GeriErtuğrul ÖZKÖK İlginç bir soru: Pülümür ve Fatih'te neler oluyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İlginç bir soru: Pülümür ve Fatih'te neler oluyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin 2023 yılına kadarki görünümünü kökten etkileyebilecek “reform tasarısı”nı bugün açıklayacak.

Adalet, demokrasi ve insan hakları reformu...

Tabii bu reform aynı zamanda ifade ve haber alma özgürlüklerinin de çerçevesini çizecek...

İşte böyle bir günde ben de size Türkiye’nin “haber coğrafyasını” anlatan bir çalışmadan söz edeceğim.

*

Hürriyet İnternet’in eski yöneticisi Emre Kızılkaya dün ilginç bir çalışmanın sonuçlarını açıkladı.

Kızılkaya ve arkadaşları 2 hafta boyunca Türkiye’de yayınlanan 1.1 milyon haberi inceleyip analizini yapmışlar.

Türkiye’de 19 ulusal, 165 ise yerel TV kanalı var...

Devlet kontrolünde ise 13 TV kanalı bulunuyor...

Biz medya diye bakınca her gün bunları görüyoruz...

Ancak bu buzdağının altında bir başka medya ağı var ki...

İşte orada ne olduğunu bilemiyoruz...

*

Bu araştırmadan öğrendiğimize göre halen Türkiye’de 10 bin internet haber sitesi var...

Bunların içinde Hürriyet, TV24, Odatv gibi büyük siteler olduğu gibi çok küçük yerel siteler de yer alıyor.

Bunların 6 bin 500’ü günlük olarak faal site...

İşte bu siteler iki hafta boyunca 1.1 milyon haber yayınlamış...

*

Bir karşılaştırma yapabilmeniz için şöyle bir örnek vereyim.

Hürriyet gibi bir internet sitesi günde 900 civarında haber veriyor...

Bu da, gözümüzün önündeki büyük medyanın dışında, yani buzdağının altında nasıl bir haber ağının daha var olduğunu gösteriyor.

*

Ama Türkiye’nin bu gizli haber coğrafyasında “haber çölleri” de var...

Bir de açıklanması güç “Haber vahaları...”

Mesela Fatih ve Pülümür...

TÜRKİYE’NİN İKİ HABER VAHASI VE ÜÇ BÜYÜK ‘HABER ÇÖLÜ’

Araştırmanın sonuçları şöyle:

Bu 6 bin 500 internet sitesinin yayınladığı haberlerin yüzde 85’i kendi ürettiği orijinal haber değil, başkasından alıp yayınladığı haberlerden oluşuyor.

Türkiye’nin haber bakımından çok zayıf, üç büyük “haber çölü” var...

Bunlar İç Ege, İç Anadolu ve Kuzey Doğu Anadolu. Yani Doğu Karadeniz.

Buna karşılık iki de sürpriz sayılabilecek “haber vahası” bulunuyor.

Bunlar Tunceli-Sivas-Elazığ üçgeni ile Hakkâri-Van bölgesi.

Bu iki bölge ile ilgili hem çok hem de orijinal haber yayınlanıyor.

Bir başka sürpriz de şu.

Türkiye’nin haber bakımından en zengin ilçesi İstanbul’un Fatih’i...

İkinci bir sürpriz ise Tunceli’nin Pülümür ilçesi...

Bu ilçe ile ilgili haber ve orijinal haber sayısının bolluğu araştırmacıların dikkatini çekmiş.

İlçelerin haber çölü veya vahası oluşunu belirleyen faktörlerin ne olduğu bilinmiyor.

Mesela Ankara’da Şereflikoçhisar haber bakımından bir çölken, yanı başındaki Evren ilçesi ise bir haber vahası...

İzmir’de ise Çeşme Yarımadası’ndaki Karaburun, Urla gibi ilçelerle ilgili haber sayısı, Konak gibi merkez ilçelerden fazla.

Sonuç: İktidarlar gözlerinin önündeki medyaya, köşe yazarlarının yazdıklarına, manşetlere bakıp duruma hâkim olup olmadıklarına karar veriyor.

Ama bu medya buzdağının altında göremedikleri, görseler bile açıklamakta zorluk çekecekleri gri bölgeler var.

