Göremeyen bir insana Nuri Bilge'nin bu ağacını nasıl seyrettirirsiniz

“Görme engelli bir insana Nuri Bilge Ceylan’ın ‘Ahlat Ağacı’nı seyrettirmek...”

İlk bakışta insana oksimoron gibi geliyor.

Neden derseniz cevabı basit...

Görsel estetiğe, fotoğrafa dayalı bir sinema... Arada hiç konuşma geçmeyen uzun sekanslar... Ama çok güzel bir sinema... Göremeyen bir insana da anlatılacak kadar güzel...

Bu ülkede bazı insanlar ve sivil toplum örgütleri, bunu kendilerine görev edinmişler...

Görmeyen bir insana sinema salonunda oturup bu filmi izleyebilmeleri için bir uygulama hazırlamışlar.

Görmeyen insan bunu cep telefonuna yüklüyor ve film sırasında, sesli bölümleri filmdeki sesten, sessiz bölümlerdeki betimlemeleri de uygulamada anlatandan dinleyerek filmi izliyor.

Bu uygulamayı geliştiren STK’nın adı “Young Guru Academy” (YGA)...

Yani “Genç Gurular Akademisi”...

Göremeyen bir insana Nuri Bilgenin bu ağacını nasıl seyrettirirsiniz

Geleceğin liderlerini yetiştirmek için kurulmuş bir sivil toplum örgütü.

Onu önce, kurucusu olan Sinan Yaman’dan dinlemiştim.

Gerçekten müthiş bir vizyon ve tutku insanı...

Bu STK’yı kurup geliştirdikten sonra şimdi genç insanların yönetimine bırakmış.

Salı günü kuruluşun yeni dönemdeki başkanı Asude Altıntaş Güray ve yaratıcı projelerinde çalışan Melike Aydın’la buluştum.

Onlardan dinlediğim ilk proje görme engellilerin hayata katılmasını sağlayan uygulamalardı.

Mesela görme engelli bir insanın evden çıkıp alışveriş merkezinde dolaşmasına kadar geçen bütün güzergâhı dijital uygulamalarla kaplamışlar.

Vestel’le birlikte, Edison ödülünü kazanan akıllı baston projesini geliştirmişler.

Yol tarifi yapan, gelen otobüslerin numarasını bildiren ve alışveriş merkezlerinin içinde yönlendirmeyi sağlayan uygulamalar geliştirmişler ve bunlarla uluslararası ödüller almışlar.

TÜRKLERİN ÇOĞU BARCELONA DERKEN BEN NİYE MADRİDLİYİM

ÇEVREMDEKİ futbol meraklısı insanların çok büyük bölümü El Clasico’da Barcelona’yı destekler.

Bense yıllardır Real Madrid’i tutarım.

Zaman zaman da kendime sorarım:

Neden?

Acaba içimde Türklerin çoğunluğu ile zıtlaşma duygusu mu var?

Geçen hafta Real Madrid kendi sahasında, bir hafta içinde Barcelona’ya ikinci defa yenilince “Acaba bundan mı” diye sordum.

Madrid takımı önceki akşam yine kendi sahasında Ajax’a yenilip elenince “Kesin cevabı bu” dedim.

Çünkü iflah olmaz bir Fenerbahçeliyim...

Dolayısıyla, onca paraya, imkâna, şöhretli futbolcuya ve transfere rağmen Real Madrid ligde ve Avrupa’da bu duruma düşünce, bu beni biraz rahatlatıyor.

İçimden bir ses “Real Madrid’in bile başına bu geliyorsa en büyük takım olarak bizim de başımıza gelebilir” diyorum.

Bazıları buna “züğürt tesellisi” diyor ama olsun...

Real Madrid’i Fenerbahçe kadar sevmek bana iyi geliyor.

FİBABANKA LACİVERT TAKIMI NİYE TERK ETTİ

GEÇENLERDE bir yerde öğrendim. Fibabanka yönetimi personelinin takım elbise giyme zorunluluğunu kaldırmış.

