GeriErtuğrul ÖZKÖK O gece ne oldu da o bir kişi sabah oyunu değiştirdi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

O gece ne oldu da o bir kişi sabah oyunu değiştirdi

O gün merak etmemiştim, ama bugün ediyorum...

Tam 10 yıl önce...

Türkiye Büyük Millet Meclisi 24’üncü dönem ikinci yasama yılı...

Tarih 24 Kasım 2011 Perşembe....

TBMM o gün tarihinin en önemli sözleşmelerinden birini onaylamak için toplanıyor.

O gece ne oldu da o bir kişi sabah oyunu değiştirdi
Temsili fotoğraf

Milletvekillerinin oyuna sunulan kanunun tam adı şu:

“Kadınlara yönelik şiddet ve aile içi şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadeleye ilişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin onaylanmasının uygun bulunmasına dair kanun...”

Biz ve bütün dünya bu kanunun konusunu artık “İstanbul Sözleşmesi” olarak biliyoruz...

*

Elektronik cihazla oylama yapılıyor...

Ve başkan sonucu açıklıyor:

246 kabul...

1 çekimser.

Yani bir tek ret oyu yok...

Meclis oturumu o gün saat tam 23.16’da kapanıyor ve bütün bunlar zabıtlara geçiyor...

*

O günlerde kimse çekimser oy veren kişiyle ilgilenmedi.

Şimdi bu sözleşme Cumhurbaşkanı imzası ile geri çekildi ve ben merak ettim.

Kimdi o gün çekimser oy veren kişi?

*

Çekimser oy atan tek kişi AKP Ardahan Milletvekili Orhan Atalay.

O gün çekimser oy kullanıyor...

Ama ertesi gün çok ilginç bir şey yapıyor...

Meclis Başkanlığı’na başvurup “Dün yanlışlıkla çekimser oy butonuna bastım. Gerçek oyum kabuldür” diyor.

Niye böyle yaptığı sorulunca da şu cevabı veriyor:

“Acemilikten...”

Böylece o günkü oturuma katılanların tamamı “Evet” demiş oluyor.

*

Peki Ardahan milletvekili oy verdiği konuda acemi mi...

Yani kadına şiddet ve cinsiyet eşitliği konusunda...

Gelin bir bakalım...

AKP’den 4 dönem milletvekilliği yapmış...

Bir ilahiyatçı...

Profesör unvanı var.

Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi.

Dahası İslam İşbirliği
Teşkilatı Parlamento Birliği Başkanlığı yapmış.

Çok iyi derecede Arapça, Farsça ve İngilizce biliyor.

*

Bu özgeçmişe bakınca şöyle düşünmez misiniz...

Oy attığı “Kadına yönelik şiddet” konusunda İslami açıdan bir “acemiliği” söz konusu olmamalı...

Peki usul bakımdan? Yani oy butonu kullanma açısından...

AKP’nin siyasi ve hukuk işlerinden sorumlu genel başkan yardımcılığını yapmış.

Yani hangi butonun ne anlama geldiğini ayırt edebilecek bir uzman.

*

O gün merak etmemiştim...

Bugün soruyorum...

Acaba o gece ne oldu da ertesi sabah gidip çekimser oyunu kabule çevirdi...

Partisinin üst yönetiminden bir itiraz mı geldi...

“Bunu oybirliği ile yapalım” mesajı mı...

Yoksa gece evine döndüğünde, ailesinden kadınların itirazı mı oldu...

*

Merak ettiğim bir başka şey de şu: Bugün bu kanun Meclis’te yeniden oylansa acaba ne oy verirlerdi?

Aradan 10 yıl geçti...

Hiç itiraz eden oldu mu?

Benim ulaşabildiğim tek bilgi şu:

Bir tek Mehmet Metiner “Pişmanım” diye bir açıklama yapmış.

*

Bundan 11 yıl önce ilk defa “zamanın ruhu” kavramını kullandığımda çok itiraz eden olmuştu.

Ama “zamanın gerçekten bir ruhu” var...

Ve bir “Meclis arkeoloğu” zaman kazılarında işte böyle ilginç şeyler de görüyor.