O GECE NBA MAÇLARI VARKEN BEN 4 BOKS MAÇI SEYRETTİM

ÖNCE şu harika fotoğraftan başlayayım.

Bu fotoğraf geçen hafta Vanity Fair dergisi tarafından yayınlandı.

Dergi her yıl çok ünlü fotoğrafçılara geleneksel bir Hollywood tasarımı yaptırıyor.

İlginç bir soru: Pülümür ve Fatihte neler oluyor

Bu yılın iki ana modeli Charlize Theron ve “Euphoria” dizisi ile en genç Emmy ödülü alan sanatçı olan Zendaya idi...

Charlize Theron’un fotoğrafı işte böyle ringe dayanmış bir boksör olarak tasarlanmıştı.

Çok güzel bir fotoğrafı dünyanın en tanınmış sanatçılarından ikisi, Maurizio Cattelan ve Pierpaolo Ferrari birlikte tasarlayıp çekmişler.

*

Cumartesiyi pazara bağlayan gece hayatımda hiç yapmadığım bir şeyi yaptım ve üst üste 4 boks maçının canlı yayınını izledim.

Nedeni tarihimizde ilk defa bir Türk boksörünün Dünya Süper Orta Sıklet unvan maçına çıkmasıydı.

Karşısında bu unvanın sahibi Meksikalı Canelo Alvarez vardı.

*

Boksörümüz yenildi ama böyle bir unvan maçına çıkabilmek bile büyük başarıydı.

Boks giderek yükselen bir seyirlik spor haline geliyor.

Yine de itiraf edeyim ki maçı seyrederken zaman zaman gözümün önüne Charlize Theron’un bu fotoğrafı gelmedi değil...

İlginç bir soru: Pülümür ve Fatihte neler oluyor


TOM VE JERRY’NİN PANDEMİ DÖNÜŞÜ MUHTEŞEM OLDU

Bu hafta sonunun en umut verici haberi Çin’de sinema salonlarının kuvvetli bir “dönüş” sinyali vermesi oldu.

Çin’in “yeni yıl” tatili vardı ve Warner Bros’un “Tom ve Jerry” filmi hafta sonunda bütün dünyada 33 milyon dolarlık hasılat yaptı.

Filmi izlemedim ama tanıtımını gördüm ve yazıları okudum.

“Tom ve Jerry” çizgi filmin en büyük klasiklerinden biri.

Eski filmleri hiç bıkmadan hâlâ seyrediyor ve çok gülüyorum. Bu defa gerçek karakterlerle, çizgi karakterleri bir araya getiren bir film yapılmış.

Lüks ve büyük bir otelde geçiyor.

Yine çok eğlenceliydi...

BİR KRİPTO PARA CÜZDANINA BU KADAR KÖTÜ İNSAN NASIL SIĞAR

HAZİNE ve Maliye Bakanlığı dün “kripto paralarla” ilgili bir uyarı yaptı.

Bütün dünyada Bitcoin gibi kripto paralarla ilgili endişelerin ortaya çıktığı, Türkiye’nin de buna katıldığı belirtildi.

Tesadüf ya ben de bir gece önce streaming platformlardan birinde bu konuyu işleyen güzel bir entrika ve polisiyeyi izliyordum.

Dizinin adı “Startup”... “Gencoin” adlı kripto para yazılımı yapan genç bir kızın şirketini kurma çabası etrafında geçiyor.

Miami’nin “Paralel Wall Street” denilen bir bölgesinde bankacıların, yatırım şirketlerinin, polisin, FBI’ın, yerel mafyaların ve her türlü üçkâğıdın karıştığı bir entrika...

Herkes kötü...

Dizi üçüncü sezonuna geldi. Ben birinciden başladım ve çok iyi gidiyor. İkinci sezonda işin içine Rus mafyası da girince belli ki işler daha kanlı ve feci bir hal alacak.

URLA GASTRONOMİSİ
BERGAMA TULUMU, KONYA ‘OBRUK’U ARPA ŞEHRİYE PAYELLASI VE BARBUNYA

BU hafta sonu Urla’nın yükselen bölgesi Kuşçular’ın yeni ve yükselen yıldızı olarak görülen “Teruar Urla”daydım...

