İşte Osmanlı tokadı tam da buna derler

Hani şu Kurtuluş Savaşı’nın kahramanı İsmet İnönü ve eşine o kapkara iftirayı atan hanımefendi vardı ya...

Hani her gün karşımıza geçip, kendini “Abdülhamid torunu” diye yutturup, yapmadık yalakalık bırakmayan kadın...

Sonunda gerçek bir Osmanlı kadını çıktı ve Yılmaz Özdil’e konuştu.

Meğer kendini hanedan torunu diye yutturmaya kalkan o sözde hanımefendiyi ailede ne tanıyan ne eden varmış.

Ama asıl önemlisi Abdülhamid’in gerçek torunlarının Cumhuriyet ve Atatürk için ne düşündüğünü birinci ağızdan öğrendik.

Ey bu ülkenin gençleri...

Cumhuriyet okullarında feyz alan çocuklarımız...

Padişah Abdülhamid’in gelini...

Yani, Osmanlı hanedanının sarayda doğan son şehzadesi ve hanedanın reisi Osman Ertuğrul’un...

Yani Osmanlı’yı anlatan iki dizi filmin hem Ertuğrul’unun, hem de Osman’ının adını taşıyan son şehzadesinin eşi Zeynep Osman çıktı...

Ve kıvırtmadan, oradan buradan dolaşarak değil, dimdirekt, apaçık konuştu...

İşte Osmanlı tokadı tam da buna derler

NAPOLYON’LA ABDÜLHAMİD’İ KARIŞTIRANA NE DİYEYİM Kİ

Zeynep Osman, önce, “Sultan Abdülhamid’in Napolyon’la aynı devirde yaşadığını sanan birine ne diyebilirim ki” dedi...

Arkasından “Ne kendisi ne babaları Sultan’ı ne görmüştür, ne tanımıştır” dedi...

Arkasından dedi ki:

“İsmet Paşa’ya bu itham çok ağrıma gitti.

Bu iftira yenir yutturulur bir lokma değildir... Aslı, esası yok. Çok hazin bir lakırdıdır bu...”

Yani arkadaş, Osmanlı hanedanının sarayda doğan son şehzadesinin eşi, İsmet İnönü ve eşine o kapkara iftirayı atan bu kadına açıkça “Sen yalancısın, iftiracısın” dedi.

Ama en önemli Osmanlı tokadını da sona bırakıyor...

“Türk olarak doğdum, Türk olarak öleceğim. Atatürk, Türk halkı için muhteşem bir liderdi. Ailemiz için çok kötü oldu ama Türkiye kazandı. Türk milleti kazandı. Mustafa Kemal olmasaydı İstanbul olmazdı. Memleketi kurtarmanın tek şekli Cumhuriyet’i kurmaktı.”

Ah benim cahil ve iftiracı kızım...

Şimdi bilmiyorum bu milletin yüzüne nasıl bakacaksın...

Sana tavsiyem bir burkanın içinden bak... Hiç olmazsa kendi yüzün görünmez...

KEŞKE DİYORUM... SADECE GERÇEK OSMANLI KONUŞSA

ZEYNEP Osman’ın söylediklerini okurken şunu düşündüm. Keşke o Osmanlı işportacısı bir kenara çekilse ve Osmanlı hanedanının gerçek üyeleri konuşsa...

Keşke bu iftiracı hanımefendinin gözümüzden düşürmeye çalıştığı Abdülhamid Han’ı bu insanların dilinden dinlesek... Belki o zaman kafamıza kazınmış bazı yanlış harfleri de kendi silgilerimizle silerdik.

HANGİSİ HANGİ İŞPORTA TEZGÂHINDA BAŞARILI

Güya imamı: Cübbeli Ahmet, saf vatandaşa cennetlik kefen satma işinde...

Güya saraylısı: O hanımefendi, hanedan kaftanı satma işinde...

Güya iş insanı Jet Fadıl: Maldivler’de devremülk cennet parseli işinde...


