GeriErtuğrul ÖZKÖK Nöbetçi genel yayın yönetmeninin manşeti
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Nöbetçi genel yayın yönetmeninin manşeti

Her eski genel yayın yönetmeninin içinde mutlaka bir “nöbetçi genel yayın yönetmeni” vardır.

Benim gibi artık ne ruhen, ne de fiziken öyle bir beklentisi kalmamış eski genel yayın yönetmeninin de içinde vardır o nöbetçi...

Öyle bir gün gelir ki...

“Keşke bu gazeteyi bugün ben yapsaydım” derdi...

Veya benim gibi onu demez de şunu yapar.

İçindeki gazeteyi içinden yapar...

Pazar gecesi öyle bir geceydi işte...

İçimdeki nöbetçi, o gece kendi gazetesini yaptı...

Yaptı da ne yaptı...

Önce şöyle düşündü.

Nöbetçi genel yayın yönetmeninin manşeti

Bugün Türkiye’nin gündemi nedir?

Video kasetleri mi...

Ertesi gün Kabine’nin toplantısı mı...

Tabii ki “Memleketin bunca meselesi varken” diyerek güne başlayan, aynı cümleyle yatağa başını koyanlar için onlardır.

Benim için ise işte bu fotoğraftı...

Anadolu Efes’in EuroLeague şampiyonluğu...

Hani hep “Z kuşağı”nı yakalamak isteyenler var ya...

Dün gece o kuşağın paradigmasını değiştiren bir zafer vardı orada...

Kurtlar Vadisi’ne, kasetlerdeki Kurtlar Vadisi’ne özenenlerin en azından bir bölümü pazar akşamı yeni rol modelini bulmuştur.

Anadolu Efes pazar gecesi büyük ve tarihi bir zafere imza attı.

Avrupa’nın yükselen sporu basketbolda, Avrupa’nın birincisi oldu.

Hem de seyirci desteğinin olmadığı bir salonda...

Vize zorluklarını da yenerek şampiyon oldu.

KAHRAMAN
TEKNİK DİREKTÖR, FREUD VE MİLLİ VE YERLİ BİR KOÇ

Hiç şüphesiz bu şampiyonluğun ilk kahramanı takımın koçu Ergin Ataman...

Küresel bir takımın başındaki “milli ve yerli koç”...

Nöbetçi genel yayın yönetmeninin manşeti

Bir gece önce İngiliz Chelsea futbolda şampiyon olurken, başında Alman bir teknik direktör vardı.

Karşısındaki Manchester United’ın başındaki ise bir İspanyol’du...

Anadolu Efes’in başında ise Ergin Ataman...

Maç sonunda bütün dünyaya seslenmeden önce “Önce Türkçe konuşacağım” diyen bir koç.

Türkçe ilk cümlesini de “Bu kupayı ülkeme ve şehitlerimize armağan ediyorum” diyecek kadar da milli...

Takımını teknik olarak mükemmel yönetmiş ve başarıya taşımış.

Aynı zamanda bu sporun Freud’u...

Bir maç önce sahada fiziken kaybettiği Larkin’i ısrarla sahaya sokarak, final maçında fiziken ve ruhen kazanma sanatını bilen büyük psikiyatr.

Bir gün önce Guardian gazetesi Manchester City Teknik Direktörü Guardiola için “Tabakta bol sos var ama makarna yok” demişti.

Önceki akşam Türk koçun tabağında hem sos vardı hem makarna ve o tabak da Michelin yıldızlı bir şefin tabağıydı.

ALTI TÜRK, DÖRT AMERİKALI, İKİ FRANSIZ VE BİR TÜRK TAKIMI

MÜKEMMEL bir takım vardı... Biliyorum o şom ağızlılar yine diyecek ki...

“Bu Türk takımı mı yani...”

Ben de diyeceğim ki...

