İkinci bakışta bu karede gizli bir triumvira gördüm

Bu fotoğraf 2018 yılında İstanbul’da yapılan Suriye zirvesinden sonra çekilmiş bir kareydi...

Fotoğrafın en solunda bir lider daha vardı ve o da Putin’di.

O gün bu kareyi yorumlayan bir yazı yazmıştım...

Hepsinin beden dilini ve psikolojilerini yorumlamıştım.

Önceki gün telefonla yapılan üçlü zirveden ve AB’nin Türkiye’ye yaptırımlar çıkması beklenen zirvesi ertelendikten sonra bu kareye bir de şu açıdan baktım.

İkinci bakışta bu karede gizli bir triumvira gördüm

Bu fotoğrafı çok sevdim... Çünkü dış politikada Cumhurbaşkanı ve ülkemi görmek istediğim yeri anlatıyor...

Yani Avrupa’yı...

Dolayısıyla, ülkemin Cumhurbaşkanı’nı o fotoğrafta Avrupa ile el ele görmek bana umut veriyor.

*

Bu fotoğrafı çok sevdim... Çünkü dış politikada en zor günlerde bile barış ve diplomasi yollarını açık tutma gayret ve iradesini yansıtıyor.

*

Bu fotoğrafa bakarken son 10 yılı gözümün önünden geçirdim.

Başından beri Türkiye’nin Suriye, İsrail ve Mısır politikasını çok yanlış bulanlardanım...

Bu görüşüm aynen devam ediyor.

*

Ama Doğu Akdeniz politikasına gelince...

Ülkemi haklı, hem de çok haklı bulanlardanım...

O nedenle elim tam gitmese de, sık sık “Ama” falan desem de, cüretkâr yanım “Cumhurbaşkanı haklı” diyor ve içimdeki gerçekçi insan şunu söylüyor:

Erdoğan bütün dünyaya şunu kabul ettirdi.

Türkiye önemli ve büyük bir ülkedir...

Bu aynı zamanda “Türkiye’ye haksızlık etme, onun sinir ayarları ile oynama” ihtarıdır...

Ve bu mesaj adresine ulaşmıştır....

*

Şimdi en önemlisine geleyim.

Bu fotoğrafı çok sevdim...

Çünkü bana, İngiltere’nin ayrılmasından sonra, geleceğin Avrupa’sında adı konmamış “yeni triumvira”nın, yani etkili üçlünün ne olduğunu ve ne olması gerektiğini anlatıyor...

*

Çünkü bu kare bana diyor ki...

Avrupa’nın en güvenli ve mutlu haritası budur...

Ve ülkemin en mutlu ve güvenli yeri de bu demokrasi haritasının sınırları içindedir.

Çünkü bu harita dünyada hâlâ demokrasi, özgürlük, refah ve adalet idealleri üzerine çizili tek çokuluslu haritadır.

*

En yakın arkadaşlarım bile benim için bir şey yazarken başına şu ihtiyat cümlesini eklemek zorunda hisseder kendini...

“Seversiniz veya sevmezsiniz...”

Ben de önceki gün bu fotoğrafa bakarkenki hissiyatımı aynı ihtiyat cümlesiyle tamamlayayım...

Cumhurbaşkanı’nı seversiniz veya sevmezsiniz...

Ama bu fotoğraf bana işte böyle bir geleceği düşündürüyor.

Ve bu ihtimal çok da hoşuma gidiyor.

HERKES MACRON’A KIZAR AMA BEN ONA DA ŞÖYLE BAKARIM

DOĞU Akdeniz’de, tarihin en sıcak anlarından birini yaşıyoruz...

Hiç şu soruyu kendi kendinize sordunuz mu?

Nerede bu İngiltere?

Birinci Dünya Savaşı’ndan önce orada olan, savaş sonrasındaki o haritaları cetvelle çizen İngiltere....

Ne bir gemisi vardı, ne söylediği bir sözü...

