GeriErtuğrul ÖZKÖK Fener’i de, Federasyon’u da eleştirmeyeceğim Kaya
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Fener’i de, Federasyon’u da eleştirmeyeceğim Kaya

KAYA Çilingiroğlu, senin benim vergimle çalışan TRT ekranına çıkmış önüne gelene saydırıyor...

Bu arada biz Hürriyet yazarları da almışız payımıza düşeni...

***

Arkadaş diyor ki:

“Olayları eleştirmesi gereken çoğu insan Federasyon Başkanı’nın gazetesinde yazı yazıyor. Bu sana doğal geliyor mu? Hadi eleştirsinler bakalım Federasyon Başkanı’nı.”

***

İyi, eleştireyim de kimi eleştireceğim arkadaş...

Ben Fenerbahçeliyim...

Önce kendimi mi eleştireceğim... Biz mi özür dileyeceğiz...

***

Eleştirmeyeceğim... Özür de dilemeyeceğim...

Çünkü bu bir Fenerbahçe olayı değil... Tasvip eden, hoş gören, bahane arayan bir tek Fenerbahçeli görmedim...

***

Aziz Yıldırım’ı mı eleştireceğim...

En sert tepkiyi o verdi.

Cumhurbaşkanı’ndan önce “Kumpas” diyen o...

***

Federasyon’u da eleştirmeyeceğim...

Ne yani bu vandalizmi Federasyon mu provoke etti...

Var mı o camiada bir tek insan böyle birşey olmasını isteyecek...

***

Bak kardeşim Kaya...

Bu olay, senin desteklediğin takım Beşiktaş var ya...

Onun stadında olsa da aynı şeyleri söylerdim.

Bir tek Beşiktaşlıdan özür beklemezdim...

Çünkü ne Çarşı’nın mert çocuklarının, ne de herhangi gerçek bir Beşiktaşlının böyle aşağılıkça bir kumpasa alet olacağına inanmazdım.

Eleştirmeyeceğim...
Ama daha beterini yapacağım... Lanetleyeceğim...

Bunu bizim stadımızda yapan kimse, onun sırtını okşayan, “Yürü arkadaş” diyen biri varsa, kimse, işte onu lanetleyeceğim...

Allah belanızı versin diyeceğim...

***

Bence sen de böyle yap...

Yap ki, desteklediğimiz şerefli camialar bu kara ruhlu insanlar tarafından lekelenmesin.

 

Fener’i de, Federasyon’u da eleştirmeyeceğim Kaya‘VATAN HAİNİ’ SÖZÜNDEN BUNDAN NEFRET EDİYORUM
'LEON’ filminin hepimizin gönlüne giren küçük kızıydı o...

Büyüdü “Siyah Kuğu”nun güzel balerini oldu...

İsrail Kültür Bakanlığı, İsrail’in en büyük kültür ödülünü ona verme kararı aldı.

Ödülü 2 milyon dolardı...

“Leon”un cesur kız çocuğu Natalie Portman törene katılmayacağını açıkladı...

Kudüs doğumlu bir Yahudi kızı...

İsrail’in yönetici ağababaları anında “vatan haini” ilan ettiler...

Vatandaşlıktan çıkarılmasını bile talep ettiler.

Natalie Portman önceki gün bir açıklama yaptı.

Dedi ki...

“Törene katılmama kararı aldım çünkü Netanyahu orada konuşma yapacaktı, onu destekler bir konumda olmak istemedim.”

Devam etti:

“İsrail bundan 70 yıl önce holokost kurbanlarına bir sığınak olarak kuruldu. Ama bugün yapılanlar benim Yahudi değerlerimle uyuşmuyor. İsrail’i düşündüğüm için şiddete, yolsuzluklara ve gücün kötüye kullanılmasına karşı ayağa kalkmalıyım...”

Siz, biz, iyi birer Türk olarak, vatanı için bu sözleri söyleyen bir insana vatan haini diyebilir miyiz...

Ben, işte bu nedenle, orada da söylense, burada da söylense “vatan haini” sözünden nefret ediyorum.

 

HOCAM DEPRESYONUN 11’İNCİ BELİRTİSİNİ UNUTMUŞSUN
OSMAN Müftüoğlu dün “depresyonun 10 belirtisi”ni yazmış...

