GeriErtuğrul ÖZKÖK Hayalet bir okul ve bir seri katil hikâyesi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Hayalet bir okul ve bir seri katil hikâyesi

TATAVLA adını ilk defa, küçükken İzmir’de seyrettiğim bir filmde duymuştum.

Halk Düşmanı Hristo Hrisantos’un hikâyesiydi.

***

Tatavla adını, ikinci defa Paris’te öğrenci olduğum yıllarda satın aldığım bir Yunan plağının üzerinde görmüştüm.

Tatavla şarkılarıydı...

İşte o zaman bugünkü Kurtuluş semtinin adının eskiden Tatavla olduğunu öğrendim.

Dün Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü ve romanlarının bir bölümü bu semtte geçen yazar Ahmet Ümit’le birlikte bu semti gezdik.

Hayalet bir okul ve bir seri katil hikâyesi

***

Tatavla 1700’lerin başlarında kurulmuş bir semt.

Padişah kararıyla sadece Rumların oturması için tahsis edilmiş.

Galiba böyle bir yer bir de Ayvalık’ta varmış.

Bugün Beyoğlu’ndan sonra semtler gezisine Şişli ve Tatavla ile devam ediyorum.

 

TATAVLA NERESİ, ADI NEREDEN GELİYOR
ADINI “tavla” kelimesinden alıyor. Tavla Türkçede de kullanılan ve ahır anlamına gelen bir kelime.

Cenevizlilerin atlarının ahırlarının bulunduğu semt olduğu için bu adı almış.

1913 yılında Melisinos Hristitodulu adlı bir din adamı tarafından yazılan kitapta, semt şöyle tarif ediliyor:

“Haliç’in sahili boyunca uzanan, Kasımpaşa’nın yukarısındaki bir Kostantiniyye semtidir. Tatavla, Beyoğlu’nun kuzeybatısına da denk gelen geniş bir alanı kapsayan tepe boyunca yayılmıştır.”

Müziğini çok eskiden keşfettiğim, daha sonra Orhan Türker’in kitabında okuduğum eski Tatavla, yeni adıyla Kurtuluş’u dün ilk defa gezdim.

 

HAYALET ŞEHİR GÖRMÜŞTÜM HAYALET OKUL İLK DEFA GÖRDÜM
HAYATIMDA gördüğüm ilk hayalet şehir, Fethiye’deki Kayaköy’dü.

Mübadelenin hüznünü ilk defa orada hissetmiştim.

Sonra Çernobil kazasını izleyen günlerde Pripyat kasabasına gitmiştim.

Orada da teknolojik bir felaketin bıraktığı hüzün enkazını görmüştüm.

Hayalet bir okul ve bir seri katil hikâyesiCuma günü hayatımda ilk defa hayalet bir okul gördüm.

Kurtuluş Rum İlköğretim Okulu...

Artık hiç öğrencisi kalmamış bir okul.

Boş sınıflar, boyası dökülmüş duvarlar...

Ve hayali bir müsamereyi bekleyen bomboş bir müsamere salonu...

Herkes ve her şey gitmiş...

Geriye bir azınlık okulu olarak duvarlarda kalması gereken şeyler kalmış.

Hemen her duvarda yüzlerce Atatürk fotoğrafı... CHP’nin Altı Ok ilkeleri...

Ve bir “Türk’üm, doğruyum, çalışkanım” ifadesi...

Artık Türk okullarından bile çıkarılmış olan o cümle...

 

SON ÖĞRENCİ 2003 YILINDA GİTMİŞ
1950’li yılların sonunda 450 öğrencisi olan okulun artık tek öğrencisi yok.

Son mezununu 2003 yılında vermiş.

Ama okulu kapatamıyorlar. Çünkü Lozan Anlaşması’na aykırı.

Okulu yöneten vakfın başkanı Dimitri Zotos, kapatıp bir kültür merkezi yapmak için mahkemeye başvurmuş, karar da almış, ama okul hâlâ resmen açık görünüyor.

