İlk gün: 'AKP içinden destek için çok sayıda mesaj geliyor'

Şimdi anlatacağım konuşmayı 3 gün geciktirerek yayınlıyorum.

İki nedenden dolayı bilerek erteledim.

Birincisi bu sözleri söyleyen Kılıçdaroğlu’ndan yazmak için izin istedim.

İkinci ve daha önemlisi ise...

Bu konuşmayı yılın ilk günü yayınlamak istedim.

Çünkü o felaket yılından sonra 2021’e umutla girmeyi arzuladım...

İlk gün: AKP içinden destek için çok sayıda mesaj geliyor

Geçen salı günü...

Yer Ankara’daki Ahmet Hamdi Akseki Camisi...

Geçen pazar kaybettiğimiz eski ODTÜ Rektörü Prof. Ahmet Acar’ın cenazesi kaldırılıyor.

Namazdan önce CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’la sohbet ediyoruz.

O sırada hafızamda iki konuşma var.

*

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan bir gün önce yılbaşı mesajında “2021 demokratik reform yılı olacak” demiş...

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise “2021 Avrupa Birliği ile ilişkilerin sıkılaştırılacağı yıl olacak” diyor...

Çevremde birçok insan “Geç bunları, hepsi lafta kalacak” diyor...

Bense inanmak, hem de yürekten inanmak istiyorum.

*

Kılıçdaroğlu’na “Sayın Genel Başkan siz de çıkıp kuvvetli bir şekilde ‘Bu reformları desteklemek için biz de hazırız’ mesajı verseniz” diyorum...

Çünkü kafamda 1990’lı yıllar var...

AB ile tam üyelik ve Gümrük Birliği müzakereleri sırasında gereken bütün yasal değişiklikler ve Anayasa değişiklikleri birkaç itiraz dışında neredeyse oybirliğiyle Meclis’ten geçmişti....

Ne büyük umut yıllarıydı onlar...

*

Kılıçdaroğlu beni çok umutlandıran bir şey söyledi:

“AKP içinden de destek vermemizi isteyen çok sayıda mesaj geliyor...”

Bu mesajları kim gönderiyorsa bütün kalbimle helal olsun diyorum...

İnşallah bu mesajlar daha korkusuzca ve açıktan da verilmeye başlanır...

*

Aldığım izlenim şu:

Kılıçdaroğlu, samimi ve gerçekçi bir demokratikleşme ve adalet reformu konusunda her türlü desteği vermeye hazır...

Tanıdığım Meral Akşener’in de farklı düşündüğünü sanmıyorum.

Yani Cumhurbaşkanı ve AKP reform konusunda samimiyse, arkasında kendini çok rahatlatacak bir destek bulabilir.

*

Bunu çok önemsiyorum...

Çünkü 2021 yılında kapımızda sandığımızdan çok ama çok fazla sorun var...

Dünyada neredeyse yapayalnızız...

Üstelik ilk defa “yayılmacılıkla” suçlandığımız bir dönem geliyor.

Bu yalnızlığı ve sorunları aşmanın tek ama tek yolu gerçek bir demokrasi ve adalet reformundan geçiyor.

İnsan hakları konusunda sahici adımlar...

İşte bunu umutla bekliyorum...

AMAN ABDULKADİR
‘HALKIN VERDİĞİ’ YETKİ Mİ PATRONUN VERDİĞİ KÖŞE Mİ

ABDULKADİR Selvi’nin dünkü yazısında bir cümle var ki...

Allaaahhh...

*

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ile polemiğe girmiş... Diyor ki:

“Ben yetkiyi Kılıçdaroğlu’ndan değil halktan aldım...”

Ben de, “Aman Abdulkadir aman haa” diyorum...

O nedenle bir abilik yapayım, epeydir gazete köşelerinde sürünen tecrübeli biri olarak şunu söyleyeyim:

“Abdulkadir kardeşim, yazdığın yer halktan aldığın yetki belgesi değil, patronun verdiği köşedir...”

*

Nasıl ki bir siyasetçi seçimde aldığı oyu, “Halkın kendisine 4 yıllığına ülkeyi yönetmesi için verdiği  izin” olarak değil de “Tanrı tarafından verilmiş bir misyon ve hak” olarak görmeye başladığı zaman demokraside işler hiç iyi gitmiyor demekse...

