King Kong'un yanındaki 6197 NO'lu binada çıkan o yangında meğer ne yanmış

1 Haziran 2008...

Pazar sabahı saat 04.43...

New England Caddesi’ndeki binanın tepesinde aniden yükselen alevleri ilk gören civardaki tema parkında çalışan bir görevliydi...

Yangın, dev King Kong robotunun bulunduğu yerin hemen yanındaydı.

Alevler biraz sonra King Kong’u sarmış, oradan biraz ilerideki küçük bir meydana sıçramıştı.

*

Burası 1980’li yılların en ünlü filmlerinden biri olan “Geleceğe Dönüş”ün (Back to the Future) en önemli sahnelerinden birinin çekildiği Courthouse Meydanı’ydı...

Yanan, dünyanın en ünlü film şirketlerinden Universal stüdyolarına ait binalardan biriydi.

Her gün binlerce insanın gezdiği, o ünlü film sahnelerinin çekildiği dekorların sergilendiği tema parkının hemen yanındaydı.

*

Yangın çıkan yer de “6197 numaralı bina” olarak biliniyordu.

Burası Universal stüdyolarına ait filmlerin ve videoların orijinallerinin korunduğu depoydu.

Ertesi gün çıkan gazetelerde sadece şu ibareler geçiyordu:

“Çok sayıda sinema ve televizyon görüntüsü yandı...”

*

Doğruydu... O binada Universal’in film ve video arşivi vardı.

Ancak bu arşiv binanın sadece üçte ikisini kaplıyordu.

Geriye kalan bölümdeki 5.5 metrelik raflarda saklanan bir başka arşiv daha vardı ki, aradan geçen 11 yıl boyunca dünya o sabah yanan şeylerin ne olduğunu öğrenemeyecekti.

Çünkü kimsenin fark etmediği şey şuydu:

Yangının çıktığı tarihte o binada, orada olmaması gereken çok önemli bir arşiv daha vardı.

King Kongun yanındaki 6197 NOlu binada çıkan o yangında meğer ne yanmış

O SABAH DÜNYA MÜZİK MİRASININ 500 BİN MASTER’I YANIP YOK OLMUŞ

Olay geçen ay, tam zamanıyla 11 Haziran günü New York Times gazetesinde yayınlanan uzun bir yazıyla patladı.

Yazıyı kaleme alan Jody Rosen adlı bir araştırmacıydı.

Zaman zaman New York Times Magazine’e böyle uzun araştırma yazıları yazıyordu.

Jody Rosen, 11 yıl sonra tüm dünya müzik çevrelerini dehşete düşüren bir gerçeği ortaya çıkarmıştı.

O sabah o binada, dünyanın en önemli müzik arşivi de yanmıştı.

Arşiv derken, müziğe ait belgeler değil, 1940’lardan beri kaydedilen plakların “master”larıydı yok olan.

Amerikalı gazeteciye göre o sabah orada dünya müzik varlığının 500 bin master’ı yanıp kül olmuştu.

Dünya müzik tarihinin en büyük felaketiydi bu.

‘NE OLACAK CANIM DİJİTAL KOPYASI YOK MU’ DİYENLERE

Master, “Kaydedilen bir müzik parçasının yerine konamayacak ilk ve tek kopyası” demekti.

Yani hiçbir kopyanın sahip olmadığı aslıydı.

Ne var bunda, zaten çoğu dijital olarak “remaster” edilmedi mi diyebilirsiniz...

Hayır o kadar basit değil.

Müzik 50 yıla yakın süreyle analog tekniklerle metal teyplere kaydedilmişti.

Ancak bu kayıtlarda her bir enstrüman ayrı ayrı olarak banda alınıyor ve master’ın ayrı bir bölümüne kaydediliyordu.

Daha sonra bunlar stüdyolarda miks ediliyordu.

Yani, kaydedilen müziğin aslına en uygun orijinali buydu. Ama asıl önemli bilgi şuydu.

Bunlar dünyanın en büyük müzik şirketi olan “Universal Music Group”un elindeki master’lardı.