Bugün İstanbul’da 17 Rum okulu var. 13’ü öğrencisizlikten kapalı. 4’ünde 118 öğrenci okuyor.

 

Hayalet bir okul ve bir seri katil hikâyesi

İNTİFA İNSANLAR DERNEĞİ’Nİ KURAN İNSANLAR KİMLERMİŞ
BOŞ müsamere salonunun ortasına küçük direklere Tatavla semtinde bulunan önemli bazı yerler işaretlenmiş.

Bunların bir bölümü artık yok.

Direklerden birinin üzerinde şöyle bir yazı okuyorum:

“İntifa İnsanlar Derneği...”

Bu nedir diye sorduğumda aldığım cevap şu oluyor:

“Türkiye’ye yerleşen Nijeryalıların kurduğu bir dernek.”

Kurtuluş semtinde yaşıyorlarmış ve bir binanın altında kiliseleri varmış.

Burada, Amerika’dakilere benzeyen çok ilginç ayinlerin yapıldığını söylediler.

 

Hayalet bir okul ve bir seri katil hikâyesi

TATAVLA’DAN BASAMAKLARDA YAŞAYAN İSİMLER
ÜÇ katlı binanın merdivenleri çok çarpıcı görüntülere sahip.

Her merdivenin sahanlığı Atatürk resimleri ile dolu.

Her basamağa da bir sokağın Tatavla zamanındaki adı ile şimdiki Kurtuluş zamanındaki yeni adı yan yana yazılmış. Yeni isimler arasındaki Ergenekon adı tabii ki hepimizin dikkatini çekiyor.

 

Hayalet bir okul ve bir seri katil hikâyesiTATAVLA’NIN SERİ KATİLİNİ KİMİN BABASI ÖLDÜRDÜ
TATAVLA ünlülerinden biri de Hristo Hrisantos.

Okulun “semt ünlüleri” duvarında onun da adı var.

Altında şu yazıyor:

“Seri katil. İlk sabıkasını 18 yaşında alır. Yakalanmasını yönlendiren Dolapdere Karakolu Komiser Muavini Muharrem Alkor 1952’de ‘Hrisantos’u ben öldürdüm’ isimli bir kitap yazar.”

Annesi fahişeymiş. Kadınlar arasında büyür.

Onu öldüren polis ünlü oyuncu Selda Alkor’un babasıymış.

Küçükken İzmir’de Hrisantos’un hayatını anlatan “İstanbul Kan Ağlarken” filmini seyretmiş ve çok etkilenmiştim.

Meğer bebek suratlı, yakışıklı bir adammış.

Hakkındaki yazılanlara bakılırsa 13 polisi öldürmüş.

Sonunda iki Türk polisi onu, bir Rum’un ihbarı üzerine arkadaşının evinde kıstırır.

Polislerden birini ağır yaralar. Ama yaralı polis ölmeden önce silahını onun ağzına dayar ve bütün kurşunlarını boşaltır.

Hrisantos’un cenazesine binlerce Rum katılmış.

Tabii ki fotoğraf çok iyi bir polisiye yazarı olan ve bu semti çok iyi bilen Ahmet Ümit’in dikkatini çekiyor.

Ancak onun görüşü farklı.

“Bu bilgi yanlış. O seri katil değil. Daha çok bir mahalle kabadayısıydı” diyor.

 

SEMTİN ÜNLÜLERİ ARASINDA KİMLER VAR
SINIFLARDAN birinin duvarında Tatavla’dan çıkmış ünlü kişiler hakkında bilgiler var.

- Bademcik ameliyatının öncülerinden biri olan doktor Nikolaos Taptas adını ve fotoğrafını görüyoruz.

- İstanbul’un ünlü çiçekçisi Sabuncakis.

- Ünlü silah tüccarı Basil Zaharoff da bu semtten.

