GeriErtuğrul ÖZKÖK Korona geçince ilk işim bu meseleye el atmak olacak
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Korona geçince ilk işim bu meseleye el atmak olacak

İlk defa iki yıl önce Madrid’de Real Madrid-Atletico Madrid maçında farkına vardım.

Devre arasında tuvalete gitmiştim.

Ben rahatlıkla içeri girerken fark ettim ki yandaki kadın tuvaletinin önünde upuzun bir kuyruk vardı.

*

Sonra geçen yıl Cupertino’da Apple şirketinin bir davetinde aynı manzarayla karşılaştım.

Kadın tuvaletinin önünde acayip bir kuyruk uzuyordu.

Korona geçince ilk işim bu meseleye el atmak olacak

Ve son olarak geçenlerde “Amadeus” oyununun arasında aynı tabloyu gördüm.

Uniq İstanbul’un konser salonunun tuvaletinde de durum aynıydı.

*

Geçen hafta Vodafone Arena’daki kadın futbol takımlarının maçını izlerken düşündüm.

Stattaki seyircinin neredeyse yarısı kadındı...

Eminim devre arasında tuvaletin önünde aynı işkence yaşanmıştır.

Kendi payıma böyle bir tabloyla karşılaştığımda utanıyorum.

Neden böyle oluyor diye düşünüyorum.

*

Acaba işyeri, buluşma merkezleri tasarlayan mimarların hesaplarında bir yanlışlık mı var?

Mesela maça giden kadın seyirci sayısı yanlış mı hesaplanıyor?

Kadının tuvalet ihtiyacını giderme süresi konusunda kullanılan katsayı yanlış mı?

Bunu danışmak için Türkiye’nin en ünlü mimarlarından Emre Arolat’ı aradım.

Şimdi size onun gönderdiği bilgileri aktarayım.

TOPLU BULUNULAN YERLERDE KAÇ KADINA KAÇ TUVALET

Mimarların kullandığı “WC-Metric Handbook”a (Tuvalet el kitabı) göre 5 kişiye kadar insanın bulunduğu mekânlara 1 tuvalet konuyormuş.

100 kişilik bir mekâna ise 5 tuvalet ayrılıyormuş.

Alışveriş merkezlerinde 1000’le 2000 metrekare arasında 1 erkek tuvaletine karşı 2 kadın tuvaleti konması gerekiyormuş.

2000 ile 4000 metrekare arasında ise 1 erkek tuvaletine karşılık 4 kadın tuvaleti konması gerekiyormuş.

STATLARDA KAÇ KADINA KAÇ TUVALET KONUYOR

ERKEKLER: Her 70 erkek için bir pisuvar, her 600 erkek için bir tuvalet konması gerekiyormuş.

KADINLAR: Her 35 kadın için bir tuvalet konması gerekiyormuş. Ama her tuvalette minimum 2 tuvaletin bulunması zorunlu.

Bu rakamlar bence makul görünüyor.

Ama stadyumlarda bu tuvaletler yapılırken kaç kadın seyirci dikkate alınarak bu sayı belirleniyor?

Galiba maça gelen kadın sayısının artışı henüz bu hesaplamalara girmedi.

STEVE JOBS VE NORMAN FOSTER BİLE HESAPLAYAMADI MI

HADİ Real Madrid stadı oldukça eski...

Ya Apple’ın yeni binası?

Bunu Steve Jobs tasarlamıştı.

Mimari projeyi ise Norman Foster gibi dünyanın en ünlü mimarlık bürolarından biri gerçekleştirdi.

Ama Apple Plus lansmanının yapıldığı gün o binanın muazzam Steve Jobs Kültür Merkezi’nin tuvaletinde gördüğüm kuyruk beni hayretler içinde bırakmıştı.

Diyeceğim şu koronavirüs meselesi geçince buna artık bir el atma zamanı geldi.

ROCK’N ROLL MÜZESİ’NİN KORONA MAĞDURLARI LİSTESİ

KORONAVİRÜS Cleveland şehrindeki Rock’n Roll Müzesi’ndeki törenleri de vurdu.

Bu yıl 2 Mayıs’ta yapılması planlanan müzeye yeni şarkıcıların kabul töreni ertelendi.

Bu yıl müze tarihine geçecek olan grup ve şarkıcılar şunlardı:

Depeche Mode, Whitney Houston, The Doobie Brothers, Nine Inch Nails, The Notoreious B.I.G ve T Rex...

