GeriErtuğrul ÖZKÖK Kırık bir yılbaşı gecesinin hikâyesi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kırık bir yılbaşı gecesinin hikâyesi

BU yılbaşı İstanbul yasak şehir haline geldi ya...

Ben de cuma akşamından kutlamalara başlamıştım...

***

Bir kadeh viski...

Sonra hafif caz müziği...

Tansu’yla harika bir sohbet.

***

O sırada Instagram’a Bild gazetesinin eski genel yayın yönetmeni Kai Diekmann’ın bir paylaşımı düştü.

Hayvan barınağından bir kedi almışlardı... Şimdi bir tane daha gelmiş...

Onun fotoğrafını koymuş.

***

Ben de “Bu ikinci mi” diye sordum.

Bana mesaj attı.

“Hayır üçüncü ama bu da gerçek rakamın sadece yarısı...”

Anladım ki bahçede de kediler var ve oradaki durum da bizimkinin aynısı...

***

Tam o sırada bizim evin yeni gelen dördüncü sokak sarmanı önümden geçti...

Haa bu arada adı Tarçın ve daha 4 aylık...

Onun fotoğrafını çekip Kai’a göndermek istedim.

Gecenin ondan sonraki bölümü aynen şöyle gelişti.

***

Koltuğun arkasında bir yere saklanmış.

Tam çıkarken yere diz çöküp cep telefonumla çekmeye çalıştım.

Ama gördüğü her şeyin üzerine atlama alışkanlığı olan Tarçın kameraya doğru yürüyünce, ben de tam kadraja almak
için biraz geri çekildim...

O atlamaya devam edince, ben de üçüncü defa geriye çekilirken dengemi kaybettim ve sağ ayağımın üzerine kontrolsüz biçimde düştüm...

Olayın cereyan edişi böyle...

Ondan sonraki bölüm ise tıbbi müdahale...

 

YILBAŞI GECESİ JASON MASKESİYLE BİTEN SÜREÇ
ONDAN sonraki durum şöyle gelişti...

Ben biraz acıyla oturur pozisyona geçtim...

“Galiba ayağım kırıldı” dedim...

Ancak sonra acı geçti kalktım koltuğa oturdum.

Kırık bir yılbaşı gecesinin hikâyesiKızım Gülümsün “Hayır baba hemen hastaneye gidip film çektiriyoruz” dedi...

İtiraz ettim...

***

Bu defa böyle durumlarda birden ailenin en otoriter kişiliği haline gelen Tansu devreye girdi...

Pardon böyle durumlarda derken abarttım, aslında her durumda demem lazımdı...

***

Acıbadem Hastanesi’ne gittik...

Acil servisteki doktor, sağ ayağımın sağ tarafına dokundu ve “Muhtemelen kırılmış” dedi...

Sonra filmler, tomografiler ve sabah saat 07.30’da kendimi Acıbadem’in profesörlerinden Ata Can Atalar’ın eline teslim ettim.

Gerisi bir çivi, çeşitli teller falan...

İnsana güven veren bir doktorun önemini bir kere daha anladım.

Evet olay bu...

Şimdi evde bir ayağım alçıda yatıyorum...

Kırık bir yılbaşı gecesinin hikâyesiDüşmeden önce çektiğim son fotoğrafta Tarçın bu pozdaydı...

***

Yeni yıla ise işte bu pozda benim yatağımda girdik...

Yüzümdeki, korku filmlerinin efsane karakteri Jason maskesi ve kafamdaki yoldaş kalpağı, torunum Sinan Ali’nin tasarımı...

 

‘ÖRDEK’LE HAYATIMDA İLK TANIŞMAM BU OLDU
EVDE yönetim tamamen Tansu’nun eline geçmiş durumda... Bu yazıyı da gizli gizli yazıyorum...

Yanımda idrarımı yapmak için hastaneden verilen “ördek” denilen ve ayağı kırılan bir erkeğin hayatını gerçekten çok kolaylaştıran bir şey var...

Ergonomisi mükemmel...

Kullanımı çok kolay...

Ve en güzeli dönüşebilir maddeden yapılmış...