Bir gazeteci de yazdığı köşeyi “ilahi bir halk iradesi” olarak görmeye başladı mı...

Aman ha...

“Tanrıyazar” katına çıkmaya hazır bir ruh haline gelmiş demektir...

Orası da pek makbul bir makam değildir.

Sen mütevazı bir insansın... Aman dur, o çizgiyi geçme derim....

BU ADAM BENİ YILBAŞI GÜNÜ UYKUSUZ BIRAKTI

BÜTÜN dünyada 29 Aralık gecesi bir belgesel gösterime girdi.

Adı: “Sanpa: Sins of the Savior”.

Türkçeye şöyle çevirebilirsiniz:

“Sanpa: Bir Kurtarıcının Günahları...”

İlk gün: AKP içinden destek için çok sayıda mesaj geliyor

Adını hayatımda ilk defa duyduğum “Vicenzo Muccioli” adlı birinin hikâyesi...

Daha doğrusu onun kurduğu “uyuşturucu bağımlılığına karşı bir komünün” hikâyesi...

5 bölümlük bir belgesel...

Bana göre dünya belgesel film anlayışında bir dönemin başlangıcı bu film...

*

Konu şu: 1970’lerde İtalya’da aşırı sol ve sağ örgütler zirvede...

Bir yanda hippi akımları alıp başını gitmiş...

Ama asıl büyük tehlike uyuşturucu...

Hem de en ağırı...

Eroin...

*

İşte öyle bir dönemde Fellini’nin doğduğu ve Amarcord filminde anlattığı Rimini yakınındaki bir köyde küçük bir komün kuruluyor...

Uyuşturucu bağımlısı gençleri bu alışkanlıktan kurtarmak için kurulan biraz hippi tarzı bu komünü kuran adam da San Patrignano köyünde yaşayan Vincenzo Muccioli adında biri...

Dizi daha çok onun hikâyesi...

FELLİNİ’NİN ‘I VİTELLONİ’SİNDEN FIRLAMIŞ DAYAKÇI BİR KARAKTER

TİP olarak Fellini’nin “I Vitelloni” (Aylaklar)  filminden fırlamış biri...

Ama bağımlılıkla mücadelede kendine özgü yöntemleri var...

Komününe kabul ettiği gençlerin ayrılmasına izin vermiyor.

Kaçanlar yakalanıp geri getiriliyor...

Bu kişiler zincirle yataklarına bağlanıyor... Gerektiğinde dayak atılıyor.
Kızlarla erkeklerin romantik ilişki yaşamaları yasak.

İlk gün: AKP içinden destek için çok sayıda mesaj geliyor

İşte bu komün 20 yıl boyunca İtalya’nın hem uyuşturucu ile mücadelesinde, hem de hukuk sisteminde inanılmaz bir tartışmaya yol açıyor...

İnsanı uyuşturucu dramı, insanca yaşama hakkı ve hukuk arasında sıkıştırıp bırakan müthiş bir belgesel...

Daha iki gün evde kapalısınız...

Meraklısına tavsiye ederim.

*

Bakalım bu adam hakkında siz ne düşüreceksiniz?

Il Duçe döneminden kalma bir faşist mi?

Yoksa uyuşturucu ile en etkin mücadele yolunu bulmuş otoriter bir lider mi...

O KOMÜNÜN INSTAGRAM HESABINDA BİR DURUM VAR

SAN Patrignano’nun kurucusu artık hayatta değil...

Bir zamanlar çok tartışılan o kurum hâlâ çalışıyor.

Şimdi bambaşka bir hale gelmiş.

Instagram hesabına bakarsanız, efsane kurucusunu unutturmak ister gibi bir halleri var.

Ama ne yapsalar, o güçlü karakterin izlerini silemezler.

Kurum hâlâ o insanla tartışılıyor...

Üstelik ölümü üzerindeki sır perdesi hâlâ kalkmış değil. Ölüm nedeni ancak ağızdan kulağa fısıldanan bir sır olarak şehir hikâyesi halinde devam ediyor.