Nedeni de çok basit. Çünkü bankacılık hizmetlerinde yazılım ve bilgiişlem o kadar ağırlık kazandı ki, personel profili değişmiş.

Yazılım ve bilgiişlem alanındaki kaliteli personel “Biz takım elbise ile çalışmayız” diyormuş.

Bir zamanlar bankalar personelinin kahverengi takım elbise giymesine bile izin vermezdi.

Lacivert takım bankacının üniforması gibiydi.

Hayat insanı ve sektörü nasıl değiştiriyor...

SAYESİNDE KEŞFETTİM

‘JET SOSYETE’nin 16’ncı bölümü sayesinde Sezen Aksu’nun “Çocuklar Gibi” şarkısını yeniden keşfettim ve dinlemeye başladım.

CEO’NUN 3 BİN GENCE VERDİĞİ İLGİNÇ ŞARKI VE DANS ÖRNEĞİ

Her yıl 50 bin genç YGA üyesi olmak için başvuruyor.

Bunlar arasından 3 bini seçiliyor ve İstanbul’da Zorlu Center’ın büyük salonunda bir araya getiriliyor.

Ali Koç’undan, Hüsnü Özyeğin’ine birçok insan gelip onlara konuşma yapıyor.

Sonunda her yıl bu gençlerden 50’si “genç guru adayı” olarak seçilip eğitiliyor.

Zorlu’da yapılan son kongrenin videosunu seyrettim.

Orada konuşan TAV’ın CEO’su Sani Şener’in gençlere söylediği şu sözü çok sevdim:

“Yüreğin şarkı söylerse eğer

Hayat seni mutlaka dansa kaldıracaktır...”

BABANIN MANGAL BAŞI SORUNUNU NASIL ÇÖZERSİN

YGA’nın tutkuyla sarıldığı yeni projesi ise çocuklar için bilim seti.

Bir tür lego kutusu bu. Ancak çocuklar bunlarla elektronik devreler yapabiliyor, bunları günlük hayattaki sorunların çözümü için çeşitli araçlar hatta robotlar haline getirebiliyorlar.

Mesela çocuklardan biri, bu bilim setindeki malzeme ile babasının mangal başındaki terlemesine bir çözüm üretmiş.

YGA, Milli Eğitim Bakanlığı ile de işbirliği yaparak imkânları sınırlı okullara set yardımı yapıyor.

Siz kendi çocuğunuza bir bilim seti aldığınızda, onun ikizini de sizin adınıza bir okula gönderiyorlar.

Çok etkilendim...

Son yıllarda beni iyice karamsarlığa götüren ülkemde bu insanları ve yaptıklarını görünce inanın umudum yeniden canlanıyor.

Sizleri de bu insanların çabalarına destek olmaya davet ediyorum.

Göremeyen bir insana Nuri Bilgenin bu ağacını nasıl seyrettirirsiniz

TANIDIĞIM EMİNA OMUZ ATACAK KADIN DEĞİLDİ

GEÇENLERDE Kelebek’te okudum.

Emina Johoviç geçenlerde eski eşi Mustafa Sandal ve sevgilisiyle karşılaşmış. Habere göre Mustafa’nın sevgilisine omuz atmış.

*

Bundan 3 yıl önce Los Angeles’ta Grammy ödül töreni sırasında Mustafa ve Emina’yla 4 gün birlikteydik.

Hep birlikte törene giderken bütün gözler Emina’nın üzerindeydi.

Törenin yıldızı oydu diyebilirim.

Birçok insan geldi birlikte fotoğraf çektirdi.

Hep birlikte törene giderken bu fotoğrafı çektirdik....

*

Orada tanıdığım Emina hiç öyle gidip birine omuz atacak kadın değildi. O nedenle şaşırdım.

 

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Funda Arar'ın 'karartma günleri' şarkısını dinlerken

Ben doğduğumda “karartma geceleri” kötü bir hatıra olarak kalmıştı.