Bir gece önce Porto’da Avrupa şampiyonu olan Chelsea ne kadar İngiliz ise bizimki ondan daha da Türk.

Kadroda altı şahane Türk oyuncu var. Dört Amerikalı, iki Fransız, bir Alman, bir Bosnalı, bir Sırp, bir Hırvat var.

Ve tabii ki başında bir Türk koç.

Nöbetçi genel yayın yönetmeninin manşeti

NBA İHRACATÇISI TÜRKİYE’NİN YENİ YOLCUSU: VASİLİJE MİCİC

FINAL Four’un MVP’si...

Yani en değerli oyuncusu...

Reuters’tan EuroLeague internet sitelerine kadar herkes ondan söz ediyor. Çok kritik CSKA maçında faulle oyun dışı kalmış ve büyük risk yaratmıştı.

Bu sezon NBA’de Oklahoma City Thunder’a arkasında Avrupa şampiyonluğu ile gidiyor. Önceki akşam karşısında ise 41 yaşındaki Pau Gasol vardı. NBA’de Lakers gibi bir devle 2 şampiyonluk kupası vardı.

Onun hedefi ise döndüğü ülkesi İspanya’da ilk EuroLeague kupasını almaktı.

NBA’e giden Micic NBA’den dönen Gasol’a o ilk zaferi vermedi.

SHANE LARKİN: MİLLİ TAKIMIN VE SON SANİYELERİN KAHRAMANI

CSKA maçının hüzünlü düş kırıklığı idi. Ama o ruh bozgunluğu ile bile son saniye ribaundu ile maçı etkiledi.

Takımın psikolojik ayarlarını veren büyük oyuncu...

CSKA maçında çok kritik bir anda faullerle oyun dışı kalan Micic final maçından sonra Larkin için şunu söyleyecekti:

“Dürüstçe söylemeliyim ki CSKA maçından dersimi aldım. Maç sonu için bir şeyler bırakmalısın. Bu maçta daha akıllıca oynadım ama şunu söylemeliyim ki bizi Shane bütün maç boyunca diri tuttu, bütün takıma da tebrikler. Büyük iş çıkardık.” 

ANADOLU ENDÜSTRİ HOLDİNG VE BAŞKAN TUNCAY ÖZİLHAN

TABİİ ki bu başarının altında bir Türk şirketi var.

Anadolu Endüstri Holding.

Yıllardır sadece Efes takımına değil, bütün Türkiye basketboluna destek verdiler. Türk gençlerine birçok rol modeli geliştirdiler.

Bir zamanlar televizyonda seyrettiğimiz “Beyaz Gölge” filmindeki sokak basketbolunun Türkiye’de de gelişmesine öncülük ettiler... Tabii ki bu milli şirketin başındaki Tuncay Özilhan’ı anmadan da geçemeyeceğim.

Takımın her maçında sahadaydı.

Her maçın sonunda onu oyuncularla ve koçla kucaklaşırken seyrettik. O bir kahraman.

Nöbetçi genel yayın yönetmeninin manşeti

MİLLİ VE YERLİ HAVAYOLUMUZ OLMASAYDI

EUROLEAGUE’in her maçında sahada bir Türk şirketinin adını gördük. Türk Hava Yolları...

EuroLeague’in yılmaz sponsoru.

Bu pandemi döneminde bu lig oynandıysa, bütün şirketler sponsorluğu bırakırken ısrarla bu sporu destekleyen milli bayraklı havayolumuz sayesinde.

Israrla, pandemi yılında bile Avrupa basketbolunu, Efes’i, Fenerbahçe’yi destekleyen bu şirketimize helal olsun. Helal olsun bu vizyona sahip yöneticilerine...

