GeriErtuğrul ÖZKÖK Her kulüp yöneticisinin bakması gereken bir kare
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Her kulüp yöneticisinin bakması gereken bir kare

BU fotoğraf 16 Haziran 2016 günü Şanghay’da bir otelin lüks salonunda çekildi.

Orada bir koltukta tek başına oturan insan, dünyanın en büyük eğlence şirketi Disney’in artık efsane haline gelen başarılı CEO’su Robert Bob Iger...

Her kulüp yöneticisinin bakması gereken bir kare

Biraz sonra dünyadaki en büyük Disney parkı olan Şanghay Eğlence Parkı’nın açılışını yapacak.

Çin devletinin en tepesindeki parti nomenklaturası orada olacak.

Dünyanın dört bir tarafından VIP kişiler, medya mensupları orada.

Oysa böylesine büyük bir başarıya imza atacak olan Disney lideri o sırada yapayalnızdır ve şirket tarihinin en büyük krizlerinden birini çözmeye uğraşmaktadır.

* * *

Şanghay’a gelişinden kısa süre sonra, 12 Haziran günü kendisine bir haber gelir...

Disney parkından 30 kilometre ötedeki Orlando’da bir gece kulübüne terör baskını olmuş, 50'ye yakın insan hayatını kaybetmiş veya yaralanmıştır.

Bunlar arasında bir de Disney çalışanı bulunmaktadır...

* * *

Ama daha önemli bir mesele vardır. Saldırıyı yapan teröristlerden biri bir süre önce Orlando’daki Disney parkını gezip keşif yaparken görüntülenmiştir. Şanghay’daki açılışa hazırlanan CEO şimdi büyük bir krizle karşı karşıyadır.

Orlando’daki park güvenlik nedeniyle kapatılmalı mıdır? Şanghay’daki açılış ertelenmeli midir?

Iger bu krizi aşmaya çalışırken, açılışa saatler kala, tema parklarından sorumlu başkan yardımcısı Bob Chapek yanına gelir ve “Bob ciddi bir meselemiz daha var” der.

BAŞKAN, TİMSAH BİR ÇOCUĞU PARÇALADI, ŞİMDİ NE YAPALIM

BOB Chapek, CEO’ya şunu söyler: “Orlando’daki parkta timsah bir çocuğa saldırdı...”

CEO’nun ilk tepkisi şu olur:

“İnşallah çocuk ölmemiştir...”

Ama durum öyle değildir, çocuk ölmüştür.

Amerikan “corporate” yani şirket kültürü, böyle durumlarda “corporate”ye kurumsal bir açıklama yapmayı emreder. Ama Bob Iger aksini yapar. Açıklamayı kendisi yapar. Bir adım daha ileri gidip çocuğun ailesini arayıp kendisi konuşur.

Sonra da en önemli kararı verir: Şanghay’daki açılış yapılacaktır.

Bu fotoğraf işte o gün, açılış konuşmasını yapmasından birkaç dakika önce çekildi.

Çağdaş yöneticiler artık “corporate zırhların” arkasına saklanmadan, sorumlulukları kendileri üstlenmektedir.

Modern kriz yönetim sanatı budur.

........................................

*Bu bilgileri Bob Iger’ın geçen yıl çıkan “The Ride of a Lifetime” adlı kitabında okudum. Ali Koç’a ve bütün yöneticilere tavsiye ederim. Özellikle de bir eğlence ve spor şirketi yönetenlere. (Random House, 2019)

Her kulüp yöneticisinin bakması gereken bir kare

TİMSAH HABERİNİ VEREN YARDIMCI DÜN İTİBARIYLA

SON bir ayrıntı...

Timsahın çocuğa saldırdığı haberini Iger’a veren başkan yardımcısı Bob Chapek dün itibariyle Disney’in yeni CEO’su olarak ilan edildi. Iger ise kontratının bittiği 2021 yılının sonuna kadar şirketin başkanı olarak kalacak. Herkes için sürpriz oldu.

Disney hisseleri 3 dolar birden değer kaybetti.

Ama bilelim ki, yönettiği temalı parkta timsahların çocuğa saldırmasına mani olamayan yeni CEO, en azından yaratıcılık, yaratıcı risk alma ve kriz yönetimi sanatında Bob Iger’dan çok şey öğrenmiş olmalıdır.

