Hilafet isteyen o meczuplara milletçe bir Cumhuriyet tokadı

Yaka bağır açık, saçı sakalına karışmış adam Ayasofya’nın önünde öyle bir sallıyor ki...

Sanırsınız üç gün sonra tek başına kılıcı eline alıp hilafeti ilan edecek.

Atatürk’e hakaretin bini bir para...

Nankörlük, ürkütücü bir maske gibi suratına yapışmış...

*

O pespaye video, önceki günden beri en az 20-25 kişiden bana da gönderildi...

Toplumun bir bölümünde korku yaratacak apaçık bir nefret söylemi...

Basbayağı bir terör belagati...

*

İşte bu nefret dolu adama bakarken...

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2017 referandumuyla kabul edilen son halini önüme koyuyorum.

Ve kelimeleri tek tek içer gibi okuyorum.

*

Madde 1: “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir...”

Madde 2: “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.”

Madde 3: “Türkiye Devleti ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir. Bayrağı, şekli kanunda belirtilen, beyaz ay-yıldızlı al bayraktır.

Milli Marşı İstiklal Marşı’dır.

Başkenti Ankara’dır...”

*

Şimdi siz de bir kere daha kelimelerin üstüne basa basa okuyun lütfen.

Sonra da bu cümlelerin hemen altında gelen 4’üncü maddeye geçelim.

*

Madde 4: “Anayasanın birinci maddesinde devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2’nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3’üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.”

*

Bir nokta daha...

Ülkenin seçilmiş Cumhurbaşkanı da yemininde bu ilk üç maddeye bağlı kalacağı konusunda milletin önünde yemin etti...

*

Bu Anayasa 16 Nisan 2017 günü halkın oyuna sunuldu.

Ve halkın yüzde 51.41’i evet derken, yüzde 48.59’u hayır dedi.

*

Peki bu Anayasa’ya kimler evet dedi?

Büyük çoğunlukla AKP ve MHP seçmeni... Öteki kesimi ise hayır dedi.

*

Dün AKP Sözcüsü Ömer Çelik iyi bir şey yaptı...

Anayasa’nın bu ilk üç maddesine bağlı olduklarını kesin ifadelerle açıkladı ve bu meczuplara AKP’nin de mesajını verdi.

Onun söylediklerini okurken aklıma şu matematik geldi.

Eğer Anayasamızın sadece bu ilk üç maddesi tekrar halkın oyuna sunulsa...

2017 Anayasası’na hayır diyenler de buna evet diyeceğine göre...

Değiştirilemeyen bu ilk 3 madde yüzde kaç oy alırdı?

*

Yüzde 100 mü?

Hadi ben diyeyim yüzde 90, siz deyin yüzde 80...

Taş gibi bir millet çoğunluğu yani...

*

İşte o sonuç böyle meczuplara öyle bir Cumhuriyet tokadı olurdu ki...

Osmanlı tokadı onun yanında küçük bir şaplak bile kalmazdı.

Hilafet isteyen o meczuplara milletçe bir Cumhuriyet tokadı

YAKIN TARİHİMİZDEN BİR FOTOĞRAF KARESİ

6 Ekim 1923... Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde Kurtuluş Savaşı’nı kazanan muzaffer Cumhuriyet ordusu Galata Köprüsü’nde şehre giriyor. Arkada Yeni Cami. Kahraman ordumuz, başlarında Fahrettin Paşa ile Ayasofya ve Sultanahmet Camisi’nin önünden geçip 9 Eylül 1922 günü Yunan işgaline son verip İzmir’e girdikten sonra, İstanbul’un gönderine de yeniden Türk bayrağını çekiyor.

MÜLKİYELİLER BİRLİĞİ SOKAĞI GAZETECİ BİR SAKİNİNİ KAYBETTİ

Adı Konur Sokak’tı...

Bir ucunda Mülkiyeliler Birliği... Her gece iki kadehten sonra Türkiye’nin bütün meselelerinin çözüldüğü lokal...

Biraz ileride Yürüyüş dergisi... Türkiye İşçi Partisi’nin yayını...

Başyazarı Yalçın Küçük...

Arada bir ben de yazıyorum...

Hemen yan tarafta Cumhuriyet gazetesinin Ankara bürosu...

Yani Uğur Mumcu’nun, Sedat Ergin’in, Ufuk Güldemir’in, Mustafa Ekmekçi, Yalçın Doğan’ın çalıştığı büro......

Ve işte tam o sokakta
bir de Yankı dergisi...

