O derin gırtlak nerede ne denir onu iyi biliyor

Hürriyet’in ele avuca sığmaz yazarı Yalçın Bayer son dönemin siyasi scoop’unu (atlatma haberini) bayramda patlattı.

Her iki haberde de konuşan bir “deep throat” (derin gırtlak) var...

Her ne kadar Muharrem İnce, “Konuşan ben değilim” diyorsa da...

Arkadan gelen gırtlak temizleme sesleri faili ele veriyor...

*

Neyse biz gırtlak dedektifliğini bırakıp açık kaynaklara bakalım.

O “derin gırtlak” kimse neyi nerede söyleyeceğini iyi biliyor...

Mesela ilk çıkışı, yani parti kuracağı haberini, Ayasofya’daki namaz fotoğrafından sonra mübarek Kurban Bayramı’nda yapıyor...

Yani muhafazakâr kanada hafiften bir göz kırpıyor.

O derin gırtlak nerede ne denir onu iyi biliyor

İkinci haber ise daha önemli...

“Ben ne cumhur ittifakını ne millet ittifakını kabul etmiyorum” diyor.

Yani “üçüncü yol manifestosu” yayınlıyor.

*

“Derin gırtlak” bu haberi Yalçın Bayer’e nerede veriyor?

Murtaza Çelikel’in cenaze töreninde...

Yani 12 Eylül askeri döneminde, her şeyini kaybetmeyi göze alarak Bülent Ecevit’in hep yanında durmuş sessiz ama sosyal demokrat kesimde çok saygın bir işinsanının cenazesinde.

Bu da kenarda kalmış, hüzünlü sosyal demokrat eski tüfeklere...

*

Diyeceğim...

Yalçın Bayer iyi çalıştı... İyi gazetecilik yaptı...

Ama bilin ki “derin gırtlak” daha derin çalıştı...

Ve daha iyi yaptığını düşünüyor...

AHİRETTEN GELEN ÜÇÜNCÜ YOL ŞU FANİ DÜNYADA NEREYE ÇIKAR

MURTAZA Çelikel’in cenazesinden cami avlusundan gelen ikinci haber, bence birincisinden daha önemliydi...

Burada ağızdan çıkan iki kelime var ki, ben ona takıldım.

“Üçüncü yol...”

*

73 yıllık hayatımda çok işittim.

Hem de Türk siyasetinin çok kritik anlarında...

Bu lafı eden çok oldu ama bu lafla bir şey başarabileni hiç görmedim.

*

Diyeceğim “ahiretten gelen üçüncü yol” şu fani siyaset dünyasında bir yere çıkmaz...

Bunun yerine, rahmetli Özal’ı geçmişte iktidara getiren kavramı kullanıp, “dört eğilim” deseydi, belki daha etkili olabilirdi.

*

Benim “derin gırtlağın” sözlerinden çıkardığım şu:

Muharrem İnce elindeki anketleri göstererek CHP’de kendine bir statü sağlamak istiyor.

Ama son kongrede neredeyse oyların tamamını alarak seçilmiş bir Kılıçdaroğlu bu eli görür mü...

*

Tahminim şu: Bir seçim gecesi ortadan kaybolup bir bayram sabahı ortaya çıkan Muharrem İnce, bir başka seçim gecesi, ahiretten gelen bu üçüncü yolda yine kayıplara karışabilir...

*

Unutmayalım...

Türk siyaseti bir tabela partileri mezarlığıdır...

BİR KOLTUK ARAYLA, MASKELİ ŞAMPANYASIZ COSİ FAN TUTTE

DÜNYANIN en ünlü klasik müzik festivallerinden olan Salzburg Festivali bu yıl 100’üncü yılını kutluyor. Bu festivalin izleyicilerinin yüzde 70’ine yakınını Avusturya dışından gelenler oluştururdu.

Bu yıl gelemediler ama festival yine smokinlerle ve maskelerle yapıldı.

Geçen pazar Mozart’ın “Cosi Fan Tutte” operası işte böyle sahnelendi... Salonun üç kuralı ise şuydu:

 Maske...

 Birer koltuk boş...

 Ve ara yok... Dolayısıyla arada içilen şampanya da yok...