 

KIRIK BACAKLARA GÜZEL BİR REPERTUVAR
- Ameliyattan çıktığım gece: “Peaky Blinders”, BBC yapımı. 1920’lerde Birmingham ve Londra’da geçen bir yerel mafya hikâyesi...

Yahudi mafya şefi rolündeki Tom Hardy acayip, gerçekten acayip oynuyor... Dört sezonunu birden bitirdim.

***

- Ameliyattan sonra üçüncü gece: “El Chapo”, ikinci sezon... Meksika karteli şefi Guzman’ın hapisten kaçtıktan sonraki gelişmeler...

 

Kırık bir yılbaşı gecesinin hikâyesiAMELİYATTAN SONRA GEÇMİŞ OLSUN İÇİN ARAYAN İLK KİŞİ KİM OLDU
YILLAR önce böbrek taşı düşürdüğümde ilk arayan kişi rahmetli Süleyman Demirel olmuştu...

Bu defa daha büyük bir sürpriz oldu...

Telefonum çaldı...

Arayan Deniz Baykal’ın kızı Aslı...

“Babam konuşmak istiyor” dedi ve telefonu verdi...

Deniz Bey “Geçmiş olsun” dedi...

Ben de ona “Dönüşünüzü bekliyorum. Çok iyi bir şişe şarabım var ve birlikte caz dinleyeceğiz” dedim...

Fark ettim ki, bu yıl aldığım en güzel yılbaşı hediyesi Deniz Bey’in sesiydi...

Özlemişim onun sesini ve sağlık haberini...

 

1013 SAYFALIK ANNA KARENİNA’YI OKUMAK İÇİN BÜYÜK FIRSAT
TOLSTOY’un “Anna Karenina”sını yıllarca önce Fransa’da okumuştum.

Geçenlerde bir daha okumaya karar verdim.

Baktım 1013 sayfa...

Yüce Allahım, bana bunu ikinci defa okumam için iyi bir yatak izni verdi...

Yani önümüzdeki günlerde bol bol Anna Karenina konusu açılırsa şaşırmayın.

 

KIRIK BİR BİLEKLE BİLE ŞAŞIRMADIĞIM HABER
KIRIK bacakla yatıyorum ama aklım bir yandan İran’da...

Yatağın etrafında yapılan konuşmalara bakılırsa insanlar İran Cumhurbaşkanı Ruhani’nin “Halkın gösteri yapma özgürlüğü vardır” demesinden çok etkilenmiş.

Bense şaşırmadım...

İlk seçildiği yıl Davos’ta küçük bir gazeteci grubuyla onunla sohbet etmiştik... Orada tanıdığım siyasetçi işte tam buydu...

 

SONUNDA YILBAŞINI KAZASIZ BELASIZ ATLATMA YÖNTEMİNİ BULDUK
'AMİRİM, bölgemizde hiçbir olayın meydana gelmesine izin vermedik...’

İstanbul’da yılbaşında verilen raporlar herhalde böyleydi. Meğer çözüm ne kadar basitmiş...

Yılbaşı kutlamaları yasaklandı... Korku dalgası yayıldı, insanlar da sokağa çıkmayınca...

Hiçbir olay çıkmadan yılbaşı geçiştirildi...

Demek ki sokağa çıkmayınca olay olmuyormuş...

Bu hesapla sürücüler yola çıkmazsa trafik sorunu da halledilir... Bence bundan sonraki 19 Mayıs, 29 Ekim kutlamalarında, 15 Temmuz anmasında, maçlarda, AVM’lerde de iyi bir model olabilir... Her türlü kutlamayı yasaklarsınız...

Hiç olay çıkmaz...

“Peki bu geçen yılki IŞİD’ci teröristin zaferi değil mi” sorusunu ise gelecek yıla bırakıyorum...

 

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

X

Emin kardeşim ben piyanistim niye hep bana ateş ediyorsun

Sözcü gazetesi, Turgut Özal’ın 28’inci ölüm yıldönümü günü herkese örnek olması gereken harika bir şey yaptı.

Özal’ı müthiş övücü bir manşet ve sayfayla andı.

Ben de Sözcü yazıişlerini ve bu sayfayı hazırlayan arkadaşımız Emin Özgönül’ü alkışlayan bir yazı yazdım.