“Cinsel istekte azalmadan” başlamış, “Karar vermekte güçlük çekmeyle” bitirmiş...

Bence depresyonun en büyük belirtisini unutmuş.

“Yataktan çıkmama hali...”

Nereden mi biliyorum...

Kendimden...

Kendimden hocam...

 

POST WEINSTEIN
FLÖRTLE TACİZİN SINIRI ÇİZİLİYOR
KADINLAR ve erkekler “Post Weinstein” döneminin yeni kurallarını tartışıyor.

İngiliz “GQ” dergisi, nisan sayısının büyük bölümünü bu konuya ayırmış.

Mesela “Tacizle flörtleşme arasındaki ince çizgi nerede çekilebilir” sorusunun cevabını arıyor.

Bu arada kendini çok emin bir yerde sanan erkeklere de dayandı iş. “Sahte feminist erkek” kavramı ortaya atıldı.Yani içindeki maçoyu, ince bir feminizm ambalajına sarıp kendini kadına karşı çok nazik bir erkek gibi sunmaya kalkan tipleri deşifre ediyor. Yani “hayatı boyunca hiçbir kadına tacizde bulunmadığını” zanneden tipler de hedefte. Ama bir de iyi haber var.

“MeToo hareketi asla seksin sonu değildir” diyenler de sesini yükseltmeye başladı.

 

‘KİMSEYİ TACİZ ETMEDİM’ DİYENLER İÇİN BİR TEST
- İşe alınma görüşmesine davet ettiğiniz kişilerden biriyle hiç yemeğe çıktınız mı, dışarıda buluştunuz mu...

- İşyerinde mevki olarak sizden aşağıda biriyle dışarıda baş başa buluştunuz mu...

- Şirkette sizden daha alt mevkide bulunan birine “Bugün kıyafetin çok güzel, saç kesimin harika, çok iyi görünüyorsun” gibi laflar ettiniz mi...

- Şirkette karşı cinsten bir arkadaşınızın omzuna dokundunuz, dizine elinizi koydunuz mu...

- Bir işyeri eğlencesinin ertesi sabahı uyandığınızda, sizce daha alt mevkide bulunan bir arkadaşınızla sohbetiniz konusunda “Eyvah acaba sınırı aştım mı” duygusuna kapıldığınız oldu mu...

 

DEĞERLENDİRME
- Bunlardan biri olduysa...

Taciz olmuş olabilir...

- İkisi olmuşsa muhtemelen olmuştur...

- Hepsi birden olmuşsa...

Arkadaş sen kendini düzgün falan sanıyorsun ama...

Durum hiç öyle değil... Resmen tacizcisin. Benim görüşüm değil...

“Post Weinstein” döneminin yeniden yazılan kanunları böyle...

 

ERKEK İKTİDARI
“Şöhretle büyümüş, egoyla şişmiş, güçle korunmuş iktidar türüdür.”

 

ECEVİT DE BENİM ŞARAP YAZMAMI ELEŞTİRİYORMUŞ
MEHMET Çetingüleç’in yeni çıkan “Ecevit’in Anıları” kitabında benimle ilgili şöyle bir bölüm var.

“Arayıp dergisinde birlikte çalıştıkları Ertuğrul Özkök’ten de övgüyle söz ediyor, kaleminin çok güçlü olduğunu vurguluyordu.

Ancak siyasi yazıları azaltıp şarap, yemek, müzik, magazin konularına girmeye başlamasını yadırgıyordu.”

12 Eylül darbesinden sonra “Arayış” dergisinde birlikte çalıştık.

Onun 6’ncı sayıdan itibaren yazı yazması askeri yönetimce engellenince imzasız başyazıları ben kaleme aldım.

Bir de kimsenin pek bilmediği bir şey vardır.

Demokratik Sol Parti’nin ilk programının “Kültür ve Sanat” bölümünü rahmetli Ahmet Taner Kışlalı ve ben birlikte yazmıştık.

 

* Mehmet Çetingüleç: “Ecevit’in Anıları”, Doğan Kitap, 2018

 

İÇKİYİ BIRAKMAK İÇİN BODRUM İYİ BİR YER Mİ
YÜZYÜZEYKEN Konuşuruz’un “Bodrum” şarkısını çok sevmiştim. Şimdi şarkının remiksi çıkmış.