Ya Amerika Birleşik Devletleri...

Bayrak gösteren bir gemi dışında o nerede...

Yoklar...

*

Hangi ülkeler var...

Başta Türkiye var... Fransa var...

İsrail, Mısır, Yunanistan var...

Hepsi de Akdeniz ülkesi...

*

Kimler var...

Erdoğan var ve Macron var...

Bir de Sisi, Netanyahu, Miçotakis var.

Hepsi Akdenizli...

*

Nedir bu tablonun bize anlattığı?

Türkiye bir tarafta, ötekilerin hepsi karşı tarafta olsa da bu yaz bu ülkeler ve bu liderler Akdeniz’i tekrar “Mare Nostrum” yaptılar...

Yani “Bizim denizimiz”...

Yani Akdenizlilerin...

*

Akdeniz Akdenizlilere kalmışsa...

Çözümü de Akdenizliler bulmalı...

İkinci bakışta bu karede gizli bir triumvira gördüm

BU İKİ YARIŞMA BİZE İYİ BİR COVID REFERANSI OLABİLİR

ÜLKE her akşam Sağlık Bakanı’nın vereceği yeni vaka ve ölüm haberlerine kilitlenmişken, geçen hafta sonunda Türkiye çok güzel bir organizasyonu başardı.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı himayelerinde düzenlenen 2020 FIA Dünya Ralli Şampiyonası (WRC) Marmaris’te yapıldı.

Üç gün boyunca 707 kilometrelik parkurda 12 özel etapta büyük bir çekişme yaşandı.

Bu yarışmayı 15 ülkeden toplam 105 yerli ve yabancı medya mensubu takip etti.

Organizasyonun en güzel tarafı, Sağlık Bakanlığı’nın da bu yarışmaya dahil olarak Uluslararası COVID-19 protokollerini harfiyen uygulatması oldu.

Türkiye şimdi de Formula 1 yarışına hazırlanıyor.

İnanıyorum ki bu iki organizasyon, Türkiye’nin COVID’le mücadelesinde bütün dünyaya karşı çok iyi bir referans mektubu olacak.

İkinci bakışta bu karede gizli bir triumvira gördüm

‘ŞEYTAN’I ANLAMAYANLAR KULÜBÜ’NDEN AÇIKLAMA

CÜNEYT Özdemir tweet atmış, diyor ki...

“Türkiye’de en büyük lüks nedir?

Futbolla sıfır ilgilenmek.”

Altına da şu notu eklemiş:

“Rıdvan’ın (Dilmen) açıklamalarından hiçbir şey anlamayanlar toplanalım...”

*

Dün Cüneyt’e “Rıdvan’ı anlamayanlar kulübüne beni de alın” dedim.

Ama arkasından da şunu ekledim.

“Benim gibi futbolla ilgilenen biri de bir şey anlamadı...”

*

O nedenle bu kulübe ben de gireceğim ama bir şartım var.

Futbol yıllarındaki lakabı “Şeytan”dır, biz de adını “Şeytan’ı anlamayanlar kulübü” yapalım.

Ve hep birlikte şunları soralım:

*

Rıdvan arkadaş Allah aşkına ne diyon...

Kime diyon...

Kime kızıyon...

Kime kızmıyon...

Kimi kolluyon, kimi Cumhurbaşkanı’na şikâyet ediyon...

*

Yani Devlet Bey’in deyişiyle...

Şeytan ne demek istemektedir...

*

Öğrenmek istiyorum, çünkü bu öfke, bu telaş bana hiç normal görünmedi...

ALIŞAMADIĞIM İKİ KELİME VE BENDE BIRAKTIĞI 2 HİS

Biri “istikşafi”, öteki “iltisaklı”...

Nedense ikisini telaffuz etmekte de zorlanıyorum, ilk denemede mutlaka dilim sürçüyor.

Nedense bu iki kelime de bana uyduruk geliyor...