- Evgenios M. Andoniadis: Bilimsel gezegen çizimleri ve özellikle Mars gezegeni coğrafyası çizimleri ile ünlü astronomi uzmanı. Güneş Sistemi’nde adı verilmiş 4 yer varmış.

 

BU HALİYLE İSTANBUL BİENALİ’NİN TAM KONUSU
BİNADA bir de fotoğraf sergisi var.

Ama hepimizin izlenimi şu.

Bu bina, bu hayalet haliyle, İstanbul Bienali’nin bu yılki konusuna çok uygun.

“İyi Komşuluk...”

Artık ülkemizi terk etmek zorunda kalmış Rumlar için “Ne iyi komşumuzdunuz siz bizim” hüznünü anlatan bir bina burası.

İstanbul Bienali çerçevesinde olmasa bile, gidin mutlaka görün derim.

 

AHMET ÜMİT’E GÖRE EN SOFİSTİKE POLİSİYE KAHRAMANI KİM
TATAVLA yollarında bir süre dolaştıktan sonra semtin ünlü meyhanesi Despina’ya oturuyoruz.

Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü de bir polisiye düşkünüymüş.

“En sevdiğin polisiye yazarı kim” diye sorunca, Ahmet Ümit’le ortak bir yanımız çıkıyor.

O da Patricia Cornwell hastasıymış. Ben de “En sofistike polisiye kahramanı kim” diye sorunca şu cevabı veriyor:

“Umberto Eco’nun Gülün Adı kitabındaki Baskerville’li Williem” diyor...

Ben de katılıyorum...

Ben de ona, o kitaptan beni çok etkileyen ve “Annus Horribilis” adlı sadece arkadaşları için bastırdığı kitaptan beni en çok etkileyen diyaloğu aktarıyorum.

 

GÜLMEYEN GÜLEMEYEN SİYASETÇİLERE GÜLME ÜZERİNE MÜTEVAZI BİR DİYALOG
“GÜL’ÜN Adı” romanında Baskerwille’li Williem ile kör keşiş arasında şu konuşma geçer:

Baskerwille’li Williem: “Gülmeyi sizin gözünüzde bu kadar korkutucu kılan nedir?”

Kör keşiş: “Gülmek korkuyu öldürür. Korku olmadan inanç olmaz. Çünkü şeytan korkusu olmazsa Tanrı’ya ihtiyaç kalmaz.”

 

Hayalet bir okul ve bir seri katil hikâyesi6-7 EYLÜL’DE ELEKTRİK KONTAĞI KİLİSEYİ KURTARMIŞ
OKULDAN sonra hemen ona bitişik kiliseyi geziyoruz.

İçerideki avluya girince, İstanbul’dan tamamen kopuyor, sanki Ege’de bir kasaba avlusunda kendinizi buluyorsunuz.

Yan taraf zeytin ağaçları ile çevrili.

Girdiğimizde kilisede ayin vardı ve bitmesini bekledik.

İçerisi çok bakımlı.

6-7 Eylül olayları sırasında orada olan yaşlı bir Rum’la konuştuk.

Bu kiliseye de saldırıp yakmak istemişler.

Ancak bir kontak olunca elektrik kesilmiş ve karanlık olduğu için bırakıp gitmişler.

 

Hayalet bir okul ve bir seri katil hikâyesiTATAVLA FESTİVALİ
OKULU ve kiliseyi yöneten vakıf geçmişte bir iki defa “Tatavla Festivali” düzenlemişler.

Ama son yıllarda yapılmıyormuş.

Oysa bu harika semte ve İstanbul’a renk getirecek çok iyi bir etkinlik. Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü yardım sözü verdi.

Bu festivalin yeniden yapılması için girişimde bulunulacak.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İstanbul Bienali düzenleyicileri de ilgilenebilirler belki.

X

Neden herkes bir zamanların en kötü adamına konuşuyor

CHP Genel Başkanı’nın eşi Selvi Kılıçdaroğlu, Armağan Çağlayan’ın YouTube kanalının konuğu olmuş.