Yani bütün dünyadaki kayıtlı müziğin neredeyse yüzde 50’sine sahip grubun elindeki en kıymetli hazine.

King Kongun yanındaki 6197 NOlu binada çıkan o yangında meğer ne yanmış

BİLLİE HOLİDAY’IN BÜTÜN MASTER’LARI YOK OLDU - NELER YANDI 1

Yananlar arasında dünya müzik tarihinin Louis Armstrong, Duke Ellington, Ella Fitzgerald gibi dev isimlerinin en büyük klasikleri de vardı. Mesela Decca şirketinin çıkardığı Billie Holiday’in bütün master’ları yanmış, yok olmuştu.

O yüzden bunlara “Müziğin nesli tükenen türleri” deniyor.

Universal Music Group, bugün bütün dünyadaki kayıtlı müziğin neredeyse yarısını temsil ediyordu.

King Kongun yanındaki 6197 NOlu binada çıkan o yangında meğer ne yanmış

‘ROCK AROUND THE CLOCK’UN ORİJİNAL KAYDI DA YOK OLDU - NELER YANDI 2

Yanan master kalıplar içinde dünya caz müziğinin şu en ünlü isimlerinin kayıtları da vardı:

Muddy Waters, Howlin’ Wolf, Willie Dixon, Bo Diddley, Etta James, John Lee Hooker, Buddy Guy ve Little Walter. Aretha Franklin’in kilise korosundayken kaydedilen kayıtları, dünyanın en ünlü caz sanatçılarından John Coltrane’in şarkılarının çoğu, Count Basie, Coleman Hawkins, Dizzy Gillespie, Max Roach, Art Blakey, Sonny Rollins, Charles Mingus, Ornette Coleman, Alice Coltrane, Sun Ra, Albert Ayler, Pharoah Sanders gibi caz devleri. Bill Haley and His Comets’in, rock’n roll müzik dönemini açan efsane şarkısı “Rock Around the Clock”un master’ı da o yangında yok olmuş.

King Kongun yanındaki 6197 NOlu binada çıkan o yangında meğer ne yanmış

ERİC CLAPTON, NİRVANA, QUEEN, ELTON JOHN, EMİNEM DE GİTTİ - NELER YANDI 3

YANANLAR arasında pop müziğinin dünü ve bugünü de var: Burt Bacharach, Joan Baez, Neil Diamond, Sonny and Cher, The Mamas and the Papas, Joni Mitchell, Captain Beefheart, Cat Stevens, The Carpenters, Gladys Knight and the Pips, Al Green, The Flying Burrito Brothers, Elton John, Lynyrd Skynyrd, Eric Clapton, Jimmy Buffett, the Eagles, Don Henley, Aerosmith, Steely Dan, Iggy Pop, Rufus and Chaka Khan, Barry White, Patti LaBelle, Yoko Ono, Tom Petty and the Heartbreakers, The Police, Sting, George Strait, Steve Earle, R.E.M., Janet Jackson, Eric B. and Rakim, New Edition, Bobby Brown, Guns N’ Roses, Queen Latifah, Mary J. Blige, Sonic Youth, No Doubt, Nine Inch Nails, Snoop Dogg, Nirvana, Soundgarden, Hole, Beck, Sheryl Crow, Tupac Shakur, Eminem, 50 Cent and the Roots.


MÜZİK MASTER’ININ SİNEMA ARŞİVİNDE NE İŞİ VARDI

2008’de yangından sonra kimsenin aklına böyle bir şey gelmemişti.
Çünkü orası bir sinema şirketine aitti. Dolayısıyla kimsenin aklına orada müzik kayıtlarının bulunabileceği gelmemişti. Oysa Universal’in elindeki UMG, yani Üniversal Müzik Şirketi, 2006 yılında Fransız Vivendi grubuna satılmıştı.

Vivendi, kendisine geçen bütün master’ları, kira karşılığı Universal’in Los Angeles’taki stüdyolarında 6197 numaralı binada muhafaza ettiriyordu. Dolayısıyla film ve televizyon malzemesi ile birlikte müzik kayıtları da gitmişti. New York Times yazarı aradan geçen 11 yıldan sonra işte bu müzik felaketini ortaya çıkarıyordu.

