GeriErtuğrul ÖZKÖK Maskesiz plaj fotosunda kimler Blues Brothers, kim tiki, slim fit
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Maskesiz plaj fotosunda kimler Blues Brothers, kim tiki, slim fit

Türk iş dünyasının VIP’i pandemi sonrası açılışı geçen hafta İstanbul’da Lucca’da yaptı.

Dünyanın en güçlü 7 ekonomisinin lideri ise önceki gün İngiltere’de Cornwall Plajı’nda bir araya gelip geleneksel aile fotoğrafını çektirdi.

Yüzlerinde maske yoktu ama aralarına sosyal mesafe koymuşlardı.

Böyle olunca da hepsinin duruşu ve kıyafeti daha çok ortaya çıkıyordu.

Ben de bu dünyanın en gelişmiş 7 ülkesini yöneten liderlerin kıyafet ve vücut dili analizini yaptım.

Yanıma danışman olarak da eski Radikal gazetesinin moda yazarı ve erkek giyim markası Milimetric’in kurucu ortağı Kağan Gökalp’i aldım.

İşte bizim gözümüzden dünyayı yöneten “maskesiz yedili”....

Maskesiz plaj fotosunda kimler Blues Brothers, kim tiki, slim fit


ŞÜKRETMEK LAZIM KEMAL DERVİŞ TARZI KRAVAT YOK

* ABD BAŞKANI JOE BIDEN: Elbette bir ABD başkanından slim fit takım giymesi beklenemezdi. Giydikleri ile Amerikan kıyafet kodlarını içselleştirmiş. Rahat bir kesim, uzun bir ceket boyu, koyu renk takım, siyah ayakkabılar, bol pantolon, omuz kesimleri rahat, dökümlü.

Ceket hacimli ama en azından Trump’ın ki gibi üzerinde bir “hip hop’çı Hoodie’si” gibi durmuyor Ve yine neyse ki en azından Kemal Derviş gibi düğmeli Oxford gömlek yakası ile kravat takmamış. Buna da şükür demek lazım. Başkan en azından bizdeki Sedat Ergin-Murat Yetkin’in “Klasik Brooks Brothers” sınırlarına tecavüz etmemiş...

SLİM FİT TAMAM DA SLİM’İ VAR AMA FİT’İ HİÇ OLMAMIŞ

* İTALYA BAŞBAKANI MARIO DRAGHI: Uzaktan bakınca, sanki en kalıbına uygun giyineni o sanılıyor. Ama büyüteçle bakınca tam aksi... Evet slim fit ama, vur deyince öldürmüş. Rahatlıktan ödün verecek derecede dar. Boy resim çektiren Türk erkeği gibi, sanki nefesini ve göbeğini çekmiş öyle tutuyor. Teknik analize gelince: Takım elbisesi de çok sıradan olmuş. En azından şalvar gibi olmamalıydı pantolonu ve de ceket boyu uzun. Kısaca İtalya Başbakanı İtalyan modasının en iyi mankeni değil. Allah’tan, onun İtalyan modasına verdiği zararı, aynı akşam Roma’da Türkiye Milli Takımı’nın karşısına çıkan İtalya’nın teknik direktörü Mancini’nin harika Armani elbisesi bir ölçüde giderdi.

100 METREKARE EVDE YARDIMCISIZ YAŞAYAN BİR KADININ AİLE FOTOĞRAFI

* ALMANYA ŞANSÖLYESİ ANGELA MERKEL: Pantolonu ne çok dar ne çok geniş. Kilosunu ön plana çıkarmayacak kesimde olmuş. Daha önce ne demişti zaten: “Ben model değilim, o yüzden giyim hiçbir zaman önceliğim olmadı.”

Öyle diyorsa aile fotoğrafı için seçtiği kıyafet de kişiliğinin üzerine tam oturmuş. Hiç topuğu olmayan ayakkabı da bu rahatlık anlayışına çok iyi gitmiş. Kolye, yüzük, küpe takmayarak sadeliği takı olarak kullanmış. 100 metrekare evde yardımcısız yaşayan bir liderin kıyafet seçimi ile şu mottoyu ne güzel vurgulamış: Kıyafet sizi taşımasın, siz kıyafeti taşıyın.
Üstelik ağır da olmadığı için tam abiye...