Pazar akşamı Avrupa basketboluna bayrağımızı bir kere daha diktiler. Evet bir günlük nöbetçi genel yayın yönetmeninin manşeti buydu.o lig olmazdı

KATKIDA BULUNANLAR
Sayfa Editörü: Firuzan Demir
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama: Selma Songül Zengin

X

Pandemi, 60 üstü bir Beyaz Türk’ün ömrünü kaç yıl daha kısalttı

Biliyorum, şu güzel bayram gününde böyle bir sorunun ne manası var diyeceksiniz...

Çok haklısınız...

Hele hele benim gibi “Hayat varsa ölüm yoktur” diye düşünen bir insanın durup dururken bu soruyu sorması ve keyfimizi kaçırması çok manasız. Ama kızmayın. Ben sadece piyanistim...

Soruyu ben sormuyorum, o nedenle bana ateş etmeyin...

Dün New York Times’ta okudum.

Pandemi bir buçuk yıl içinde Amerikan halkının ortalama ömrünü 1.5 yıl kısaltmış...

2019’da yeni doğan bir çocuğun ortalama ömür beklentisi 78.8 iken, 2020 sonunda bu rakam 77.3’e inmiş...

*

Yazının Devamını Oku

Rumeli sahilinde ceketli bir heykel ve onun ceketsiz ölen büyük şairi

Şu günlerde “memleket meselesi” yazmamanın kıymetini daha iyi anladım.

Hatta “siyaset” yazmamanın Allah’ın bana bahşettiği bir güzellik ve fırsat olduğunu düşünmeye başladım.

*

Türk dilinin en büyük şairlerinden Orhan Veli 14 Kasım 1950 günü İstanbul’da öldü...

Bugün Aşiyan Mezarlığı’nda yatıyor.

Onun Rumelihisarı sahilinde bir heykeli var...

Üzerinde ceketle otururken temsil edilmiş...

Oysa dün öğrendim ki, Orhan Veli ceketsiz ölmüş...

Bunu da dün

Yazının Devamını Oku

15’inde dünyanın en güzel çocuğu 66’sında Gandalf

Dünya sinemasının en önemli eserlerinden biri İtalyan yönetmen Visconti’nin “Venedik’te Ölüm” filmiydi...

Thomas Mann’ın çok sevdiğim aynı isimdeki novellasından çekilen film, hayatım boyunca beni en çok etkileyen sanat eserlerinden biriydi...

*

Nasıl olmasın ki...

- Yazarı Thomas Mann...

- Yönetmeni Luchino Visconti... “Leopar”ı da çeken insan...

- Baş oyuncu Dirk Bogarde...

İngiliz sinemasının büyük oyuncusu...

- Kadın oyuncu

Yazının Devamını Oku

First class koltuğunda, havyarlı, şampanyalı, bir kavanoz yolcu

Geçen hafta cuma günü Los Angeles’tan kalkan bir uçağın first class mevkisindeki bir koltuğa Louis Vuitton bir çanta kondu.

Pilot anons yapınca, çantanın kemerleri bağlandı.

Sivil havacılık tarihinin belki de en tuhaf yolculuğu işte böyle başladı.

Kavanozun içinde ise Türkiye’de de iyi tanınan, dünya starı bir yolcu...

Zsa Zsa Gábor...

*

Gábor, 18 Aralık 2016 günü Los Angeles’taki Ronald Reagan UCLA Medical Center Hastanesi’nde öldü.

Öldüğünde 99 yaşındaydı... Vasiyeti üzerine yakılarak külleri bir kavanoz içinde Los Angeles’taki Westwood Mezarlığı’na kondu.

Ancak

Yazının Devamını Oku

Yani erkek dediğin: Zampara ve iyi sevişen bir makarnacı mıdır

Şurası kesin...

Pandemi sırasında Marcello Mastroianni’yi yeniden keşfettik.

Bu yıl Türkiye’de ve dünyada 1960’lı yılların İtalyan filmlerini seyretme modası var...



Dino Risi, Ettore Scola, Fellini, Vittorio de Sica gibi popüler yönetmenlerin anlattığı o İtalya hepimize çok tanıdık geliyor... Seviyoruz o İtalya’yı...