Oradan öğrendim...

Selvi Hanım’ın hayalindeki meslek gazetecilikmiş...

Çubuk’ta eşine yapılan linç girişiminin onu çok üzdüğünü söylüyor.

Kemal Kılıçdaroğlu’na “Eve yemeğe gelmeyeceğini” söylemediği zaman kızıyormuş.

Çok insani bir sohbetti ve baştan sona keyifle izledim.

*

Bu yayını izlerken, Armağan Çağlayan’ın programına kimlerin çıktığını bir düşündüm...

Hiçbir yerlere çıkmayan

Yazının Devamını Oku

Bir düğün gecesinden kaç COVID-19 pozitif çıkar ‘Dört Nikâh Bir Cenaze’ mi

Amerika Birleşik Devletleri’nin Oklahoma eyaletinde bir düğünden sonra 18 kişide COVID-19 Delta varyantı görülmüş. Peki Türkiye’de bir düğünden kaç COVID-19 pozitif çıkar?

Google’da bir arama yaparsanız karşınıza 24 Ağustos 2020 tarihli bir haber çıkıyor:

Bursa’da bir düğüne katılanlar arasında 42 kişide COVID-19 vakası saptandı...

Bu soruyu sormamın nedeni şu. Türkiye’de düğün mevsimi açıldı... Geçen yıldan ertelenen 300 bin düğünle birlikte bu yıl 900 bin düğün bekleniyor... Yeni vaka sayısı önceki gün itibarıyla 10 bine yaklaştı.

Bu durumda şu soruları sormamız da normal:

- Bir düğünden...

- Bir siyasi parti toplantısından

- Bir bar gecesinden

- Bir toplu yemekten

Yazının Devamını Oku

Pandemi, 60 üstü bir Beyaz Türk’ün ömrünü kaç yıl daha kısalttı

Biliyorum, şu güzel bayram gününde böyle bir sorunun ne manası var diyeceksiniz...

Çok haklısınız...

Hele hele benim gibi “Hayat varsa ölüm yoktur” diye düşünen bir insanın durup dururken bu soruyu sorması ve keyfimizi kaçırması çok manasız. Ama kızmayın. Ben sadece piyanistim...

Soruyu ben sormuyorum, o nedenle bana ateş etmeyin...

Dün New York Times’ta okudum.

Pandemi bir buçuk yıl içinde Amerikan halkının ortalama ömrünü 1.5 yıl kısaltmış...

2019’da yeni doğan bir çocuğun ortalama ömür beklentisi 78.8 iken, 2020 sonunda bu rakam 77.3’e inmiş...

*

Yazının Devamını Oku

Rumeli sahilinde ceketli bir heykel ve onun ceketsiz ölen büyük şairi

Şu günlerde “memleket meselesi” yazmamanın kıymetini daha iyi anladım.

Hatta “siyaset” yazmamanın Allah’ın bana bahşettiği bir güzellik ve fırsat olduğunu düşünmeye başladım.

*

Türk dilinin en büyük şairlerinden Orhan Veli 14 Kasım 1950 günü İstanbul’da öldü...

Bugün Aşiyan Mezarlığı’nda yatıyor.

Onun Rumelihisarı sahilinde bir heykeli var...

Üzerinde ceketle otururken temsil edilmiş...

Oysa dün öğrendim ki, Orhan Veli ceketsiz ölmüş...

Bunu da dün

Yazının Devamını Oku

15’inde dünyanın en güzel çocuğu 66’sında Gandalf

Dünya sinemasının en önemli eserlerinden biri İtalyan yönetmen Visconti’nin “Venedik’te Ölüm” filmiydi...

Thomas Mann’ın çok sevdiğim aynı isimdeki novellasından çekilen film, hayatım boyunca beni en çok etkileyen sanat eserlerinden biriydi...

