Müslüman bir ülkede kadın içmeyi mi içki yapıp satmayı mı daha çok sever

Sizce Türkiye’nin en büyük içki gruplarından birinin CEO’su hangi şehirden bir insandır?

İzmir? İstanbul... Antalya... Edirne...

Yanıldınız...

Dünyanın en büyük iki içki grubundan biri olan “Pernod-Ricard”ın Türkiye, Afrika ve Ortadoğu (MENAT) bölgesinden sorumlu CEO’su Selçuk Tümay, Karaman doğumlu...

Yani eskiden Konya Karaman diye bildiğimiz şehirden...

Müslüman bir ülkede kadın içmeyi mi içki yapıp satmayı mı daha çok sever

O zaman geleyim ikinci soruya...

Pernod-Ricard grubunun, daha çok Müslüman ülkeleri kapsayan “Ortadoğu, Afrika ve Türkiye” bölümünün yönetim kurulunda sizce kimler vardır?

Sakın “İçmeyi seven erkekler” demeyin...

Çünkü MENAT’ın 6 kişilik yönetim kurulunun 4 üyesi kadın....

*

Üçüncü soru:

Fas gibi bir Müslüman ülkenin Pernod-Ricard gibi alkollü içki üreten şirketinin başında yönetici olarak kim vardır?

Hıristiyan bir erkek mi?

Hayır yanıldınız...

Müslüman bir kadın...

*

Türkiye ve birçok Müslüman ülkede artık alkollü içki üretim ve pazarlamada çalışan kadın sayısı tahmininizin üzerinde artıyor...

Bunları geçen gün Selçuk Tümay’la yaptığım bir podcast sohbetinde öğrendim.

BİR İÇKİ ŞİRKETİNİN EN İYİ MÜŞTERİSİ ‘DUDE’ MUDUR

SON 22 yılın en kült filmlerinden biri Coen kardeşlerin “Big Lebowski”sidir...

Bu filmi her yıl en az 2 kere yeniden seyrederim...

Filmin üç ana karakterinden biri Jeff Bridges’in oynadığı Jeffrey Lebowski’dir...

Filmde karakterler birbirlerine hep “dude” yani “ahbap” diye seslenir...

Dude kelimesi bir anlamda bu filmle dünyaya yayıldı... Dude filmin birçok sahnesinde kendine tuhaf bir kokteyl hazırlar...

Her defasında da en çok bir likör şişesini görürüz... İşte o likör markası Pernod-Ricard grubuna ait...

Müslüman bir ülkede kadın içmeyi mi içki yapıp satmayı mı daha çok sever

Grubun amiral gemisi içkilerinden biri olan Chivas Regal’in satışlarında çok özel bir başarı sağladılar.

Türkiye’yi Chivas’ın dünyadaki en büyük üç pazarından biri yaptılar.

Hatta 12 yıllık Chivas’da Türkiye dünya lideri oldu.

*

O nedenle Selçuk Tümay’la sohbetimize bu kült filmle başladık...

Ona şunu sordum:

“Siz alkollü içki üreten bir şirketsiniz. O nedenle ne kadar çok alkollü içki satarsanız o kadar başarılı sayılmanız gerekir. Sizin için en iyi müşteri Dude gibi her sahnede içen biri midir?”

Cevabı şu oldu:

“Hayır, sorumlu ve bilinçli içen insandır...”

*

O nedenle Pernod-Ricard olarak “sorumlu içki içme” eğitimleri veren kuruluşlara üye olmuşlar.

Çevre konusunda bütün dünyaya söz vermişler.

2021 yılında artık tek kullanımlık plastik ürünlerden tamamen arınmış olacaklarmış.

Ayrıca barmenlere de bu konularda eğitim veriyorlarmış.

HANGİ ŞEHİRLERİN İNSANI GİTTİĞİ BARA EN SADIK

SELÇUK Tümay’la sohbet sırasında ilginç bazı bilgiler öğrendim.

Büyük şehirlerde özellikle barlarda “sürdürülebilirlik” konusunda araştırmalar yapmışlar.

Hangi şehirlerin insanları gittikleri barlara en sadık müşteri?

*

Önce bir bilgi...

İnsanlar akşamları uğradıkları barın “sürdürülebilir” olmasına çok önem veriyormuş...

