GeriErtuğrul ÖZKÖK Gelmiş geçmiş en sempatik seri ‘VIP’ çapkın Mehmet mi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Gelmiş geçmiş en sempatik seri ‘VIP’ çapkın Mehmet mi

Geçen hafta elimden düşüremediğim kitap, Mehmet Teoman ile yapılmış nehir söyleşi oldu.

1. Kitabın adı “Anılar Saçılmış, Odaya, Her yere”...

Metin Solmaz derlemiş.

Sevin Okyay önsöz yazmış... Ekip sıkı yani...

Gelmiş geçmiş en sempatik seri ‘VIP’ çapkın Mehmet mi

Şimdi gelelim asıl meseleye...

*

Mehmet Teoman Türkiye’nin en iyi şarkı sözü yazarlarından biri...

“Kadınım”, “Beni Benimle Bırak”, “O Benim Dünyam”, “Yalnızlığım” gibi şarkıların söz yazarı.

Benim de iyi tanıdığım bir insan... O nedenle kitabı ilgiyle okudum...

Benim de çok yakından tanıdığım müzik ve medya dünyasına ait çok ilginç hikâyeler vardı.

Kitabı bitirdiğim an aklıma yerleşen cümle şu oldu:

“Herhalde Türkiye tarihinin gelmiş geçmiş en sempatik “Seri VIP çapkını Mehmet Teoman”mış...

Çünkü hayatı, şöhretli bir kadından bir başka şöhretli kadına yatay geçiş zinciri gibi...

Adam resmen seri çapkın...

*

Hikâyesi, öldüğü güne kadar hayatında hep en önemli kadın olarak kalan ilk eşi Fatma ile başlıyor.

Onun hikâyesi, Fatma’nın ölümünden sonra mezarının başındaki cümleyle bitiyor:

“O gün hayatımın bir döneminin kapandığını hissettim ve çok ağladım” diyor.

Kitap bittiğinde aklıma bir de şu soru takıldı:

Şöhretli bir erkeğin hayatına kaç şöhretli kadın sığar...

Mehmet’inkine epey sığmış...

*

- Mehmet Teoman: Nehir Söyleşi: “Anılar Saçılmış Odaya Her Yere”, Hazırlayan: Metin Solmaz, Anason İşleri Yay, Şubat 2021

2. ÇOK TANIDIK BİR EVDE BİTEN İLK ÇAPKINLIK

SERİ
çapkınlıklar zincirini hızlı ve kısa geçeceğim.

- İlk eşi ve ilk sevgilisi Fatma’dan ayrıldıktan sonra Nükhet Duru başlıyor...

Ancak Nükhet Duru bir süre sonra Modern Folk Üçlüsü’nün üyesi Doğan Canku’ya yaklaşıyor.

Nükhet önce bunu inkâr ediyor ama ilişki 4 yıl sonra tanıdık bir evde yenilen yemekten sonra bitiyor. O ev Hıncal Uluç, Ali Kocatepe ve Mehmet Yılmaz’ın birlikte kaldığı evdir.

Ve o andan itibaren de seri çapkınlıklar birbirini izliyor.

- Gelen ikinci şöhretli kadın Ayşegül Aldinç oluyor...

Gelmiş geçmiş en sempatik seri ‘VIP’ çapkın Mehmet mi

Onunla hemen evleniyor.

O yüzden şunu hâlâ bilmiyoruz...

Önce Nükhet mi gitti, yoksa Ayşegül mü geldi?

- Sonra araya Nesli Özsoy giriyor...

- Onu Nazan Şoray izliyor...

*

- Sonra Pakize Suda geliyor ve başına ilk büyük dert açılıyor.

Gelmiş geçmiş en sempatik seri ‘VIP’ çapkın Mehmet mi

Pakize Suda o sıralarda zirvede.

İzmirli, sarışın, çok güzel bir kız...

Meğer bir mafya elebaşı ona gizli gizli aşıkmış. Hatta bir akşam Pakize’yi kaçırtıyor.

O mafya şefi hapisteyken Pakize Suda’nın Mehmet Teoman ile ilişkisi olduğunu öğrenince, bir gece Mehmet Teoman’ı kulüpte dövdürüyor.

*

O dayaktan sonra Mehmet Teoman, Neslihan Yargıcı’ya yatay geçiş yapıyor. Onunlayken bu defa Figen Batur giriyor hayatına...