*

Ama o ne...

Bütün hayatı boyunca maddi manevi geçimini Özal ve herkese hakaretle sağlayan Emin Çölaşan, gazetesine bir şey diyemeyince hıncını yine benden çıkardı...

Üstelik yine bir sürü yalan dolanla...

Neymiş ben ona Turgut Özal’la ilgili kitabını okudum çok beğendim demişim.

Yazının Devamını Oku

Korkuyorsunuz çünkü statlarda idare ediyorduk ama ekranda edemiyoruz

Alman liglerinin tatsızlığı, İtalya’nın statları yenilememesi, koca Rusya’nın doğru dürüst bir takım çıkaramaması, herkesi Premier Lig ve La Liga hastası yaptı. Bakıyorum, tüm Avrupa ülkelerinin federasyonları ayakta. Paniğin sebebi belli... Siz daha VAR’ı bile yönetemiyorsunuz. Kalite yerlerde. Şimdi korkuyorsunuz.

Bu bir deprem... Futbolun 8.1 şiddetindeki depremi. Hiç kuşkunuz olmasın, arkasından tsunami de gelecek... Gelecek ve bu bütün derme çatma ‘Milli ve yerli futbol düzeni’ bu tsunaminin altında kalacak.

TÜRKiYE LiGi’NiN VASATLIĞI ALMAN LiGi’NiN RUHSUZLUĞU

· 12 Avrupa takımının pazar günü “Biz artık Avrupa’da bir ‘Ultra Süper Lig’ kuruyoruz” açıklaması tam bir depremdir. Ve yıllardır “Geliyorum” diyen bir deprem bu...

· Alman liglerinin tatsızlığı, tuzsuzluğu, ruhsuzluğu.

· İtalya’nın futbol oynadığı sahaları bile yenilemede nal toplaması.

· Fransa’nın Arap sermayesi sayesinde çok
geç Avrupa futboluna dönmesi.

· Oligarklarını bile İngiltere’ye kaptıran koskoca Rusya’nın doğru dürüst bir futbol takımı çıkaramaması, sonunda bütün Avrupa seyircisini Premier Lig ve La Liga hastası yaptı. Onlar da bu vasatlıkta debelenirken sonunda bu kararı aldılar.

Yazının Devamını Oku

Lüzumsuz bir köşe yazarının çok lüzumlu üç-beş saniyesi

T24 haber sitesi yazarı Ali Akay hatırlattı.

Dün, yani 19 Nisan, Fransız yazar ve düşünürü Jean-Paul Sartre’ın cenazesinin kaldırıldığı günün yıldönümüydü.

Sartre 15 Nisan günü ölmüştü...

Öyleyse niye onu 19 Nisan günü hatırlıyoruz...

*

Cevabı çok basit...

Çünkü onu Montparnasse Mezarlığı’na uğurlayan öylesine büyük bir kalabalık vardı ki...

Fransa, onu, siyasette en büyük muhalifi olan cumhurbaşkanı De Gaulle’ün söylediği şu sözle hatırladı:

“Sartre Fransa’dır...”

Yazının Devamını Oku

Bir Upper Cihangir magazini... Diziyi çekerken 6 kere öpüştük o COVID oldu ama ben olmadım

Tabii Upper Cihangir’deki en büyük haber kaynağımdan öğrendim haberi.

1- Kanal D’nin başarılı bir başlangıç yapan dizisi “Camdaki Kız” meğer tam anlamıyla bir Upper (Yukarı) Cihangir dizisiymiş.

*

Nereden mi çıkardım?

Bir kere dizinin bazı sahneleri Cihangir Caddesi’ndeki köşkte çekilmiş.



Yazının Devamını Oku

Sizce bu 'Reformist Tonton' sayfası hangi gazetede çıktı

Tam 28 yıl olmuş...

Bugün Turgut Özal’ın ölümünün 28’inci yıldönümü...

Sabah büyük bir sürprizle uyandım.

Bir gazete harika bir Özal’ı anma sayfası hazırlamış.

*

Tepedeki manşeti şöyle:

“Reformist Tonton...”

