GeriErtuğrul ÖZKÖK Gelmiş geçmiş en sempatik seri ‘VIP’ çapkın Mehmet mi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Gelmiş geçmiş en sempatik seri ‘VIP’ çapkın Mehmet mi

Geçen hafta elimden düşüremediğim kitap, Mehmet Teoman ile yapılmış nehir söyleşi oldu.

1. Kitabın adı “Anılar Saçılmış, Odaya, Her yere”...

Metin Solmaz derlemiş.

Sevin Okyay önsöz yazmış... Ekip sıkı yani...

Gelmiş geçmiş en sempatik seri ‘VIP’ çapkın Mehmet mi

Şimdi gelelim asıl meseleye...

*

Mehmet Teoman Türkiye’nin en iyi şarkı sözü yazarlarından biri...

“Kadınım”, “Beni Benimle Bırak”, “O Benim Dünyam”, “Yalnızlığım” gibi şarkıların söz yazarı.

Benim de iyi tanıdığım bir insan... O nedenle kitabı ilgiyle okudum...

Benim de çok yakından tanıdığım müzik ve medya dünyasına ait çok ilginç hikâyeler vardı.

Kitabı bitirdiğim an aklıma yerleşen cümle şu oldu:

“Herhalde Türkiye tarihinin gelmiş geçmiş en sempatik “Seri VIP çapkını Mehmet Teoman”mış...

Çünkü hayatı, şöhretli bir kadından bir başka şöhretli kadına yatay geçiş zinciri gibi...

Adam resmen seri çapkın...

*

Hikâyesi, öldüğü güne kadar hayatında hep en önemli kadın olarak kalan ilk eşi Fatma ile başlıyor.

Onun hikâyesi, Fatma’nın ölümünden sonra mezarının başındaki cümleyle bitiyor:

“O gün hayatımın bir döneminin kapandığını hissettim ve çok ağladım” diyor.

Kitap bittiğinde aklıma bir de şu soru takıldı:

Şöhretli bir erkeğin hayatına kaç şöhretli kadın sığar...

Mehmet’inkine epey sığmış...

*

- Mehmet Teoman: Nehir Söyleşi: “Anılar Saçılmış Odaya Her Yere”, Hazırlayan: Metin Solmaz, Anason İşleri Yay, Şubat 2021

2. ÇOK TANIDIK BİR EVDE BİTEN İLK ÇAPKINLIK

SERİ
çapkınlıklar zincirini hızlı ve kısa geçeceğim.

- İlk eşi ve ilk sevgilisi Fatma’dan ayrıldıktan sonra Nükhet Duru başlıyor...

Ancak Nükhet Duru bir süre sonra Modern Folk Üçlüsü’nün üyesi Doğan Canku’ya yaklaşıyor.

Nükhet önce bunu inkâr ediyor ama ilişki 4 yıl sonra tanıdık bir evde yenilen yemekten sonra bitiyor. O ev Hıncal Uluç, Ali Kocatepe ve Mehmet Yılmaz’ın birlikte kaldığı evdir.

Ve o andan itibaren de seri çapkınlıklar birbirini izliyor.

- Gelen ikinci şöhretli kadın Ayşegül Aldinç oluyor...

Gelmiş geçmiş en sempatik seri ‘VIP’ çapkın Mehmet mi

Onunla hemen evleniyor.

O yüzden şunu hâlâ bilmiyoruz...

Önce Nükhet mi gitti, yoksa Ayşegül mü geldi?

- Sonra araya Nesli Özsoy giriyor...

- Onu Nazan Şoray izliyor...

*

- Sonra Pakize Suda geliyor ve başına ilk büyük dert açılıyor.

Gelmiş geçmiş en sempatik seri ‘VIP’ çapkın Mehmet mi

Pakize Suda o sıralarda zirvede.

İzmirli, sarışın, çok güzel bir kız...

Meğer bir mafya elebaşı ona gizli gizli aşıkmış. Hatta bir akşam Pakize’yi kaçırtıyor.

O mafya şefi hapisteyken Pakize Suda’nın Mehmet Teoman ile ilişkisi olduğunu öğrenince, bir gece Mehmet Teoman’ı kulüpte dövdürüyor.

*

O dayaktan sonra Mehmet Teoman, Neslihan Yargıcı’ya yatay geçiş yapıyor. Onunlayken bu defa Figen Batur giriyor hayatına...

