Geri Ertuğrul ÖZKÖK Hilafet isteyen o meczuplara milletçe bir Cumhuriyet tokadı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Hilafet isteyen o meczuplara milletçe bir Cumhuriyet tokadı

Yaka bağır açık, saçı sakalına karışmış adam Ayasofya’nın önünde öyle bir sallıyor ki...

Sanırsınız üç gün sonra tek başına kılıcı eline alıp hilafeti ilan edecek.

Atatürk’e hakaretin bini bir para...

Nankörlük, ürkütücü bir maske gibi suratına yapışmış...

*

O pespaye video, önceki günden beri en az 20-25 kişiden bana da gönderildi...

Toplumun bir bölümünde korku yaratacak apaçık bir nefret söylemi...

Basbayağı bir terör belagati...

*

İşte bu nefret dolu adama bakarken...

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2017 referandumuyla kabul edilen son halini önüme koyuyorum.

Ve kelimeleri tek tek içer gibi okuyorum.

*

Madde 1: “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir...”

Madde 2: “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.”

Madde 3: “Türkiye Devleti ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir. Bayrağı, şekli kanunda belirtilen, beyaz ay-yıldızlı al bayraktır.

Milli Marşı İstiklal Marşı’dır.

Başkenti Ankara’dır...”

*

Şimdi siz de bir kere daha kelimelerin üstüne basa basa okuyun lütfen.

Sonra da bu cümlelerin hemen altında gelen 4’üncü maddeye geçelim.

*

Madde 4: “Anayasanın birinci maddesinde devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2’nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3’üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.”

*

Bir nokta daha...

Ülkenin seçilmiş Cumhurbaşkanı da yemininde bu ilk üç maddeye bağlı kalacağı konusunda milletin önünde yemin etti...

*

Bu Anayasa 16 Nisan 2017 günü halkın oyuna sunuldu.

Ve halkın yüzde 51.41’i evet derken, yüzde 48.59’u hayır dedi.

*

Peki bu Anayasa’ya kimler evet dedi?

Büyük çoğunlukla AKP ve MHP seçmeni... Öteki kesimi ise hayır dedi.

*

Dün AKP Sözcüsü Ömer Çelik iyi bir şey yaptı...

Anayasa’nın bu ilk üç maddesine bağlı olduklarını kesin ifadelerle açıkladı ve bu meczuplara AKP’nin de mesajını verdi.

Onun söylediklerini okurken aklıma şu matematik geldi.

Eğer Anayasamızın sadece bu ilk üç maddesi tekrar halkın oyuna sunulsa...

2017 Anayasası’na hayır diyenler de buna evet diyeceğine göre...

Değiştirilemeyen bu ilk 3 madde yüzde kaç oy alırdı?

*

Yüzde 100 mü?

Hadi ben diyeyim yüzde 90, siz deyin yüzde 80...

Taş gibi bir millet çoğunluğu yani...

*

İşte o sonuç böyle meczuplara öyle bir Cumhuriyet tokadı olurdu ki...

Osmanlı tokadı onun yanında küçük bir şaplak bile kalmazdı.

Hilafet isteyen o meczuplara milletçe bir Cumhuriyet tokadı

YAKIN TARİHİMİZDEN BİR FOTOĞRAF KARESİ

6 Ekim 1923... Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde Kurtuluş Savaşı’nı kazanan muzaffer Cumhuriyet ordusu Galata Köprüsü’nde şehre giriyor. Arkada Yeni Cami. Kahraman ordumuz, başlarında Fahrettin Paşa ile Ayasofya ve Sultanahmet Camisi’nin önünden geçip 9 Eylül 1922 günü Yunan işgaline son verip İzmir’e girdikten sonra, İstanbul’un gönderine de yeniden Türk bayrağını çekiyor.

MÜLKİYELİLER BİRLİĞİ SOKAĞI GAZETECİ BİR SAKİNİNİ KAYBETTİ

Adı Konur Sokak’tı...

