Mutasyona uğramış bir FETÖ'cüyü nasıl tanıdım

‘Yumurtasından tanırsınız...’

Evet cevabı buymuş...

Eski Anadolu Ajansı Genel Müdürü ve şimdilerde büyük ilgiyle izlediğim YouTube kanalı yorumcusu Kemal Öztürk’ün bu hafta çıkan kitabında okudum.

Kitapta çok ilginç ve tartışılacak anekdotlar var...

Ama ben, bukalemun ruhuma uygun birini seçtim...

Çok vahim bir olayın eğlenceli tarafı...

Mutasyona uğramış bir FETÖcüyü nasıl tanıdım

Kemal Öztürk başından itibaren, o zamanki deyişi ile “Gülen cemaati”ne uzak durmuş.

Ama AA Genel Müdürü olunca, personel alımında FETÖ kesiminden çok baskı gelmeye başlamış.

Açılan sınavlar için durmadan listeler gönderiyorlarmış.

Öztürk de bunları dikkate almıyormuş...

*

Bunun üzerine FETÖ’cüler taktik değiştirmiş.

Asıl istedikleri kişileri listelere koymuyorlarmış.

Ancak o kişilere, Yeni Şafak ve Kanal 7’den tanıdıkları Kemal Öztürk’ün sevdiği köşe yazarlarının ve edebiyat yazarlarının, kitapların isimlerini öğretiyorlarmış.

Bu yolla onun sempatisini kazanıp işe girmelerini sağlamak istiyorlarmış.

*

Ama Öztürk bu “Mutasyona uğramış FETÖ’cü” taktiklerini yutmamış.

Çünkü FETÖ’cüleri çok iyi tanıyordum” diyor...

Nasıl mı tanıyormuş?

İşte cevabı:

*

Okuduğu okullar...

Takip ettiği yazarlar...

Konuşma biçimi...

İlgi alanları...

Ve şimdi sıkı durun....

“Yumurta gibi yüzleri...”

*

Ötekileri anladım ama, “Yumurta gibi yüz”, işte onu pek çıkaramadım...

Mesela sizce şu yukarıdaki yumurta suratlardan hangisi FETÖ’nün “bölge imamıdır”...

Hangisi “abla”...

......................................

Kemal Öztürk: “Ortak Bir Hayal Kurmak”, Yarın Yayınları, 2020

Mutasyona uğramış bir FETÖcüyü nasıl tanıdım

KİTAPTAN 1
MISIR’DA RABİA İŞARETİNİ NASIL FOTOĞRAFLADILAR

KEMAL Öztürk, Mısır’da Mursi yanlılarının yaptığı “Rabia işareti”nin hikâyesini de anlatıyor.

Meğer o işareti Anadolu Ajansı yaratmış. Darbe sırasında Tahrir Meydanı’nda Sisi yanlıları gösteri yaparken, Rabiatul Adeviyye meydanında da Mursi yanlıları toplanıyormuş.

Aslında onlar da iki parmakla zafer işareti yapıyormuş. Ancak aralarından biri “Bu Sisicilerin işareti, biz başka bir şey yapalım” demiş ve dört parmaklı zafer işareti yapmış.

Kemal Öztürk Mısır dönüşü bu işaretin haberini yapmak istemiş, ancak ellerinde fotoğraf yokmuş.

Bunun üzerine AA’nın Kahire bürosuna talimat vermişler, o da gidip beş altı kişiye bu işareti yaptırıp fotoğraf çektirmiş.

İşte onu haber yapınca, Türkiye’de de meydanlarda yapılmaya başlanmış.

KİTAPTAN 2

FETÖ’CÜ KORUMA MÜDÜRÜ BANA SİLAH ÇEKMEYE KALKTI

“Erdoğan’ın yakın koruma müdürlüğüne Zeki Bulut getirildiğinde şoke olmuştum... Bir seyahat sırasında beni X-ray cihazından geçirmeye kalkınca aramızda sert bir kavgaya girdik ve elini silahına atmaya kalktı.”

“Zeki Bulut sonradan Başbakan Erdoğan’ın odasına dinleme cihazı yerleştirmekten yargılandı ve mahkûm oldu.”

KİTAPTAN 3

ÖZELEŞTİRİ: GEZİ SIRASINDA ATTIĞIM TWEET’LER HATAYDI

KİTAPTA Gezi olaylarına da bir bölüm ayrılmış.