- Figen Batur’la ilişkisi henüz bitmişken Zuhal Olcay geliyor.

- Zuhal Olcay’la iken onu Candan Erçetin izliyor...

- Onunlayken Bodrum’a gidiyor ve orada Maça Kızı’nın kurucusu Ayla’nın yeğeni Tiraje Başaran’a âşık oluyor. Ve bütün bunlar kalp krizi geçirdiği 2011 yılına kadar bir nehir gibi akıp gidiyor...

3. MEHMET SEMPATİK ANLATIYOR AMA HERKES O KADAR SEMPATİK BULUYOR MU

KİTABI
bitirdiğimde kafam biraz karıştı.

Bir erkek hayatına giren kadınları böylesine rahat anlatmalı mı, diye düşündüm.

Ama ya kendisi ya kitabı yayına hazırlayanlar, herkesi o kadar sevecen, o kadar kırmadan anlatmış ki...

Sonunda şöyle düşünüyorsunuz...

Kadın-erkek ilişkileri yaşandığı dönemde çok sancılı olabilir...

Ama arada çok kırıcı şeyler yoksa, öfke ve kin kalmamışsa, bütün bunlardan geriye insanı gülümsetecek şeyler de kalabiliyor...

Acaba ayrıldığı kadınlar ne düşünüyordur? Hiçbirinde kötü hatıra kalmamış mıdır?

Mesela Neslihan Yargıcı...

Belki Ayşegül Aldinç...

Kitaba gelince, geriye, Nilgün Belgün’ün oyunlarında anlattığı eski aşkları gibi küçük komediler kalmış...

Ben de kimseyi yargılamadan keyifle okudum kitabı...

KİTAPTAN
4. SANA İYİ BAKARIM, ARA SIRA KAÇAMAĞINA DA GÖZ YUMARIM

KİTABIN
en komik yerlerinden biri Nükhet Duru ile aşkının nasıl başladığı...

Nükhet Duru 2009’da Takvim gazetesine bu olayı şöyle anlatmış.

“Adam, benim için ‘Tipim değil’ diyor, beni beğenmiyor.”

Bir gece almış bavulunu, dayanmış Mehmet Teoman’ın evine:

“Ben sana çok iyi bakarım, iyi yemek yaparım. Arada sırada kaçamaklarına da göz yumarım, dedim.”

Mehmet Teoman ise “‘Kaçamaklarına göz yumarım’ gibi bir lafı hiç etmedi. O kadar kıskanç bir kadındı ki bunu demezdi” diyor.

İlişkileri böyle başlamış ve 4 yıl sürmüş.

Gelmiş geçmiş en sempatik seri ‘VIP’ çapkın Mehmet mi

5. EROL SİMAVİ, NÜKHET DURU’YA NEDEN ‘MEHMET’İ TEBRİK ET’ DEDİ

NÜKHET
Duru daha önce Erol Simavi ile birlikteydi. Nükhet, Mehmet Teoman’la ilişkiye başlayınca “Erol Simavi çok kızdı, haberlerine ambargo koydu” gibi laflar çıkmış.

Simavi bir gece Nükhet’in çalıştığı kulübe gelmiş. Tabii herkeste bir korku...

Programdan sonra Simavi koridorda Nükhet’in kolunu tutmuş ve şunu söylemiş: “Mehmet’i tebrik et, ben bükemedim onun bileğini” demiş. “Seni bu hale getirdiği için onu tebrik ediyorum. Bunu ona söyle” diye de eklemiş.

6. ‘BENİ BENİMLE BIRAK’ MEĞER AŞK ŞARKISI DEĞİLMİŞ

BANA
göre Türk pop müziğinin en güzel şarkılarından biri “Beni Benimle Bırak”tır.

Kitapta o şarkıya özel bir yer ayrılmış.

Bir gün Kınalıada’da Cenk Taşkan’la bir şarkı yazıyorlarmış.

Tam ayrılırken Taşkan bir şeyler mırıldanmaya başlamış.

Mehmet Teoman bunu işitince “Biraz daha mırıldan şunu” demiş.

Sonra oturup orada bu şarkıya sözler yazmaya başlamış.

Şarkının sonunu Kınalıada’dan Kadıköy’e giderken vapurda yazmış.

Hikâyenin sonu daha ilginç.

