O gün o odada kimler vardı, Fetullah Gülen’i kaçırmayı konuştuk mu

AMERİKAN basını günlerdir bir “Flynn skandalları”nı konuşuyor.

Olay şu:

Başkan Trump’ın ulusal güvenlik danışmanı Michael Flynn seçimden önce bir Türk lobi şirketi ile anlaştı.

Anlaşmanın amacı Fetullan Gülen ve 15 Temmuz darbesini Amerikan kamuoyuna anlatmaktı.

***

Ancak seçimden sonra Amerikan basını Flynn’in Ruslarla ilişkisi bulunduğunu ortaya çıkardı.

Bu arada Flynn’in Türk lobi şirketi ile yaptığı anlaşma da bu skandalın bir parçası oldu.

Çünkü, Flynn’in Türk lobicisi ile 19 Eylül günü yaptığı bir görüşmede, 2 Türk bakan ve CIA’in eski başkanı James Woolsey da bulunuyordu.

***

ABD basınında çıkan haberlere göre, CIA Başkanı o görüşmede konuşulan bir konudan çok rahatsız olmuş ve gidip bunu Amerikan yönetimine anlatmıştı.

Konuşulan konunun da şu olduğunu iddia etmişti:

“Fetullah Gülen’i ABD’den Türkiye’ye kaçırmak mümkün olabilir mi.”

***

Tabii bu olay bomba gibi patladı.

Geçen hafta da Wall Street Journal gazetesi yeni bir iddia ortaya attı.

Buna göre Washington’a götürülen iki Türk gazetecisi bir butik otelin odasında, propaganda filmi hazırlayan iki Amerikalı ile görüştürülmüştü.

***

Bu soruşturmanın başına FBI’ın Bush dönemindeki eski başkanlarından Robert Mueller getirildi.

Bu da olayın büyüyeceğinin bir işareti.

***

Geçen hafta “Devletin lobicisi Nedim Şener’i aldattı mı” diye bir yazı yazmıştım.

Devletin lobicisi dediğim kişi bütün o toplantıları düzenleyen ve 19 Eylül gecesi o toplantıyı da düzenleyen kişi Ekim Alptekin’di...

***

O gün o odada kimler vardı, Fetullah Gülen’i kaçırmayı konuştuk muBana uzun bir mektup gönderdi.

Bugün onu yayınlıyorum.

Ara başlıkları ben koydum.

SOLCU BABANIN OĞLU

OLAYIN Türkiye boyutunun merkezinde ise Ekim Alptekin var.

Solcu bir babanın oğlu.

Babası Ekim adını “Sovyet Ekim Devrimi”nden esinlenerek vermiş.

Uğur Mumcu’nun öldürüldüğü gün hüngür hüngür ağlayan bir babanın oğlu.

Türk-Amerikan İşadamları Derneği’nin başkanlığını yaptı.

Türkiye-ABD İş Konseyi’nin başkanı.

ODADA İKİ TÜRK BAKAN VE CIA ESKİ BAŞKANI DA VARDI

SAYIN Özkök...

Ben Ekim Alptekin...

Ben konumum ve şahsi ilgi alanım olması gereği yıllardır Türk-Amerikan ilişkilerine faydası olacak bu tarz angajmanlar içine giriyorum.

ABD’de Lobicilik veya PR faaliyetleri yapmaya da gayret ediyorum.

Biz Amerika’yı Türk gibi okuyoruz. Koca bir Washington lobicilik üzerinden geçiniyor, tüm sistem bu yasal yapı üzerinden dönüyor. Biz genelde dışardan izlemeyi tercih ediyoruz.

NE ÖRTÜLÜ ÖDENEĞİ BÜTÜN PARA CEBİMDEN

Teknik olarak konu şu: Ben gerek ticari çıkarlarım, gerekse şahsi görüşlerim doğrultusunda, Türk-Amerikan ilişkilerinin iyi gitmesinin önündeki engellerin, ABD nezdinde kredibilitesi olan bağımsız uzmanlar tarafından araştırılmasını sağlamak istedim.