O dönemin, siyasette en büyük “perde arkası” haberlerinin yayınlandığı bir ekol... Öğretim üyesiyim. Sabahları saat 06.00’da kalkıp o büroya gidiyorum ve yetmeyen maaşıma biraz katkı olsun diye orada perde arkası yazıları yazıyorum.

İşte o okulun kurucusu, genel yayın yönetmeni Mehmet Ali Kışlalı’yı kaybettik. O okulda çok şey öğrendim. Gazetecilikte bana kariyer yaptıran “hikâye yazma” kabiliyetimi kazandım. Hepimize çok şey öğretti.

Allah rahmet eylesin.

O APARTMAN DAİRESİNDEN HANGİ GAZETECİLER GEÇTİ

MEHMET Ali Kışlalı’nın sahibi olduğu Yankı dergisinden hatırlayabildiğim kadarı ile şu gazeteciler ve öğretim üyeleri geçti: Hıncal Uluç, Emre Kongar, Mehmet Yılmaz, Can Dündar, Zülfikar Doğan, Önder Şenyapılı, Yalçın Küçük, Avni Özgürel, Şefik Kahramankaptan, Ömer Tarkan, Fikret Bilâ, Hikmet Bilâ, Kurthan Fişek, Türker Alkan, Vecdi Seviğ, Serhat Hürkan, Nursel Gürdilek.

CHP TARİHİNDE İLK DEFA SEÇİLMİŞ BÖYLE BİR İLK 15

1979-80 yıllarında rahmetli Ecevit’in danışmanı olarak çalıştım.

Eğitim seminerlerinde görev aldım.

Yıllardır gazeteci olarak bu partiyi izliyorum.

İlk 15’i böyle çıkan bir kurultayı ilk defa görüyorum.

*

En yüksek oyu alarak ilk 15’e seçilen üyelere baktım.

Çok belirgin bir ekonomist ağırlığı var.

*

En yüksek oyu alan kişi bir hazineci...

En yüksek oyu alan 15 kişinin, 11’i ekonomist veya işinsanı.

*

Çıkardığım sonuç şu:

Kılıçdaroğlu listeyi hazırlarken, Türkiye’nin bir numaralı sorunu olan ekonomiyi bir numaraya yerleştirmiş.

CHP delegeleri sıralamada siyaseti ve delege gücünü değil, Türkiye’nin ekonomik sorunlarını çözmeye aday insanları en ön sıraya geçirmiş.

İşte bunu ilk defa görüyorum.

EN YÜKSEK OY ALAN İLK 15’TE KİM KİMDİR

BİR: Faik Öztrak (982 oy): Maliyeci. Ve ekonomist. Birmingham Üniversitesi’den kalkınma ve finans üzerine master derecesi var. Hazine Müsteşarlığı yapmış.

*

İKİ: Bülent Kuşoğlu (862 oy): Maliye Bakanlığı’nda baş hesap uzmanı. Siyasal mezunu. AB Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü’nde çalıştı.

*

DÖRT: Rıfat Nalbantlıoğlu (848 oy): Siyasal Bilgiler İşletme mezunu. Serbest muhasebeci. İzmir Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası kurucularından.

*

BEŞ: Oğuz Kaan Salıcı (844 oy): Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunu. Türkiye Sosyal Ekonomik Siyasi Araştırmalar Vakfı (TÜSES) üyesi.

*

ALTI: Onursal Adıgüzel (836 oy): Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü mezunu. Çeşitli özel sektör firmalarında yöneticilik yaptı.

*

YEDİ: Umut Akdoğan (830 oy): Bilkent Üniversitesi Siyaset ve Kamu Yönetiminde başladı, sonra hukuk bölümüne geçti. İş Bankası yönetim kurulunda.

*

DOKUZ: Gürsel Erol (İşadamı): Tarihi eserlerin restorasyonunu yapan bir şirketi var. Turizmci ve butik otel işletmecisi.

*

ON: Erdoğan Toprak (819 oy): Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler mezunu. İş hayatına serbest ticaretle başladı. Türkiye Genç İşadamları Derneği üyesi.

*

ON BİR: Selin Sayek Böke (794 oy): ODTÜ İktisat Bölümü mezunu. Bilkent Üniversitesi öğretim üyesi. Ekonomist.

*

ON ÜÇ: Ahmet Akın (791 oy): Cambridge Eurocenter’da dil ve ekonomi eğitimi almış. Yenilenebilir enerji uzmanı. Bu alanda faaliyette bulunan bazı şirketlerde genel müdürlük yapmış.

*

ON BEŞ: Ednan Arslan (743 oy): Elektronik mühendisi. Proje üreten bir elektrik mühendisliği şirketinin sahibi. Nükleer, termik ve hidroelektrik santralları konusunda uzman.

