GeriErtuğrul ÖZKÖK Kadınlar daha iyi genel yayın yönetmeni mi olur
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kadınlar daha iyi genel yayın yönetmeni mi olur

Bu sorunun cevabını yazımın sonunda vereceğim. Önce biraz çok yakın tarih... 1990 yılında Hürriyet’in genel yayın yönetmeni olduktan sonra katıldığım ilk sabah toplantısında, kare şeklindeki büyük masanın etrafında sadece erkekler vardı... Bir de ben dahil büyük çoğunluğumuz bıyıklıydık...

Kadınlar daha iyi genel yayın yönetmeni mi olur

1) BIYIKTAN İBARET YAZIİŞLERİ BANA ESTETİK GÖRÜNMEDİ

BIYIKTAN ibaret bir yazıişleri bana hiç estetik görünmemişti...

O yüzden Hürriyet’in başında hep bir kadın genel yayın yönetmeni hayal etmiştim.

Birlikte çalıştığım arkadaşlarımdan bugüne kadar, Ahmet Hakan dahil 10 genel yayın yönetmeni çıktı...

Benim Hürriyet’teki hayalim gerçekleşmedi, ama birlikte çalıştığım arkadaşlarımdan ikisi, Nurcan Akad ve Neyirre Özkan başka yayın kuruluşlarında genel yayın yönetmeni oldular...

Her ikisi de çok başarılıydı...

Kadınlar daha iyi genel yayın yönetmeni mi olur

2) İLK BÜYÜK KADIN BAŞARISI TABLOİD GAZETEDE GELDİ

BENİM hayalimi ise önce İngiltere’nin en büyük tabloid gazetesi The Sun başardı.

Rupert Murdoch gazetesinin başına hırslı bir kadın olan Rebekah Brooks’u getirdi. Hem de önce, The News Of The World gazetesinin editörü yaptı. Bütün İngiliz basınının en genç editörüydü... Oradaki başarısından sonra daha da büyük gazetesi The Sun’ın başına getirdi.

Oradan da Murdoch’un İngiltere’deki bütün basın grubunun CEO’su oldu...

Benim de arkadaşım olan Rebekah 1968 gibi dünyayı sarsan bir yılda doğmuştu.

Hırslı ve başarılı bir kadındı...

Ama daha sonra grubun başına gelenlerden o da nasibini aldı.

Hapse girme tehlikesi bile yaşadı...

Kadınlar daha iyi genel yayın yönetmeni mi olur

3) İKİNCİ KADIN BAŞARISI AVRUPA’NIN EN BÜYÜK BULVAR GAZETESİNDE

BENİM hayal edip başaramadığımı, Bild gibi Almanya’nın en erkek gazetesinde Kai Diekmann başardı.

O ayrıldığı zaman yerine arkadaşım Tanit Koch genel yayın yönetmeni oldu...

Tanit, siyaset eğitimi almış ve Bild’in hemen her kademesinde görev alarak genel yayın yönetmenliğine gelmiş bir gazeteciydi.

Onun yerine gelen erkek genel yayın yönetmeni ise yanında çalışanlara “kötü muamele” ve bir de “taciz” söylentileri nedeniyle ayrılmak zorunda kaldı.

Tanit’e gelince, dünyanın her yerinde birçok toplantıya davet ediliyor, konuşmalar yapıyor.

Sık sık da konuşuyoruz.

Kadınlar daha iyi genel yayın yönetmeni mi olur

4) BÜYÜK MEDYANIN İLK DÖVMELİ KADIN GENEL YAYIN YÖNETMENİ

Benim başaramadığımı bir de The New York Times başardı... Gazetenin Washington büro şefi Jill Abramson’u genel yayın yönetmenliğine getirdi. Benim bildiğim Amerikan büyük gazetelerinde vücudunda dövme olan ilk genel yayın yönetmeni Washington Post’un editörü Ben Bradlee idi... Bildiğim kadarı ile dövmesi olan ilk kadın genel yayın yönetmeni de Jill Abramson’du...