BU YILIN TÜRK VE YUNAN POPUNDA EN İYİ TOP 10

1- Sezen Aksu:  “Karşıyım”

2- Gripin: “Ebruli”

3- İkiye On Kala: “Kafamda Kentsel Dönüşümler”

4- Giorgio Sabanis:
“Agria Thalassa”

5- Didomido-Eglo G: “Nimet”

6- Ringo Jets-Hey Douglas: “Ayrılık Olsa Bile”

7- Salman Tin: “Rüzgâr Beni Savururken”

8- Ferhat Göçer: “Melankoli”

9- Selda Bağcan: “Ayrılık” (Yılmaz Karayalım remiks)

10- Tan Taşçı: “Git Gidebilirsen”

İlk gün: AKP içinden destek için çok sayıda mesaj geliyor

2020’NİN BATI POPUNDA TOP 10’U

1- The Weeknd:
“Blinding Lights.”     

2- Dua Lipa Dababy: “Levitating”

3-  Kygo Donna
Summer:
“Hot Stuff”

4- Vicente Fernandez: 
“Ya no insistas Corazon”

5- 24K Golden Ian
Dior:
“ Mood”

6- Idan Rachel Hevy
Levi:
Feker Li (remiks)

7- Shaggy, Sting:
“Angel” (Hot Shot 2020)

8- The Rolling Stones: “Living in the Ghost Town”

9- Hemi: “Higher”

10- Urban Love, Luca Ciacco: “Suedhead”

İlk gün: AKP içinden destek için çok sayıda mesaj geliyor

PİERRE CARDİN’İN BAŞINDA BİR TÜRK KAYYIM VARMIŞ

MODANIN dev ismi Pierre Cardin öldü...

Bence o “haute couture”ü icat edenlerden biriydi...

Benim lise ve üniversite yıllarımda erkek elbisesinin en üst markası oydu...

Veya Türkiye’de en bilinen ismiydi...

İlk gün: AKP içinden destek için çok sayıda mesaj geliyor

Ama en çok taklit edilen marka oldu...

Dün T24’te Barış Soydan’ın çok güzel bir yazısını okudum.

“Uçuk modacı Türkiye’de nasıl muhafazakâr tasarımcıya dönüştü” sorusunu sormuş.

Oradan öğrendim ki, Türkiye dahil 13 ülkede Pierre Cardin markasının lisansörü “Aydın Grup” adlı bir Türk şirketiymiş.

Bu grubun da FETÖ ile ilişkileri varmış.

Bu gruba 15 Temmuz’dan sonra TMSF tarafından el konulup başına kayyım atanmış.

Grup da Pierre Cardin markası altında muhafazakâr bir müşteriye yönelmiş.

Assoulin yayınlarından çıkan Pierre Cardin kitabının kapağındaki bu deseni çok sevmiştim.

Modernitenin temsilcisiydi bir zamanlar.

Demek ki markaların da bir alın yazısı varmış.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Bir selfie fotoğrafı ve üç gün önce atılan bir tweet

Önümüzdeki not defterinde iki tarih var...

Biri 11 Ocak 2021...

Yani geçen pazartesi günü...

Öteki ise bundan 3 gün öncesine ait...

Yani 8 Ocak 2021...

Önce ikincisinden başlayayım...

Gördüğünüz bu fotoğraf geçen pazartesi günü Kahire’de çekildi... Eminim MİT’in elinde de vardır, çünkü açık istihbarattan gelen bir fotoğraf...

Dikkatle bakarsanız arka planda 4 bayrak göreceksiniz...

Yazının Devamını Oku

Bugün ayaktaysa kendisi ve bu iki insan sayesinde

Dün Posta gazetesinin manşeti şöyleydi:

“Ebru’nun zaferi”...

Aslında, bu başlığı Adnancı çetenin mahkûm olduğu gün ben atmalıydım...

Ama Posta’yı kutluyorum...

Benim 25 yıldır takip ettiğim bir olaydı bu...

Adnancı zalimlerin “Adnan Hoca” olduğu günlerde, herkesin ondan korkup sindiği günlerde, onun zulmüne uğrayıp da tek başına mücadele eden bir kadın vardı.

Adı Ebru Şimşek...

Bu çete ona yapmadığı zulmü bırakmamıştı...