PROTOKOL KAZASI OLMAYINCA BİZ DE ELBİSEYİ DAHA YAKINDAN GÖREBİLDİK

* AVRUPA BİRLİĞİ KOMİSYONU BAŞKANI URSULA VON DER LEYEN: Ankara’da başına gelen protokol kazası olmayınca giydiği elbiseye daha dikkatle bakabildik. İnce fiziğine güvenerek koyu renk ceket yerine açık renk sade bir ceket giymiş. Yine sade takılarla tamamlamış kıyafetini. Pantolon kalıbı iyi, ne çok bol ne çok dar. Topuksuz ve mat siyah ayakkabı tercih eden Merkel’in aksine, az topuklu ve parlak siyah ayakkabı tercih etmiş. Kadın liderler erkek liderlere göre daha düzgün giyinmiş bence genel olarak. En azından vücutlarını tanıyarak, bilerek ve ortama uygun giyinmişler.

KİMONO DEĞİL, SUMO GÜREŞÇİ KISPETİ DE DEĞİL STANDART YANİ

* JAPONYA BAŞBAKANI YOSHİHİDE SUGA: Japon kültüründe hiyerarşi, mütevazılık, saygılı olmak, çalışkanlık, ön plana çıkmamak, rol çalmamak başat değerler. Bu anlamda Japon liderin takım elbisesine bu değerler üzerinden not vermek gerekirse “10 point” diyecektim ama danışman durdurdu ve şunu söyledi: “Yine de Japon kültüründeki mükemmelcilik anlayışına göre bu takımın mühendisliği çok daha iyi olabilirdi. Takım elbise ara malzemelerinde (tela, astar, vatka vs.) İtalyanlara ihraç pazarlarda ciddi rakip olmuş bir ülkenin liderinden bahsediyoruz.”

KAFAYA BİR ŞAPKA BİR DE SİYAH GÖZLÜK, BUYURUN ‘BLUES BROTHERS’IN BELUSHI’Sİ

Maskesiz plaj fotosunda kimler Blues Brothers, kim tiki, slim fit

* İNGİLTERE BAŞBAKANI BORIS JOHNSON: Banko en sallapati o. Takım elbisenin kesimi, kulpu, her şeyi çok kötü. Kendisine iki numara büyük sanki. Bu kesim kendisini olduğundan da kilolu göstermiş. Ceketin yan cep kapaklarını bile düzgün yerleştirememiş. Sanki dersi kırıp teneffüste futbol oynadıktan sonra fotoğraf çektirmiş haylaz kolej çocuğu. Gömlek yakası kötü, o cüsseye o ince kravat dersen, işte o hiç mi hiç olmamış. Yani kafasına hafif arkaya kaykılmış bir fötr koy, bir de siyah gözlük ekle...

Buyur sana Blues Brothers filminin John Belushi’si...

Veya rahmetli Süleyman Demirel.

BİZ ONDAN AHMET HAKAN’I ÇILDIRTACAK BİR ŞEY BEKLERDİK

* KANADA BAŞBAKANI JUSTIN TRUDEAU: Biz onu rengârenk çoraplarından tanırdık. O nedenle bu aile fotoğrafında ondan daha iddialı bir kıyafet beklerdik. Ne bileyim, mesela takım elbisesine kontrast renkte, Ahmet Hakan’a, “Yine artistlik yapıyor” dedirtecek cırtlak bir mendil... Bordo, hatta yeşil, fuşya, kırmızı olabilirdi. Gelelim karizmayı fena çizen asıl arızaya. Ceketi tam oturmasına rağmen pantolonu sanki ceketine göre bir beden büyük. O yüzden bacakları olduğundan kalın çıkmış ve yine paçalar uzun potluk yapıyor.

AH O DİZDE POT YAPAN PANTOLON VAR YA İŞTE O

* AVRUPA KONSEYİ BAŞKANI CHARLES MICHEL: Nedense onun duruşuna bakınca aklıma rahmetli Ercan Arıklı’nın bir sözü geldi. “En büyük şıklık fit olmaktır. Fit insana bir kot bir beyaz tişört bile yakışır” derdi.