Bir ucunda Mülkiyeliler Birliği... Her gece iki kadehten sonra Türkiye’nin bütün meselelerinin çözüldüğü lokal...

Biraz ileride Yürüyüş dergisi... Türkiye İşçi Partisi’nin yayını...

Başyazarı Yalçın Küçük...

Arada bir ben de yazıyorum...

Hemen yan tarafta Cumhuriyet gazetesinin Ankara bürosu...

Yani Uğur Mumcu’nun, Sedat Ergin’in, Ufuk Güldemir’in, Mustafa Ekmekçi, Yalçın Doğan’ın çalıştığı büro......

Ve işte tam o sokakta
bir de Yankı dergisi...

O dönemin, siyasette en büyük “perde arkası” haberlerinin yayınlandığı bir ekol... Öğretim üyesiyim. Sabahları saat 06.00’da kalkıp o büroya gidiyorum ve yetmeyen maaşıma biraz katkı olsun diye orada perde arkası yazıları yazıyorum.

İşte o okulun kurucusu, genel yayın yönetmeni Mehmet Ali Kışlalı’yı kaybettik. O okulda çok şey öğrendim. Gazetecilikte bana kariyer yaptıran “hikâye yazma” kabiliyetimi kazandım. Hepimize çok şey öğretti.

Allah rahmet eylesin.

O APARTMAN DAİRESİNDEN HANGİ GAZETECİLER GEÇTİ

MEHMET Ali Kışlalı’nın sahibi olduğu Yankı dergisinden hatırlayabildiğim kadarı ile şu gazeteciler ve öğretim üyeleri geçti: Hıncal Uluç, Emre Kongar, Mehmet Yılmaz, Can Dündar, Zülfikar Doğan, Önder Şenyapılı, Yalçın Küçük, Avni Özgürel, Şefik Kahramankaptan, Ömer Tarkan, Fikret Bilâ, Hikmet Bilâ, Kurthan Fişek, Türker Alkan, Vecdi Seviğ, Serhat Hürkan, Nursel Gürdilek.

CHP TARİHİNDE İLK DEFA SEÇİLMİŞ BÖYLE BİR İLK 15

1979-80 yıllarında rahmetli Ecevit’in danışmanı olarak çalıştım.

Eğitim seminerlerinde görev aldım.

Yıllardır gazeteci olarak bu partiyi izliyorum.

İlk 15’i böyle çıkan bir kurultayı ilk defa görüyorum.

*

En yüksek oyu alarak ilk 15’e seçilen üyelere baktım.

Çok belirgin bir ekonomist ağırlığı var.

*

En yüksek oyu alan kişi bir hazineci...

En yüksek oyu alan 15 kişinin, 11’i ekonomist veya işinsanı.

*

Çıkardığım sonuç şu:

Kılıçdaroğlu listeyi hazırlarken, Türkiye’nin bir numaralı sorunu olan ekonomiyi bir numaraya yerleştirmiş.

CHP delegeleri sıralamada siyaseti ve delege gücünü değil, Türkiye’nin ekonomik sorunlarını çözmeye aday insanları en ön sıraya geçirmiş.

İşte bunu ilk defa görüyorum.

EN YÜKSEK OY ALAN İLK 15’TE KİM KİMDİR

BİR: Faik Öztrak (982 oy): Maliyeci. Ve ekonomist. Birmingham Üniversitesi’den kalkınma ve finans üzerine master derecesi var. Hazine Müsteşarlığı yapmış.

*

İKİ: Bülent Kuşoğlu (862 oy): Maliye Bakanlığı’nda baş hesap uzmanı. Siyasal mezunu. AB Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü’nde çalıştı.

*

DÖRT: Rıfat Nalbantlıoğlu (848 oy): Siyasal Bilgiler İşletme mezunu. Serbest muhasebeci. İzmir Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası kurucularından.

*

BEŞ: Oğuz Kaan Salıcı (844 oy): Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunu. Türkiye Sosyal Ekonomik Siyasi Araştırmalar Vakfı (TÜSES) üyesi.