Urla Şarapçılık bağlarına bakan, öteki tarafında ise ormanlarla çevrili bu yeni mekân 7 odalı bir butik otel. Ama asıl özelliğini, önümüzdeki yıllarda adını çok işiteceğimiz genç bir şefin restoranından alıyor.

Osman Serdaroğlu’nun ilginç bir kariyeri var... Yeditepe Üniversitesi’nde bilişim okumuş.

Sonra “Mutfak Sanatları Akademisi”nde 6 aylık kursa katılmış.

Sonra İtalya’da Parma’da “International School of Italian Cusine”e gitmiş. Napoli ve Sicilya’da iki Michelin yıldızlı restoranlarda çalışmış. Şimdi Urla’da kendi restoranının başında...

“Od Urla”, “Vino Locale”, “Hiç” gibi yıldızlaşmış isimlerden sonra bölgenin imajını bir adım öteye götürecek yeni bir mekân burası...

Sakin bir tasarım, müthiş açık bir mutfak... Genç aşçılar... Beni çok etkileyen müthiş bir modernite...

Ve harika hafif bir jazzy ortam.

Burada son yılların en güzel ve orijinal mönülerinden birini yedim.

İlginç bir soru: Pülümür ve Fatihte neler oluyor

ORİJİNAL MÖNÜ
BİR TÜRK BLENDİ: URLA BURRATASI

RESTORAN pandemi nedeniyle kapalı...

Ancak mutfakta herkes maskeleri ile “postkorona” döneme hazırlanıyor.

Birlikte bir arkadaş yemeği yedik. Mönü gerçekten orijinaldi.

Girişte İzmir Bergama tulumpeyniri ve Konya obruk peynirinin karışımı ile hazırlanmış çok orijinal bir antre vardı.

İkisinin blendi ortaya Türk usulü harika bir burrata çıkarmıştı ki... Gerçek burratadan daha çok keyif aldım.

“Tire çamuru” adını ilk defa orada duydum.

Çok değişik bir Tire peyniri...

Levrek karpaçyo... Artık bu bölgenin klasiği haline geldi. Çok ama çok başarılıydı.

İkinci yemek olarak arpa şehriye ile yapılmış bir paella yedik.

Tam anlamıyla “Urlalaştırılmış bir paella” idi ve çok lezzetliydi.

Ana yemek “Patates püre üzerinde derisi ile barbunya balıktı”...

Dünyada en sevdiğim balık... Ancak derisi ile bu kadar zarif servis edilebilir.

Tadı mükemmeldi...

Abartmıyorum benim gözümde rahatlıkla Michelin yıldızı alabilecek bir şef ve mönü...

Tabii ki Urla’da Urla şarabı içilir... Öyle yaptık.

KATKIDA BULUNANLAR
Sayfa Editörü: Firuzan Demir
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama: Selma Songül Zengin

X

Türkiye'nin çaresiz ev kadını hangi okula rüşvet verirdi

Aslında yazının gerçek başlığı şu:

“Türkiye’nin Ivy League okulları hangisidir...”

O nedenle, araya “Çaresiz ev kadını” ifadesinin girmesinin hikâyesiyle başlayayım.

*

Geçen ay bir streaming platformunda, ABD’de 2019 yılında yaşanan “üniversiteye giriş” skandalıyla ilgili belgeseli seyrediyordum.

ABD’nin önde gelen bazı varlıklı ve şöhretli aileleri çocuklarını en iyi üniversitelere sokmak için rüşvet tezgâhını kurmuş biri aracılığıyla bal gibi rüşvet anlamına gelecek paralar harcıyorlar.

*

Onlardan biri de “Çaresiz Ev Kadınları” dizisinde Lynette Scavo rolünü oynayan oyuncu Felicity Huffman...

Emmy, Altın Küre, SAG ödülleri var

Yazının Devamını Oku

Kim bu 'esrarengiz' Boğaziçili 'sıçan' M.B.

Hürriyet yazarı İhsan Yılmaz, Oğuz Atay’ın kayıp günlüğü olayını gündeme getirip, ben de perde arkasını yazınca, “Upper Cihangir” dünyası karıştı.

