Kara cumacılar mı daha çok gigabyte harcar fetvacı mı

Diyanet İşleri Vakfı iki yıl önce “çok özel bir iş” için Microsoft’un kapısını çaldı.

Vakıf yöneticileri, “‘Bulut’a çıkmak istiyoruz” dediler...

Sebebi ise çok ilginçti.

*

Bilgisayar sistemleri bazı “özel günlerde” çok fazla veri kullanıyordu.

O özel günlerinde bilgisayarları bloke oluyordu.

Hangi günlerde kim mi bloke ediyordu?

Mesela “ramazan ayında fetva isteyenler”...

Bir de hac döneminde hacılar.

Ve Kurban Bayramı’nda vekâletle kurban kestirenler...

Kara cumacılar mı daha çok gigabyte harcar fetvacı mı

Neticede Diyanet Vakfı ile Microsoft’un Azure Dynamics CRM şirketi arasında bir “bulut anlaşması” imzalandı...

O günden beri Diyanet Vakfı, 135 ülkedeki faaliyetlerini bu “bulut” üzerinden yürütüyor.

*

Geçtiğimiz yılın Kurban Bayramı’nda 180 bin vekâlet, etkili ve verimli bir şekilde bu yolla gerçekleştirildi.

Hac çekiliş sonuçlarının açıklandığı ilk 2 saat içerisinde 1.2 milyon hacı adayına erişim sağlandı...

*

 “Bulut”un bir başka büyük müşterisi de tabii ki online perakende şirketleri.

Normal günlerinde bir sorun yok.

Ama “Kara Cuma” gibi özel bir gün gelince bu şirketlerin veri kullanımı aniden fırlıyor ve bilgisayar sistemleri çöküyor.

İşte o nedenle onlar da “bulut” hizmeti alıyorlar.

*

Geçen haftaki “Black Friday” veya Türkiye’deki deyişiyle “Efsane Cuma” günü çok merak ettim.

Acaba Türkiye’de fetvacılar mı yoksa Kara Cumacılar mı daha çok gigabyte yiyor?

Kara Cumacılar olduğuna eminim ama kesin bir rakam alamadım.

Alırsam sizinle de paylaşacağım.

Kara cumacılar mı daha çok gigabyte harcar fetvacı mı

EFSANE CUMA’DA MİCROSOFT’UN DEĞERİ 1.16 TRİLYON DOLARDI

EFSANE Cuma alışveriş gününden bir gün önce Microsoft Türkiye Genel Müdürü Murat Kansu ile öğle yemeği yedim.

Bana o gün Microsoft’un şirket değerinin 1.16 trilyon dolara ulaştığını söyledi.

Böylece Apple’la başa baş hale gelmiş.

Microsoft beş yıl öncesine kadar gözümde sadece bir Windows’u üreten şirketti.

“Windows satarak bu değeri nasıl yakaladınız?” diye sordum?

“Biz artık bir ‘bulut’ (cloud) şirketiyiz. Değerimizin asıl bölümü oradan geliyor” dedi ve devam etti:

“Mesela yarın bütün dünyada bizim günümüz...”

Sonra “cloud” üzerine uzun bir sohbet yaptık.

Anlaşılan Hindistan doğumlu yeni CEO Satya Nadella geldikten sonra şirketin vizyonu acayip değişmiş...

BULUT NE

YILLIK PERAKENDE SATIŞIN YÜZDE 23’Ü İKİ AYDA YAPILDI

“CLOUD”, şirketler ve kişiler adına “veri işlemi yapan ve depolayan” bir sistem.

Çünkü şirketlerin veri işlem hacmi yılın her günü aynı değil. Mesela Efsane Cuma.

Birçok perakende şirketi bu 24 saatte çok büyük veri işlemi yapıyor. Bunun gibi birkaç günleri var. Amerika’da yıllık perakende satışın yüzde 23’ü kasım ve aralık aylarında yapılıyor. Sadece o iki ay veya üç-beş gün kullanılacak, yılın geriye kalan bölümünde atıl kalacak büyüklükte bir makine parkı için büyük yatırım yapmak ekonomik değil.

Bunu onlar yerine artık “bulut” hizmeti veren şirketler yapıyor.

Bu hizmeti alan şirketler de elektrik kullanır gibi kullandıkları kadar ödüyorlar.