*

ALTI: Onursal Adıgüzel (836 oy): Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü mezunu. Çeşitli özel sektör firmalarında yöneticilik yaptı.

*

YEDİ: Umut Akdoğan (830 oy): Bilkent Üniversitesi Siyaset ve Kamu Yönetiminde başladı, sonra hukuk bölümüne geçti. İş Bankası yönetim kurulunda.

*

DOKUZ: Gürsel Erol (İşadamı): Tarihi eserlerin restorasyonunu yapan bir şirketi var. Turizmci ve butik otel işletmecisi.

*

ON: Erdoğan Toprak (819 oy): Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler mezunu. İş hayatına serbest ticaretle başladı. Türkiye Genç İşadamları Derneği üyesi.

*

ON BİR: Selin Sayek Böke (794 oy): ODTÜ İktisat Bölümü mezunu. Bilkent Üniversitesi öğretim üyesi. Ekonomist.

*

ON ÜÇ: Ahmet Akın (791 oy): Cambridge Eurocenter’da dil ve ekonomi eğitimi almış. Yenilenebilir enerji uzmanı. Bu alanda faaliyette bulunan bazı şirketlerde genel müdürlük yapmış.

*

ON BEŞ: Ednan Arslan (743 oy): Elektronik mühendisi. Proje üreten bir elektrik mühendisliği şirketinin sahibi. Nükleer, termik ve hidroelektrik santralları konusunda uzman.

KATKIDA BULUNANLAR

Sayfa Editörü: Firuzan Demir
Foto Editörü: Umut Veis
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama: Selma Songül Zengin

X

Kemal Bey, bu liste biraz kasvetli biraz Ajda, biraz neşe katsanız

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Spotify’a kendi adına bir müzik listesi koydu.

Başkalarının da vardır belki ama kendi payıma, eski ABD Başkanı Obama’dan sonra gördüğüm ikinci siyasetçi müzik listesi bu.

Kemal Bey’in böyle bir listeyi hazırlaması da hoşuma gitti.

*

3 saat 4 dakikalık bir liste bu.



Yazının Devamını Oku

Birincisi trajediydi... İkincisi komedi, ya üçüncüsü ne olur

Afganistan’ın eski devlet başkanı Hamid Karzai, Taliban’ın yönetimi ele geçirmesinden sonraki ilk görüntülü mülakatı bir Türk kadın gazeteciye verdi.

Nagehan Alçı onunla yaptığı mülakatı iki gün üst üste yayınladı...

Oysa ilk günden beri orada CNN’in bir kadın muhabiri vardı...

BBC oradaydı...

Ama görüntülü olarak ilk mülakatını bir Türk kadın gazeteciye verdi.

Nagehan Alçı’nın başarısı kadar, Karzai’nin tercihi de anlamlı...

Öyleyse gelin bu mülakatın biraz arka odalarında dolaşalım.

SEFARET AVLUSUNDA BAŞI AÇIK, KARZAİ’NİN EVİNDE BİLE ÖRTÜLÜ

Yazının Devamını Oku

Nil nehri kenarında üç milyon ateist mi yaşıyor

Geçtiğimiz 11 Eylül günü, Amerika Birleşik Devletleri ve bütün dünya bundan 20 yıl önce New York’ta İkiz Kuleler’e yapılan terör saldırısının 20’nci yılını anarken, Mısır Devlet Başkanı Sisi işte o gün çok ilginç bir konuşma yaptı.

Konuşmanın bir bölümünün konusu “ateizmdi”...

Şimdi size o konuşmanın sözünü ettiğim bölümünü aynen aktarıyorum:

Mısır Devlet Başkanı Sisi diyor ki:

“İnancı olmayan insanlara saygılıyım. Herhangi bir insan bana Müslüman, Hıristiyan veya Yahudi olmadığını veya dinlere inanmadığını söylerse, ‘Bu sizin kişisel seçiminizdir’ derim...”

Sisi bunları 11 Eylül günü yapılan “İnsan Hakları Strateji Toplantısı” için verilen yemekte söyledi.

Şöyle hafızamı yokladım...

