Metin Akpınar'a bu defa Erbakan Hoca'yı sordum

TRT bir Necmettin Erbakan dizisi hazırlıyor.

Beni de konuşmacı olarak davet ettiler.

Çok sevinerek katıldım.

Çünkü zamanında hocanın yüzüne söylemek isteyip de söyleyemediğim şeyler vardı, onları söyleme imkânım oldu.

*

Dün Üsküdar Belediyesi’nin harika kültür merkezinde kayıt yaparken Erbakan’ı yıllar boyunca nasıl gördüğümü de düşündüm.

Onu siyasi hayatında önce öğrenci olarak gördüm.

Metin Akpınara bu defa Erbakan Hocayı sordum

Sonra öğretim üyesi olarak izledim.

Sonra gazeteci olarak...

Şimdiyse 73 yaşındayım bunların hepsine bakıyorum...

TRT’ye her dönemdeki bakışımı anlattım...

*

Bugün geriye baktığım zaman, bir gülümseme geliyor gözümün önüne...

Tatlı, muzip bir gülümseme...

“Kadayıfın altı kızarıyor” cümlesi ile Metin Akpınar’ın muzip yüzünü görüyorum...

İkisi birleşiyor ve gözümün önüne siyasete güzellik taşıyan ortak bir portre geliyor...

*

Tam toplantıya girerken ABD Demokrat Parti başkan adaylarından Bernie Sanders’ın montaj bir fotoğrafı geldi cebime...

“Big Lebowski” filminin iki kahramanının ortasında oturuyordu.

Ellerinde, başkanın açılış töreninde taktığı o anneanne işi örme eldivenlerle otuyordu...

Bir gün önce de “Ghost” filminde Demi Moore’un arkasında oturup aynı eldivenlerle toprak vazo yaparken yapılmış montaj videosunu seyretmiştim.

Amerika Bernie’nin eldivenleri ile çok güzel kafa buluyor...

O da önceki akşam çıktığı televizyon programında bu esprileri çok sevdiğini söyledi...

Bugün 73 yaşımda Erbakan’ı gözümde hâlâ sempatik yapan tarafı bende bıraktığı tebessümdü...

*

Dün TRT kaydından ayrıldıktan sonra aklıma bir soru geldi.

Erbakan Hoca acaba Metin Akpınar’ın taklitleri hakkında ne düşünüyordu?

Açıp Metin Bey’e sordum:

“Rahmetli Erbakan’ı çok sık hicvettiniz, taklidini yaptınız. Hiç size sitem etti mi, bir şey söyledi mi?”

“Hayır. Ne bir sitemi ne bir şikâyeti oldu” dedi...

*

Sonra bir süre susup devam etti:

“Yalnız şöyle bir şey olmuş, bana anlattılar. Hoca bir gün Meclis’te konuşurken milletvekili sıralarından biri şöyle demiş: ‘Hoca Metin Akpınar’ın taklidini yapıyor’...”

Altı kızaran kadayıfın bana hâlâ taşıdığı rayihaydı bu...

*

Kendi payıma şunu düşünüyorum.

Mizah olduğu zaman siyasetin yüzü de gülüyor. Mizah Bernie’nin eldivenleri gibi...

Sadece ellerimizi değil, ruhumuzu da ısıtıyor...

TÜRK VE KÜRT GENÇLİĞİ KAHKAHA İLE GÜLMEK İSTİYOR... İŞTE İSPATI

ÖNÜMDE çok ilginç bir araştırma duruyor.

Rawest ve YADA (Yaşama Dair Vakıf) ile “Kurdish Studies Center” tarafından ortaklaşa yapılmış.

Türkiye’deki İngiliz Büyükelçiliği ile Alman “Heinrich Böll Stiftung” tarafından da maddi destek almış.

Bu araştırmayı Türkiye’deki siyasilerin de dikkatle okumalarında yarar var.

Çünkü herkese yol gösterecek çok önemli sonuçlar var.