Türkiye, İkinci Dünya Savaşı’na girmemiş olsa da muhtemel bir hava saldırısına karşı geceleri şehirleri karartılmıştı.

Sonra bizim nesil de tanıdı karartma gecelerini...

Yunanistan’la ne zaman savaş ihtimali çıksa, okul kitaplarını kaplamak için kullandığımız mavi kaplama kâğıtları, bu defa Yunan uçakları görmesin diye pencerelerimize yapıştırılırdı.

Sonra 60’lar, 70’ler, 80’ler geldi... Ülkenin karanlık dönemlerini yaşadık.

Bu defa “karartma günleri” lafını öğrendik...

Hani Funda Arar’ın şarkısında söylediği gibi...

“Bir zindanda koy ver beni

Yazının Devamını Oku

'Ruh hastası' denince aklıma gelen ilk isim

Var mı böyle bir isim?

Tabii ki var...

Ama yazmam...

Sadece benim mi, herkesin var.

Bir insan için kolayca “Ha o mu? Ruh hastasıdır” dediğimiz kaç kişi var...

Peki biz Türkler, Kürtler, Araplar, Lazlar, bu ülkede yaşayanlar...

“Ruh hastalıkları”

Yazının Devamını Oku

Spotify değil, Sakaryalı bu kızın geleceği de kurtulur

Dün sabah itibarıyla RTÜK dünyanın en büyük streaming müzik platformuna 72 saat süre verdi.

Bu süre içinde RTÜK’e başvuru yapmazsa Türkiye’de Spotify’a ulaşım engellenecekti.

*

Bu yazıyı okuduğunuz sırada bunun 24 saati geçmiş olacaktı...

Bir gelişme olmasaydı Türkiye, dünyada Spotify’ı engelleyen ilk ülke olacaktı...

Tabii Kuzey Kore gibi ülkeleri saymıyorum.

Neyse ki 72 saat dolmadan bir gelişme oldu. Hükümete yakın kaynaklarda Spotify’ın başvuracağı iddia edildi.

Şu yazıyı yazdığım saatte anlaşma oldu mu olmadı mı kesin bilmiyorum.

Yazının Devamını Oku

Hocam çaresi kolay ikna odaları kurdur

Çok beğenerek dinlediğim bir kadın caz piyanisti Büşra Kayıkçı...

Türk cazının ilk başörtülü piyanisti...

Ama bakın geçen hafta, İstanbul Caz Festivali genç caz kategorisinde finalist seçilince başına neler geldi.

Kendine tarih profesörü diyen biri çıktı....

Adı da Ebubekir Sofuoğlu...

Sakarya Üniversitesi’nde hocaymış...

Arkadaş muhafazakâr ya...

Başörtülü kız caz mı çalar...

Yazının Devamını Oku

Ayasofya açılışından sonra tespit edilen vaka var mı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile uçak sohbetine gitmeden önce bazı insanlarla konuşup merak ettikleri soruları aldım.

Hemen belirteyim, konuştuğum insanlar olaya ideolojik gözle bakan kimseler değildi.

Bunu bakana söylediğimde şu cevabı aldım:

“Keşke ideolojik bakanlara da sorsaydın...”

*

Bu sözlerine şaşırmadım.  Çünkü Hürriyet’in Ankara’daki sağlık muhabiri Meltem Özgenç’ten şunu öğrendim.

Sağlık Bakanı, basın toplantılarında akreditasyon uygulamıyormuş.

Yani iktidar yanlısı veya muhalif bir yayın kuruluşu olsun, isteyen her gazeteci katılıp üstelik soru da sorabiliyormuş.

Ben de gitmeden önce konuştuğum insanların en merak ettikleri sorulardan biriyle başladım.

Yazının Devamını Oku

En şapşal hırsızın aklıma soktuğu en hınzır sorular

Bu haftanın en komik haberini geçen gün Hürriyet’te Fatih Çekirge’nin köşesinde okudum.


