GeriErtuğrul ÖZKÖK Eski bir genel yayın yönetmeninin itirazı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Eski bir genel yayın yönetmeninin itirazı

SAYIN Cumhurbaşkanım...

Sayın Adalet Bakanı...

AKP hükümetinin sayın bakanları...

Sayın AKP’liler...

Türkiye’nin en büyük gazetesi Hürriyet’in 3.5 yıl Ankara temsilciliğini, 20 yıl genel yayın yönetmenliğini yaptım.

Bu kadar süre içinde, özellikle resmi ve dini bayram günlerinde, tatil günlerinde en büyük telaşımız, cumhurbaşkanı veya başbakanın nerede tatil yaptığını aramaktı.

Tatil günü ortadan kaybolan Özal’ın, nerede tatil yaptığını ilk bulan olmak, Ankara bürolarının en büyük başarı ölçülerinden biriydi.

Hürriyet’ten Muharrem Sarıkaya, Cumhuriyet’ten Faruk Bildirici, Milliyet’ten Süreyya Oral, Sabah’tan Emin Varol, Günaydın’dan Şükrü Küçükşahin, Orhan Uğurluoğlu birbirleriyle kıyasıya bir yarışa girerlerdi.

Ben Uğur Dündar’ın Göcek’te yüzerek rahmetli Turgut Özal’a ulaşmaya çalıştığı günleri hatırlıyorum.

Eğer bir başka gazetenin muhabiri bulmuşsa, inanın bulamayan arkadaşımız iyi bir azar yerdi.

Bir gazeteci arkadaşımızın 15 Temmuz günü Cumhurbaşkanı’nın nerede olduğunu bulmasının, bir gün suç unsuru haline geleceğini inanın ne ben, ne başka bir gazeteci aklına getirebilirdi...

İnanın, size en yakın Sabah gazetesinin, Star’ın bir muhabiri de o gece sizin nerede olduğunuzu merak etmiş, mutlakta bulmaya çalışmıştır.

Zaten merak etmediyse ona gazeteci de denemez.

19 Mayıs günüydü...

Herkes milli bir coşkuyla milletimizin zafer mücadelesinin başladığı günü kutlarken, böyle bir operasyonun kime yararı olabilir?

17 gün sonra Güney Afrika’nın Durban şehrinde “Dünya Gazeteciler Birliği”nin kongresi başlıyor.

Lütfen elinizi vicdanınıza koyarak söyleyin.

Böyle bir şeyin ülkemize hayırı, yararı olabilir mi ...

Emin olun böyle olaylar FETÖ operasyonlarını sulandırmaktan başka bir işe yaramayacaktır.


BU SAHNELERİ SEYRETTİM İŞTE BENİM DÜŞÜNCEM
WASHINGTON’da büyükelçiliğimiz önündeki göstericilere Türk korumaların müdahalesi ile ilgili görüntüleri izledim.

İşte samimi düşüncelerim:

Görüntüler güzel değildi. Keşke hiç olmasaydı.

Ancak şunlar da var.

Bir ülkenin Cumhurbaşkanı, ülkesinin temsilciliğinden çıkıyor. Arabasına biniyor. Uzun süre bekliyor. Dışarıdaki kalabalık dağılmıyor.

Araba ilerlese belli ki ona da saldırılacak. Veya araba aralarından bazılarına çarpacak.

Cumhurbaşkanı Erdoğan sabırla bekliyor. Yani resmen binadan çıkıp kaldığı yere gitmesi engelleniyor ve bu arada oradaki görevli polis de göstericileri hiç olmazsa yoldan çekmek için bir çaba göstermiyor.

Benim yorumum şu.

Tek taraflı olarak Türk korumaları suçlamak insaflı değil.


SAYIN KIDEMLİ SENATÖR, UNUTMA PAKİSTAN OLAYI DA VAR
CUMHURİYETÇİ Parti’nin en kıdemli senatörlerinden McCain, işi, Türkiye’nin Washington Büyükelçisi’nin sınır dışı edilmesi gerektiğini söyleyecek noktaya çıkardı.

Bütün Amerika, Cumhurbaşkanı’nın korumaları konusunu tartışıyor.