*

Türkiye’de Kürt gençlerin sorunları ve olaylara bakışları, Türk gençlerininkinden pek farklı değil... Belki de tek anlamlı fark şu:

15-29 arasındaki yaş grubu Türkiye genelinde yüzde 23.2’yken, Kürtlerin ağırlık olduğu 18 ilde bu oran yüzde 28.1.

Yani Kürt nüfus oralarda daha genç.

*

Kürt gençlerinin en büyük sorunu ne?

Yüzde 40’la işsizlik birinci sırada.

Yüzde 30’la geçim sıkıntısı ikinci sırada...

Ya siyasi kaygılar?

Yüzde 8.5 gibi düşük bir oranla üçüncü sırada.

Metin Akpınara bu defa Erbakan Hocayı sordum


BAKIN TÜRK VE KÜRT GENÇLERİ NE SEYREDİYOR

ÖRNEKLEM alınan Kürt gençleri ile Türkiye genelindeki Türk gençleri televizyonda en çok ne seyretmeyi seviyor:

- Türkiye genelindeki gençlerle örneklem alınan Kürt gençleri yüzde 43 ile birinci sıraya parodi programlarını koyuyor.

Yani mizahı...

*

- Peki ikinci sırada ne var?

Yüzde 39 ve yüzde 36 ile komedi programları...

*

- Ya o her akşam televizyonda siyaset konuşan programlar?

Sıkı durun...

İlk 12 tercihte tek siyaset yok...

Yokkk....

*

Arkadaş şunu iyi bilelim...

Türk ve Kürt gençleri birlikte gülmek, kahkaha atmak istiyor...

Onu seviyor.

*

Bir de müziğe gelelim.

En çok dinledikleri şarkıcılar kimler?

Örnekleme giren Kürt gençleri birinci sıraya Ahmet Kaya’yı koymuş....

Ama ikinci sırada Sezen Aksu var...

Şimdi yukarıda Erbakan Hoca ile ilgili yazımı bir kere daha okuyun lütfen...

Metin Akpınara bu defa Erbakan Hocayı sordum


KÜRT GENCİ: GALATASARAY MI, FENER Mİ, ÜÇ BÜYÜKLER Mİ, YOKSA AMED SPOR MU

Sonuç şöyle:

- Yüzde 40.5 Galatasaray.

- Yüzde 23.6 Fenerbahçe.

- Yüzde 22.2 Beşiktaş...

Ya Amedspor?

- Yüzde 11.9 Amedspor.

Bu arada İzmir’e yerleşen genç Kürtlerin tuttuğu yerel takımlarda ilk sıra tercihleri Göztepe, ikinci sırada Karşıyaka var.

YÜZDE KAÇININ SEVGİLİSİ VAR, KAÇININ İSE YOK

- Türkiye genelinde gençlerin yüzde 40.3’ü sevgilisi olduğunu söylüyor. Örnekleme giren Kürt gençlerinde sevgilisi olduğunu söyleyenlerin oranı ise yüzde 35.5.

- Olaya tersinden bakarsak karşımıza çıkan tablo şu:

Türk ve Kürt gençlerinin yüzde 60’ının sevgilisi yok.

NEREDE ÇALIŞMAK İSTERSİN: BİRİNCİ SIRADA DİYARBAKIR YA İKİNCİ SIRADA

ÖRNEKLEME giren Kürt gençlerine “Nerede çalışmak istersiniz” sorusu sorulduğunda yüzde 30.5’i ilk sıraya Diyarbakır’ı koyuyor.

Ya ikinci şehir hangisi?

Yüzde 26.7 ile İzmir.

Onu yüzde 24 ile İstanbul izliyor.

Erbil’de çalışmak isteyen?

Yüzde 3.7.

BAK SEN ŞU MÜSLÜMAN’IN MÜSLÜMAN’A YAPTIĞINA

DÜŞÜNÜN “beş vakit namazında” bir Müslümansınız.