ROBOT MU DAHA İYİ FETVA VERİR YOKSA TELEVİZYON İMAMLARI MI

RAMAZAN sırasında Diyanet’in bilgisayarlarını çökerten şeylerin başında fetva için başvuranlar var.

Binlerce kişi cevap alabilmek için Diyanet’in “call center”larını arıyor.

Bunların cevaplandırılmasında kaçınılmaz olarak “yapay zekâ” kullanılıyor.

Yani robotlar...

Ama hemen paniğe kapılmayın...

Yapay zekânın arkasında da Diyanet’in fetva kurulu var.

Onlardan gelecek fetvaların, televizyonda seyrettiğiniz fetvacılarınkinden daha sağlıklı olacağına emin olun.

Ara sıra gelen tuhaf fetvaların sorumlusu robotlar mı, vakıf mensupları mı, işte onu bilmiyorum.

Ama neticede ikisi de “bulutların üzerinde” bir yerden haber veriyorlar.

Onlara küçük bir tüyo vereyim.

Sıkışırlarsa suçu robotların üzerine atabilirler.

GECİKMİŞ UYARI

EFSANE CUMA’DA OKUDUĞUNUZ ÜRÜN YORUMLARININ YÜZDE 30’U SAHTEYMİŞ

CUMARTESİ günü Wall Street Journal’da okuduğum bir habere göre internet üzerinden alışveriş yaparken ürünlerle ilgili öteki kullanıcıların yorumlarını okuyorsunuz ya...

Bunların yüzde 30’dan fazlası sahteymiş. Yani bunları yapay zekâ veya parayla tutulmuş kişiler yazıyormuş. Amazon bunu önlemek için yılda 400 milyon dolar para harcıyormuş.

Geçen yıl 13 milyon sahte yorum tespit edilip çıkarılmış. Amazon bugünkü yorumların yüzde 99’unun otantik olduğunu söylüyor. Bilmiyordum, Apple online satış sistemindeki bütün ürün yorumlarını çıkarmış.

O yüzden dikkat...

Kara cumacılar mı daha çok gigabyte harcar fetvacı mı

NEE! COLİN’İN 18 YILLIK VİSKİSİNİ ARTIK BİR ROBOT MU YAPACAK

MURAT Kansu, sohbet sırasında “Dünyanın yapay zekâyla üretilen ilk viskisinin çıktığını” söyledi.

Bu viski Mackmyra’ymış... Viski 1000 yıllık bir gelenek.

Mackmyra viski şirketi bu yıl, Microsoft’la “bulut” anlaşması yapmış, Fin teknoloji şirketi Fourkind’ın da desteğiyle yapay zekâ ile geliştirilen dünyanın ilk viskisini yaratmış.

Gözümün önüne geçen yıl İskoçya’da tanıştığım dünyanın en ünlü viski harmanlayıcılarından (blender) biri olan Colin Scott geldi. Sıradan bir İskoçyalı gibi duruyordu ama dünyanın en iyi 18 yıllık blend’lerinden birini yaratan insandı.

O nedenle şişenin üzerine ismi bile yazılmıştı.

Onu çok sevmiştim.

Yerini robotun
alacağı fikri bende tuhaf bir etki yaptı.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Yarın o haritada Ankara tuşuna basınca ne çıkacak

2019 yılında Lady Gaga’nın o harika caz konseri için Las Vegas’a gittim.

1. Dördüncü gidişimdi. Bugüne kadar bana kimse orada bir “Mob Museum” olduğunu söylememişti.

Yani bir “mafya müzesi”nin...

Bu müze 14 Şubat 2012 günü açılmış. Bina 1933 yılında yapılmış ve uzun yıllar Las Vegas posta bürosu ve mahkemesi olarak hizmet vermiş.



Yani Las Vegas mafyasının üyeleri bu binadaki mahkeme salonunda yargılanmış ve mahkûm olmuş.

Yazının Devamını Oku

WhatsApp grupları çorabı delik kareyi niye çok sevdi

Bu fotoğraf bize bir WhatsApp grubundan geldi.

İlk gören eşim Tansu’ydu...

Altında şu yazıyordu:

“En sağdaki Prof. Uğur Şahin, aşıyı bulan biliminsanı. Almanya’da çekilmiş. Kucaktaki kardeşi diş hekimi, ayakta çorabı delik olan modacı olmuş.”

*

Evde hepimiz ilk bakışta çok sevdik bu kareyi.