Bugüne kadar herhangi bir Müslüman Arap ülkesinde resmi bir kişinin ağzından hiç bu sözleri işittik mi...

Yazının Devamını Oku

Bir Starbucks'ta kahve çekirdeği size haykırıyorsa psikiyatra gidin

Mesela bugün Starbucks’ın Bebek’teki şubesine girdiniz...

Kapıda biraz durup dinleyin...

Öğütülmemiş kahve çekirdeklerinin haykırarak size bağırdığını duyuyorsanız eğer...

Arkasından boş karton kahve kapları toplu halde üzerinize saldırıyorsa...

Böyle bir durum varsa yani...

Hemen bir psikiyatra gidin...

*

Büyük ihtimalle size şu teşhisi koyacaklar:

“Schizoaffective disorder...”

Yazının Devamını Oku

Pazar günü kaç süslü kadın pedal çevirdi

Tahminimi hemen yapayım...

Dünyanın belki de en renkli, en büyük festivali İzmir’den doğabilir...

Hatta iddiamı daha da büyüteyim...

İzmir’den “Halloween” kadar küresel bir festival doğabilir...

Adı da harika...

“Süslü Kadınlar...”

Dokuz yıl önce İzmir’den o ilk fotoğraf geldiğinde içim öylesine açılmıştı ki...

Rengârenk kadınlar bisiklet üzerinde şehri turluyorlardı...

Yazının Devamını Oku

Ağır devletçi bir ‘dönek’in 20 yıl gizli kalmış 32 defteri

Bundan tam 36 yıl önce...

Tam tarihi ile 12 Ağustos 1975 günü İsviçre’nin Zürih şehrinde bir binada kahverengi iplerle bağlı paketlerin mühürleri açıldı.

Paketlerin içinde 32 defter vardı.

Her defter, her birinde 100 ile 200 sayfa arasında elle yazılmış notlardan oluşuyordu.

*

Defterler, dünyanın en büyük romancılarından biri olan Thomas Mann’ın tuttuğu günlük ve aldığı notlardan oluşuyordu.

Thomas Mann, 12 Ağustos 1955’te Zürih’te ölmüştü.

Yazının Devamını Oku

Külliye'ye 10 dakika mesafedeki bir ofise çok ilginç bir tayin

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, geçtiğimiz günlerde ilginç bir adım attı.

Başkent Ankara’da bir temsilcilik ofisi açtı...

Ne olduğunu anlamak için bir yıl geriye gidelim.

*

Geçen yıl pandeminin tam ortasında, yani 2020’nin ağustos ayında birden şu haberler çıktı:

“İmamoğlu Ankara’da ofis mi tuttu?”

Üstelik İmamoğlu’nun tuttuğu ofis, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne 10 dakika mesafedeydi.

Bu gelişme o günlerde Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığına aday olmayı arzu ettiği biçimde yorumlandı.

*

Yazının Devamını Oku

Fenerbahçe'nin 10 yıllık karanlığı Frankfurt'ta bitti

3 Temmuz 2011 günü Aziz Yıldırım’ın evinden alınmasıyla başlayan karanlık dönem, Frankfurt’ta kapandı. Fenerbahçeli futbolcuların yüzlerine baktım. Hepsinde ifade aynıydı. Bu takım yıllardır ilk defa taraftarına verdiği zevkin keyfini çıkarıyordu.

Son 20 yılda beni en etkileyen sözlerden birini, çok ilgiyle okuduğum sanat yazarı Mehmet Ergüven söylemişti: “Aldığımız zevklerden bıkarız, ama verdiğimiz zevklerden hiç bıkmayız.”

Önceki akşam maç bittiğinde Fenerbahçeli futbolcuların tek tek yüzlerine baktım...

Hepsinin yüzündeki ifade neredeyse aynıydı. Bu takım yıllardır, taraftarına belki de ilk defa verdiği zevkin keyfini çıkarıyordu. Evet, çocuklar oyundan aldıkları keyfi değil, takımıyla gurur duymanın hasretini çeken bir taraftara o zevki vermenin keyfini yaşıyordu.