Bunun için Flynn İntel Grubu ile anlaştım.

Önemli bir ayrıntı.

Ağustos 2016’da 3 aylık bir anlaşma yaptım. Anlaşmayı şirketim adına yaptım ve tüm masraflarını ben karşıladım.

(Örtülü ödenekten verildi demişlerdi.)

GİZLİSİ SAKLISI YOKTU AÇIKÇA KAYDETTİRDİK

İkinci önemli ayrıntı. Bu olayın gizlisi saklısı da yok.

Yasal yükümlülüğü olan taraf olarak Flynn Intel Group gitti bunu Lobicilik yasası gereği kaydettirdi.

Herkesin öğrenmesi de bizim gönüllü olarak kaydetmemiz çerçevesinde olmuştur.

Sanki gizli bir şey ortaya çıkarılmış gibi yapılıyor. Sanıldığı gibi saklanan bir şeyin keşfi yoktur.

AMERİKA DA KUTUPLAŞINCA KABAK BİZİM BAŞIMIZA PATLADI

Şahsi fikrim ABD siyasi ortamının Türkiye’dekinden daha fazla kutuplaştığı ve gerildiğidir.

Trump’ın seçimi kazanması, Mike Flynn gibi ihtilaflı bir ismin Milli Güvenlik Danışmanı olması bu konunun bu kadar büyümesine ve gündemde kalmasına yol açıyor.

E lobiciliğe ve PR’a onlarca milyon dolar harcayan FETO yapısı da boş durmuyor.

FBI, FETÖ İFTARINA GİDİYOR BİZ ÖYLE OTURACAK MIYIZ

Düşünün Erdoğan Washington’a indiği gün Washington Post gazetesinin başyazısı Fetullah Gülen imzasıyla oped olarak çıkabiliyor ve FBI, FETÖ derneği iftar ziyaretine katılıyor.

Ancak onların harcadığı milyonları sorgulanmazken, benim şahsen verdiğim yüzler sorun oluyor. FETÖ’nün varmayı umduğu noktayı anlıyorum, ancak yıllardır FETÖ belasından kurtulamamış olan ülkemin insanlarının neden karanlık iş yapılıyor muamelesi yaptıklarını anlayamıyorum.

KAÇIRMAYI KONUŞSAYDIK EMİN OLUN SESSİZ KALIRDIM

16 Eylül günü yapılan görüşmeyi ben ayarladım. O toplantıda bulunan iki Türk bakan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Enerji Bakanı Berat Albayrak’tı.

Michael Flynn’in dışında toplantıya CIA’in eski başkanlarından James Woolsey de katıldı.

7 ay sonra bu toplantıda Fetullah Gülen’i gizlice kaçırtıp Türkiye’ye getirmenin mümkün olup olmadığını konuştuğumuz iddia edildi.

Böyle bir şey konuşsaydık bir şey söylemem sessiz kalırdım. Ama deli saçması bir şey bu.

Kesinlikle böyle bir şey konuşmadık.

(Tabii bu bir mektup olduğu için, FBI başkanının niye ABD yönetimine gidip bu olayı anlattığını, neden böyle bir şey konuşulduğunu iddia ettiğini soramadım. Ama öyle sanıyorum ki, ABD’deki soruşturma sırasında bu da ortaya çıkacak.)

O BELGESEL İÇİN O İKİ GAZETECİYE NEDEN GİDİLDİ

Belgesel konusuna gelince, bir kuruluş almış Nedim Şener’i İsmail Hakkı Pekin’i FETO’yu Amerikalılara anlatsınlar diye götürmüş.

Bu insanların Silivri davalarında neler çektiği herkesin malumu. Onlar da tüm açıklığıyla yaşadıklarını anlattılar her yerde.

Basın kuruluşlarına da konuştular.

Benim amacım da bu zaten.

Amerika’daki yapılanmalarının fotoğrafını çekmek ve bu örgütün Amerikalıların vergileriyle hangi illegal işlerin içine girdiklerini deşifre etmek var.

Ben de bu fırsattan yararlanarak bir röportajı da bu belgesel için vermeleri adına devreye girdim.