Nihayet Virginia Üniversitesi’nden aklı başında bir öğretim üyesi çıktı ve aklı başında bir yazı yazdı.

Ashley Deeks, dün Washington Post gazetesinde şunu söylüyor:

“Eğer siz Türkiye Cumhurbaşkanı’nın korumalarını yargılamaya kalkarsanız, başka ülkelerdeki ABD temsilcilerinin korunmasını da zora sokarsınız.”

Çok doğru bir uyarı... Deeks ayrıca Pakistan’da, Raymond Davies adlı bir CIA ajanının başına geleni hatırlatıyor.

Evine giren iki Pakistanlıyı öldürmüştü. Pakistan onu yargılamak istemiş ama Obama hükümeti bastırıp diplomatik dokunulmazlığı olduğunu öne sürmüş ve yargılamayı engellemişti.


MUSTAFA VARANK'TAN FOTOĞRAF MESAJI
KONU, önceki gün yazdığım Beyaz Saray’daki yemek masası fotoğrafı.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mustafa Varank, Hürriyet Ankara Temsilcisi Hande Fırat aracılığıyla şu mesajı iletti:

“Devletler bu tür yemeklerde kendi protokol kurallarına göre oturur.

Türkiye kendi protokol kurallarına göre, ABD de kendi kurallarına göre oturdu.

Resmi Gazete’de yayınlanmış protokol kurallarına göre oturduk.”


BU İLÇEDEN NİYE BU KADAR BAŞARILI SPORCU ÇIKIYOR
GEÇEN salı günü Bayrampaşa Belediyesi’nin davetlisiydim.

İstanbul’un bu ilçesini iki nedenden dolayı çok merak ediyordum.

İlçenin yüzde 40’ı Balkanlar’dan göç eden insanlardan oluşuyor.

Aralarında Kırcaalili hemşerilerim var. Ayrıca birçok ünlü sporcu çıkaran bir ilçe.

Arda Turan buradan.

Fenerbahçe’nin çok sevdiğim basketbol oyuncusu Melih Mahmutoğlu ve Basketbol Federasyonu Başkanı Hidayet Türkoğlu da bu ilçeden.

Belediye yetkililerinden aldığım bilgiye göre ilçede 12 kapalı spor alanı varmış.

Tahmin ediyorum, hem belediyenin altyapı çalışması, hem ailelerin teşviki, hem de Balkan kökenli nüfus bu başarıda önemli bir rol oynuyor.


BAYRAMPAŞA MİLLİ SİBER ORDUYU HAZIRLIYOR
BAYRAMPAŞA Belediyesi’nin bir eğitim programı da “beyaz hacker”lık kursu.

Ulaştırma Bakanı Mehmet Arslan’ın “Beyaz Hacker” dediği, ülkenin ve şirketlerin dijital altyapısını koruyacak hacker’lık eğitimini başlatmışlar.


YENİ NESİL GİTAR MI BAĞLAMA MI TERCİH EDİYOR
BAYRAMPAŞA Belediyesi gençler için birçok eğitici kurs açıyor. Son olarak gitar ve bağlama kursları açmışlar.

Gençler hangisini daha çok tercih ediyor diye sordum.

Cevap gitar oldu.

Eski bir genel yayın yönetmeninin itirazı

Nitekim biraz sonra binanın alt katında “Gelişigüzel Kahve” adlı mekânda gördük.

Burada dört kişilik bir müzik topluluğu çalışma yapıyordu.

Baktım grupta iki gitar bir kemençe vardı.

Ve çok güzel çalıyorlardı. Grubun ismini sordum. ‘Red Baloon” dediler.

Bayanlar baylar bugün size Bayrampaşalı gençlerin oluşturduğu Red Baloon topluluğunun ilk şarkısını sunuyorum.

Videosunu hurriyet.com.tr’den izleyebilirsiniz.

Şahane çocuklar...




NÜKHET'İN KULAĞIMA FISILDADIĞI O ŞEY
ÖNCEKİ akşam Zorlu Center, Zanzibar’da Nükhet Duru’yu dinliyoruz.

Mekân tamamen dolu ve üçte ikisi kadın.

Bazı masalarda sadece kadınlar var.

Eski bir genel yayın yönetmeninin itirazı

Ve Nükhet Duru bildiğimiz o şahane şarkıları söylüyor. Arada Sezen’e, Ajda’ya takılıyor.