“Kurumsal olarak Gezi olaylarında titiz davrandık” diyor...

Mesela “Mizansen olarak konulmuş olabileceği” düşüncesiyle Dolmabahçe Camisi’ndeki bira kutularının fotoğraflarını yayınlamamışlar.

“Ancak ben kişisel Twitter hesabımdan Gezi olaylarına karşı çok sert mesajlar yayınladım... Ajans başkanı olarak bu kadar agresif ve sert bir tutum izlemem kişisel olarak yapılmış bir hataydı” diyerek tamamlıyor.

Ergenekon, Balyoz, Kafes davalarında FETÖ’cü polis ve savcıların verdiği kumpas haberlerini yayınlayan dönemin gazetecileri en küçük özeleştiri yapmazken, bu samimiyet bana iyi geldi.

Mutasyona uğramış bir FETÖcüyü nasıl tanıdım

DİKTATÖRÜ KADINLAR VE KANDAKA DEVİRDİ

SUDAN’da olanları izliyor musunuz...

Muazzam bir kadın devrimi yaşanıyor...

Düne kadar Sudan’ın başında oturan, yüzyılın en büyük katillerinden ve diktatörlerinden biri Ömer el Beşir devrildikten sonra ülke laik sisteme geçiyor.

Yani bir Müslüman ülke, Atatürk’ün 100 yıl önce yaptığı devrimi yapıyor.

*

Yazar Gila Benmayor bunu Instagram hesabından o kadar güzel özetledi ki...

“Bunu, erkeklerden daha eğitimli oldukları halde 30 yıldır tüm haklarından mahrum edilen kadınlar başardı.”

“Devrimin sembolü 24 yaşındaki mimarlık öğrencisi Alaa Salah. Halk onu, antikçağlarda Sudan’ın kuzeyinde hüküm süren beyaz giysili Nubyeli kraliçelerin adıyla çağırıyor:

Kandaka...”

*

Gila’nın bu paylaşımını Ayşe Arman da kendi Instagram hesabından paylaşınca bu şahane haber birden patladı...

Yaşasın Sudan’ın ve Atatürk Türkiyesi’nin kadınları...

Umut hep onlarda...

DON GAZETECİLİĞİ

CİHANGİR ERKEĞİ SLİP Mİ YOKSA BOXER MI GİYİYOR

CİHANGİR’in “don meselesi”nde son durum... T24’ün “düzeyli magazin” yazarı Tuğrul Eryılmaz’ın dünkü yazısından aktarıyorum.

Herkes Tuğrul Eryılmaz’ın yaş gününde slip hediye ettiği “tiyatro oyuncusunun” kim olduğunu merak ediyormuş.

Adını söylemiyor ama şu Cihangir gerçeğini açıklıyor:

“Cihangir ve varoşlarında yaptığım araştırma sonucu, yaşlı-genç, Alevi-Sünni, hetero-gay, Kaktüs’e giden-gitmeyen, velhasıl kendi melek oğlum Hüso dahi, herkesin boxer giydiğini şaşkınlıkla öğrendim...

Demek ki Özkök’ün benden iyi gazetecilik yaptığı durumlar da olabiliyormuş...”

Serdar Turgut duydun mu bunu... Sen hep “Hayallerini yazıyor” diye eleştiriyorsun ama en azından “don” konusunda memleket gerçeklerini yazan bir gazeteciymişim...

EROL MÜTERCİMLER DE BİR TÜR TARİKAT ŞEYHİ DEĞİL Mİ

EROL Mütercimler, yıllardır binlerce komplo teorisini gerçekmiş gibi anlattı.

Olaylar ve insanlar arasında akla havsalaya sığmayacak ilişkileri öyle büyük beceriyle anlattı ki...

İnsanlar ağzı açık dinlediler. Normaldir...

Ortadoğu, Balkanlar, Türkiye, Yunanistan...

Büyük bir komplo teorisi coğrafyasıdır burası...

Şeyhi de boldur,
müridi de...

Ama bir sosyolog olarak söyleyeyim... Bu da bir nevi tarikat ilişkisidir...

Müritleri o tarikat şeyhini öyle uçururlar ki...