PRİNCE MASTER İÇİN NE DEMİŞTİ

“EĞER müzisyen olarak siz master’ınızın sahibi değilseniz, master’ınız sizin sahibinizdir.”

King Kongun yanındaki 6197 NOlu binada çıkan o yangında meğer ne yanmış

ERTEGÜN’ÜN DEPOSUNDAKİ YANGINDA NELER GİTTİ - ÖTEKİ FELAKETLER 1

New York Times’ta yayınlanan yazıda bizi yakından ilgilendiren bilgiler de var.

Mesela Ahmet Ertegün’ün Atlantic şirketinin çok sayıda master’ı da bir başka yangında yok olmuş.

Ertegün 1970’lerde New York’ta Manhattan’da bulunan şirketindeki master’ların çok yer tuttuğunu söyleyerek CFO’suna bir depo bulmasını istemiş.

CFO da bir yakınının New Jersey’deki deposunu bulmuş.

İşte bu depoda 8 Şubat 1978 günü bir yangın çıkmış.

Atlantic’in 1949-1969 arasında kaydedilen 5000 session kaydının tamamı gitmiş.

Bunlar arasında Aretha Franklin, Ray Charles, John Coltrane ve Ornette Coleman gibi caz devlerinin session kayıtları da bulunuyormuş.

SOUL MÜZİĞİN HAZİNESİ DE SALATA SOSU ALTINDA KALMIŞ - ÖTEKİ FELAKETLER 2

Aynı yazıdan şunu da öğrendik.

Soul müzik türünün en büyük yayıncı şirketi olan Tamla Motown’ın New Jersey’deki master’larının başına da 2004 yılında bir felaket gelmiş.

Şirketin bulunduğu deponun üzerinde çok büyük bir yemek servisi şirketi varmış. Bir gün su boruları patlamış, orada depolanan çok büyük miktardaki salata sosları da sulara karışmış ve alttaki bütün kayıt teypleri bu salata sosu seli altında kalmış. Depoda 350 bin master kayıt bulunuyormuş.

Ancak akıllı davranan görevlilerin çok hızlı hareket etmesi ile çoğu kurtarılmış. 12 adet dev soğutuculu TIR getirilmiş. Islanan teypler kurutulmuş.

FETÖ ARŞİVİ DEPOSUNDAKİ MASTER MÜZİK KAYITLARI

Yine bu yazıdan öğreniyoruz ki, bugün artık çok sayıda müzik şirketi master kayıtlarını dünyanın en büyük dijital depolama şirketi olan “Iron Mountain” şirketinin sığınaklarında koruyormuş. Şirketin Amerika’nın birçok yerinde böyle sığınak depoları varmış.

6197 numaralı binadaki yangından sonra UMG 250 bin master’ını şirketin Pensilvanya’daki sığınağına nakletmiş.

Bir zamanlar okumuştum. FETÖ örgütünün Türkiye’den taşınan illegal kayıtları ve belgeleri de aynı şirketin Pensilvanya’daki sığınaklarında saklanıyormuş.

YANMAYAN MASTER’LARI BEKLEYEN ASIL FELAKET

Ancak bu master’ların depolara konulması da sorunu çözmüyor.

Şimdi daha büyük bir tehlike var.

Aranan master’lar sığınaktaki raflarda bulunamıyor.

Çünkü yüz binlerce master var ve bunlar raflara barkodla işaretlenerek konuyor.

Böylece bulunmak istendiğinde bu barkodla aranıyor.

New York Times yazarı bir başka skandalı daha ortaya çıkardı.

Bu master’ların küçümsenmeyecek bir bölümü yanlış barkodla kaydedilmiş.

Yani bugün arandığında bir türlü bulunamıyor.

Onlar için “Tarih içinde kaybolmuş arkeolojik şehirler” benzetmesi yapılıyor.

Anlayacağınız bu kayıtlar artık, ancak müziğin arkeolojik kazılarıyla ortaya çıkarılabilecek antik eserler haline geldi...

Bulunmak için müzik Indiana Jones’ları gerekecek.

