GeriErtuğrul ÖZKÖK Ferzan niye okuyamıyor da seyrediyor, dinliyor, pişiriyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ferzan niye okuyamıyor da seyrediyor, dinliyor, pişiriyor

Geçenlerde Ferzan Özpetek’le sohbet ettim.

Roma’daki evinde korona günlerini nasıl geçirdiği anlatırken şunu söyledi:

“Müzik dinliyorum, film seyrediyorum, yemek pişiriyorum, ama nedense kitap okuyamıyorum.”

Nedenini de şöyle açıkladı:

“Konsantre olamıyorum...”

Ferzan niye okuyamıyor da seyrediyor, dinliyor, pişiriyor

*

Aynı şeyi Türkiye’deki birçok arkadaşımdan da işittim.

Bense okuyorum, ama kültürel tüketim alışkanlığım söz konusu olunca benim de benzer bir durumum var.

Daha çok dinliyorum ve seyrediyorum.

Bu arada cep telefonumda geçirdiğim süre neredeyse iki katına çıktı.

Yani haftalık 3 saat 45 dakikadan 6.5-7 saate yükseldi.

*

Olaya bir sosyolog olarak baktığım zaman şunu görüyorum.

Tarihimizin en muazzam kültürel davranış devrimlerinden birini yaşıyoruz.

Ölçüm şirketi Nielsen’e göre evde kalanların en çok yaptığı dört şey şunlar:

- Streaming.

- Fitness, yani spor.

- Oyun (bilgisayar, puzzle, kâğıt oyunları).

- Ve yemek pişirmek...

Ama bana göre en büyük devrim, bunların birincisi, yani streaming.
 

STREAMING KULLANIMI BİR YILDA İKİ KATINA ÇIKTI

- Dünyanın önde gelen ölçme şirketi Nielsen, Spotify, Netflix, Disney Plus ve öteki streaming şirketlerinin tüketiminde yüzde 100 artış olduğunu açıkladı.

Ve bu artışın yüzde 60’ı 2 Mart ile 23 Mart arasında gerçekleşti.

Ferzan niye okuyamıyor da seyrediyor, dinliyor, pişiriyor


TARİHİ BİR STREAMING DEVRİMİ YAŞIYORUZ, İŞTE İLK SONUÇLARI

Biz Türkler de bu devrimi yaşıyoruz ama yaşadığımız devrimin Türkçe karşılığını henüz bulamadık. Bu devrimin adı “streaming”.

Buna Spotify, Apple Music, Deeser, Fizzy, Netflix, Disney Plus, Hulu, YouTube devrimi de diyebilirsiniz.

Kişisel tercihe, istenilen ana, yani tamamen bireysel bir seyir ve dinleme alışkanlığı...

İstediğimiz gibi, istediğimiz müziği dinliyoruz...

İstediğimiz gibi, istediğimiz her şeyi seyrediyoruz.

Özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde 25-54 yaş arasında tüketim iki katına çıktı.

İlginç bir veri de şu:

Streaming tüketiminin en fazla olduğu saatler öğleden sonra 13.00 ile 16.00 arası...

*

Aslında bu devrim 2008’lerde başladı.

Ama korona ile birlikte tarihi bir sıçrama yaptı.

Bunun ilk sonuçlarını da, streaming müzik ve streaming film platformlarının bu hafta açıklanan, yılın ilk üç çeyreğine ait rakamlarda gördük...

DİNLEME
SPOTIFY BİR YILDA 30 MİLYON YENİ ABONE KAZANDI

- Korona günlerinde evde müzik dinleme konusunda tam bir patlama yaşanıyor.

Tabii ki bundan da aslan payını dünyanın en büyük streaming müzik şirketi olan Spotify alıyor.

Şirketin önceki gün açıklanan ilk üç ay rakamına göre 2019’un ilk 3 ayından bu yılın ilk 3 ayına 30 milyon para ödeyen yeni premium abonesi geldi.