Yazının Devamını Oku

Hangisi fazla: 'Önce Türküm' diyen mi 'Elhamdülillah Müslümanım' diyen mi

Kadir Has Üniversitesi’nin her yıl yaptığı “Türkiye’nin eğilimleri” araştırmasının sonuçları 7 Ocak günü yayınlandı.

Her yıl olduğu gibi sonuçları bir sosyolog gözüyle ilgiyle okudum.

Araştırmanın siyasi sonuçlarına hiç girmeyeceğim...

Çünkü beni hiç ilgilendirmiyor.

Ama sosyal ve kültürel sonuçlarında çok çarpıcı bazı öyle ilginç rakamlar var ki, işte onları anlatmak istiyorum.

Belki 2023 seçimleri için partilere yol gösterebilir.

En ilgincinden başlayayım.

SORU ŞU:

Yazının Devamını Oku

Klarnet: Dış politikanın yükselen yumuşak gücü

Son zamanlarda Milli Savunma Bakanlığı’nın internet sitesinin müdavimi oldum.

Çünkü Türk dış politikasının en gizli nabzı orada atıyor....

Özellikle Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın dış gezilerinde...

Bakanlık sitesi arşivine konan bu gezilere ait görüntüler, gazete ve televizyon haberlerine pek yansımayan “yeni trendleri” anlatıyor...

Şu an önümde son iki geziye ait görüntüler var...

Birincisi Libya’dan...

Savunma Bakanı geçenlerde Libya’yı ziyaret etti...

Orada düzenlenen gecenin en vurucu cümlesini gazetelerde ve internet sitelerinde okuduk.

Yazının Devamını Oku

WhatsApp kâbusu-Neee o çıplak fotoğrafları başkalarına mı vereceksin

Herkesin kulaktan kulağa sorduğu soruyu ben açıkça sorayım: Hani pandemi sırasında erkek WhatsApp gruplarında karşılıklı atılan o çıplak kadın fotoğrafları var ya...

Yapılan o erkek geyikleri...

Hani bir uçtan ötekine şifreli diye fantezi meraklılarının yaptığı o anatomik paylaşımlar...

Kadınlar, siyasetçiler hakkında o yazılıp çizilen fıkralar...

Paylaşılan siyasi karikatürler...

Normal sohbetlerimizde ağzımıza almayacağımız ifadeler, kavramlar, küfürler...


Yazının Devamını Oku

O dört saatte beni en çok şaşırtan şey

İki gündür önümdeki iki fotoğrafa bakıp bakıp soruyorum...

O iki fotoğraf şu:

Sakallı bir adam, Senato başkanının koltuğunda oturuyor...

Bir başka sakallı adam da Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin koltuğunda...



Pişmiş kelle gibi sırıtıyorlar...

Yazının Devamını Oku

Bir gün herkes o koltuktan kalkmayı tadacak ama nasıl

Amerikan Senatosu’nun seçilmiş insanları, alenen kışkırtılmış kadınların ve adamların saldırısına uğradığı sırada...

Avrupa’nın seçilmiş insanlarından birinden şu Twitter mesajı geldi:

“Şundan emin olun. Benim başbakanlıktan ayrılmam çok sıradan ve sıkıcı bir şekilde olacaktır...”

Mesajın altında, Almanya’nın seçilmiş başbakanı ve şu an dünyanın en başarılı lideri sayılan Angela Merkel’in adı vardı.  

Hesap gerçekten onun mu, yoksa birisi onun adına şaka mı yapıyor tam öğrenemedim...

Ama hepimiz biliyoruz ki, onun görevden ayrılması gerçekten çok sıradan bir şekilde olacak...

Nasıl mı?

*

Yazının Devamını Oku

Bir Big Lebowski atasözü: Bir gün bir adam gelir ve

Benim kült filmim “Big Lebowski”nin 3 bowlingci kahramanının yanında, bir de yan karakteri var...

Onun adı yok...

Sadece “The Stranger”, yani “Yabancı” diye biliyoruz...

Arada bir bowling salonunun barında tek başına otururken görürüz onu...

Genellikle de Jeffrey Lebowski’ye ettiği büyük laflarıyla hatırlarız...