*

Nasıl olmasın ki...

- Yazarı Thomas Mann...

- Yönetmeni Luchino Visconti... “Leopar”ı da çeken insan...

- Baş oyuncu Dirk Bogarde...

İngiliz sinemasının büyük oyuncusu...

- Kadın oyuncu

Yazının Devamını Oku

First class koltuğunda, havyarlı, şampanyalı, bir kavanoz yolcu

Geçen hafta cuma günü Los Angeles’tan kalkan bir uçağın first class mevkisindeki bir koltuğa Louis Vuitton bir çanta kondu.

Pilot anons yapınca, çantanın kemerleri bağlandı.

Sivil havacılık tarihinin belki de en tuhaf yolculuğu işte böyle başladı.

Kavanozun içinde ise Türkiye’de de iyi tanınan, dünya starı bir yolcu...

Zsa Zsa Gábor...

*

Gábor, 18 Aralık 2016 günü Los Angeles’taki Ronald Reagan UCLA Medical Center Hastanesi’nde öldü.

Öldüğünde 99 yaşındaydı... Vasiyeti üzerine yakılarak külleri bir kavanoz içinde Los Angeles’taki Westwood Mezarlığı’na kondu.

Ancak

Yazının Devamını Oku

Yani erkek dediğin: Zampara ve iyi sevişen bir makarnacı mıdır

Şurası kesin...

Pandemi sırasında Marcello Mastroianni’yi yeniden keşfettik.

Bu yıl Türkiye’de ve dünyada 1960’lı yılların İtalyan filmlerini seyretme modası var...



Dino Risi, Ettore Scola, Fellini, Vittorio de Sica gibi popüler yönetmenlerin anlattığı o İtalya hepimize çok tanıdık geliyor... Seviyoruz o İtalya’yı...

*

Yazının Devamını Oku

Ben barın bu tarafında kaldım, barmenim 3 milyarlık patron oldu

Evet ben hâlâ barların bu tarafındayım, barmenim ise 3 milyarlık patron oldu.

TL değil, 3 milyar dolarlık patron...

Yanda gördüğünüz fotoğraf 3 yıl önce İstanbul Tünel’de “Soho House”da çekildi.

Barın müşteri tarafında ben varım.

Karşımdaki barmenin adı ise Nick Jones...

Gördüğünüz gibi gayet mütevazı ve sempatik bir ifadeyle bana içki servisi yapıyor.

Kendisi, Pink Floyd hayranı, rock’çı bir arkadaşımızdır.

Yazının Devamını Oku

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı 19 Temmuz Cinderella Bayramı

Bu şahane fotoğraf Andrew Lloyd Webber’in son müzikal oyunu “Cinderella”dan bir sahne...

Lloyd Webber, 20’nci yüzyılın en büyük müzikal bestecilerinden biri...

*

18-19’uncu yüzyıl ve 20’nci yüzyılın ilk çeyreği opera dönemiydi...

Yirminci yüzyıl ise müzikaller çağı oldu...

Webber geçen yüzyıla damgasını vuran “Cats” ve “Phantom of the Opera” müzikallerinin yazarı...

Şimdi de onun yeni eseri “Cinderella” sahneleniyor... Fotoğrafını gördüğünüz bu oyunun, İngiltere’nin COVID-19 tarihinde çok önemli bir yeri olacak.

İngiltere 19 Temmuz yani bu pazartesi günü normal hayata geçişini ilan edecek.

Yazının Devamını Oku

Bu duvara iyi bakın: yıkılışı Berlin Duvarı kadar önemli

Manchester şehrinin güneyindeki Withington bölgesi polisi geçen pazartesi sabahı çok sayıda vatandaştan şikâyet telefonu aldı...

Vatandaşlar, şehrin bir binasının duvarına çizilen graffitiyi şikâyet ediyordu.

Çünkü o duvar graffitisinde üç isim hakkında ırkçı ifadeler ve çizimler vardı.