ÖNEMLİ NOT
Bütün bu bilgileri Jody Rosen'ın 11 Haziran 2019 günü New York Time gazetesinde yayınlanan olağanüstü makalesinden derledim.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Metin Akpınar'a bu defa Erbakan Hoca'yı sordum

TRT bir Necmettin Erbakan dizisi hazırlıyor.

Beni de konuşmacı olarak davet ettiler.

Çok sevinerek katıldım.

Çünkü zamanında hocanın yüzüne söylemek isteyip de söyleyemediğim şeyler vardı, onları söyleme imkânım oldu.

*

Dün Üsküdar Belediyesi’nin harika kültür merkezinde kayıt yaparken Erbakan’ı yıllar boyunca nasıl gördüğümü de düşündüm.

Onu siyasi hayatında önce öğrenci olarak gördüm.

Yazının Devamını Oku

Pop tarihinin 'yaradılış' hikâyesi bu vadide yazıldı

1960’lı yıllarda, Batı dünyasında birtakım insanlar sanki ilahi bir emir almış gibi Los Angeles şehrinin sınırlarındaki bir bölgeye göç ettiler.

“Pop kültür dininin” “Exodus” ve “Yaradılış” hikâyesi de burada yazıldı.

*

Pop müziğin “kutsal toprakları” sayılan bu yerin adı Laurel Canyon’du...



Los Angeles’ın Hollywood Hills denilen yerinde bir bölgedir

Yazının Devamını Oku

Lady Gaga milli marşı söylerken ben o günkü soruyu hatırladım

Amerika Birleşik Devletleri’nin yeni başkanı Biden önceki gün yemin ederek göreve başlarken o törenin süperstarı hiç kuşkusuz Lady Gaga’ydı...

Lady Gaga, ABD’nin en güçlü ve cesur LGBT hakları savunucularından biridir.

Milli marşı söylerken gözümün önünde şöyle bir tablo vardı.

ABD’nin, konsolosluk ve büyükelçilik binalarında LGBT bayrağı asılmasını yasaklayan, bugüne kadarki belki en büyük LGBT düşmanı başkanı arka kapıdan Beyaz Saray’ı terk ederken, ön tarafta bir LGBT militanı Amerikan milli marşını söylüyordu.

Bence değişimin ilk ve çok çarpıcı sembolizmi buydu...

*

Peki Lady Gaga kendisi bir LGBT insanı mı?

“Poker Face”

Yazının Devamını Oku

Demirel'in yıllar sonra 'yanlış oldu' dediği cümle

Bugünlerde samimi bir MHP’li dostumla karşılaşırsam ona bir cümleyi hatırlatacağım...

Rahmetli Demirel’in bütün hayatı boyunca silemediği o cümleyi... Çünkü Türk siyasi tarihine geçmiş hiçbir cümlenin akıbeti bu kadar trajik olmamıştır.

O MHP’li dostuma diyeceğim ki...

“Rahmetli Demirel geçmişteki bütün cümlelerinin hesabını tarihe verdi. Ama bir cümlesi var ki...

İşte onun hesabını ancak tarihi bir itirafla verebildi...

O cümle de şuydu:

“Bana sağcılar suç işliyor dedirtemezsiniz...”

*

Yazının Devamını Oku

Ocak sonuna kadar 'Dry kalmak' için dört adımlık bir rehber

İçkici terminolojisini bilmeyenler için önce “Dry kalmak” ne demek ona bakalım.

İngilizce “Kuru kalmak” gibi bir anlamı var ama asıl manası “İçki içmemek”...

*

Aralık ayı içki ayıdır.

Genellikle ocağın ilk haftası da devam eder...

Sonra “Bir duralım” duygusu basar insanı...

Ama istim üzerinizde, hız almışsınız, hatta sırılsıklamsınız...

Bir de 65 plus eve kapatılmışsınız...

Nasıl duracaksınız?

Yazının Devamını Oku

12 boş tabut ve avluda faili meçhul bir ceset

Bugünkü hikâyemiz son zamanlarda streaming platformlarda çok moda olan bir “Unsolved Mysteries...”

