GeriErtuğrul ÖZKÖK Hangi markalar 'çirkin ülke' damgası yiyecek
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Hangi markalar 'çirkin ülke' damgası yiyecek

Dünyanın en ünlü markalarından bazıları geçen perşembe günü alınan bir kararla fena halde sallandı.

Çünkü bu küresel markalar “çirkin ülke” damgası yemiş bir ülke yüzünden “çirkin marka” haline gelme tehlikesi ile karşı karşıya kaldılar.

*

Nedir geçen perşembe günü dünya ekonomisinde ve tüketim pazarında yaşanan bu deprem?
Size ama daha çok “Made in Turkey” damgası taşıyan markalara duyurayım.

Duyurayım ki herkes aklını başına alsın...

*

Olay şu:

36 ülkeden 190 kuruluş geçen perşembe günü ortak bir deklarasyon yayınladı.

Bundan böyle Çin’in Uygur bölgesinden gelen pamuk ve başka ürünleri kullanan markalara karşı uluslararası bir kampanya başlatılacak.

Yani dünyadaki bütün tüketicilere “Bu markaları satın almayın” diyecekler...

*

Ayrıca dünyanın iki ünlü gazetesi New York Times ve Wall Street Journal Çin’de Müslüman Uygurlara yapılan zulüm ve uygulanan zoraki çalıştırma konusunda ekipler kurarak çok ciddi araştırmalar yaptı.

Nedeni de şu.

Çin, Sincan bölgesindeki Uygur Türklerine kötü muamele ediyor ve zorunlu çalıştırma uyguluyor.

*

Ne anlama geliyor bu karar...

Bugün dünyada giyim sanayisinde kullanılan pamuğun beşte biri bu bölgede üretiliyor.

Dünyanın önde gelen birçok markası da bu pamuğu veya Sincan’da üretilen başka malzemeleri kullanıyor.

Perşembe günü alınan karar dünya giyim sanayisine bomba gibi düştü.

Hangi markalar çirkin ülke damgası yiyecek

Aylardır şunu yazıyorum.

Bütün dünyada giderek bir “çirkin ülke” kavramı doğuyor.

İnsan haklarına, inançlara, çevreye, kadın haklarına, adalete, hayvan haklarına saygısız, siyasetçilerini, aydınlarını, sanatçılarını hapse atan saldırgan ülkeler giderek bütün dünyanın gözünde “çirkin ülke” haline gelecek.

*

Ve bu çirkin görüntüleri, onların ürettiği ürünleri, hizmetleri de giderek “çirkin ürün” haline getirecek.

Yani büyük bir ekonomik dalga geliyor...

83 MARKANIN EN ÜNLÜLERİ BUNLAR

Bu kampanya Avrupa Birliği Parlamentosu üyesi Raphael Glucksmann tarafından başlatıldı.

Bu yılın mart ayında yayınlanan bir AB raporunda Çin’in bu bölgesiyle iş yapan 83 ünlü markanın adı tespit edildi.

Adidas, Nike, Puma, Lacoste, H&M, Abercrombie&Fitch, Ralph Lauren, Tommy Hilfiger, Calvin Klein, Fila, GAP, Uniqlo, Victoria’s Secret, Zara ve Zegna.

Ayrıca bu bölgede üretilen malzeme kullanan Apple ve Mercedes de hedefte.

Bu gelişmeyi gören Adidas 17 Mart günü artık bölgeyle ilgisini keseceğini açıkladı. Onu 27 Mart’ta Lacoste izledi.

Perşembe akşamı 190 kuruluşun bildirisi yayınlanmadan çok kısa süre önce Calvin Klein ve Tommy Hilfiger’ın sahibi olan PVH grubu da 12 ay içinde bu bölge ile bütün ilişkisini keseceğini açıkladı.

‘ÇİRKİN ÜLKE’ ETKİSİNDE FARK YÜZDE 10’A İNDİ

YAPILAN son araştırmalar şunu gösteriyor.

Özellikle yeni kuşaklar satın aldıkları ürünleri ve hizmetleri üreten şirketlerin karanlık geçmişi var mı yok mu, insana, kadına, doğaya, hayvanlara saygılı mı, bununla çok ilgileniyorlar.