Omzunda bir dövme vardı ve şimdi kapanmış olan 20’nci yüzyılın en önemli mizah dergisi “Mad” onun işte böyle dövmeli temsili bir fotoğrafını kapak yapmıştı. Ne yazık ki ikisi de o koltukta uzun süre kalamadı...

Kadınlar daha iyi genel yayın yönetmeni mi olur


5) İKİ KADIN YÖNETİCİ NEDEN O KOLTUKTA KALAMADI

BILD’in ilk genel yayın yönetmeni Tanit Koch bence çok başarılıydı.

Ama ne yazık uzun süre o koltukta kalamadı.

Keza Jill Abramson...

O da ancak 2011’den 2014’e kadar bu görevi yapabildi.

Niye o koltukta kalamadılar derseniz benim cevabım şu:

Erkek ayak oyunlarından kalamadılar o koltukta...

Jill Abramson’un ayrıldıktan sonra yazdığı kitabı satır satır okudum....Kitaba hâkim olan “buruk” ton zaten her şeyi açıkça anlatıyordu.

Kadınlar daha iyi genel yayın yönetmeni mi olur

6) ÖNCEKİ GÜN 143 YILLIK GAZETENİN BAŞINA GELEN İLK KADIN YÖNETİCİ

ÖNCEKI gün itibarıyla kadın gazetecilik tarihinde yeni bir sayfa daha açıldı...

Dünyanın en önemli en müesses nizam gazetelerinden biri olan Washington Post’un 143 yıllık tarihinde bir ilk gerçekleşti.

Ve bir kadın gazeteci genel yayın yönetmeni koltuğuna oturdu...

Hem de gazetenin içinden değil, dışından, Associated Press ajansından geldi.

Önceki gün Washington Post’un başına geçirilen yeni genel yayın yönetmeninin adı Sally Buzbee...

Gazetenin bundan önceki sahibi bir kadındı ama o hiç kadın editör atamadı.

Şimdi Jeff Bezos bir kadını getiriyor.

Daha önce iki büyük gazetenin başındaki kadınlar, o kurumların içinden gelmişti. Ama uzun süre o koltukta kalamadılar...

Şimdi dışarıdan gelen Buzbee
kalabilir mi?

Bence kalabilir...

Çünkü bugün psikolojik iklim çok farklı...

7) YENİ KADIN GENEL YAYIN YÖNETMENİNİN DEZAVANTAJI KENDİNDEN ÖNCEKİ 2 GYY

Dezavantajı, kendisinden önce o koltukta oturan arkadaşım Martin Baron gibi çok başarılı bir genel yayın yönetmeninden sonra gazetenin başına gelmesi...

Baron, daha önce Boston Globe’un başındayken sinema filmlerine bile konu olan kilise tacizleri skandallarını ortaya çıkarmış, uluslararası çapta tanınan bir gazeteciydi. Yazılı basının tepetaklak gittiği bir dönemde görev yaptı ve gazete son 7 yılda yüzde 65 büyüdü...

Tabii bunda Amazon’un sahibi Jeff Bezos’un gazeteyi satın almasının da etkisi büyüktü.

Martin Baron’dan daha önce o koltukta oturanlardan biri Watergate skandalı sırasındaki gazeteciliğe imzasını atmış Ben Bradlee’ydi...

Yani yeni kadın yönetmenin performansı hep onlarınkiyle karşılaştırılacaktır.

8) AVANTAJI İSE METOO DÖNEMİNİN İLK KADIN GENEL YAYIN YÖNETMENİ OLMASI

AMA unutmayalım ki Sally Buzbee’nin çok önemli bir de avantajı var...

MeToo dönemi sonrasının ilk büyük kadın genel yayın yönetmeni olacak... Kadınların siyasette, iş âleminde, hayatın her alanında ve dünyanın her yerinde yükseldiği bir dönemde o koltuğa oturuyor...

9) BAŞLIKTAKİ O SORUYA ŞİMDİ CEVAP VERİYORUM

ŞİMDİ başlıktaki soruya geliyorum.

Gazetecilikte kadın genel yayın yönetmenleri daha mı başarılı olur?