O GECEDEN 13 GÜN ÖNCEKİ İLGİNÇ ZİYARET

İSTANBUL Sözleşmesi’nin TBMM’de oylanmasından 13 gün önce bir grup insan dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan’ı ziyaret etti.

Heyet KEFEK kısa adıyla bilinen “Türkiye Büyük Millet Meclisi Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu” üyelerinden oluşuyordu.

Ama yanlarında çok ilginç bir isim daha vardı.

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır...

İki komisyonun üyeleri Erdoğan’a şu ortak mesajı ilettiler:

“Lütfen sözleşmeyi hiç şerh koymadan Meclis’ten geçirin...”

KEFEK üyeleri şimdi nerededir bilmiyorum...

Ama Volkan Bozkır Birleşmiş Milletler’de genel kurul dönem başkanı...

O gece ne oldu da o bir kişi sabah oyunu değiştirdi

1) ARÇELİK’E GELEN FENG ŞUİ USTASININ İNANILMAZ KEHANETİ

TÜRK ekonomi tarihinde, işyeri binasına “Feng Şui” uygulayan ilk şirketin “Hakkasan” olduğunu sanıyordum.

Uzakdoğu mutfağının dünyaca ünlü restoranı 2008 yılında İstanbul Kanyon’da restoranının şubesini açarken bir Feng Şui ustası getirtip mekânı onaylatmıştı.

Ben de bunu Türkiye’de ilk defa oluyor sanıp yazmıştım.

*

Meğer Türk ekonomisi Feng Şui ile defa, ondan 11 yıl önce 1997’de tanışmış.

Hem de Türkiye’nin en geleneksel şirketi Arçelik’te...

Eski Arçelikliler Derneği mensupları şirketin 65’inci yılında kuruluş dönemi ve sonrası ile ilgili anılarını anlattıkları bir albüm yayınladı.

Adı “Aşk İle”...

İçinde o kadar güzel anılar var ki, pazar günü baştan sona okudum.

İşte oradaki en ilginç hikâyelerden birini Beko LG Genel Müdür Yardımcılığı yapan Erhan Saylan anlatıyor.

O gece ne oldu da o bir kişi sabah oyunu değiştirdi

2) BU BİNADA SİZDEN ÖNCE OTURAN İFLAS ETMİŞ

ARÇELİK, 1997 yılında Güney Kore şirketi LG ile klima cihazı üretimi konusunda yüzde 50 yüzde 50 ortaklı bir şirket kurmuş.

Bunun için Gebze Organize Sanayi Bölgesi’nde bir bina bulunmuş.

Tam yerleşecekleri sırada şirketin LG grubu temsilcisi “Biz binaya girmeden bunu mutlaka bir Feng Şui ustasına göstermek zorundayız” demiş.

Tabii geleneksel Arçelik mensupları şaşırmış, ama şirket yüzde 50-50 olduğu için evet demişler.

Bir süre sonra Güney Kore’den ufak tefek bir Feng Şui ustası gelmiş ve binayı inceledikten sonra şunu söylemiş:

“Bu binayı daha önce kullanan şirket iflas etmiş olmalı....”

Hepsi şaşırmışlar...

Ama asıl şaşkınlık daha sonra gelmiş.

Biraz araştırdıkları zaman gerçekten binayı onlardan önce kullanan şirketin iflas ettiğini öğrenmişler.

3) FENG ŞUİCİ, ŞİRKETİN KASA DAİRESİNİ NEREYE KOYDURDU

FENG Şui ustası “Bu yerleşim planını uygularsanız bu şirketin para kazanma ihtimali yok” deyip yerleşim planını tamamen değiştirmiş.

Önce şirket yöneticilerini binanın ön tarafına yerleştirmiş.

‘Paranın konduğu yer kolayca bulunamamalı’ deyip kasa dairesini ikinci katın tam orta yerine koymuş.

Finans, mühendislik gibi stresli görevlerde çalışan insanları ise binanın yeşil alana bakan bir kısmına yerleştirmiş.

O gece ne oldu da o bir kişi sabah oyunu değiştirdi

4) BİR KADIN YÖNETİCİ NİYE CAM MASADA ÇALIŞMAK İSTEMEZ

KİTAPTA çok ilginç bir kadın yönetici anısı da var. Şirketin ilk insan kaynakları ve stratejik planlama müdürü Şerife Füsun Ömür bu göreve geldikten sonra kendisine bir oda verilmiş.