Ne yanlış var bunda...

Gördüklerini anlatmalarına vesile olmak ne zamandan beri suç oldu?

WASHINGTON’A İLKER BAŞBUĞ’U DA GÖTÜRDÜK

Ayrıca sadece Nedim Şener ve İsmail Hakkı Pekin’i götürmedim.

İlker Başbuğ ziyaretine de destek oldum ve bundan ötürü şeref duyuyor yanlış bir şey yaptığımı kesinlikle düşünmüyorum.

Yani Amerika’nın kendi iç meseleleri nedeniyle sanki bir skandal varmış gibi büyütülen olay bundan ibarettir.

DÜZELTME: Belgesel konusunda ilk metinde, tamamen benim hatamdan dolayı yanlış anlamaya yol açacak bir yanlışlık olmuş. Ben, Nedim Şener’I iki gazeteciye anlatmayı yapan lobi şirketinin önerdiği şeklinde anlamıştım. Oysa Nedim Şener’i, Washington’a davet eden lobi şirketi değil, Turkish Heritage Organisation’muş. İki gazeteciyle görüşmeyi de onlar düzenlemiş. Tamamen benden kaynaklanan bu yanlış anlamayı düzeltiyorum.

 

O gün o odada kimler vardı, Fetullah Gülen’i kaçırmayı konuştuk muBU FOTOĞRAFTAKİ İKİ KİŞİYİ TANIDINIZ MI

İKİSİ de iş dünyasının çok ünlü iki ismi.

İkisi de uzun yıllar Türkiye’nin en büyük şirketlerinden birinin en üst düzey yöneticiliğini yaptılar.

Hadi biraz ipucu vereyim.

Biri Can Kıraç.

Koç Grubu’nun eski CEO’su.

Geçen hafta 90 yaşına girdi.

Doksanıncı yaşı için iki ciltlik hatıralarını yayınladı.

Ama öteki kim?

Bu fotoğrafın çok ilginç bir hikâyesi var.

Fotoğrafı Can Kıraç’ın kitabında gördüm.

Öteki kişiyi, en iyi arkadaşı Aydın Doğan’a sordum.

O da şaşırdı.

BU FOTOĞRAFIN HİKÂYESİ BUGÜN EKONOMİDE

O fotoğrafın hikâyesini ve kitapta okuduğum çok ilginç ve eğlenceli bazı şeyleri bugün Hürriyet Ekonomi sayfalarında yazdım. Pazar günü için çok eğlenceli bir yazı oldu.

İlgilenenlere duyururum.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Hakan Fidan'ın mevkidaşı bakın hangi bardan çıktı

Seçilmiş başkan Joe Biden kendine çok ilginç bir kabine oluşturuyor.

Belki de Amerika’nın ilk “X kuşağı kabinesi” olacak bu.

Dün yeni dışişleri bakanını anlatmıştım.

Aynı gün bütün Amerikan istihbaratının başına kimi getireceği de belli oldu.

Gelin şimdi onu tanımaya, hayat hikâyesinin en ilginç bölümünden başlayalım.

1) UYUŞTURUCU SATILAN BAR SONRA NE OLUYOR
HİKÂYEMİZ 90’lı yılların ortalarında, Amerika’nın Baltimore şehrinde başlıyor.

O yıl polis, şehirdeki bir bara baskın yapıyor.

Yazının Devamını Oku

Demir Lady mi güçlü yoksa Çelik Kraliçe mi

İngiliz sarayını anlatan “Crown” dizisinin son bölümünü, tabii yine çok severek izledim.

Bu sezonun bana en ilgi çekici gelen bölümü, sonlarda Kraliçe Elizabeth ile Başbakan Thatcher arasındaki konuşmaydı.

*

Falkland savaşını kazanan, yaptığı radikal reformlarla İngiliz ekonomisini düze çıkarmak üzere olan Thatcher, bunlara rağmen popülaritesini kaybetmiş, artık partisi içinde zayıflamıştır.



Partisi istifa etmesini istemektedir.