Gerçi, onunla ilgili sadece kendilerinin konuşma hakkı bulunduğuna inanan bazı çevreler, “Ne alakası var Oğuz Atay’ın Cihangir’le” deyip durmadan bana yükleniyorlar...

Merakınızı tatmin edeyim. Hepsi biliyor ki “Upper Cihangir” lafını sembolik olarak kullanıyorum...

*

(Bu arada Cihangir ahalisi galiba bu “Upper” lafından pek hazzetmedi ki, mahalle baskısı yapmış olmalılar ki, bu kavramın mucidi T24’in düzeyli magazin yazarı Tuğrul Eryılmaz da artık sadece “Cihangir” diye yazmaya başladı.)

Neyse asıl konuya gelelim...

Geçen cumartesi T24’te Ayça Atikoğlu’nun bir yazıyla bu “Upper Cihangir polisiyesinin” ikinci sezonu da yayına girdi.

Türkiye’nin

Yazının Devamını Oku

O 19 ölü nitrojen dolu 22 cam lahitin laneti mi

Geçen hafta tüm dünya pandemi ile boğuşurken Mısır 3 Nisan gecesi bütün dünyayı şaşırtan bir şey yaptı.

Tahrir Meydanı’ndaki Milli Müze’de bulunan, eski Mısır hanedanına ait 22 mumyayı yeni inşa edilen Mısır Medeniyetleri Müzesi’ne nakletti...

*

18 kral, 4 kraliçeye ait 22 mumya, nitrojenle doldurulmuş cam lahitlere konup büyük ve çok renkli bir törenle yeni yerine götürüldü.

22 lahit 5 kilometrelik yolu 40 dakikada geçti...

*

Bu, mumyaların ikinci yolculuğuydu.

Mısır hanedanlarına ait bu mumyalar 100 yıl önce Luksor’dan Kahire’ye getirilmişti...

Nakledilenler arasında bütün dünyanın bildiği İkinci Ramses ile Mısır tarihinin en başarılı kraliçesi olarak bilinen Hatshepsut’un mumyaları da vardı.

Yazının Devamını Oku

İmamı kim istifa ettirdi Türkiye'nin makul aklı mı

Ayasofya imamı sonunda istifa etti...

İstifasında “Kendi isteği ile ayrıldığı” belirtiliyor...

Ama artık orada kendine üç-beş trol dışında müttefik bulamadığı herkesin bildiği bir sırdı...

Bütün dünyanın gözü üzerinde bulunan bir mabetten her gün tuhaf seslerin yükselmesinin hiçbir makul AKP’linin de hoşuna gitmeyeceği bir gerçekti.

Nitekim ilk tepki AKP milletvekili Özlem Zengin’den geldi...

Sonra AKP’nin ağır toplarından da sesler yükseldi...

Sonunda ayrılmak zorunda kaldı ve çok hayırlı bir iş oldu...

İstifasını bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın istediği de yazıldı, söylendi.

Yazının Devamını Oku

CHP'li kayınpederim o 2 takunyalı hakkında bana neler anlatmıştı

Kayınpederim rahmetli Hüdai Oral, köklü bir CHP’li ailenin üyesiydi.

Beş dönem CHP milletvekilliği yapmıştı.

Babası CHP’nin tek parti dönemi Denizli il başkanıydı...

Ayrıca 1950 öncesi milletvekiliydi.

Kızının Adnan Menderes hayranı, koyu Demokrat Partili bir ailenin sonradan solcu olmuş oğluyla evlenmesini son derece normal karşılamıştı.

Hüdai Oral 1961 yılında kurulan İsmet İnönü hükümetinin en genç bakanıydı.

İnönü onu Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olarak görevlendirmişti.

O güne kadar öyle bir bakanlık yok...

Yazının Devamını Oku

Bu bir haber mi, fazla oldunuz sinyali mi

“Haber” desem...

Değil...

“Analiz” desem o da değil...

Öyleyse ne?

“Ayağınızı denk alın” uyarısı mı...

Önce neden söz ettiğimi anlatayım.

Dün, dünyanın önde gelen ekonomik medyalarından biri olan Bloomberg’de tuhaf bir yazı yayınlandı.

Yazının konusu Türkiye’de Bayraktar grubunun ürettiği SİHA’lardı...