- Figen Batur’la ilişkisi henüz bitmişken Zuhal Olcay geliyor.

- Zuhal Olcay’la iken onu Candan Erçetin izliyor...

- Onunlayken Bodrum’a gidiyor ve orada Maça Kızı’nın kurucusu Ayla’nın yeğeni Tiraje Başaran’a âşık oluyor. Ve bütün bunlar kalp krizi geçirdiği 2011 yılına kadar bir nehir gibi akıp gidiyor...

3. MEHMET SEMPATİK ANLATIYOR AMA HERKES O KADAR SEMPATİK BULUYOR MU

KİTABI
bitirdiğimde kafam biraz karıştı.

Bir erkek hayatına giren kadınları böylesine rahat anlatmalı mı, diye düşündüm.

Ama ya kendisi ya kitabı yayına hazırlayanlar, herkesi o kadar sevecen, o kadar kırmadan anlatmış ki...

Sonunda şöyle düşünüyorsunuz...

Kadın-erkek ilişkileri yaşandığı dönemde çok sancılı olabilir...

Ama arada çok kırıcı şeyler yoksa, öfke ve kin kalmamışsa, bütün bunlardan geriye insanı gülümsetecek şeyler de kalabiliyor...

Acaba ayrıldığı kadınlar ne düşünüyordur? Hiçbirinde kötü hatıra kalmamış mıdır?

Mesela Neslihan Yargıcı...

Belki Ayşegül Aldinç...

Kitaba gelince, geriye, Nilgün Belgün’ün oyunlarında anlattığı eski aşkları gibi küçük komediler kalmış...

Ben de kimseyi yargılamadan keyifle okudum kitabı...

KİTAPTAN
4. SANA İYİ BAKARIM, ARA SIRA KAÇAMAĞINA DA GÖZ YUMARIM

KİTABIN
en komik yerlerinden biri Nükhet Duru ile aşkının nasıl başladığı...

Nükhet Duru 2009’da Takvim gazetesine bu olayı şöyle anlatmış.

“Adam, benim için ‘Tipim değil’ diyor, beni beğenmiyor.”

Bir gece almış bavulunu, dayanmış Mehmet Teoman’ın evine:

“Ben sana çok iyi bakarım, iyi yemek yaparım. Arada sırada kaçamaklarına da göz yumarım, dedim.”

Mehmet Teoman ise “‘Kaçamaklarına göz yumarım’ gibi bir lafı hiç etmedi. O kadar kıskanç bir kadındı ki bunu demezdi” diyor.

İlişkileri böyle başlamış ve 4 yıl sürmüş.

Gelmiş geçmiş en sempatik seri ‘VIP’ çapkın Mehmet mi

5. EROL SİMAVİ, NÜKHET DURU’YA NEDEN ‘MEHMET’İ TEBRİK ET’ DEDİ

NÜKHET
Duru daha önce Erol Simavi ile birlikteydi. Nükhet, Mehmet Teoman’la ilişkiye başlayınca “Erol Simavi çok kızdı, haberlerine ambargo koydu” gibi laflar çıkmış.

Simavi bir gece Nükhet’in çalıştığı kulübe gelmiş. Tabii herkeste bir korku...

Programdan sonra Simavi koridorda Nükhet’in kolunu tutmuş ve şunu söylemiş: “Mehmet’i tebrik et, ben bükemedim onun bileğini” demiş. “Seni bu hale getirdiği için onu tebrik ediyorum. Bunu ona söyle” diye de eklemiş.

6. ‘BENİ BENİMLE BIRAK’ MEĞER AŞK ŞARKISI DEĞİLMİŞ

BANA
göre Türk pop müziğinin en güzel şarkılarından biri “Beni Benimle Bırak”tır.

Kitapta o şarkıya özel bir yer ayrılmış.

Bir gün Kınalıada’da Cenk Taşkan’la bir şarkı yazıyorlarmış.

Tam ayrılırken Taşkan bir şeyler mırıldanmaya başlamış.

Mehmet Teoman bunu işitince “Biraz daha mırıldan şunu” demiş.

Sonra oturup orada bu şarkıya sözler yazmaya başlamış.

Şarkının sonunu Kınalıada’dan Kadıköy’e giderken vapurda yazmış.