RUSYA’YLA SAVAŞ MI? KIRMIZI KİTAPTA YAZMAYAN BİR YOL

HERHALDE bugünlerde sizin bulunduğunuz her yerde de sorulan soru aynı: “Rusya’yla savaşacak mıyız?”

Bırakın savaşı, bu sorunun sanki normalmiş gibi sorulur hale gelmesi bile bir felakettir.

* * *

Peki nasıl makule döneceğiz?

Bence çok basit...

Kendi kendimize bazı sorular sorup makul cevaplar vererek.

SORU 1. Biz Rusya’yla niye savaşacağız?

Suriye yüzünden...

SORU 2: Peki Suriye yüzünden niye savaşacağız?

Haklı bir gerekçemiz var. Çünkü buradan ülkemize 4 milyona yakın bir göçmen geldi. Ayrıca bir o kadar daha gelme riski var ki, bu, sonucu itibarıyla Türkiye’nin başına iki Almanya’nın birleşmesi sırasındaki kadar büyük bir nüfus sorunu çıkarabilir.

SORU 3: Suriye konusunda Milli Siyaset Belgemizde yani devletin kırmızı kitabında bizim bilmediğimiz bir madde var mı? Mesela Esad’ın devrilmesi, Suriye’den toprak almak gibi?

Devletimizin açıklanmış böyle bir politikası yok. Ayrıca Suriye’deki rejim hâlâ Birleşmiş Milletler tarafından meşru devlet olarak tanınıyor.

SORU 4: Rusya ve Suriye ne istiyor?

Soçi Anlaşması’nda bizim de kabul ettiğimiz iki sorunun halledilmesini istiyor. Birincisi bölgedeki HTŞ terör örgütünün silahsızlandırılması ve bertaraf edilmesi, ikincisi Halep’i Lazkiye ve Şam’a bağlayan devlet yollarının güven altına alınması.

SORU 5: Bunlar Türkiye açısından kabul edilmez şeyler mi? HTŞ terör örgütü Türkiye için de büyük bir tehdit unsuru değil mi?

Evet IŞİD’den kopmuş bir örgüt ve bugün Türkiye için de büyük tehdit, ileride daha da büyük tehdit haline gelecek. Bu nedenle Türkiye de o örgütü terörist ilan etti.

O zaman gelelim asıl soruya...

SAVAŞ İHTİMALİNİ KALDIRACAK BİR ÇÖZÜM MÜMKÜN DEĞİL Mİ

SORU 6: Öyleyse savaş ihtimalini ortadan kaldıracak herkes için onurlu bir çözüm yolu yok mu?

Var, hem de kolay. Kırmızı kitapta (Türkiye’nin Milli Siyaset Belgesi) ne yazıyor bilmiyorum. Ama orada yazmasa bile hem karşı tarafın hassasiyetini dikkate alacak, hem de bizim sınırımızdaki güvenliği sağlayacak, göçü önleyecek tedbirleri içerecek ortak yol çok mümkün. Bu yazıyı yazmaya oturduğumda Ankara’da Dışişleri Bakanı’nın gazetecilere verdiği brifingden bana gelen havaya bakılırsa, bu makul yolu arama çabası hızlanmış.

Yeter ki şunu bilelim.

Aklın yolunda ilerlemek, herkes için en iyisidir. Türkiye’de muhalefet de böyle bir çözümü kullanmak yerine desteklemeli.

Hepimizin akla, makul akla ihtiyacımız olduğu çok kritik günlerden geçiyoruz çünkü.

 

BU FOTOĞRAF KADIN İSTİSMARINA GİRER Mİ

BU fotoğrafı “Hello Fashion” kanalının Instagram hesabında gördüm. Üç gün önce Armani’nin Milano Moda Haftası’nda yaptığı konuşmayı okumuştum.

Hani modaevlerini reklamlarında kadın sömürüsü yapmakla suçlayan konuşmasından üç gün sonra.

* * *

Her kulüp yöneticisinin bakması gereken bir kare

Ne yalan söyleyeyim çok sevdim bu fotoğrafı...

Elbise harika, şapka çok iyi gitmiş.

Evet bacak dekoltesi çok dikkat çekici...

Ama o dövmeyle bana MET sergilerine girecek bir güzellik gibi göründü.

Ama en çok hoşuma giden şey bir kadın bedeninin hareket halindeki estetiği oldu...