Üst spotları şöyle:

- “Hayata veda etmesinin üzerinden 28 yıl geçti ancak yaptıkları hafızalardan hiç silinmedi.”

Yazının Devamını Oku

Türkiye'nin çaresiz ev kadını hangi okula rüşvet verirdi

Aslında yazının gerçek başlığı şu:

“Türkiye’nin Ivy League okulları hangisidir...”

O nedenle, araya “Çaresiz ev kadını” ifadesinin girmesinin hikâyesiyle başlayayım.

*

Geçen ay bir streaming platformunda, ABD’de 2019 yılında yaşanan “üniversiteye giriş” skandalıyla ilgili belgeseli seyrediyordum.

ABD’nin önde gelen bazı varlıklı ve şöhretli aileleri çocuklarını en iyi üniversitelere sokmak için rüşvet tezgâhını kurmuş biri aracılığıyla bal gibi rüşvet anlamına gelecek paralar harcıyorlar.

*

Onlardan biri de “Çaresiz Ev Kadınları” dizisinde Lynette Scavo rolünü oynayan oyuncu Felicity Huffman...

Emmy, Altın Küre, SAG ödülleri var

Yazının Devamını Oku

O 19 ölü nitrojen dolu 22 cam lahitin laneti mi

Geçen hafta tüm dünya pandemi ile boğuşurken Mısır 3 Nisan gecesi bütün dünyayı şaşırtan bir şey yaptı.

Tahrir Meydanı’ndaki Milli Müze’de bulunan, eski Mısır hanedanına ait 22 mumyayı yeni inşa edilen Mısır Medeniyetleri Müzesi’ne nakletti...

*

18 kral, 4 kraliçeye ait 22 mumya, nitrojenle doldurulmuş cam lahitlere konup büyük ve çok renkli bir törenle yeni yerine götürüldü.

22 lahit 5 kilometrelik yolu 40 dakikada geçti...

*

Bu, mumyaların ikinci yolculuğuydu.

Mısır hanedanlarına ait bu mumyalar 100 yıl önce Luksor’dan Kahire’ye getirilmişti...

Nakledilenler arasında bütün dünyanın bildiği İkinci Ramses ile Mısır tarihinin en başarılı kraliçesi olarak bilinen Hatshepsut’un mumyaları da vardı.

Yazının Devamını Oku

İmamı kim istifa ettirdi Türkiye'nin makul aklı mı

Ayasofya imamı sonunda istifa etti...

İstifasında “Kendi isteği ile ayrıldığı” belirtiliyor...

Ama artık orada kendine üç-beş trol dışında müttefik bulamadığı herkesin bildiği bir sırdı...

Bütün dünyanın gözü üzerinde bulunan bir mabetten her gün tuhaf seslerin yükselmesinin hiçbir makul AKP’linin de hoşuna gitmeyeceği bir gerçekti.

Nitekim ilk tepki AKP milletvekili Özlem Zengin’den geldi...

Sonra AKP’nin ağır toplarından da sesler yükseldi...

Sonunda ayrılmak zorunda kaldı ve çok hayırlı bir iş oldu...

İstifasını bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın istediği de yazıldı, söylendi.

Yazının Devamını Oku

CHP'li kayınpederim o 2 takunyalı hakkında bana neler anlatmıştı

Kayınpederim rahmetli Hüdai Oral, köklü bir CHP’li ailenin üyesiydi.

Beş dönem CHP milletvekilliği yapmıştı.

Babası CHP’nin tek parti dönemi Denizli il başkanıydı...

Ayrıca 1950 öncesi milletvekiliydi.

Kızının Adnan Menderes hayranı, koyu Demokrat Partili bir ailenin sonradan solcu olmuş oğluyla evlenmesini son derece normal karşılamıştı.

Hüdai Oral 1961 yılında kurulan İsmet İnönü hükümetinin en genç bakanıydı.

İnönü onu Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olarak görevlendirmişti.

O güne kadar öyle bir bakanlık yok...

Yazının Devamını Oku

Ya seçilmişlere her gün haddini bildiren o atanmış memurlar

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener bir süredir beni de düşündüren önemli bir noktaya dikkati çekti.