Yani “Çözülmemiş esrarengiz olaylar” kategorisinden...

Yaşanmış bir polisiye...




Yazının Devamını Oku

Fikri Bey kardeşim bu kareye bir de sen bak

Önceki gün çekilen bu fotoğraf karesinde ne görüyoruz...

Cumhurbaşkanı Erdoğan aşı oluyor...

*

Tamam güncel olan o...



Ama gözümüzü hafifçe sağa ve sola çevirince ne görüyoruz...

Yazının Devamını Oku

Bir selfie fotoğrafı ve üç gün önce atılan bir tweet

Önümüzdeki not defterinde iki tarih var...

Biri 11 Ocak 2021...

Yani geçen pazartesi günü...

Öteki ise bundan 3 gün öncesine ait...

Yani 8 Ocak 2021...

Önce ikincisinden başlayayım...

Gördüğünüz bu fotoğraf geçen pazartesi günü Kahire’de çekildi... Eminim MİT’in elinde de vardır, çünkü açık istihbarattan gelen bir fotoğraf...

Dikkatle bakarsanız arka planda 4 bayrak göreceksiniz...

Yazının Devamını Oku

Bugün ayaktaysa kendisi ve bu iki insan sayesinde

Dün Posta gazetesinin manşeti şöyleydi:

“Ebru’nun zaferi”...

Aslında, bu başlığı Adnancı çetenin mahkûm olduğu gün ben atmalıydım...

Ama Posta’yı kutluyorum...

Benim 25 yıldır takip ettiğim bir olaydı bu...

Adnancı zalimlerin “Adnan Hoca” olduğu günlerde, herkesin ondan korkup sindiği günlerde, onun zulmüne uğrayıp da tek başına mücadele eden bir kadın vardı.

Adı Ebru Şimşek...

Bu çete ona yapmadığı zulmü bırakmamıştı...

Yazının Devamını Oku

Hangisi fazla: 'Önce Türküm' diyen mi 'Elhamdülillah Müslümanım' diyen mi

Kadir Has Üniversitesi’nin her yıl yaptığı “Türkiye’nin eğilimleri” araştırmasının sonuçları 7 Ocak günü yayınlandı.

Her yıl olduğu gibi sonuçları bir sosyolog gözüyle ilgiyle okudum.

Araştırmanın siyasi sonuçlarına hiç girmeyeceğim...

Çünkü beni hiç ilgilendirmiyor.

Ama sosyal ve kültürel sonuçlarında çok çarpıcı bazı öyle ilginç rakamlar var ki, işte onları anlatmak istiyorum.

Belki 2023 seçimleri için partilere yol gösterebilir.

En ilgincinden başlayayım.

SORU ŞU:

Yazının Devamını Oku

Klarnet: Dış politikanın yükselen yumuşak gücü

Son zamanlarda Milli Savunma Bakanlığı’nın internet sitesinin müdavimi oldum.

Çünkü Türk dış politikasının en gizli nabzı orada atıyor....

Özellikle Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın dış gezilerinde...

Bakanlık sitesi arşivine konan bu gezilere ait görüntüler, gazete ve televizyon haberlerine pek yansımayan “yeni trendleri” anlatıyor...

Şu an önümde son iki geziye ait görüntüler var...

Birincisi Libya’dan...

Savunma Bakanı geçenlerde Libya’yı ziyaret etti...

Orada düzenlenen gecenin en vurucu cümlesini gazetelerde ve internet sitelerinde okuduk.

Yazının Devamını Oku

O dört saatte beni en çok şaşırtan şey

İki gündür önümdeki iki fotoğrafa bakıp bakıp soruyorum...

O iki fotoğraf şu:

Sakallı bir adam, Senato başkanının koltuğunda oturuyor...

Bir başka sakallı adam da Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin koltuğunda...



Pişmiş kelle gibi sırıtıyorlar...

Yazının Devamını Oku

Bir gün herkes o koltuktan kalkmayı tadacak ama nasıl

Amerikan Senatosu’nun seçilmiş insanları, alenen kışkırtılmış kadınların ve adamların saldırısına uğradığı sırada...