Tansu çok etkilendi ve Instagram hesabından paylaştı.

Ancak bir süre sonra bir izleyicisinden şu notu aldı:

“Fotoğraf 1975’de Düsseldorf’a göçmüş bir aileye ait...”

Yazının Devamını Oku

Yanan Vaniköy Camisi'nin minberindeki hayalet

Yanan Vaniköy Camisi’nin yeni yöneticisi Uğur Vanioğlu camiyi teslim alırken bir sayfalık ayrıntılı bir devir teslim belgesini imzaladı.

Belgenin adı “Mülhak Vakıflar Devir Teslim Tutanağı”...

Bu tutanağı görmedim
ama eski tutanaklardan
bildiğim bir şey var.

Bu tür vakıf devir teslimlerinde her şey madde madde yazılır.

Neler mi?

Caminin işletme defteri.

Yazının Devamını Oku

Yanan Vaniköy Camisi ne zaman kime devredildi

Dünkü yazımda Vaniköy’de yanan cami ile ilgili bir gözlemimi aktarmış ve bir eleştiride bulunmuştum.

Vakıflar Genel Müdürlüğü Bölge Müdürü Musa Akdeniz bir bilgi notu gönderdi.

Arkasından Kültür Bakanı Yardımcısı Ahmet Misbah Demircan da aradı.

Her ikisi de ilginç bilgiler verdi.

Geçen pazar gününden beri kamuoyunun dikkatini çeken bu camiyle ilgili ilginç bilgilere yer verilmişti.

Bugün bu bilgileri sizinle paylaşmak istiyorum.

*

Bu cami 1671 yılında Bursa’da

Yazının Devamını Oku

Patlamayan şampanya patlayan bir gazoz ve...

Pazar günü Formula 1 final törenini izliyorum...

Lewis Hamilton bu yarışın İstanbul ayağını da kazanmış ve yarışma tarihine yeni bir rekor yazmış.

Bu yarışı, 7’nci defa kazanıp, Ferrari efsanesi Michael Schumacher’in rekorunu egale etmiş.

Yani Formula 1 tarihinde çok özel bir gün...

*

Bütün dünyanın gözü Türkiye’deki pistte yapılacak ödül töreninde...

Herkes Formula 1’in geleneksel şampanya patlatma seansını bekliyor.

Ama o ne?

Gazoz patlıyor...

Yazının Devamını Oku

Kozmik odadan çalıp açık kürsüden satmak

O günü hayatım boyunca unutmayacağım...

Bir bahane uydurularak Türk ordusunun en gizli kalması gereken bölümünün kapıları kırılarak içine girildi.

Girdikleri yer “Seferberlik Tetkik Kurulu Başkanlığı”ydı.

Orası neresi mi...

Ülkemiz işgale uğrarsa, vereceğimiz kurtuluş savaşında hangimizin nerede görev alacağını, hangi silahın nerede gömülü olduğunu, nasıl haberleşeceğimizi gösteren planlar ve isimler...

*

Hepsi tek tek çalındı.

Bir savaş halinde işgalci düşmana karşı vereceğimiz savaşın, yani beka savaşının bütün şifreleri, planları çalındı.

Ve kopyalandı...

Yazının Devamını Oku

Acil koduyla çağrılan bir 'balarısı haritası'

Son 72 saatte Türkiye Cumhuriyeti hükümetinden gelen mesajları alt alta yazıyorum.

Önce Cumhurbaşkanı Erdoğan konuştu ve dedi ki:

Önümüzdeki aylarda öngörülebilir, kolay erişilebilen yargı sistemi için adımlar atacağız...”

*

Bu cümlelerin ne anlama geldiğini ise iki gün sonra Adalet Bakanı Abdulhamit Gül açıkladı.

Bir kere daha benim şahsi zabıtlarıma geçmesi için en önemli maddelerini yazıyorum.

*

“Yargı, hiçbir kişi, kurum veya merciden emir, talimat, tavsiye, telkin almaz. Hiç kimse ve Adalet Bakanlığı da dahil olmak üzere hiçbir kurum yargı yetkisini kullanan mahkemelere vekâleten konuşamaz.”

*

Yazının Devamını Oku

Bir 'evet ama yetmez'cinin 18 aylık dolar kayıtları

Bundan 18 ay önce 31 Mayıs 2019 günü yazdığım yazının başlığı şuydu:

“Ben de tarihe ‘Yetmez ama evet’çi olarak mı geçeceğim...”