Nedense ikisi de “durumlardan vazife çıkarmak” için uydurulmuş gibi duruyor.

Nedense ikisi de “kullanım süresi belli” kelimelermiş hissi veriyor.

Nedense bir siyasetçi veya köşe yazarı “istikşafi” deyince içimden gülmek geliyor...

Nedense bir savcı veya hâkim veya köşe yazarı “iltisaklı” kelimesini kullanınca suratım asılıyor, ürperiyorum, ürküyorum.

Ama diyorum ya...

Sadece bir his.

KATKIDA BULUNANLAR
Sayfa Editörü: Firuzan Demir
Foto Editörü: Umut Veis
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama: Selma Songül Zengin

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Bodrum mu Urla mı? İşte benim cevabım

Pandemi sosyolojisinde son durum...

Varlıklı “Beyaz Türk” çevrelerinin son günlerdeki en moda güzergâhı hiç şüphesiz Urla...

Gün geçmiyor ki, Instagram’da, arkadaş sohbetlerinde Urla’ya gidip oradan paylaşım yapan bir grup tanıdık insan görmeyeyim...

Dikkat ediyorum yeni ziyaret güzergâhında “olmazsa olmaz” üç-beş yer var.

Bir numara hiç şüphesiz, bir gün başlarsa, şu an için Türkiye’nin Michelin yıldızı almaya en yakın adayı Od Restoran...

İki numara Can Ortabaş ve Bülent Akgerman’ın “Şarap bağları” ve öteki şarap üreticilerini de kapsayan “Urla Bağ Yolu”...

Daha genç ve daha butik bir restoran “Vino Locale”...

Tasarım olarak

Yazının Devamını Oku

Şam'daki Amerikalılar İdlib'de çekilen kuleler imzalanmayan bildiriler

Son 7 gün içinde okuduğum şu haberleri alt alta yazdım, bakın nasıl bir tablo çıktı:

Geçen hafta: Rusya ve Mısır Karadeniz’de ortak tatbikat yaptı.

Nedir bu? Kime karşı?

Herhalde Gürcistan’a değil...

Biz S-400’leri Sinop’ta kime karşı denediysek, bu tatbikat da onun karşılığı olmalı...

Önceki gün: Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Trump’a çok yakın bir güvenlik ekibinin ağustos ayında gizlice Şam’a giderek Esad yönetimi ile görüştüğü ortaya çıktı.

Alın size bir gerçekçilik örneği...

İddiam şu.

Yazının Devamını Oku

Son yazlıkçı da gitti bütün patiler yasta

Pazar akşamüzeri İstanbul dışındaydım...

Tansu aradı.

Andre’yle konuşmuş...

“Bekir pek iyi değilmiş” dedi...

Artık böyle cümleleri sık sık işittiğimiz bir yaştayız...

Veda zamanı geldiğini hatırlatır sık sık bizim neslimize...

Tansu, Bekir’le de konuşmuş...

Sık sık konuşurlar...

Yazının Devamını Oku

İki kadeh viski askeri sivil darbeyi önler mi

Madem ışıkları yanan Anayasa Mahkemesi tartışılıyor, ben de tarihimizin gizli kalmış bir darbe önleme hikâyesini anlatayım.

Olay 1973 yılında, yani 12 Mart ara rejiminin yıllarında Ankara’nın Çankaya semtinde bir gazetecinin evinde geçiyor...

*

O yıl cumhurbaşkanlığı seçimi var ve bu konu ordu ile siyaset arasına kara kedi gibi girmiş...

Askerler bir süre önce emekliye ayrılmış olan Genelkurmay Başkanı Faruk Gürler’i cumhurbaşkanı seçtirmek istiyor.

Ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki partilerin büyük bölümü buna karşı.

Türkiye hâlâ 12 Mart  ara rejiminin etkisinde.

Bir askeri darbenin kara bulutları rejimin üzerinde.