Korona nedeniyle gelen yeni abone sayısı ise 6 milyon. Gerçi büyüme Netflix düzeyinde değil ama yine de müthiş bir sıçrama anlamına geliyor.

SEYRETME 1
DISNEY'E 2 KORONA AYINDA 21 MİLYON YENİ ABONE GELDİ

- Disney Plus: Korona başladıktan sonra para ödeyen abone sayısını 50 milyona çıkardı.

Bunun 21 milyonu son 2 ayda, yani korona ev hapisleri başladıktan sonra geldi.

Bunda Disney Plus’ın aralarında İngiltere, Almanya, Fransa ve Hindistan gibi dev pazarların olduğu ülkelerdeki operasyonlarını öne alması da etkili oldu.

Ancak ilk üç aya ait asıl büyük değişim başka...

Gelin, bizzat yaşayarak tanık olduğumuz bu tarihi devrimin ilk sonuçlarına birlikte bakalım.

SEYRETME 2
GEÇEN HAFTA EĞLENCE SEKTÖRÜNDE İNANILMAZ BİR ŞEY YAŞANDI

- Netflix: Streaming film platformu bu yılın ilk 3 ayında 15.8 milyon yeni abone kaydetti. Bu rakam şirketin tarihinde bir rekor.

Bu da eğlence sektöründe inanılmaz bir değişime yol açtı.

Geçen hafta Netflix’in hisseleri yüzde 3.2 arttı ve borsa değeri (187.3 milyar dolar), dünyanın en büyük eğlence devi Disney’i (186.6 milyar dolar) geçti.

Yani Disney’in “Yenilmez Avengers”i ilk defa yenildi. Üstelik onları yenen güçlü ve kötü tanrı “Thanos” değildi.

Daha 15 yıl önce Blockbuster mağazalarından kaset kiralayan parasız ölümlü bir insan yendi.

Netflix’in kurucusu Reed Hastings...

Ferzan niye okuyamıyor da seyrediyor, dinliyor, pişiriyor


SEYRETME 3
YOUTUBE GELİRLERİ ÜÇ AYDA YÜZDE 33 ARTTI

- Korona döneminin en büyük kazananlarından biri YouTube oldu.

2020 yılının ilk çeyreğine ait rakamlara göre giderek bir streaming müzik ve video platformuna dönüşen şirketin gelirleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 33 arttı. Üç aylık geliri 4 milyar dolara ulaştı.

MÜZİK
UNIVERSAL MÜZİK KASASINA SAATTE 440 BİN DOLAR GİRİYOR

- Korona döneminin en kârlılarından biri ellerinde büyük kataloglar olan müzik şirketleri.

Dünyanın en büyük müzik şirketi olan Universal yılın ilk çeyreğinin rakamlarını önceki hafta açıkladı.

Buna göre şirket koronanın başladığı 2020 yılının ilk üç ayında müzik satışlarından 2 milyar dolar para kazandı.

Bunun 1 milyar dolardan fazlası streaming geliriymiş.

Ve şirketin kasasına her saat 440 bin dolar para giriyormuş.

ŞAŞIRDIM
KORONA SIRASINDA EN ÇOK KİM ŞARKI SATTI

- UnIversal’ın yaptığı açıklamaya göre koronanın ilk 3 ayında en çok şarkı satan 2, 3, 4 ve 5 numaralı sanatçılar şunlar:

- Billie Eilish

Justin Bieber

- Eminem

The Weeknd

Peki 1 numara kim diyeceksiniz?

Sizi bilmem ama benim ilk defa adını işittiğim bir Japon “boyband”i (gençlik grubu).

Adı King&Prince...

Spotify’a baktım orada yok. Güney Kore ‘K-pop’unun fenomen grubu BTS’nin J-pop (Japon popu) versiyonuymuş... Gelirlerini albüm satışından elde ediyorlarmış ve 2019’un en çok albüm satan grubuymuş.