Ufuk Kevser’in remiksini çok sevdim ve şunu bir kere daha anladım.

Müzikte remiks, sadece yeniden yorumlama değil, gerçek bir sanat...

Şarkıda “Şehre yeni geldim, karar verdim rakıyı bırakıcam...

Yamuluyorsan eğer içmeyeceksin başkan” diyen bir bölüm var.

Sizce içkiyi bırakmak için uygun bir yer mi Bodrum...

 

GÜNÜN ŞARKISI
REGGAE’NİN DÖNÜŞÜ
Thievery Corporation, Loulou Ghelichkhani: “La Force oe Melodie”

Grubun yeni albümü çok iyi. Bu şarkı dışında “Destroy The Wicked” ve “Water Under The Bridge”i de çok sevdim.

Sting’in Shaggy’le yaptığı son albümden sonra onlar da reggae ritmini geri çağırıyorlar.

 

Fener’i de, Federasyon’u da eleştirmeyeceğim Kaya

BU 4 BÜYÜK YÖNETMENİ AYNI KAREYE OTURTMAK
ŞU fotoğrafa iyi bakın...

Sinemanın 4 büyük yönetmeni...

- James Cameron...

“Titanic” ve “Avatar”...

- Martin Scorsese...

“Taksi Şoförü”, “Sıkı Dostlar”...

- Kathryn Bigelow...

“Zero Dark Thirty”, “Point Break”...

- Alejandro Gonzalez Inarritu

“Birdman”, “Diriliş”...

Ünlü bir marka, sinemanın bu dört dev markasını aynı reklam karesinde yan yana oturtmuş...

Etkileyici değil mi...

 

23 NİSAN’A SPONSOR OLMAK ÇOK İYİ FİKİR
NEF şirketi güzel bir film hazırlatmış. Şirket, Galatasaray ve Barcelona’nın sponsorlarından biri.Şimdi de 23 Nisan’a sponsor olacaklarını anlatan bir film hazırlamışlar. Köy çocuklarından oluşan bir futbol takımı kuracaklarmış. Bu çocukları Galatasaray ve Barça ile antrenmana çıkarıp sonra da maçlarına götüreceklermiş.

İçinde 23 Nisan olan, 19 Mayıs olan, 29 Ekim olan her fikri çok seviyorum...

 

TECAVÜZCÜ KÖPEKLE HAYVANSEVER ETKİLENİR Mİ
BİR araba lastiği şirketi güya reklam hazırlamış.

Büyük bir köpek, küçük bir köpeğe tecavüz ediyor sanki...

Sonra başka bir köpek geliyor...

Sonra ne oluyor anlamadım. Ama söyleyeyim itici mi itici...

Yani bu yolla hayvanseverleri mi etkileyeceğinizi zannettiniz... Tam aksine.

Bilesiniz.

X

Korkuyorsunuz çünkü statlarda idare ediyorduk ama ekranda edemiyoruz

Alman liglerinin tatsızlığı, İtalya’nın statları yenilememesi, koca Rusya’nın doğru dürüst bir takım çıkaramaması, herkesi Premier Lig ve La Liga hastası yaptı. Bakıyorum, tüm Avrupa ülkelerinin federasyonları ayakta. Paniğin sebebi belli... Siz daha VAR’ı bile yönetemiyorsunuz. Kalite yerlerde. Şimdi korkuyorsunuz.

Bu bir deprem... Futbolun 8.1 şiddetindeki depremi. Hiç kuşkunuz olmasın, arkasından tsunami de gelecek... Gelecek ve bu bütün derme çatma ‘Milli ve yerli futbol düzeni’ bu tsunaminin altında kalacak.

TÜRKiYE LiGi’NiN VASATLIĞI ALMAN LiGi’NiN RUHSUZLUĞU

· 12 Avrupa takımının pazar günü “Biz artık Avrupa’da bir ‘Ultra Süper Lig’ kuruyoruz” açıklaması tam bir depremdir. Ve yıllardır “Geliyorum” diyen bir deprem bu...