Sonunda o şeyh çıkar, aynı kendinden emin haliyle “Bütün imam hatip okulları sapık yetiştiriyor” diye zırvalar...

Bilin ki kabahat sadece onda değildir...

Yıllardır ekranlarda o zırvaları ağzı açık dinleyip o şeyhi arşıâlâya çıkaran müritleri de kabahatlidir...

Artık şunu iyi bilelim ki, Türkiye’nin başındaki en büyük felaketlerden biri, iktidarına da muhalefetine de musallat olan bu korkunç komplo teorisi şeyhliği ve müritliğidir.

Ve bu tutku hepimize çok zarar verir hale gelmiştir.

KATKIDA BULUNANLAR

Sayfa Editörü: Firuzan Demir
Foto Editörü: Umut Veis
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama: Selma Songül Zengin

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Funda Arar'ın 'karartma günleri' şarkısını dinlerken

Ben doğduğumda “karartma geceleri” kötü bir hatıra olarak kalmıştı.

Türkiye, İkinci Dünya Savaşı’na girmemiş olsa da muhtemel bir hava saldırısına karşı geceleri şehirleri karartılmıştı.

Sonra bizim nesil de tanıdı karartma gecelerini...

Yunanistan’la ne zaman savaş ihtimali çıksa, okul kitaplarını kaplamak için kullandığımız mavi kaplama kâğıtları, bu defa Yunan uçakları görmesin diye pencerelerimize yapıştırılırdı.

Sonra 60’lar, 70’ler, 80’ler geldi... Ülkenin karanlık dönemlerini yaşadık.

Bu defa “karartma günleri” lafını öğrendik...

Hani Funda Arar’ın şarkısında söylediği gibi...

“Bir zindanda koy ver beni

Yazının Devamını Oku

Spotify değil, Sakaryalı bu kızın geleceği de kurtulur

Dün sabah itibarıyla RTÜK dünyanın en büyük streaming müzik platformuna 72 saat süre verdi.

Bu süre içinde RTÜK’e başvuru yapmazsa Türkiye’de Spotify’a ulaşım engellenecekti.

*

Bu yazıyı okuduğunuz sırada bunun 24 saati geçmiş olacaktı...

Bir gelişme olmasaydı Türkiye, dünyada Spotify’ı engelleyen ilk ülke olacaktı...

Tabii Kuzey Kore gibi ülkeleri saymıyorum.

Neyse ki 72 saat dolmadan bir gelişme oldu. Hükümete yakın kaynaklarda Spotify’ın başvuracağı iddia edildi.

Şu yazıyı yazdığım saatte anlaşma oldu mu olmadı mı kesin bilmiyorum.

Yazının Devamını Oku

Ayasofya açılışından sonra tespit edilen vaka var mı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile uçak sohbetine gitmeden önce bazı insanlarla konuşup merak ettikleri soruları aldım.

Hemen belirteyim, konuştuğum insanlar olaya ideolojik gözle bakan kimseler değildi.

Bunu bakana söylediğimde şu cevabı aldım:

“Keşke ideolojik bakanlara da sorsaydın...”

*

Bu sözlerine şaşırmadım.  Çünkü Hürriyet’in Ankara’daki sağlık muhabiri Meltem Özgenç’ten şunu öğrendim.

Sağlık Bakanı, basın toplantılarında akreditasyon uygulamıyormuş.

Yani iktidar yanlısı veya muhalif bir yayın kuruluşu olsun, isteyen her gazeteci katılıp üstelik soru da sorabiliyormuş.

Ben de gitmeden önce konuştuğum insanların en merak ettikleri sorulardan biriyle başladım.

Yazının Devamını Oku

44 gönüllü kahramanla bu salı düşmana saldırıyoruz

Her Türk vatandaşı gibi mart ayından beri ben de onu her akşam büyük bir ilgiyle izliyorum.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca...

COVID’le mücadelenin başkomutanı...

Nihayet geçen cuma onunla tanıştım.

Adana’ya gidiyordu, beni de davet etti.

*

Ben bakanla bu sohbeti yaparken, New York Times gazetesi çok güzel bir gazetecilikle COVID virüsünün insan hücrelerine nasıl saldırdığını anlattı.

Size onu da, yani ortak düşmanımızı da en basit cümlelerle tanıtacağım.