Ancak plak satışının tuhaf bir algoritmik hesabı olduğu için tam anlayamadım.

YENİ BİR PİNHANİ ŞARKISI VE ÇOK İYİ

- Pinhani’nin “Aşk Bir Mevsim”i son yıllardaki en güzel şarkısı...

Melodisi, sözleri, düzenlemesi ile çok iyi olmuş.

Ve sözler...

“Senden sonra aşk bir mevsim

Gelmez bir daha...”

KORONA DJ'İ
BU HAFTA SONU BU VINTAGE ŞARKIYLA DANS EDECEĞİM

GEÇEN haftanın benim için en romantik sürprizlerinden biri yeni Ferdi Özbeğen cover’ı oldu.

Ferzan niye okuyamıyor da seyrediyor, dinliyor, pişiriyor

Emre Gören’in söylediği Ferdi Özbeğen’in “Gülmek İçin Yaratılmış”ı tam bir “Türkiye’nin masum yılları” şarkısı...

Otel lobilerinin, Yeşilçam’ın, 70’lerin harikulade bir vintage şarkısı...Yani nostaljinin insanı çukura çeken hüznü değil, vintage’ın insanı mutluluğa davet eden hafif imbatı var...

Şu eve kapatılacağımız hafta sonunda dans bile edebilirsiniz.

X

Bir Starbucks'ta kahve çekirdeği size haykırıyorsa psikiyatra gidin

Mesela bugün Starbucks’ın Bebek’teki şubesine girdiniz...

Kapıda biraz durup dinleyin...

Öğütülmemiş kahve çekirdeklerinin haykırarak size bağırdığını duyuyorsanız eğer...

Arkasından boş karton kahve kapları toplu halde üzerinize saldırıyorsa...

Böyle bir durum varsa yani...

Hemen bir psikiyatra gidin...

*

Büyük ihtimalle size şu teşhisi koyacaklar:

“Schizoaffective disorder...”

Yazının Devamını Oku

Pazar günü kaç süslü kadın pedal çevirdi

Tahminimi hemen yapayım...

Dünyanın belki de en renkli, en büyük festivali İzmir’den doğabilir...

Hatta iddiamı daha da büyüteyim...

İzmir’den “Halloween” kadar küresel bir festival doğabilir...

Adı da harika...

“Süslü Kadınlar...”

Dokuz yıl önce İzmir’den o ilk fotoğraf geldiğinde içim öylesine açılmıştı ki...

Rengârenk kadınlar bisiklet üzerinde şehri turluyorlardı...

Yazının Devamını Oku

Ağır devletçi bir ‘dönek’in 20 yıl gizli kalmış 32 defteri

Bundan tam 36 yıl önce...

Tam tarihi ile 12 Ağustos 1975 günü İsviçre’nin Zürih şehrinde bir binada kahverengi iplerle bağlı paketlerin mühürleri açıldı.

Paketlerin içinde 32 defter vardı.

Her defter, her birinde 100 ile 200 sayfa arasında elle yazılmış notlardan oluşuyordu.

*

Defterler, dünyanın en büyük romancılarından biri olan Thomas Mann’ın tuttuğu günlük ve aldığı notlardan oluşuyordu.

Thomas Mann, 12 Ağustos 1955’te Zürih’te ölmüştü.

Yazının Devamını Oku

Külliye'ye 10 dakika mesafedeki bir ofise çok ilginç bir tayin

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, geçtiğimiz günlerde ilginç bir adım attı.

Başkent Ankara’da bir temsilcilik ofisi açtı...

Ne olduğunu anlamak için bir yıl geriye gidelim.

*

Geçen yıl pandeminin tam ortasında, yani 2020’nin ağustos ayında birden şu haberler çıktı:

“İmamoğlu Ankara’da ofis mi tuttu?”

Üstelik İmamoğlu’nun tuttuğu ofis, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne 10 dakika mesafedeydi.