Yazının Devamını Oku

Ya seçilmişlere her gün haddini bildiren o atanmış memurlar

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener bir süredir beni de düşündüren önemli bir noktaya dikkati çekti.

Emekli WhatsApp’çı amirallerin yaptığı düşüncesizce işe tepki koyarken, çok yapıcı iki uyarıda da bulundu.

*

Bildiri yayınlayan amirallerin 10’unun o eski kötü alışkanlıkları hatırlatan biçimde sabah evlerinden alınmalarına tepki gösterdi.

Gözaltına alınmalarına karşı çıktı...

Ama daha önemlisi iktidara bence çok önemli ve yapıcı bir çağrı yaptı.

Özeti şuydu:

Emekli amirallerin seçilmişleri hedef alan açıklamalarına karşı çıkıyorsak...

Atanmış memurların, tayinle göreve gelmiş görevlilerin, valilerin, kaymakamların, maaşını devletten alan dini görevlilerin seçilmiş insanlar, parti başkanları, anamuhalefet partisi başkanı hakkındaki hakarete veren açıklamaları da önlenmelidir...

Yazının Devamını Oku

Artık doğalgaz faturanıza bile rütbeli imzanızı atmayın

O bildiriye imza atan 104 mütekait askerin karşısına geçip sormak isterdim:

“Yaptığınızdan memnun musunuz...”

Ve devam etsem...

“Bakın Türkiye geçen hafta ne tartışıyordu...

Sizin bu düşüncesiz hareketinizden sonra bugün ne tartışıyor...”

*

Biliyorum bana diyecekler ki...

“Biz de vatandaşız ve düşüncemizi serbestçe söyleme hakkına sahibiz...”

Evet sahipsiniz...

Yazının Devamını Oku

Ey erkek 5 yıl önce testosteron yarıştırıyordun bak bugün ne

Aman Allahım...

Bu erkek milleti...

Yani biz ne hale düştük...

*

Dün gibi hatırlıyorum...

15 Mayıs 2016...

Berlin’de Final Four’un son günü... Fenerbahçe-CSKA maçını bekliyoruz...

Otelin lobisinde büyük bir tartışma patlıyor...

Bir erkekte ideal testosteron oranı nedir?

Yazının Devamını Oku

İkinci hayatında bir daha komedi oynayabilecek mi

Zekeriyaköy’deki evde yaşanan o olayın üzerinden 3 yıla yakın zaman geçmiş.

Ahmet Kural’ı o zamandan beri ilk defa görüyoruz.

Kıbrıs’ta TRT için bir dizi çekiyormuş.

Hürriyet Kelebek’te Tülay Demir’in yaptığı mülakattan öğrendik.

Çekim sırasında yeni sevgilisi Çağla Gizem Çelik ile annesi ve babası da yanındaymış.

*

Hayatım boyunca şuna inandım.

Yazının Devamını Oku

Çok genç erkekle 'olgun kadın' arasında kaç yaş fark vardır

Çarşambayı perşembeye bağlayan gecenin saat 00.30’u...

Çok akıllı telefonuma, Music Business Worldwide müzik endüstrisi haber sitesinden bir son dakika notu düşüyor...

“Paul Simon bütün kataloğunu Sony şirketine satmış...”

Paul Simon...

Yani “Simon and Garfunkel” ikilisinin Simon’ı...

Daha o saniye onlarca şarkı geçmeye başlıyor aklımdan...

“Mrs Robinson”, “Sound of Silence”, “Scarborough Fair”, “Bridge Over Troubled Water”, “Boxer”, “Cecilia”, “A Hazy Shade of Winter”, “Homeward Bound”, “Me And Julio Down by the Schoolyard”...

Bütün bir gençliğim...

Yazının Devamını Oku

Sharon hatıra kitabında bu bornozlu geceyi de yazdı mı

1) Dün gibi hatırlıyorum...

2005 yılının aralık ayıydı...

Los Angeles’ta güneşli bir günün gecesiydi... Hollywood ünlülerinin yaşadığı semtteki büyük villanın salonundaydım.

Biraz sonra şahane kadın merdivenlerden inmeye başladı...

Beş yıl önce Cannes Festivali’nde yanımdan geçerken nefesimi kesen şahane Sharon Stone karşımdaydı.

Üstelik üzerinde sadece bir bornoz vardı...

