAKIN NE TAVSİYE ETMİŞ

NEW York Times’ın üç gazetecisi harika bir iş yaptı. ABD Başkanı Trump’ın 10 yıllık vergi kayıtlarını inceleyip inanılmaz şeyler ortaya çıkardılar.

2004 yılına dönelim. Trump’un ünlü reality show’u “Çırak”ı yaptığı günler.

Kendisi bir “boss”, yani patron. İlk programda sermaye verip yatırım yapmasını istediği insanlara şunu söylüyor:

“Bakın ben kafamı çalıştırdım. Müthiş pazarlık kabiliyetimi devreye soktum. Çok çalıştım ve başardım”.

Verdiği parayı akıllıca yatırımlara harcamayanı da işten kovuyordu. Meğer Trump o yıl programında o çocuklara bu akılları verirken, kendisi boss olarak şirketlerinde 89 milyon dolar zarar bildirmiş.

Şimdi anlıyoruz ki, gençlere “Aklınızı kullanın” derken devlete vergi vermeden nasıl köşeyi döneceklerinin yolunu öğretmeye çalışıyormuş.

Bu arada bir yıl verdiği vergi 750 dolar olarak kayda geçmiş.

Yanlış okumadınız yedi yüz elli dolar... Yani bugünün kuruyla bile sadece 5 bin 880 TL ediyor. Siz de kendi verdiğiniz vergiyle bir karşılaştırın...

EN BÜYÜK REFERANS KASIMDA FORMULA 1

TÜRKİYE 13-15 Kasım tarihlerinde bütün dünyanın gözünde büyük bir sınavdan geçecek.

Formula 1 yarışları 9 yıl sonra yeniden yapılacak.

Ben otomobil sporu meraklısı değilim. Ama bu yarışların bütün dünyada nasıl izlendiğini çok iyi biliyorum.

Önceki hafta Marmaris’te Dünya Ralli Şampiyonası’nın 5’inci yarışı olan Türkiye Rallisi yapıldı.

Çok başarılı bir organizasyon oldu.

Türkiye pandemi sırasında çok iyi bir sınav verdi.

Şimdi de Formula 1 yarışı bekleniyor.

Ancak otomobil sporu çevrelerinden kulağıma bazı tatsız tartışmalar geliyor.

Galiba bu yarışmanın yapılacağı tesislerin sahibi Intercity ile Dünya Otomobil Federasyonu (FIA) arasında bir anlaşmazlık varmış.

İnşallah bu tartışma yüzünden büyük bir fırsat kaçmaz diyorum.

Neticede Türkiye’de yapılacak böyle bir yarışmaya FIA’nın da tam destek vermesi, organizasyonu daha da yukarı taşıyacaktır.

Umarım İstanbul Formula 1 yarışı da Marmaris rallisi gibi Türkiye için büyük bir pandemi referansı olur.

KATKIDA BULUNANLAR

Sayfa Editörü: Firuzan Demir
Foto Editörü: Umut Veis
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama: Selma Songül Zengin

X

Sizce bu 85 metrelik megayatı satın alabilecek kaç kişi vardır?

Türkiye’de değil, dünyada kaç kişi vardır diye soruyorum.

Yat 85 metre...

Türkiye’de yapıldı.

Bir Türk şirketi tarafından yapıldı.

Yapımı 4 yıla yakın sürdü.

Ve geçen ay Cannes’daki dünyanın en önemli yatçılık fuarında ilk defa dünyanın dikkatine sunuldu.

Aldığım bilgiye göre, fuarın en ilgi çeken teknelerinden biri oldu.

4 gün boyunca 1.000 kişiye yakın insan tekneyi gezdi...

Yazının Devamını Oku

Öyleyse... Bir gün ben de Kırmızı Kraliçe'ye giderim

İlk haber 12 Ekim günü, ABD’nin Teksas eyaletinin Van Horn adlı bölgesinden havalanan bir uzay aracından geldi. Amazon’un sahibi Jeff Bezos’un Blue Origin adlı şirketinin uzaya ikinci uçuşunu yapan roketinin içinde tanıdık bir isim varmış.

William Shatner...

*

Biz onu daha çok “Captain James T. Kirk” olarak tanıyoruz...