Bu sanatçılardan Whitney Houston, Notoreious B.I.G ve T Rex’in frontman’i Marc Bolan artık hayatta değil.

Bu arada Bruce Springsteen de Ahmet Ertegün ödülü alacaktı.

O da ertelendi.

Korona geçince ilk işim bu meseleye el atmak olacak

İTALYA’DA EVE KAPATILSAYDIM HANGİ ŞARKILARI DİNLERDİM

Dün sosyal medyada İtalya’nın Siena şehrinde çekilen bir sokak görüntüsü vardı. Evde kapalı kalan şehir sakinleri “Canto della Verbena” isimli halk şarkısını söylüyorlarmış.

Benimse günlerdir aklımda Venedik var...

Daha doğrusu Visconti’nin “Venedik’te Ölüm” filmindeki o harika müzik.

*

Filmin kahramanı Prof. Von Aschenbach vaporetto ile şehre gelirken fonda Mahler çalıyordu.

Beşinci Senfoni’nin addagiato bölümü...

O parça filmi seyrettiğim 1973 yılından beri hayatımın en önemli müziklerinden biri...

Ben Venedik’te eve kapatılmış bir İtalyan olsaydım...

Çalacağım parça buydu...

*

Napoli’de olsaydım kesinlikle bir Peppino di Capri şarkısı dinlerdim.

Bu da ya “Roberta” olurdu ya da “Melankoli”...

*

Sicilya’da, mesela Palermo’da olsaydım...

Banko Roberto Alagna’nın “Malena”sı...

Bütün gün dinleyebilirdim...

İNSANIN İÇİNİ AÇAN BİR EGE BELGESELİ

BU akşam Bein Gurme kanalında insanın içini açan bir Ege belgeseli başlıyor.

Serhat Akinan’ın yaptığı dizinin adı “İstikamet Ege”...

Tanınmış bazı insanlar Ege’yi anlatıyor.

Korona geçince ilk işim bu meseleye el atmak olacak

Mesela Ayşegül Dinçkök Ege’de dalmayı anlatıyor.

Leman dergisi çizeri Mehmet Çağçağ, Ege’yi korumanın yollarını konuşuyor.

Son yılların yükselen Od Urla restoranın şefi Osman Sezener Ege mutfağı üzerine konuşuyor.

Gazeteci Tuluhan Tekelioğlu Egeli kadın balıkçıları anlatıyor.

İlk bölümde de ben varım.

Urla’da Kuşçular mevkisinde Vino Locale restoranda harika bir öğle yemeği yiyeceğiz.

Bu harika lokantanın genç şefi Ozan Kumbasar ve eşi Seray burada tam bir Toskana havası yaratmış.

Onunla Urla mutfağı ve kültürünü konuşacağız.

Bir de tadını hiç unutamayacağım adaçayı tempurayı...

Koronavirüsten eve kapanan ruhunuzu biraz aydınlatmak istiyorsanız size güzel bir Ege baharı...

Tam bu fotoğraftaki gibi...

Bu akşam saat 19.00’da Bein Gurme kanalında...

VİNTAGE ROMANTİZM ESKİ ‘CHARMAİNE’ İÇİN HARİKA BİR ARYA COVER

“CHARMAINE” ilk gençlik yıllarımda The Bachelors’tan dinlediğim bir şarkıydı. Geçen hafta bu şarkının arya şeklinde harika bir versiyonu çıkarıldı. Erno Rapee ve Lew Pollack’ın 1926 yılında besteledikleri şarkı. Maltalı tenor Jozeph Calleja şarkıyı o kadar güzel yorumlamış ki...

Arkada da Mantovani Orkestrası şarkıya müthiş bir vintage romantizm veriyor.

İzolasyondaki korona günlerimin en güzel sürprizi bu şarkı oldu.

Yüksek risk grubundaki herkese tavsiye ederim.

Korona geçince ilk işim bu meseleye el atmak olacak

GÜNÜN FOTOĞRAFI YUNANİSTAN’DAN

YUNANİSTAN’ın yeni cumhurbaşkanı Ekaterini Sakellaropulu’nun Instagram hesabının takipçisiyim.

Dün sayfasına bu fotoğrafı koydu.

Göreve başlaması dolayısıyla yapılan törendeki bu kare çok hoşuma gitti.

Avrupa’da kadının devletteki yeri giderek yükseliyor. İçimi açıyor böyle fotoğraflar...