Mesela aklımdan hiç çıkmayan şu lafı:

“Bir ülkede bazen bir adam gelir ve...”

“Yabancı” 

Yazının Devamını Oku

Steve Jobs'un dediği olsaydı pandemide kaç video gelirdi

Son zamanlarda başladığım “podcast sohbetler”de bugün konuğum özel sektörün en büyük enerji dağıtım şirketlerinden biri olan EnerjiSA’nın CEO’su Murat Pınar...

Epeydir aradığım bir insandı.

Çünkü elinde müthiş bir veri tabanı var.

20 milyon müşteriye hizmet götürüyor. 11 bin çalışanı var.

Dolayısıyla pandemi sırasında kim ne tüketti, ne kadar evde oturdu, ne harcadı, bugün durum ne herkesten iyi biliyor.

Karşımda uzun saçları ve hali tavrı ile klasik bir enerji şirketinden çok Silikon Vadisi’nde yükselen bir startup tipi duruyor.  


Murat Pınar

Türkiye hakkında ona sormak istediğim çok şey var.

Yazının Devamını Oku

Bu Müslüman kadın 9 Şubat'ta çok önemli bir işi başaracak

Biz Boğaziçi rektörünü tartışırken 9 Şubat günü uzayda çok ilginç bir şey olacak.

Mini Cooper araba büyüklüğünde bir araç Mars’ın yörüngesine oturacak.

Ve bu, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) uzaya gönderdiği bir araç olacak.

Aracın adı “Hope”.

Yani “Umut”.

Tarihte ilk defa Müslüman bir ülkenin uzaya attığı araç böylesine ileri bir noktaya gidiyor...

Üstelik güzel bir haber daha var. Birleşik Arap Emirlikleri’nde bu bilimsel Mars projesinin başında 33 yaşında bir kadın var.

Adı

Yazının Devamını Oku

Yatak odasında devrim yapan bir kadının 14 ve 51 numaralı sorusu

Geçtiğimiz 9 Eylül 2020 günü Londra’da bir kadın öldü...

77 yaşındaydı...

Geçen yılın sessiz ölümlerinden biriydi... Ama, bu dünyadan ayrılırken arkasında çok gürültülü bir yakın geçmiş bırakmıştı...

Simone de Beauvoir’larla başlayan “birinci dalga feminizm”in, ikinci dalga sörfçülerinden biriydi...

Ve o kadın bizim erkek neslimizin dimağına çok korkutucu iki soruyu sokmuştu...



Yazının Devamını Oku

Fikri kardeşim başörtüsü flama da, kimin flaması

Önceki gün şunu artık iyice anladım...

Bu ülkenin iyiye gitmesi için...

Şu Allah’ın belası kutuplaşmadan kurtulması için...

Allah rızası için...

Bazı tipleri televizyonda canlı yayına katiyen çıkarmamak gerekiyor...



Yazının Devamını Oku

Türkiye'nin en güzel yeni yıl kartpostalı

Önceki gün arkadaşım Ahmet Acar’ın cenazesine katılmak için arabayla Ankara’ya gidip geldik...

İlk defa Kuzey Marmara otoyolunu kullandım...

İstanbul dışına çıkışı çok kolaylaştırmış...

Yolu en az 30-40 dakika kısaltıyor.

İstanbul’a dönüşte, bugüne kadar bana en çok heyecan veren duvar resimlerinden birine rastladım.

“Pasific” benzin istasyonunun market duvarına çizilmiş olağanüstü bir Türk bayrağıydı bu...

Kim çizdiyse gerçekten çok başarılı...

Bayrağın dalgalanışına o kadar güzel bir hareket vermiş ki, insan önünde durup fotoğraf çektirmeden geçemiyor....

Yazının Devamını Oku

Beluga balinası ve Amur kaplanı ile uyuyan hücrelere mesaj mı

Dün Rusya Devlet Başkanlığı’nın internet sitesinde dolaşırken çok ilginç bir şeyle karşılaştım.

Biliyorum bazılarınızın aklına hemen şu soru gelecek.

“Ne işin var senin oralarda?”

Sedat Ergin soktu kanıma bunu...

Biliyorsunuz, o, başlığında “resmi” kelimesi bulunan her devlet sitesini ziyaret eder.