Yani kendini sürdüremeyen, kısa sürede kapanan ve açılan barlara değil, varlığını sürdürebilir kılanlara bağlılarmış.

“Sürdürülebilirlik” duygusunun en yüksek olduğu şehir Antalya’ymış.

En düşükleri ise İstanbul ve İzmir’miş...

*

Bara giden her 3 insandan biri, o barın “çevre konusundaki” hassasiyetine ve “geri dönüşümlü malzeme kullanmasına” önem veriyormuş.

Barlara gidenler, “sürdürülebilir olan” ve “sorumlu davranan” mekânları arkadaşlarına daha çok tavsiye ediyormuş.

‘BABY YODA’ DAHA O YAŞTA BİR İNSANLIK SUÇU MU İŞLEDİ

Bu yılın sinema dünyasındaki en çok konuşulan karakterlerinden biri Disney Plus’ın “Mandalorian” dizisinin küçük kahramanı “Bebek Yoda” oldu... Gerçekten çok sempatik, insana gel beni kucağına al duygusu veren küçücük harika bir tipti...

Müslüman bir ülkede kadın içmeyi mi içki yapıp satmayı mı daha çok sever

Dizinin ikinci sezonu önceki hafta tamamlandı.

Bir Mandalorian şövalyesi olan “Din Djarin” 16 bölümün sonunda ilk defa demir maskesini çıkardı ve böylece o rolü oynayan Pedro Pascal’ın yüzünü gördük. Pedro Pascal, “Narcos” dizisindeki narkotik dedektif Javier Pena’yı oynayan oyuncu.

Ancak dizinin bu sezonunda hiç beklenmedik bir tartışma patladı.

Bölümlerden birinde dişi bir uzay yaratığını gördük.

Elindeki kavanoz içinde neslini sürdürecek olan yumurtalar vardı ve bunları döllenmesi için bir başka gezegendeki erkek yaratığa götürmesi gerekiyordu.

İşte o bölümde şövalye bu kavanozu tutması için Baby Yoda’ya verir.

Ancak Bebek Yoda bir anda kavanozdaki yumurtaları yemeye başlar...

*

İşte bu sahne yüzünden Bebek Yoda’nın başı derde girdi. Uzayda soykırım yapmakla bile suçlandı.

DÜN BİZE 50 YILDAN DAHA UZAKSA ŞİMDİ O 50 YIL BİZE DAHA YAKINDIR

BÜYÜKLERİM hep şunu söylerdi... İnsan yaşlandıkça önce en yeni hatıraları unutmaya başlarmış...

Gençken bu cümlenin ne anlama geldiğini anlamazdım...

Selda Bağcan’ın şarkısındaki gibi “O Günler”di ve kafamdaki en taze, en canlı hatıralar, henüz dün yaşadıklarımdı...

*

Geçen hafta Gökova’nın ortasında bir teknede, bir arkadaşımla üç gün önce yaptığımız bir şeyi konuşurken ikimiz birden fark ettik ki...

O üç gün önceyi hatırlamakta çok güçlük çekiyoruz...

Anladım ki, dün artık bana 50 yıl önceden daha, hatta çok daha uzaktı...

*

60 yaşını geçen insanlar için iyi bir şey değil bu...

Çünkü önceki günün, dünün derin hataları da çok çabuk unutuluyor, unutulmasa bile hatırlanamıyor demek ki...

O zaman geriye geçmişin dersleri kalıyor....

Hiç olmazsa onları hatırlıyoruz...

*

Kendi payıma, hafızamda en canlı kalan şeylerden biri 1965 yılı sonbaharında üniversiteye başladığım yıldır...

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın ve Yayın Yüksekokulu’ndaki Hukuka Giriş dersinin ilk gününü hayatım boyunca hiç unutmadım...

Rahmetli Prof. Muammer Aksoy ilk gün bize hukukun 3 temel ilkesini, altına çize çize öyle bir anlatmıştı ki...

Bana ölüm bile unutturamaz...

ŞÖYLE BAŞLAMIŞTI RAHMETLİ MUAMMER AKSOY HOCAMIZ

BİR NUMARALI İLKE: “Geçmişe yönelik kanun çıkarılamaz, insanlar bununla mahkûm edilemez...”