BİR 68 DEVRİMCİSİNİ, İYİ BİR YOLDAŞI KAYBETTİK

BİR gün birileri Hürriyet tarihini yazsa...Kimdir bu gazetenin kadife kutusu diye sorsa... Bilir misiniz kimdir?

Korona geçince ilk işim bu meseleye el atmak olacak

Bir 68 solcusudur...

Gençliğine solcu olarak başlayıp hayatını aynı dürüstlük ve tevazu ile bir solcu olarak tamamlayan... Bir 68 kadınıdır...

Afitap’tır o... Afitap Pusat...

*

Erol Simavi’yle, oğlu Sedat Simavi’yle başlayan... Aydın Doğan’la devam eden, neredeyse tam bir Hürriyet tarihidir...

Nezih Demirkent’ler, Çetin Emeç’ler, Rahmi Turan’lar, ben, Enis Berberoğlu, Sedat Ergin, Vahap Munyar, Fikret Bilâ, Ahmet Hakan’lar...

Hasan Pulur’lar, Oktay Ekşi’ler...

Medya Etik Konseyi’nin genel sekreterliği...

*

Bütün Hürriyet’in, hepimizin küçük şahsi tarihlerinin vakanüvisiydi Afitap...

Bizlerin güzel gününde kenarda durup da kara günümüzde hep yanı başımızda olan psikiyatrımızdı. Hürriyet’in bütün o yıllardan bize kalan en iyi ablası... Kız kardeşi...

Dün işte o Afitap’ı kaybettik...

*

Hürriyet’in “Arta Kalan Zamanıydı” o...

Her şeyi bilirdi, herkesin derdini, sıkıntısını ilk o anlardı...

Yani hepimizin karakutusu diyeceğim ama siyah renk ona hiç yakışmazdı.

Karukutu değil, pembe kadife kutusuydu Hürriyet’in...

Hepimizin sırlarımızı emanet ettiğimiz bir yediemin... Yeminli bir sırdaş...

*

O kadife kutunun kapağını hiç açmadı... Hepimize ait her şeyle sessizce ayrılıp gitti. Bir de hepimize şu hakikati anlatarak gitti: Medyanın en büyük şan ve şöhret yıllarında, o şöhretin tam da merkezinde çalışırken...

Kadıköy’de, Caddebostan’da, Adalar’da mütevazı solcu masalarında mütevazı bir 68 solcusu olarak kalmaya devam etmek mümkünmüş...

Ve çok da şerefli bir hayatmış bu...

X

Türkiye'nin çaresiz ev kadını hangi okula rüşvet verirdi

Aslında yazının gerçek başlığı şu:

“Türkiye’nin Ivy League okulları hangisidir...”

O nedenle, araya “Çaresiz ev kadını” ifadesinin girmesinin hikâyesiyle başlayayım.

*

Geçen ay bir streaming platformunda, ABD’de 2019 yılında yaşanan “üniversiteye giriş” skandalıyla ilgili belgeseli seyrediyordum.

ABD’nin önde gelen bazı varlıklı ve şöhretli aileleri çocuklarını en iyi üniversitelere sokmak için rüşvet tezgâhını kurmuş biri aracılığıyla bal gibi rüşvet anlamına gelecek paralar harcıyorlar.

*

Onlardan biri de “Çaresiz Ev Kadınları” dizisinde Lynette Scavo rolünü oynayan oyuncu Felicity Huffman...

Emmy, Altın Küre, SAG ödülleri var

Yazının Devamını Oku

İmamı kim istifa ettirdi Türkiye'nin makul aklı mı

Ayasofya imamı sonunda istifa etti...

İstifasında “Kendi isteği ile ayrıldığı” belirtiliyor...

Ama artık orada kendine üç-beş trol dışında müttefik bulamadığı herkesin bildiği bir sırdı...

Bütün dünyanın gözü üzerinde bulunan bir mabetten her gün tuhaf seslerin yükselmesinin hiçbir makul AKP’linin de hoşuna gitmeyeceği bir gerçekti.

Nitekim ilk tepki AKP milletvekili Özlem Zengin’den geldi...

Sonra AKP’nin ağır toplarından da sesler yükseldi...

Sonunda ayrılmak zorunda kaldı ve çok hayırlı bir iş oldu...

İstifasını bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın istediği de yazıldı, söylendi.