*

Yazının Devamını Oku

Dün dünya borsa tarihinde bir boy band olayı yaşandı

Üç gündür Uzakdoğu borsalarındaki bir olayı izliyorum.

Aslında olay öyle çok büyük bir şey değil...

Ama benim gözümde büyük bir sosyolojik anlamı var.

Olay şu...

Güney Kore’nin en büyük eğlence şirketi Big Hit Entertainment halka açılıyor...

Yaklaşık 4 milyar dolarlık bir değer bekleniyordu...

Yani bugünün eğlence dünyasında öyle çok büyük bir volüm değil...

Ancak dün bu açılışta çok önemli bir gelişme oldu.

Yazının Devamını Oku

Funda Arar'ın 'karartma günleri' şarkısını dinlerken

Ben doğduğumda “karartma geceleri” kötü bir hatıra olarak kalmıştı.

Türkiye, İkinci Dünya Savaşı’na girmemiş olsa da muhtemel bir hava saldırısına karşı geceleri şehirleri karartılmıştı.

Sonra bizim nesil de tanıdı karartma gecelerini...

Yunanistan’la ne zaman savaş ihtimali çıksa, okul kitaplarını kaplamak için kullandığımız mavi kaplama kâğıtları, bu defa Yunan uçakları görmesin diye pencerelerimize yapıştırılırdı.

Sonra 60’lar, 70’ler, 80’ler geldi... Ülkenin karanlık dönemlerini yaşadık.

Bu defa “karartma günleri” lafını öğrendik...

Hani Funda Arar’ın şarkısında söylediği gibi...

“Bir zindanda koy ver beni

Yazının Devamını Oku

'Ruh hastası' denince aklıma gelen ilk isim

Var mı böyle bir isim?

Tabii ki var...

Ama yazmam...

Sadece benim mi, herkesin var.

Bir insan için kolayca “Ha o mu? Ruh hastasıdır” dediğimiz kaç kişi var...

Peki biz Türkler, Kürtler, Araplar, Lazlar, bu ülkede yaşayanlar...

“Ruh hastalıkları”

Yazının Devamını Oku

Spotify değil, Sakaryalı bu kızın geleceği de kurtulur

Dün sabah itibarıyla RTÜK dünyanın en büyük streaming müzik platformuna 72 saat süre verdi.

Bu süre içinde RTÜK’e başvuru yapmazsa Türkiye’de Spotify’a ulaşım engellenecekti.

*

Bu yazıyı okuduğunuz sırada bunun 24 saati geçmiş olacaktı...

Bir gelişme olmasaydı Türkiye, dünyada Spotify’ı engelleyen ilk ülke olacaktı...

Tabii Kuzey Kore gibi ülkeleri saymıyorum.

Neyse ki 72 saat dolmadan bir gelişme oldu. Hükümete yakın kaynaklarda Spotify’ın başvuracağı iddia edildi.

Şu yazıyı yazdığım saatte anlaşma oldu mu olmadı mı kesin bilmiyorum.

Yazının Devamını Oku

Hocam çaresi kolay ikna odaları kurdur

Çok beğenerek dinlediğim bir kadın caz piyanisti Büşra Kayıkçı...

Türk cazının ilk başörtülü piyanisti...

Ama bakın geçen hafta, İstanbul Caz Festivali genç caz kategorisinde finalist seçilince başına neler geldi.

Kendine tarih profesörü diyen biri çıktı....

Adı da Ebubekir Sofuoğlu...

Sakarya Üniversitesi’nde hocaymış...

Arkadaş muhafazakâr ya...

Başörtülü kız caz mı çalar...

Yazının Devamını Oku

Ayasofya açılışından sonra tespit edilen vaka var mı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile uçak sohbetine gitmeden önce bazı insanlarla konuşup merak ettikleri soruları aldım.

Hemen belirteyim, konuştuğum insanlar olaya ideolojik gözle bakan kimseler değildi.