Ankara Tuzluçayır’da hırsızın biri güvenlik kamerasını çalmış.

*

En komiği haberin fotoğrafıydı.

Hırsız, güvenlik kamerasını çalarken yüzünde en küçük bir endişe yoktu.

Üstelik ağzına bir de COVID maskesi takmıştı.

Kurallara uyan bir arkadaş yani...

Herhalde kamerayı çalınca, kendisiyle ilgili görüntüleri de alıp götürdüğünü sanıyordu.

Yazının Devamını Oku

Eminim MİT şu iki olayı ve bu fotoğrafları görmüştür

Şimdi yazacağım “perde arkası” bilgiler 24 saat arayla bana ulaştı.

Biri Kudüs’ten...

Öteki Riyad’dan...

Eminim bana ulaşan bu bilgiler ve bu fotoğraf şu an MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın önünde de bulunuyordur.

KUDÜS’TEN GELEN İSTİHBARAT: Önce Kudüs’ten gelen çok önemli bilgiyle başlayayım...

Konuşan kişi Majdi Khaldi...

Kudüs’ün tanınmış ailelerinden birinin mensubu...

Ancak 2006 yılından bu yana Filistin Devlet Başkanı

Yazının Devamını Oku

En tartışılan o kulede en tartışılmayacak kat

Restore edilen Galata Kulesi dün açıldı...

Ondan bir akşam önce, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy bir grup medya yöneticisi ve yazarı kulenin en üst katında bir yemeğe davet etti...

Davetli listesine baktım.

İktidar-muhalefet ayrımı yapılmamıştı.

Kimler vardı: Mesela davetliler arasında Sözcü gazetesinin genel yayın yönetmeni Metin Yılmaz, yazarı Deniz Zeyrek, gazetenin ve sahibi Burak Akbay’ın avukatı İsmail Yılmaz...

Fox TV Genel Yayın Yönetmeni Doğan Şentürk, sabah haberleri sunucusu İsmail Küçükkaya da vardı.

*

Kimler yoktu: Buna karşılık Karar, Aydınlık, Birgün gibi gazetelerden, Halk TV ve Tele 1 gibi kanallardan kimse göremedim.

*

Yazının Devamını Oku

Cumhuriyet Gazetesinde gizli edebiyat savaşını kim kazandı

Cumhuriyet gazetesinde 18 Eylül gününden beri gizli bir edebiyat savaşı yaşanıyor.

Aslında savaş gazetenin açık sayfaları üzerinde...

Ama sayfalara yansımayan bir bölümü var ki onu da ben anlatayım.

*

Savaş 18 Eylül günü eski bir büyükelçi ve çok beğendiğim bir edebiyat denemecisi olan Oğuz Demiralp’in Cumhuriyet Kitap Eki’nde yayınlanan bir yazısıyla başladı.

Yazısı, kendi payıma resim sanatı konusunda Türkiye’nin en iyi denemecisi olarak gördüğüm Mehmet Ergüven’in kitapları üzerineydi. Ancak savaş Mehmet Ergüven yüzünden değil, yazının girişinde ve ileride bir yerde kullanılan kavram yüzünden patladı.


Yazının Devamını Oku

Muhafazakâr Cihangir'in kızı ve erkeği nerede tanışır

Bundan 6-7 yıl önce muhafazakâr bir gazetenin kadın muhabiri benimle röportaj yapmak istedi.

Fotoğraf çekmek ve konuşmayı yapmak için de beni İstanbul’un At Pazarı semtine götürdü.

At Pazarı Fatih’te bir yer...

Osmanlı döneminde at satılan yermiş. Bugün “Muhafazakârların Cihangir’i” olarak tanınıyor.



*

Yazının Devamını Oku

Arap âlemi ortasında çırılçıplak bir erkek

1) AH benim karışık başım...

Memleketin bunca sorunu varken bakın nelerle uğraşıyor.