Yazının Devamını Oku

Bu bir haber mi, fazla oldunuz sinyali mi

“Haber” desem...

Değil...

“Analiz” desem o da değil...

Öyleyse ne?

“Ayağınızı denk alın” uyarısı mı...

Önce neden söz ettiğimi anlatayım.

Dün, dünyanın önde gelen ekonomik medyalarından biri olan Bloomberg’de tuhaf bir yazı yayınlandı.

Yazının konusu Türkiye’de Bayraktar grubunun ürettiği SİHA’lardı...

Yazının Devamını Oku

Ya seçilmişlere her gün haddini bildiren o atanmış memurlar

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener bir süredir beni de düşündüren önemli bir noktaya dikkati çekti.

Emekli WhatsApp’çı amirallerin yaptığı düşüncesizce işe tepki koyarken, çok yapıcı iki uyarıda da bulundu.

*

Bildiri yayınlayan amirallerin 10’unun o eski kötü alışkanlıkları hatırlatan biçimde sabah evlerinden alınmalarına tepki gösterdi.

Gözaltına alınmalarına karşı çıktı...

Ama daha önemlisi iktidara bence çok önemli ve yapıcı bir çağrı yaptı.

Özeti şuydu:

Emekli amirallerin seçilmişleri hedef alan açıklamalarına karşı çıkıyorsak...

Atanmış memurların, tayinle göreve gelmiş görevlilerin, valilerin, kaymakamların, maaşını devletten alan dini görevlilerin seçilmiş insanlar, parti başkanları, anamuhalefet partisi başkanı hakkındaki hakarete veren açıklamaları da önlenmelidir...

Yazının Devamını Oku

Artık doğalgaz faturanıza bile rütbeli imzanızı atmayın

O bildiriye imza atan 104 mütekait askerin karşısına geçip sormak isterdim:

“Yaptığınızdan memnun musunuz...”

Ve devam etsem...

“Bakın Türkiye geçen hafta ne tartışıyordu...

Sizin bu düşüncesiz hareketinizden sonra bugün ne tartışıyor...”

*

Biliyorum bana diyecekler ki...

“Biz de vatandaşız ve düşüncemizi serbestçe söyleme hakkına sahibiz...”

Evet sahipsiniz...

Yazının Devamını Oku

Ey erkek 5 yıl önce testosteron yarıştırıyordun bak bugün ne

Aman Allahım...

Bu erkek milleti...

Yani biz ne hale düştük...

*

Dün gibi hatırlıyorum...

15 Mayıs 2016...

Berlin’de Final Four’un son günü... Fenerbahçe-CSKA maçını bekliyoruz...

Otelin lobisinde büyük bir tartışma patlıyor...

Bir erkekte ideal testosteron oranı nedir?

Yazının Devamını Oku

İkinci hayatında bir daha komedi oynayabilecek mi

Zekeriyaköy’deki evde yaşanan o olayın üzerinden 3 yıla yakın zaman geçmiş.

Ahmet Kural’ı o zamandan beri ilk defa görüyoruz.

Kıbrıs’ta TRT için bir dizi çekiyormuş.

Hürriyet Kelebek’te Tülay Demir’in yaptığı mülakattan öğrendik.

Çekim sırasında yeni sevgilisi Çağla Gizem Çelik ile annesi ve babası da yanındaymış.

*

Hayatım boyunca şuna inandım.

Yazının Devamını Oku

Çok genç erkekle 'olgun kadın' arasında kaç yaş fark vardır

Çarşambayı perşembeye bağlayan gecenin saat 00.30’u...

Çok akıllı telefonuma, Music Business Worldwide müzik endüstrisi haber sitesinden bir son dakika notu düşüyor...

“Paul Simon bütün kataloğunu Sony şirketine satmış...”

Paul Simon...

Yani “Simon and Garfunkel” ikilisinin Simon’ı...

Daha o saniye onlarca şarkı geçmeye başlıyor aklımdan...

“Mrs Robinson”, “Sound of Silence”, “Scarborough Fair”, “Bridge Over Troubled Water”, “Boxer”, “Cecilia”, “A Hazy Shade of Winter”, “Homeward Bound”, “Me And Julio Down by the Schoolyard”...

Bütün bir gençliğim...

Yazının Devamını Oku

Sharon hatıra kitabında bu bornozlu geceyi de yazdı mı

1) Dün gibi hatırlıyorum...

2005 yılının aralık ayıydı...