KATKIDA BULUNANLAR

Sayfa Editörü: Firuzan Demir
Foto Editörü: Umut Veis
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama: Selma Songül Zengin

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Dışardakini maske koruyor da kilisedeki Tanrıya mı emanet

Amerika Birleşik Devletleri Yüksek Mahkemesi önceki gün çok kritik bir karar aldı.

New York Eyaleti özellikle Noel sırasında kiliselere gidişe de sınırlama getirmek istiyordu.

*

Ülkede “Şükran Günü”  ve Noel dolayısıyla büyük bir iç hareketlenme olacak.

Kiliseler dolacak...



Yazının Devamını Oku

Hakan Fidan'ın mevkidaşı bakın hangi bardan çıktı

Seçilmiş başkan Joe Biden kendine çok ilginç bir kabine oluşturuyor.

Belki de Amerika’nın ilk “X kuşağı kabinesi” olacak bu.

Dün yeni dışişleri bakanını anlatmıştım.

Aynı gün bütün Amerikan istihbaratının başına kimi getireceği de belli oldu.

Gelin şimdi onu tanımaya, hayat hikâyesinin en ilginç bölümünden başlayalım.

1) UYUŞTURUCU SATILAN BAR SONRA NE OLUYOR
HİKÂYEMİZ 90’lı yılların ortalarında, Amerika’nın Baltimore şehrinde başlıyor.

O yıl polis, şehirdeki bir bara baskın yapıyor.

Yazının Devamını Oku

Yeni başkandan sonra Dışişleri Bakanı da Maçakızı'ndan çıktı

Evet bildiğimiz Türkbükü’ndeki Maça Kızı’ndan...

Daha doğrusu Maçakızı’nın kurucu ortağı Sahir’in İstanbul’daki yalısından.

Arkasında çok güzel bir hikâye var ama önce dün gece gelen haberle başlayayım.

ABD’nin yeni başkanı Biden dün sabaha karşı Dışişleri Bakanlığı’na kimi getireceğini açıkladı.

Bakanlığa getireceği isim Antony Blinken’miş...

Şimdilik sadece şunu söyleyeyim.

ABD Dışişleri Bakanlığı’na bir gitarist geliyor.

Ama önce dün sabaha karşı bu haberi okuduğumda ilk aklıma gelen şeyi yazayım...

Yazının Devamını Oku

Demir Lady mi güçlü yoksa Çelik Kraliçe mi

İngiliz sarayını anlatan “Crown” dizisinin son bölümünü, tabii yine çok severek izledim.

Bu sezonun bana en ilgi çekici gelen bölümü, sonlarda Kraliçe Elizabeth ile Başbakan Thatcher arasındaki konuşmaydı.

*

Falkland savaşını kazanan, yaptığı radikal reformlarla İngiliz ekonomisini düze çıkarmak üzere olan Thatcher, bunlara rağmen popülaritesini kaybetmiş, artık partisi içinde zayıflamıştır.



Partisi istifa etmesini istemektedir.

Yazının Devamını Oku

Yarın o haritada Ankara tuşuna basınca ne çıkacak

2019 yılında Lady Gaga’nın o harika caz konseri için Las Vegas’a gittim.

1. Dördüncü gidişimdi. Bugüne kadar bana kimse orada bir “Mob Museum” olduğunu söylememişti.

Yani bir “mafya müzesi”nin...

Bu müze 14 Şubat 2012 günü açılmış. Bina 1933 yılında yapılmış ve uzun yıllar Las Vegas posta bürosu ve mahkemesi olarak hizmet vermiş.



Yani Las Vegas mafyasının üyeleri bu binadaki mahkeme salonunda yargılanmış ve mahkûm olmuş.

Yazının Devamını Oku

WhatsApp grupları çorabı delik kareyi niye çok sevdi

Bu fotoğraf bize bir WhatsApp grubundan geldi.

İlk gören eşim Tansu’ydu...

Altında şu yazıyordu:

“En sağdaki Prof. Uğur Şahin, aşıyı bulan biliminsanı. Almanya’da çekilmiş. Kucaktaki kardeşi diş hekimi, ayakta çorabı delik olan modacı olmuş.”

*

Evde hepimiz ilk bakışta çok sevdik bu kareyi.

Tansu çok etkilendi ve Instagram hesabından paylaştı.

Ancak bir süre sonra bir izleyicisinden şu notu aldı:

“Fotoğraf 1975’de Düsseldorf’a göçmüş bir aileye ait...”