Ancak bu düşünceleri ile gerçek davranışları arasında şimdilik yüzde 10 fark var.

Yani “Aldığım üründe o malı üretenlerin saygılı olmasına çok önem veririm” diyen insanların bir bölümü saygısız ülke ürününü de alabiliyor.

Ancak aradaki fark yüzde 10’a düştü.

Yani Z kuşağı karar verici hale geldiği zaman bu fark sıfıra yaklaşacak.

Hepimiz bilelim bunu...

Hangi markalar çirkin ülke damgası yiyecek

KALBEN VE KALPTEN, ŞİMDİ O ŞARKIYI SÖYLEMEK LAZIM

KALBEN...

“Haydi Söyle”yi kalbinden yüreğinden söyleyen kız...

“Haydi söyle seni nasıl sevdiğimi... Uykusuz gecelerimi...”

Rahşan Gülşan’ın Instagram hesabında, onu, elinde pankartı ile Pınar Gültekin için haykırırken seyrediyorum... Ta yüreğinden haykırıyor:

“İskenderun’da doğdum. İzmir’de, Ankara’da, Tatvan’da Osmaniye’de, İskenderun’da yaşadım ve şimdi de İstanbul’da yaşıyorum.

34 yıldır bu ülkede yaşıyorum.

Kız çocuğu oldum, kız oldum, kadın oldum. O nedenle bu ülkede kadın olduğum için başıma nelerin gelebileceğini biliyorum.

Bunları her gün kabul ederek, bu acıyla bu zulümle mücadele ederek yaşıyorum.

Benim bir hemcinsimin, bir kız kardeşimin ya da bir yabancının şiddetle ve ölümle karşı kaşıya olduğunu görüyorum. Küçücük çocukların, kadınların bunu bilerek yaşadığı bir ülkede yaşıyorum.”

Peki ne istiyor Kalben:

“İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanmasını ve bütün kadınların bedenlerinden, ruhlarından artık özgür bırakılmalarını istiyorum.”

Evet... Şimdi şarkı söylemek lazım...

Kalben ve kalpten...

Ve yürekle...

Hangi markalar çirkin ülke damgası yiyecek

BAŞKAN ADAYINDAN AYRILMA NEDENİ NEYMİŞ

Kim Kardashian, eşi Kanye West’ten ayrılmak üzere olduğunu açıkladı.

Tam söylemiyor ama nedeni galiba “Onun bipolar psikolojisini terapi ile düzeltmemesi”...

Kanye West biliyorsunuz, ABD’de önümüzdeki seçimde cumhurbaşkanlığına aday olduğunu açıkladı.

Onun bilinen en önemli özelliği “kontrolsüz bir egoya” sahip oluşu...

Ama Spotify’a geçen hafta yüklenen yeni şarkısının adı ilginç: “Ego Death”...

Yani “Ego Ölümü”...

Ne ilginç...

Acaba insan egosu zirve yaptıkça o egonun ölümü de hızlanıyor mu...

KÜÇÜCÜK AMA BÜYÜK DÜŞÜNDÜRÜCÜ BİLGİ

The Times Magazine ve ProPublica, Pulitzer Center’la birlikte bir çalışma yaptı.

Konusu şu:

Önümüzdeki yıllarda ne kadar insan sınır ötesi hareketlilik yaşayacak.

Yani ne kadar göçmen çıkacak...

En çarpıcı sonuç şu:

“Küresel ısınma sürecinde her 1 derecelik artış, yeryüzünde
1 milyar insanı yerinden edecek...”

Yanlış okumadınız...

Bir milyar...

Hangi markalar çirkin ülke damgası yiyecek

YILIN SÜRPRİZİ VE YÜZYILIN DÜETİ

DÜN sabah itibarıyla streaming platformlarına beni çok şaşırtan bir yeni şarkı kondu. Şarkının adı “Scarlet”...

Klasik bir rock parçası... Ama söyleyenler tam anlamıyla iki bomba...

Rolling Stones ve bilin bakalım yanında kim var? Jimmy Page...

Yani efsane Led Zeppelin grubunun efsane vokalisti ve gitaristi...

Kesinlikle yılın sürprizi... Ama benim gibi “Old Guard” rock’çılar için kesinlikle “yüzyılın düeti”...