Yani demişti ki...

Bir insanı 5 yıl, on yıl sonra o gün suç sayılmayan bir şey nedeniyle suçlayıp hapse atamazsın...

*

İKİ NUMARALI İLKE: “Eğer bir kişi hakkında bir iddia ortaya atılıyorsa, o iddiayı ispatlama görevi iddia sahibinindir...”

Yani demişti ki...

Bir insana “Hırsız” veya “Katil” diyorsan, onun çaldığını veya öldürdüğünü ispatlama görevi senindir...

*

ÜÇÜNCÜ İLKE: “Bir insan mahkeme tarafından adil biçimde yargılanıp hüküm giyinceye kadar masum sayılır...”

Yani demişti ki...

Bir insan hüküm giyinceye kadar ona “Hırsız” veya “Katil” diyemezsin...

*

Ben unutkan hafızamın esiri olmamak için önüme hayali bir prompter koydum...

Üzerine 50 yıl önceki o ilk dersten hatırladığım bu üç ilkeyi yazdım...

Her gün bu prompter’a bakarak önce şahsi hukuk ve adalet reformunu yapmaya çalışıyorum...

Bugünlerde hukuk ve adalet reformundan söz ediyorsak, işe önce hepimizin vicdanına yerleşmesi gereken bu üç temel ilkeden başlamalıyız.

KATKIDA BULUNANLAR
Sayfa Editörü: Firuzan Demir
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama: Selma Songül Zengin

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Bir selfie fotoğrafı ve üç gün önce atılan bir tweet

Önümüzdeki not defterinde iki tarih var...

Biri 11 Ocak 2021...

Yani geçen pazartesi günü...

Öteki ise bundan 3 gün öncesine ait...

Yani 8 Ocak 2021...

Önce ikincisinden başlayayım...

Gördüğünüz bu fotoğraf geçen pazartesi günü Kahire’de çekildi... Eminim MİT’in elinde de vardır, çünkü açık istihbarattan gelen bir fotoğraf...

Dikkatle bakarsanız arka planda 4 bayrak göreceksiniz...

Yazının Devamını Oku

Hangisi fazla: 'Önce Türküm' diyen mi 'Elhamdülillah Müslümanım' diyen mi

Kadir Has Üniversitesi’nin her yıl yaptığı “Türkiye’nin eğilimleri” araştırmasının sonuçları 7 Ocak günü yayınlandı.

Her yıl olduğu gibi sonuçları bir sosyolog gözüyle ilgiyle okudum.

Araştırmanın siyasi sonuçlarına hiç girmeyeceğim...

Çünkü beni hiç ilgilendirmiyor.

Ama sosyal ve kültürel sonuçlarında çok çarpıcı bazı öyle ilginç rakamlar var ki, işte onları anlatmak istiyorum.

Belki 2023 seçimleri için partilere yol gösterebilir.

En ilgincinden başlayayım.

SORU ŞU:

Yazının Devamını Oku

WhatsApp kâbusu-Neee o çıplak fotoğrafları başkalarına mı vereceksin

Herkesin kulaktan kulağa sorduğu soruyu ben açıkça sorayım: Hani pandemi sırasında erkek WhatsApp gruplarında karşılıklı atılan o çıplak kadın fotoğrafları var ya...

Yapılan o erkek geyikleri...

Hani bir uçtan ötekine şifreli diye fantezi meraklılarının yaptığı o anatomik paylaşımlar...

Kadınlar, siyasetçiler hakkında o yazılıp çizilen fıkralar...

Paylaşılan siyasi karikatürler...

Normal sohbetlerimizde ağzımıza almayacağımız ifadeler, kavramlar, küfürler...


Yazının Devamını Oku

O dört saatte beni en çok şaşırtan şey

İki gündür önümdeki iki fotoğrafa bakıp bakıp soruyorum...

O iki fotoğraf şu:

Sakallı bir adam, Senato başkanının koltuğunda oturuyor...

Bir başka sakallı adam da Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin koltuğunda...



Pişmiş kelle gibi sırıtıyorlar...