HANGİ KONSERLERİ HENÜZ ÖZLEMEDİM

HÜRRİYET yazarı Kanat Atkaya dün Instagram’da “Konserleri özledim” diye yazmış. Ben de özledim ama bir öncelik yaparsam:

 Rolling Stones... İstanbul, Havana, Desert Trip (özel Coachella), iki defa Londra... Artık yeter...

 The Cure: Çok sevdiğim halde, Londra Hyde Park 40’ıncı yıl konserinde öyle düş kırıklığı yaşadım ki... Tekrar cesaret edemiyorum.

 Roger Waters: Önümde yeterince duvar yıkıldı, yeterince Filistin dersi aldım...

 Eric Clapton: Son Hyde Park konserinde öyle mükemmel bir performans dinledim ki... Bir öteki düş kırıklığı olabilir.

 Radiohead: Hep varım ama şu sıra her şey öyle karanlık ki... İçimden “I’m a Creep” diye haykırmak geçmiyor.

 U2: Barcelona’daki “Joshua Tree” albümünün 30’uncu yıl konserindeki o şahane görsel ziyafetten sonra başka sofraya oturamam.

AMA ŞUNLAR VAR YA İŞTE ONLARI ÖZLEDİM

Coldplay’in 2017 yılında Paris’teki konserinde, o havalarda uçuşan balonların altında o kadar eğlendim ve neşelendim ki... Bir kere daha bir kere daha giderim.

Lady Gaga geçen yıl Las Vegas’taki caz konserinde öyle mükemmeldi ve dişim öyle ağrıyordu ki, ağrısız sızısız bir kere daha dinlemek isterim.

The Weeknd 2017’deki Grammy töreninde öyle mükemmeldi ki, sadece bir şarkı dinlemek beni kesmedi sahnede yine dinlemek isterdim.

Arctic Monkeys: Bir de bu yıl dijital Glastonbury yayınlarında izlediğim Arctic Monkeys o kadar iyiydi ki, mutlaka sahnede de dinlemek isterdim...

 BTS: Bir de sırf merakımdan ve o atmosferi görmek için bir KPop (Kore) konseri... Özellikle BTS...

O derin gırtlak nerede ne denir onu iyi biliyor

BÖYLE BİR GÜNDE ARADA İKİ BOŞLA 2.500 BİLET HARİKA

HİÇ yalan söylemeyeceğim... Dün Simge’nin Harbiye Cemil Topuzlu’da önceki gece verdiği konserin fotoğrafları içimi açtı...

Bazıları biraz kitsch ama cıvıl cıvıl, rengârenk fotoğraflar...

Düşünün korona yeniden patlamış...

Beyrut harabeye dönmüş, bir baştan ötekine yanıyor...

Dolar almış başını gidiyor...

Ve önünüze bu fotoğraflar geliyor... Hayat devam ediyor diyen bir ses bu... Harbiye 4 bin 500 kişi alıyor.

Orayı rahatlıkla doldurabilirdi... 2 bin 500 bilet satılmış. Çünkü arada iki koltuk bırakıp sosyal mesafede oturma yapmışlar.

Bence büyük başarı...

O derin gırtlak nerede ne denir onu iyi biliyor

TANITIM FİLMİ
BU ADAM KİM VE ORADA NE YAPIYOR

İPUÇLARI şunlar:

Bu fotoğrafı önceki gece seyrettiğim bir belgeselden çektim.

Yıldızlı bayrağa sarılı bu adam çok tanınmış biri...

Öyle bir şey yaptı ki, son 4 yılda sanat sektörünü altüst etti.

Ancak burada yaptığı o işten dolayı bulunmuyor.

Çok farklı ve sizi çok şaşırtacak bir insanla konuşmak için orada.

Bu sanat dâhisi genç adam kim... Kiminle konuşuyor... Konuştuğu kişinin yaptığı şey ne...

Yarın bu sayfada...

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Funda Arar'ın 'karartma günleri' şarkısını dinlerken

Ben doğduğumda “karartma geceleri” kötü bir hatıra olarak kalmıştı.

Türkiye, İkinci Dünya Savaşı’na girmemiş olsa da muhtemel bir hava saldırısına karşı geceleri şehirleri karartılmıştı.

Sonra bizim nesil de tanıdı karartma gecelerini...