KATKIDA BULUNANLAR
Sayfa Editörü: Firuzan Demir
Foto Editörü: Umut Veis
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama: Selma Songül Zengin

X

Günde kaç kez performansınızın ölçüldüğünü düşündünüz mü

Normal olarak sabah kalktığınızda tartılırsınız...

Yani kilonuzu ölçersiniz...

Osman Hoca’yı dinleyip kendinize günlük 10 bin adım hedefi koyduysanız, kolunuzdaki iWatch veya herhangi bir dijital ölçüm aletinden bakarak onu da ölçebilirsiniz...

*

Başka...

Tansiyon sorununuz varsa sabah akşam bakıp kaydedebilirsiniz...

Kaç saat uyuduğunuza bakabilirsiniz...

Trafikte sıkışırsanız aklınıza eve kaç saatte gittiğinizi hesaplamak gelebilir...

Yazının Devamını Oku

O güzelim Lalibela da Şibam olma yolunda

Hayatım boyunca gezdiğim ülkeler içinde ikisi beni çok etkilemişti.

Biri Yemen’di...

Özellikle Hadramut bölgesindeki “Şibam” kenti benim için dünyada gidip görülecek yerlerin başındaydı.

O şehrin fotoğrafını ilk defa National Geographic’te gördüğümde “Buraya mutlaka gitmeliyim” demiştim.

“Deli misin sen, öldürürler seni” demişlerdi.

Her türlü tehlikeyi göze alıp gitmiştim. Zırhlı bir arabadaydım. Önümde, arkamda ağır makineli tüfekle donatılmış iki kamyonet dolusu asker vardı.

Şibam olağanüstüydü...

Ama herhalde benden sonra oraya giden başka bir Türk olmamıştır. Yemen bugün acımasız bir içsavaş ve dış müdahalelerle enkaza döndü.

Yazının Devamını Oku

Fatih Hoca 'sirkte' o zarfı açınca neden kahkaha attı

Önceki akşam Swissôtel’in balo salonunda çok güzel bir davet vardı.

“Gentleman” dergisinin, “Yılın İnsanları” ödülleri verildi.

*

Derginin yayıncısı Feyzan Ersinan’ı kutlarım. Mükemmel bir organizasyon yapmış.

Her yıl ödül töreni tematik bir ambiyansla düzenleniyor.

Bu yılki tema “Sirk”ti...

Salonun içine harika bir sirk çadırı havası verilmişti.

Sanki rengârenk bir tentenin altındaydık.

Yazının Devamını Oku

Metin Bey, Cem, Şahan, Yılmaz, Ferhan, Ata, ve Badi Ekremler

Pazar günü iki haberi arka arkaya okudum...

Önce pazar günü Hürriyet’te Zeynep Bilgehan’ın Abdullah Kiğılı ile yaptığı konuşma...

Kiğılı insanlarla ilişki kurarken, “Kartvizitimle birlikte gülümsememi de veririm” diyor.

Gerçekten hayatının her anında gülümseyen bir insandır...

Kilolu cüssesinin etrafında bir gülücük halesi vardır hep.

Biraz sonra ise Gallup şirketinin uluslararası “duygu araştırması”nın sonuçları geldi önüme...

Bütün dünyada “Günün bir anında gülümserim” diyen insanların oranı yüzde 75’ten 70’e gerilemiş.

Türkiye’de

Yazının Devamını Oku

Nil Karaibrahimgil yarın psikiyatrıyla ne konuşacak

İtiraf edeyim, Türk medyasında en dikkatle okuduğum gazete Hürriyet Kelebek...

Yazarlarını çok seviyorum. Bana siyasetin dışındaki dünyayı öylesine güzel ve farklı açılarla anlatıyorlar ki...

*

Mesela dün Nil Karaibrahimgil’in yazısı... Güzel ve çok medeni bir şey yapmış.

Yarın (çarşamba), psikiyatrına gidip konuşacağını yazmış. Konuşacağı kişi İstanbul’da iyi tanınan Feriha Dildar...

Nil, onun için “Uzman pedagog” diyor, ama Google’a baktığınızda unvanı hep “Uzman psikolojik danışman” olarak geçiyor.