SEN... ADINI BİLMEDİĞİM O GİZLİ İNSAN, SANA DİYORUM

Olayı dün Posta gazetesinde okudum... Anzhela Pikhotska Ukraynalı bir anne...

Çocuğuna 4 aylıkken “immün yetmezlik” teşhisi koymuşlar.

Yani bağışıklık eksikliği... Nezle olsan yaşama şansın yok demek bu...

Çocuğa ilik nakli yapılması gerekiyor.Aramışlar her yere sormuşlar...

Antalya’da özel bir hastane bulmuşlar. İşte olay orada başlıyor.

Çocuğa ilik verecek bir “donör” bulunuyor...

O donörden alınan ilik naklediliyor ve küçük Yevanhelina kurtuluyor.

Annesi ve babası çocuklarını alıp Antalya’ya geliyorlar.

Ama donörün adı gizli...

Ancak iki yıl sonra açıklanacak.

Yavrusu kurtulan anneye soruyorlar.

O gizli insanı bulursan ne yapacaksın...

Cevabı şu:

“Ayaklarına kapanacağım ve ona diyeceğim ki...

Seni ve Türkiye’yi asla unutmayacağım...”

İşte ben de o gizli insan kimse... Ona sesleniyorum.

Helal olsun sana arkadaş...

Türkiye seninle gerçekten gurur duyuyor...

İşte Osmanlı tokadı tam da buna derler

ANONS

KAZANIRSAM KÜLLİYE’NİN MEŞRUİYETİ NE OLACAK

‘CUMHUR ittifakı’nın İstanbul adayı Binali Yıldırım önceki gün Ahmet Hakan’a konuştu.

Şimdi sıra ‘millet ittifakı’nın adayı Ekrem İmamoğlu’nda...

MEŞRUİYET TARTIŞMASI: CHP adayı Ekrem İmamoğlu İstanbul belediye başkanı seçilirse rejim ve meşruiyet tartışması açılacak mı?


PARKTAKİ MUHAFAZAKÂRA:
İstanbul parklarında dolaşan muhafazakâr insanlara, gençlere gönderdiği mesaj ne?

CAMİ İMAMLARINA: İstanbul’daki bütün cami imamlarına hangi mesajı tek tek elden gönderdi?

GİZLİ ANKET: Yaptırdığı ve sadece Kılıçdaroğlu’na gönderdiği ankette çıkan ve onu şaşırtan sonuç neydi?

HAYVANSEVERLERE: Beylikdüzü’nde açtığı “Patilere Özgürlük” parkını kim istediği için açtı?


TANZİM KUYRUĞU YOKLUK MU BOLLUK MU:
İstanbul’da tanzim satış kuyruklarında gördüğü vatandaşlar ona neyi hatırlattı?

METAL YORGUNLARINA: Metal yorgunluğu olanları rahatlatacak önerisi ne?

VAAT: İstanbullulara en büyük vaadi nedir?

-YARIN BU KÖŞEDE-

 

X

Dönekler ve hainler yeni bir sayfa açıyor

Şerefli bir “dönek”, gururlu bir “hain” olarak yine sahalara dönüyorum.

Hem de iki yüksek yerden aldığım izinle...

Biri “devlet başkanı”ndan...

Öteki “patron”dan...

İkisi de bana “Döneklik ve hainlik artık bütün dünyada şerefli bir payedir. Çık göğsünü gere gere halkın arasına gir” dediler.

Dün gece sabaha karşı cep telefonuma Deadline Hollywood haber sitesinden bir haber düştü.

ABD’nin eski başkanı Barack Obama ile ABD’nin en büyük rock şarkıcısı Bruce Springsteen Spotify üzerinden ortak bir podcast’e başladılar

Yani yaptıkları sohbeti şarkı gibi Spotify üzerinden streaming olarak yayınlıyorlar.

Yazının Devamını Oku

Cübbeli: Biri bana beleş bilet verirse ben de Mars'a giderim

1) Bu hafta sonu en büyük eğlencem Cübbeli Ahmet’in Mars “parodisiydi”...

Vallahi dinlerken yıkıldım...

Bir kere daha söylüyorum...