Ankara’da kadın meslektaşını ayakta bıraktığı için zaten gıcıktım bu adama. Pantolondaki arızayı görünce sevindim. “Pantolonu diz bölgesinde resmen takılmış ve paçalar aşağıya inememiş çok kısa kalmış. Açık renk takım elbise seçtiği için ceket kollarındaki kırışıklık direkt gözbebeğimize dalıyor.

LVMH’NİN ÜLKESİNDEN ÇIKA ÇIKA BU MU ÇIKTI YANİ, AYIP

* FRANSA CUMHURBAŞKANI EMMANUEL MACRON: Danışman Kağan “En fit Macron’unki olmuş” diyor, ben de hiç katılmıyorum. Evet kıyafeti dökülmüyor, ama desek desek “Kötünün iyisi” diyebiliriz. İnsan, LVMH’in çıktığı bir ülkenin liderinden yine de daha iyi bir takım elbise giymesini bekliyor. Tamam, ceketin etek ve kol boyu ile ceketin omuzlara oturumu düzgün. Ama, kokteyl parti çapkını tarzındaki o diyagonal cepler de ne oluyor böyle bir toplantıda? Ayrıca pantolon paçaları da biraz uzun ayakkabı üzerinde potluk olmuş.

LAHMACUN MİLANO MÖNÜSÜNE ÜZERİNDE BURRATA İLE GİRMİŞ

BEKLEDİĞİM
gibi “Paper Moon’da lahmacun olur mu” sorusu bir memleket meselesi haline geldi.

Şimdi Bodrum’un bu yeni memleket meselesinden son haberleri veriyorum.

- Meğer lahmacun, daha önce de Paper Moon’un ana merkez şubesi olan Milano’daki restoranının mönüsüne de girmiş.

Mönüdeki adı “Istanbul Pizza” imiş.

- Ancak Paper Moon lahmacununun bir özelliği var. Üzerine bir de burrata peynir ekleniyormuş...

Maskesiz plaj fotosunda kimler Blues Brothers, kim tiki, slim fit


BODRUM PAPER MOON BEACH MÖNÜSÜNE MANTI DA GİRER Mİ

- Bodrum Loft’ta açılan Paper Moon’un iki ayrı mekânı varmış. Biri yukarıda, öteki aşağıda plajda. Lahmacun, Bodrum Loft Paper Moon’un yukarıdaki ana mönüsünde değil, aşağıda beach mönüsünde varmış.

- Orada günün esprisi şu: Acaba beach mönüsüne mantı da girer mi?

Eh ravyoli zaten bir ölçüde İtalyan mantısı değil mi? Türk pizzası mönüye girdiğine göre Türk ravyolisi de girebilir...

UPPER CİHANGİR’İN SAYFİYE ŞUBESİ GÜMÜŞLÜK NEYLE AÇILDI

- Upper Cihangir ahalisinin “villeggiatura”sı, yani sayfiye beldesi Gümüşlük hareketlenmiş. Öyle anlaşıyor ki mahallenin bu yılki merkez üssü “Off Gümüşlük” olacak.

*

- “Off Gümüşlük”, seviyeli magazin yazarı Tuğrul Eryılmaz’ın deyişi ile “zenginlerin mekanıymış...”

*

- Gayriresmi açılış, mekânın ortaklarından Ferah Aydın’ın doğum günüyle yapılmış. Gecenin sesi, Dilek Türkan’mış.

*

- Off Gümüşük’te genç ve yükselen bir ses olan Eylül Çekirge sahne alacakmış. Eylül’ün son şarkısı “Sen Beyaz Bir Kadınsın” streaming platformlarına kondu. Şarkıyı çok sevdim. Spotify’da en çok dinlenen şarkısı “Çok
Kalbimi Kırdın”
ı sollamış.

X

60 yıl önce bugün: Bir çocuğun İzmir güncesi

Dün Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu’nun idam edilişinin 60’ıncı yılıydı...

Bugün de ülkemizin seçilmiş başbakanı Adnan Menderes’in idamının 60’ıncı yılı...

O meşum geceyi çok iyi hatırlıyorum...

Dün Sedat Ergin o idamları öylesine etkileyici ve dramatik bir şekilde yazdı ki...

Yine o gecelere döndüm...

*

İzmir’de 13 yaşında bir çocuktum...

Hepsi Demokrat Parti’ye oy veren Bulgaristan göçmeni bir aileydik...