Emekli WhatsApp’çı amirallerin yaptığı düşüncesizce işe tepki koyarken, çok yapıcı iki uyarıda da bulundu.

*

Bildiri yayınlayan amirallerin 10’unun o eski kötü alışkanlıkları hatırlatan biçimde sabah evlerinden alınmalarına tepki gösterdi.

Gözaltına alınmalarına karşı çıktı...

Ama daha önemlisi iktidara bence çok önemli ve yapıcı bir çağrı yaptı.

Özeti şuydu:

Emekli amirallerin seçilmişleri hedef alan açıklamalarına karşı çıkıyorsak...

Atanmış memurların, tayinle göreve gelmiş görevlilerin, valilerin, kaymakamların, maaşını devletten alan dini görevlilerin seçilmiş insanlar, parti başkanları, anamuhalefet partisi başkanı hakkındaki hakarete veren açıklamaları da önlenmelidir...

Yazının Devamını Oku

Artık doğalgaz faturanıza bile rütbeli imzanızı atmayın

O bildiriye imza atan 104 mütekait askerin karşısına geçip sormak isterdim:

“Yaptığınızdan memnun musunuz...”

Ve devam etsem...

“Bakın Türkiye geçen hafta ne tartışıyordu...

Sizin bu düşüncesiz hareketinizden sonra bugün ne tartışıyor...”

*

Biliyorum bana diyecekler ki...

“Biz de vatandaşız ve düşüncemizi serbestçe söyleme hakkına sahibiz...”

Evet sahipsiniz...

Yazının Devamını Oku

Ey erkek 5 yıl önce testosteron yarıştırıyordun bak bugün ne

Aman Allahım...

Bu erkek milleti...

Yani biz ne hale düştük...

*

Dün gibi hatırlıyorum...

15 Mayıs 2016...

Berlin’de Final Four’un son günü... Fenerbahçe-CSKA maçını bekliyoruz...

Otelin lobisinde büyük bir tartışma patlıyor...

Bir erkekte ideal testosteron oranı nedir?

Yazının Devamını Oku

İkinci hayatında bir daha komedi oynayabilecek mi

Zekeriyaköy’deki evde yaşanan o olayın üzerinden 3 yıla yakın zaman geçmiş.

Ahmet Kural’ı o zamandan beri ilk defa görüyoruz.

Kıbrıs’ta TRT için bir dizi çekiyormuş.

Hürriyet Kelebek’te Tülay Demir’in yaptığı mülakattan öğrendik.

Çekim sırasında yeni sevgilisi Çağla Gizem Çelik ile annesi ve babası da yanındaymış.

*

Hayatım boyunca şuna inandım.

Yazının Devamını Oku

Çok genç erkekle 'olgun kadın' arasında kaç yaş fark vardır

Çarşambayı perşembeye bağlayan gecenin saat 00.30’u...

Çok akıllı telefonuma, Music Business Worldwide müzik endüstrisi haber sitesinden bir son dakika notu düşüyor...

“Paul Simon bütün kataloğunu Sony şirketine satmış...”

Paul Simon...

Yani “Simon and Garfunkel” ikilisinin Simon’ı...

Daha o saniye onlarca şarkı geçmeye başlıyor aklımdan...

“Mrs Robinson”, “Sound of Silence”, “Scarborough Fair”, “Bridge Over Troubled Water”, “Boxer”, “Cecilia”, “A Hazy Shade of Winter”, “Homeward Bound”, “Me And Julio Down by the Schoolyard”...

Bütün bir gençliğim...

Yazının Devamını Oku

Sharon hatıra kitabında bu bornozlu geceyi de yazdı mı

1) Dün gibi hatırlıyorum...

2005 yılının aralık ayıydı...

Los Angeles’ta güneşli bir günün gecesiydi... Hollywood ünlülerinin yaşadığı semtteki büyük villanın salonundaydım.

Biraz sonra şahane kadın merdivenlerden inmeye başladı...

Beş yıl önce Cannes Festivali’nde yanımdan geçerken nefesimi kesen şahane Sharon Stone karşımdaydı.

Üstelik üzerinde sadece bir bornoz vardı...

Ayağa kalkıp soruyorum...

“Yorgun musunuz...”

Yazının Devamını Oku