Bunu bakana söylediğimde şu cevabı aldım:

“Keşke ideolojik bakanlara da sorsaydın...”

*

Bu sözlerine şaşırmadım.  Çünkü Hürriyet’in Ankara’daki sağlık muhabiri Meltem Özgenç’ten şunu öğrendim.

Sağlık Bakanı, basın toplantılarında akreditasyon uygulamıyormuş.

Yani iktidar yanlısı veya muhalif bir yayın kuruluşu olsun, isteyen her gazeteci katılıp üstelik soru da sorabiliyormuş.

Ben de gitmeden önce konuştuğum insanların en merak ettikleri sorulardan biriyle başladım.

Yazının Devamını Oku

44 gönüllü kahramanla bu salı düşmana saldırıyoruz

Her Türk vatandaşı gibi mart ayından beri ben de onu her akşam büyük bir ilgiyle izliyorum.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca...

COVID’le mücadelenin başkomutanı...

Nihayet geçen cuma onunla tanıştım.

Adana’ya gidiyordu, beni de davet etti.

*

Ben bakanla bu sohbeti yaparken, New York Times gazetesi çok güzel bir gazetecilikle COVID virüsünün insan hücrelerine nasıl saldırdığını anlattı.

Size onu da, yani ortak düşmanımızı da en basit cümlelerle tanıtacağım.

Tabii ki bakana da bu ortak düşmana karşı aşıyla mücadeleye ne zaman başlayacağımızı yine en basit sorularla soracağım.

Yazının Devamını Oku

En şapşal hırsızın aklıma soktuğu en hınzır sorular

Bu haftanın en komik haberini geçen gün Hürriyet’te Fatih Çekirge’nin köşesinde okudum.


Ankara Tuzluçayır’da hırsızın biri güvenlik kamerasını çalmış.

*

En komiği haberin fotoğrafıydı.

Hırsız, güvenlik kamerasını çalarken yüzünde en küçük bir endişe yoktu.

Üstelik ağzına bir de COVID maskesi takmıştı.

Kurallara uyan bir arkadaş yani...

Herhalde kamerayı çalınca, kendisiyle ilgili görüntüleri de alıp götürdüğünü sanıyordu.

Yazının Devamını Oku

Sünger Bob'un en iyi arkadaşı çoban sülü

Dün sabah evimin mutfağındaki masaya oturduğumda karşımdaki televizyon ekranında işte bu görüntü vardı...


Şapka aynı şapka, yanak ve dudaklar aynı yanak ve dudak...

Önce bu görüntünün nereden geldiğini anlatayım...

Torunum Sinan Ali, doğduğundan beri birçok çocuğun geçtiği evrelerden geçti.

Önce sempatik dinozor Barney... Sonra köpekbalıkları... Sonra Batman... Sonra Sünger Bob... Sonra bir ara Bruce Lee ve tabii ki bugün Marvel ve DC Comics süper kahramanları...

*

İşte bu aile geleneğinin başladığı günden beri nedense sabahları

Yazının Devamını Oku

Eminim MİT şu iki olayı ve bu fotoğrafları görmüştür

Şimdi yazacağım “perde arkası” bilgiler 24 saat arayla bana ulaştı.

Biri Kudüs’ten...

Öteki Riyad’dan...

Eminim bana ulaşan bu bilgiler ve bu fotoğraf şu an MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın önünde de bulunuyordur.

KUDÜS’TEN GELEN İSTİHBARAT: Önce Kudüs’ten gelen çok önemli bilgiyle başlayayım...

Konuşan kişi Majdi Khaldi...

Kudüs’ün tanınmış ailelerinden birinin mensubu...

Ancak 2006 yılından bu yana Filistin Devlet Başkanı

Yazının Devamını Oku

En tartışılan o kulede en tartışılmayacak kat

Restore edilen Galata Kulesi dün açıldı...