Ve sık sık yer değiştiriyorsunuz.

İhtiyacınız olan şey ne?

Namaz kılacağınız zaman kıblenin yönünü tayin etmek değil mi?

Kolay...

Hoop “dijital bir Müslüman” yardımınıza koşuyor.

Bir uygulama yaratmışlar. Adı da “Muslim Pro”...

Ona konumunuzu belirleme yetkisi veriyorsunuz.

Neredeyseniz size kıbleyi gösteriyor...

Ama bir dakika...

Meğer bu arkadaşlar size konumunuza uygun kıbleyi verirken o konumunuzu bir de istihbarat şirketlerine veriyormuş.

Dün New York Times gazetesinde okudum.

İstihbarat birimleri insanların konumlarını takip etmek için böyle hizmet şirketlerinden konum satın alıyorlarmış.

Bu Müslüman kardeşimiz de namaz kılmak isteyen müminlerin konumlarını “X-Mode” adlı bir aracıya satmış...

Hem de kime biliyor musunuz?

Amerikan ordusuna...

İNEKLER BU YIL DA RAHAT ÇÜNKÜ FESTİVAL ERTELENDİ

DÜNYANIN en önemli rock müzik festivali Glastonbury bu yıl yine ertelendi...

Her yıl 200 bine yakın insanın katıldığı festival, üst üste ikinci yıl da ertelenmiş olacak. Geçen yıl bu festivale gitmeyi planlamıştım ama COVID-19 yüzünden ertelendi ve gidemedim.

Metin Akpınara bu defa Erbakan Hocayı sordum


Ancak festival yönetimi harika bir şey yaptı ve kuruluşundan bu yana en harika konserlerini BBC Play üzerinden bedava yayınladı.

The Cure’un, Radiohead’in, Jay Z’nin, Rolling Stones’un, Arctic Monkeys’in harika konserlerini online izledim.

Üstelik ses ve görsel kayıt kaliteleri olağanüstüydü...

Bu yıl online olarak ne yapacaklar henüz açıklanmadı.

Biz memnun değiliz ama bu ertelemeden memnun olan bir canlı gurubu var.

Festival büyük bir çiftliğin bulunduğu alanda yapılıyor.

Her yıl festival sırasında bu çiftlikteki inekler başka yere taşınıyor.

Böylece ikinci yıl üst üste inekler bu zahmete katlanmayacak.

CIPRIANI BÖYLEYSE LUCCA NİYE KAPALI

BU gördüğünüz fotoğrafı bir arkadaşım geçen hafta New York’ta çekti...

Burası Cipriani’nin de bulunduğu restoranların sokağı...

Arkadaşım gözlemlerini şöyle anlattı:

“New York’ta birçok restoran açık. Ancak bir fark var. Hemen hepsi dışarı, sokaklara taşınmış. Aralara şeffaf izolasyon panoları konmuş. Sosyal mesafeye dikkat ediliyor. Mesela ünlü İtalyan restoranı Cipriani açılmış. Ayrıca bir gün önce Miami’deydim. Orada neredeyse bütün restoranlar açıktı.”

Metin Akpınara bu defa Erbakan Hocayı sordum


*

Restoranlar açıkmış ama herkesin konuştuğu bir şey varmış.

“Bundan böyle pandemi geçse bile bu restoranları içeri taşımak kolay olmayacak. Yani şehirlerde bazı sokaklar artık restoranların olabilir.”

Tabii aklıma hemen Lucca geldi...

Cipriani böyle sokağa taşıp açılmışsa, Bebek’teki Lucca niye hâlâ kapalı...

Üstelik New York’taki pandemi buradan çok daha büyük sayıda vakayla devam ediyor.

*

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hürriyet’in bu konuyu gündeme getirmesi üzerine “Önümüzdeki kabine toplantısında bunun ele alınacağını” söylemiş.