“Beni Benimle Bırak’ı herkes büyük bir aşk şarkısı olarak dinler. Halbuki altında yatan mesajım, benden her şeyi al, ben sana ne vermişsem bugüne kadar maddi manevi, hepsini al ama beni bırak, beni götürme... Aslında ben bunu kendime söylüyorum. Sakın ayrılırken kendini bırakıp onunla gitme, demekti.”

YENİ MÜZİK

BANA MASUM YILLARI HATIRLATAN ‘ELLERİMDE ÇİÇEKLER’ TADINDA BİR ŞARKI

- GEÇEN cuma streaming platformlarına konan yeni şarkılar arasında en çok hoşuma giden ikisinden biri Can Bonomo ile Demet Evgar’ın söylediği “Rüyamda Buluttum” oldu...

Çok basit bir şarkı...

Daha ilk dinleyişte insanı içine alıyor.

Birlikte söyleme duygusu veriyor.

Gelmiş geçmiş en sempatik seri ‘VIP’ çapkın Mehmet mi

Türkiye’nin masum yıllarından çıkıp gelmiş bir şarkı.

“Ellerimde Çiçekler” gibi vintage bir tat bırakıyor insanda...

Hep birlikte söylemek istiyorsun.

Demet Evgar’ın söyleyişi bana Zuhal Olcay’ın tarzını hatırlattı...

Çok sevdim bu şarkıyı...

YENİ MÜZİK
MAHALLENİN ESKİ ÇOCUĞU ELTON JOHN VE YENİ KIZI DUA LİPA BİRLİKTE

- BENCE bu haftanın süper şarkısı bir Elton John remiks’i...

Dua Lipa ile birlikte söylüyor.

Şarkının adı “Cold Heart” (PNAU Remix)


Gelmiş geçmiş en sempatik seri ‘VIP’ çapkın Mehmet mi

Elton John’un iki harika şarkısı, “Sacrifice” ve “Rocketman”in birleşiminden oluşan bir remix...

Bir yanda Elton John...

Yılların süperstarı...

Yanında Dua Lipa...

Yeni kuşağın süperstarı...

Bu yaz sonu sahilde iyi iş yapar...

GÜNÜN POLEMİĞİ
KADİR ABİ SMOKİN GİYER Mİ, SMOKİN CİHANGİR’İ BOZAR MI

GEÇEN hafta Upper Cihangir’in kültür ve sanat nomenklaturasını atlatıp, New York’ta yapılacak “Smokinli Ahmet Ertegün Galası”nı yazdım ya...

Tuğrul Eryılmaz fena bozulmuş...

Diyor ki: “Hangi çılgın Cihangirliye smokin giydirirmiş şaşarım...”

Şöyle geçmişten bugüne Cihangir’de yaşayanları bir düşündüm...

Gelmiş geçmiş en sempatik seri ‘VIP’ çapkın Mehmet mi

Mesela Selçuk Yöntem...

Mesela Kenan İmirzalıoğlu...

Mesela Şener Şen...

Mesela Teoman...

Gelmiş geçmiş en sempatik seri ‘VIP’ çapkın Mehmet mi

Hepsi o semtte oturdular.

Dördünün de smokinli fotoğrafı var... Biliyorum şimdi diyecek ki, ya reklam filminde ya rol icabı...

*

Yok yok, biraz araştırma yapsam, derin Cihangir’in smokinlilerini tek tek teşhir ederim. Yani arkadaş, smokin belki, son günlerde Tuğrul’un masasından kalkmayan Kadir İnanır’ı bozar...

Diyeceğim, Tuğrulcuğum sen Oray Eğin’in Amerika’dan getirdiği o “Comics” desenli tişörtü giymeye devam et...

Ama bil ki bütün Cihangir seninle aynı fikirde değil...

UPPER CİHANGİR ANKETİ
MAHALLEDE EN ÇOK HANGİ DİLLER KONUŞULUYORMUŞ

T24 “Seviyeli magazin” yazarı Tuğrul Eryılmaz bu hafta köşesinde kendi yaptığı küçük bir anketin sonuçlarını açıkladı.

Pazar akşamı Taksim’den Galatasaray’a yürürken gazeteciliği tutmuş ve tekrar meydana dönmüş.

Gidip gelirken yolda yürüyen insanlar arasında en çok duyduğu dilleri de not almış.

İşte bu küçük “Upper Cihangir anketi”nin sonuçları:

- GALATASARAY İSTİKAMETİNE GİDERKEN: 14 Arapça, aralarında Türkçe de bulunan 6 farklı dil.