Los Angeles’ta güneşli bir günün gecesiydi... Hollywood ünlülerinin yaşadığı semtteki büyük villanın salonundaydım.

Biraz sonra şahane kadın merdivenlerden inmeye başladı...

Beş yıl önce Cannes Festivali’nde yanımdan geçerken nefesimi kesen şahane Sharon Stone karşımdaydı.

Üstelik üzerinde sadece bir bornoz vardı...

Ayağa kalkıp soruyorum...

“Yorgun musunuz...”

Yazının Devamını Oku

Ayda 2 bin 500 kişi acil şiddet butonuna basıyor

Teknoloji şirketlerinin yöneticileri ile konuşmak bana hep büyük heyecan veriyor. Bu haftaki podcast sohbet konuğum Vodafone’un CEO’su Engin Aksoy.

Doğum yeri İstanbul ama hayatının 17 yılını Göcek’te geçirmiş bir yönetici. Çünkü babası bir deniz subayıydı. 4 Ekim 1972 İstanbul doğumlu, İstanbul Üniversitesi İngilizce İktisat Fakültesi’nden mezun. İş hayatına 1994’te başlamış. Coca-Cola, Michelin ve Nike gibi küresel şirketlerde çalışmış. 2008’de Vodafone’a girmiş ve 1 Şubat 2021’den itibaren de Vodafone Türkiye’nin CEO’su olmuş.

Zoom’la yaptığımız görüşmede bir şey dikkatimi çekiyor. Arkasında yan yana asılmış üç afiş var.

“Yeni İcat Çıkar-ma”, “Soru Sor-ma”, (her ikisinin de sonundaki ‘ma’ hecesinin üstü çizilmiş). Bir de “Sorumluluk bizim değil” cümlesi var onun da sonundaki ‘değil’ kelimesinin üstü çizilmiş.

Yani bugün “Yeni icat çıkarmayı seven” bir yönetici ile konuşacağız.

Ana konumuz da teknolojiden çok “kadın”.

Sözü ona bırakıyorum. 

1) KADIN ÇALIŞANDA SİLİKON VADİSİ ŞİRKETLERİNDEN ÇOK İLERİYİZ

Yazının Devamını Oku

Erol Olçok olsaydı 'pudra şekeri' krizini nasıl yönetirdi

AKP’nin yükseliş yıllarındaki iletişimcisi Erol Olçok’u son defa galiba Kanyon’da gördüm. Bir restoranda oturuyordum ve o da geçerken beni görmüş birkaç dakika sohbet etmiştik.

Geçen hafta sonu arabasında kokain çeken gencin görüntüleri önüme geldiğinde nedense aklıma o gün geldi...

Bugün hayatta olsaydı ve bu görüntüler önüne gelseydi acaba bu krizi nasıl yönetirdi...

*

Benim görüşüm şöyle...

Dünyanın her yerinde görülebilecek sıradan bir polisiye olay bu...

Böyle olayları bir siyasi partiyle ilişkilendirmek, bunun üzerinden o partiye vurmak ne adil bir davranış ne de çağdaş bir siyaset yapma tarzı...

Dolayısıyla kanunlar ne diyorsa o yapılır ve olay da geçer gider...

Yazının Devamını Oku

Şenol Hoca ve takımı önceki gece Avrupa'da neyi yıktı?

Avrupa’da belki de son 4 Dünya Kupası’nda tanık olduğumuz manzara şudur: Ülkelerin milli takımları, kulüp takımları kadar iyi futbol oynayamıyor. Şenol Hoca ve takımı son 2 maçta işte bu yerleşik Avrupa inancını yıktı. Milli takım, Türkiye’deki bütün kulüp takımlarından daha iyi futbol oynuyordu.

Bu yazıyı, epeydir milli takım maçlarını seyretmeyen bir futbol izleyicisi olarak yazıyorum.

Seyretmememin de nedeni vardı. Avrupa’da milli maçlar zevksiz geçer. Söylemek istediğim tek cümle var:

“Şenol Güneş Hoca önceki akşam ve ondan önceki maçta, Avrupa’da belki son 16 yıldır hüküm süren bu futbol yargısını yıktı.”

Nedir bu, anlatayım...

57’NCİ DAKİKADA SAHADA GÖRDÜĞÜM MANZARA ŞU

Maçın 57’nci dakikası...

Milli takım Norveç savunması önünde inanılmaz üçlü ve dar paslaşmalar yapıyor.