Cevabım şu:

Kesinlikle evet...

Başladığımız 10 yıl ve sonrası hayatın her alanında kadın cesareti, kadın vizyonu ve merhametine ihtiyacımız olan bir dönem....

O dönemi de her alanda kesinlikle kadınlar daha iyi yönetecek.

10) O ARI VIZILTISINI 50 YIL ÖNCE BİR ERKEKTEN DUYMUŞTUK

YAŞADIĞIMIZ şu pandemi döneminde dünyanın önde gelen erkek liderleri sapır sapır dökülürken kadın liderler yıldız gibi parladı. Sally Buzbee’nin soyadı “vızıltı” anlamına geliyor...

Arının vızıltısı yani...

O vızıltıyı bundan yarım asır önce spor âleminde çığır açan cesur bir sporcunun, Muhammed Ali’nin ağzından işitmiştik...

Şimdi kadınların çığır açtığı bir dönem geliyor...

İLK DESTEK

11) KOCAM DA EN AZ BENİM KADAR MEST OLURDU

SALLY Buzbee’ye ilk destek mesajı tanıdık birinden geldi. Washington Post’un şimdi hayatta olmayan eski genel yayın yönetmeni Ben Bradlee’nin kendisi de gazeteci olan eşi Sally Quinn attı...

Mesajı aynen şöyleydi:

“Washington Post’un başına, tarihindeki ilk kadın genel yayın yönetmeni olarak Sally Buzbee getirildi. Şimdi hayatta olmayan kocam Ben Bradlee de bu habere herhalde benim kadar mest olurdu. Sally müthiş bir gazeteci ve büyük bir insandır. Bu Washington Post için harikulade bir seçimdir. Tebrikler Sally...”

X

Son fotoğraf ve ibretlik bir ‘Yeni Türkiye’ hikâyesi

15 Temmuz 2016 gecesi, saat 22.14’te internet siteleri küçük bir haber geçti.

Eski milletvekili Nevzat Yalçıntaş Çatalca İlyas Çokay Devlet Hastanesi’nde ölmüştü.

83 yaşındaydı ve ölüm nedeni kalp kriziydi...

*

Prof. Yalçıntaş, eğitimini Fransa ve İngiltere’de yapmış, parlak bir öğretim üyesiydi.

TRT’nin eski genel müdürlerinden biriydi.

İki dönem milletvekilliği yapmıştı.

Muhafazakâr kesimin en demokrat insanlarından biriydi...

İktisat fakültesinde eski Cumhurbaşkanı

Yazının Devamını Oku

Yarın Roma'da sahaya ilk defa Z kuşağı çıkıyor

Türkiye Milli Takımı yarın Roma’da İtalya’nın karşısına çıkıyor.

Geçen yıl yapılamayan Avrupa Futbol Şampiyonası bu maçla başlıyor.

Hürriyet Avrupa baskısı bugün şampiyona için hazırladığı 28 sayfalık güzel bir ek veriyor.

O ek için benden de bir yazı istediler.

O yazıyı hazırlarken farkına vardım şimdi yazacaklarımın.

Yarın sahaya belki de tarihimizin en genç milli takımı ile çıkacağız.

Gelin şu rakamlara bakalım.

*

Takımızın yaş ortalaması 25 ve şampiyonaya katılan 24 takım arasında en genci...

Yazının Devamını Oku

Bu yıllar geçecek, Ezgi Mola kalacak... Ya siz

Ezgi Mola’yı son defa Alice müzikalinin kulisinde görmüştüm.

Harika Kırmızı Kraliçe oyununu sevmemize çocuk gibi sevinmişti...

O gece üzerinde bu fotoğrafta gördüğünüz “Kırmızı Kraliçe” kıyafeti vardı.

“Bu rolü Türkiye’de en iyi oynayacak isim” demiştim.

*

Dün milletçe öğrendik ki Ezgi Mola hakkında 4 yıla kadar hapis cezası istemi ile dava açılmış.

Nedeni de tecavüze uğrayıp intihar eden genç kızı savunmak için attığı tweet’miş.