- TAKSİM İSTİKAMETİNE GİDERKEN: 12 Arapça, ayrıca Türkçe dahil 8 farklı dil.

- SONUÇ: Beyoğlu’nda hâkim dil Arapça, Türkçe “Diğer diller” kategorisinde.

X

Yaşayan bir numaralı Müslüman o olabilir mi

Adı Muhammed. Soyadı Salah.

Yani yüzde yüz Müslüman adı ve soyadı...

Dünya artık onu “Mo Salah” olarak tanıyor.

Liverpool’un şahane oyuncusu...

*

Bu yıl İngiliz futbol liginin başından beri Liverpool’u uçuruyor...

Ne Messi bıraktı ne Ronaldo...

İki haftadır futbolla ilgilenen herkes onun Manchester United’a attığı golü ve asisti konuşuyor.

Şimdiden futbol tarihine geçti...

Yazının Devamını Oku

Diyarbakır Müzesi'ndeki domuz dişi ve 48 saat sonra gelen bir haber

Geçen hafta Diyarbakır Arkeoloji Müzesi’ni gezerken rehberimiz bize ilginç bir şey anlattı.

Rehberimiz, vitrindeki süs eşyaları arasındaki bir domuz dişini gösterip şunları söyledi:

“Domuz insanoğlunun ilk evcilleştirdiği hayvandı. O nedenle mezarlarda bulduğumuz süs eşyaları domuz dişinden yapılmış eserlerdi.”

*

Demek ki domuz, bu topraklarda, yani Mezopotamya’da insanoğlu ile birlikte yaşamaya başlayan ilk hayvanlardan biriymiş... Ne ilginçtir ki yine bu topraklarda doğan iki inancın, Müslümanlığın ve Yahudiliğin de haram ilan ettiği ilk hayvan oldu.

Diyarbakır’da rehberimizden bunu dinlememizden 48 saat sonra dünya medyasına şu haber düştü:

New York Üniversitesi’nden bir doktor grubu çok ilginç bir deney gerçekleştirdi.

Domuzun bünyesinde geliştirilen bir böbreği, ailesinin iznini alarak, beyin ölümü gerçekleşmiş bir insanın bedenine bağladılar.

Yazının Devamını Oku

En iyisi halayı size Hint atasözü ile anlatayım

Çok sevdiğim bir Hint atasözü aynen şöyle diyor:

“Dans etmek kalplerimizin konuşmasını duymaktır...”

*

Halay da bir danstır...

Dans literatüründeki adı “folklorik dans”tır...

-

Fanatikler danstan korkarlar... Aralarında “hayatında hiç dans etmemiş olmakla” övünenler vardır.

Korkmakta haklıdırlar... Çünkü dans, onları besleyen nefreti, bir ilkokul çocuğunun bembeyaz silgisi gibi yumuşacık dokunuşlarla siler...

Yok eder...

Yazının Devamını Oku

Özdemir Bey geç de olsa sizi tanımak bir şerefti

Türk Savunma Sanayii’nin son 15 yıldaki parlayan yıldızı, Bayraktar ailesinin kurucu babası Özdemir Bayraktar aramızdan ayrıldı.

Muhafazakâr bir ailenin üyesiydi...

Dün bizim mahallede onun hakkında yazılanlara baktım...

Üzülerek gördüm ki bu insanı hiç tanımıyormuşum...

Meğer tam da Türkiye’nin bugünlerde aradığı insanmış...

Hürriyet’te Yalçın Bayer’in yazısını okudum.

Onun daha ilk ve orta eğitimden başlayan bilim tutkusunu...

Üniversite yıllarını, sonrasını, Türk sanayisinin gelişmesi için verdiği mücadeleyi...

Yazının Devamını Oku

Yer Diyarbakır, kuyruk Picasso kuyruğu gibi

Bu fotoğrafta, sırada bekleyen insanların ancak bir bölümünü görüyorsunuz. Çekilen videoları seyrederseniz, kamera sıranın sonuna kadar gidip köşeyi döndüğünde, bu kuyruğun devam ettiğini göreceksiniz...

Bu bir maç kuyruğu değil...

Bir pop müzik konseri kuyruğu değil...

Ahmet Güneştekin’in geçen cumartesi Diyarbakır’da açılan “Hafıza Odası” sergisine girmek için bekleyen insanlar bunlar...

Sanat alanında böyle bir kuyruğu geçtiğimiz 10 yıl içinde iki defa gördüm...