Ben de konuştuğum insanlardan iyi bir çocuk psikolojisi danışmanı olduğunu işitiyorum. Bu konuda birçok kitabı var.

*

Nil, onunla ilişkisini şöyle anlatıyor.

Yazının Devamını Oku

Asya, Volkan ve Derin’i kaç, El Clásico’yu kaç kişi seyretti

Geçen pazar İspanya’nın televizyon kanallarında ilginç bir yarış vardı...

Yarışın bir kulvarında sadece İspanya’nın değil, dünyanın bir numaralı derbi maçı olarak kabul edilen “El Clásico” vardı.

Yani Barcelona-Real Madrid maçı...

Öteki tarafında ise bu yıl İspanyol televizyonları arasında sezona en yüksekten giriş yapan “Infiel” dizisi...

Yani Kanal D’nin süper dizisi “Sadakatsiz”...

*

Biri İspanya’da hayatı durduran bir maç...

Öteki ise haftalardır pazar geceleri reytinginde 1 numarayı bırakmayan dizi...

Yazının Devamını Oku

34 yıl önce çekilen fotoğrafın bir sırrı varmış, bakın o neymiş

Bu fotoğrafı dün Rasim Ozan Kütahyalı gönderdi.

Bugünlerde “1992” adlı bir kitap üzerinde çalışıyormuş.

O yılın, Türk siyasi hayatında çok özel bir yeri olduğunu anlatacakmış.

Kitap için çalışırken bulmuş bu fotoğrafı...



Fotoğraf 18-24 Ocak 1987 tarihli

Yazının Devamını Oku

Erenköy Kız Lisesi’nde başlayan güzel bir cumhuriyet hikâyesi

Erenköy Kız Lisesi’nin yatılı öğrencileri hafta sonu tatili için evlerine giderlerken, anne ve babası ayrı olan Nüzhet okulda kalmaktadır.

Yatakhanenin penceresinden gökyüzüne bakan genç kız yalnızlığını yıldızlarla paylaşır.

*

1928 yılında Galata rıhtımında görürüz Nüzhet’i...

Okulunu birincilikle bitirmiş, Cumhuriyet’in eğitim alması için Avrupa’ya gönderdiği öğrenciler arasına girmeyi başarmıştır...

*

Lyon kentinde okuduğu okulda sınıfta en ön sırada oturur.

Elli kişilik sınıfta, yabancı bir ülkeden gelen tek kız öğrencidir.

Ülkesinden çok uzakta da olsa tek başına kaldığı yurdunda aynı yıldızların altındadır.

Yazının Devamını Oku

Önceki gece bu istihbaratı iki ayri kişiden dinledim

Durun hemen heyecanlanmayın. Öyle ittifakları altüst edecek, seçimi öne aldıracak, büyükelçi krizini çözecek muazzam bir siyasi istihbarat değil...

Ben naçizane bir magazin yazarıyım, tabii ki bir magazin istihbaratı bu...

*

Önceki gece yine uykusuz kalıp New York’taki “Ahmet Ertegün’ü anma yemeği”ni dakika dakika izledim.

Türkiye ile ABD arasında patlayan ve çok kötü bir noktaya gidebilecek büyükelçi krizinin tatlıya bağlanmasından 24 saat sonra New York’ta Türkiye ile ABD’yi birbirine bağlayan müthiş bir geceydi bu.

Geceye davetliydim, ama COVID-19 pozitif yüzünden katılamadım. Bedenim orada değildi ama aklım oradaydı... Gece boyunca konuştum katılanlarla... Bu arada Plaza otelinin kulislerinde Ahmet Ertegün’ün eski dostlarının fısıldadığı, benim için müthiş bir bilgi aldım...

*

Türk magazininin 1990’lı ve 2000’li yıllarının en büyük konularından biri şuydu:

Yazının Devamını Oku

19 ayda tek hata yaptım COVID-19 o an beni yakaladı

COVID-19 sendromuna girdiğimiz Mart 2020’den beri kendimi çok iyi korudum.

Sokağa çıkmama kurallarına uydum.

Maskesiz gezmedim.

Sosyal mesafeye hep dikkat ettim.