Yazının Devamını Oku

Yarın o haritada Ankara tuşuna basınca ne çıkacak

2019 yılında Lady Gaga’nın o harika caz konseri için Las Vegas’a gittim.

1. Dördüncü gidişimdi. Bugüne kadar bana kimse orada bir “Mob Museum” olduğunu söylememişti.

Yani bir “mafya müzesi”nin...

Bu müze 14 Şubat 2012 günü açılmış. Bina 1933 yılında yapılmış ve uzun yıllar Las Vegas posta bürosu ve mahkemesi olarak hizmet vermiş.



Yani Las Vegas mafyasının üyeleri bu binadaki mahkeme salonunda yargılanmış ve mahkûm olmuş.

Yazının Devamını Oku

WhatsApp grupları çorabı delik kareyi niye çok sevdi

Bu fotoğraf bize bir WhatsApp grubundan geldi.

İlk gören eşim Tansu’ydu...

Altında şu yazıyordu:

“En sağdaki Prof. Uğur Şahin, aşıyı bulan biliminsanı. Almanya’da çekilmiş. Kucaktaki kardeşi diş hekimi, ayakta çorabı delik olan modacı olmuş.”

*

Evde hepimiz ilk bakışta çok sevdik bu kareyi.

Tansu çok etkilendi ve Instagram hesabından paylaştı.

Ancak bir süre sonra bir izleyicisinden şu notu aldı:

“Fotoğraf 1975’de Düsseldorf’a göçmüş bir aileye ait...”

Yazının Devamını Oku

Yanan Vaniköy Camisi'nin minberindeki hayalet

Yanan Vaniköy Camisi’nin yeni yöneticisi Uğur Vanioğlu camiyi teslim alırken bir sayfalık ayrıntılı bir devir teslim belgesini imzaladı.

Belgenin adı “Mülhak Vakıflar Devir Teslim Tutanağı”...

Bu tutanağı görmedim
ama eski tutanaklardan
bildiğim bir şey var.

Bu tür vakıf devir teslimlerinde her şey madde madde yazılır.

Neler mi?

Caminin işletme defteri.

Yazının Devamını Oku

Yanan Vaniköy Camisi ne zaman kime devredildi

Dünkü yazımda Vaniköy’de yanan cami ile ilgili bir gözlemimi aktarmış ve bir eleştiride bulunmuştum.

Vakıflar Genel Müdürlüğü Bölge Müdürü Musa Akdeniz bir bilgi notu gönderdi.

Arkasından Kültür Bakanı Yardımcısı Ahmet Misbah Demircan da aradı.

Her ikisi de ilginç bilgiler verdi.

Geçen pazar gününden beri kamuoyunun dikkatini çeken bu camiyle ilgili ilginç bilgilere yer verilmişti.

Bugün bu bilgileri sizinle paylaşmak istiyorum.

*

Bu cami 1671 yılında Bursa’da

Yazının Devamını Oku

Patlamayan şampanya patlayan bir gazoz ve...

Pazar günü Formula 1 final törenini izliyorum...

Lewis Hamilton bu yarışın İstanbul ayağını da kazanmış ve yarışma tarihine yeni bir rekor yazmış.

Bu yarışı, 7’nci defa kazanıp, Ferrari efsanesi Michael Schumacher’in rekorunu egale etmiş.

Yani Formula 1 tarihinde çok özel bir gün...

*

Bütün dünyanın gözü Türkiye’deki pistte yapılacak ödül töreninde...

Herkes Formula 1’in geleneksel şampanya patlatma seansını bekliyor.

Ama o ne?

Gazoz patlıyor...

Yazının Devamını Oku

Kozmik odadan çalıp açık kürsüden satmak

O günü hayatım boyunca unutmayacağım...

Bir bahane uydurularak Türk ordusunun en gizli kalması gereken bölümünün kapıları kırılarak içine girildi.

Girdikleri yer “Seferberlik Tetkik Kurulu Başkanlığı”ydı.

Orası neresi mi...