· Alman liglerinin tatsızlığı, tuzsuzluğu, ruhsuzluğu.

· İtalya’nın futbol oynadığı sahaları bile yenilemede nal toplaması.

· Fransa’nın Arap sermayesi sayesinde çok
geç Avrupa futboluna dönmesi.

· Oligarklarını bile İngiltere’ye kaptıran koskoca Rusya’nın doğru dürüst bir futbol takımı çıkaramaması, sonunda bütün Avrupa seyircisini Premier Lig ve La Liga hastası yaptı. Onlar da bu vasatlıkta debelenirken sonunda bu kararı aldılar.

Yazının Devamını Oku

Lüzumsuz bir köşe yazarının çok lüzumlu üç-beş saniyesi

T24 haber sitesi yazarı Ali Akay hatırlattı.

Dün, yani 19 Nisan, Fransız yazar ve düşünürü Jean-Paul Sartre’ın cenazesinin kaldırıldığı günün yıldönümüydü.

Sartre 15 Nisan günü ölmüştü...

Öyleyse niye onu 19 Nisan günü hatırlıyoruz...

*

Cevabı çok basit...

Çünkü onu Montparnasse Mezarlığı’na uğurlayan öylesine büyük bir kalabalık vardı ki...

Fransa, onu, siyasette en büyük muhalifi olan cumhurbaşkanı De Gaulle’ün söylediği şu sözle hatırladı:

“Sartre Fransa’dır...”

Yazının Devamını Oku

Bir Upper Cihangir magazini... Diziyi çekerken 6 kere öpüştük o COVID oldu ama ben olmadım

Tabii Upper Cihangir’deki en büyük haber kaynağımdan öğrendim haberi.

1- Kanal D’nin başarılı bir başlangıç yapan dizisi “Camdaki Kız” meğer tam anlamıyla bir Upper (Yukarı) Cihangir dizisiymiş.

*

Nereden mi çıkardım?

Bir kere dizinin bazı sahneleri Cihangir Caddesi’ndeki köşkte çekilmiş.



Yazının Devamını Oku

Sizce bu 'Reformist Tonton' sayfası hangi gazetede çıktı

Tam 28 yıl olmuş...

Bugün Turgut Özal’ın ölümünün 28’inci yıldönümü...

Sabah büyük bir sürprizle uyandım.

Bir gazete harika bir Özal’ı anma sayfası hazırlamış.

*

Tepedeki manşeti şöyle:

“Reformist Tonton...”

Üst spotları şöyle:

- “Hayata veda etmesinin üzerinden 28 yıl geçti ancak yaptıkları hafızalardan hiç silinmedi.”

Yazının Devamını Oku

Yuhh yahu yuh artık ne diyeyim ben bu kafaya

Önceki gün benim açımdan iki sevindirici gelişme vardı...

Sabah Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın “Hiç Oldum” şarkısı için yaptığı klibin haberi ile uyandım.

İkincisi ise aynı sabahın akşamı Ahmet Altan’ın serbest bırakılmasıydı.

*

Hayatım boyunca devlette görev yapan insanların müzikle, sanatla, sporla ilgilenmelerini çok sevdim...

Çünkü tanıdığım siyasetçilerin çok büyük bölümünün siyaset dışında hiçbir uğraşısı yoktu...

Şuna inanıyorum...

Bir insan sanatla, müzikle, sinemayla ilgilendiği zaman bu onun vicdanına, adalet duygusuna ve üslubuna da yansıyor...

Nitekim

Yazının Devamını Oku

Bodrum'dan doğan bir özel Türk 'Lirası'

Önceki gün Türkiye’de çok ilginç bir şey oldu...

Ekonomi tarihimizde ilk defa bir şahsın Bitcoin hesabına haciz kondu...

Bunun anlamı şu...

Artık hepimizin hayatında “Bitcoin” denilen bir para var...

Aslında bu para cebimizde...

Tek farkı ceket cebinde değil cep telefonumuzda olması...

Üç yıla yakın bir süredir bir insan arıyorum...

Bana çok basit biçimde “Bitcoin nedir” anlatsın...

Yazının Devamını Oku

Türkiye'nin çaresiz ev kadını hangi okula rüşvet verirdi

Aslında yazının gerçek başlığı şu:

“Türkiye’nin Ivy League okulları hangisidir...”