Yazının Devamını Oku

Yanan Vaniköy Camisi'nin minberindeki hayalet

Yanan Vaniköy Camisi’nin yeni yöneticisi Uğur Vanioğlu camiyi teslim alırken bir sayfalık ayrıntılı bir devir teslim belgesini imzaladı.

Belgenin adı “Mülhak Vakıflar Devir Teslim Tutanağı”...

Bu tutanağı görmedim
ama eski tutanaklardan
bildiğim bir şey var.

Bu tür vakıf devir teslimlerinde her şey madde madde yazılır.

Neler mi?

Caminin işletme defteri.

Yazının Devamını Oku

Yanan Vaniköy Camisi ne zaman kime devredildi

Dünkü yazımda Vaniköy’de yanan cami ile ilgili bir gözlemimi aktarmış ve bir eleştiride bulunmuştum.

Vakıflar Genel Müdürlüğü Bölge Müdürü Musa Akdeniz bir bilgi notu gönderdi.

Arkasından Kültür Bakanı Yardımcısı Ahmet Misbah Demircan da aradı.

Her ikisi de ilginç bilgiler verdi.

Geçen pazar gününden beri kamuoyunun dikkatini çeken bu camiyle ilgili ilginç bilgilere yer verilmişti.

Bugün bu bilgileri sizinle paylaşmak istiyorum.

*

Bu cami 1671 yılında Bursa’da

Yazının Devamını Oku

Patlamayan şampanya patlayan bir gazoz ve...

Pazar günü Formula 1 final törenini izliyorum...

Lewis Hamilton bu yarışın İstanbul ayağını da kazanmış ve yarışma tarihine yeni bir rekor yazmış.

Bu yarışı, 7’nci defa kazanıp, Ferrari efsanesi Michael Schumacher’in rekorunu egale etmiş.

Yani Formula 1 tarihinde çok özel bir gün...

*

Bütün dünyanın gözü Türkiye’deki pistte yapılacak ödül töreninde...

Herkes Formula 1’in geleneksel şampanya patlatma seansını bekliyor.

Ama o ne?

Gazoz patlıyor...

Yazının Devamını Oku

Kozmik odadan çalıp açık kürsüden satmak

O günü hayatım boyunca unutmayacağım...

Bir bahane uydurularak Türk ordusunun en gizli kalması gereken bölümünün kapıları kırılarak içine girildi.

Girdikleri yer “Seferberlik Tetkik Kurulu Başkanlığı”ydı.

Orası neresi mi...

Ülkemiz işgale uğrarsa, vereceğimiz kurtuluş savaşında hangimizin nerede görev alacağını, hangi silahın nerede gömülü olduğunu, nasıl haberleşeceğimizi gösteren planlar ve isimler...

*

Hepsi tek tek çalındı.

Bir savaş halinde işgalci düşmana karşı vereceğimiz savaşın, yani beka savaşının bütün şifreleri, planları çalındı.

Ve kopyalandı...

Yazının Devamını Oku

Acil koduyla çağrılan bir 'balarısı haritası'

Son 72 saatte Türkiye Cumhuriyeti hükümetinden gelen mesajları alt alta yazıyorum.

Önce Cumhurbaşkanı Erdoğan konuştu ve dedi ki:

Önümüzdeki aylarda öngörülebilir, kolay erişilebilen yargı sistemi için adımlar atacağız...”

*

Bu cümlelerin ne anlama geldiğini ise iki gün sonra Adalet Bakanı Abdulhamit Gül açıkladı.

Bir kere daha benim şahsi zabıtlarıma geçmesi için en önemli maddelerini yazıyorum.

*

“Yargı, hiçbir kişi, kurum veya merciden emir, talimat, tavsiye, telkin almaz. Hiç kimse ve Adalet Bakanlığı da dahil olmak üzere hiçbir kurum yargı yetkisini kullanan mahkemelere vekâleten konuşamaz.”

*

Yazının Devamını Oku

Bir 'evet ama yetmez'cinin 18 aylık dolar kayıtları

Bundan 18 ay önce 31 Mayıs 2019 günü yazdığım yazının başlığı şuydu:

“Ben de tarihe ‘Yetmez ama evet’çi olarak mı geçeceğim...”

Cumhurbaşkanı Erdoğan bir gün önce Külliye’de “Adalet ve Yargı Reform Paketi”ni açıklamıştı...

Cumhurbaşkanı o gün Türkiye’ye ve bütün dünyaya şu mesajı vermişti:

“Olağanüstü hal hukuku dönemi kapanıyor...”

*

Cumhurbaşkanı o gün Adalet Reformu’nu “9 Amaç” başlığı altında toplamıştı.