İddiaya göre intihar eden kıza tecavüz iddiasıyla yargılanan kişiye hakaret etmiş.

Ne kadar da onuruna düşkün bir arkadaşmış meğer...

Yazının Devamını Oku

Biz Türkler nikâh şekerini Lükres Borjiya'nın kına gecesinde mi öğrendik

Dün Hürriyet ve New York Times’ın manşetinde benzer bir haber vardı. Pandemi sırasında yasaklanan düğünlerin yeniden başlaması.

Hürriyet’in haberine göre Türkiye’de bu yıl düğün patlaması yaşanacakmış.

Normal yıllarda 500 bin olan düğün sayısının bu yıl 750 bine çıkması bekleniyormuş.

New York Times’ın haberine göre de İtalya da 17 Mayıs’tan itibaren düğünleri serbest bırakmış.

Düğünlerin serbest bırakılması bu iki ülkenin iki şehrinde özel bir sevince yol açtı.

Türkiye’de İzmir...

Çünkü İzmir gelinlik üretiminde belki de dünyanın en büyük şehri...

Sadece Türkiye’nin değil, Avrupa’nın gelinlik ve damatlık kıyafetleri oradan gidiyor.

Yazının Devamını Oku

Özel telefon, Whatsapp mesajı yayınlayan, yayan fena yandı

O meşum 3 Temmuz gününü hayatım boyunca unutmayacağım.

Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın evinden alınıp götürülüşü hâlâ gözümün önünde...

Saracoğlu Stadı’nda FETÖ’cü polislerin provokasyonunu hiç unutmayacağım... Orada yediğim biber gazı hâlâ genzimde...

*

Neler yaptılar bu kulübe...

Sırf Atatürkçü diye... Sırf herkes FETÖ yalakalığı yaparken onlar yapmadı diye...


Yazının Devamını Oku

Erdoğan, Biden'a fesli bir boksörü anlatacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD Başkanı Biden’la yapacağı görüşmenin tarihi kesinleşti.

Önceki gün aldığım bir bilgiye göre Erdoğan bu görüşmede ABD Başkanı’na bir boksörden söz edecek.

Bir de kitap hediye edecek.

Kitabın adı da şu: “A Golden Heart Mitten...”

Yani “Altın Kalpli Eldiven...”

*

Önceki gün AKP’li bir başkanla ringe çıktım.

Beyoğlu’nun göbeğine kurulmuş bir ringin kenarındaki halatları kaldırıp birlikte içine girdik ve bu fotoğrafı çektirdik.

Ringe çıkma daveti Beyoğlu Belediye Başkanı

Yazının Devamını Oku

Spor yazarları artık maç sonu kültürünü köklüce değiştirmeli

Osaka, aldığı ceza sonrasında Fransa Açık’tan çekilirken, Kadın tenisçinin kararı, aynı zamanda bütün dünyada ‘sporcuların mental sağlığı’ konusunu da tartışmaya açtı.

Bu hafta başında spor dünyasını çok yakından etkileyen çok önemli bir tartışma başladı... Tartışmayı başlatan kadın bir sporcuydu ve şu anda spor medyasında toz duman. Olay şu:

KADIN SPORCU MAÇ SONU TOPLANTISINI REDDEDİNCE

Paris'te yapılan Fransa Açık Tenis turnuvasında Naomi Osaka maç sonunda yapması gereken basın toplantısına çıkmayı reddetti... Böylece tenis tarihinde bir ilke imza attı. Nedenini de şöyle açıkladı: “Bu basın toplantılarında sorulan negatif ve öfkeli sorular psikolojimi bozuyor ve benim mücadele azmimi kırıyor...”

KIZGIN ORGANİZATÖRLER PARA CEZASI VERDİ, İHRAÇLA TEHDİT ETTİ

Tabii organizatörler Naomi Osaka’ya hemen 15 bin dolar para cezası verdiler. Onunla da kalmadılar, turnuvadan ihraç edebileceklerini ve disiplin soruşturması başlatılabileceklerini ifade ettiler.