Evde kapalı olduğum günlerde bile sporumu ihmal etmedim.

Sonra aşı dönemi geldi...

Önce 2 Sinovac oldum.

Sonra 2 BioNTech oldum.

Yazının Devamını Oku

Diyonizyak öfkenin kırmızı kart gördüğü muhteşem bir gece

Pazar gecesi benim için uykusuz bir geceydi...

Hayır hayır, geçirdiğim COVID-19 yüzünden değil.

Tam aksine cumartesi günü yapılan test negatif çıkmıştı.

Yaptırdığım 4 aşı sayesinde hafif bir nezleden bile hafif geçmişti.

Uykusuzluğumun nedeni 10 Büyükelçinin istenmeyen insan ilan edilmesi de değildi...

Nedeni, benim gibi bir spor manyağı için, tarihte az görülecek bir derbi gecesi olmasıydı...

Düşünebiliyor musunuz?

Yazının Devamını Oku

İlk gençlik hapınızı kaç yıl sonra alabileceksiniz

Şimdi kahvenizden veya çayınızdan bir yudum alın...

Siz “brunch şampanyacıları”, tabii ki siz de kadehinizi kaldırabilirsiniz...

Şu güzel pazar sabahı size çok umut verici bir haberim var...

Çok değil... İki-üç yıl sonra bir hapla gençleşme ihtimaliniz çok yükseldi...

*

Size ölümsüzlük vaat etmiyorum ama...

En geç 10 yıl içinde, sizi 150 yaşına kadar yaşatacak çok önemli gelişmeler olabilir.

Silikon Vadisi’nin en zengin 10 adamını alın...

Yazının Devamını Oku

Yaşayan bir numaralı Müslüman o olabilir mi

Adı Muhammed. Soyadı Salah.

Yani yüzde yüz Müslüman adı ve soyadı...

Dünya artık onu “Mo Salah” olarak tanıyor.

Liverpool’un şahane oyuncusu...

*

Bu yıl İngiliz futbol liginin başından beri Liverpool’u uçuruyor...

Ne Messi bıraktı ne Ronaldo...

İki haftadır futbolla ilgilenen herkes onun Manchester United’a attığı golü ve asisti konuşuyor.

Şimdiden futbol tarihine geçti...

Yazının Devamını Oku

Diyarbakır Müzesi'ndeki domuz dişi ve 48 saat sonra gelen bir haber

Geçen hafta Diyarbakır Arkeoloji Müzesi’ni gezerken rehberimiz bize ilginç bir şey anlattı.

Rehberimiz, vitrindeki süs eşyaları arasındaki bir domuz dişini gösterip şunları söyledi:

“Domuz insanoğlunun ilk evcilleştirdiği hayvandı. O nedenle mezarlarda bulduğumuz süs eşyaları domuz dişinden yapılmış eserlerdi.”

*

Demek ki domuz, bu topraklarda, yani Mezopotamya’da insanoğlu ile birlikte yaşamaya başlayan ilk hayvanlardan biriymiş... Ne ilginçtir ki yine bu topraklarda doğan iki inancın, Müslümanlığın ve Yahudiliğin de haram ilan ettiği ilk hayvan oldu.

Diyarbakır’da rehberimizden bunu dinlememizden 48 saat sonra dünya medyasına şu haber düştü:

New York Üniversitesi’nden bir doktor grubu çok ilginç bir deney gerçekleştirdi.

Domuzun bünyesinde geliştirilen bir böbreği, ailesinin iznini alarak, beyin ölümü gerçekleşmiş bir insanın bedenine bağladılar.

Yazının Devamını Oku

En iyisi halayı size Hint atasözü ile anlatayım

Çok sevdiğim bir Hint atasözü aynen şöyle diyor:

“Dans etmek kalplerimizin konuşmasını duymaktır...”

*

Halay da bir danstır...

Dans literatüründeki adı “folklorik dans”tır...

-

Fanatikler danstan korkarlar... Aralarında “hayatında hiç dans etmemiş olmakla” övünenler vardır.

Korkmakta haklıdırlar... Çünkü dans, onları besleyen nefreti, bir ilkokul çocuğunun bembeyaz silgisi gibi yumuşacık dokunuşlarla siler...