O nedenle, araya “Çaresiz ev kadını” ifadesinin girmesinin hikâyesiyle başlayayım.

*

Geçen ay bir streaming platformunda, ABD’de 2019 yılında yaşanan “üniversiteye giriş” skandalıyla ilgili belgeseli seyrediyordum.

ABD’nin önde gelen bazı varlıklı ve şöhretli aileleri çocuklarını en iyi üniversitelere sokmak için rüşvet tezgâhını kurmuş biri aracılığıyla bal gibi rüşvet anlamına gelecek paralar harcıyorlar.

*

Onlardan biri de “Çaresiz Ev Kadınları” dizisinde Lynette Scavo rolünü oynayan oyuncu Felicity Huffman...

Emmy, Altın Küre, SAG ödülleri var

Yazının Devamını Oku

Kim bu 'esrarengiz' Boğaziçili 'sıçan' M.B.

Hürriyet yazarı İhsan Yılmaz, Oğuz Atay’ın kayıp günlüğü olayını gündeme getirip, ben de perde arkasını yazınca, “Upper Cihangir” dünyası karıştı.

Gerçi, onunla ilgili sadece kendilerinin konuşma hakkı bulunduğuna inanan bazı çevreler, “Ne alakası var Oğuz Atay’ın Cihangir’le” deyip durmadan bana yükleniyorlar...

Merakınızı tatmin edeyim. Hepsi biliyor ki “Upper Cihangir” lafını sembolik olarak kullanıyorum...

*

(Bu arada Cihangir ahalisi galiba bu “Upper” lafından pek hazzetmedi ki, mahalle baskısı yapmış olmalılar ki, bu kavramın mucidi T24’in düzeyli magazin yazarı Tuğrul Eryılmaz da artık sadece “Cihangir” diye yazmaya başladı.)

Neyse asıl konuya gelelim...

Geçen cumartesi T24’te Ayça Atikoğlu’nun bir yazıyla bu “Upper Cihangir polisiyesinin” ikinci sezonu da yayına girdi.

Türkiye’nin

Yazının Devamını Oku

O 19 ölü nitrojen dolu 22 cam lahitin laneti mi

Geçen hafta tüm dünya pandemi ile boğuşurken Mısır 3 Nisan gecesi bütün dünyayı şaşırtan bir şey yaptı.

Tahrir Meydanı’ndaki Milli Müze’de bulunan, eski Mısır hanedanına ait 22 mumyayı yeni inşa edilen Mısır Medeniyetleri Müzesi’ne nakletti...

*

18 kral, 4 kraliçeye ait 22 mumya, nitrojenle doldurulmuş cam lahitlere konup büyük ve çok renkli bir törenle yeni yerine götürüldü.

22 lahit 5 kilometrelik yolu 40 dakikada geçti...

*

Bu, mumyaların ikinci yolculuğuydu.

Mısır hanedanlarına ait bu mumyalar 100 yıl önce Luksor’dan Kahire’ye getirilmişti...

Nakledilenler arasında bütün dünyanın bildiği İkinci Ramses ile Mısır tarihinin en başarılı kraliçesi olarak bilinen Hatshepsut’un mumyaları da vardı.

Yazının Devamını Oku

İmamı kim istifa ettirdi Türkiye'nin makul aklı mı

Ayasofya imamı sonunda istifa etti...

İstifasında “Kendi isteği ile ayrıldığı” belirtiliyor...

Ama artık orada kendine üç-beş trol dışında müttefik bulamadığı herkesin bildiği bir sırdı...

Bütün dünyanın gözü üzerinde bulunan bir mabetten her gün tuhaf seslerin yükselmesinin hiçbir makul AKP’linin de hoşuna gitmeyeceği bir gerçekti.

Nitekim ilk tepki AKP milletvekili Özlem Zengin’den geldi...

Sonra AKP’nin ağır toplarından da sesler yükseldi...

Sonunda ayrılmak zorunda kaldı ve çok hayırlı bir iş oldu...

İstifasını bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın istediği de yazıldı, söylendi.