*

Yazının Devamını Oku

Ben barın bu tarafında kaldım, barmenim 3 milyarlık patron oldu

Evet ben hâlâ barların bu tarafındayım, barmenim ise 3 milyarlık patron oldu.

TL değil, 3 milyar dolarlık patron...

Yanda gördüğünüz fotoğraf 3 yıl önce İstanbul Tünel’de “Soho House”da çekildi.

Barın müşteri tarafında ben varım.

Karşımdaki barmenin adı ise Nick Jones...

Gördüğünüz gibi gayet mütevazı ve sempatik bir ifadeyle bana içki servisi yapıyor.

Kendisi, Pink Floyd hayranı, rock’çı bir arkadaşımızdır.

Yazının Devamını Oku

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı 19 Temmuz Cinderella Bayramı

Bu şahane fotoğraf Andrew Lloyd Webber’in son müzikal oyunu “Cinderella”dan bir sahne...

Lloyd Webber, 20’nci yüzyılın en büyük müzikal bestecilerinden biri...

*

18-19’uncu yüzyıl ve 20’nci yüzyılın ilk çeyreği opera dönemiydi...

Yirminci yüzyıl ise müzikaller çağı oldu...

Webber geçen yüzyıla damgasını vuran “Cats” ve “Phantom of the Opera” müzikallerinin yazarı...

Şimdi de onun yeni eseri “Cinderella” sahneleniyor... Fotoğrafını gördüğünüz bu oyunun, İngiltere’nin COVID-19 tarihinde çok önemli bir yeri olacak.

İngiltere 19 Temmuz yani bu pazartesi günü normal hayata geçişini ilan edecek.

Yazının Devamını Oku

Bu duvara iyi bakın: yıkılışı Berlin Duvarı kadar önemli

Manchester şehrinin güneyindeki Withington bölgesi polisi geçen pazartesi sabahı çok sayıda vatandaştan şikâyet telefonu aldı...

Vatandaşlar, şehrin bir binasının duvarına çizilen graffitiyi şikâyet ediyordu.

Çünkü o duvar graffitisinde üç isim hakkında ırkçı ifadeler ve çizimler vardı.

Hedefteki üç isim şunlardı:

Marcus Rashford, Jadon Sancho ve Bukayo Saka...

Bu üç kişi İngiliz milli takımının beş siyah oyuncusundan üçüydü... Üçü de bir gece önce oynanan İngiltere-İtalya maçında penaltı kaçırarak, takımlarının şampiyonluğu kaçırmasına neden olmuşlardı.

O gece İngiltere’nin ırkçı trolleri bu insanların hayatını cehenneme çevirdi.

Ve sonunda iş

Yazının Devamını Oku

Otuz yaş altı dünyanın en önemli 30 müzisyeninden biri

“OHHH Zoom konserler bitti...”

Önceki akşam Bodrum Zai’de, pandeminin başından beri fiziksel ortamda ilk konseri izledim.

Böylece sadece “dinleme” kodundan “izleme” moduna geçtim.

Özlemişim...

*

Konseri ÇEV Sanat’ın genç müzisyenleri verdi.

Solistler kemancı Bade Daştan ile çellist Jamal Aliyev’di...

Bodrum’un klasik müzikteki açılış konserini Fazıl Say şu cümleyle yaptı:

“Türkiye öyle az buz bir yer değil...”

Yazının Devamını Oku

Shakespeare penaltı kaçırınca Dante ve Caravaggio mu kazandı

Önceki gece ne seyrettiğimizi düşündünüz mü...

Evet çok güzel bir futbol seyrettik...

Maç öncesi iki takım da diz çökerek ırkçılığa karşı çok güzel bir dayanışma fotoğrafı verdiler...

İnsanlar iki yıldan beri ilk defa yan yana, omuz omuza maç seyrettiler.