Bu gelişme o günlerde Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığına aday olmayı arzu ettiği biçimde yorumlandı.

*

Yazının Devamını Oku

Fenerbahçe'nin 10 yıllık karanlığı Frankfurt'ta bitti

3 Temmuz 2011 günü Aziz Yıldırım’ın evinden alınmasıyla başlayan karanlık dönem, Frankfurt’ta kapandı. Fenerbahçeli futbolcuların yüzlerine baktım. Hepsinde ifade aynıydı. Bu takım yıllardır ilk defa taraftarına verdiği zevkin keyfini çıkarıyordu.

Son 20 yılda beni en etkileyen sözlerden birini, çok ilgiyle okuduğum sanat yazarı Mehmet Ergüven söylemişti: “Aldığımız zevklerden bıkarız, ama verdiğimiz zevklerden hiç bıkmayız.”

Önceki akşam maç bittiğinde Fenerbahçeli futbolcuların tek tek yüzlerine baktım...

Hepsinin yüzündeki ifade neredeyse aynıydı. Bu takım yıllardır, taraftarına belki de ilk defa verdiği zevkin keyfini çıkarıyordu. Evet, çocuklar oyundan aldıkları keyfi değil, takımıyla gurur duymanın hasretini çeken bir taraftara o zevki vermenin keyfini yaşıyordu.

Ben bir futbol uzmanı değilim... İyi bir taraftarım... Tıpkı bir şarap uzmanı olmayıp, çok iyi bir şarap içicisi olduğum gibi... Şarap yapımcısının kendi aldığı zevki değil, bana verdiği zevki önemserim.

FUTBOLUN 'YENİ NORMALİ' BU

Öyle bir çağa geldik ki; artık herkes futboldan anlıyor. Hem de çok iyi anlıyor. O nedenle, futbol artık, oyuncuların oynarken aldığı keyiften çok, seyreden taraftarına verdiği zevkle ölçülüyor.

Futbolun ‘yeni normali’ bu... Frankfurt deplasmanındaki Fenerbahçe, işte futbolun bu ‘yeni normalini’ anlamış bir takımdı.

TAKIMDAŞLIK RUHUNU ÖĞRENEN BİR MESUT VARDI

Yazının Devamını Oku

60 yıl önce bugün: Bir çocuğun İzmir güncesi

Dün Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu’nun idam edilişinin 60’ıncı yılıydı...

Bugün de ülkemizin seçilmiş başbakanı Adnan Menderes’in idamının 60’ıncı yılı...

O meşum geceyi çok iyi hatırlıyorum...

Dün Sedat Ergin o idamları öylesine etkileyici ve dramatik bir şekilde yazdı ki...

Yine o gecelere döndüm...

*

İzmir’de 13 yaşında bir çocuktum...

Hepsi Demokrat Parti’ye oy veren Bulgaristan göçmeni bir aileydik...

Evimizde sabaha kadar Kuran okunmuştu...

Yazının Devamını Oku

'Punk Pamuk Prenses' bu elbiseyi ne karşılığında giydi

New York Metropolitan Müzesi’nin geçen yıl ertelenen MET Balosu bu yıl yapıldı...

Her MET Balosu gibi kırmızı halısı rengârenkti...

Ama bu defaki kırmızı halı aynı zamanda “Post Covid-19” döneminin yeni normalinin çizgilerini de verdi.

Bununla ilgili haberleri televizyonlarda ve gazetelerde izlediniz...

Ben size oralarda görmediğim önemli bir ayrıntıyı aktaracağım.

Benim için gecenin en şaşırtan kişiliği genç şarkıcı Billie Eilish’ti ve ötekilerden farklı bir yazıyı hak ediyordu.

MET’in bütün merdivenlerini kaplayan bir Oscar de la Renta ile gelmişti...