Neyse ki şu fani dünyada yalnız değilmişim.

COVID-19 belasıyla mücadele eden İtalyan hükümeti de böyle bir günde bakın neyle uğraşmaya karar vermiş.

Michelangelo’nun ünlü Davut heykelinin bire bir ölçüde 3D replikası yapılacakmış.

Bence buraya kadar pek ilginç hiçbir bir şey yok.

Davut heykelinin bugüne kadar yüzlerce replikası yapıldı.

Las Vegas’ta Caesars Palace Oteli’nde bile bire bir replikası var.

Yazının Devamını Oku

Bu masadaki tabaklarda sarma ve sigara böreği var ama iki meyve eksik

Son zamanların en renkli ve ilginç dış politika yazısını dün Hürriyet’te Sedat Ergin’in köşesinde okudum.


Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Pompeo’nun Yunanistan’a yaptığı resmi ziyaretin perde arkasını çok güzel anlattı.

Böyle bir yazının çalıştığım Hürriyet gazetesinde çıkmasından dolayı da gurur duydum.

*

Yazı büyük ölçüde bu fotoğrafta gördüğünüz Girit’in Hanya bölgesinde çekilmiş fotoğraf üzerine kurulu.

Yer Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in baba evi.

Sedat mönüde neler var onu bile yazmış.

Çok tanıdık bir mönü.

Yazının Devamını Oku

Fenerbahçe'nin takipçisi neden 3.4 milyon daha az

Kulüplerin sosyal medya hesaplarının rakamlarına girdim. Girdim ve bir Fenerbahçeli olarak beni çok şaşırtan bir durumla karşılaştım.

Instagram’da Fenerbahçe’nin, Galatasaray’dan 3.4 milyon daha az takipçisi var.

Eğer “takipçi” sayısı “taraftar” sayısını yansıtıyorsa yıllardır “Türkiye’de en çok taraftarı olan kulüp Fenerbahçe’dir” inancım yerle bir olacak demektir.

Ancak iki kulübün takipçi profillerini ve davranışlarını çok dikkatle izlediğimde tuhaf bir durumla karşılaştım.

Sekiz yaşımdan beri iyi bir Fenerbahçeliyim ama önyargılı bir Fenerbahçeli olmamaya çalıştım.

O nedenle kulüplerin takipçi profillerini ve davranış biçimlerini vereceğim, yorumu sosyal medya analizcilerine bırakacağım.

GALATASARAY

Yazının Devamını Oku

O kadın sadece bu karede gördüğümüz kadın değil

Show TV Ana Haber sunucusu Ece Üner, Azeri-Ermeni savaşında Türkiye’yi suçlayan bir demeç veren Kim Kardashian için şöyle bir cümle kullandı:

“Kim Kardashian’ın kameralara göstermeye alışık olduğu büyük bir kaynağı var, yine aynı kaynağı mı referans aldı acaba...”

Deniz Çakır da ana haber bülteni sunan bir insan için bu ifadenin güzel olmadığını söyleyip üslubunu eleştirdi.

*

Aslında iki kadın tartışıyor ve konu “cinsiyetçilik”.

Pek araya girmem böyle konularda ama burada ince bir nokta var.

Onu Ece Üner’le paylaşmak isterim.

Evet

Yazının Devamını Oku

Bugün savaş olan o bölgede 3 yılda 4 büyük olay gördüm

Komünizm duvarlarının yıkılmasından bir yıl öncesi ile 3 yıl sonrası arasında, yani 1988 ile 92 arasında Kafkasya’da 4 olayın tanığı oldum.

Hürriyet’in hem Ankara hem de Moskova temsilcisiydim.

*

Birinci olay: Sovyetler Birliği döneminde 26 Ermeni’nin öldürülmesinden sonra bütün dünyaya kapatılan Sumgait şehrine girmesine izin verilen ilk iki gazeteci rahmetli Mehmet Ali Birand ve bendim...