Biri İstanbul’da Sakıp Sabancı Kültür Merkezi’ndeki Picasso sergisiydi.

Öteki de İzmir’de Arkas Sanat Merkezi’nde açılan Picasso sergisiydi.

Bugüne kadar

Yazının Devamını Oku

Sonradan görme bir züğürdün o sorusu

Dün size 85 metrelik bir megayatı bütün iştahımla anlattım.

Ne yalan söyleyeyim, güzel yaşamak hayalleri olan bir insandım, hâlâ da öyleyim.

O nedenle memleketin bunca meselesi varken aklım yine de böyle şeylere takılıp gidiyor...

Yani benim de böyle sevdalı bir başım var.

İyi yaşamak bugün kurduğum bir hayal değil...

Mavi yolculuklar, yat sefaları ile ilgili hayallerim çok eskilere gidiyor...

Mesela şu fotoğraf.

1971 yılında Gökova’da bir yerde çekildi.

Yazının Devamını Oku

Sizce bu 85 metrelik megayatı satın alabilecek kaç kişi vardır?

Türkiye’de değil, dünyada kaç kişi vardır diye soruyorum.

Yat 85 metre...

Türkiye’de yapıldı.

Bir Türk şirketi tarafından yapıldı.

Yapımı 4 yıla yakın sürdü.

Ve geçen ay Cannes’daki dünyanın en önemli yatçılık fuarında ilk defa dünyanın dikkatine sunuldu.

Aldığım bilgiye göre, fuarın en ilgi çeken teknelerinden biri oldu.

4 gün boyunca 1.000 kişiye yakın insan tekneyi gezdi...

Yazının Devamını Oku

Öyleyse... Bir gün ben de Kırmızı Kraliçe'ye giderim

İlk haber 12 Ekim günü, ABD’nin Teksas eyaletinin Van Horn adlı bölgesinden havalanan bir uzay aracından geldi. Amazon’un sahibi Jeff Bezos’un Blue Origin adlı şirketinin uzaya ikinci uçuşunu yapan roketinin içinde tanıdık bir isim varmış.

William Shatner...

*

Biz onu daha çok “Captain James T. Kirk” olarak tanıyoruz...

Yani bizim bildiğimiz, 1970’lerin efsane uzay dizisi Star Trek’in ünlü kaptanı Kirk...

İşte onu oynayan aktör William Shatner, bu defa gerçekten uzaya gitmiş ve dönmüş.

‘Uzay Yolu’ (Star Trek) dizisi ilk kez 8 Eylül 1966 günü yayınlandı.

Dünya

Yazının Devamını Oku

Banyan ağacına asılı 10 esrarengiz ceset

Her şey bir yaz sabahı, sokağın orta yerindeki bakkal dükkânının zamanında açılmaması ile başladı.

Sütçünün getirdiği süt kasaları hâlâ dükkânın önünde duruyordu.

Durumdan şüphelenen komşular eve girince dehşetten donup kaldılar...

Yıl 2018’di...

Olay yeri Hindistan’ın Delhi şehrinin kuzeyindeki popüler bir mahalleydi...

O sabah dükkân sahibinin üst kattaki evine giren komşular, evin tavanındaki mazgal şeklindeki demirlere asılı 10 cesetle karşılaştılar.

Bir ceset de içeride bir odada yatağın üzerinde yatık vaziyetteydi.

*

Yazının Devamını Oku

Bu kadın 'Yetmez ama evetçi'leri fabrika ayarlarına döndürür mü

Bu yıl ekonomi dalında Nobel alan üç ekonomisti tanımıyorum.

Ama bir ekonomist var ki, nereye baksam onu görüyorum şu son zamanlarda.

Mariana Mazzucato...

*

Dünyayı sarsan 68 Mayıs olaylarından bir ay sonra, 16 Haziran 1968’de doğmuş.

İtalyan asıllı ama çifte vatandaşlığı var.

Aynı zamanda Amerikalı...

Londra Kolej Üniversitesi’nde ekonomi bölümü öğretim üyesi.

Aynı zamanda Dünya Sağlık Örgütü Ekonomi Konseyi üyesi.

Yazının Devamını Oku

‘Final Töreni’ndeki bu şampanya nasıl patladı?

Önce, bir yıl önceye döneyim.

Yıl 2020...

Uzun yıllar yapılamayan Formula 1 yarışları yine Türkiye’ye dönmüş ama pandemi nedeniyle seyircisiz yapılıyor.