Ama sahada sadece bu mu vardı?

Sahada, dünyanın en demokratik ülkelerinden ikisinin milli takımları vardı...

Biri İngiltere...

Shakespeare

Yazının Devamını Oku

Çingenepalamutu ve 'Lymantria Dispar'ın hayatında özel bir gün

“Entomological Society of America...”

Yani Türkçe deyişle “Amerikan Böcekbilimi Cemiyeti” geçen salı günü bizim bildiğimiz çingenepalamutunu da ilgilendiren bir karar aldı.

Bundan böyle “Lymantria Dispar”ın adı değişecek...

Daha doğrusu bilimsel adı “Lymantria Dispar” olan böceğin halk arasındaki adı artık başka olacak...

Bu tırtıl böceğin halk arasındaki adı “Gypsy Moth”du...

Yani “Çingene güvesi...”

Dernek geçen yıl bu isme gelen bir itirazı incelemeye aldı ve sonunda geçen salı günü bu ismin “halk dili sözlüğünden” çıkarılmasına karar verdi.

Nedeni de şu:

Yazının Devamını Oku

Cavit... Rıfat! Bırakın Forrest Gump gibi yürümeyi, 10 bin adım balonmuş

1) Bana göre dün hepimizin sağlığını ilgilendiren bir devrim oldu...

Pandemi boyunca hepimiz adım saydık...

Rekor işinsanı Cavit Çağlar’daydı.

Günde 25 bin adım.

*

Posta gazetesinin eski genel yayın yönetmeni Rıfat Ababay...

Her gün 15 bin adım ata ata bitirdi kendini, o aslan gibi adam kuşa döndü, sadece bir tutam bıyık kaldı yüzünde...

Çetenin elebaşısı ve azmettiricisi tabii ki Hürriyet’in başyazarı Osman Müftüoğlu’ydu...

Her gün iWatch’unun, üzerinde 17 bin adım yazan ekranını yüzlerce insana postaladı...

Yazının Devamını Oku

Salı akşamı HALK TV’de beni şaşırtan bir ‘sayın’ hitabı

Geçen salı akşamı beni şaşırtan bir şey oldu.

Belki de “umutlandıran” demem daha doğru olur.

Halk TV’de ana haber bültenini sunan Özlem Gürses, Zülfü Livaneli’nin CHP içinde başlattığı tartışmayı anlatırken, kendisine bir mesaj gelmiş.

WhatsApp mesajını gönderen kişi MHP Genel Başkan Yardımcısı İzzet Ulvi Yönter...

Ama dikkat...

Mesaj ona ait değil...

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli gönderiyor mesajı...

Konu da ilginç...

Yazının Devamını Oku

Aramıza giren kara kedi için ilgili herkese teşekkür ilanı

Evet bu bir teşekkür ilanı...

Aslında bütün gazetelere, internet sitelerine vermek isterdim bu ilanı...

Çünkü arkasında öylesine güzel bir Türkiye hikâyesi var ki...

İmkânlarım bu kadarına el verdi. Köşemde yayınlıyorum.

“Üç beş iyi insan” dedim...

Bu yazı iyi insanlara ve onların çalıştığı kurumlara teşekkürdür...

Ama aynı zamanda, bu ülkede hep birlikte yarattığımız bir “hayvan sevgisi ve saygısı” hikâyesidir...

***

Hikâyemiz geçen yaz haziran ayında Beykoz’daki evimizin bahçesine, kül rengi hamile bir kedinin gelmesiyle başladı.

Yazının Devamını Oku

Günün tartışması... O gece bir Sezen Aksu konseri sonrası başlayan o tartışma

Artık siyasetin günlük dar avlularında “maltalara çıkmayı” bıraktığım için bu tartışmaya girmeye hiç niyetim yoktu.

Ancak önceki gün Nişantaşı’nda Kruvasan Kafe’de otururken, Zülfü Livaneli’den gelen bir mesaj üzerine, bir haksızlığı önlemek amacıyla yazıyorum bu yazıyı.