Yani bizim bildiğimiz, 1970’lerin efsane uzay dizisi Star Trek’in ünlü kaptanı Kirk...

İşte onu oynayan aktör William Shatner, bu defa gerçekten uzaya gitmiş ve dönmüş.

‘Uzay Yolu’ (Star Trek) dizisi ilk kez 8 Eylül 1966 günü yayınlandı.

Dünya

Yazının Devamını Oku

Banyan ağacına asılı 10 esrarengiz ceset

Her şey bir yaz sabahı, sokağın orta yerindeki bakkal dükkânının zamanında açılmaması ile başladı.

Sütçünün getirdiği süt kasaları hâlâ dükkânın önünde duruyordu.

Durumdan şüphelenen komşular eve girince dehşetten donup kaldılar...

Yıl 2018’di...

Olay yeri Hindistan’ın Delhi şehrinin kuzeyindeki popüler bir mahalleydi...

O sabah dükkân sahibinin üst kattaki evine giren komşular, evin tavanındaki mazgal şeklindeki demirlere asılı 10 cesetle karşılaştılar.

Bir ceset de içeride bir odada yatağın üzerinde yatık vaziyetteydi.

*

Yazının Devamını Oku

Bu kadın 'Yetmez ama evetçi'leri fabrika ayarlarına döndürür mü

Bu yıl ekonomi dalında Nobel alan üç ekonomisti tanımıyorum.

Ama bir ekonomist var ki, nereye baksam onu görüyorum şu son zamanlarda.

Mariana Mazzucato...

*

Dünyayı sarsan 68 Mayıs olaylarından bir ay sonra, 16 Haziran 1968’de doğmuş.

İtalyan asıllı ama çifte vatandaşlığı var.

Aynı zamanda Amerikalı...

Londra Kolej Üniversitesi’nde ekonomi bölümü öğretim üyesi.

Aynı zamanda Dünya Sağlık Örgütü Ekonomi Konseyi üyesi.

Yazının Devamını Oku

‘Final Töreni’ndeki bu şampanya nasıl patladı?

Önce, bir yıl önceye döneyim.

Yıl 2020...

Uzun yıllar yapılamayan Formula 1 yarışları yine Türkiye’ye dönmüş ama pandemi nedeniyle seyircisiz yapılıyor.

O gün F1 tarihinde bir rekor kırılıyor.

Lewis Hamilton bu yarışın İstanbul ayağını da kazanmış ve yarışma tarihine yeni bir rekor yazmış.

Bu yarışı, 7’nci defa kazanıp Ferrari efsanesi Michael Schumacher’in rekorunu egale etmiş.

Yani Formula 1 tarihinde çok özel bir gün...

Bütün dünyanın gözü Türkiye’deki pistte yapılacak ödül töreninde...

Yazının Devamını Oku

İşte medyanın yeni testosteron kralı

Biliyorum bu pazar günü, “memleketin bunca sorunu varken” lobisinden yine epey dayak yiyeceğim...

Ne yapayım, dayanamıyorum... Bir de böyle dayaklara şerbetliyim.

Bugün pazar, kasveti atıp eğlenceli bir konuya gireceğim.

*

Geçen hafta itibarıyla “Türkiye’nin testosteronu en yüksek medya mensubu” tahtı beden değiştirdi. Geçen haftaya kadar en yüksek testosteronlu erkek medya mensubu bendim. Dr. Osman Müftüoğlu nezaretinde ölçülmüş testosteronum 623’tü...

Hatta Fenerbahçe benim için 623 numaralı bir de forma yaptırmıştı.

*

Sahip olduğum “E.T.” unvanım, yani “En yüksek Testosteron” tacım, geçen hafta itibarıyla elimden alındı.

Üstelik de bir magazinci tarafından alındı.

Yazının Devamını Oku

‘Happy Birthday’ telefonları: Putin’i hangi başkanlar aradı

Dün sabah küçük bir haber dikkatimi çekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan önceki gün Rusya Devlet Başkanı Putin’le bir telefon konuşması yapmış.

Nedense bu haber bir gün önce pek dikkat çekmedi.

*

Acaba doğru mu diye Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın sitesine girip baktım.