Yazının Devamını Oku

Bir gün herkes o koltuktan kalkmayı tadacak ama nasıl

Amerikan Senatosu’nun seçilmiş insanları, alenen kışkırtılmış kadınların ve adamların saldırısına uğradığı sırada...

Avrupa’nın seçilmiş insanlarından birinden şu Twitter mesajı geldi:

“Şundan emin olun. Benim başbakanlıktan ayrılmam çok sıradan ve sıkıcı bir şekilde olacaktır...”

Mesajın altında, Almanya’nın seçilmiş başbakanı ve şu an dünyanın en başarılı lideri sayılan Angela Merkel’in adı vardı.  

Hesap gerçekten onun mu, yoksa birisi onun adına şaka mı yapıyor tam öğrenemedim...

Ama hepimiz biliyoruz ki, onun görevden ayrılması gerçekten çok sıradan bir şekilde olacak...

Nasıl mı?

*

Yazının Devamını Oku

Bir Big Lebowski atasözü: Bir gün bir adam gelir ve

Benim kült filmim “Big Lebowski”nin 3 bowlingci kahramanının yanında, bir de yan karakteri var...

Onun adı yok...

Sadece “The Stranger”, yani “Yabancı” diye biliyoruz...

Arada bir bowling salonunun barında tek başına otururken görürüz onu...

Genellikle de Jeffrey Lebowski’ye ettiği büyük laflarıyla hatırlarız...

Mesela aklımdan hiç çıkmayan şu lafı:

“Bir ülkede bazen bir adam gelir ve...”

“Yabancı” 

Yazının Devamını Oku

Steve Jobs'un dediği olsaydı pandemide kaç video gelirdi

Son zamanlarda başladığım “podcast sohbetler”de bugün konuğum özel sektörün en büyük enerji dağıtım şirketlerinden biri olan EnerjiSA’nın CEO’su Murat Pınar...

Epeydir aradığım bir insandı.

Çünkü elinde müthiş bir veri tabanı var.

20 milyon müşteriye hizmet götürüyor. 11 bin çalışanı var.

Dolayısıyla pandemi sırasında kim ne tüketti, ne kadar evde oturdu, ne harcadı, bugün durum ne herkesten iyi biliyor.

Karşımda uzun saçları ve hali tavrı ile klasik bir enerji şirketinden çok Silikon Vadisi’nde yükselen bir startup tipi duruyor.  


Murat Pınar

Türkiye hakkında ona sormak istediğim çok şey var.

Yazının Devamını Oku

Bu Müslüman kadın 9 Şubat'ta çok önemli bir işi başaracak

Biz Boğaziçi rektörünü tartışırken 9 Şubat günü uzayda çok ilginç bir şey olacak.

Mini Cooper araba büyüklüğünde bir araç Mars’ın yörüngesine oturacak.

Ve bu, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) uzaya gönderdiği bir araç olacak.

Aracın adı “Hope”.

Yani “Umut”.

Tarihte ilk defa Müslüman bir ülkenin uzaya attığı araç böylesine ileri bir noktaya gidiyor...

Üstelik güzel bir haber daha var. Birleşik Arap Emirlikleri’nde bu bilimsel Mars projesinin başında 33 yaşında bir kadın var.

Adı

Yazının Devamını Oku

Yatak odasında devrim yapan bir kadının 14 ve 51 numaralı sorusu

Geçtiğimiz 9 Eylül 2020 günü Londra’da bir kadın öldü...

77 yaşındaydı...

Geçen yılın sessiz ölümlerinden biriydi... Ama, bu dünyadan ayrılırken arkasında çok gürültülü bir yakın geçmiş bırakmıştı...

Simone de Beauvoir’larla başlayan “birinci dalga feminizm”in, ikinci dalga sörfçülerinden biriydi...

Ve o kadın bizim erkek neslimizin dimağına çok korkutucu iki soruyu sokmuştu...



Yazının Devamını Oku

İlk gün: 'AKP içinden destek için çok sayıda mesaj geliyor'

Şimdi anlatacağım konuşmayı 3 gün geciktirerek yayınlıyorum.

İki nedenden dolayı bilerek erteledim.

Birincisi bu sözleri söyleyen Kılıçdaroğlu’ndan yazmak için izin istedim.

İkinci ve daha önemlisi ise...

Bu konuşmayı yılın ilk günü yayınlamak istedim.