Evimizde sabaha kadar Kuran okunmuştu...

Yazının Devamını Oku

'Punk Pamuk Prenses' bu elbiseyi ne karşılığında giydi

New York Metropolitan Müzesi’nin geçen yıl ertelenen MET Balosu bu yıl yapıldı...

Her MET Balosu gibi kırmızı halısı rengârenkti...

Ama bu defaki kırmızı halı aynı zamanda “Post Covid-19” döneminin yeni normalinin çizgilerini de verdi.

Bununla ilgili haberleri televizyonlarda ve gazetelerde izlediniz...

Ben size oralarda görmediğim önemli bir ayrıntıyı aktaracağım.

Benim için gecenin en şaşırtan kişiliği genç şarkıcı Billie Eilish’ti ve ötekilerden farklı bir yazıyı hak ediyordu.

MET’in bütün merdivenlerini kaplayan bir Oscar de la Renta ile gelmişti...

Bol pantolonlar, ondan bol tişörtler, yeşil-mavi saçları ile “yeni sallapatiliğin” simgesi olan Billie Eilish adeta Pamuk Prenses kılığında bir Marilyn Monroe’ya dönüşmüştü.

Yazının Devamını Oku

‘Milli ve yerli çapkınımız’ ahiretten tekzip gönderdi

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, önceki hafta hayatını kaybeden ünlü oyuncu Jean Paul Belmondo için “milli çapkın” demişti ya...

O gün, ben de bizim tarihimizin en ünlü “milli ve yerli çapkını” Süha Özgermi’yi tanıtmıştım...

1980’li yıllarda Türk magazin medyasının en önemli ve en renkli figürlerinden biriydi...

Yazının çıktığı gün Habertürk yazarı Murat Bardakçı aradı...

Süha Bey’i yazmışsın... Onu bir de ben yazayım. Bakın, çoğu insanın ‘Ha, milli çapkın mı?’ diye dudak büktüğü o karakterin arkasında nasıl bir insan var...”

Murat, bunu 22 Eylül 2013 günü, onun ölümünden sonra Habertürk’te yazmış.

Yazının başlığı şu:

“‘Milli çapkın’ Süha Özgermi’nin Abdülhamid’e uzanan aile öyküsü”

Yazının Devamını Oku

‘Higgs Bozonu’ binince ‘çakar’ arabadan iniyor

Hafta sonu çok ilginç bir belediye başkanı ile tanıştım.

İşinsanı Sadettin Saran’la birlikte Hırvatistan’ın Split şehrine gittik.

Saran grubunun orada çok güzel bir oteli var.

Adı “Le Méridien Lav”...

*

İlk akşam Split’in yeni seçilen Belediye Başkanı Ivica Puljak ve eşi Marjiana Puljak’la yemek yedik...

Hırvat sisteminde “seçimle gelen” belediye başkanı şehrin en üst yöneticisi oluyor.

Yani merkezi hükümetin atadığı bir vali yok ve yetkiler seçimle gelen belediye başkanı ile Belediye Meclisi’nde...

Yazının Devamını Oku

Türkiye bağlarının gelmiş geçmiş en iyi yılı hangisi

Ben her sonbaharı iki şarkı ile açarım...

Alpay’ın “Eylül’de Gel”i...

Ve Natalie Imbruglia’nın “Come September”ı..

Bu sonbaharı da geçen perşembe Şarköy’e giderken bu şarkıları dinleyerek açtım...

*

Tabii benim için sonbahar açılışı çocukluğumdan beri bağbozumlarıdır...

Bu yılki Baküs mevsimimi de Kayra’nın Şarköy Dedeçeşme Bağları’nda yaptım...

Son yıllarda daha çok Denizli Güney ve Urla bağlarında dolaşıyor, Trakya bağlarına gidemiyordum...

Oysa Trakya Türkiye’nin en önemli üç bağ bölgesinden biri...

Yazının Devamını Oku

Savunma Bakanlığı sitesinde gördüğüm güzel bir ayrıntı

Bu fotoğrafı dün Milli Savunma Bakanlığı internet sitesinden aldım.

Çünkü bir İzmirli olarak çok dikkatimi çekti.