Konuşmasında şu cümleleri dikkatle not almıştım.

*

Yazının Devamını Oku

Covid-19 aşısını bulan ekibin üçüncü kişisini de tanıyalım

Türkiye 10 Kasım günü Atatürk’ü anarken, İngiltere’nin en önemli gazetelerinden The Times’ın kapağında da karıkoca bir Türk çiftin fotoğrafı vardı.

1) Özlem Türeci ve Uğur Şahin...

Bu iki isim, şu an dünyayı sarsan, ekonomileri durduran, milyonlarca insanın hayatına ve işine mal olan COVID-19 virüsüne karşı ilk etkili aşıyı bulan insanlardı...

Yani onlar antibiyotiği bulan Alexander Fleming kadar önemliydi.

O nedenle haklı olarak dünyanın önde gelen bütün medya kuruluşlarının manşetindeydiler...

2) DÜN NAVTEX İLAN EDİLİRKEN MANŞETTEKİ O ÜÇÜNCÜ KİŞİ

ANCAK bu buluşun üçüncü bir kişisi daha vardı ki, onu manşetlerde fazla görememiştik...

Bazılarımız yabancı televizyonlarda rastlamıştı ama bu üçlü arasındaki ilişkinin en renkli ve sembolik kısmını görememiştik.

Yazının Devamını Oku

Aşının ilk etkisi yaşayan millet üzerinde, ikincisi ise

Ne şu ne bu...

Ne şunun gidişi ne bunun gelişi...

Bugünün en büyük haberi COVID-19 virüsüne karşı yüzde 90 etkili aşının bulunması...

Buluşun arkasında bir Türk kadını ile bir Türk erkeğinin bulunması da milletçe bonusumuz...

Aşı bulundu ve herkes gözünü piyasalara, borsalara dikti...

Tabii ki yükseldi...

Ama bana göre hayata dönüşün ilk harika işareti başka yerden geldi....

Live Nation’dan...

Yazının Devamını Oku

İktidardaki şeytan mı daha tehlikeli, muhalefetteki mi

Farkında mısınız...

Amerikan başkanlık seçiminin ortaya koyduğu çok tuhaf bir durum var:

KAZANAN: ABD’de bugüne kadar bir başkan adayının aldığı en yüksek oyla seçildi.

KAYBEDEN: ABD’de bugüne kadar bir başkan adayının aldığı en yüksek oyla kaybetti...

Terazinin bir tarafı daha ağır bastı...

Ama öteki tarafı da ağır bastı...

Gelin öyleyse bu tuhaf şeytan terazisinin iki tarafında ne vardı ona bakalım...

Seçim sonrası

Yazının Devamını Oku

Emine Hanım'dan Sezen'e Ajda'dan Tarkan'a en sevdiğimiz Timur şarkıları

Cumhurbaşkanımızın eşi Emine Erdoğan’ın mesajını da görünce, dünden beri şu sorunun cevabını arıyorum...

Son yıllarda adını çok az duyduğumuz Timur Selçuk nasıl oldu da, şu bölünmüş ülkede sağdan sola hepimize hayır duası okuttu?

İşçilerle 1 Mayıs şarkısını, ODTÜ öğrencileri ile Deniz Gezmiş’e ithaf edilen şarkıları söyleyen bir sanatçı, nasıl olur da Emine Erdoğan’ın gençliğinin de şarkıcısı olabilir?

Olabiliyormuş demek ki...

*

Bu ülkede pek çok insanın kafasında bir Timur Selçuk şarkısı vardır.


Yazının Devamını Oku

Önce 2 telefon geldi sonra da bu fotoğraf

Hani bir milletvekilinin Türkan Şoray için sarf ettiği o süfli cümleler vardı ya:

“Çamuriyetçi, HDPKK’cı, Amerikancı, İsrailci, emperyalist işbirlikçisi...”

Aynen böyle demişti...

*

Yazının çıktığı gün bir milletvekili aradı.

AKP Grup Başkanvekili Naci Bostancı’ydı...

O gün yazımı okuduktan sonra Türkan Hanım hakkında o sözleri söyleyen milletvekilini aramış ve bu sözleri tasvip etmediğini söylemiş.

Telefonda bana Türkan Hanım hakkında çok güzel şeyler söyledi.

“O mülakatı ben de okudum. Ben de sizin gibi düşünüyordum. Ülkesine, halkına derin sevgiyle bağlı büyük bir sanatçının ince duyarlılığını gördüm. Halkımız onu hem insanlığı hem de muhteşem oyunculuğu ile gönlüne yerleştirmiştir.”

Yazının Devamını Oku