Ülkemiz işgale uğrarsa, vereceğimiz kurtuluş savaşında hangimizin nerede görev alacağını, hangi silahın nerede gömülü olduğunu, nasıl haberleşeceğimizi gösteren planlar ve isimler...

*

Hepsi tek tek çalındı.

Bir savaş halinde işgalci düşmana karşı vereceğimiz savaşın, yani beka savaşının bütün şifreleri, planları çalındı.

Ve kopyalandı...

Yazının Devamını Oku

Acil koduyla çağrılan bir 'balarısı haritası'

Son 72 saatte Türkiye Cumhuriyeti hükümetinden gelen mesajları alt alta yazıyorum.

Önce Cumhurbaşkanı Erdoğan konuştu ve dedi ki:

Önümüzdeki aylarda öngörülebilir, kolay erişilebilen yargı sistemi için adımlar atacağız...”

*

Bu cümlelerin ne anlama geldiğini ise iki gün sonra Adalet Bakanı Abdulhamit Gül açıkladı.

Bir kere daha benim şahsi zabıtlarıma geçmesi için en önemli maddelerini yazıyorum.

*

“Yargı, hiçbir kişi, kurum veya merciden emir, talimat, tavsiye, telkin almaz. Hiç kimse ve Adalet Bakanlığı da dahil olmak üzere hiçbir kurum yargı yetkisini kullanan mahkemelere vekâleten konuşamaz.”

*

Yazının Devamını Oku

Bir 'evet ama yetmez'cinin 18 aylık dolar kayıtları

Bundan 18 ay önce 31 Mayıs 2019 günü yazdığım yazının başlığı şuydu:

“Ben de tarihe ‘Yetmez ama evet’çi olarak mı geçeceğim...”

Cumhurbaşkanı Erdoğan bir gün önce Külliye’de “Adalet ve Yargı Reform Paketi”ni açıklamıştı...

Cumhurbaşkanı o gün Türkiye’ye ve bütün dünyaya şu mesajı vermişti:

“Olağanüstü hal hukuku dönemi kapanıyor...”

*

Cumhurbaşkanı o gün Adalet Reformu’nu “9 Amaç” başlığı altında toplamıştı.

Konuşmasında şu cümleleri dikkatle not almıştım.

*

Yazının Devamını Oku

Covid-19 aşısını bulan ekibin üçüncü kişisini de tanıyalım

Türkiye 10 Kasım günü Atatürk’ü anarken, İngiltere’nin en önemli gazetelerinden The Times’ın kapağında da karıkoca bir Türk çiftin fotoğrafı vardı.

1) Özlem Türeci ve Uğur Şahin...

Bu iki isim, şu an dünyayı sarsan, ekonomileri durduran, milyonlarca insanın hayatına ve işine mal olan COVID-19 virüsüne karşı ilk etkili aşıyı bulan insanlardı...

Yani onlar antibiyotiği bulan Alexander Fleming kadar önemliydi.

O nedenle haklı olarak dünyanın önde gelen bütün medya kuruluşlarının manşetindeydiler...

2) DÜN NAVTEX İLAN EDİLİRKEN MANŞETTEKİ O ÜÇÜNCÜ KİŞİ

ANCAK bu buluşun üçüncü bir kişisi daha vardı ki, onu manşetlerde fazla görememiştik...

Bazılarımız yabancı televizyonlarda rastlamıştı ama bu üçlü arasındaki ilişkinin en renkli ve sembolik kısmını görememiştik.

Yazının Devamını Oku

İktidardaki şeytan mı daha tehlikeli, muhalefetteki mi

Farkında mısınız...

Amerikan başkanlık seçiminin ortaya koyduğu çok tuhaf bir durum var:

KAZANAN: ABD’de bugüne kadar bir başkan adayının aldığı en yüksek oyla seçildi.

KAYBEDEN: ABD’de bugüne kadar bir başkan adayının aldığı en yüksek oyla kaybetti...

Terazinin bir tarafı daha ağır bastı...

Ama öteki tarafı da ağır bastı...

Gelin öyleyse bu tuhaf şeytan terazisinin iki tarafında ne vardı ona bakalım...