*

Sitenin birinci sayfasında Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın İzmir’e yaptığı ziyaretle ilgili bir haber vardı.

Bakan, KKTC Cumhurbaşkanı

Yazının Devamını Oku

Şenol Güneş çok ilginç şeyler anlattı: Bu kafayla teknik direktör değil ancak üçkağıtçı bulunabilir

Önceki gece Şenol Güneş’le telefonda konuştum. Uzun süre sohbet ettik. Çok ilginç şeyler anlattı...

1- Bu takımın hâlâ şansı var. O şansı da ben yarattım. Hollanda’yı, Norveç’i bu takımla yenip 11 puan aldım.

2- Şimdi burada 3 ay kalsam ne olacak? Önemli olan şu; Türkiye Dünya Kupası’na gittiği zaman bir vizyon çizmeli.

3- Yeni gelecek kişi mutlaka şunu yapmalı; futbolun kalkınması için bir danışma kurulu kurup bunları konuşmalıyız.

Önceki gün telefonla Şenol Güneş hocayı aradım. Ama gazeteci olarak değil, onu seven takdir eden bir dostu olarak aradım. Amacım sadece “Üzülme hocam” demekti.

Uzun bir sohbet yaptık. Çok ilginç şeyler anlattı.

Konuştuğumda henüz Futbol Federasyonu Başkanı Nihat Özdemir’le görüşmüş değildi.

Tabi gazetecilik yanım da heyecana geldi.

Yazının Devamını Oku

İstanbul’da gizli bir sarayda 3 gün boyunca kıpkırmızı bir rüya

Hayır hayal değil, gerçekten söz ediyorum.

Bu sonbaharda İstanbul Beyoğlu’nda Tünel’e yakın bir binada “kırmızı bir rüya” yaşanacak...

İsterseniz siz de bu rüyayı görebilirsiniz.

O nedenle ayrıntılarını anlatayım.

Bu bina 3 gün boyunca kırmızı ışıkla aydınlatılacak ve aynı zamanda bir “Sound and Light” gösterisi yapacak.

Yani “Ses ve Işık” şovu olacak...

Burası İsveç’in, İstanbul Osmanlı’nın payitahtı iken açılan sefaret binası...

Cumhuriyet’in ilanından sonra

Yazının Devamını Oku

Madem düz krampon olmuyor, topuklu kramponlar sahaya

Erkek sporcularımız daha mı az yetenekli? Geriye gidişimizin bir sebebi olmalı.

Salı gece yarısı maç bittiğinde kafamda durmadan çınlayan soru şuydu: Kadın voleybolcularımız olimpiyatlarda ve Avrupa’da harikalar yarattı. Kadın boksörlerimiz, cimnastikçilerimiz, güreşçilerimiz müthiş sonuçlar aldı.

Aklınıza gelebilecek bütün branşlarda kadınlarımız harikalar yaratıyor.

İyi de arkadaş Hollanda’daki bu 6-1 ne?

Sizin de aklınıza aynı şeytani soru gelmiyor mu?

Bu ülkenin erkek sporcuları, kadınlarından daha mı az yetenekli?

Yoksa futbol sadece erkek sporu ve biz orada kabiliyetsiz miyiz?

O zaman da insana “İlkay Gündoğan neden Almanya Milli Takımı’nda banko oynuyor?” diye sorarlar.

ŞENOL GÜNEŞ'İ DE AŞAN VE YÜRÜMEYEN BİR ŞEYLER VAR

Yazının Devamını Oku

İlk Glock’lu yerli ve milli Mehdi acaba bizi kimden kurtaracak

Yıllar önce bir sabah Ankara Sheraton Oteli’nin lobisinde “Kurtlar Vadisi” ekibine rastlamıştım.

Biraz sonra Necati Şaşmaz, sırtına atılmış paltosu ve iki elinin parmakları arasına sıkıştırdığı tesbihle yanlarına geldiğinde, hepsinin yerlerinden kalkıp onun önünde öğle bir eğilişleri vardı ki kendi kendime şunu demiştim:

“Yahu bunlar Kurtlar Vadisi’ni oynamıyor, resmen yaşıyorlar...”

O tablonun asıl nedenini geçen hafta anladık...

Meğer mesele daha derinmiş...