Hikâyenin sonu daha ilginç.

“Beni Benimle Bırak’ı herkes büyük bir aşk şarkısı olarak dinler. Halbuki altında yatan mesajım, benden her şeyi al, ben sana ne vermişsem bugüne kadar maddi manevi, hepsini al ama beni bırak, beni götürme... Aslında ben bunu kendime söylüyorum. Sakın ayrılırken kendini bırakıp onunla gitme, demekti.”

YENİ MÜZİK

BANA MASUM YILLARI HATIRLATAN ‘ELLERİMDE ÇİÇEKLER’ TADINDA BİR ŞARKI

- GEÇEN cuma streaming platformlarına konan yeni şarkılar arasında en çok hoşuma giden ikisinden biri Can Bonomo ile Demet Evgar’ın söylediği “Rüyamda Buluttum” oldu...

Çok basit bir şarkı...

Daha ilk dinleyişte insanı içine alıyor.

Birlikte söyleme duygusu veriyor.

Gelmiş geçmiş en sempatik seri ‘VIP’ çapkın Mehmet mi

Türkiye’nin masum yıllarından çıkıp gelmiş bir şarkı.

“Ellerimde Çiçekler” gibi vintage bir tat bırakıyor insanda...

Hep birlikte söylemek istiyorsun.

Demet Evgar’ın söyleyişi bana Zuhal Olcay’ın tarzını hatırlattı...

Çok sevdim bu şarkıyı...

YENİ MÜZİK
MAHALLENİN ESKİ ÇOCUĞU ELTON JOHN VE YENİ KIZI DUA LİPA BİRLİKTE

- BENCE bu haftanın süper şarkısı bir Elton John remiks’i...

Dua Lipa ile birlikte söylüyor.

Şarkının adı “Cold Heart” (PNAU Remix)


Gelmiş geçmiş en sempatik seri ‘VIP’ çapkın Mehmet mi

Elton John’un iki harika şarkısı, “Sacrifice” ve “Rocketman”in birleşiminden oluşan bir remix...

Bir yanda Elton John...

Yılların süperstarı...

Yanında Dua Lipa...

Yeni kuşağın süperstarı...

Bu yaz sonu sahilde iyi iş yapar...

GÜNÜN POLEMİĞİ
KADİR ABİ SMOKİN GİYER Mİ, SMOKİN CİHANGİR’İ BOZAR MI

GEÇEN hafta Upper Cihangir’in kültür ve sanat nomenklaturasını atlatıp, New York’ta yapılacak “Smokinli Ahmet Ertegün Galası”nı yazdım ya...

Tuğrul Eryılmaz fena bozulmuş...

Diyor ki: “Hangi çılgın Cihangirliye smokin giydirirmiş şaşarım...”

Şöyle geçmişten bugüne Cihangir’de yaşayanları bir düşündüm...

Gelmiş geçmiş en sempatik seri ‘VIP’ çapkın Mehmet mi

Mesela Selçuk Yöntem...

Mesela Kenan İmirzalıoğlu...

Mesela Şener Şen...

Mesela Teoman...

Gelmiş geçmiş en sempatik seri ‘VIP’ çapkın Mehmet mi

Hepsi o semtte oturdular.

Dördünün de smokinli fotoğrafı var... Biliyorum şimdi diyecek ki, ya reklam filminde ya rol icabı...

*

Yok yok, biraz araştırma yapsam, derin Cihangir’in smokinlilerini tek tek teşhir ederim. Yani arkadaş, smokin belki, son günlerde Tuğrul’un masasından kalkmayan Kadir İnanır’ı bozar...

Diyeceğim, Tuğrulcuğum sen Oray Eğin’in Amerika’dan getirdiği o “Comics” desenli tişörtü giymeye devam et...

Ama bil ki bütün Cihangir seninle aynı fikirde değil...

UPPER CİHANGİR ANKETİ
MAHALLEDE EN ÇOK HANGİ DİLLER KONUŞULUYORMUŞ

T24 “Seviyeli magazin” yazarı Tuğrul Eryılmaz bu hafta köşesinde kendi yaptığı küçük bir anketin sonuçlarını açıkladı.

Pazar akşamı Taksim’den Galatasaray’a yürürken gazeteciliği tutmuş ve tekrar meydana dönmüş.