Gerçekten bir gün önce açıklama yapılmış...

Açıklamada küçük bir cümle dikkatimi çekti:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, Rusya Devlet Başkanı Putin’in doğum gününü de kutladı.”

İfadede

Yazının Devamını Oku

Çok teşekkürler İsmail Bey, sayende ilk 4 madde yazıldı

Bu hafta başına kadar tablo aynen şöyleydi.

Cumhur İttifakı yeni bir anayasa için düşünce egzersizine başlamıştı.

Millet İttifakı ise resmen veya gayriresmi olarak dahil 6 partinin temsilcileri iee yeni bir anayasa için masaya oturmuştu.

*

İki kanat, iki ayrı sistem üzerine anayasayı konuşuyordu.

Cumhur İttifakı “Güçlendirilmiş Başkanlık Sistemi” üzerine...

Millet İttifakı ise “Güçlendirilmiş Parlamento” sistemine dönüşü savunuyordu...

İkisi çok ayrı yerlerdeydi...

*

Yazının Devamını Oku

Yarasalar ve fareler sarayı basınca ne oldu

Cumartesi sabahı bizden önce yabancı bir gazeteci grubu Arslantepe’deymiş.

Orada bir gazeteci sormuş: “Siz burada neyin peşindesiniz?”

Yabancı gazeteci bu soruyu sorunca Francesca da ona bir başka soruyla cevap vermiş:

“Benim için burada bulduğumuz en önemli şey ne biliyor musunuz?”

Gazeteci merakla bakınca devam etmiş:

“Tohum. Evet kazı sırasında bulduğumuz en önemli şey tohumdu. Bir oda dolusu tohum bulduk. Çünkü en geç tabakalarda çalışıyoruz. O dönemde insanlar ne yiyor biliyoruz ama emin değildik. Çoğu buğday ama başka çok ince tohumlar da var. Seneye botanik antropologları bakacak ve ne yediklerine karar vereceğiz.”

‘Aslan’ın altındaki dünyaya yolculuğumuzun ikinci günü bu tohumların sırrıyla başlıyor.

Çünkü bu tohumlar daha şimdiden bize çok çarpıcı bir tarihi gerçeği anlatıyor.

Yazının Devamını Oku

Dünyanın ilk laik devleti işte tam da burada doğru

VIA Lancellotti, Roma’nın merkezinde Lancellotti meydanına açılan bir sokak.

Bu sokağın 18 numaralı binasının kapısında Türk ve İtalyan bayrakları asılı.

Çünkü burası Türkiye’nin Roma’daki Yunus Emre Kültür Merkezi...

İşte bu binada 28 Şubat 2021 günü çok ilginç bir söyleşi yapıldı. Söyleşiyi yapan kişi Marcella Frangipane isimli bir profesördü.

Roma’nın prestijli La Sapienza Üniversitesi’nin öğretim üyesi. Ama onun bizi çok yakından ilgilendiren bir başka unvanı daha var.

Malatya’daki Arslantepe Höyüğü’nün eski Kazı Heyeti Başkanı.

*

Frangipane, Arslantepe’nin artık hepimizin bildiği önemini anlattı.

Burası MÖ 6 binden başlayıp, MS 1’inci yıla kadar uzanan bir dönemde bilinen en önemli yerleşim alanıydı.

Yazının Devamını Oku

Liderin önündeki ışık ve arkasındaki gölge

Bir gazeteci olarak beni en çok etkileyen siyasi fotoğraflardan biri budur.

Çünkü bana Avrupa ve insanlık tarihindeki çok önemli anlardan birini anlatır.

Fotoğrafta gördüğünüz kişi, Almanya’nın en önemli şansölyelerinden biri olan Helmut Kohl...

Fotoğraf 2014 yılında Bild gazetesi için ünlü fotoğrafçı Andreas Mühe tarafından çekildi.

*

Fikir, Bild’in eski Genel Yayın Yönetmeni, dostum Kai Diekmann’a ait...

Kohl, o sırada hastaydı ve çekime ancak tekerlekli sandalye ile gelebilmişti...

Kai, onu Ludwigshafen’den helikopterle alıp Berlin’e getirmişti.