Naomi Osaka da ceza almasından 1 gün sonra turnuvadan çekildiğini açıkladı. Spor dünyasında büyük bir tartışma başladı ve çok sayıda sporcu Naomi Osaka’ya destek verdi. Kadın tenisçinin kararı, aynı zamanda bütün dünyada ‘sporcuların mental sağlığı’ konusunu da tartışmaya açtı.

BAZI GAZETECİLER SORU SORMUYOR KENDİNİ GÖSTERMEYE ÇALIŞIYOR

Yazının Devamını Oku

İstanbul’un gayriresmi VIP açılışının yıldızları

Bana göre İstanbul pandemi sonrası açılışını önceki gün yaptı.

İlk açılış “Perakende Günleri” toplantısıydı.

Toplantı sonunda, “Perakende Güneşi Ödülleri” verildi.

Birincisi pandemi sırasında başarılı olan şirketler ödüllendirildi.

Bir de “Yirminci Yıl Özel Ödülü” vardı.

Buna “Ödüllerin Ödülü” deniyordu....

Perakende sektörünü temsil eden 15 dernek ve iki ana sponsordan oluşan büyük jüri belirledi.

Ödülü Mudo mağazalarının kurucusu Mustafa Taviloğlu’na verdiler.

Ve onu, kendisinin yıllar önce söylediği şu cümleyle tanıttılar:

Yazının Devamını Oku

Bir sivil darbe mağduruna postmortem iade-i itibar

Önceki gün Türkiye’de bir “milli mutabakat” olayı yaşadık. Yakın tarihimizin, şimdi hayatta olmayan bir “sivil darbe mağdurunun” ayaklar altına alınmış onurunu iade ettik. Şimdi sizi bu “postmortem” yani ölümü sonrası gerçekleşen iade-i itibar olayının ilk gününe götüreceğim.

O meşum sabaha...

19 Aralık 2009 sabahı Beylerbeyi’ndeki bir askeri lojmanda silah sesi duyuldu.

Türk ordusunun bir subayı, o sabah tabancasını şakağına dayadı ve tetiği çekti. Arkasında da şu mektubu bıraktı:

“Hukuksuzluk sürecine hukuk adına saygı gösterilemez. Bu şekilde giderseniz ne yönetecek bir ordu, ne yaşayacak bir Cumhuriyet, bir ülke bulamayacaksınız.

Şunu bilin ki en küçük suçu ve günahı olmayan ben bu yapılan hukuksuzluğa isyan ve bu karanlığa bir nebze ışık olabilmek için hayatıma son veriyorum.”

*

Yarbayın adı

Yazının Devamını Oku

Bu fotoğraf bana niye Cem Karaca'yı hatırlattı

Bu fotoğraf cep telefonuma geçen pazar günü, Porto şehrinde nehir kenarında dolaşırken saat 14.03’te geldi.

Gönderen Ahmet Özal’dı...

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun rahmetli Cumhurbaşkanımız Turgut Özal’ın eşi Semra Özal’ı İstanbul’daki evinde ziyareti sırasında çekilmişti.

Hemen söyleyeyim...

Tarihi bir fotoğraftır bu...

Büyük bir barışın fotoğrafı...

Cumhuriyet’i kuran partinin, Cumhuriyet’in liberal devrimini yapan insanı ile vefa buluşmasıdır...

Yeni CHP’nin temellerini atan bir karedir...

Yazının Devamını Oku

Nöbetçi genel yayın yönetmeninin manşeti

Her eski genel yayın yönetmeninin içinde mutlaka bir “nöbetçi genel yayın yönetmeni” vardır.

Benim gibi artık ne ruhen, ne de fiziken öyle bir beklentisi kalmamış eski genel yayın yönetmeninin de içinde vardır o nöbetçi...

Öyle bir gün gelir ki...

“Keşke bu gazeteyi bugün ben yapsaydım” derdi...

Veya benim gibi onu demez de şunu yapar.

İçindeki gazeteyi içinden yapar...

Pazar gecesi öyle bir geceydi işte...

İçimdeki nöbetçi, o gece kendi gazetesini yaptı...

Yaptı da ne yaptı...