Bir La Liga tutkunu olarak, bilmesem karşımda Barcelona oynuyor sanacağım.

Yazının Devamını Oku

23 Haziran'da bu paranın üzerinde bu 'muamma' çocuğun resmi olacak

Kendini mahallenin ağır abisi sanan bir meczubun, “eşcinsel” diye işitme engelli bir çocuğu sokak ortasında dövüp, sonra bu görüntüleri göğsünü yumruklaya yumruklaya sosyal medyada paylaştığı gün...

Yani geçen cuma...

İşte tam o gün dünya başka bir konuyu konuşuyordu.

*

Bundan 3 ay sonra...

Tam tarihiyle 23 Haziran günü İngiliz Merkez Bankası 50 pound’luk yeni bir banknot çıkaracak.

Bunun bir tarafında İngiltere Kraliçesi’nin resmi olacak...

Öteki tarafında ise Alan Turing isimli birinin fotoğrafı...

Yanda çocukluk resmini gördüğünüz insanın 41 yaşındaki halinin bir fotoğrafı olacak...

Yazının Devamını Oku

Gönüllü istihbaratçı... Üzerinde çift ay işareti yok diye şunları hafife almayın

25 Mart 2021 Perşembe günü...

Yani önceki gün, biz Türkiye’de TBMM Başkanı’nın “Tek imza ile Montreux’den bile çekilebiliriz” açıklamasının yarattığı depremi yaşarken...

Atina’da çok önemli bir şey oldu...

Atina Büyükelçiliğimiz ve MİT’in yazdıkları raporlarda şu ayrıntılar var mıydı bilmiyorum...

Ama ben şahsi istihbaratımı yaptım ve yazıyorum...

İstihbarat dediğim de öyle gizli kapaklı bir şey değil...

Açık ve herkesin önünde olup biten şeyler.

Önce bir Google araması, sonra da Hürriyet’in Atina büro şefi Yorgo Kırbaki ile sohbet...

Bence herkesin dikkatle okuması gereken Atina raporumu sunuyorum...

Yazının Devamını Oku

Son 24 saatte ne oldu da bu kadar safça umutlandım

1) Sadece dün değil... Epey bir süredir Türkiye’de parti kongreleri beni hiç ilgilendirmiyor...

Açıkça söyleyeyim, parti mitingleri de, parti kongreleri de bana artık eskimiş bir siyaset anlayışının nostaljik kalıntıları gibi görünüyor.

Ancak son 24 saatte iki ayrı partide iki ayrı gelişmeye baktım ve yazmaya karar verdim.

*

AKP kanadında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir cümlesi: Ve arkasından yeni AKP yönetimine giren bazı isimler bana umut verdi.

*

Öğleden sonra ise CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşması...

“Gelin helalleşelim ve yeni bir Türkiye kuralım” mesajı... “Herkes hata yapabilir. Yeni bir siyaset anlayışını birlikte inşa edebiliriz” sözleri... Son günlerin en önemli cümleleri bunlar...

Hayal mi kuruyorum...

Yazının Devamını Oku

Pandemide her 10 günde kaç kilo aldık? İşte hesabı

Son dönemde ekranlarda ve gazetelerde, kilo alanları gördükçe aklıma şu soru geliyor:

Acaba pandemi sırasında mı aldılar bu kiloları...

Ve kaç kilo aldılar...

Herhalde her evde her hafta en az birkaç kere, kendimizle de ilgili bu konuyu konuşmuşuzdur. Özellikle de daha çok eve kapanan 65 plus’lar...

Hürriyet başyazarı Prof. Osman Müftüoğlu hep bir “pandemi obezitesi”nden söz ediyor.

Ama şurası kesin...

Bu dönemde hepimiz daha kolay kilo aldık.

*

Yazının Devamını Oku

Anayasa'daki 'Andımız' bu yıl kaçıncı yaşını dolduracak

Dün önüme Aksoy şirketinin yaptığı yeni bir araştırmanın sonuçları geldi.

Örneklem alınan insanlara şu soruyu sormuşlar:

“Siz olsanız her gün okullarda ‘Andımız’ı okutur muydunuz?”

*

Sonuçlar ilginç.

CHP seçmeninin yüzde 96’sı...

İYİ Parti seçmeninin yüzde 92.9’u...

MHP seçmeninin yüzde 83.8’i...

AKP seçmeninin yüzde 74.9’u...

Yazının Devamını Oku