Gidip gelirken yolda yürüyen insanlar arasında en çok duyduğu dilleri de not almış.

İşte bu küçük “Upper Cihangir anketi”nin sonuçları:

- GALATASARAY İSTİKAMETİNE GİDERKEN: 14 Arapça, aralarında Türkçe de bulunan 6 farklı dil.

- TAKSİM İSTİKAMETİNE GİDERKEN: 12 Arapça, ayrıca Türkçe dahil 8 farklı dil.

- SONUÇ: Beyoğlu’nda hâkim dil Arapça, Türkçe “Diğer diller” kategorisinde.

X

Günde kaç kez performansınızın ölçüldüğünü düşündünüz mü

Normal olarak sabah kalktığınızda tartılırsınız...

Yani kilonuzu ölçersiniz...

Osman Hoca’yı dinleyip kendinize günlük 10 bin adım hedefi koyduysanız, kolunuzdaki iWatch veya herhangi bir dijital ölçüm aletinden bakarak onu da ölçebilirsiniz...

*

Başka...

Tansiyon sorununuz varsa sabah akşam bakıp kaydedebilirsiniz...

Kaç saat uyuduğunuza bakabilirsiniz...

Trafikte sıkışırsanız aklınıza eve kaç saatte gittiğinizi hesaplamak gelebilir...

Yazının Devamını Oku

O güzelim Lalibela da Şibam olma yolunda

Hayatım boyunca gezdiğim ülkeler içinde ikisi beni çok etkilemişti.

Biri Yemen’di...

Özellikle Hadramut bölgesindeki “Şibam” kenti benim için dünyada gidip görülecek yerlerin başındaydı.

O şehrin fotoğrafını ilk defa National Geographic’te gördüğümde “Buraya mutlaka gitmeliyim” demiştim.

“Deli misin sen, öldürürler seni” demişlerdi.

Her türlü tehlikeyi göze alıp gitmiştim. Zırhlı bir arabadaydım. Önümde, arkamda ağır makineli tüfekle donatılmış iki kamyonet dolusu asker vardı.

Şibam olağanüstüydü...

Ama herhalde benden sonra oraya giden başka bir Türk olmamıştır. Yemen bugün acımasız bir içsavaş ve dış müdahalelerle enkaza döndü.

Yazının Devamını Oku

Fatih Hoca 'sirkte' o zarfı açınca neden kahkaha attı

Önceki akşam Swissôtel’in balo salonunda çok güzel bir davet vardı.

“Gentleman” dergisinin, “Yılın İnsanları” ödülleri verildi.

*

Derginin yayıncısı Feyzan Ersinan’ı kutlarım. Mükemmel bir organizasyon yapmış.

Her yıl ödül töreni tematik bir ambiyansla düzenleniyor.

Bu yılki tema “Sirk”ti...

Salonun içine harika bir sirk çadırı havası verilmişti.

Sanki rengârenk bir tentenin altındaydık.

Yazının Devamını Oku

Metin Bey, Cem, Şahan, Yılmaz, Ferhan, Ata, ve Badi Ekremler

Pazar günü iki haberi arka arkaya okudum...

Önce pazar günü Hürriyet’te Zeynep Bilgehan’ın Abdullah Kiğılı ile yaptığı konuşma...

Kiğılı insanlarla ilişki kurarken, “Kartvizitimle birlikte gülümsememi de veririm” diyor.

Gerçekten hayatının her anında gülümseyen bir insandır...

Kilolu cüssesinin etrafında bir gülücük halesi vardır hep.

Biraz sonra ise Gallup şirketinin uluslararası “duygu araştırması”nın sonuçları geldi önüme...

Bütün dünyada “Günün bir anında gülümserim” diyen insanların oranı yüzde 75’ten 70’e gerilemiş.

Türkiye’de

Yazının Devamını Oku

Nil Karaibrahimgil yarın psikiyatrıyla ne konuşacak

İtiraf edeyim, Türk medyasında en dikkatle okuduğum gazete Hürriyet Kelebek...

Yazarlarını çok seviyorum. Bana siyasetin dışındaki dünyayı öylesine güzel ve farklı açılarla anlatıyorlar ki...

*

Mesela dün Nil Karaibrahimgil’in yazısı... Güzel ve çok medeni bir şey yapmış.