Belli ki çok güzel günlerin, hem rekabetçi hem güzel arkadaşlıkları kalmış...

Türkiye’nin karabasan havası bir anda siliniyor...

Sadece şahane Nükhet, şahane şarkıları kalıyor.

Bir ara mikrofonu bırakıyor, kulağıma öyle bir şey fısıldıyor ki...

Asla kimseye söyleyemem...

Çünkü benimle ilgili değil...

Zanzibar çok güzel bir mekân olmuş.

Ve Nükhet Duru şahaneydi.


ALİ, AYSUN VE SABAHATTİN ALİ
‘MELANKOLİ’yi dinlerken, tabii ki, şarkının bestecisi ilkokul arkadaşım Ali Kocatepe’yi düşündüm.

Bu arada size güzel bir haberi de duyurayım.

Ali ve Aysun Kocatepe 24 Mayıs akşamı Zorlu Center’da Sabahattin Ali şarkılarını söyleyecekler.


HANGİSİ DAHA GÜZEL
NÜKHET Duru o gece, çok sevdiğim şarkısı “Beni Benimle Bırak”ı olağanüstü bir yorumla söyledi.

Sözlerini Mehmet Teoman, bestesini Cenk Taştan’ın yaptığı bu şarkıyı çok seviyorum.

Benim “En romantik Türk şarkıları” listemin en güzel şarkılarından biridir.

Şarkıyı Levent Yüksel de çok güzel söyledi.

Onunkindeki hafif jazzy yorumu da seviyorum.

Ama “Beni Benimle Bırak” dendiği zaman aklıma yine de Nükhet Duru geliyor.


KATY PERRY DE SAÇINI AYRILDIĞI İÇİN Mİ KESTİ
KATY Perry’nin “Bon Appetit” adlı yeni şarkısının kapağına koyduğu kısa saçlı resmini çok sevdim.

Eski bir genel yayın yönetmeninin itirazı

Kristen Stewart’tan sonra en çok ona yakıştı.

Onu Grammy ödülleri sırasında sahnede canlı dinlemiştim. Orada saçları kısa değildi.

Tabii her kesilmiş kadın saçı bana “bir ayrılık hikâyesi” gibi geliyor.

Acaba Orlando Bloom’dan ayrıldığı için mi kesti?


YARIN TOP 20 LİSTEMİ, NUMBER ONE FM'DE AÇIKLIYORUM
İÇİMDE hiç bitmeyen bir DJ’lik tutkusu var.

Gençliğimde Kuşadası’nda başlamıştım ama daha ikinci gece çok tatsız bir olay yüzünden bitmişti.

Yarından itibaren her pazar sabahı “Number One FM”de bu tutkumu sizlerle paylaşma imkânım olacak. Yarın ve her pazar sabahı saat 10.00 ile 12.00 arasında o haftanın “Top 20” şarkısını sunacağım.

Hepinizi beklerim.


DJ ERT LİSTESİNİN ÖTEKİLERDEN FARKI
Fizy, Spotify, Apple, Deezer gibi streaming platformların listeleri algoritmalara göre hazırlanıyor.

O nedenle dünyanın bütün ülkelerinde neredeyse hep aynı şarkılar listede.

Bu algoritma yüzünden ülkelerin kendi şarkıları listelere giremiyor. Ayrıca İtalya, Fransa, İspanya gibi ülkelerin müzikleri de o listelerde görünmüyor.

Benim listelerim ise algoritma değil, beğenime göre yapılıyor. Ayrıca ülkelerin “viral” yani bulaşıcı listelerine de bakıyorum. O nedenle mesela Julio Iglesias’ın yeni bir şarkısını da dinleyebileceksiniz.

Ayrıca şarkılar hakkında bilgiler de vereceğim.

Eveetttt... DJ ERT yarından itibaren Number One FM’de hizmetinizde...

X

Cihangir dizi kanadında ‘neşter’ ‘botoks’ ve ‘kolajen’ savaşı

Upper Cihangir’in dizi film mahallesinde dün itibarıyla büyük bir “mimik”, “botoks” ve “kolajen” savaşı başladı.