O gün F1 tarihinde bir rekor kırılıyor.

Lewis Hamilton bu yarışın İstanbul ayağını da kazanmış ve yarışma tarihine yeni bir rekor yazmış.

Bu yarışı, 7’nci defa kazanıp Ferrari efsanesi Michael Schumacher’in rekorunu egale etmiş.

Yani Formula 1 tarihinde çok özel bir gün...

Bütün dünyanın gözü Türkiye’deki pistte yapılacak ödül töreninde...

Yazının Devamını Oku

İşte medyanın yeni testosteron kralı

Biliyorum bu pazar günü, “memleketin bunca sorunu varken” lobisinden yine epey dayak yiyeceğim...

Ne yapayım, dayanamıyorum... Bir de böyle dayaklara şerbetliyim.

Bugün pazar, kasveti atıp eğlenceli bir konuya gireceğim.

*

Geçen hafta itibarıyla “Türkiye’nin testosteronu en yüksek medya mensubu” tahtı beden değiştirdi. Geçen haftaya kadar en yüksek testosteronlu erkek medya mensubu bendim. Dr. Osman Müftüoğlu nezaretinde ölçülmüş testosteronum 623’tü...

Hatta Fenerbahçe benim için 623 numaralı bir de forma yaptırmıştı.

*

Sahip olduğum “E.T.” unvanım, yani “En yüksek Testosteron” tacım, geçen hafta itibarıyla elimden alındı.

Üstelik de bir magazinci tarafından alındı.

Yazının Devamını Oku

‘Happy Birthday’ telefonları: Putin’i hangi başkanlar aradı

Dün sabah küçük bir haber dikkatimi çekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan önceki gün Rusya Devlet Başkanı Putin’le bir telefon konuşması yapmış.

Nedense bu haber bir gün önce pek dikkat çekmedi.

*

Acaba doğru mu diye Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın sitesine girip baktım.

Gerçekten bir gün önce açıklama yapılmış...

Açıklamada küçük bir cümle dikkatimi çekti:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, Rusya Devlet Başkanı Putin’in doğum gününü de kutladı.”

İfadede

Yazının Devamını Oku

Çok teşekkürler İsmail Bey, sayende ilk 4 madde yazıldı

Bu hafta başına kadar tablo aynen şöyleydi.

Cumhur İttifakı yeni bir anayasa için düşünce egzersizine başlamıştı.

Millet İttifakı ise resmen veya gayriresmi olarak dahil 6 partinin temsilcileri iee yeni bir anayasa için masaya oturmuştu.

*

İki kanat, iki ayrı sistem üzerine anayasayı konuşuyordu.

Cumhur İttifakı “Güçlendirilmiş Başkanlık Sistemi” üzerine...

Millet İttifakı ise “Güçlendirilmiş Parlamento” sistemine dönüşü savunuyordu...

İkisi çok ayrı yerlerdeydi...

*

Yazının Devamını Oku

Yarasalar ve fareler sarayı basınca ne oldu

Cumartesi sabahı bizden önce yabancı bir gazeteci grubu Arslantepe’deymiş.

Orada bir gazeteci sormuş: “Siz burada neyin peşindesiniz?”

Yabancı gazeteci bu soruyu sorunca Francesca da ona bir başka soruyla cevap vermiş:

“Benim için burada bulduğumuz en önemli şey ne biliyor musunuz?”

Gazeteci merakla bakınca devam etmiş:

“Tohum. Evet kazı sırasında bulduğumuz en önemli şey tohumdu. Bir oda dolusu tohum bulduk. Çünkü en geç tabakalarda çalışıyoruz. O dönemde insanlar ne yiyor biliyoruz ama emin değildik. Çoğu buğday ama başka çok ince tohumlar da var. Seneye botanik antropologları bakacak ve ne yediklerine karar vereceğiz.”

‘Aslan’ın altındaki dünyaya yolculuğumuzun ikinci günü bu tohumların sırrıyla başlıyor.

Çünkü bu tohumlar daha şimdiden bize çok çarpıcı bir tarihi gerçeği anlatıyor.

Yazının Devamını Oku

Dünyanın ilk laik devleti işte tam da burada doğru

VIA Lancellotti, Roma’nın merkezinde Lancellotti meydanına açılan bir sokak.

Bu sokağın 18 numaralı binasının kapısında Türk ve İtalyan bayrakları asılı.