Ben bir futbol uzmanı değilim... İyi bir taraftarım... Tıpkı bir şarap uzmanı olmayıp, çok iyi bir şarap içicisi olduğum gibi... Şarap yapımcısının kendi aldığı zevki değil, bana verdiği zevki önemserim.

FUTBOLUN 'YENİ NORMALİ' BU

Öyle bir çağa geldik ki; artık herkes futboldan anlıyor. Hem de çok iyi anlıyor. O nedenle, futbol artık, oyuncuların oynarken aldığı keyiften çok, seyreden taraftarına verdiği zevkle ölçülüyor.

Futbolun ‘yeni normali’ bu... Frankfurt deplasmanındaki Fenerbahçe, işte futbolun bu ‘yeni normalini’ anlamış bir takımdı.

TAKIMDAŞLIK RUHUNU ÖĞRENEN BİR MESUT VARDI

Yazının Devamını Oku

60 yıl önce bugün: Bir çocuğun İzmir güncesi

Dün Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu’nun idam edilişinin 60’ıncı yılıydı...

Bugün de ülkemizin seçilmiş başbakanı Adnan Menderes’in idamının 60’ıncı yılı...

O meşum geceyi çok iyi hatırlıyorum...

Dün Sedat Ergin o idamları öylesine etkileyici ve dramatik bir şekilde yazdı ki...

Yine o gecelere döndüm...

*

İzmir’de 13 yaşında bir çocuktum...

Hepsi Demokrat Parti’ye oy veren Bulgaristan göçmeni bir aileydik...

Evimizde sabaha kadar Kuran okunmuştu...

Yazının Devamını Oku

'Punk Pamuk Prenses' bu elbiseyi ne karşılığında giydi

New York Metropolitan Müzesi’nin geçen yıl ertelenen MET Balosu bu yıl yapıldı...

Her MET Balosu gibi kırmızı halısı rengârenkti...

Ama bu defaki kırmızı halı aynı zamanda “Post Covid-19” döneminin yeni normalinin çizgilerini de verdi.

Bununla ilgili haberleri televizyonlarda ve gazetelerde izlediniz...

Ben size oralarda görmediğim önemli bir ayrıntıyı aktaracağım.

Benim için gecenin en şaşırtan kişiliği genç şarkıcı Billie Eilish’ti ve ötekilerden farklı bir yazıyı hak ediyordu.

MET’in bütün merdivenlerini kaplayan bir Oscar de la Renta ile gelmişti...

Bol pantolonlar, ondan bol tişörtler, yeşil-mavi saçları ile “yeni sallapatiliğin” simgesi olan Billie Eilish adeta Pamuk Prenses kılığında bir Marilyn Monroe’ya dönüşmüştü.

Yazının Devamını Oku

‘Milli ve yerli çapkınımız’ ahiretten tekzip gönderdi

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, önceki hafta hayatını kaybeden ünlü oyuncu Jean Paul Belmondo için “milli çapkın” demişti ya...

O gün, ben de bizim tarihimizin en ünlü “milli ve yerli çapkını” Süha Özgermi’yi tanıtmıştım...

1980’li yıllarda Türk magazin medyasının en önemli ve en renkli figürlerinden biriydi...

Yazının çıktığı gün Habertürk yazarı Murat Bardakçı aradı...

Süha Bey’i yazmışsın... Onu bir de ben yazayım. Bakın, çoğu insanın ‘Ha, milli çapkın mı?’ diye dudak büktüğü o karakterin arkasında nasıl bir insan var...”

Murat, bunu 22 Eylül 2013 günü, onun ölümünden sonra Habertürk’te yazmış.

Yazının başlığı şu:

“‘Milli çapkın’ Süha Özgermi’nin Abdülhamid’e uzanan aile öyküsü”

Yazının Devamını Oku

‘Higgs Bozonu’ binince ‘çakar’ arabadan iniyor

Hafta sonu çok ilginç bir belediye başkanı ile tanıştım.