Cem Yılmaz pandemi dolayısıyla çekilince, stand-up sahnesi Cübbeli Ahmet Hoca’ya kaldı...

Yani kavuk ona geçti...

Allah için o da acayip bir performans sergiliyor...

Geçen hafta iki gelişme oldu.

Geçen perşembe akşamı NASA Mars’a

Yazının Devamını Oku

Dolunay ve kurt yüzyılı kapandı ekinoks ve cadı yüzyılı açılıyor

Önceki gün bir streaming platforma konan yeni “cadı” filmi “Discovery of Witches” bir “ekinoks” günü başlıyor.

Ekinoks, her yıl gündüz ile gecenin eşit olduğu güne verilen isim.

*

Yılda iki ekinoks var...

Biri 21 Mart ilkbahar ekinoksu...

Öteki ise 23 Eylül sonbahar ekinoksu...

Sözünü ettiğim cadılar dizisi bir sonbahar ekinoks günü başlıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Dikkat Kardashian'ın poposu başımıza büyük bir iş açabilir

Bugün cumartesi... O nedenle siyaseti bir yana bırakıp ciddi bir konuya giriyorum...

1. Ülke olarak başımızda büyük bir sorun patlamak üzere...

Ve bu sorunun adı “Brezilya poposu...”

Ama yavaş yavaş bu deyimin yerini “Kim Kardashian poposu” alıyor.

*

Bunun ilk işareti de dün İngiliz Guardian gazetesindeki tam sayfa bir haberle geldi...

Üstelik haberi New York Times gazetesi de duyurdu...

Diyeceğim “Kardashian’ın poposu” deyip dudak bükmeyin, konu ciddi konu.

*

Yazının Devamını Oku

Girit formülü ile yeniden 'takıma dönüş' fotoğrafı

Biliyorsunuz artık iyi bir “Savunma Bakanlığı internet sitesi” uzmanıyım.

En iyi okuduğum şey de bakanlık sitesine konan fotoğraflar...

Bu etkileyici fotoğrafı da dün Savunma Bakanlığı’nın web sitesinde gördüm.

*

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın makamını ilk defa bu kadar geniş bir kadrajla görüyoruz.

Fotoğrafta bakanın sağında Türk bayrağı, solunda ise NATO bayrağı görünüyor.

Arkada ise bir Atatürk portresi var.

Zaten sitenin sayfası da sol üste bir Atatürk fotoğrafı ile açılıyor.

Yazının Devamını Oku

'82'ncimiz gibi' bir şehir hakkında bilmediklerimiz

Türkiye’nin 81 vilayeti var...

Bir de “82’nci gibi” olanı...

Bir Türkiye şehri değil, ama bir Türk şehri gibi olmaya doğru hızla gidiyor.

Burası Suriye sınırları içindeki Afrin...

Bilmiyordum, meğer Türkiye bir süre önce bazı yabancı gazetecileri Suriye içinde Türk ordusunun kontrolündeki Afrin’e götürmüş.

Giden gazetecilerden ilk yazı dün New York Times’ta yayınlandı.

Bu şehir hakkında bilmediğimiz bazı şeyleri bu yazıdan öğrendim.

Ve öyle bir yazı ki...

Yazının Devamını Oku

Liberal arkadaş söyle bana bu 3 maddenin neyini tartışacağız

Günlerdir Ayasofya imamının sözlerini konuşuyoruz.

Nereden üzerine düştüyse durup dururken bir anayasa tartışması başlattı...

Allah’tan ne Cumhurbaşkanlığı, ne iktidar partisi ne de Diyanet bu tartışmaya girdi...

Ama baktım bugün muhalif diye bilinen bazı eski liberal yazarlar da “Anayasa’nın değişmez maddelerini tartışamazsak buna demokrasi denmez” demeye başladılar

Ben de diyorum ki:

İyi hadi gelin tartışalım... Tartışalım da neyi tartışacağız...

*

Madde 1 diyor ki: Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir...

Bunu mu tartışacağız?