Pimi çekilmiş bombayı mahallenin ortasına Hürriyet Kelebek yazarı Savaş Özbey bıraktı.

*

Özbey’in dünkü köşesindeki bomba iddia şuydu:

“Camdaki Kız” dizisinde “Nalan”, “Fatma” dizisinde “Fatma Yılmaz” rolünü başarıyla oynayan Burcu Biricik hayatında hiç estetik yaptırmadığı için rolünü yaparken kaşını gözünü rahatlıkla oynatabiliyor...

Bu da onu “yüzünü kullanmada” çok başarılı bir oyuncu haline getiriyor.

Yine Özbey’e göre bin bir estetik müdahaleyle gittikçe hepsi birbirine benzeyen diğer ünlülerden ayrıştırıyor.

Özbey bunu anlatmak için bir de çok ünlü bir kadın oyuncunun adını vermiş.

Yazının Devamını Oku

'Upper Cihangir' sezon finali - Koskoca semt dedelere kaldı

Geçen perşembe akşamı itibarıyla Türkiye “lockdown”a girip eve kapanırken seviyeli magazinin yeni merkezi Upper Cihangir de bir nevi sezon finali yaptı.

Seviyeli magazinin ağırlık merkezi de Bodrum’a kaydı. Bölgenin yeni nesil magazincisi Tuğrul Eryılmaz’ın T24’te her cuma günü merakla beklenen Upper Cihangir fısıltıları köşesi de geçen hafta pek tatsızdı.

Bütün bir sayfadan aklımızda kalan tek konu Sırrı Süreyya Önder’in dede olmasıydı.

Demek ki koskoca Upper Cihangir artık, müzik denince aklına sadece The Rolling Stones gelen tonton dedelere ve eski tüfek Mülkiyelilere kaldı.

Böylece magazin meydanı, “Memleketin bunca meselesi varken ısrarla seviyeli seviyesiz her magazine dalan” bendenize kaldı.

Bugünden itibaren 17 Mayıs gününe kadar “Lockdown 2021 Özel” sayfalarıyla karşınızdayım.

*

Yani “

Yazının Devamını Oku

Bir ayağı İstanbul'a basan ve Tahran'ı dağıtan bir 'narafig'

“Narafig” Farsça’da dostunu sırtından bıçaklayan kişi demek... Büyük ihtimalle de bir derin devlet komplocusu...

Tahran’ı darmadağın edip oradan Washington ve Tel Aviv’e sıçrayan bu “yeni nesil patlayıcı”, 24 Nisan günü esrarengiz bir ‘Narafig’in, Londra’daki Iran International adlı haber sitesi ve televizyon kanalına bir yoldan ulaşması ile başladı.

Esrarengiz Narafig’in elinde İran’ı darmadağın edecek bir ses kaydı vardı...

Tahran’da kapalı kapılar ardında yapılmış 3 saatlik bir görüşmenin kaydıydı bu.

Şimdi dönelim 24 Nisan gününe...

Türkiye o gün ABD Başkanı Biden’ın sözde soykırım konuşmasına kilitlenmişken, aynı saatlerde Iran International’a ulaşan kişi veya kişiler onlara bu üç saatlik kaydın bazı bölümlerini getirmişti...

Sitenin Londra’daki yöneticileri “ellerindeki malın” ne olduğunu anında anladılar.

Kayıt adeta Tahran’ı uçuracak yepyeni nesil bir patlayıcı gibiydi.

Bu kaydın açıklanması, İran’da bir süredir yaşanan

Yazının Devamını Oku

47'li bir erkek, 54'lü Blair'in bu fotoğrafına bakınca ne hisseder

Biraz narsistçe...

Biraz da bencilce bakıyorsa...

Yani benim gibiyse, kesinlikle benim hissettiğimi hisseder...

İngiltere’nin eski Başbakanı Tony Blair epeydir ortada görünmüyordu.

Pandemi başından beri ilk fotoğrafını dün İsmet Berkan’ın “10 Haber” sitesinde gördüm.

Geçen hafta İskoçya’nın bağımsızlığı ile ilgili bir televizyon programına çıkmış...

Tabii herkes programda söylediklerini değil, bu halini konuşmaya başladı. Başbakan saçlarını uzatmış... Bayağı uzatmış.