Cumhurbaşkanı Erdoğan bir gün önce Külliye’de “Adalet ve Yargı Reform Paketi”ni açıklamıştı...

Cumhurbaşkanı o gün Türkiye’ye ve bütün dünyaya şu mesajı vermişti:

“Olağanüstü hal hukuku dönemi kapanıyor...”

*

Cumhurbaşkanı o gün Adalet Reformu’nu “9 Amaç” başlığı altında toplamıştı.

Konuşmasında şu cümleleri dikkatle not almıştım.

*

Yazının Devamını Oku

Covid-19 aşısını bulan ekibin üçüncü kişisini de tanıyalım

Türkiye 10 Kasım günü Atatürk’ü anarken, İngiltere’nin en önemli gazetelerinden The Times’ın kapağında da karıkoca bir Türk çiftin fotoğrafı vardı.

1) Özlem Türeci ve Uğur Şahin...

Bu iki isim, şu an dünyayı sarsan, ekonomileri durduran, milyonlarca insanın hayatına ve işine mal olan COVID-19 virüsüne karşı ilk etkili aşıyı bulan insanlardı...

Yani onlar antibiyotiği bulan Alexander Fleming kadar önemliydi.

O nedenle haklı olarak dünyanın önde gelen bütün medya kuruluşlarının manşetindeydiler...

2) DÜN NAVTEX İLAN EDİLİRKEN MANŞETTEKİ O ÜÇÜNCÜ KİŞİ

ANCAK bu buluşun üçüncü bir kişisi daha vardı ki, onu manşetlerde fazla görememiştik...

Bazılarımız yabancı televizyonlarda rastlamıştı ama bu üçlü arasındaki ilişkinin en renkli ve sembolik kısmını görememiştik.

Yazının Devamını Oku

Aşının ilk etkisi yaşayan millet üzerinde, ikincisi ise

Ne şu ne bu...

Ne şunun gidişi ne bunun gelişi...

Bugünün en büyük haberi COVID-19 virüsüne karşı yüzde 90 etkili aşının bulunması...

Buluşun arkasında bir Türk kadını ile bir Türk erkeğinin bulunması da milletçe bonusumuz...

Aşı bulundu ve herkes gözünü piyasalara, borsalara dikti...

Tabii ki yükseldi...

Ama bana göre hayata dönüşün ilk harika işareti başka yerden geldi....

Live Nation’dan...

Yazının Devamını Oku

İktidardaki şeytan mı daha tehlikeli, muhalefetteki mi

Farkında mısınız...

Amerikan başkanlık seçiminin ortaya koyduğu çok tuhaf bir durum var:

KAZANAN: ABD’de bugüne kadar bir başkan adayının aldığı en yüksek oyla seçildi.

KAYBEDEN: ABD’de bugüne kadar bir başkan adayının aldığı en yüksek oyla kaybetti...

Terazinin bir tarafı daha ağır bastı...

Ama öteki tarafı da ağır bastı...

Gelin öyleyse bu tuhaf şeytan terazisinin iki tarafında ne vardı ona bakalım...

Seçim sonrası

Yazının Devamını Oku

Emine Hanım'dan Sezen'e Ajda'dan Tarkan'a en sevdiğimiz Timur şarkıları

Cumhurbaşkanımızın eşi Emine Erdoğan’ın mesajını da görünce, dünden beri şu sorunun cevabını arıyorum...

Son yıllarda adını çok az duyduğumuz Timur Selçuk nasıl oldu da, şu bölünmüş ülkede sağdan sola hepimize hayır duası okuttu?

İşçilerle 1 Mayıs şarkısını, ODTÜ öğrencileri ile Deniz Gezmiş’e ithaf edilen şarkıları söyleyen bir sanatçı, nasıl olur da Emine Erdoğan’ın gençliğinin de şarkıcısı olabilir?

Olabiliyormuş demek ki...

*

Bu ülkede pek çok insanın kafasında bir Timur Selçuk şarkısı vardır.


Yazının Devamını Oku

Önce 2 telefon geldi sonra da bu fotoğraf

Hani bir milletvekilinin Türkan Şoray için sarf ettiği o süfli cümleler vardı ya:

“Çamuriyetçi, HDPKK’cı, Amerikancı, İsrailci, emperyalist işbirlikçisi...”