Yeşilliklere bakan güzel bir odaymış. Ancak bir sıkıntısı varmış. Odasındaki masa camdanmış...

O nedenle bir türlü rahat oturamıyormuş. “Bacak bacak üstüne atamıyor, ayaklarımı çöp tenekesine koyamıyordum” diyor.

*

Bina yöneticisi bu sıkıntıyı duyunca gelip şunu söylemiş:

“Şerife Hanım biliyorsunuz Arçelik’in kendisine ait değişmez kuralları vardır. Biz bu standartları yazarken hiç kadın müdürümüz olacağını düşünmemiştik ki cam masanın onlar için sorun olacağını düşünelim. Lütfen bu durumu bizim eksikliğimiz olarak kabul edin.”

Peki bu zarif özürden sonra sorun çözülmüş mü?

Bina görevlisi konuşmasını şöyle tamamlamış:

“Size tavsiyem bu masa ile yaşamayı öğrenin...”

*

Kadın yönetici şirkette ikinci şaşkınlığı ise o yıl yaşamış. Yılbaşında şirketin kendisine gönderdiği hediye çok güzel bir erkek kravatı olmuş.

Görüyor musunuz İstanbul Sözleşmesi’ne gelene kadar kadınlar ne gibi sorunlar da yaşamış.

5) ARÇELİK’TE EŞEKLER GÜNÜ KUTLAMASI

ENDÜSTRİYEL tasarım yöneticisi Bora Bükülmez anlatıyor: “Akşamüzeri çörekli börekli bir kutlama vardı. Merak edip sorduğumda şu cevabı verdiler: ‘Bugün 8 Ağustos Eşekler Günü’nü kutluyoruz’.”

Bükülmez’in tepkisi ne olmuş: “Acemi olduğum için muziplik yaptıklarını düşünerek sessiz sedasız işe alışmaya koyuldum”.

Bu şakayı kim yapmışsa helal olsun...

Bir şirketin iç iklimi işte böyle güzel bir mizahla eğlenceli hale getirilir.

6) ARÇELİK’TEN BİR DE HAYALET HİKÂYESİ

KALİTE sistemleri toplam kalite yönetimi yöneticisi Dr. Ender Önöz anlatıyor:

“Bir proje için İngiltere’nin Birmingham yakınında Schenck firmasını ziyaret ediyoruz. Akşamüstü havaalanından firma yakınında ve biraz ürkütücü mimarisi olan bir otele geldik.

Yemek sonrası bir ara otelin bir yöneticisi yanımıza geldi ve ‘Saat gece yarısına geliyor, bir an önce odanıza girseniz iyi olur çünkü bu otele gece yarısından sonra hayaletler uğrar. Koridorda seslerini duyarsanız dikkatle olun ve dışarıya çıkmayın’ dedi.”

Peki sonra ne olmuş onu da dinleyelim: “Zaman ilerledikçe koridorlardan bazı sesler duyar gibi oldum, pek inanmak istemedim ama yine de uyuyamadım.”

Benim yorumum şu: Otel yöneticisi bir an önce odalarına gitsinler de biz de rahat edelim diye uydurmuş olabilir.

O gece ne oldu da o bir kişi sabah oyunu değiştirdi


7) İLETİŞİMCİ GÖZÜYLE: BİR REKLAMDA YAPILMAYACAK TEK ŞEY YAPILMIŞ

ALBÜMDE Arçelik’in eski bazı gazete ilanları da var.

Çoğu başarılı ama biri var ki, iletişimci olarak çok dikkatimi çekti.

Reklamın amacı tüketicinin gözünü buzdolabının içindeki yeniliklere ve donanıma çekmek.

Ama reklamı sunan kadının üzerindeki elbisede öyle bir desen var ki... Baktığınızda o desenden başka bir şey görmüyorsunuz.

KATKIDA BULUNANLAR

Sayfa Editörü: Firuzan Demir
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama: Selma Songül Zengin

X

Emin kardeşim ben piyanistim niye hep bana ateş ediyorsun

Sözcü gazetesi, Turgut Özal’ın 28’inci ölüm yıldönümü günü herkese örnek olması gereken harika bir şey yaptı.