Yunanistan’la ne zaman savaş ihtimali çıksa, okul kitaplarını kaplamak için kullandığımız mavi kaplama kâğıtları, bu defa Yunan uçakları görmesin diye pencerelerimize yapıştırılırdı.

Sonra 60’lar, 70’ler, 80’ler geldi... Ülkenin karanlık dönemlerini yaşadık.

Bu defa “karartma günleri” lafını öğrendik...

Hani Funda Arar’ın şarkısında söylediği gibi...

“Bir zindanda koy ver beni

Yazının Devamını Oku

'Ruh hastası' denince aklıma gelen ilk isim

Var mı böyle bir isim?

Tabii ki var...

Ama yazmam...

Sadece benim mi, herkesin var.

Bir insan için kolayca “Ha o mu? Ruh hastasıdır” dediğimiz kaç kişi var...

Peki biz Türkler, Kürtler, Araplar, Lazlar, bu ülkede yaşayanlar...

“Ruh hastalıkları”

Yazının Devamını Oku

Spotify değil, Sakaryalı bu kızın geleceği de kurtulur

Dün sabah itibarıyla RTÜK dünyanın en büyük streaming müzik platformuna 72 saat süre verdi.

Bu süre içinde RTÜK’e başvuru yapmazsa Türkiye’de Spotify’a ulaşım engellenecekti.

*

Bu yazıyı okuduğunuz sırada bunun 24 saati geçmiş olacaktı...

Bir gelişme olmasaydı Türkiye, dünyada Spotify’ı engelleyen ilk ülke olacaktı...

Tabii Kuzey Kore gibi ülkeleri saymıyorum.

Neyse ki 72 saat dolmadan bir gelişme oldu. Hükümete yakın kaynaklarda Spotify’ın başvuracağı iddia edildi.

Şu yazıyı yazdığım saatte anlaşma oldu mu olmadı mı kesin bilmiyorum.

Yazının Devamını Oku

Hocam çaresi kolay ikna odaları kurdur

Çok beğenerek dinlediğim bir kadın caz piyanisti Büşra Kayıkçı...

Türk cazının ilk başörtülü piyanisti...

Ama bakın geçen hafta, İstanbul Caz Festivali genç caz kategorisinde finalist seçilince başına neler geldi.

Kendine tarih profesörü diyen biri çıktı....

Adı da Ebubekir Sofuoğlu...

Sakarya Üniversitesi’nde hocaymış...

Arkadaş muhafazakâr ya...

Başörtülü kız caz mı çalar...

Yazının Devamını Oku

Ayasofya açılışından sonra tespit edilen vaka var mı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile uçak sohbetine gitmeden önce bazı insanlarla konuşup merak ettikleri soruları aldım.

Hemen belirteyim, konuştuğum insanlar olaya ideolojik gözle bakan kimseler değildi.

Bunu bakana söylediğimde şu cevabı aldım:

“Keşke ideolojik bakanlara da sorsaydın...”

*

Bu sözlerine şaşırmadım.  Çünkü Hürriyet’in Ankara’daki sağlık muhabiri Meltem Özgenç’ten şunu öğrendim.

Sağlık Bakanı, basın toplantılarında akreditasyon uygulamıyormuş.

Yani iktidar yanlısı veya muhalif bir yayın kuruluşu olsun, isteyen her gazeteci katılıp üstelik soru da sorabiliyormuş.

Ben de gitmeden önce konuştuğum insanların en merak ettikleri sorulardan biriyle başladım.

Yazının Devamını Oku

44 gönüllü kahramanla bu salı düşmana saldırıyoruz

Her Türk vatandaşı gibi mart ayından beri ben de onu her akşam büyük bir ilgiyle izliyorum.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca...

COVID’le mücadelenin başkomutanı...

Nihayet geçen cuma onunla tanıştım.

Adana’ya gidiyordu, beni de davet etti.

*

Ben bakanla bu sohbeti yaparken, New York Times gazetesi çok güzel bir gazetecilikle COVID virüsünün insan hücrelerine nasıl saldırdığını anlattı.

Size onu da, yani ortak düşmanımızı da en basit cümlelerle tanıtacağım.

Tabii ki bakana da bu ortak düşmana karşı aşıyla mücadeleye ne zaman başlayacağımızı yine en basit sorularla soracağım.