*

Geçen gün “Vadi”den gelen ilahi bir sesle uyandık ve Polat Alemdar’ın etrafındaki o kutsal haleyi hep birlikte gördük...

Meğer Necati Şaşmaz kendini “Mehdi” ilan etmiş...

“Maalesef seçilmiş biriyim”

Yazının Devamını Oku

48 saat ara ile Dubai’den bir ve İspanya’dan gelen iki haber

Son 4 gün içinde bana göre Türkiye’yi ilgilendiren önemli üç gelişme oldu.

Biri kötü, öteki ikisi çok iyi haberlerdi.

Önce kötü haberden başlayayım...

*

Dünyanın en önemli haber ajansı Associated Press geçen cuma günü abonelerine bir haber geçti.

Dubai kaynaklı haberin başlığı şöyleydi: “Afgan Özel Televizyonları kendilerini Taliban yönetimine hazırlıyor...”

Habere göre, Afganistan’ın en büyük özel haber kanalı gönüllü olarak bazı programlarını yayından kaldırmıştı.

Yayından ilk kaldırılanlar da Türk dizileri ve müzik şovları olmuştu.

Yazının Devamını Oku

Yeni anayasanın başlangıç bölümünü kaptan yazdı

Hiç şüphesiz yangınlar, sel felaketleri, CovId-19 kâbusları ile geçen bu yazın belki de tek umut verici haberi sporcularımızdan geldi.

Hepsini gururla, göğsüm kabararak izledim.

Özellikle de kadın voleybolcularımızınkini...

A Milli Kadın Voleybol Takımı 124 gün süren yaz serüvenini iki bronz madalya ile noktaladı ve Türkiye’ye döndü.

Milli takımımızın uluslararası yaz performansı şöyleydi:

Milletler Ligi’nde 12 galibiyet, 5 yenilgi ile üçüncülük...

Olimpiyatlarda 3 galibiyet, 3 yenilgi ile beşincilik...

Avrupa Şampiyonası’nda 8 galibiyet, 1 yenilgi ile üçüncülük...

Yazının Devamını Oku

'B. j.' sorusu sadece kadınlara mı sorulur

Önce bir ricada bulunacağım...

Lütfen anlatacaklarımı “cinsel içerikli” bir yazı olarak okumayın.

Çünkü şimdi yazacağım soru, hemen akla öyle bir şey getiriyor.

Ama aslı çok başka...

*

Bundan tam 20 yıl önce genç bir öğrenci, çok tanınmış bir kadına şu soruyu sordu:

“Bütün Amerika’nın Blow Job kraliçesi olmak nasıl bir duygudur?”

“Blow Job” Amerikan argosunda “Oral seks yapmak” anlamına geliyor...

Bu olay 2001 yılının ilk aylarında

Yazının Devamını Oku

Devletin istihbarat örgütü bir insana nelere mal olabilir

27 Temmuz 1996 günü, Amerika’nın Atlanta şehrinde bir bomba patladı...

Bir teröristin koyduğu bomba çok büyük bir insan kıyımına yol açabilirdi ama ucuz atlatıldı...

Ucuz atlatılmasının nedeni, dikkatli bir güvenlik görevlisiydi....

Olay aynen şöyle gelişti...

O yıl Yaz Olimpiyatları Atlanta şehrinde yapılıyordu.

Olimpiyatlar dolayısıyla şehrin “Centennial Park” adı verilen yerinde çeşitli eğlenceler düzenlenmişti...

Mesela bir gece önce bir Kenny Rogers konseri vardı...

*

Yazının Devamını Oku

Otel odasında geçen 11 saatten sonra patlayan en büyük skandal

Bundan 23 yıl önce...

Tam günüyle 16 Ocak 1998 günü Washington’daki Pentagon City Mall adlı alışveriş merkezinde, bütün dünyayı sarsacak bir olay yaşandı...

O gün orayı basan FBI ajanları, genç bir kızı alıp bir otel odasına götürdü.

*

Genç kız 11 saat boyunca o otel odasında FBI ajanları tarafından sorgulandı.

Ajanlar çok önemli bir siyasetçinin adını vererek, onunla ilişkisini sordular.

Önce ajanların söylediği şeyleri inkâr etti.

Ancak önüne 20 saatlik gizlice kaydedilmiş bir konuşması konunca olayın rengi değişti...