Özal’ı müthiş övücü bir manşet ve sayfayla andı.

Ben de Sözcü yazıişlerini ve bu sayfayı hazırlayan arkadaşımız Emin Özgönül’ü alkışlayan bir yazı yazdım.

*

Ama o ne...

Bütün hayatı boyunca maddi manevi geçimini Özal ve herkese hakaretle sağlayan Emin Çölaşan, gazetesine bir şey diyemeyince hıncını yine benden çıkardı...

Üstelik yine bir sürü yalan dolanla...

Neymiş ben ona Turgut Özal’la ilgili kitabını okudum çok beğendim demişim.

Yazının Devamını Oku

57 milyon riskli vatandaşı acilen koruma altına almanın formülü

Dün itibarıyla dünya “COVID atlası” şöyleydi.

İsrail aşılamasını tamamlamış, bütün yasakları kaldırmış ve halkı da plajlara hücum etmişti.

Yeni Zelanda ve Avustralya arasında serbest seyahat başlamıştı.

Dünyada COVID olayını en ağır geçiren ülkelerden Amerika’da Biden politikası sonuçlarını vermeye başlamıştı.

16 yaş üzeri isteyen her Amerikan vatandaşına aşı uygulanabiliyordu.

330 milyonluk ABD’de yeni vaka sayısı 67 bindi.

Haziran ayı ortası itibarıyla nüfusunun yüzde 70’ini aşılamış olacağını açıklamıştı.

80 milyon nüfuslu Türkiye’de ise yeni vaka sayısı 55 bindi...

Yazının Devamını Oku

Korkuyorsunuz çünkü statlarda idare ediyorduk ama ekranda edemiyoruz

Alman liglerinin tatsızlığı, İtalya’nın statları yenilememesi, koca Rusya’nın doğru dürüst bir takım çıkaramaması, herkesi Premier Lig ve La Liga hastası yaptı. Bakıyorum, tüm Avrupa ülkelerinin federasyonları ayakta. Paniğin sebebi belli... Siz daha VAR’ı bile yönetemiyorsunuz. Kalite yerlerde. Şimdi korkuyorsunuz.

Bu bir deprem... Futbolun 8.1 şiddetindeki depremi. Hiç kuşkunuz olmasın, arkasından tsunami de gelecek... Gelecek ve bu bütün derme çatma ‘Milli ve yerli futbol düzeni’ bu tsunaminin altında kalacak.

TÜRKiYE LiGi’NiN VASATLIĞI ALMAN LiGi’NiN RUHSUZLUĞU

· 12 Avrupa takımının pazar günü “Biz artık Avrupa’da bir ‘Ultra Süper Lig’ kuruyoruz” açıklaması tam bir depremdir. Ve yıllardır “Geliyorum” diyen bir deprem bu...

· Alman liglerinin tatsızlığı, tuzsuzluğu, ruhsuzluğu.

· İtalya’nın futbol oynadığı sahaları bile yenilemede nal toplaması.

· Fransa’nın Arap sermayesi sayesinde çok
geç Avrupa futboluna dönmesi.

· Oligarklarını bile İngiltere’ye kaptıran koskoca Rusya’nın doğru dürüst bir futbol takımı çıkaramaması, sonunda bütün Avrupa seyircisini Premier Lig ve La Liga hastası yaptı. Onlar da bu vasatlıkta debelenirken sonunda bu kararı aldılar.

Yazının Devamını Oku

Lüzumsuz bir köşe yazarının çok lüzumlu üç-beş saniyesi

T24 haber sitesi yazarı Ali Akay hatırlattı.

Dün, yani 19 Nisan, Fransız yazar ve düşünürü Jean-Paul Sartre’ın cenazesinin kaldırıldığı günün yıldönümüydü.

Sartre 15 Nisan günü ölmüştü...

Öyleyse niye onu 19 Nisan günü hatırlıyoruz...

*

Cevabı çok basit...

Çünkü onu Montparnasse Mezarlığı’na uğurlayan öylesine büyük bir kalabalık vardı ki...

Fransa, onu, siyasette en büyük muhalifi olan cumhurbaşkanı De Gaulle’ün söylediği şu sözle hatırladı:

“Sartre Fransa’dır...”