Bu fotoğraf, Berlin Duvarı’nın yıkılışının 25’inci yılı için, sabaha karşı 05.00’te, Berlin’in Brandenburger Kapısı’nda çekildi...

Yazının Devamını Oku

Bu köprü küresel bir eserse eğer, adı ‘Troya’ olmalıydı

Dünyanın önemli mühendislik haber sitelerinden biri olan “ENR” (Engineering News-Record) geçen çarşamba günü Çanakkale Boğazı üzerinde yapımı süren “1915 Çanakkale Köprüsü” ile ilgili ayrıntılı ve övücü bir yazı yayınladı.

Haberin başlığı şöyleydi:

“Dünyanın en uzun asma köprüsü Türkiye’de yapılıyor.”

*

Yazıdan öğrendiğime göre bugüne kadar dünyanın en uzun köprüsü Japonya’daki “Akashi Kaikyo” köprüsüymüş ve uzunluğu 1.992 metreymiş.

Çanakkale Köprüsü’nün uzunluğu ise 2.023 metre olacak.

ENR’daki İngilizce haberi iki defa dikkatle okudum.

Köprünün adı

Yazının Devamını Oku

Bu hödüğün hakkından vallahi Recep İvedik gelir

Fenerbahçe'nin yenilgisine üzüldüm...

Önceki akşam, Eintracht Frankfurt karşısındaki takım çıksaydı rahat 3 çekerdi bu Pire takımına...

Ama beni daha çok üzen Olympiakos’un hödük başkanının lafları oldu...

Hele hele bir de bazı Galatasaraylı dostların “Bizi bu hödüğün laflarına muhatap ettin ya Fener, helal olsun sana” yollu şakaları yok mu...

İşte o kahretti beni...

Delirdim...

*

Ama sonra herifin bu fotoğrafını gördüm...

Yazının Devamını Oku

Bir günde dokuz kadın hikayesi

Bu gördüğünüz fotoğraf önceki gün Kuzey Irak’ta, Erbil’de çekildi. Fotoğrafta gördüğünüz 5 kadından üçü Türk, ikisi Fransız vatandaşı.

Beşi de aynı şirkette çalışıyor.

Dünyanın iki numaralı alkollü içki şirketi Pernod Ricard’ın üst düzey çalışanı bu kadınlar.

 

Biri hariç hepsi Müslüman. 

Yani alkollü içki sektöründe çalışıyorlar ve Erbil’de “Saha ziyareti” yapıyorlar. Yani, viski ve başka içkilerin pazar durumunu görmek için oradalar.

Ekipte görevli erkek eleman yok.

Fotoğraf, Pernod Ricard Irak distribütörü Swayish şirketinde çekildi.

Yazının Devamını Oku

O ihaleyi alan inşaatçının iktidara tahsis ettiği süper yat kaç metreydi

Dokuz gün boyunca Kalkan, Kaş, Kaleköy ve Kekova’da dolaştıktan sonra dün Göcek Limanı’na geldik ve karaya çıktık.

Göcek Limanı bana hep Amerika’nın Florida bölgesindeki veya Long Island’daki sahil kasabalarını hatırlatır.

Marinaları, kafeleri, caddeleri, Türkiye’nin başka bölgelerindeki çirkin yapılaşmadan biraz olsun kendini koruyabilmiş mimarisiyle bana iyi gelen bir belde Göcek...

Göcek Türkiye’nin gündemine 1980’li yıllarda yerleşti. Yerleştiren de rahmetli Turgut Özal ve danışmanı Can Pulak oldu...

Özal yaz aylarında hafta sonlarını Göcek’te geçirirdi. Bir yandan turizm yatırımlarını yerinde görür, kararlar alır, bir yandan da ünlü bir patronun teknesinde gezerdi.

Türkiye’nin 24 Ocak kararları ve özellikle de Özal’ın iktidara gelişi ile başlayan liberal ekonomi dönemi yeni patronlar yaratıyordu. Özellikle inşaat şirketleri hızla büyüyordu.

Yeni patronlar da Türkiye’de “yat modası”nı yaratıyordu.