İşinsanı Sadettin Saran’la birlikte Hırvatistan’ın Split şehrine gittik.

Saran grubunun orada çok güzel bir oteli var.

Adı “Le Méridien Lav”...

*

İlk akşam Split’in yeni seçilen Belediye Başkanı Ivica Puljak ve eşi Marjiana Puljak’la yemek yedik...

Hırvat sisteminde “seçimle gelen” belediye başkanı şehrin en üst yöneticisi oluyor.

Yani merkezi hükümetin atadığı bir vali yok ve yetkiler seçimle gelen belediye başkanı ile Belediye Meclisi’nde...

Yazının Devamını Oku

Türkiye bağlarının gelmiş geçmiş en iyi yılı hangisi

Ben her sonbaharı iki şarkı ile açarım...

Alpay’ın “Eylül’de Gel”i...

Ve Natalie Imbruglia’nın “Come September”ı..

Bu sonbaharı da geçen perşembe Şarköy’e giderken bu şarkıları dinleyerek açtım...

*

Tabii benim için sonbahar açılışı çocukluğumdan beri bağbozumlarıdır...

Bu yılki Baküs mevsimimi de Kayra’nın Şarköy Dedeçeşme Bağları’nda yaptım...

Son yıllarda daha çok Denizli Güney ve Urla bağlarında dolaşıyor, Trakya bağlarına gidemiyordum...

Oysa Trakya Türkiye’nin en önemli üç bağ bölgesinden biri...

Yazının Devamını Oku

Savunma Bakanlığı sitesinde gördüğüm güzel bir ayrıntı

Bu fotoğrafı dün Milli Savunma Bakanlığı internet sitesinden aldım.

Çünkü bir İzmirli olarak çok dikkatimi çekti.



*

Sitenin birinci sayfasında Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın İzmir’e yaptığı ziyaretle ilgili bir haber vardı.

Bakan, KKTC Cumhurbaşkanı

Yazının Devamını Oku

Şenol Güneş çok ilginç şeyler anlattı: Bu kafayla teknik direktör değil ancak üçkağıtçı bulunabilir

Önceki gece Şenol Güneş’le telefonda konuştum. Uzun süre sohbet ettik. Çok ilginç şeyler anlattı...

1- Bu takımın hâlâ şansı var. O şansı da ben yarattım. Hollanda’yı, Norveç’i bu takımla yenip 11 puan aldım.

2- Şimdi burada 3 ay kalsam ne olacak? Önemli olan şu; Türkiye Dünya Kupası’na gittiği zaman bir vizyon çizmeli.

3- Yeni gelecek kişi mutlaka şunu yapmalı; futbolun kalkınması için bir danışma kurulu kurup bunları konuşmalıyız.

Önceki gün telefonla Şenol Güneş hocayı aradım. Ama gazeteci olarak değil, onu seven takdir eden bir dostu olarak aradım. Amacım sadece “Üzülme hocam” demekti.

Uzun bir sohbet yaptık. Çok ilginç şeyler anlattı.

Konuştuğumda henüz Futbol Federasyonu Başkanı Nihat Özdemir’le görüşmüş değildi.

Tabi gazetecilik yanım da heyecana geldi.

Yazının Devamını Oku

İstanbul’da gizli bir sarayda 3 gün boyunca kıpkırmızı bir rüya

Hayır hayal değil, gerçekten söz ediyorum.

Bu sonbaharda İstanbul Beyoğlu’nda Tünel’e yakın bir binada “kırmızı bir rüya” yaşanacak...

İsterseniz siz de bu rüyayı görebilirsiniz.

O nedenle ayrıntılarını anlatayım.

Bu bina 3 gün boyunca kırmızı ışıkla aydınlatılacak ve aynı zamanda bir “Sound and Light” gösterisi yapacak.

Yani “Ses ve Işık” şovu olacak...

Burası İsveç’in, İstanbul Osmanlı’nın payitahtı iken açılan sefaret binası...