Yazının Devamını Oku

Bir Upper Cihangir magazini... Diziyi çekerken 6 kere öpüştük o COVID oldu ama ben olmadım

Tabii Upper Cihangir’deki en büyük haber kaynağımdan öğrendim haberi.

1- Kanal D’nin başarılı bir başlangıç yapan dizisi “Camdaki Kız” meğer tam anlamıyla bir Upper (Yukarı) Cihangir dizisiymiş.

*

Nereden mi çıkardım?

Bir kere dizinin bazı sahneleri Cihangir Caddesi’ndeki köşkte çekilmiş.



Yazının Devamını Oku

Sizce bu 'Reformist Tonton' sayfası hangi gazetede çıktı

Tam 28 yıl olmuş...

Bugün Turgut Özal’ın ölümünün 28’inci yıldönümü...

Sabah büyük bir sürprizle uyandım.

Bir gazete harika bir Özal’ı anma sayfası hazırlamış.

*

Tepedeki manşeti şöyle:

“Reformist Tonton...”

Üst spotları şöyle:

- “Hayata veda etmesinin üzerinden 28 yıl geçti ancak yaptıkları hafızalardan hiç silinmedi.”

Yazının Devamını Oku

Yuhh yahu yuh artık ne diyeyim ben bu kafaya

Önceki gün benim açımdan iki sevindirici gelişme vardı...

Sabah Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın “Hiç Oldum” şarkısı için yaptığı klibin haberi ile uyandım.

İkincisi ise aynı sabahın akşamı Ahmet Altan’ın serbest bırakılmasıydı.

*

Hayatım boyunca devlette görev yapan insanların müzikle, sanatla, sporla ilgilenmelerini çok sevdim...

Çünkü tanıdığım siyasetçilerin çok büyük bölümünün siyaset dışında hiçbir uğraşısı yoktu...

Şuna inanıyorum...

Bir insan sanatla, müzikle, sinemayla ilgilendiği zaman bu onun vicdanına, adalet duygusuna ve üslubuna da yansıyor...

Nitekim

Yazının Devamını Oku

Bodrum'dan doğan bir özel Türk 'Lirası'

Önceki gün Türkiye’de çok ilginç bir şey oldu...

Ekonomi tarihimizde ilk defa bir şahsın Bitcoin hesabına haciz kondu...

Bunun anlamı şu...

Artık hepimizin hayatında “Bitcoin” denilen bir para var...

Aslında bu para cebimizde...

Tek farkı ceket cebinde değil cep telefonumuzda olması...

Üç yıla yakın bir süredir bir insan arıyorum...

Bana çok basit biçimde “Bitcoin nedir” anlatsın...

Yazının Devamını Oku

Türkiye'nin çaresiz ev kadını hangi okula rüşvet verirdi

Aslında yazının gerçek başlığı şu:

“Türkiye’nin Ivy League okulları hangisidir...”

O nedenle, araya “Çaresiz ev kadını” ifadesinin girmesinin hikâyesiyle başlayayım.

*

Geçen ay bir streaming platformunda, ABD’de 2019 yılında yaşanan “üniversiteye giriş” skandalıyla ilgili belgeseli seyrediyordum.

ABD’nin önde gelen bazı varlıklı ve şöhretli aileleri çocuklarını en iyi üniversitelere sokmak için rüşvet tezgâhını kurmuş biri aracılığıyla bal gibi rüşvet anlamına gelecek paralar harcıyorlar.

*

Onlardan biri de “Çaresiz Ev Kadınları” dizisinde Lynette Scavo rolünü oynayan oyuncu Felicity Huffman...

Emmy, Altın Küre, SAG ödülleri var

Yazının Devamını Oku

Kim bu 'esrarengiz' Boğaziçili 'sıçan' M.B.

Hürriyet yazarı İhsan Yılmaz, Oğuz Atay’ın kayıp günlüğü olayını gündeme getirip, ben de perde arkasını yazınca, “Upper Cihangir” dünyası karıştı.

Gerçi, onunla ilgili sadece kendilerinin konuşma hakkı bulunduğuna inanan bazı çevreler, “Ne alakası var Oğuz Atay’ın Cihangir’le” deyip durmadan bana yükleniyorlar...