Yarın (çarşamba), psikiyatrına gidip konuşacağını yazmış. Konuşacağı kişi İstanbul’da iyi tanınan Feriha Dildar...

Nil, onun için “Uzman pedagog” diyor, ama Google’a baktığınızda unvanı hep “Uzman psikolojik danışman” olarak geçiyor.

Ben de konuştuğum insanlardan iyi bir çocuk psikolojisi danışmanı olduğunu işitiyorum. Bu konuda birçok kitabı var.

*

Nil, onunla ilişkisini şöyle anlatıyor.

Yazının Devamını Oku

Asya, Volkan ve Derin’i kaç, El Clásico’yu kaç kişi seyretti

Geçen pazar İspanya’nın televizyon kanallarında ilginç bir yarış vardı...

Yarışın bir kulvarında sadece İspanya’nın değil, dünyanın bir numaralı derbi maçı olarak kabul edilen “El Clásico” vardı.

Yani Barcelona-Real Madrid maçı...

Öteki tarafında ise bu yıl İspanyol televizyonları arasında sezona en yüksekten giriş yapan “Infiel” dizisi...

Yani Kanal D’nin süper dizisi “Sadakatsiz”...

*

Biri İspanya’da hayatı durduran bir maç...

Öteki ise haftalardır pazar geceleri reytinginde 1 numarayı bırakmayan dizi...

Yazının Devamını Oku

34 yıl önce çekilen fotoğrafın bir sırrı varmış, bakın o neymiş

Bu fotoğrafı dün Rasim Ozan Kütahyalı gönderdi.

Bugünlerde “1992” adlı bir kitap üzerinde çalışıyormuş.

O yılın, Türk siyasi hayatında çok özel bir yeri olduğunu anlatacakmış.

Kitap için çalışırken bulmuş bu fotoğrafı...



Fotoğraf 18-24 Ocak 1987 tarihli

Yazının Devamını Oku

Erenköy Kız Lisesi’nde başlayan güzel bir cumhuriyet hikâyesi

Erenköy Kız Lisesi’nin yatılı öğrencileri hafta sonu tatili için evlerine giderlerken, anne ve babası ayrı olan Nüzhet okulda kalmaktadır.

Yatakhanenin penceresinden gökyüzüne bakan genç kız yalnızlığını yıldızlarla paylaşır.

*

1928 yılında Galata rıhtımında görürüz Nüzhet’i...

Okulunu birincilikle bitirmiş, Cumhuriyet’in eğitim alması için Avrupa’ya gönderdiği öğrenciler arasına girmeyi başarmıştır...

*

Lyon kentinde okuduğu okulda sınıfta en ön sırada oturur.

Elli kişilik sınıfta, yabancı bir ülkeden gelen tek kız öğrencidir.

Ülkesinden çok uzakta da olsa tek başına kaldığı yurdunda aynı yıldızların altındadır.

Yazının Devamını Oku

Önceki gece bu istihbaratı iki ayri kişiden dinledim

Durun hemen heyecanlanmayın. Öyle ittifakları altüst edecek, seçimi öne aldıracak, büyükelçi krizini çözecek muazzam bir siyasi istihbarat değil...

Ben naçizane bir magazin yazarıyım, tabii ki bir magazin istihbaratı bu...

*

Önceki gece yine uykusuz kalıp New York’taki “Ahmet Ertegün’ü anma yemeği”ni dakika dakika izledim.

Türkiye ile ABD arasında patlayan ve çok kötü bir noktaya gidebilecek büyükelçi krizinin tatlıya bağlanmasından 24 saat sonra New York’ta Türkiye ile ABD’yi birbirine bağlayan müthiş bir geceydi bu.

Geceye davetliydim, ama COVID-19 pozitif yüzünden katılamadım. Bedenim orada değildi ama aklım oradaydı... Gece boyunca konuştum katılanlarla... Bu arada Plaza otelinin kulislerinde Ahmet Ertegün’ün eski dostlarının fısıldadığı, benim için müthiş bir bilgi aldım...

*

Türk magazininin 1990’lı ve 2000’li yıllarının en büyük konularından biri şuydu:

Yazının Devamını Oku

19 ayda tek hata yaptım COVID-19 o an beni yakaladı

COVID-19 sendromuna girdiğimiz Mart 2020’den beri kendimi çok iyi korudum.