Üstelik, yırtmacı bir yana bırakırsanız, öyle çok açık bir elbise de değil... Bence fashion sektörünün bizleri bu estetikten mahrum etmemesi gerekir. Hem erkek hem kadın için hayatı güzel kılan bir fotoğraf bu.

X

Sizce bu 'Reformist Tonton' sayfası hangi gazetede çıktı

Tam 28 yıl olmuş...

Bugün Turgut Özal’ın ölümünün 28’inci yıldönümü...

Sabah büyük bir sürprizle uyandım.

Bir gazete harika bir Özal’ı anma sayfası hazırlamış.

*

Tepedeki manşeti şöyle:

“Reformist Tonton...”

Üst spotları şöyle:

- “Hayata veda etmesinin üzerinden 28 yıl geçti ancak yaptıkları hafızalardan hiç silinmedi.”

Yazının Devamını Oku

Bodrum'dan doğan bir özel Türk 'Lirası'

Önceki gün Türkiye’de çok ilginç bir şey oldu...

Ekonomi tarihimizde ilk defa bir şahsın Bitcoin hesabına haciz kondu...

Bunun anlamı şu...

Artık hepimizin hayatında “Bitcoin” denilen bir para var...

Aslında bu para cebimizde...

Tek farkı ceket cebinde değil cep telefonumuzda olması...

Üç yıla yakın bir süredir bir insan arıyorum...

Bana çok basit biçimde “Bitcoin nedir” anlatsın...

Yazının Devamını Oku

Türkiye'nin çaresiz ev kadını hangi okula rüşvet verirdi

Aslında yazının gerçek başlığı şu:

“Türkiye’nin Ivy League okulları hangisidir...”

O nedenle, araya “Çaresiz ev kadını” ifadesinin girmesinin hikâyesiyle başlayayım.

*

Geçen ay bir streaming platformunda, ABD’de 2019 yılında yaşanan “üniversiteye giriş” skandalıyla ilgili belgeseli seyrediyordum.

ABD’nin önde gelen bazı varlıklı ve şöhretli aileleri çocuklarını en iyi üniversitelere sokmak için rüşvet tezgâhını kurmuş biri aracılığıyla bal gibi rüşvet anlamına gelecek paralar harcıyorlar.

*

Onlardan biri de “Çaresiz Ev Kadınları” dizisinde Lynette Scavo rolünü oynayan oyuncu Felicity Huffman...

Emmy, Altın Küre, SAG ödülleri var

Yazının Devamını Oku

Kim bu 'esrarengiz' Boğaziçili 'sıçan' M.B.

Hürriyet yazarı İhsan Yılmaz, Oğuz Atay’ın kayıp günlüğü olayını gündeme getirip, ben de perde arkasını yazınca, “Upper Cihangir” dünyası karıştı.

Gerçi, onunla ilgili sadece kendilerinin konuşma hakkı bulunduğuna inanan bazı çevreler, “Ne alakası var Oğuz Atay’ın Cihangir’le” deyip durmadan bana yükleniyorlar...

Merakınızı tatmin edeyim. Hepsi biliyor ki “Upper Cihangir” lafını sembolik olarak kullanıyorum...

*

(Bu arada Cihangir ahalisi galiba bu “Upper” lafından pek hazzetmedi ki, mahalle baskısı yapmış olmalılar ki, bu kavramın mucidi T24’in düzeyli magazin yazarı Tuğrul Eryılmaz da artık sadece “Cihangir” diye yazmaya başladı.)

Neyse asıl konuya gelelim...

Geçen cumartesi T24’te Ayça Atikoğlu’nun bir yazıyla bu “Upper Cihangir polisiyesinin” ikinci sezonu da yayına girdi.

Türkiye’nin

Yazının Devamını Oku

O 19 ölü nitrojen dolu 22 cam lahitin laneti mi

Geçen hafta tüm dünya pandemi ile boğuşurken Mısır 3 Nisan gecesi bütün dünyayı şaşırtan bir şey yaptı.

Tahrir Meydanı’ndaki Milli Müze’de bulunan, eski Mısır hanedanına ait 22 mumyayı yeni inşa edilen Mısır Medeniyetleri Müzesi’ne nakletti...

*

18 kral, 4 kraliçeye ait 22 mumya, nitrojenle doldurulmuş cam lahitlere konup büyük ve çok renkli bir törenle yeni yerine götürüldü.