Merakınızı tatmin edeyim. Hepsi biliyor ki “Upper Cihangir” lafını sembolik olarak kullanıyorum...

*

(Bu arada Cihangir ahalisi galiba bu “Upper” lafından pek hazzetmedi ki, mahalle baskısı yapmış olmalılar ki, bu kavramın mucidi T24’in düzeyli magazin yazarı Tuğrul Eryılmaz da artık sadece “Cihangir” diye yazmaya başladı.)

Neyse asıl konuya gelelim...

Geçen cumartesi T24’te Ayça Atikoğlu’nun bir yazıyla bu “Upper Cihangir polisiyesinin” ikinci sezonu da yayına girdi.

Türkiye’nin

Yazının Devamını Oku

O 19 ölü nitrojen dolu 22 cam lahitin laneti mi

Geçen hafta tüm dünya pandemi ile boğuşurken Mısır 3 Nisan gecesi bütün dünyayı şaşırtan bir şey yaptı.

Tahrir Meydanı’ndaki Milli Müze’de bulunan, eski Mısır hanedanına ait 22 mumyayı yeni inşa edilen Mısır Medeniyetleri Müzesi’ne nakletti...

*

18 kral, 4 kraliçeye ait 22 mumya, nitrojenle doldurulmuş cam lahitlere konup büyük ve çok renkli bir törenle yeni yerine götürüldü.

22 lahit 5 kilometrelik yolu 40 dakikada geçti...

*

Bu, mumyaların ikinci yolculuğuydu.

Mısır hanedanlarına ait bu mumyalar 100 yıl önce Luksor’dan Kahire’ye getirilmişti...

Nakledilenler arasında bütün dünyanın bildiği İkinci Ramses ile Mısır tarihinin en başarılı kraliçesi olarak bilinen Hatshepsut’un mumyaları da vardı.

Yazının Devamını Oku

İmamı kim istifa ettirdi Türkiye'nin makul aklı mı

Ayasofya imamı sonunda istifa etti...

İstifasında “Kendi isteği ile ayrıldığı” belirtiliyor...

Ama artık orada kendine üç-beş trol dışında müttefik bulamadığı herkesin bildiği bir sırdı...

Bütün dünyanın gözü üzerinde bulunan bir mabetten her gün tuhaf seslerin yükselmesinin hiçbir makul AKP’linin de hoşuna gitmeyeceği bir gerçekti.

Nitekim ilk tepki AKP milletvekili Özlem Zengin’den geldi...

Sonra AKP’nin ağır toplarından da sesler yükseldi...

Sonunda ayrılmak zorunda kaldı ve çok hayırlı bir iş oldu...

İstifasını bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın istediği de yazıldı, söylendi.

Yazının Devamını Oku

CHP'li kayınpederim o 2 takunyalı hakkında bana neler anlatmıştı

Kayınpederim rahmetli Hüdai Oral, köklü bir CHP’li ailenin üyesiydi.

Beş dönem CHP milletvekilliği yapmıştı.

Babası CHP’nin tek parti dönemi Denizli il başkanıydı...

Ayrıca 1950 öncesi milletvekiliydi.

Kızının Adnan Menderes hayranı, koyu Demokrat Partili bir ailenin sonradan solcu olmuş oğluyla evlenmesini son derece normal karşılamıştı.

Hüdai Oral 1961 yılında kurulan İsmet İnönü hükümetinin en genç bakanıydı.

İnönü onu Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olarak görevlendirmişti.

O güne kadar öyle bir bakanlık yok...

Yazının Devamını Oku

Bu bir haber mi, fazla oldunuz sinyali mi

“Haber” desem...

Değil...

“Analiz” desem o da değil...

Öyleyse ne?

“Ayağınızı denk alın” uyarısı mı...

Önce neden söz ettiğimi anlatayım.

Dün, dünyanın önde gelen ekonomik medyalarından biri olan Bloomberg’de tuhaf bir yazı yayınlandı.

Yazının konusu Türkiye’de Bayraktar grubunun ürettiği SİHA’lardı...

Yazının Devamını Oku

Ya seçilmişlere her gün haddini bildiren o atanmış memurlar

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener bir süredir beni de düşündüren önemli bir noktaya dikkati çekti.