Çünkü burası Türkiye’nin Roma’daki Yunus Emre Kültür Merkezi...

İşte bu binada 28 Şubat 2021 günü çok ilginç bir söyleşi yapıldı. Söyleşiyi yapan kişi Marcella Frangipane isimli bir profesördü.

Roma’nın prestijli La Sapienza Üniversitesi’nin öğretim üyesi. Ama onun bizi çok yakından ilgilendiren bir başka unvanı daha var.

Malatya’daki Arslantepe Höyüğü’nün eski Kazı Heyeti Başkanı.

*

Frangipane, Arslantepe’nin artık hepimizin bildiği önemini anlattı.

Burası MÖ 6 binden başlayıp, MS 1’inci yıla kadar uzanan bir dönemde bilinen en önemli yerleşim alanıydı.

Yazının Devamını Oku

Liderin önündeki ışık ve arkasındaki gölge

Bir gazeteci olarak beni en çok etkileyen siyasi fotoğraflardan biri budur.

Çünkü bana Avrupa ve insanlık tarihindeki çok önemli anlardan birini anlatır.

Fotoğrafta gördüğünüz kişi, Almanya’nın en önemli şansölyelerinden biri olan Helmut Kohl...

Fotoğraf 2014 yılında Bild gazetesi için ünlü fotoğrafçı Andreas Mühe tarafından çekildi.

*

Fikir, Bild’in eski Genel Yayın Yönetmeni, dostum Kai Diekmann’a ait...

Kohl, o sırada hastaydı ve çekime ancak tekerlekli sandalye ile gelebilmişti...

Kai, onu Ludwigshafen’den helikopterle alıp Berlin’e getirmişti.

Bu fotoğraf, Berlin Duvarı’nın yıkılışının 25’inci yılı için, sabaha karşı 05.00’te, Berlin’in Brandenburger Kapısı’nda çekildi...

Yazının Devamını Oku

Bu köprü küresel bir eserse eğer, adı ‘Troya’ olmalıydı

Dünyanın önemli mühendislik haber sitelerinden biri olan “ENR” (Engineering News-Record) geçen çarşamba günü Çanakkale Boğazı üzerinde yapımı süren “1915 Çanakkale Köprüsü” ile ilgili ayrıntılı ve övücü bir yazı yayınladı.

Haberin başlığı şöyleydi:

“Dünyanın en uzun asma köprüsü Türkiye’de yapılıyor.”

*

Yazıdan öğrendiğime göre bugüne kadar dünyanın en uzun köprüsü Japonya’daki “Akashi Kaikyo” köprüsüymüş ve uzunluğu 1.992 metreymiş.

Çanakkale Köprüsü’nün uzunluğu ise 2.023 metre olacak.

ENR’daki İngilizce haberi iki defa dikkatle okudum.

Köprünün adı

Yazının Devamını Oku

Bu hödüğün hakkından vallahi Recep İvedik gelir

Fenerbahçe'nin yenilgisine üzüldüm...

Önceki akşam, Eintracht Frankfurt karşısındaki takım çıksaydı rahat 3 çekerdi bu Pire takımına...

Ama beni daha çok üzen Olympiakos’un hödük başkanının lafları oldu...

Hele hele bir de bazı Galatasaraylı dostların “Bizi bu hödüğün laflarına muhatap ettin ya Fener, helal olsun sana” yollu şakaları yok mu...

İşte o kahretti beni...

Delirdim...

*

Ama sonra herifin bu fotoğrafını gördüm...

Yazının Devamını Oku

Bir günde dokuz kadın hikayesi

Bu gördüğünüz fotoğraf önceki gün Kuzey Irak’ta, Erbil’de çekildi. Fotoğrafta gördüğünüz 5 kadından üçü Türk, ikisi Fransız vatandaşı.

Beşi de aynı şirkette çalışıyor.

Dünyanın iki numaralı alkollü içki şirketi Pernod Ricard’ın üst düzey çalışanı bu kadınlar.

 

Biri hariç hepsi Müslüman. 

Yani alkollü içki sektöründe çalışıyorlar ve Erbil’de “Saha ziyareti” yapıyorlar. Yani, viski ve başka içkilerin pazar durumunu görmek için oradalar.

Ekipte görevli erkek eleman yok.

Fotoğraf, Pernod Ricard Irak distribütörü Swayish şirketinde çekildi.

Yazının Devamını Oku