22 lahit 5 kilometrelik yolu 40 dakikada geçti...

*

Bu, mumyaların ikinci yolculuğuydu.

Mısır hanedanlarına ait bu mumyalar 100 yıl önce Luksor’dan Kahire’ye getirilmişti...

Nakledilenler arasında bütün dünyanın bildiği İkinci Ramses ile Mısır tarihinin en başarılı kraliçesi olarak bilinen Hatshepsut’un mumyaları da vardı.

Yazının Devamını Oku

İmamı kim istifa ettirdi Türkiye'nin makul aklı mı

Ayasofya imamı sonunda istifa etti...

İstifasında “Kendi isteği ile ayrıldığı” belirtiliyor...

Ama artık orada kendine üç-beş trol dışında müttefik bulamadığı herkesin bildiği bir sırdı...

Bütün dünyanın gözü üzerinde bulunan bir mabetten her gün tuhaf seslerin yükselmesinin hiçbir makul AKP’linin de hoşuna gitmeyeceği bir gerçekti.

Nitekim ilk tepki AKP milletvekili Özlem Zengin’den geldi...

Sonra AKP’nin ağır toplarından da sesler yükseldi...

Sonunda ayrılmak zorunda kaldı ve çok hayırlı bir iş oldu...

İstifasını bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın istediği de yazıldı, söylendi.

Yazının Devamını Oku

CHP'li kayınpederim o 2 takunyalı hakkında bana neler anlatmıştı

Kayınpederim rahmetli Hüdai Oral, köklü bir CHP’li ailenin üyesiydi.

Beş dönem CHP milletvekilliği yapmıştı.

Babası CHP’nin tek parti dönemi Denizli il başkanıydı...

Ayrıca 1950 öncesi milletvekiliydi.

Kızının Adnan Menderes hayranı, koyu Demokrat Partili bir ailenin sonradan solcu olmuş oğluyla evlenmesini son derece normal karşılamıştı.

Hüdai Oral 1961 yılında kurulan İsmet İnönü hükümetinin en genç bakanıydı.

İnönü onu Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olarak görevlendirmişti.

O güne kadar öyle bir bakanlık yok...

Yazının Devamını Oku

Bu bir haber mi, fazla oldunuz sinyali mi

“Haber” desem...

Değil...

“Analiz” desem o da değil...

Öyleyse ne?

“Ayağınızı denk alın” uyarısı mı...

Önce neden söz ettiğimi anlatayım.

Dün, dünyanın önde gelen ekonomik medyalarından biri olan Bloomberg’de tuhaf bir yazı yayınlandı.

Yazının konusu Türkiye’de Bayraktar grubunun ürettiği SİHA’lardı...

Yazının Devamını Oku

Ya seçilmişlere her gün haddini bildiren o atanmış memurlar

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener bir süredir beni de düşündüren önemli bir noktaya dikkati çekti.

Emekli WhatsApp’çı amirallerin yaptığı düşüncesizce işe tepki koyarken, çok yapıcı iki uyarıda da bulundu.

*

Bildiri yayınlayan amirallerin 10’unun o eski kötü alışkanlıkları hatırlatan biçimde sabah evlerinden alınmalarına tepki gösterdi.

Gözaltına alınmalarına karşı çıktı...

Ama daha önemlisi iktidara bence çok önemli ve yapıcı bir çağrı yaptı.

Özeti şuydu:

Emekli amirallerin seçilmişleri hedef alan açıklamalarına karşı çıkıyorsak...

Atanmış memurların, tayinle göreve gelmiş görevlilerin, valilerin, kaymakamların, maaşını devletten alan dini görevlilerin seçilmiş insanlar, parti başkanları, anamuhalefet partisi başkanı hakkındaki hakarete veren açıklamaları da önlenmelidir...

Yazının Devamını Oku

Artık doğalgaz faturanıza bile rütbeli imzanızı atmayın

O bildiriye imza atan 104 mütekait askerin karşısına geçip sormak isterdim:

“Yaptığınızdan memnun musunuz...”

Ve devam etsem...

“Bakın Türkiye geçen hafta ne tartışıyordu...

Sizin bu düşüncesiz hareketinizden sonra bugün ne tartışıyor...”

*

Biliyorum bana diyecekler ki...

“Biz de vatandaşız ve düşüncemizi serbestçe söyleme hakkına sahibiz...”