Yazının Devamını Oku

En şapşal hırsızın aklıma soktuğu en hınzır sorular

Bu haftanın en komik haberini geçen gün Hürriyet’te Fatih Çekirge’nin köşesinde okudum.


Ankara Tuzluçayır’da hırsızın biri güvenlik kamerasını çalmış.

*

En komiği haberin fotoğrafıydı.

Hırsız, güvenlik kamerasını çalarken yüzünde en küçük bir endişe yoktu.

Üstelik ağzına bir de COVID maskesi takmıştı.

Kurallara uyan bir arkadaş yani...

Herhalde kamerayı çalınca, kendisiyle ilgili görüntüleri de alıp götürdüğünü sanıyordu.

Yazının Devamını Oku

Sünger Bob'un en iyi arkadaşı çoban sülü

Dün sabah evimin mutfağındaki masaya oturduğumda karşımdaki televizyon ekranında işte bu görüntü vardı...


Şapka aynı şapka, yanak ve dudaklar aynı yanak ve dudak...

Önce bu görüntünün nereden geldiğini anlatayım...

Torunum Sinan Ali, doğduğundan beri birçok çocuğun geçtiği evrelerden geçti.

Önce sempatik dinozor Barney... Sonra köpekbalıkları... Sonra Batman... Sonra Sünger Bob... Sonra bir ara Bruce Lee ve tabii ki bugün Marvel ve DC Comics süper kahramanları...

*

İşte bu aile geleneğinin başladığı günden beri nedense sabahları

Yazının Devamını Oku

Eminim MİT şu iki olayı ve bu fotoğrafları görmüştür

Şimdi yazacağım “perde arkası” bilgiler 24 saat arayla bana ulaştı.

Biri Kudüs’ten...

Öteki Riyad’dan...

Eminim bana ulaşan bu bilgiler ve bu fotoğraf şu an MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın önünde de bulunuyordur.

KUDÜS’TEN GELEN İSTİHBARAT: Önce Kudüs’ten gelen çok önemli bilgiyle başlayayım...

Konuşan kişi Majdi Khaldi...

Kudüs’ün tanınmış ailelerinden birinin mensubu...

Ancak 2006 yılından bu yana Filistin Devlet Başkanı

Yazının Devamını Oku

En tartışılan o kulede en tartışılmayacak kat

Restore edilen Galata Kulesi dün açıldı...

Ondan bir akşam önce, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy bir grup medya yöneticisi ve yazarı kulenin en üst katında bir yemeğe davet etti...

Davetli listesine baktım.

İktidar-muhalefet ayrımı yapılmamıştı.

Kimler vardı: Mesela davetliler arasında Sözcü gazetesinin genel yayın yönetmeni Metin Yılmaz, yazarı Deniz Zeyrek, gazetenin ve sahibi Burak Akbay’ın avukatı İsmail Yılmaz...

Fox TV Genel Yayın Yönetmeni Doğan Şentürk, sabah haberleri sunucusu İsmail Küçükkaya da vardı.

*

Kimler yoktu: Buna karşılık Karar, Aydınlık, Birgün gibi gazetelerden, Halk TV ve Tele 1 gibi kanallardan kimse göremedim.

*

Yazının Devamını Oku

Cumhuriyet Gazetesinde gizli edebiyat savaşını kim kazandı

Cumhuriyet gazetesinde 18 Eylül gününden beri gizli bir edebiyat savaşı yaşanıyor.

Aslında savaş gazetenin açık sayfaları üzerinde...

Ama sayfalara yansımayan bir bölümü var ki onu da ben anlatayım.

*

Savaş 18 Eylül günü eski bir büyükelçi ve çok beğendiğim bir edebiyat denemecisi olan Oğuz Demiralp’in Cumhuriyet Kitap Eki’nde yayınlanan bir yazısıyla başladı.

Yazısı, kendi payıma resim sanatı konusunda Türkiye’nin en iyi denemecisi olarak gördüğüm Mehmet Ergüven’in kitapları üzerineydi. Ancak savaş Mehmet Ergüven yüzünden değil, yazının girişinde ve ileride bir yerde kullanılan kavram yüzünden patladı.