Seçim sonrası

Yazının Devamını Oku

Emine Hanım'dan Sezen'e Ajda'dan Tarkan'a en sevdiğimiz Timur şarkıları

Cumhurbaşkanımızın eşi Emine Erdoğan’ın mesajını da görünce, dünden beri şu sorunun cevabını arıyorum...

Son yıllarda adını çok az duyduğumuz Timur Selçuk nasıl oldu da, şu bölünmüş ülkede sağdan sola hepimize hayır duası okuttu?

İşçilerle 1 Mayıs şarkısını, ODTÜ öğrencileri ile Deniz Gezmiş’e ithaf edilen şarkıları söyleyen bir sanatçı, nasıl olur da Emine Erdoğan’ın gençliğinin de şarkıcısı olabilir?

Olabiliyormuş demek ki...

*

Bu ülkede pek çok insanın kafasında bir Timur Selçuk şarkısı vardır.


Yazının Devamını Oku

Önce 2 telefon geldi sonra da bu fotoğraf

Hani bir milletvekilinin Türkan Şoray için sarf ettiği o süfli cümleler vardı ya:

“Çamuriyetçi, HDPKK’cı, Amerikancı, İsrailci, emperyalist işbirlikçisi...”

Aynen böyle demişti...

*

Yazının çıktığı gün bir milletvekili aradı.

AKP Grup Başkanvekili Naci Bostancı’ydı...

O gün yazımı okuduktan sonra Türkan Hanım hakkında o sözleri söyleyen milletvekilini aramış ve bu sözleri tasvip etmediğini söylemiş.

Telefonda bana Türkan Hanım hakkında çok güzel şeyler söyledi.

“O mülakatı ben de okudum. Ben de sizin gibi düşünüyordum. Ülkesine, halkına derin sevgiyle bağlı büyük bir sanatçının ince duyarlılığını gördüm. Halkımız onu hem insanlığı hem de muhteşem oyunculuğu ile gönlüne yerleştirmiştir.”

Yazının Devamını Oku

48 saat boyunca uykusuz kalmama değen bir itiraf

İki gün boyunca uykusuz kaldım... Çünkü Amerikan seçimlerini izledim...

Bu 48 saat boyunca uykusuz kalmama değecek çok önemli bir anı canlı izleme imkânım oldu.

Popülist bir liderin itiraf anını... Size o anı anlatmak istiyorum.

*

Sandıklar kapanmadan önce, yani oylama devam ederken ABD Başkanı Trump kendi kampanyasını yürüten ekibin merkezini ziyaret etti.

Orada kampanya sırasında çalışan insanlara teşekkür etti...

Önce şu gözlemimi aktarayım.

Trump

Yazının Devamını Oku

O gece arka koltuktaki kadın nereye kayboldu

Anlatacağım gerçek olay aynen şöyle cereyan etti...

Taksi şoförü 20 yaşlarındaki kadın müşterisini aldığında hava kararmak üzereydi...

Yolcunun verdiği adrese geldiklerinde ise hava iyice kararmıştı...

Şoför taksimetreyi durdurup müşteriye döndüğünde şaşırıp kaldı...

Arka koltukta kimse yoktu...

Oysa kapının açılıp kapandığını duymamıştı...

Ayrıca o açmadan kapıların kilitleri açılmıyordu...

Şoför durumu bağlı olduğu şirkete bildirdi.

Yazının Devamını Oku

Ayda bebeği ve Elif bebeği kim kurtardı

Ki kurtardı, canlı yayında hepimiz seyrettik.

Önce Kadıköy Belediyesi’nin bir görevlisi... Bir kova taşıyıcısı, o sesi duydu...

Herkesi uyardı...

Sonra Tunceli  AFAD’dan bir görevli bebeğin yanına indi...

Büyük bir sevgiyle elini tuttu Ayda bebeğin...

Hemen yanında Manisa Belediyesi’nden bir görevli vardı...

Bir jandarma görevlisini gördük o arada...

Biraz ileride Bursa Belediyesi’nden bir başkası...

Yazının Devamını Oku