Hedefteki üç isim şunlardı:

Marcus Rashford, Jadon Sancho ve Bukayo Saka...

Bu üç kişi İngiliz milli takımının beş siyah oyuncusundan üçüydü... Üçü de bir gece önce oynanan İngiltere-İtalya maçında penaltı kaçırarak, takımlarının şampiyonluğu kaçırmasına neden olmuşlardı.

O gece İngiltere’nin ırkçı trolleri bu insanların hayatını cehenneme çevirdi.

Ve sonunda iş

Yazının Devamını Oku

Otuz yaş altı dünyanın en önemli 30 müzisyeninden biri

“OHHH Zoom konserler bitti...”

Önceki akşam Bodrum Zai’de, pandeminin başından beri fiziksel ortamda ilk konseri izledim.

Böylece sadece “dinleme” kodundan “izleme” moduna geçtim.

Özlemişim...

*

Konseri ÇEV Sanat’ın genç müzisyenleri verdi.

Solistler kemancı Bade Daştan ile çellist Jamal Aliyev’di...

Bodrum’un klasik müzikteki açılış konserini Fazıl Say şu cümleyle yaptı:

“Türkiye öyle az buz bir yer değil...”

Yazının Devamını Oku

Shakespeare penaltı kaçırınca Dante ve Caravaggio mu kazandı

Önceki gece ne seyrettiğimizi düşündünüz mü...

Evet çok güzel bir futbol seyrettik...

Maç öncesi iki takım da diz çökerek ırkçılığa karşı çok güzel bir dayanışma fotoğrafı verdiler...

İnsanlar iki yıldan beri ilk defa yan yana, omuz omuza maç seyrettiler.

Ama sahada sadece bu mu vardı?

Sahada, dünyanın en demokratik ülkelerinden ikisinin milli takımları vardı...

Biri İngiltere...

Shakespeare

Yazının Devamını Oku

Çingenepalamutu ve 'Lymantria Dispar'ın hayatında özel bir gün

“Entomological Society of America...”

Yani Türkçe deyişle “Amerikan Böcekbilimi Cemiyeti” geçen salı günü bizim bildiğimiz çingenepalamutunu da ilgilendiren bir karar aldı.

Bundan böyle “Lymantria Dispar”ın adı değişecek...

Daha doğrusu bilimsel adı “Lymantria Dispar” olan böceğin halk arasındaki adı artık başka olacak...

Bu tırtıl böceğin halk arasındaki adı “Gypsy Moth”du...

Yani “Çingene güvesi...”

Dernek geçen yıl bu isme gelen bir itirazı incelemeye aldı ve sonunda geçen salı günü bu ismin “halk dili sözlüğünden” çıkarılmasına karar verdi.

Nedeni de şu:

Yazının Devamını Oku

Cavit... Rıfat! Bırakın Forrest Gump gibi yürümeyi, 10 bin adım balonmuş

1) Bana göre dün hepimizin sağlığını ilgilendiren bir devrim oldu...

Pandemi boyunca hepimiz adım saydık...

Rekor işinsanı Cavit Çağlar’daydı.

Günde 25 bin adım.

*

Posta gazetesinin eski genel yayın yönetmeni Rıfat Ababay...

Her gün 15 bin adım ata ata bitirdi kendini, o aslan gibi adam kuşa döndü, sadece bir tutam bıyık kaldı yüzünde...

Çetenin elebaşısı ve azmettiricisi tabii ki Hürriyet’in başyazarı Osman Müftüoğlu’ydu...

Her gün iWatch’unun, üzerinde 17 bin adım yazan ekranını yüzlerce insana postaladı...

Yazının Devamını Oku

Salı akşamı HALK TV’de beni şaşırtan bir ‘sayın’ hitabı

Geçen salı akşamı beni şaşırtan bir şey oldu.

Belki de “umutlandıran” demem daha doğru olur.