Avrupa’nın seçilmiş insanlarından birinden şu Twitter mesajı geldi:

“Şundan emin olun. Benim başbakanlıktan ayrılmam çok sıradan ve sıkıcı bir şekilde olacaktır...”

Mesajın altında, Almanya’nın seçilmiş başbakanı ve şu an dünyanın en başarılı lideri sayılan Angela Merkel’in adı vardı.  

Hesap gerçekten onun mu, yoksa birisi onun adına şaka mı yapıyor tam öğrenemedim...

Ama hepimiz biliyoruz ki, onun görevden ayrılması gerçekten çok sıradan bir şekilde olacak...

Nasıl mı?

*

Yazının Devamını Oku

Bir Big Lebowski atasözü: Bir gün bir adam gelir ve

Benim kült filmim “Big Lebowski”nin 3 bowlingci kahramanının yanında, bir de yan karakteri var...

Onun adı yok...

Sadece “The Stranger”, yani “Yabancı” diye biliyoruz...

Arada bir bowling salonunun barında tek başına otururken görürüz onu...

Genellikle de Jeffrey Lebowski’ye ettiği büyük laflarıyla hatırlarız...

Mesela aklımdan hiç çıkmayan şu lafı:

“Bir ülkede bazen bir adam gelir ve...”

“Yabancı” 

Yazının Devamını Oku

Steve Jobs'un dediği olsaydı pandemide kaç video gelirdi

Son zamanlarda başladığım “podcast sohbetler”de bugün konuğum özel sektörün en büyük enerji dağıtım şirketlerinden biri olan EnerjiSA’nın CEO’su Murat Pınar...

Epeydir aradığım bir insandı.

Çünkü elinde müthiş bir veri tabanı var.

20 milyon müşteriye hizmet götürüyor. 11 bin çalışanı var.

Dolayısıyla pandemi sırasında kim ne tüketti, ne kadar evde oturdu, ne harcadı, bugün durum ne herkesten iyi biliyor.

Karşımda uzun saçları ve hali tavrı ile klasik bir enerji şirketinden çok Silikon Vadisi’nde yükselen bir startup tipi duruyor.  


Murat Pınar

Türkiye hakkında ona sormak istediğim çok şey var.

Yazının Devamını Oku

Bu Müslüman kadın 9 Şubat'ta çok önemli bir işi başaracak

Biz Boğaziçi rektörünü tartışırken 9 Şubat günü uzayda çok ilginç bir şey olacak.

Mini Cooper araba büyüklüğünde bir araç Mars’ın yörüngesine oturacak.

Ve bu, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) uzaya gönderdiği bir araç olacak.

Aracın adı “Hope”.

Yani “Umut”.

Tarihte ilk defa Müslüman bir ülkenin uzaya attığı araç böylesine ileri bir noktaya gidiyor...

Üstelik güzel bir haber daha var. Birleşik Arap Emirlikleri’nde bu bilimsel Mars projesinin başında 33 yaşında bir kadın var.

Adı

Yazının Devamını Oku

Yatak odasında devrim yapan bir kadının 14 ve 51 numaralı sorusu

Geçtiğimiz 9 Eylül 2020 günü Londra’da bir kadın öldü...

77 yaşındaydı...

Geçen yılın sessiz ölümlerinden biriydi... Ama, bu dünyadan ayrılırken arkasında çok gürültülü bir yakın geçmiş bırakmıştı...

Simone de Beauvoir’larla başlayan “birinci dalga feminizm”in, ikinci dalga sörfçülerinden biriydi...

Ve o kadın bizim erkek neslimizin dimağına çok korkutucu iki soruyu sokmuştu...



Yazının Devamını Oku

Fikri kardeşim başörtüsü flama da, kimin flaması

Önceki gün şunu artık iyice anladım...

Bu ülkenin iyiye gitmesi için...

Şu Allah’ın belası kutuplaşmadan kurtulması için...

Allah rızası için...

Bazı tipleri televizyonda canlı yayına katiyen çıkarmamak gerekiyor...



Yazının Devamını Oku