Yazının Devamını Oku

CHP oylarımı bölmezse gelecek seçim iktidarım

Cumartesi akşamı Muharrem İnce aradı. Yalova’da oğlu ile birlikteymiş.

Tabii ki konu, onun için yazdığım şu sözlerdi:

“Seçim gecesi üç-beş saati yönetemeyen bir siyasetçi bir partiyi 360 gün nasıl yönetecek...”

Allah için Muharrem İnce’nin rahmetli Süleyman Demirel’e benzeyen bir tarafı var.

Alınmıyor, kızmıyor, küsmüyor...

Türk siyasetinde artık unutmaya başladığımız güzel bir meziyet bu.

Neyse, hemen söze girdi:

“Seçim gecesi için bana haksızlık ediliyor”

Yazının Devamını Oku

Yeni Türkiye'nin yeni fenomeni: VIP köpek

Evet başlıktaki ifade yanlış değil. “V.I.P Köpek”...

Türkiye’de geçen hafta V.I.P köpekler dönemi açıldı.

Size bu haberin hikâyesini ve perde arkasını yazayım.

*

Son yıllarda Türkiye’de en beğendiğim yeni markalardan biri Les Benjamins...

Gümüşhane kökenli bir ailenin çocuğu olan Bünyamin Aydın’ın yarattığı bir giyim markası.

Başlarda “Ottoman Punk” tarzı deniyordu.

Lüks sokak modasının önde gelen isimlerinden biri oldu.

Özellikle fesli James Dean desenleri falan bütün dünyada tutuldu.

Yazının Devamını Oku

Tam 60 yıldır hayır dediğim bir anayasal düzende yaşıyorum

Bakın şu gerçekleri alt alta yazdığımda, kendi açımdan ne kadar tuhaf bir durum ortaya çıkıyor.

- 73 yaşımdayım...

- Bugüne kadar oy verdiğim hiçbir parti iktidara gelemedi.

- Bugün “Türkiye Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi” sitesine girip TC Anayasası yazdığım zaman karşıma çıkan metnin üzerinde şu yazıyor:

“Kanun numarası: 2709

Kabul tarihi: 18/10/1982”...


Yazının Devamını Oku

İlk Türk 'Cacabey'i üzerine birkaç mütevazi tavsiye

Devlet Bahçeli “astronot” kelimesine Türkçe karşılık olarak “cacabey”i teklif etti.

Güzel isim ama itirazım var.

İngilizce veya başka Hint Avrupa dillerinde telaffuzu sorun yaratabilir.

“Kakabey” olarak söylenir ve bu da yanlış anlamalara yol açar...

Onlar eğlenir biz üzülürüz...



Yazının Devamını Oku

Ay'a sert inişe hazırlanırken her 100 Türk'ten kaçı 1969'da ABD'nin Ay'a gittiğine inanıyor

Başlık biraz spekülatif ama ne demek istediğimi birazdan anlayacaksınız.

Ama önce size önemli bir haber vereyim.

*

Türk “Silikon” dünyasında geçtiğimiz günlerde önemli bir gelişme daha oldu.

Dünyanın önde gelen dijital araştırma kuruluşlarından YouGov, Türkiye’de “Wizsight” adlı online araştırma şirketini satın aldı.

Wizsight 2017 yılında N. Özge Akçizmeci adlı genç bir girişimci tarafından kurulmuş bir startup şirket.

Böylece BluTV’nin yüzde 30 hissesinin bir dünya devi olan Discovery’ye satılmasından sonra ikinci bir Türk startup’ı daha dünya piyasasına girdi.

YouGov ilginç alanlarda online araştırmalar yapan bir şirket.

Yazının Devamını Oku

Patron bu milleti ortada bir yerde birleştirebilir mi

‘Big Lebowski’ filminin bardaki bilge adamı ne diyordu:

“Bazen bir ülkede bir adam gelir...”

Sonra birasından bir yudum alıp devam ediyordu:

“Bazen o ülkede bir adam daha gelir...”

Geçenlerde bu tiradı yazmıştım...

Amerika Birleşik Devletleri’nde bir adam geldi...