Tabii ki bakana da bu ortak düşmana karşı aşıyla mücadeleye ne zaman başlayacağımızı yine en basit sorularla soracağım.

Yazının Devamını Oku

En şapşal hırsızın aklıma soktuğu en hınzır sorular

Bu haftanın en komik haberini geçen gün Hürriyet’te Fatih Çekirge’nin köşesinde okudum.


Ankara Tuzluçayır’da hırsızın biri güvenlik kamerasını çalmış.

*

En komiği haberin fotoğrafıydı.

Hırsız, güvenlik kamerasını çalarken yüzünde en küçük bir endişe yoktu.

Üstelik ağzına bir de COVID maskesi takmıştı.

Kurallara uyan bir arkadaş yani...

Herhalde kamerayı çalınca, kendisiyle ilgili görüntüleri de alıp götürdüğünü sanıyordu.

Yazının Devamını Oku

Sünger Bob'un en iyi arkadaşı çoban sülü

Dün sabah evimin mutfağındaki masaya oturduğumda karşımdaki televizyon ekranında işte bu görüntü vardı...


Şapka aynı şapka, yanak ve dudaklar aynı yanak ve dudak...

Önce bu görüntünün nereden geldiğini anlatayım...

Torunum Sinan Ali, doğduğundan beri birçok çocuğun geçtiği evrelerden geçti.

Önce sempatik dinozor Barney... Sonra köpekbalıkları... Sonra Batman... Sonra Sünger Bob... Sonra bir ara Bruce Lee ve tabii ki bugün Marvel ve DC Comics süper kahramanları...

*

İşte bu aile geleneğinin başladığı günden beri nedense sabahları

Yazının Devamını Oku

Eminim MİT şu iki olayı ve bu fotoğrafları görmüştür

Şimdi yazacağım “perde arkası” bilgiler 24 saat arayla bana ulaştı.

Biri Kudüs’ten...

Öteki Riyad’dan...

Eminim bana ulaşan bu bilgiler ve bu fotoğraf şu an MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın önünde de bulunuyordur.

KUDÜS’TEN GELEN İSTİHBARAT: Önce Kudüs’ten gelen çok önemli bilgiyle başlayayım...

Konuşan kişi Majdi Khaldi...

Kudüs’ün tanınmış ailelerinden birinin mensubu...

Ancak 2006 yılından bu yana Filistin Devlet Başkanı

Yazının Devamını Oku

En tartışılan o kulede en tartışılmayacak kat

Restore edilen Galata Kulesi dün açıldı...

Ondan bir akşam önce, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy bir grup medya yöneticisi ve yazarı kulenin en üst katında bir yemeğe davet etti...

Davetli listesine baktım.

İktidar-muhalefet ayrımı yapılmamıştı.

Kimler vardı: Mesela davetliler arasında Sözcü gazetesinin genel yayın yönetmeni Metin Yılmaz, yazarı Deniz Zeyrek, gazetenin ve sahibi Burak Akbay’ın avukatı İsmail Yılmaz...

Fox TV Genel Yayın Yönetmeni Doğan Şentürk, sabah haberleri sunucusu İsmail Küçükkaya da vardı.

*

Kimler yoktu: Buna karşılık Karar, Aydınlık, Birgün gibi gazetelerden, Halk TV ve Tele 1 gibi kanallardan kimse göremedim.

*

Yazının Devamını Oku

Cumhuriyet Gazetesinde gizli edebiyat savaşını kim kazandı

Cumhuriyet gazetesinde 18 Eylül gününden beri gizli bir edebiyat savaşı yaşanıyor.

Aslında savaş gazetenin açık sayfaları üzerinde...

Ama sayfalara yansımayan bir bölümü var ki onu da ben anlatayım.

*

Savaş 18 Eylül günü eski bir büyükelçi ve çok beğendiğim bir edebiyat denemecisi olan Oğuz Demiralp’in Cumhuriyet Kitap Eki’nde yayınlanan bir yazısıyla başladı.

Yazısı, kendi payıma resim sanatı konusunda Türkiye’nin en iyi denemecisi olarak gördüğüm Mehmet Ergüven’in kitapları üzerineydi. Ancak savaş Mehmet Ergüven yüzünden değil, yazının girişinde ve ileride bir yerde kullanılan kavram yüzünden patladı.