Çünkü o felaket yılından sonra 2021’e umutla girmeyi arzuladım...

Geçen salı günü...

Yer Ankara’daki Ahmet Hamdi Akseki Camisi...

Yazının Devamını Oku

Türkiye'nin en güzel yeni yıl kartpostalı

Önceki gün arkadaşım Ahmet Acar’ın cenazesine katılmak için arabayla Ankara’ya gidip geldik...

İlk defa Kuzey Marmara otoyolunu kullandım...

İstanbul dışına çıkışı çok kolaylaştırmış...

Yolu en az 30-40 dakika kısaltıyor.

İstanbul’a dönüşte, bugüne kadar bana en çok heyecan veren duvar resimlerinden birine rastladım.

“Pasific” benzin istasyonunun market duvarına çizilmiş olağanüstü bir Türk bayrağıydı bu...

Kim çizdiyse gerçekten çok başarılı...

Bayrağın dalgalanışına o kadar güzel bir hareket vermiş ki, insan önünde durup fotoğraf çektirmeden geçemiyor....

Yazının Devamını Oku

Beluga balinası ve Amur kaplanı ile uyuyan hücrelere mesaj mı

Dün Rusya Devlet Başkanlığı’nın internet sitesinde dolaşırken çok ilginç bir şeyle karşılaştım.

Biliyorum bazılarınızın aklına hemen şu soru gelecek.

“Ne işin var senin oralarda?”

Sedat Ergin soktu kanıma bunu...

Biliyorsunuz, o, başlığında “resmi” kelimesi bulunan her devlet sitesini ziyaret eder.

Tabii ki, onun Rusya resmi internet sitesine girip dolaşması ile benimki arasında esaslı bir fark var.

Onun ilgi alanı “Diplomatik belgeler”, “Resmi heyetler arasındaki görüşmeler” ve “Dokümanlar” bölümü olur...

Ya ben Rusya Devlet Başkanı’nın sitesine girersem ne görürüm?

Yazının Devamını Oku

Kaybettiğim bir tebessüm ve en güzel komşularımız

‘Hayatın şeyleri” bazen insanı en hazırlıksız anında yakalar...

Kendinizi mütevazı ve sakin bir yılbaşına hazırlarken çalar birden kapınızı...

En hazırlıksız olanı ise yüzünüzdür öyle anlarda...

O yüz ne hissettiğini anlatamayacak kadar çaresizdir çünkü...

Pazar akşamı işte böyle oldu...

Hiç beklemediğimiz, en hazırlıksız anımızda öğrendik oda arkadaşımın ölümünü...

ODTÜ’nün eski rektörü Prof. Dr. Ahmet Acar benim ilk akademik yoldaşımdı...

Aynı yıl yurtdışından dönüp, Hacettepe Üniversitesi Sosyal ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü’nde göreve başladık....

Yazının Devamını Oku

26 yaşındaki David mi 70'lik ben mi daha yakışıklı

Michelangelo, David heykelini yaptığında 26 yaşındaydı...

Tahmin ediyorum yaptığı heykel de anatomik olarak 20-30 yaşlarında bir erkektir...

Biliyorum başlıktaki soruyu okuduğunuz an, “Yine ne saçmalamış” diyeceksiniz...

Hayır ciddiyim...

O nedenle, soruyu yeniden soruyorum:

Evrensel güzellik ölçülerine vurursanız, Michelangelo’nun David heykelindeki erkek mi daha güzel ben mi...

*

Hiç kuşkusuz David de kusursuz bir erkek değildi... Başı normalden büyük, elleri de öyle...

Genital organı küçük...

Yazının Devamını Oku

Dün Metin Akpınar'ı arayıp şu soruyu sordum

Önceki gün Metin Akpınar’ın mahkeme koridorundaki fotoğrafı çok dokundu bana...

Bir bankın ucunda yapayalnız oturuyordu...

1970’lerin terör yıllarına döndüm...

Sonra 1980’li yıllara...

12 Eylül’ün o karanlığında bile siyasi hicivleri, mizahı ile bizi gülümseterek, kahkahalar attırarak dayanma gücümüzü nasıl arttırdıklarını hatırladım...



Yazının Devamını Oku