Yazının Devamını Oku

13 Mayıs 2013 günü çekilen bu fotoğraf bize ne diyor

Bu fotoğraf 13 Mayıs 2013 günü Kabil’e bakan sırtlardan birinde çekildi. AP Ajansı’nın muhabirinin çektiği bu fotoğraf ne yazık ki artık tarih oldu.

Çünkü ülkeyi ele geçiren Taliban, çocukların uçurtma uçurmasını yasaklıyor.

Uçurtmayı vuruyorlar...

Yani her çocuğun küçüklüğünde yaşadığı en güzel duygulardan birini...

Biz İzmir’de ona uçurtma değil, bayrak deriz.

“Bayrak uçurtmadır” o yaptığımız...

Rengârenk krapon kâğıtlarıyla yapılmış, altıgen veya armudiye bayraklar gökyüzünde süzülürken içimizdeki tek yarış duygusu, o bayrağı hangimizin en yüksek göndere çekeceğidir...

O nedenle bayraklarımız çoğunlukla kırmızı beyazdır...

Yazının Devamını Oku

Dahi bir komedyeni kaybedince niye bu kadar tutuklaşıyoruz

Dün Ferhan Şensoy’un ölüm haberini aldığımda çok üzüldüm...

O anki duygumu hemen Instagram’da paylaşmak istedim ve şunları yazdım:

“Sevgili Ferhan en umutsuz, en karanlık günlerimizde bizi çok güldürdün, çok şaşırttın, çok düşündürdün. Şimdi de çok üzdün. Sana milyonlarca umut kahkahası borcumuz var. Onu ödeyebilmek için yeterince gözyaşı biriktirdik mi bilemiyorum. İnşallah Allah kahkaha borcumuzu orada sana mekân bir cennet olarak öder sevgili kardeşimiz. Nur içinde yat...”

Oysa Ferhan’ın arkasından çok muzip ve çok yaratıcı bir şey yazmak isterdim.

Onun böyle hoşuna gitmek gelirdi içimden...

*

Böyle anlarda Fransa’da Andre Gide’in ölümünden sonra muhalif bir gazetede atılan şu başlık bana hep çok çarpıcı gelmişti:

“Ande Gide’in ölümü iyi karşılandı...”

Bizde Yeni Akit gibi bir gazetenin atabileceği cinsten acımasız bir başlıktı ama nedense o günden beri bana bir mizah şaheseri gibi görünür.

Yazının Devamını Oku

Emel bebekler kimden kaçıp kimlere sığınıyor

Siz de izlemişsinizdir... Suriye sınırını geçen bir kız çocuğu, 27 Temmuz günü Gaziantep’ten uzun bir yürüyüşe başladı.

Adı “Küçük Emel”...

Ama 3 metre 66 santim boyunda dev bir kız çocuğu...

Suriyeli..

*

Arapça adı “Amal”... “Umut” anlamına geliyor...

Türkiye’yi baştan sona geçti ve şu sıralar Yunanistan’a girdi ve orada da yürümeye devam ediyor.

8 bin kilometre yol yürüyecek.

Amacı İngiltere’de Manchester’a gitmek...

Yazının Devamını Oku

Harari’ye göre ayrılık yası tutanlar için en iyi 5 Türk şarkısı buymuş

Doğrusu “Homo Deus” bana yetti...

Yuval Noah Harari’nin yeni kitabı “21’inci Yüzyıl İçin 21 Ders” kitabını okumadım...

Geçen gün tesadüfen, vallahi tamamen tesadüfen ‘Storytel’deki sesli halinden bir bölümü dinledim.



Konu “Sevgilisinden ayrılanların yası”ydı...

*

Yazının Devamını Oku

Aman Allahım bu heyet bu insanı mı başkan seçti

Doğu Perinçek’in “Amerika Taliban’ı eşek gibi tanıyacak” dediği gün Amerika’da çok ilginç bir şey oldu.

Harvard Üniversitesi’nde bütün din toplumlarının başına tarihinde ilk defa bir ateist getirildi.

Olayın ne olduğunu anlatmadan önce size Harvard Üniversitesi hakkında kısa bir bilgi vereyim.

*

Hikâye 1630 yılında başlıyor.



Yazının Devamını Oku