Arkadaşımın New York’ta çektiği bu fotoğraf belki değerlendirmede ele alınabilir.

X

Kendini Sharon Stone sanan ve kedilere bulaşan bir erkek

Bu hafta kayda geçirdiğim dizinin adı şu:

“Don’t F...k With Cats...”

“Kedilere Bulaşma: İnternette Katil Avı...”

*

Üç bölümlük dizinin girişinde ‘Buradaki kişiler hayal mahsulüdür’ diye bir yazı yok. Dizideki her kare gerçek...

Mekânlar gerçek.

Olaylar gerçek...

Ve en önemlisi...

Yaşanan bütün vahşet gerçek...

Yazının Devamını Oku

İlginç bir soru: Pülümür ve Fatih'te neler oluyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin 2023 yılına kadarki görünümünü kökten etkileyebilecek “reform tasarısı”nı bugün açıklayacak.

Adalet, demokrasi ve insan hakları reformu...

Tabii bu reform aynı zamanda ifade ve haber alma özgürlüklerinin de çerçevesini çizecek...

İşte böyle bir günde ben de size Türkiye’nin “haber coğrafyasını” anlatan bir çalışmadan söz edeceğim.

*

Hürriyet İnternet’in eski yöneticisi Emre Kızılkaya dün ilginç bir çalışmanın sonuçlarını açıkladı.

Kızılkaya ve arkadaşları 2 hafta boyunca Türkiye’de yayınlanan 1.1 milyon haberi inceleyip analizini yapmışlar.

Türkiye’de 19 ulusal, 165 ise yerel TV kanalı var...

Devlet kontrolünde ise 13 TV kanalı bulunuyor...

Yazının Devamını Oku

67’nci dakikada Mesut’suz Fenerbahçe daha mı Mesut

Erol Bulut, Mesut Özil gibi uluslararası bir starı maçtan kulübeye aldı. Böylesine cesur ve kritik kararı alan bir teknik direktörün maçın geri kalanı için yeni bir hikayesi olmalıydı. O hikaye gol olarak geldi.

Böyle bir derbiye klasik mantıkla, rasyonel bir değerlendirme yapmak mümkün değil. O yüzden maç boyu gözlemlerimi anarşik biçimde alt alta yazıyorum...

Göreceksiniz ki, bu bir uzman yazısı değil, hepimizin maç sırasında aklımıza gelen düşüncelerden ibaret olacak bu.

BİR KERE DAHA GÖRDÜK DÖRT ÜÇTEN BÜYÜKTÜR

1- Trabzonspor yıllar önce bileğinin hakkıyla kırılmaz denilen ‘Üç Büyük takım’ zincirini en zayıf halkasından kırıp ‘Dört Büyük Kulüp’ karesini, futbolun yeni fotoğrafı olarak kafamıza yerleştirdikten sonra ‘derbilerin’ de anlamı değişti. Ben dahil kimse bir derbi sonucu hakkında önceden rahatlıkla kehanette bulunamadık. Bu maçta öyleydi.

2- Şaşırtmayan, heyecanlandırmayan derbilere alışmıştık. Bu derbi de öyle olacak derken, maçın 67’inci dakikasından sonra beklemediğimiz bir heyecan geldi.

ÖZİL’İ GÖREVDEN ALANIN YENİ BİR HİKAYESİ OLMALIYDI

3- 67’inci dakika önemliydi. Çünkü Fenerbahçe Teknik Direktörü çok az teknik direktörün yapabileceği bir şeyi yaptı. mesut Özil gibi uluslararası bir starı maçtan kulübeye aldı.

4- Böylesine cesur ve kritik kararı alan bir teknik direktörün maçın geri kalanı için yeni bir hikayesi olmalıydı. O hikaye gol olarak geldi.

Yazının Devamını Oku

Guy Ritchie ile o kırmızı halıda neler gördüm

Önceki akşam şahsi Beyoğlu tarihimin çok önemli bir günüydü.