Cumhuriyet’in ilanından sonra

Yazının Devamını Oku

İlk Glock’lu yerli ve milli Mehdi acaba bizi kimden kurtaracak

Yıllar önce bir sabah Ankara Sheraton Oteli’nin lobisinde “Kurtlar Vadisi” ekibine rastlamıştım.

Biraz sonra Necati Şaşmaz, sırtına atılmış paltosu ve iki elinin parmakları arasına sıkıştırdığı tesbihle yanlarına geldiğinde, hepsinin yerlerinden kalkıp onun önünde öğle bir eğilişleri vardı ki kendi kendime şunu demiştim:

“Yahu bunlar Kurtlar Vadisi’ni oynamıyor, resmen yaşıyorlar...”

O tablonun asıl nedenini geçen hafta anladık...

Meğer mesele daha derinmiş...

*

Geçen gün “Vadi”den gelen ilahi bir sesle uyandık ve Polat Alemdar’ın etrafındaki o kutsal haleyi hep birlikte gördük...

Meğer Necati Şaşmaz kendini “Mehdi” ilan etmiş...

“Maalesef seçilmiş biriyim”

Yazının Devamını Oku

Madem düz krampon olmuyor, topuklu kramponlar sahaya

Erkek sporcularımız daha mı az yetenekli? Geriye gidişimizin bir sebebi olmalı.

Salı gece yarısı maç bittiğinde kafamda durmadan çınlayan soru şuydu: Kadın voleybolcularımız olimpiyatlarda ve Avrupa’da harikalar yarattı. Kadın boksörlerimiz, cimnastikçilerimiz, güreşçilerimiz müthiş sonuçlar aldı.

Aklınıza gelebilecek bütün branşlarda kadınlarımız harikalar yaratıyor.

İyi de arkadaş Hollanda’daki bu 6-1 ne?

Sizin de aklınıza aynı şeytani soru gelmiyor mu?

Bu ülkenin erkek sporcuları, kadınlarından daha mı az yetenekli?

Yoksa futbol sadece erkek sporu ve biz orada kabiliyetsiz miyiz?

O zaman da insana “İlkay Gündoğan neden Almanya Milli Takımı’nda banko oynuyor?” diye sorarlar.

ŞENOL GÜNEŞ'İ DE AŞAN VE YÜRÜMEYEN BİR ŞEYLER VAR

Yazının Devamını Oku

48 saat ara ile Dubai’den bir ve İspanya’dan gelen iki haber

Son 4 gün içinde bana göre Türkiye’yi ilgilendiren önemli üç gelişme oldu.

Biri kötü, öteki ikisi çok iyi haberlerdi.

Önce kötü haberden başlayayım...

*

Dünyanın en önemli haber ajansı Associated Press geçen cuma günü abonelerine bir haber geçti.

Dubai kaynaklı haberin başlığı şöyleydi: “Afgan Özel Televizyonları kendilerini Taliban yönetimine hazırlıyor...”

Habere göre, Afganistan’ın en büyük özel haber kanalı gönüllü olarak bazı programlarını yayından kaldırmıştı.

Yayından ilk kaldırılanlar da Türk dizileri ve müzik şovları olmuştu.

Yazının Devamını Oku

Yeni anayasanın başlangıç bölümünü kaptan yazdı

Hiç şüphesiz yangınlar, sel felaketleri, CovId-19 kâbusları ile geçen bu yazın belki de tek umut verici haberi sporcularımızdan geldi.

Hepsini gururla, göğsüm kabararak izledim.

Özellikle de kadın voleybolcularımızınkini...

A Milli Kadın Voleybol Takımı 124 gün süren yaz serüvenini iki bronz madalya ile noktaladı ve Türkiye’ye döndü.

Milli takımımızın uluslararası yaz performansı şöyleydi:

Milletler Ligi’nde 12 galibiyet, 5 yenilgi ile üçüncülük...

Olimpiyatlarda 3 galibiyet, 3 yenilgi ile beşincilik...

Avrupa Şampiyonası’nda 8 galibiyet, 1 yenilgi ile üçüncülük...

Yazının Devamını Oku