Emekli WhatsApp’çı amirallerin yaptığı düşüncesizce işe tepki koyarken, çok yapıcı iki uyarıda da bulundu.

*

Bildiri yayınlayan amirallerin 10’unun o eski kötü alışkanlıkları hatırlatan biçimde sabah evlerinden alınmalarına tepki gösterdi.

Gözaltına alınmalarına karşı çıktı...

Ama daha önemlisi iktidara bence çok önemli ve yapıcı bir çağrı yaptı.

Özeti şuydu:

Emekli amirallerin seçilmişleri hedef alan açıklamalarına karşı çıkıyorsak...

Atanmış memurların, tayinle göreve gelmiş görevlilerin, valilerin, kaymakamların, maaşını devletten alan dini görevlilerin seçilmiş insanlar, parti başkanları, anamuhalefet partisi başkanı hakkındaki hakarete veren açıklamaları da önlenmelidir...

Yazının Devamını Oku

Artık doğalgaz faturanıza bile rütbeli imzanızı atmayın

O bildiriye imza atan 104 mütekait askerin karşısına geçip sormak isterdim:

“Yaptığınızdan memnun musunuz...”

Ve devam etsem...

“Bakın Türkiye geçen hafta ne tartışıyordu...

Sizin bu düşüncesiz hareketinizden sonra bugün ne tartışıyor...”

*

Biliyorum bana diyecekler ki...

“Biz de vatandaşız ve düşüncemizi serbestçe söyleme hakkına sahibiz...”

Evet sahipsiniz...

Yazının Devamını Oku

Ey erkek 5 yıl önce testosteron yarıştırıyordun bak bugün ne

Aman Allahım...

Bu erkek milleti...

Yani biz ne hale düştük...

*

Dün gibi hatırlıyorum...

15 Mayıs 2016...

Berlin’de Final Four’un son günü... Fenerbahçe-CSKA maçını bekliyoruz...

Otelin lobisinde büyük bir tartışma patlıyor...

Bir erkekte ideal testosteron oranı nedir?

Yazının Devamını Oku

İkinci hayatında bir daha komedi oynayabilecek mi

Zekeriyaköy’deki evde yaşanan o olayın üzerinden 3 yıla yakın zaman geçmiş.

Ahmet Kural’ı o zamandan beri ilk defa görüyoruz.

Kıbrıs’ta TRT için bir dizi çekiyormuş.

Hürriyet Kelebek’te Tülay Demir’in yaptığı mülakattan öğrendik.

Çekim sırasında yeni sevgilisi Çağla Gizem Çelik ile annesi ve babası da yanındaymış.

*

Hayatım boyunca şuna inandım.

Yazının Devamını Oku

Çok genç erkekle 'olgun kadın' arasında kaç yaş fark vardır

Çarşambayı perşembeye bağlayan gecenin saat 00.30’u...

Çok akıllı telefonuma, Music Business Worldwide müzik endüstrisi haber sitesinden bir son dakika notu düşüyor...

“Paul Simon bütün kataloğunu Sony şirketine satmış...”

Paul Simon...

Yani “Simon and Garfunkel” ikilisinin Simon’ı...

Daha o saniye onlarca şarkı geçmeye başlıyor aklımdan...

“Mrs Robinson”, “Sound of Silence”, “Scarborough Fair”, “Bridge Over Troubled Water”, “Boxer”, “Cecilia”, “A Hazy Shade of Winter”, “Homeward Bound”, “Me And Julio Down by the Schoolyard”...

Bütün bir gençliğim...

Yazının Devamını Oku

Sharon hatıra kitabında bu bornozlu geceyi de yazdı mı

1) Dün gibi hatırlıyorum...

2005 yılının aralık ayıydı...

Los Angeles’ta güneşli bir günün gecesiydi... Hollywood ünlülerinin yaşadığı semtteki büyük villanın salonundaydım.

Biraz sonra şahane kadın merdivenlerden inmeye başladı...

Beş yıl önce Cannes Festivali’nde yanımdan geçerken nefesimi kesen şahane Sharon Stone karşımdaydı.

Üstelik üzerinde sadece bir bornoz vardı...

Ayağa kalkıp soruyorum...

“Yorgun musunuz...”

Yazının Devamını Oku