Yıllarca önünden geçtiğim efsanevi Atlas Sineması yeniden açılıyordu.

*

Atlas Sineması’nın açılış tarihi 1948...

Yani benimle aynı yaşta sayılır...



Yazının Devamını Oku

İki 'kız arkadaşın' birbirine verdikleri 'çarşaf' sözü

Bir yanda Ayşe Kulin...

Çok satan kitaplara imza atmış bir yazar...

Başı açık...

Duruşu, tarzı ile kendine özgü...

*

Öteki tarafta Ayşe Böhürler...


Yazının Devamını Oku

Reform için küçük adalet için çok büyük bir cümle

Dün sabah arka arkaya önüme üç haber geldi... Üçünü alt alta yazınca, dördüncü unsur olarak yazının başlığındaki soru aklıma geldi.

Gelen haberler şunlardı:

*

SABAH HABER 1: Biden yönetiminin CIA’in başına getireceğini açıkladığı William Burns yaptığı açıklamada Çin’i “otoriter düşman” olarak niteledi.

Bu kavramı ilk defa işitiyorum... Demek ki artık dünyanın gündeminde “otoriter düşman” diye yeni bir kavram olacak.

*

SABAH HABER 2: İspanya geçmişin acımasız diktatörü Franco’nun son heykelini de indirmiş.

Franco

Yazının Devamını Oku

Elimize değmeyen, görmediğimiz para ile 190 milyar lira harcıyoruz

Son zamanlarda kendi çevremde, teknoloji çevrelerinde, bankacılık çevrelerinde, çok sık duyduğum üç kelime var.

“FinTech”, “Bitcoin” ve “Blockchain”...

İtiraf edeyim, üçünün de ne olduğunu tam olarak bilemiyorum.

Oysa bunlar giderek günlük hayatımıza şuradan buradan girmeye başladı.

Özellikle de “FinTech...”

Belki inanmayacaksınız, aramızdan 2 milyon insan bu teknoloji üzerinden alışveriş yapıyor. Pandemi sırasında online ödemelerde çok öne çıktı.

Bu ödeme sistemi hayatımızın belki de en önemli kavramlarından birini yavaş yavaş tarihe gömüyor.

Parayı...

Yani bir zamanlar cebimizde en çok gördüğümüz şeyi artık görmüyoruz.

Yazının Devamını Oku

Dönekler ve hainler yeni bir sayfa açıyor

Şerefli bir “dönek”, gururlu bir “hain” olarak yine sahalara dönüyorum.

Hem de iki yüksek yerden aldığım izinle...

Biri “devlet başkanı”ndan...

Öteki “patron”dan...

İkisi de bana “Döneklik ve hainlik artık bütün dünyada şerefli bir payedir. Çık göğsünü gere gere halkın arasına gir” dediler.

Dün gece sabaha karşı cep telefonuma Deadline Hollywood haber sitesinden bir haber düştü.

ABD’nin eski başkanı Barack Obama ile ABD’nin en büyük rock şarkıcısı Bruce Springsteen Spotify üzerinden ortak bir podcast’e başladılar

Yani yaptıkları sohbeti şarkı gibi Spotify üzerinden streaming olarak yayınlıyorlar.

Yazının Devamını Oku

Cübbeli: Biri bana beleş bilet verirse ben de Mars'a giderim

1) Bu hafta sonu en büyük eğlencem Cübbeli Ahmet’in Mars “parodisiydi”...

Vallahi dinlerken yıkıldım...

Bir kere daha söylüyorum...

Cem Yılmaz pandemi dolayısıyla çekilince, stand-up sahnesi Cübbeli Ahmet Hoca’ya kaldı...

Yani kavuk ona geçti...

Allah için o da acayip bir performans sergiliyor...

Geçen hafta iki gelişme oldu.