Evet sahipsiniz...

Yazının Devamını Oku

Ey erkek 5 yıl önce testosteron yarıştırıyordun bak bugün ne

Aman Allahım...

Bu erkek milleti...

Yani biz ne hale düştük...

*

Dün gibi hatırlıyorum...

15 Mayıs 2016...

Berlin’de Final Four’un son günü... Fenerbahçe-CSKA maçını bekliyoruz...

Otelin lobisinde büyük bir tartışma patlıyor...

Bir erkekte ideal testosteron oranı nedir?

Yazının Devamını Oku

İkinci hayatında bir daha komedi oynayabilecek mi

Zekeriyaköy’deki evde yaşanan o olayın üzerinden 3 yıla yakın zaman geçmiş.

Ahmet Kural’ı o zamandan beri ilk defa görüyoruz.

Kıbrıs’ta TRT için bir dizi çekiyormuş.

Hürriyet Kelebek’te Tülay Demir’in yaptığı mülakattan öğrendik.

Çekim sırasında yeni sevgilisi Çağla Gizem Çelik ile annesi ve babası da yanındaymış.

*

Hayatım boyunca şuna inandım.

Yazının Devamını Oku

Çok genç erkekle 'olgun kadın' arasında kaç yaş fark vardır

Çarşambayı perşembeye bağlayan gecenin saat 00.30’u...

Çok akıllı telefonuma, Music Business Worldwide müzik endüstrisi haber sitesinden bir son dakika notu düşüyor...

“Paul Simon bütün kataloğunu Sony şirketine satmış...”

Paul Simon...

Yani “Simon and Garfunkel” ikilisinin Simon’ı...

Daha o saniye onlarca şarkı geçmeye başlıyor aklımdan...

“Mrs Robinson”, “Sound of Silence”, “Scarborough Fair”, “Bridge Over Troubled Water”, “Boxer”, “Cecilia”, “A Hazy Shade of Winter”, “Homeward Bound”, “Me And Julio Down by the Schoolyard”...

Bütün bir gençliğim...

Yazının Devamını Oku

Sharon hatıra kitabında bu bornozlu geceyi de yazdı mı

1) Dün gibi hatırlıyorum...

2005 yılının aralık ayıydı...

Los Angeles’ta güneşli bir günün gecesiydi... Hollywood ünlülerinin yaşadığı semtteki büyük villanın salonundaydım.

Biraz sonra şahane kadın merdivenlerden inmeye başladı...

Beş yıl önce Cannes Festivali’nde yanımdan geçerken nefesimi kesen şahane Sharon Stone karşımdaydı.

Üstelik üzerinde sadece bir bornoz vardı...

Ayağa kalkıp soruyorum...

“Yorgun musunuz...”

Yazının Devamını Oku

Ayda 2 bin 500 kişi acil şiddet butonuna basıyor

Teknoloji şirketlerinin yöneticileri ile konuşmak bana hep büyük heyecan veriyor. Bu haftaki podcast sohbet konuğum Vodafone’un CEO’su Engin Aksoy.

Doğum yeri İstanbul ama hayatının 17 yılını Göcek’te geçirmiş bir yönetici. Çünkü babası bir deniz subayıydı. 4 Ekim 1972 İstanbul doğumlu, İstanbul Üniversitesi İngilizce İktisat Fakültesi’nden mezun. İş hayatına 1994’te başlamış. Coca-Cola, Michelin ve Nike gibi küresel şirketlerde çalışmış. 2008’de Vodafone’a girmiş ve 1 Şubat 2021’den itibaren de Vodafone Türkiye’nin CEO’su olmuş.

Zoom’la yaptığımız görüşmede bir şey dikkatimi çekiyor. Arkasında yan yana asılmış üç afiş var.

“Yeni İcat Çıkar-ma”, “Soru Sor-ma”, (her ikisinin de sonundaki ‘ma’ hecesinin üstü çizilmiş). Bir de “Sorumluluk bizim değil” cümlesi var onun da sonundaki ‘değil’ kelimesinin üstü çizilmiş.

Yani bugün “Yeni icat çıkarmayı seven” bir yönetici ile konuşacağız.

Ana konumuz da teknolojiden çok “kadın”.

Sözü ona bırakıyorum. 