ZÜLFÜ LİVANELİ: ‘BU TARTIŞMAYI SEN BAŞLATMIŞTIN, SEN YAZMALISIN’

Zülfü Livaneli bana 1995’te yazdığım bir yazıyı hatırlatıyor ve “Sen bunu yazmıştın” diyordu...

Evet

Yazının Devamını Oku

Bir eski Türkiye düğünü ve Beatles’tan düğün şarkısı

Cumartesi akşamı İstanbul Hilton’un bahçesinde Türk medyasındaki en eski arkadaşlarımdan Mehmet Yılmaz’ın kızı Yasemin ile Alican Sepet’in düğünü vardı.

Küçük bir arkadaş ve aile grubu davetliydi...

Bizim kuşağın bir tür pandemi sonrası açılışıydı...

*

Kapıda bizi karşılayan Işıl ve Mehmet’i görünce gerilere döndüm. Mehmet’le uzun bir yol arkadaşlığımız var...

İkimiz de akademisyen kökenliyiz...


Yazının Devamını Oku

Yaşayan en büyük erkek düşmanından mükemmel olmayan bir erkeğe dersler

Bugün yaşayan feministlerin en radikali kimdir diye sorarsanız, cevabım şu olur: “Banko... Pauline Harmange...”

Kimdir o derseniz, tanıtayım size...

*

1994 doğumlu bir Fransız...

“Erkeklerden Nefret Ediyorum” adlı kitabın yazarı...



Yazının Devamını Oku

Mızıkçı başkan babalar için yerlerinizi şimdiden ayırtın

Yirmi birinci yüzyıl otoriter popülizm tarihine Amerika’dan geçen ikinci lider olan Brezilya Devlet Başkanı Bolsonaro’yu 22 Ocak 2019 günü işte bu cümleyle tanıtmıştım.

“Yeni lider için yerlerinizi önceden ayırtın...”

*

Seçildikten hemen sonra Davos’a geliyordu ve onun yapacağı konuşma merakla bekleniyordu.

Davos popülist ve otoriter liderleri dinlemeyi çok sever...



Yazının Devamını Oku

Yüksek memurlar bu fotoğrafa çok iyi bakmalı ve düşünmeli

Bu fotoğraf 1992 yılında Bosna’nın Jajce şehrinde çekildi.

Sırp mezaliminden kaçan insanları gösteren bir kare...

Çünkü önceki günden itibaren bu fotoğraf, dünyadaki bütün savaş bölgelerindeki üst düzey memurları çok yakından ilgilendirir hale geldi.

Şimdi size bunu anlatacağım.

*  *  *

Dünya savaş suçluları tarihinde önceki gün çok önemli bir şey oldu.

Lahey Savaş Suçluları Mahkemesi, tarihinde ilk kez, siyasetçiler dışında iki üst düzey memuru savaş suçlusu olarak mahkûm etti.

Böylece artık uluslararası suçlar bakımından sadece siyasetçiler, başkanlar, başbakanlar, bakanlar, yani karar alıcılar değil, o kararın uygulanmasında görev alan memurlar da suçlu sayılacak.

Yazının Devamını Oku

Sizi yetimhaneye bırakan annenize mektup yazsanız, ona ne derdiniz

Dünya moda tarihinde, Yves Saint Laurent’den sonra büyük bir markanın tasarım yönetiminin başına geçen en genç insan Olivier Roustaing...

Henüz 26 yaşındayken, Balmain gibi dev bir dünya markasının yaratıcı direktörü oldu.

*

Ama daha öncesi de var...

Henüz 18 yaşındayken İtalya’da Roberto Cavalli ile çalıştı ve yaratıcı direktörlüğe getirildi.

İlgiyle izlediğim ve çok beğendiğim bir tasarımcı.


Yazının Devamını Oku