Tabii ki, onun Rusya resmi internet sitesine girip dolaşması ile benimki arasında esaslı bir fark var.

Onun ilgi alanı “Diplomatik belgeler”, “Resmi heyetler arasındaki görüşmeler” ve “Dokümanlar” bölümü olur...

Ya ben Rusya Devlet Başkanı’nın sitesine girersem ne görürüm?

Yazının Devamını Oku

Kaybettiğim bir tebessüm ve en güzel komşularımız

‘Hayatın şeyleri” bazen insanı en hazırlıksız anında yakalar...

Kendinizi mütevazı ve sakin bir yılbaşına hazırlarken çalar birden kapınızı...

En hazırlıksız olanı ise yüzünüzdür öyle anlarda...

O yüz ne hissettiğini anlatamayacak kadar çaresizdir çünkü...

Pazar akşamı işte böyle oldu...

Hiç beklemediğimiz, en hazırlıksız anımızda öğrendik oda arkadaşımın ölümünü...

ODTÜ’nün eski rektörü Prof. Dr. Ahmet Acar benim ilk akademik yoldaşımdı...

Aynı yıl yurtdışından dönüp, Hacettepe Üniversitesi Sosyal ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü’nde göreve başladık....

Yazının Devamını Oku

26 yaşındaki David mi 70'lik ben mi daha yakışıklı

Michelangelo, David heykelini yaptığında 26 yaşındaydı...

Tahmin ediyorum yaptığı heykel de anatomik olarak 20-30 yaşlarında bir erkektir...

Biliyorum başlıktaki soruyu okuduğunuz an, “Yine ne saçmalamış” diyeceksiniz...

Hayır ciddiyim...

O nedenle, soruyu yeniden soruyorum:

Evrensel güzellik ölçülerine vurursanız, Michelangelo’nun David heykelindeki erkek mi daha güzel ben mi...

*

Hiç kuşkusuz David de kusursuz bir erkek değildi... Başı normalden büyük, elleri de öyle...

Genital organı küçük...

Yazının Devamını Oku

Dün Metin Akpınar'ı arayıp şu soruyu sordum

Önceki gün Metin Akpınar’ın mahkeme koridorundaki fotoğrafı çok dokundu bana...

Bir bankın ucunda yapayalnız oturuyordu...

1970’lerin terör yıllarına döndüm...

Sonra 1980’li yıllara...

12 Eylül’ün o karanlığında bile siyasi hicivleri, mizahı ile bizi gülümseterek, kahkahalar attırarak dayanma gücümüzü nasıl arttırdıklarını hatırladım...



Yazının Devamını Oku

Müslüman bir ülkede kadın içmeyi mi içki yapıp satmayı mı daha çok sever

Sizce Türkiye’nin en büyük içki gruplarından birinin CEO’su hangi şehirden bir insandır?

İzmir? İstanbul... Antalya... Edirne...

Yanıldınız...

Dünyanın en büyük iki içki grubundan biri olan “Pernod-Ricard”ın Türkiye, Afrika ve Ortadoğu (MENAT) bölgesinden sorumlu CEO’su Selçuk Tümay, Karaman doğumlu...

Yani eskiden Konya Karaman diye bildiğimiz şehirden...

O zaman geleyim ikinci soruya...

Pernod-Ricard grubunun, daha çok Müslüman ülkeleri kapsayan “Ortadoğu, Afrika ve Türkiye” bölümünün yönetim kurulunda sizce kimler vardır?

Sakın “İçmeyi seven erkekler” demeyin...

Yazının Devamını Oku

En sempatik paparazzi o kareyi gerçekten çekti mi

Yazının ilk başlığını şöyle atmıştım.

“Dünyanın en sempatik tabutçu paparazzisi...”

Ve yazıya şöyle başlamıştım:

“Sakın ola başlıktaki ‘tabutçu’ lafına takılmayın.”

*

Bugün çok üzgünüm...

Çünkü bir magazinci olarak, Türkiye’nin en sempatik en renkli magazincilerinden birini kaybettik...

Adı Zozo Toledo’ydu...

Ama aslında ne adı Zozo’ydu...

Yazının Devamını Oku