Geçen perşembe akşamı NASA Mars’a

Yazının Devamını Oku

Dolunay ve kurt yüzyılı kapandı ekinoks ve cadı yüzyılı açılıyor

Önceki gün bir streaming platforma konan yeni “cadı” filmi “Discovery of Witches” bir “ekinoks” günü başlıyor.

Ekinoks, her yıl gündüz ile gecenin eşit olduğu güne verilen isim.

*

Yılda iki ekinoks var...

Biri 21 Mart ilkbahar ekinoksu...

Öteki ise 23 Eylül sonbahar ekinoksu...

Sözünü ettiğim cadılar dizisi bir sonbahar ekinoks günü başlıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Dikkat Kardashian'ın poposu başımıza büyük bir iş açabilir

Bugün cumartesi... O nedenle siyaseti bir yana bırakıp ciddi bir konuya giriyorum...

1. Ülke olarak başımızda büyük bir sorun patlamak üzere...

Ve bu sorunun adı “Brezilya poposu...”

Ama yavaş yavaş bu deyimin yerini “Kim Kardashian poposu” alıyor.

*

Bunun ilk işareti de dün İngiliz Guardian gazetesindeki tam sayfa bir haberle geldi...

Üstelik haberi New York Times gazetesi de duyurdu...

Diyeceğim “Kardashian’ın poposu” deyip dudak bükmeyin, konu ciddi konu.

*

Yazının Devamını Oku

Girit formülü ile yeniden 'takıma dönüş' fotoğrafı

Biliyorsunuz artık iyi bir “Savunma Bakanlığı internet sitesi” uzmanıyım.

En iyi okuduğum şey de bakanlık sitesine konan fotoğraflar...

Bu etkileyici fotoğrafı da dün Savunma Bakanlığı’nın web sitesinde gördüm.

*

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın makamını ilk defa bu kadar geniş bir kadrajla görüyoruz.

Fotoğrafta bakanın sağında Türk bayrağı, solunda ise NATO bayrağı görünüyor.

Arkada ise bir Atatürk portresi var.

Zaten sitenin sayfası da sol üste bir Atatürk fotoğrafı ile açılıyor.

Yazının Devamını Oku

'82'ncimiz gibi' bir şehir hakkında bilmediklerimiz

Türkiye’nin 81 vilayeti var...

Bir de “82’nci gibi” olanı...

Bir Türkiye şehri değil, ama bir Türk şehri gibi olmaya doğru hızla gidiyor.

Burası Suriye sınırları içindeki Afrin...

Bilmiyordum, meğer Türkiye bir süre önce bazı yabancı gazetecileri Suriye içinde Türk ordusunun kontrolündeki Afrin’e götürmüş.

Giden gazetecilerden ilk yazı dün New York Times’ta yayınlandı.

Bu şehir hakkında bilmediğimiz bazı şeyleri bu yazıdan öğrendim.

Ve öyle bir yazı ki...

Yazının Devamını Oku

Liberal arkadaş söyle bana bu 3 maddenin neyini tartışacağız

Günlerdir Ayasofya imamının sözlerini konuşuyoruz.

Nereden üzerine düştüyse durup dururken bir anayasa tartışması başlattı...

Allah’tan ne Cumhurbaşkanlığı, ne iktidar partisi ne de Diyanet bu tartışmaya girdi...

Ama baktım bugün muhalif diye bilinen bazı eski liberal yazarlar da “Anayasa’nın değişmez maddelerini tartışamazsak buna demokrasi denmez” demeye başladılar

Ben de diyorum ki:

İyi hadi gelin tartışalım... Tartışalım da neyi tartışacağız...

*

Madde 1 diyor ki: Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir...

Bunu mu tartışacağız?

Yazının Devamını Oku

CHP oylarımı bölmezse gelecek seçim iktidarım

Cumartesi akşamı Muharrem İnce aradı. Yalova’da oğlu ile birlikteymiş.

Tabii ki konu, onun için yazdığım şu sözlerdi:

“Seçim gecesi üç-beş saati yönetemeyen bir siyasetçi bir partiyi 360 gün nasıl yönetecek...”