Yazının Devamını Oku

Muhafazakâr Cihangir'in kızı ve erkeği nerede tanışır

Bundan 6-7 yıl önce muhafazakâr bir gazetenin kadın muhabiri benimle röportaj yapmak istedi.

Fotoğraf çekmek ve konuşmayı yapmak için de beni İstanbul’un At Pazarı semtine götürdü.

At Pazarı Fatih’te bir yer...

Osmanlı döneminde at satılan yermiş. Bugün “Muhafazakârların Cihangir’i” olarak tanınıyor.



*

Yazının Devamını Oku

Arap âlemi ortasında çırılçıplak bir erkek

1) AH benim karışık başım...

Memleketin bunca sorunu varken bakın nelerle uğraşıyor.

Neyse ki şu fani dünyada yalnız değilmişim.

COVID-19 belasıyla mücadele eden İtalyan hükümeti de böyle bir günde bakın neyle uğraşmaya karar vermiş.

Michelangelo’nun ünlü Davut heykelinin bire bir ölçüde 3D replikası yapılacakmış.

Bence buraya kadar pek ilginç hiçbir bir şey yok.

Davut heykelinin bugüne kadar yüzlerce replikası yapıldı.

Las Vegas’ta Caesars Palace Oteli’nde bile bire bir replikası var.

Yazının Devamını Oku

Bu masadaki tabaklarda sarma ve sigara böreği var ama iki meyve eksik

Son zamanların en renkli ve ilginç dış politika yazısını dün Hürriyet’te Sedat Ergin’in köşesinde okudum.


Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Pompeo’nun Yunanistan’a yaptığı resmi ziyaretin perde arkasını çok güzel anlattı.

Böyle bir yazının çalıştığım Hürriyet gazetesinde çıkmasından dolayı da gurur duydum.

*

Yazı büyük ölçüde bu fotoğrafta gördüğünüz Girit’in Hanya bölgesinde çekilmiş fotoğraf üzerine kurulu.

Yer Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in baba evi.

Sedat mönüde neler var onu bile yazmış.

Çok tanıdık bir mönü.

Yazının Devamını Oku

Fenerbahçe'nin takipçisi neden 3.4 milyon daha az

Kulüplerin sosyal medya hesaplarının rakamlarına girdim. Girdim ve bir Fenerbahçeli olarak beni çok şaşırtan bir durumla karşılaştım.

Instagram’da Fenerbahçe’nin, Galatasaray’dan 3.4 milyon daha az takipçisi var.

Eğer “takipçi” sayısı “taraftar” sayısını yansıtıyorsa yıllardır “Türkiye’de en çok taraftarı olan kulüp Fenerbahçe’dir” inancım yerle bir olacak demektir.

Ancak iki kulübün takipçi profillerini ve davranışlarını çok dikkatle izlediğimde tuhaf bir durumla karşılaştım.

Sekiz yaşımdan beri iyi bir Fenerbahçeliyim ama önyargılı bir Fenerbahçeli olmamaya çalıştım.

O nedenle kulüplerin takipçi profillerini ve davranış biçimlerini vereceğim, yorumu sosyal medya analizcilerine bırakacağım.

GALATASARAY

Yazının Devamını Oku

O kadın sadece bu karede gördüğümüz kadın değil

Show TV Ana Haber sunucusu Ece Üner, Azeri-Ermeni savaşında Türkiye’yi suçlayan bir demeç veren Kim Kardashian için şöyle bir cümle kullandı:

“Kim Kardashian’ın kameralara göstermeye alışık olduğu büyük bir kaynağı var, yine aynı kaynağı mı referans aldı acaba...”

Deniz Çakır da ana haber bülteni sunan bir insan için bu ifadenin güzel olmadığını söyleyip üslubunu eleştirdi.

*

Aslında iki kadın tartışıyor ve konu “cinsiyetçilik”.

Pek araya girmem böyle konularda ama burada ince bir nokta var.

Onu Ece Üner’le paylaşmak isterim.

Evet

Yazının Devamını Oku

Bugün savaş olan o bölgede 3 yılda 4 büyük olay gördüm

Komünizm duvarlarının yıkılmasından bir yıl öncesi ile 3 yıl sonrası arasında, yani 1988 ile 92 arasında Kafkasya’da 4 olayın tanığı oldum.