Sokağa çıkmama kurallarına uydum.

Maskesiz gezmedim.

Sosyal mesafeye hep dikkat ettim.

Evde kapalı olduğum günlerde bile sporumu ihmal etmedim.

Sonra aşı dönemi geldi...

Önce 2 Sinovac oldum.

Sonra 2 BioNTech oldum.

Yazının Devamını Oku

Diyonizyak öfkenin kırmızı kart gördüğü muhteşem bir gece

Pazar gecesi benim için uykusuz bir geceydi...

Hayır hayır, geçirdiğim COVID-19 yüzünden değil.

Tam aksine cumartesi günü yapılan test negatif çıkmıştı.

Yaptırdığım 4 aşı sayesinde hafif bir nezleden bile hafif geçmişti.

Uykusuzluğumun nedeni 10 Büyükelçinin istenmeyen insan ilan edilmesi de değildi...

Nedeni, benim gibi bir spor manyağı için, tarihte az görülecek bir derbi gecesi olmasıydı...

Düşünebiliyor musunuz?

Yazının Devamını Oku

İlk gençlik hapınızı kaç yıl sonra alabileceksiniz

Şimdi kahvenizden veya çayınızdan bir yudum alın...

Siz “brunch şampanyacıları”, tabii ki siz de kadehinizi kaldırabilirsiniz...

Şu güzel pazar sabahı size çok umut verici bir haberim var...

Çok değil... İki-üç yıl sonra bir hapla gençleşme ihtimaliniz çok yükseldi...

*

Size ölümsüzlük vaat etmiyorum ama...

En geç 10 yıl içinde, sizi 150 yaşına kadar yaşatacak çok önemli gelişmeler olabilir.

Silikon Vadisi’nin en zengin 10 adamını alın...

Yazının Devamını Oku

Yaşayan bir numaralı Müslüman o olabilir mi

Adı Muhammed. Soyadı Salah.

Yani yüzde yüz Müslüman adı ve soyadı...

Dünya artık onu “Mo Salah” olarak tanıyor.

Liverpool’un şahane oyuncusu...

*

Bu yıl İngiliz futbol liginin başından beri Liverpool’u uçuruyor...

Ne Messi bıraktı ne Ronaldo...

İki haftadır futbolla ilgilenen herkes onun Manchester United’a attığı golü ve asisti konuşuyor.

Şimdiden futbol tarihine geçti...

Yazının Devamını Oku

Diyarbakır Müzesi'ndeki domuz dişi ve 48 saat sonra gelen bir haber

Geçen hafta Diyarbakır Arkeoloji Müzesi’ni gezerken rehberimiz bize ilginç bir şey anlattı.

Rehberimiz, vitrindeki süs eşyaları arasındaki bir domuz dişini gösterip şunları söyledi:

“Domuz insanoğlunun ilk evcilleştirdiği hayvandı. O nedenle mezarlarda bulduğumuz süs eşyaları domuz dişinden yapılmış eserlerdi.”

*

Demek ki domuz, bu topraklarda, yani Mezopotamya’da insanoğlu ile birlikte yaşamaya başlayan ilk hayvanlardan biriymiş... Ne ilginçtir ki yine bu topraklarda doğan iki inancın, Müslümanlığın ve Yahudiliğin de haram ilan ettiği ilk hayvan oldu.

Diyarbakır’da rehberimizden bunu dinlememizden 48 saat sonra dünya medyasına şu haber düştü:

New York Üniversitesi’nden bir doktor grubu çok ilginç bir deney gerçekleştirdi.

Domuzun bünyesinde geliştirilen bir böbreği, ailesinin iznini alarak, beyin ölümü gerçekleşmiş bir insanın bedenine bağladılar.

Yazının Devamını Oku

En iyisi halayı size Hint atasözü ile anlatayım

Çok sevdiğim bir Hint atasözü aynen şöyle diyor:

“Dans etmek kalplerimizin konuşmasını duymaktır...”

*

Halay da bir danstır...

Dans literatüründeki adı “folklorik dans”tır...

-

Fanatikler danstan korkarlar... Aralarında “hayatında hiç dans etmemiş olmakla” övünenler vardır.