Yazının Devamını Oku

Muhafazakâr Cihangir'in kızı ve erkeği nerede tanışır

Bundan 6-7 yıl önce muhafazakâr bir gazetenin kadın muhabiri benimle röportaj yapmak istedi.

Fotoğraf çekmek ve konuşmayı yapmak için de beni İstanbul’un At Pazarı semtine götürdü.

At Pazarı Fatih’te bir yer...

Osmanlı döneminde at satılan yermiş. Bugün “Muhafazakârların Cihangir’i” olarak tanınıyor.



*

Yazının Devamını Oku

Arap âlemi ortasında çırılçıplak bir erkek

1) AH benim karışık başım...

Memleketin bunca sorunu varken bakın nelerle uğraşıyor.

Neyse ki şu fani dünyada yalnız değilmişim.

COVID-19 belasıyla mücadele eden İtalyan hükümeti de böyle bir günde bakın neyle uğraşmaya karar vermiş.

Michelangelo’nun ünlü Davut heykelinin bire bir ölçüde 3D replikası yapılacakmış.

Bence buraya kadar pek ilginç hiçbir bir şey yok.

Davut heykelinin bugüne kadar yüzlerce replikası yapıldı.

Las Vegas’ta Caesars Palace Oteli’nde bile bire bir replikası var.

Yazının Devamını Oku

Bu masadaki tabaklarda sarma ve sigara böreği var ama iki meyve eksik

Son zamanların en renkli ve ilginç dış politika yazısını dün Hürriyet’te Sedat Ergin’in köşesinde okudum.


Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Pompeo’nun Yunanistan’a yaptığı resmi ziyaretin perde arkasını çok güzel anlattı.

Böyle bir yazının çalıştığım Hürriyet gazetesinde çıkmasından dolayı da gurur duydum.

*

Yazı büyük ölçüde bu fotoğrafta gördüğünüz Girit’in Hanya bölgesinde çekilmiş fotoğraf üzerine kurulu.

Yer Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in baba evi.

Sedat mönüde neler var onu bile yazmış.

Çok tanıdık bir mönü.

Yazının Devamını Oku

Fenerbahçe'nin takipçisi neden 3.4 milyon daha az

Kulüplerin sosyal medya hesaplarının rakamlarına girdim. Girdim ve bir Fenerbahçeli olarak beni çok şaşırtan bir durumla karşılaştım.

Instagram’da Fenerbahçe’nin, Galatasaray’dan 3.4 milyon daha az takipçisi var.

Eğer “takipçi” sayısı “taraftar” sayısını yansıtıyorsa yıllardır “Türkiye’de en çok taraftarı olan kulüp Fenerbahçe’dir” inancım yerle bir olacak demektir.

Ancak iki kulübün takipçi profillerini ve davranışlarını çok dikkatle izlediğimde tuhaf bir durumla karşılaştım.

Sekiz yaşımdan beri iyi bir Fenerbahçeliyim ama önyargılı bir Fenerbahçeli olmamaya çalıştım.

O nedenle kulüplerin takipçi profillerini ve davranış biçimlerini vereceğim, yorumu sosyal medya analizcilerine bırakacağım.

GALATASARAY

Yazının Devamını Oku

O kadın sadece bu karede gördüğümüz kadın değil

Show TV Ana Haber sunucusu Ece Üner, Azeri-Ermeni savaşında Türkiye’yi suçlayan bir demeç veren Kim Kardashian için şöyle bir cümle kullandı:

“Kim Kardashian’ın kameralara göstermeye alışık olduğu büyük bir kaynağı var, yine aynı kaynağı mı referans aldı acaba...”

Deniz Çakır da ana haber bülteni sunan bir insan için bu ifadenin güzel olmadığını söyleyip üslubunu eleştirdi.

*

Aslında iki kadın tartışıyor ve konu “cinsiyetçilik”.

Pek araya girmem böyle konularda ama burada ince bir nokta var.

Onu Ece Üner’le paylaşmak isterim.

Evet

Yazının Devamını Oku

Bugün savaş olan o bölgede 3 yılda 4 büyük olay gördüm

Komünizm duvarlarının yıkılmasından bir yıl öncesi ile 3 yıl sonrası arasında, yani 1988 ile 92 arasında Kafkasya’da 4 olayın tanığı oldum.