Hürriyet’in hem Ankara hem de Moskova temsilcisiydim.

*

Birinci olay: Sovyetler Birliği döneminde 26 Ermeni’nin öldürülmesinden sonra bütün dünyaya kapatılan Sumgait şehrine girmesine izin verilen ilk iki gazeteci rahmetli Mehmet Ali Birand ve bendim...

Sumgait olayları hâlâ karanlıktır.

*

İkinci olayı 1989’da yaşadım. Yanımda Sovyet Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili ile birlikte Bakü’deydim.

Orada Azeri Yazarlar Birliği’nin düzenlediği bir basın toplantısındaydım.

Bir ara gözüm yan tarafta sessizce izleyen zayıf sakallı bir adama takıldı.

Yazının Devamını Oku

Müzikte müzayede tarihinin rekoru işte burada kırıldı

Baştan uyarayım.

Siz de “Memleketin bunca meselesi varken sen nelerle uğraşıyorsun lobisi”ndenseniz bu yazıyı atlayın.

Çünkü bugünkü konum, 1970’ler ve sonrasının en efsane rock gruplarından birinin gitarları olacak.



*

İlgilenenler okumuştur. Geçen yıl yine bir pazar günü Pink Floyd grubunun gitaristi

Yazının Devamını Oku

Türkiye'nin en gizli kapaklı ve en açık magazincileri kimlerdir

Pandemi sırasında magazinin önemini bir kere daha anladım. Setler, sahneler, kulüpler kapanınca magazin de en büyük kaynağını yitirdi. Zaten grileşmiş hayatımızın rengi iyice kaçtı. Eve kapandığım günlerde magazinin önemini daha da iyi anladım. Oturup küçük ve şahsi bir “Magazin ansiklopedisi” yaptım. İşte magazinde Türkiye’nin enleri...

MAGAZİN ÂLEMİNİN KURUCU BABALARI

En renkli ve en eski siyasi magazinci: Müşerref Hekimoğlu... 1970’lerde Ankara yıllarımın en renkli ve güzel gazetecisiydi. Cumhuriyet gazetesinde ve ANKA Ajansı’ndaki yazılarının hastasıydım.

En korkulan magazinci: Hiç kuşkusuz rahmetli Çetin Emeç ve başında olduğu Hafta Sonu gazetesi... Magazin haberi ile bakan deviren gazeteci olarak tarihe geçti.

Magazine en sınıf atlattıran fahri magazinci: Banko Hıncal Uluç. Sanat, edebiyat, kültür ve daha birçok alanı magazin coğrafyasına o soktu.

En edebi magazinci: Selim İleri. 70’li ve 80’li yıllarda hazırladığı kültür sanat sayfalarında edebiyat, sinema ve sanat dünyasının ünlü simalarının evlerini ve dedikodularını öyle harika bir tarzla anlatırdı ki, benim magazinci olmamda çok etkisi oldu.

Cihangir fısıltı magazininin en derin babası: Sabiha Deren ve Yeni Sabah gazetesindeki köşesi “Fısıltı”... Hiç şüphesiz bugün “Düzeyli magazin” denilen Cihangir magazinciliğinin kurucu babası o. Gerçek adı da Hakkı Devrim.

Babıâli’nin en yazmayan magazincisi: Ergil Tezerdi.

Yazının Devamını Oku

Bana ve Beatles'a siyah dik yaka kazak giydiren kadın

İzmirli bir delikanlı olarak bana “varoluşçuluğun siyah dik yaka kazağını” giydiren kadındı o...

Sadece bana değil, 1963 yılında Beatles’a da siyah dik yaka kazağı giydirip “With The Beatles” kapağına bu kazaklarla poz verdiren kadın yine oydu...

Adı Juliette Greco’ydu...

Fransa’da Saint Germain semtinin egzistansiyalizmin başkenti olduğu yıllarda, o sol entelektüel mahallenin kraliçesiydi...

Onun ilk fotoğraflarını, İzmir Namık Kemal Lisesi bahçesinde, Varlık Yayınları’ndan Sartre, Camus ve Gide’i okurken görmüştüm.

Ben, egzistansiyalizmin ne olduğunu öğrenmeden önce egzistansiyalist olan bir neslin çocuğuyum...

*

Beatles

Yazının Devamını Oku