Allah için Muharrem İnce’nin rahmetli Süleyman Demirel’e benzeyen bir tarafı var.

Alınmıyor, kızmıyor, küsmüyor...

Türk siyasetinde artık unutmaya başladığımız güzel bir meziyet bu.

Neyse, hemen söze girdi:

“Seçim gecesi için bana haksızlık ediliyor”

Yazının Devamını Oku

Yeni Türkiye'nin yeni fenomeni: VIP köpek

Evet başlıktaki ifade yanlış değil. “V.I.P Köpek”...

Türkiye’de geçen hafta V.I.P köpekler dönemi açıldı.

Size bu haberin hikâyesini ve perde arkasını yazayım.

*

Son yıllarda Türkiye’de en beğendiğim yeni markalardan biri Les Benjamins...

Gümüşhane kökenli bir ailenin çocuğu olan Bünyamin Aydın’ın yarattığı bir giyim markası.

Başlarda “Ottoman Punk” tarzı deniyordu.

Lüks sokak modasının önde gelen isimlerinden biri oldu.

Özellikle fesli James Dean desenleri falan bütün dünyada tutuldu.

Yazının Devamını Oku

Tam 60 yıldır hayır dediğim bir anayasal düzende yaşıyorum

Bakın şu gerçekleri alt alta yazdığımda, kendi açımdan ne kadar tuhaf bir durum ortaya çıkıyor.

- 73 yaşımdayım...

- Bugüne kadar oy verdiğim hiçbir parti iktidara gelemedi.

- Bugün “Türkiye Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi” sitesine girip TC Anayasası yazdığım zaman karşıma çıkan metnin üzerinde şu yazıyor:

“Kanun numarası: 2709

Kabul tarihi: 18/10/1982”...


Yazının Devamını Oku

İlk Türk 'Cacabey'i üzerine birkaç mütevazi tavsiye

Devlet Bahçeli “astronot” kelimesine Türkçe karşılık olarak “cacabey”i teklif etti.

Güzel isim ama itirazım var.

İngilizce veya başka Hint Avrupa dillerinde telaffuzu sorun yaratabilir.

“Kakabey” olarak söylenir ve bu da yanlış anlamalara yol açar...

Onlar eğlenir biz üzülürüz...



Yazının Devamını Oku

Ay'a sert inişe hazırlanırken her 100 Türk'ten kaçı 1969'da ABD'nin Ay'a gittiğine inanıyor

Başlık biraz spekülatif ama ne demek istediğimi birazdan anlayacaksınız.

Ama önce size önemli bir haber vereyim.

*

Türk “Silikon” dünyasında geçtiğimiz günlerde önemli bir gelişme daha oldu.

Dünyanın önde gelen dijital araştırma kuruluşlarından YouGov, Türkiye’de “Wizsight” adlı online araştırma şirketini satın aldı.

Wizsight 2017 yılında N. Özge Akçizmeci adlı genç bir girişimci tarafından kurulmuş bir startup şirket.

Böylece BluTV’nin yüzde 30 hissesinin bir dünya devi olan Discovery’ye satılmasından sonra ikinci bir Türk startup’ı daha dünya piyasasına girdi.

YouGov ilginç alanlarda online araştırmalar yapan bir şirket.

Yazının Devamını Oku

Patron bu milleti ortada bir yerde birleştirebilir mi

‘Big Lebowski’ filminin bardaki bilge adamı ne diyordu:

“Bazen bir ülkede bir adam gelir...”

Sonra birasından bir yudum alıp devam ediyordu:

“Bazen o ülkede bir adam daha gelir...”

Geçenlerde bu tiradı yazmıştım...

Amerika Birleşik Devletleri’nde bir adam geldi...

Ülkeyi tam ortasından ikiye böldü...

Şimdi bir adam daha geldi....

Yazının Devamını Oku