Korkmakta haklıdırlar... Çünkü dans, onları besleyen nefreti, bir ilkokul çocuğunun bembeyaz silgisi gibi yumuşacık dokunuşlarla siler...

Yok eder...

Yazının Devamını Oku

Özdemir Bey geç de olsa sizi tanımak bir şerefti

Türk Savunma Sanayii’nin son 15 yıldaki parlayan yıldızı, Bayraktar ailesinin kurucu babası Özdemir Bayraktar aramızdan ayrıldı.

Muhafazakâr bir ailenin üyesiydi...

Dün bizim mahallede onun hakkında yazılanlara baktım...

Üzülerek gördüm ki bu insanı hiç tanımıyormuşum...

Meğer tam da Türkiye’nin bugünlerde aradığı insanmış...

Hürriyet’te Yalçın Bayer’in yazısını okudum.

Onun daha ilk ve orta eğitimden başlayan bilim tutkusunu...

Üniversite yıllarını, sonrasını, Türk sanayisinin gelişmesi için verdiği mücadeleyi...

Yazının Devamını Oku

Yer Diyarbakır, kuyruk Picasso kuyruğu gibi

Bu fotoğrafta, sırada bekleyen insanların ancak bir bölümünü görüyorsunuz. Çekilen videoları seyrederseniz, kamera sıranın sonuna kadar gidip köşeyi döndüğünde, bu kuyruğun devam ettiğini göreceksiniz...

Bu bir maç kuyruğu değil...

Bir pop müzik konseri kuyruğu değil...

Ahmet Güneştekin’in geçen cumartesi Diyarbakır’da açılan “Hafıza Odası” sergisine girmek için bekleyen insanlar bunlar...

Sanat alanında böyle bir kuyruğu geçtiğimiz 10 yıl içinde iki defa gördüm...

Biri İstanbul’da Sakıp Sabancı Kültür Merkezi’ndeki Picasso sergisiydi.

Öteki de İzmir’de Arkas Sanat Merkezi’nde açılan Picasso sergisiydi.

Bugüne kadar

Yazının Devamını Oku

Sonradan görme bir züğürdün o sorusu

Dün size 85 metrelik bir megayatı bütün iştahımla anlattım.

Ne yalan söyleyeyim, güzel yaşamak hayalleri olan bir insandım, hâlâ da öyleyim.

O nedenle memleketin bunca meselesi varken aklım yine de böyle şeylere takılıp gidiyor...

Yani benim de böyle sevdalı bir başım var.

İyi yaşamak bugün kurduğum bir hayal değil...

Mavi yolculuklar, yat sefaları ile ilgili hayallerim çok eskilere gidiyor...

Mesela şu fotoğraf.

1971 yılında Gökova’da bir yerde çekildi.

Yazının Devamını Oku

Sizce bu 85 metrelik megayatı satın alabilecek kaç kişi vardır?

Türkiye’de değil, dünyada kaç kişi vardır diye soruyorum.

Yat 85 metre...

Türkiye’de yapıldı.

Bir Türk şirketi tarafından yapıldı.

Yapımı 4 yıla yakın sürdü.

Ve geçen ay Cannes’daki dünyanın en önemli yatçılık fuarında ilk defa dünyanın dikkatine sunuldu.

Aldığım bilgiye göre, fuarın en ilgi çeken teknelerinden biri oldu.

4 gün boyunca 1.000 kişiye yakın insan tekneyi gezdi...

Yazının Devamını Oku

Öyleyse... Bir gün ben de Kırmızı Kraliçe'ye giderim

İlk haber 12 Ekim günü, ABD’nin Teksas eyaletinin Van Horn adlı bölgesinden havalanan bir uzay aracından geldi. Amazon’un sahibi Jeff Bezos’un Blue Origin adlı şirketinin uzaya ikinci uçuşunu yapan roketinin içinde tanıdık bir isim varmış.

William Shatner...

*

Biz onu daha çok “Captain James T. Kirk” olarak tanıyoruz...

Yani bizim bildiğimiz, 1970’lerin efsane uzay dizisi Star Trek’in ünlü kaptanı Kirk...

İşte onu oynayan aktör William Shatner, bu defa gerçekten uzaya gitmiş ve dönmüş.

‘Uzay Yolu’ (Star Trek) dizisi ilk kez 8 Eylül 1966 günü yayınlandı.

Dünya

Yazının Devamını Oku