*

Yazının Devamını Oku

Hazreti İsa'nın sol kolunu yontarken fark edilen arıza

Dünya sanat tarihinde hiçbir heykel sanatçısı Michelangelo’nun ulaştığı şöhrete ulaşamamıştır.

Onun “Davut” heykeli, sanatta ulaşılmazlığın sembolü olarak asırlardır yerini koruyor...

Peki bu heykeli yapan Michelangelo nasıl bir insandı...

*

Aslında hakkında epey şey biliyoruz.

Çünkü yanında hayatını yazacak Vasari adlı bir biyografi yazarı vardı.

Yani kendi hikâyesi ve efsanesini kendi yazdıran insandı.

Ama kendisi hakkında asıl somut bilgiyi meğer kendi bırakmış.

Üç boyutlu mermer bir heykel...

Yazının Devamını Oku

Fas'ın Ankara, İstanbul ve İzmir'ini, 3 kadın nasıl kazandı?

Dünyanın bir ucunda, Taliban denilen eli silahlı İslamcı hareketin, Müslüman kadınına dünyayı dar ettiği günlerde dünyanın bir başka ucunda, eli silahsız başka Müslümanlar, üç kadını başkanlık koltuğuna oturttu...

8 Eylül gününden beri dünya o üç kadını konuşuyor... Burası Fas ve ülkenin üç büyük şehrinin belediye başkanlığı koltuğuna üç kadın oturdu...

Gelin şimdi Müslüman dünyasının en karamsar günlerinde en iyimser rüzgârları estiren bu üç kadını tanıyalım.

Birincisi, Esma Ralalu...

Ekonomist ve gazeteci...

Başkent Rabat’ın, yani bir anlamda Fas’ın Ankara’sının, seçilmiş ilk kadın Belediye Başkanı...

Milli Bağımsız Birlik Hareketi’nin adayı...

Belediye Meclisi’ne seçilen 79 üyenin 58’inin oyunu alarak başkan seçildi.

Öteki iki rakibinden Sosyalist Halk Güçleri Birliği’nin adayı 7, İslamcı Adalet ve Kalkınma Partisi’nin adayı da 8 oy alabildi.

Yazının Devamını Oku

Mösyö Sartre yani Türk kadını benden önce mi

Dünya feminizminin en önemli kadınlarından biri olan Simone de Beauvoir’ın, bugüne kadar yayınlanmamış bir romanı bulundu ve geçen sonbahar Fransa’da yayınlandı.

1. Kitabın adı “Les Inseparables”...

Kitap geçtiğimiz günlerde Amerika’da da İngilizce olarak yayınlandı ve dün New York Times’ta kitapla ilgili uzun bir de yazı vardı.

*

Simone de Beauvoir, bu kitabı 1954’te yazmış.

Aslında otobiyografik bir roman.


Yazının Devamını Oku

Kemal Bey, bu liste biraz kasvetli biraz Ajda, biraz neşe katsanız

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Spotify’a kendi adına bir müzik listesi koydu.

Başkalarının da vardır belki ama kendi payıma, eski ABD Başkanı Obama’dan sonra gördüğüm ikinci siyasetçi müzik listesi bu.

Kemal Bey’in böyle bir listeyi hazırlaması da hoşuma gitti.

*

3 saat 4 dakikalık bir liste bu.



Yazının Devamını Oku

Birincisi trajediydi... İkincisi komedi, ya üçüncüsü ne olur

Afganistan’ın eski devlet başkanı Hamid Karzai, Taliban’ın yönetimi ele geçirmesinden sonraki ilk görüntülü mülakatı bir Türk kadın gazeteciye verdi.

Nagehan Alçı onunla yaptığı mülakatı iki gün üst üste yayınladı...

Oysa ilk günden beri orada CNN’in bir kadın muhabiri vardı...

BBC oradaydı...

Ama görüntülü olarak ilk mülakatını bir Türk kadın gazeteciye verdi.

Nagehan Alçı’nın başarısı kadar, Karzai’nin tercihi de anlamlı...

Öyleyse gelin bu mülakatın biraz arka odalarında dolaşalım.

SEFARET AVLUSUNDA BAŞI AÇIK, KARZAİ’NİN EVİNDE BİLE ÖRTÜLÜ

Yazının Devamını Oku