Ayağa kalkıp soruyorum...

“Yorgun musunuz...”

Yazının Devamını Oku

Ayda 2 bin 500 kişi acil şiddet butonuna basıyor

Teknoloji şirketlerinin yöneticileri ile konuşmak bana hep büyük heyecan veriyor. Bu haftaki podcast sohbet konuğum Vodafone’un CEO’su Engin Aksoy.

Doğum yeri İstanbul ama hayatının 17 yılını Göcek’te geçirmiş bir yönetici. Çünkü babası bir deniz subayıydı. 4 Ekim 1972 İstanbul doğumlu, İstanbul Üniversitesi İngilizce İktisat Fakültesi’nden mezun. İş hayatına 1994’te başlamış. Coca-Cola, Michelin ve Nike gibi küresel şirketlerde çalışmış. 2008’de Vodafone’a girmiş ve 1 Şubat 2021’den itibaren de Vodafone Türkiye’nin CEO’su olmuş.

Zoom’la yaptığımız görüşmede bir şey dikkatimi çekiyor. Arkasında yan yana asılmış üç afiş var.

“Yeni İcat Çıkar-ma”, “Soru Sor-ma”, (her ikisinin de sonundaki ‘ma’ hecesinin üstü çizilmiş). Bir de “Sorumluluk bizim değil” cümlesi var onun da sonundaki ‘değil’ kelimesinin üstü çizilmiş.

Yani bugün “Yeni icat çıkarmayı seven” bir yönetici ile konuşacağız.

Ana konumuz da teknolojiden çok “kadın”.

Sözü ona bırakıyorum. 

1) KADIN ÇALIŞANDA SİLİKON VADİSİ ŞİRKETLERİNDEN ÇOK İLERİYİZ

Yazının Devamını Oku

Erol Olçok olsaydı 'pudra şekeri' krizini nasıl yönetirdi

AKP’nin yükseliş yıllarındaki iletişimcisi Erol Olçok’u son defa galiba Kanyon’da gördüm. Bir restoranda oturuyordum ve o da geçerken beni görmüş birkaç dakika sohbet etmiştik.

Geçen hafta sonu arabasında kokain çeken gencin görüntüleri önüme geldiğinde nedense aklıma o gün geldi...

Bugün hayatta olsaydı ve bu görüntüler önüne gelseydi acaba bu krizi nasıl yönetirdi...

*

Benim görüşüm şöyle...

Dünyanın her yerinde görülebilecek sıradan bir polisiye olay bu...

Böyle olayları bir siyasi partiyle ilişkilendirmek, bunun üzerinden o partiye vurmak ne adil bir davranış ne de çağdaş bir siyaset yapma tarzı...

Dolayısıyla kanunlar ne diyorsa o yapılır ve olay da geçer gider...

Yazının Devamını Oku

Şenol Hoca ve takımı önceki gece Avrupa'da neyi yıktı?

Avrupa’da belki de son 4 Dünya Kupası’nda tanık olduğumuz manzara şudur: Ülkelerin milli takımları, kulüp takımları kadar iyi futbol oynayamıyor. Şenol Hoca ve takımı son 2 maçta işte bu yerleşik Avrupa inancını yıktı. Milli takım, Türkiye’deki bütün kulüp takımlarından daha iyi futbol oynuyordu.

Bu yazıyı, epeydir milli takım maçlarını seyretmeyen bir futbol izleyicisi olarak yazıyorum.

Seyretmememin de nedeni vardı. Avrupa’da milli maçlar zevksiz geçer. Söylemek istediğim tek cümle var:

“Şenol Güneş Hoca önceki akşam ve ondan önceki maçta, Avrupa’da belki son 16 yıldır hüküm süren bu futbol yargısını yıktı.”

Nedir bu, anlatayım...

57’NCİ DAKİKADA SAHADA GÖRDÜĞÜM MANZARA ŞU

Maçın 57’nci dakikası...

Milli takım Norveç savunması önünde inanılmaz üçlü ve dar paslaşmalar yapıyor.

Bir La Liga tutkunu olarak, bilmesem karşımda Barcelona oynuyor sanacağım.