Hürriyet’in hem Ankara hem de Moskova temsilcisiydim.

*

Birinci olay: Sovyetler Birliği döneminde 26 Ermeni’nin öldürülmesinden sonra bütün dünyaya kapatılan Sumgait şehrine girmesine izin verilen ilk iki gazeteci rahmetli Mehmet Ali Birand ve bendim...

Sumgait olayları hâlâ karanlıktır.

*

İkinci olayı 1989’da yaşadım. Yanımda Sovyet Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili ile birlikte Bakü’deydim.

Orada Azeri Yazarlar Birliği’nin düzenlediği bir basın toplantısındaydım.

Bir ara gözüm yan tarafta sessizce izleyen zayıf sakallı bir adama takıldı.

Yazının Devamını Oku

Müzikte müzayede tarihinin rekoru işte burada kırıldı

Baştan uyarayım.

Siz de “Memleketin bunca meselesi varken sen nelerle uğraşıyorsun lobisi”ndenseniz bu yazıyı atlayın.

Çünkü bugünkü konum, 1970’ler ve sonrasının en efsane rock gruplarından birinin gitarları olacak.



*

İlgilenenler okumuştur. Geçen yıl yine bir pazar günü Pink Floyd grubunun gitaristi

Yazının Devamını Oku

Türkiye'nin en gizli kapaklı ve en açık magazincileri kimlerdir

Pandemi sırasında magazinin önemini bir kere daha anladım. Setler, sahneler, kulüpler kapanınca magazin de en büyük kaynağını yitirdi. Zaten grileşmiş hayatımızın rengi iyice kaçtı. Eve kapandığım günlerde magazinin önemini daha da iyi anladım. Oturup küçük ve şahsi bir “Magazin ansiklopedisi” yaptım. İşte magazinde Türkiye’nin enleri...

MAGAZİN ÂLEMİNİN KURUCU BABALARI

En renkli ve en eski siyasi magazinci: Müşerref Hekimoğlu... 1970’lerde Ankara yıllarımın en renkli ve güzel gazetecisiydi. Cumhuriyet gazetesinde ve ANKA Ajansı’ndaki yazılarının hastasıydım.

En korkulan magazinci: Hiç kuşkusuz rahmetli Çetin Emeç ve başında olduğu Hafta Sonu gazetesi... Magazin haberi ile bakan deviren gazeteci olarak tarihe geçti.

Magazine en sınıf atlattıran fahri magazinci: Banko Hıncal Uluç. Sanat, edebiyat, kültür ve daha birçok alanı magazin coğrafyasına o soktu.

En edebi magazinci: Selim İleri. 70’li ve 80’li yıllarda hazırladığı kültür sanat sayfalarında edebiyat, sinema ve sanat dünyasının ünlü simalarının evlerini ve dedikodularını öyle harika bir tarzla anlatırdı ki, benim magazinci olmamda çok etkisi oldu.

Cihangir fısıltı magazininin en derin babası: Sabiha Deren ve Yeni Sabah gazetesindeki köşesi “Fısıltı”... Hiç şüphesiz bugün “Düzeyli magazin” denilen Cihangir magazinciliğinin kurucu babası o. Gerçek adı da Hakkı Devrim.

Babıâli’nin en yazmayan magazincisi: Ergil Tezerdi.

Yazının Devamını Oku

Bana ve Beatles'a siyah dik yaka kazak giydiren kadın

İzmirli bir delikanlı olarak bana “varoluşçuluğun siyah dik yaka kazağını” giydiren kadındı o...

Sadece bana değil, 1963 yılında Beatles’a da siyah dik yaka kazağı giydirip “With The Beatles” kapağına bu kazaklarla poz verdiren kadın yine oydu...

Adı Juliette Greco’ydu...

Fransa’da Saint Germain semtinin egzistansiyalizmin başkenti olduğu yıllarda, o sol entelektüel mahallenin kraliçesiydi...

Onun ilk fotoğraflarını, İzmir Namık Kemal Lisesi bahçesinde, Varlık Yayınları’ndan Sartre, Camus ve Gide’i okurken görmüştüm.

Ben, egzistansiyalizmin ne olduğunu öğrenmeden önce egzistansiyalist olan bir neslin çocuğuyum...

*

Beatles

Yazının Devamını Oku