Sumgait olayları hâlâ karanlıktır.

*

İkinci olayı 1989’da yaşadım. Yanımda Sovyet Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili ile birlikte Bakü’deydim.

Orada Azeri Yazarlar Birliği’nin düzenlediği bir basın toplantısındaydım.

Bir ara gözüm yan tarafta sessizce izleyen zayıf sakallı bir adama takıldı.

Yazının Devamını Oku

Müzikte müzayede tarihinin rekoru işte burada kırıldı

Baştan uyarayım.

Siz de “Memleketin bunca meselesi varken sen nelerle uğraşıyorsun lobisi”ndenseniz bu yazıyı atlayın.

Çünkü bugünkü konum, 1970’ler ve sonrasının en efsane rock gruplarından birinin gitarları olacak.



*

İlgilenenler okumuştur. Geçen yıl yine bir pazar günü Pink Floyd grubunun gitaristi

Yazının Devamını Oku

Türkiye'nin en gizli kapaklı ve en açık magazincileri kimlerdir

Pandemi sırasında magazinin önemini bir kere daha anladım. Setler, sahneler, kulüpler kapanınca magazin de en büyük kaynağını yitirdi. Zaten grileşmiş hayatımızın rengi iyice kaçtı. Eve kapandığım günlerde magazinin önemini daha da iyi anladım. Oturup küçük ve şahsi bir “Magazin ansiklopedisi” yaptım. İşte magazinde Türkiye’nin enleri...

MAGAZİN ÂLEMİNİN KURUCU BABALARI

En renkli ve en eski siyasi magazinci: Müşerref Hekimoğlu... 1970’lerde Ankara yıllarımın en renkli ve güzel gazetecisiydi. Cumhuriyet gazetesinde ve ANKA Ajansı’ndaki yazılarının hastasıydım.

En korkulan magazinci: Hiç kuşkusuz rahmetli Çetin Emeç ve başında olduğu Hafta Sonu gazetesi... Magazin haberi ile bakan deviren gazeteci olarak tarihe geçti.

Magazine en sınıf atlattıran fahri magazinci: Banko Hıncal Uluç. Sanat, edebiyat, kültür ve daha birçok alanı magazin coğrafyasına o soktu.

En edebi magazinci: Selim İleri. 70’li ve 80’li yıllarda hazırladığı kültür sanat sayfalarında edebiyat, sinema ve sanat dünyasının ünlü simalarının evlerini ve dedikodularını öyle harika bir tarzla anlatırdı ki, benim magazinci olmamda çok etkisi oldu.

Cihangir fısıltı magazininin en derin babası: Sabiha Deren ve Yeni Sabah gazetesindeki köşesi “Fısıltı”... Hiç şüphesiz bugün “Düzeyli magazin” denilen Cihangir magazinciliğinin kurucu babası o. Gerçek adı da Hakkı Devrim.

Babıâli’nin en yazmayan magazincisi: Ergil Tezerdi.

Yazının Devamını Oku

Bana ve Beatles'a siyah dik yaka kazak giydiren kadın

İzmirli bir delikanlı olarak bana “varoluşçuluğun siyah dik yaka kazağını” giydiren kadındı o...

Sadece bana değil, 1963 yılında Beatles’a da siyah dik yaka kazağı giydirip “With The Beatles” kapağına bu kazaklarla poz verdiren kadın yine oydu...

Adı Juliette Greco’ydu...

Fransa’da Saint Germain semtinin egzistansiyalizmin başkenti olduğu yıllarda, o sol entelektüel mahallenin kraliçesiydi...

Onun ilk fotoğraflarını, İzmir Namık Kemal Lisesi bahçesinde, Varlık Yayınları’ndan Sartre, Camus ve Gide’i okurken görmüştüm.

Ben, egzistansiyalizmin ne olduğunu öğrenmeden önce egzistansiyalist olan bir neslin çocuğuyum...

*

Beatles

Yazının Devamını Oku