Yok eder...

Yazının Devamını Oku

Özdemir Bey geç de olsa sizi tanımak bir şerefti

Türk Savunma Sanayii’nin son 15 yıldaki parlayan yıldızı, Bayraktar ailesinin kurucu babası Özdemir Bayraktar aramızdan ayrıldı.

Muhafazakâr bir ailenin üyesiydi...

Dün bizim mahallede onun hakkında yazılanlara baktım...

Üzülerek gördüm ki bu insanı hiç tanımıyormuşum...

Meğer tam da Türkiye’nin bugünlerde aradığı insanmış...

Hürriyet’te Yalçın Bayer’in yazısını okudum.

Onun daha ilk ve orta eğitimden başlayan bilim tutkusunu...

Üniversite yıllarını, sonrasını, Türk sanayisinin gelişmesi için verdiği mücadeleyi...

Yazının Devamını Oku

Yer Diyarbakır, kuyruk Picasso kuyruğu gibi

Bu fotoğrafta, sırada bekleyen insanların ancak bir bölümünü görüyorsunuz. Çekilen videoları seyrederseniz, kamera sıranın sonuna kadar gidip köşeyi döndüğünde, bu kuyruğun devam ettiğini göreceksiniz...

Bu bir maç kuyruğu değil...

Bir pop müzik konseri kuyruğu değil...

Ahmet Güneştekin’in geçen cumartesi Diyarbakır’da açılan “Hafıza Odası” sergisine girmek için bekleyen insanlar bunlar...

Sanat alanında böyle bir kuyruğu geçtiğimiz 10 yıl içinde iki defa gördüm...

Biri İstanbul’da Sakıp Sabancı Kültür Merkezi’ndeki Picasso sergisiydi.

Öteki de İzmir’de Arkas Sanat Merkezi’nde açılan Picasso sergisiydi.

Bugüne kadar

Yazının Devamını Oku

Sonradan görme bir züğürdün o sorusu

Dün size 85 metrelik bir megayatı bütün iştahımla anlattım.

Ne yalan söyleyeyim, güzel yaşamak hayalleri olan bir insandım, hâlâ da öyleyim.

O nedenle memleketin bunca meselesi varken aklım yine de böyle şeylere takılıp gidiyor...

Yani benim de böyle sevdalı bir başım var.

İyi yaşamak bugün kurduğum bir hayal değil...

Mavi yolculuklar, yat sefaları ile ilgili hayallerim çok eskilere gidiyor...

Mesela şu fotoğraf.

1971 yılında Gökova’da bir yerde çekildi.

Yazının Devamını Oku

Sizce bu 85 metrelik megayatı satın alabilecek kaç kişi vardır?

Türkiye’de değil, dünyada kaç kişi vardır diye soruyorum.

Yat 85 metre...

Türkiye’de yapıldı.

Bir Türk şirketi tarafından yapıldı.

Yapımı 4 yıla yakın sürdü.

Ve geçen ay Cannes’daki dünyanın en önemli yatçılık fuarında ilk defa dünyanın dikkatine sunuldu.

Aldığım bilgiye göre, fuarın en ilgi çeken teknelerinden biri oldu.

4 gün boyunca 1.000 kişiye yakın insan tekneyi gezdi...

Yazının Devamını Oku

Öyleyse... Bir gün ben de Kırmızı Kraliçe'ye giderim

İlk haber 12 Ekim günü, ABD’nin Teksas eyaletinin Van Horn adlı bölgesinden havalanan bir uzay aracından geldi. Amazon’un sahibi Jeff Bezos’un Blue Origin adlı şirketinin uzaya ikinci uçuşunu yapan roketinin içinde tanıdık bir isim varmış.

William Shatner...

*

Biz onu daha çok “Captain James T. Kirk” olarak tanıyoruz...

Yani bizim bildiğimiz, 1970’lerin efsane uzay dizisi Star Trek’in ünlü kaptanı Kirk...

İşte onu oynayan aktör William Shatner, bu defa gerçekten uzaya gitmiş ve dönmüş.

‘Uzay Yolu’ (Star Trek) dizisi ilk kez 8 Eylül 1966 günü yayınlandı.

Dünya

Yazının Devamını Oku