Halk TV’de ana haber bültenini sunan Özlem Gürses, Zülfü Livaneli’nin CHP içinde başlattığı tartışmayı anlatırken, kendisine bir mesaj gelmiş.

WhatsApp mesajını gönderen kişi MHP Genel Başkan Yardımcısı İzzet Ulvi Yönter...

Ama dikkat...

Mesaj ona ait değil...

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli gönderiyor mesajı...

Konu da ilginç...

Yazının Devamını Oku

Aramıza giren kara kedi için ilgili herkese teşekkür ilanı

Evet bu bir teşekkür ilanı...

Aslında bütün gazetelere, internet sitelerine vermek isterdim bu ilanı...

Çünkü arkasında öylesine güzel bir Türkiye hikâyesi var ki...

İmkânlarım bu kadarına el verdi. Köşemde yayınlıyorum.

“Üç beş iyi insan” dedim...

Bu yazı iyi insanlara ve onların çalıştığı kurumlara teşekkürdür...

Ama aynı zamanda, bu ülkede hep birlikte yarattığımız bir “hayvan sevgisi ve saygısı” hikâyesidir...

***

Hikâyemiz geçen yaz haziran ayında Beykoz’daki evimizin bahçesine, kül rengi hamile bir kedinin gelmesiyle başladı.

Yazının Devamını Oku

Günün tartışması... O gece bir Sezen Aksu konseri sonrası başlayan o tartışma

Artık siyasetin günlük dar avlularında “maltalara çıkmayı” bıraktığım için bu tartışmaya girmeye hiç niyetim yoktu.

Ancak önceki gün Nişantaşı’nda Kruvasan Kafe’de otururken, Zülfü Livaneli’den gelen bir mesaj üzerine, bir haksızlığı önlemek amacıyla yazıyorum bu yazıyı.



ZÜLFÜ LİVANELİ: ‘BU TARTIŞMAYI SEN BAŞLATMIŞTIN, SEN YAZMALISIN’

Zülfü Livaneli bana 1995’te yazdığım bir yazıyı hatırlatıyor ve “Sen bunu yazmıştın” diyordu...

Evet

Yazının Devamını Oku

Bir eski Türkiye düğünü ve Beatles’tan düğün şarkısı

Cumartesi akşamı İstanbul Hilton’un bahçesinde Türk medyasındaki en eski arkadaşlarımdan Mehmet Yılmaz’ın kızı Yasemin ile Alican Sepet’in düğünü vardı.

Küçük bir arkadaş ve aile grubu davetliydi...

Bizim kuşağın bir tür pandemi sonrası açılışıydı...

*

Kapıda bizi karşılayan Işıl ve Mehmet’i görünce gerilere döndüm. Mehmet’le uzun bir yol arkadaşlığımız var...

İkimiz de akademisyen kökenliyiz...


Yazının Devamını Oku

Yaşayan en büyük erkek düşmanından mükemmel olmayan bir erkeğe dersler

Bugün yaşayan feministlerin en radikali kimdir diye sorarsanız, cevabım şu olur: “Banko... Pauline Harmange...”

Kimdir o derseniz, tanıtayım size...

*

1994 doğumlu bir Fransız...

“Erkeklerden Nefret Ediyorum” adlı kitabın yazarı...



Yazının Devamını Oku

Mızıkçı başkan babalar için yerlerinizi şimdiden ayırtın

Yirmi birinci yüzyıl otoriter popülizm tarihine Amerika’dan geçen ikinci lider olan Brezilya Devlet Başkanı Bolsonaro’yu 22 Ocak 2019 günü işte bu cümleyle tanıtmıştım.

“Yeni lider için yerlerinizi önceden ayırtın...”

*

Seçildikten hemen sonra Davos’a geliyordu ve onun yapacağı konuşma merakla bekleniyordu.

Davos popülist ve otoriter liderleri dinlemeyi çok sever...



Yazının Devamını Oku