Ülkeyi tam ortasından ikiye böldü...

Şimdi bir adam daha geldi....

Yazının Devamını Oku

Vay canına benim burnum da soldan sağa doğru çarpıkmış

“‘Ne yapıyorsun’ diye sordu karım, aynanın önünde alışılmadık biçimde oyalandığımı görünce...

‘Hiç’ diye karşılık verdim. ‘Kendimce bakıyorum, burnuma, şu burun deliğimin içine basınca biraz acıyor da’...

Karım gülümsedi...

‘Ben de ne yana doğru çarpık diye bakıyorsun sandım’ dedi.

Kuyruğuna basılmış köpek gibi döndüm:

‘Çarpık mı? Benim burnum mu?’

Karım dingince:

‘Elbette canım, İyi bak: Sağa doğru çarpık...”

*

Yazının Devamını Oku

Türkiye'nin Hitler destekli ilk Afrodit tartışması: Kim ne dedi

Türkiye bundan 81 yıl önce tarihinin en ilginç müstehcenlik tartışmasını yaşadı.

Tartışmanın konusu “Afrodit” adlı bir kitaptı...

Yani Yunan mitolojisinin “Aşk ve güzellik tanrıçası” üzerine...

Daha doğrusu Fransız yazar Pierre Louys’un 1896 yılında yayınlanmış “Afrodit” adlı kitabı üzerine patlayan tartışmaydı bu.



*

Yazının Devamını Oku

Ayşe, Sibel ve Gülse tarihi mi değiştirdi

Ayşe’den kastım Ayşe Arman... Sibel Kekilli ve Gülse Birsel...

Önümde bir kitap duruyor.

Adı “Türkiye Tarihini Değiştiren 110 Kadın”...

Hürriyet’in eski yazıişleri müdürlerinden Doğan Satmış’ın kitabı.

*

Kendince Türkiye tarihini değiştiren 110 kadın belirlemiş ve hepsinin küçük birer portresini yazmış. Listeyi tek tek inceledim. Böyle seçimler çoğu kez keyfidir.

Yani her zaman bir “Bana göre” payı vardır.

Bu da öyle...

*

Yazının Devamını Oku

Sayın CEO beni ikna edin niye dijital bir göçmen olayım

WhatsApp öyle bir şey yaptı ki, hepimizi bir anda büyük düş kırıklığına uğrattı...

Ve kendimize yeni ve güvenli bir dijital ev aramaya başladık.

Türkiye’de iki isim öne çıktı.

Telegram ve BİP...

Telegram Rus asıllı bir adamın kurduğu haberleşme sistemiydi...

BİP ise milli ve yerli...

Turkcell’in bir hizmeti.

İşte bu arayış içinde vatandaş olarak gidip Turkcell’in CEO’su Murat Erkan’ı buldum.

Yazının Devamını Oku

Soldaki, sağdaki kim ve bu kare nerede çekildi

Muhtemelen ortadakini tanıyorsunuz.

Türkiye’nin Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy...

Yine muhtemelen bazılarınız soldakini tanıyor.

Aksiyon filmlerinin ünlü oyuncusu Jason Statham.

*

Gelelim en sağdakine.

O adam ünlü İngiliz sinema yönetmeni Guy Ritchie...

Bir kısmınız belki onu Madonna’nın eski kocası olarak biliyor.

Ama bizim gibi “kült sinema” tutkunları için o “Snatch” filminin olağanüstü yönetmeni Guy Ritchie...

Yazının Devamını Oku

50 yıl önceki filmden bugüne kalan bir afiş

Önceki akşam Boğaziçi Üniversitesi’ndeki olayları izlerken 50 yıl öncesine gittim.

20 Temmuz 1970...

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Abdülhamid zamanından kalma 1416 sayılı kanunu ile devlet bursu almışım...

O gün doktora eğitimi için Paris’e ayak bastım.

*

İlk işim iki filmi seyretmek oldu...

Biri “Woodstock”...

Öteki ise “Strawberry Statement”...

Fransızcaya

Yazının Devamını Oku