Yazının Devamını Oku

O statta sadece final oynanmadı, futbolun geleceği değişti 

Futbolun geleceği adına önemli ipuçlarına tanık olduk.

Bu maç Avrupa’nın seyircili futbola dönüşüydü. 16 bin taraftar sahada 60 binlik bir atmosfer yarattı. Şurası kesin; seyircisiz bir maç baharatsız bir yemek gibiydi. Futbol önceki gece aromasını ve baharatına kavuştu. Stattaki seyirci yerleşiminde sosyal mesafe ve hijyen şartlarına uygun bir oturum planlaması yapıldı. Ama daha maç başlamadan önce bütün sosyal mesafe kuralları bir yana bırakıldı. Maskeler tamamen atıldı.

Önceki gece her futbolsevere nasip olmayacak bir olayı yaşadım.

Tabii ki bu bir UEFA Şampiyonlar Ligi finaliydi. Tabii ki o maçı seyretmek bir şanstı.

Ancak bir sosyolog olarak benim için en az onun kadar güzel bir fırsat daha vardı.

Bütün dünyada 1.5 yıllık aradan sonra seyircili ilk futbol finalini seyredecektim.

Gerçekten çok zengin gözlemlerle dolu bir gece geçirdim.

Cumartesi gecesi Porto’nun Drago Stadı’nda sadece bir UEFA finali oynanmadı.

Futbolun geleceği açısından çok başka şeyler de oldu.

Yazının Devamını Oku

Bir milyon kişi beni karıma şikâyet etti

Geçen hafta “Hergele eşek” başlıklı bir yazı yazmıştım.

Twitter’da TT olmuştu.

Bu defa 10 saniyelik yarım kalmış bir cümle ile yine TT oldum.

Üstelik bu defa bir gece ve bir gün TT kaldım...

*

Olay perşembe akşamı bir arkadaşımdan gelen telefonla başladı:

“Sen gerçekten Tayyip Erdoğan büyük lider mi dedin?”

“Evet” dedim...

Şaşırdı... Herhalde

Yazının Devamını Oku

Bu bir final değil, seyircili sezonun açılışı

İngilizler dün itibariyla Avrupa’da duvarları yıktı ve pandemi sonrası futbol dönemini açtı.

İstanbul’dan neredeyse çalınarak Porto’ya ikram edilen final maçına içim buruk geldim. Ama iyi ki gelmişim. İnsanlar saha içindeki futbola susamış. Ama sokaklardaki heyecanına da susamış. Ve bilin ki sahaya dönen seyirci aynı seyirci olmayacak. Daha mı iyi olur daha mı kötü bilmiyorum ama, daha agresif bir seyirci görürsek kimse şaşırmasın.

Dün UEFA Şampiyonlar Ligi final maçı için Portekiz’in Porto şehrindeydim. Aslında İstanbul’da seyredeceğimiz bir final bizden neredeyse çalınarak Porto’ya ikram edilmişti. O nedenle biraz içim buruk geldim buraya. Ama iyi ki gelmişim... Maçın sahadaki ayrıntılarını yarın yazacağım. Bugün saha dışını yazayım.

MAÇA CHELSEA KULÜBÜ BiLETiYLE GiREBiLDiM

Portekiz’e gelişim kolay olmadı. Bilet bulmak hiç kolay değildi. Çünkü stada 16 bin 500 kişi alınacaktı. Son anda maça gitmekten vazgeçen bir Chelsea Kulübü üyesi arkadaşım sayesinde bilet bulabildim.

OTEL FiYATLARI FÜZE GiBi FIRLAMIŞ

İkincisi Portekiz’e giriş koşulları. Kimi, “karantina var” diyordu, kimi “Yok” diyordu. Ama hemen herkese göre Portekiz’e girmek için bir davet lazımdı. Onları da hallettik... Ama en zoru otel bulmaktı... Epeydir kapalı olan oteller, restoranlar sanki bir yılın parasını bir günde çıkarmak ister gibiydi. Sadece 3 metrekare otel odasının fiyatı 600 Euro’dan başlıyordu.