Bol pantolonlar, ondan bol tişörtler, yeşil-mavi saçları ile “yeni sallapatiliğin” simgesi olan Billie Eilish adeta Pamuk Prenses kılığında bir Marilyn Monroe’ya dönüşmüştü.

Yazının Devamını Oku

‘Milli ve yerli çapkınımız’ ahiretten tekzip gönderdi

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, önceki hafta hayatını kaybeden ünlü oyuncu Jean Paul Belmondo için “milli çapkın” demişti ya...

O gün, ben de bizim tarihimizin en ünlü “milli ve yerli çapkını” Süha Özgermi’yi tanıtmıştım...

1980’li yıllarda Türk magazin medyasının en önemli ve en renkli figürlerinden biriydi...

Yazının çıktığı gün Habertürk yazarı Murat Bardakçı aradı...

Süha Bey’i yazmışsın... Onu bir de ben yazayım. Bakın, çoğu insanın ‘Ha, milli çapkın mı?’ diye dudak büktüğü o karakterin arkasında nasıl bir insan var...”

Murat, bunu 22 Eylül 2013 günü, onun ölümünden sonra Habertürk’te yazmış.

Yazının başlığı şu:

“‘Milli çapkın’ Süha Özgermi’nin Abdülhamid’e uzanan aile öyküsü”

Yazının Devamını Oku

‘Higgs Bozonu’ binince ‘çakar’ arabadan iniyor

Hafta sonu çok ilginç bir belediye başkanı ile tanıştım.

İşinsanı Sadettin Saran’la birlikte Hırvatistan’ın Split şehrine gittik.

Saran grubunun orada çok güzel bir oteli var.

Adı “Le Méridien Lav”...

*

İlk akşam Split’in yeni seçilen Belediye Başkanı Ivica Puljak ve eşi Marjiana Puljak’la yemek yedik...

Hırvat sisteminde “seçimle gelen” belediye başkanı şehrin en üst yöneticisi oluyor.

Yani merkezi hükümetin atadığı bir vali yok ve yetkiler seçimle gelen belediye başkanı ile Belediye Meclisi’nde...

Yazının Devamını Oku

Türkiye bağlarının gelmiş geçmiş en iyi yılı hangisi

Ben her sonbaharı iki şarkı ile açarım...

Alpay’ın “Eylül’de Gel”i...

Ve Natalie Imbruglia’nın “Come September”ı..

Bu sonbaharı da geçen perşembe Şarköy’e giderken bu şarkıları dinleyerek açtım...

*

Tabii benim için sonbahar açılışı çocukluğumdan beri bağbozumlarıdır...

Bu yılki Baküs mevsimimi de Kayra’nın Şarköy Dedeçeşme Bağları’nda yaptım...

Son yıllarda daha çok Denizli Güney ve Urla bağlarında dolaşıyor, Trakya bağlarına gidemiyordum...

Oysa Trakya Türkiye’nin en önemli üç bağ bölgesinden biri...

Yazının Devamını Oku

Savunma Bakanlığı sitesinde gördüğüm güzel bir ayrıntı

Bu fotoğrafı dün Milli Savunma Bakanlığı internet sitesinden aldım.

Çünkü bir İzmirli olarak çok dikkatimi çekti.



*

Sitenin birinci sayfasında Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın İzmir’e yaptığı ziyaretle ilgili bir haber vardı.

Bakan, KKTC Cumhurbaşkanı

Yazının Devamını Oku

Şenol Güneş çok ilginç şeyler anlattı: Bu kafayla teknik direktör değil ancak üçkağıtçı bulunabilir

Önceki gece Şenol Güneş’le telefonda konuştum. Uzun süre sohbet ettik. Çok ilginç şeyler anlattı...

1- Bu takımın hâlâ şansı var. O şansı da ben yarattım. Hollanda’yı, Norveç’i bu takımla yenip 11 puan aldım.

2- Şimdi burada 3 ay kalsam ne olacak? Önemli olan şu; Türkiye Dünya Kupası’na gittiği zaman bir vizyon çizmeli.