1) KADIN ÇALIŞANDA SİLİKON VADİSİ ŞİRKETLERİNDEN ÇOK İLERİYİZ

Yazının Devamını Oku

Erol Olçok olsaydı 'pudra şekeri' krizini nasıl yönetirdi

AKP’nin yükseliş yıllarındaki iletişimcisi Erol Olçok’u son defa galiba Kanyon’da gördüm. Bir restoranda oturuyordum ve o da geçerken beni görmüş birkaç dakika sohbet etmiştik.

Geçen hafta sonu arabasında kokain çeken gencin görüntüleri önüme geldiğinde nedense aklıma o gün geldi...

Bugün hayatta olsaydı ve bu görüntüler önüne gelseydi acaba bu krizi nasıl yönetirdi...

*

Benim görüşüm şöyle...

Dünyanın her yerinde görülebilecek sıradan bir polisiye olay bu...

Böyle olayları bir siyasi partiyle ilişkilendirmek, bunun üzerinden o partiye vurmak ne adil bir davranış ne de çağdaş bir siyaset yapma tarzı...

Dolayısıyla kanunlar ne diyorsa o yapılır ve olay da geçer gider...

Yazının Devamını Oku

Şenol Hoca ve takımı önceki gece Avrupa'da neyi yıktı?

Avrupa’da belki de son 4 Dünya Kupası’nda tanık olduğumuz manzara şudur: Ülkelerin milli takımları, kulüp takımları kadar iyi futbol oynayamıyor. Şenol Hoca ve takımı son 2 maçta işte bu yerleşik Avrupa inancını yıktı. Milli takım, Türkiye’deki bütün kulüp takımlarından daha iyi futbol oynuyordu.

Bu yazıyı, epeydir milli takım maçlarını seyretmeyen bir futbol izleyicisi olarak yazıyorum.

Seyretmememin de nedeni vardı. Avrupa’da milli maçlar zevksiz geçer. Söylemek istediğim tek cümle var:

“Şenol Güneş Hoca önceki akşam ve ondan önceki maçta, Avrupa’da belki son 16 yıldır hüküm süren bu futbol yargısını yıktı.”

Nedir bu, anlatayım...

57’NCİ DAKİKADA SAHADA GÖRDÜĞÜM MANZARA ŞU

Maçın 57’nci dakikası...

Milli takım Norveç savunması önünde inanılmaz üçlü ve dar paslaşmalar yapıyor.

Bir La Liga tutkunu olarak, bilmesem karşımda Barcelona oynuyor sanacağım.

Yazının Devamını Oku

23 Haziran'da bu paranın üzerinde bu 'muamma' çocuğun resmi olacak

Kendini mahallenin ağır abisi sanan bir meczubun, “eşcinsel” diye işitme engelli bir çocuğu sokak ortasında dövüp, sonra bu görüntüleri göğsünü yumruklaya yumruklaya sosyal medyada paylaştığı gün...

Yani geçen cuma...

İşte tam o gün dünya başka bir konuyu konuşuyordu.

*

Bundan 3 ay sonra...

Tam tarihiyle 23 Haziran günü İngiliz Merkez Bankası 50 pound’luk yeni bir banknot çıkaracak.

Bunun bir tarafında İngiltere Kraliçesi’nin resmi olacak...

Öteki tarafında ise Alan Turing isimli birinin fotoğrafı...

Yanda çocukluk resmini gördüğünüz insanın 41 yaşındaki halinin bir fotoğrafı olacak...

Yazının Devamını Oku

Gönüllü istihbaratçı... Üzerinde çift ay işareti yok diye şunları hafife almayın

25 Mart 2021 Perşembe günü...

Yani önceki gün, biz Türkiye’de TBMM Başkanı’nın “Tek imza ile Montreux’den bile çekilebiliriz” açıklamasının yarattığı depremi yaşarken...

Atina’da çok önemli bir şey oldu...

Atina Büyükelçiliğimiz ve MİT’in yazdıkları raporlarda şu ayrıntılar var mıydı bilmiyorum...

Ama ben şahsi istihbaratımı yaptım ve yazıyorum...

İstihbarat dediğim de öyle gizli kapaklı bir şey değil...

Açık ve herkesin önünde olup biten şeyler.

Önce bir Google araması, sonra da Hürriyet’in Atina büro şefi Yorgo Kırbaki ile sohbet...

Bence herkesin dikkatle okuması gereken Atina raporumu sunuyorum...

Yazının Devamını Oku