Aynen böyle demişti...

*

Yazının çıktığı gün bir milletvekili aradı.

AKP Grup Başkanvekili Naci Bostancı’ydı...

O gün yazımı okuduktan sonra Türkan Hanım hakkında o sözleri söyleyen milletvekilini aramış ve bu sözleri tasvip etmediğini söylemiş.

Telefonda bana Türkan Hanım hakkında çok güzel şeyler söyledi.

“O mülakatı ben de okudum. Ben de sizin gibi düşünüyordum. Ülkesine, halkına derin sevgiyle bağlı büyük bir sanatçının ince duyarlılığını gördüm. Halkımız onu hem insanlığı hem de muhteşem oyunculuğu ile gönlüne yerleştirmiştir.”

Yazının Devamını Oku

48 saat boyunca uykusuz kalmama değen bir itiraf

İki gün boyunca uykusuz kaldım... Çünkü Amerikan seçimlerini izledim...

Bu 48 saat boyunca uykusuz kalmama değecek çok önemli bir anı canlı izleme imkânım oldu.

Popülist bir liderin itiraf anını... Size o anı anlatmak istiyorum.

*

Sandıklar kapanmadan önce, yani oylama devam ederken ABD Başkanı Trump kendi kampanyasını yürüten ekibin merkezini ziyaret etti.

Orada kampanya sırasında çalışan insanlara teşekkür etti...

Önce şu gözlemimi aktarayım.

Trump

Yazının Devamını Oku

O gece arka koltuktaki kadın nereye kayboldu

Anlatacağım gerçek olay aynen şöyle cereyan etti...

Taksi şoförü 20 yaşlarındaki kadın müşterisini aldığında hava kararmak üzereydi...

Yolcunun verdiği adrese geldiklerinde ise hava iyice kararmıştı...

Şoför taksimetreyi durdurup müşteriye döndüğünde şaşırıp kaldı...

Arka koltukta kimse yoktu...

Oysa kapının açılıp kapandığını duymamıştı...

Ayrıca o açmadan kapıların kilitleri açılmıyordu...

Şoför durumu bağlı olduğu şirkete bildirdi.

Yazının Devamını Oku

Ayda bebeği ve Elif bebeği kim kurtardı

Ki kurtardı, canlı yayında hepimiz seyrettik.

Önce Kadıköy Belediyesi’nin bir görevlisi... Bir kova taşıyıcısı, o sesi duydu...

Herkesi uyardı...

Sonra Tunceli  AFAD’dan bir görevli bebeğin yanına indi...

Büyük bir sevgiyle elini tuttu Ayda bebeğin...

Hemen yanında Manisa Belediyesi’nden bir görevli vardı...

Bir jandarma görevlisini gördük o arada...

Biraz ileride Bursa Belediyesi’nden bir başkası...

Yazının Devamını Oku

Gece saat 01:00... Bizim evde alt kattan gelen çığlık

Pazar akşamı evde hepimiz ağır bir günün gecesinde, içimizde İzmir hüznü odalarımıza çekilmişiz...

Saat 01.00 civarı...

Alt kattan aniden bir çığlık geliyor...

Koşuyoruz...

Torunum Zeynep, ağzında maskesi ile haykırıyor...

“Kurtuldu... Yaşasın İdil kurtuldu...”

Kendim kadar eminim... Aynı an, Türkiye’nin dört bir yanında evlerden aynı sevinç çığlıkları yükseliyordu...

*

Sonra sabah oldu...

Yazının Devamını Oku

Depremden bir hafta önce önüme gelen papyonlu adam

1948 yılının ekim ayında bir gün...

Tahminen 5 veya 6 Ekim günü...

İzmir’in Kordon Boyu’ndan geçen bir otomobil fotoğrafta gördüğünüz bu binanın önünde durur...

Şoförün yanındaki kapı açılır, yuvarlak gözlüklü, papyonlu ve ince yapılı bir adam iner...

Biraz sonra binanın önünde kendisini karşılayanlarla birlikte bu pozu verecektir...

Bu fotoğraf karesi 72 yıl arşivlerde kaldıktan sonra bu yıl eylül ayında yayınlanan bir kitapta gün yüzüne çıkacaktır.

Kadere bakın ki, bu kitap, İzmir’de cuma günü yaşanan depremden bir hafta önce

Yazının Devamını Oku