3- Yeni gelecek kişi mutlaka şunu yapmalı; futbolun kalkınması için bir danışma kurulu kurup bunları konuşmalıyız.

Önceki gün telefonla Şenol Güneş hocayı aradım. Ama gazeteci olarak değil, onu seven takdir eden bir dostu olarak aradım. Amacım sadece “Üzülme hocam” demekti.

Uzun bir sohbet yaptık. Çok ilginç şeyler anlattı.

Konuştuğumda henüz Futbol Federasyonu Başkanı Nihat Özdemir’le görüşmüş değildi.

Tabi gazetecilik yanım da heyecana geldi.

Yazının Devamını Oku

İstanbul’da gizli bir sarayda 3 gün boyunca kıpkırmızı bir rüya

Hayır hayal değil, gerçekten söz ediyorum.

Bu sonbaharda İstanbul Beyoğlu’nda Tünel’e yakın bir binada “kırmızı bir rüya” yaşanacak...

İsterseniz siz de bu rüyayı görebilirsiniz.

O nedenle ayrıntılarını anlatayım.

Bu bina 3 gün boyunca kırmızı ışıkla aydınlatılacak ve aynı zamanda bir “Sound and Light” gösterisi yapacak.

Yani “Ses ve Işık” şovu olacak...

Burası İsveç’in, İstanbul Osmanlı’nın payitahtı iken açılan sefaret binası...

Cumhuriyet’in ilanından sonra

Yazının Devamını Oku

Madem düz krampon olmuyor, topuklu kramponlar sahaya

Erkek sporcularımız daha mı az yetenekli? Geriye gidişimizin bir sebebi olmalı.

Salı gece yarısı maç bittiğinde kafamda durmadan çınlayan soru şuydu: Kadın voleybolcularımız olimpiyatlarda ve Avrupa’da harikalar yarattı. Kadın boksörlerimiz, cimnastikçilerimiz, güreşçilerimiz müthiş sonuçlar aldı.

Aklınıza gelebilecek bütün branşlarda kadınlarımız harikalar yaratıyor.

İyi de arkadaş Hollanda’daki bu 6-1 ne?

Sizin de aklınıza aynı şeytani soru gelmiyor mu?

Bu ülkenin erkek sporcuları, kadınlarından daha mı az yetenekli?

Yoksa futbol sadece erkek sporu ve biz orada kabiliyetsiz miyiz?

O zaman da insana “İlkay Gündoğan neden Almanya Milli Takımı’nda banko oynuyor?” diye sorarlar.

ŞENOL GÜNEŞ'İ DE AŞAN VE YÜRÜMEYEN BİR ŞEYLER VAR

Yazının Devamını Oku

İlk Glock’lu yerli ve milli Mehdi acaba bizi kimden kurtaracak

Yıllar önce bir sabah Ankara Sheraton Oteli’nin lobisinde “Kurtlar Vadisi” ekibine rastlamıştım.

Biraz sonra Necati Şaşmaz, sırtına atılmış paltosu ve iki elinin parmakları arasına sıkıştırdığı tesbihle yanlarına geldiğinde, hepsinin yerlerinden kalkıp onun önünde öğle bir eğilişleri vardı ki kendi kendime şunu demiştim:

“Yahu bunlar Kurtlar Vadisi’ni oynamıyor, resmen yaşıyorlar...”

O tablonun asıl nedenini geçen hafta anladık...

Meğer mesele daha derinmiş...

*

Geçen gün “Vadi”den gelen ilahi bir sesle uyandık ve Polat Alemdar’ın etrafındaki o kutsal haleyi hep birlikte gördük...

Meğer Necati Şaşmaz kendini “Mehdi” ilan etmiş...

“Maalesef seçilmiş biriyim”

Yazının Devamını Oku

48 saat ara ile Dubai’den bir ve İspanya’dan gelen iki haber

Son 4 gün içinde bana göre Türkiye’yi ilgilendiren önemli üç gelişme oldu.