Ondan bir akşam önce, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy bir grup medya yöneticisi ve yazarı kulenin en üst katında bir yemeğe davet etti...

Davetli listesine baktım.

İktidar-muhalefet ayrımı yapılmamıştı.

Kimler vardı: Mesela davetliler arasında Sözcü gazetesinin genel yayın yönetmeni Metin Yılmaz, yazarı Deniz Zeyrek, gazetenin ve sahibi Burak Akbay’ın avukatı İsmail Yılmaz...

Fox TV Genel Yayın Yönetmeni Doğan Şentürk, sabah haberleri sunucusu İsmail Küçükkaya da vardı.

*

Kimler yoktu: Buna karşılık Karar, Aydınlık, Birgün gibi gazetelerden, Halk TV ve Tele 1 gibi kanallardan kimse göremedim.

*

Yazının Devamını Oku

Cumhuriyet Gazetesinde gizli edebiyat savaşını kim kazandı

Cumhuriyet gazetesinde 18 Eylül gününden beri gizli bir edebiyat savaşı yaşanıyor.

Aslında savaş gazetenin açık sayfaları üzerinde...

Ama sayfalara yansımayan bir bölümü var ki onu da ben anlatayım.

*

Savaş 18 Eylül günü eski bir büyükelçi ve çok beğendiğim bir edebiyat denemecisi olan Oğuz Demiralp’in Cumhuriyet Kitap Eki’nde yayınlanan bir yazısıyla başladı.

Yazısı, kendi payıma resim sanatı konusunda Türkiye’nin en iyi denemecisi olarak gördüğüm Mehmet Ergüven’in kitapları üzerineydi. Ancak savaş Mehmet Ergüven yüzünden değil, yazının girişinde ve ileride bir yerde kullanılan kavram yüzünden patladı.


Yazının Devamını Oku

Muhafazakâr Cihangir'in kızı ve erkeği nerede tanışır

Bundan 6-7 yıl önce muhafazakâr bir gazetenin kadın muhabiri benimle röportaj yapmak istedi.

Fotoğraf çekmek ve konuşmayı yapmak için de beni İstanbul’un At Pazarı semtine götürdü.

At Pazarı Fatih’te bir yer...

Osmanlı döneminde at satılan yermiş. Bugün “Muhafazakârların Cihangir’i” olarak tanınıyor.



*

Yazının Devamını Oku

Arap âlemi ortasında çırılçıplak bir erkek

1) AH benim karışık başım...

Memleketin bunca sorunu varken bakın nelerle uğraşıyor.

Neyse ki şu fani dünyada yalnız değilmişim.

COVID-19 belasıyla mücadele eden İtalyan hükümeti de böyle bir günde bakın neyle uğraşmaya karar vermiş.

Michelangelo’nun ünlü Davut heykelinin bire bir ölçüde 3D replikası yapılacakmış.

Bence buraya kadar pek ilginç hiçbir bir şey yok.

Davut heykelinin bugüne kadar yüzlerce replikası yapıldı.

Las Vegas’ta Caesars Palace Oteli’nde bile bire bir replikası var.

Yazının Devamını Oku

Bu masadaki tabaklarda sarma ve sigara böreği var ama iki meyve eksik

Son zamanların en renkli ve ilginç dış politika yazısını dün Hürriyet’te Sedat Ergin’in köşesinde okudum.


Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Pompeo’nun Yunanistan’a yaptığı resmi ziyaretin perde arkasını çok güzel anlattı.

Böyle bir yazının çalıştığım Hürriyet gazetesinde çıkmasından dolayı da gurur duydum.

*

Yazı büyük ölçüde bu fotoğrafta gördüğünüz Girit’in Hanya bölgesinde çekilmiş fotoğraf üzerine kurulu.

Yer Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in baba evi.

Sedat mönüde neler var onu bile yazmış.

Çok tanıdık bir mönü.

Yazının Devamını Oku