Yazının Devamını Oku

CHP'li kayınpederim o 2 takunyalı hakkında bana neler anlatmıştı

Kayınpederim rahmetli Hüdai Oral, köklü bir CHP’li ailenin üyesiydi.

Beş dönem CHP milletvekilliği yapmıştı.

Babası CHP’nin tek parti dönemi Denizli il başkanıydı...

Ayrıca 1950 öncesi milletvekiliydi.

Kızının Adnan Menderes hayranı, koyu Demokrat Partili bir ailenin sonradan solcu olmuş oğluyla evlenmesini son derece normal karşılamıştı.

Hüdai Oral 1961 yılında kurulan İsmet İnönü hükümetinin en genç bakanıydı.

İnönü onu Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olarak görevlendirmişti.

O güne kadar öyle bir bakanlık yok...

Yazının Devamını Oku

Bu bir haber mi, fazla oldunuz sinyali mi

“Haber” desem...

Değil...

“Analiz” desem o da değil...

Öyleyse ne?

“Ayağınızı denk alın” uyarısı mı...

Önce neden söz ettiğimi anlatayım.

Dün, dünyanın önde gelen ekonomik medyalarından biri olan Bloomberg’de tuhaf bir yazı yayınlandı.

Yazının konusu Türkiye’de Bayraktar grubunun ürettiği SİHA’lardı...

Yazının Devamını Oku

Ya seçilmişlere her gün haddini bildiren o atanmış memurlar

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener bir süredir beni de düşündüren önemli bir noktaya dikkati çekti.

Emekli WhatsApp’çı amirallerin yaptığı düşüncesizce işe tepki koyarken, çok yapıcı iki uyarıda da bulundu.

*

Bildiri yayınlayan amirallerin 10’unun o eski kötü alışkanlıkları hatırlatan biçimde sabah evlerinden alınmalarına tepki gösterdi.

Gözaltına alınmalarına karşı çıktı...

Ama daha önemlisi iktidara bence çok önemli ve yapıcı bir çağrı yaptı.

Özeti şuydu:

Emekli amirallerin seçilmişleri hedef alan açıklamalarına karşı çıkıyorsak...

Atanmış memurların, tayinle göreve gelmiş görevlilerin, valilerin, kaymakamların, maaşını devletten alan dini görevlilerin seçilmiş insanlar, parti başkanları, anamuhalefet partisi başkanı hakkındaki hakarete veren açıklamaları da önlenmelidir...

Yazının Devamını Oku

Artık doğalgaz faturanıza bile rütbeli imzanızı atmayın

O bildiriye imza atan 104 mütekait askerin karşısına geçip sormak isterdim:

“Yaptığınızdan memnun musunuz...”

Ve devam etsem...

“Bakın Türkiye geçen hafta ne tartışıyordu...

Sizin bu düşüncesiz hareketinizden sonra bugün ne tartışıyor...”

*

Biliyorum bana diyecekler ki...

“Biz de vatandaşız ve düşüncemizi serbestçe söyleme hakkına sahibiz...”

Evet sahipsiniz...

Yazının Devamını Oku

Ey erkek 5 yıl önce testosteron yarıştırıyordun bak bugün ne

Aman Allahım...

Bu erkek milleti...

Yani biz ne hale düştük...

*

Dün gibi hatırlıyorum...

15 Mayıs 2016...

Berlin’de Final Four’un son günü... Fenerbahçe-CSKA maçını bekliyoruz...

Otelin lobisinde büyük bir tartışma patlıyor...

Bir erkekte ideal testosteron oranı nedir?

Yazının Devamını Oku

İkinci hayatında bir daha komedi oynayabilecek mi

Zekeriyaköy’deki evde yaşanan o olayın üzerinden 3 yıla yakın zaman geçmiş.

Ahmet Kural’ı o zamandan beri ilk defa görüyoruz.

Kıbrıs’ta TRT için bir dizi çekiyormuş.

Hürriyet Kelebek’te Tülay Demir’in yaptığı mülakattan öğrendik.

Çekim sırasında yeni sevgilisi Çağla Gizem Çelik ile annesi ve babası da yanındaymış.

*

Hayatım boyunca şuna inandım.