Biri kötü, öteki ikisi çok iyi haberlerdi.

Önce kötü haberden başlayayım...

*

Dünyanın en önemli haber ajansı Associated Press geçen cuma günü abonelerine bir haber geçti.

Dubai kaynaklı haberin başlığı şöyleydi: “Afgan Özel Televizyonları kendilerini Taliban yönetimine hazırlıyor...”

Habere göre, Afganistan’ın en büyük özel haber kanalı gönüllü olarak bazı programlarını yayından kaldırmıştı.

Yayından ilk kaldırılanlar da Türk dizileri ve müzik şovları olmuştu.

Yazının Devamını Oku

Yeni anayasanın başlangıç bölümünü kaptan yazdı

Hiç şüphesiz yangınlar, sel felaketleri, CovId-19 kâbusları ile geçen bu yazın belki de tek umut verici haberi sporcularımızdan geldi.

Hepsini gururla, göğsüm kabararak izledim.

Özellikle de kadın voleybolcularımızınkini...

A Milli Kadın Voleybol Takımı 124 gün süren yaz serüvenini iki bronz madalya ile noktaladı ve Türkiye’ye döndü.

Milli takımımızın uluslararası yaz performansı şöyleydi:

Milletler Ligi’nde 12 galibiyet, 5 yenilgi ile üçüncülük...

Olimpiyatlarda 3 galibiyet, 3 yenilgi ile beşincilik...

Avrupa Şampiyonası’nda 8 galibiyet, 1 yenilgi ile üçüncülük...

Yazının Devamını Oku

'B. j.' sorusu sadece kadınlara mı sorulur

Önce bir ricada bulunacağım...

Lütfen anlatacaklarımı “cinsel içerikli” bir yazı olarak okumayın.

Çünkü şimdi yazacağım soru, hemen akla öyle bir şey getiriyor.

Ama aslı çok başka...

*

Bundan tam 20 yıl önce genç bir öğrenci, çok tanınmış bir kadına şu soruyu sordu:

“Bütün Amerika’nın Blow Job kraliçesi olmak nasıl bir duygudur?”

“Blow Job” Amerikan argosunda “Oral seks yapmak” anlamına geliyor...

Bu olay 2001 yılının ilk aylarında

Yazının Devamını Oku

Devletin istihbarat örgütü bir insana nelere mal olabilir

27 Temmuz 1996 günü, Amerika’nın Atlanta şehrinde bir bomba patladı...

Bir teröristin koyduğu bomba çok büyük bir insan kıyımına yol açabilirdi ama ucuz atlatıldı...

Ucuz atlatılmasının nedeni, dikkatli bir güvenlik görevlisiydi....

Olay aynen şöyle gelişti...

O yıl Yaz Olimpiyatları Atlanta şehrinde yapılıyordu.

Olimpiyatlar dolayısıyla şehrin “Centennial Park” adı verilen yerinde çeşitli eğlenceler düzenlenmişti...

Mesela bir gece önce bir Kenny Rogers konseri vardı...

*

Yazının Devamını Oku

Otel odasında geçen 11 saatten sonra patlayan en büyük skandal

Bundan 23 yıl önce...

Tam günüyle 16 Ocak 1998 günü Washington’daki Pentagon City Mall adlı alışveriş merkezinde, bütün dünyayı sarsacak bir olay yaşandı...

O gün orayı basan FBI ajanları, genç bir kızı alıp bir otel odasına götürdü.

*

Genç kız 11 saat boyunca o otel odasında FBI ajanları tarafından sorgulandı.

Ajanlar çok önemli bir siyasetçinin adını vererek, onunla ilişkisini sordular.

Önce ajanların söylediği şeyleri inkâr etti.

Ancak önüne 20 saatlik gizlice kaydedilmiş bir konuşması konunca olayın rengi değişti...

Yazının Devamını Oku