Yazının Devamını Oku

23 Haziran'da bu paranın üzerinde bu 'muamma' çocuğun resmi olacak

Kendini mahallenin ağır abisi sanan bir meczubun, “eşcinsel” diye işitme engelli bir çocuğu sokak ortasında dövüp, sonra bu görüntüleri göğsünü yumruklaya yumruklaya sosyal medyada paylaştığı gün...

Yani geçen cuma...

İşte tam o gün dünya başka bir konuyu konuşuyordu.

*

Bundan 3 ay sonra...

Tam tarihiyle 23 Haziran günü İngiliz Merkez Bankası 50 pound’luk yeni bir banknot çıkaracak.

Bunun bir tarafında İngiltere Kraliçesi’nin resmi olacak...

Öteki tarafında ise Alan Turing isimli birinin fotoğrafı...

Yanda çocukluk resmini gördüğünüz insanın 41 yaşındaki halinin bir fotoğrafı olacak...

Yazının Devamını Oku

Gönüllü istihbaratçı... Üzerinde çift ay işareti yok diye şunları hafife almayın

25 Mart 2021 Perşembe günü...

Yani önceki gün, biz Türkiye’de TBMM Başkanı’nın “Tek imza ile Montreux’den bile çekilebiliriz” açıklamasının yarattığı depremi yaşarken...

Atina’da çok önemli bir şey oldu...

Atina Büyükelçiliğimiz ve MİT’in yazdıkları raporlarda şu ayrıntılar var mıydı bilmiyorum...

Ama ben şahsi istihbaratımı yaptım ve yazıyorum...

İstihbarat dediğim de öyle gizli kapaklı bir şey değil...

Açık ve herkesin önünde olup biten şeyler.

Önce bir Google araması, sonra da Hürriyet’in Atina büro şefi Yorgo Kırbaki ile sohbet...

Bence herkesin dikkatle okuması gereken Atina raporumu sunuyorum...

Yazının Devamını Oku

Son 24 saatte ne oldu da bu kadar safça umutlandım

1) Sadece dün değil... Epey bir süredir Türkiye’de parti kongreleri beni hiç ilgilendirmiyor...

Açıkça söyleyeyim, parti mitingleri de, parti kongreleri de bana artık eskimiş bir siyaset anlayışının nostaljik kalıntıları gibi görünüyor.

Ancak son 24 saatte iki ayrı partide iki ayrı gelişmeye baktım ve yazmaya karar verdim.

*

AKP kanadında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir cümlesi: Ve arkasından yeni AKP yönetimine giren bazı isimler bana umut verdi.

*

Öğleden sonra ise CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşması...

“Gelin helalleşelim ve yeni bir Türkiye kuralım” mesajı... “Herkes hata yapabilir. Yeni bir siyaset anlayışını birlikte inşa edebiliriz” sözleri... Son günlerin en önemli cümleleri bunlar...

Hayal mi kuruyorum...

Yazının Devamını Oku

Pandemide her 10 günde kaç kilo aldık? İşte hesabı

Son dönemde ekranlarda ve gazetelerde, kilo alanları gördükçe aklıma şu soru geliyor:

Acaba pandemi sırasında mı aldılar bu kiloları...

Ve kaç kilo aldılar...

Herhalde her evde her hafta en az birkaç kere, kendimizle de ilgili bu konuyu konuşmuşuzdur. Özellikle de daha çok eve kapanan 65 plus’lar...

Hürriyet başyazarı Prof. Osman Müftüoğlu hep bir “pandemi obezitesi”nden söz ediyor.

Ama şurası kesin...

Bu dönemde hepimiz daha kolay kilo aldık.

*

Yazının Devamını Oku

Anayasa'daki 'Andımız' bu yıl kaçıncı yaşını dolduracak

Dün önüme Aksoy şirketinin yaptığı yeni bir araştırmanın sonuçları geldi.

Örneklem alınan insanlara şu soruyu sormuşlar:

“Siz olsanız her gün okullarda ‘Andımız’ı okutur muydunuz?”

*

Sonuçlar ilginç.

CHP seçmeninin yüzde 96’sı...

İYİ Parti seçmeninin yüzde 92.9’u...

MHP seçmeninin yüzde 83.8’i...

AKP seçmeninin yüzde 74.9’u...

Yazının Devamını Oku