Yazının Devamını Oku

Çok genç erkekle 'olgun kadın' arasında kaç yaş fark vardır

Çarşambayı perşembeye bağlayan gecenin saat 00.30’u...

Çok akıllı telefonuma, Music Business Worldwide müzik endüstrisi haber sitesinden bir son dakika notu düşüyor...

“Paul Simon bütün kataloğunu Sony şirketine satmış...”

Paul Simon...

Yani “Simon and Garfunkel” ikilisinin Simon’ı...

Daha o saniye onlarca şarkı geçmeye başlıyor aklımdan...

“Mrs Robinson”, “Sound of Silence”, “Scarborough Fair”, “Bridge Over Troubled Water”, “Boxer”, “Cecilia”, “A Hazy Shade of Winter”, “Homeward Bound”, “Me And Julio Down by the Schoolyard”...

Bütün bir gençliğim...

Yazının Devamını Oku

Sharon hatıra kitabında bu bornozlu geceyi de yazdı mı

1) Dün gibi hatırlıyorum...

2005 yılının aralık ayıydı...

Los Angeles’ta güneşli bir günün gecesiydi... Hollywood ünlülerinin yaşadığı semtteki büyük villanın salonundaydım.

Biraz sonra şahane kadın merdivenlerden inmeye başladı...

Beş yıl önce Cannes Festivali’nde yanımdan geçerken nefesimi kesen şahane Sharon Stone karşımdaydı.

Üstelik üzerinde sadece bir bornoz vardı...

Ayağa kalkıp soruyorum...

“Yorgun musunuz...”

Yazının Devamını Oku

Ayda 2 bin 500 kişi acil şiddet butonuna basıyor

Teknoloji şirketlerinin yöneticileri ile konuşmak bana hep büyük heyecan veriyor. Bu haftaki podcast sohbet konuğum Vodafone’un CEO’su Engin Aksoy.

Doğum yeri İstanbul ama hayatının 17 yılını Göcek’te geçirmiş bir yönetici. Çünkü babası bir deniz subayıydı. 4 Ekim 1972 İstanbul doğumlu, İstanbul Üniversitesi İngilizce İktisat Fakültesi’nden mezun. İş hayatına 1994’te başlamış. Coca-Cola, Michelin ve Nike gibi küresel şirketlerde çalışmış. 2008’de Vodafone’a girmiş ve 1 Şubat 2021’den itibaren de Vodafone Türkiye’nin CEO’su olmuş.

Zoom’la yaptığımız görüşmede bir şey dikkatimi çekiyor. Arkasında yan yana asılmış üç afiş var.

“Yeni İcat Çıkar-ma”, “Soru Sor-ma”, (her ikisinin de sonundaki ‘ma’ hecesinin üstü çizilmiş). Bir de “Sorumluluk bizim değil” cümlesi var onun da sonundaki ‘değil’ kelimesinin üstü çizilmiş.

Yani bugün “Yeni icat çıkarmayı seven” bir yönetici ile konuşacağız.

Ana konumuz da teknolojiden çok “kadın”.

Sözü ona bırakıyorum. 

1) KADIN ÇALIŞANDA SİLİKON VADİSİ ŞİRKETLERİNDEN ÇOK İLERİYİZ

Yazının Devamını Oku

Erol Olçok olsaydı 'pudra şekeri' krizini nasıl yönetirdi

AKP’nin yükseliş yıllarındaki iletişimcisi Erol Olçok’u son defa galiba Kanyon’da gördüm. Bir restoranda oturuyordum ve o da geçerken beni görmüş birkaç dakika sohbet etmiştik.

Geçen hafta sonu arabasında kokain çeken gencin görüntüleri önüme geldiğinde nedense aklıma o gün geldi...

Bugün hayatta olsaydı ve bu görüntüler önüne gelseydi acaba bu krizi nasıl yönetirdi...

*

Benim görüşüm şöyle...

Dünyanın her yerinde görülebilecek sıradan bir polisiye olay bu...

Böyle olayları bir siyasi partiyle ilişkilendirmek, bunun üzerinden o partiye vurmak ne adil bir davranış ne de çağdaş bir siyaset yapma tarzı...

Dolayısıyla kanunlar ne diyorsa o yapılır ve olay da geçer gider...

Yazının Devamını Oku