BEŞ UÇAK iNiNCE COViD DUVARI YIKILDI

Yazının Devamını Oku

Erdoğan telefonu kaldırıyor ve karşısında Beşar Esad var

Bugün size 2007 yılında bir gece, Türkiye Başbakanı’nın odasında yaşanan öyle bir olayı anlatacağım ki...

Şaşırıp kalacaksınız...

Ama önce dün dikkatimi çeken bir gelişme ile başlayayım.

*

Dün beni en şaşırtan haber İsrail’den geldi...



Yazının Devamını Oku

Biz 27 Mayıs'ı anarken hayırlı bir darbe oldu

Dün 27 Mayıs askeri darbesinin 61’inci yıl dönümüydü.

Türkiye’nin çeşitli yerlerinde toplantılar yapılıyordu.

En sembolik olan ise tabii ki, yargılamaların yapıldığı Yassıada’daydı.

Olay oradan Türkiye’yi sarsan YouTube videolarına geliyordu.

İşte tam o saatlerde dünyada herkesi şaşırtan bir başka darbe yaşandı.

Bir şirket içi darbe...

Ama darbe yapılan yer öyle bir şirketti ve darbeyi yapanlar da öyle kişilerdi ki...

Dünya ekonomisinde yeni bir çağ başlıyordu.

Yazının Devamını Oku

Kalbi Ege'de kalanlar ve İzmir artık tam kadro sahada

Önceki gece Olimpiyat Stadı’ndaki maç bittiğinde, Kahramanlar’da doğmuş bir İzmirli olarak hissiyatım şöyleydi

Bir tarafta Altınordu... Mahalleme yakın bir başka mahallenin takımı. Küçükken okul dönüşü hep top oynadığım halk sahasının ilk sahibi. Metin Oktay olmak isteyen çocukların hayal arenası. Büyük Altınordu... 1923’te kurulmuş, Süper Lig kurulduğunda ilk 16 takımdan biri olmuş, Cumhuriyet’le yaşıt bir kulüp. İzmir’in ‘Kırmızı Şeytanlar’ı.

Öteki ise Altay... İlkokulu okuduğum Gazi İlkokulu’nun, orta ve liseyi okuduğum Namık Kemal Lisesi’nin mahallesinin takımı. Ben İzmirsporluyum ama öte yanım İzmirli.

Ve maç bitti. Altay Süper Lig’de... Kazanan İzmir... Ama asıl kazanan Süper Lig. İzmir’siz bir Süper Lig hep eksikti. Göztepe geldi... Zenginleşti. Şimdi Altay geldi. Yani Alsancak. Ege modernitesi. Ve İzmir artık tam kadro sahada...

Tebrikler Büyük Altay. Tebrikler Mustafa Denizli. Altay’dan aldığın parayı Şehit Aileleri’ne bağışladığın için de ayrıca teşekkürler, benim sevgili arkadaşım. Tebrikler Alsancak, Birinci, İkinci Kordon, Mustafa Bey Caddesi, Gül Sokak. Sana da tebrikler Büyük Altınordu. Tebrikler İzmir. Tabii ki tebrikler Mustafa Hocamın Çeşmesi, Alaçatı’sı. Tabii basketboldaki başarısı ile tebrikler Karşıyaka...

Önümüzdeki sezon her takım iki defa İzmir’e gidecek... Emin olun ki Süper Lig bu sezon çok daha renkli olacak.

Yazının Devamını Oku

Bir gazeteci gözüyle dört başka gazeteci

1) Dün Sözcü gazetesinde yayınlanan iki yazı beni çok düşündürdü.

Konu Habertürk kanalında yayınlanan İçişleri Bakanı söyleşisiydi.

İki yazar kendi üsluplarıyla programa katılan gazetecileri eleştirmiş.

Emin Çölaşan neredeyse yerden yere vurmuş.

Deniz Zeyrek ise ılımlı bir üslupla eleştirmiş.

Bense farklı bakıyorum.

Önce bir risk analizi yapayım.

Habertürk’te gazetecilerin karşısına çıkmak İçişleri Bakanı

Yazının Devamını Oku