Boyamadığı için de uzun saçları ile folk şarkıcısı

Yazının Devamını Oku

Katarlı bayan Alya'nın mektubundaki 2 cümle

1)Şimdi anlatacağım olay, bana çok gizli kanallardan ulaşmış bir haber değil...

Birleşmiş Milletler’in herkese açık bir platformundan geldi...

Şimdi dikkatle okuyun lütfen...

*

22 Mart 2021 günü...

Yani bundan 38 gün önce BM Genel Sekreteri’ne bir mektup sunuldu...

Mektubun altında şu imza vardı:

Alya Ahmed Saif Al-Thani...

*

Yazının Devamını Oku

Yüksek lisanslı ilk rehber köpeği 'Kara' ikizler burcu

Bugün, yani 28 Nisan, Dünya Rehber Köpekler Günü...

Ben de bu özel gün dolayısıyla size Türkiye’de okumuş ve mezun olmuş, lisansüstü eğitimli ilk rehber köpeği “Kara”yı tanıtayım...

“Kara” 21 Mayıs 2015 günü doğdu.

Safkan dişi bir Labrador.

Lisans eğitimini Ankara’da Birleşik Krallık Büyükelçiliği görevlileri gözetiminde tamamladı.

Ama eğitimi orada bitmedi. Bir de yüksek lisans eğitimi var.

Onu da İngiltere’de yaptı.

Yüksek lisans hocası, uluslararası rehber köpek eğitmeni

Yazının Devamını Oku

Ben bu gürültüye kulaklarımı tıkadım şu üç cümleye baktım

1) Ülkenin muhafazakârı, laiki...

Dincisi, milliyetçisi, ulusalcısı ayakta...

“NATO’dan çıkalım” diye bağıran...

“İncirlik’i kapatalım” diye haykıran...

ABD ile bütün ilişkilerimizi keselim diyen...

Öyle bir gürültü var ki...

Ülkenin en makul insanları bile bazı çok önemli şeyleri göremiyor, duyamıyor...

Oysa 24 Nisan günü sadece o kelime yoktu... Çok önemli şeyler de oldu.

Yazının Devamını Oku

Sabık deputattan biyarbırçi görüntü

“Sabık”, yeni Türkçede “eski” demek...

- “Deputat”, Rusça kökenli bir kelime, “milletvekili” anlamına geliyor.

- “Biyarbırçi”, Azericede “Utanç verici” demek...

- “Görüntü” ise aynen “görüntü...”

*

Dün sabahtan beri Bakü’den gelen bu videoya gülüyorum ve güldüğüm için de kendime kızıyorum.

Dün T24’te gördüm. Azerbaycan’da günün konusuymuş ve televizyonlarda işte bu başlıkla verilmiş. Eski milletvekili Hüseyinbala Biralamov, ki kendisi 75 yaşında....

Yazının Devamını Oku

Banzai Mustafa Kemal Paşa çok çok banzai

Geçen gün bir arkadaşım gönderdi...

Japonya’da yapılmış video...

Kim yapmış, sözleri nedir hiç bilmiyorum.

Ama içinde bir kelime var ki....

Beni çok etkiledi.

*

Video önce İzmir’i tanıtarak başlıyor.

Arkasından İzmir’de işgalci Yunan ordusuna karşı başlatılan milli mücadele çok güzel çizimlerle anlatılıyor.

Yazının Devamını Oku

İçimizdeki en tonton anarşiste bandanalı bir Babıâli vedası

Önce köşe yazarı vardı...

Yukarıdaki babamız biz köşe yazarı milletini yaratırken, bazı unvanları çok cömertçe bağışlamıştır...

Mesela “siyasi köşe yazarı...”

Tanrı babamızın eli cömerttir... Her isteyene vermiştir bu unvanı...

Onlara bir de “Ağır ol da molla desinler” duygusunu vermiştir aynı cömertlikle...

Bir de kibir ve egoyu...

İşte böyle çıkmıştır piyasaya saçılmış binlerce siyaset köşe yazarı...

*

Yazının Devamını Oku

Emin kardeşim ben piyanistim niye hep bana ateş ediyorsun

Sözcü gazetesi, Turgut Özal’ın 28’inci ölüm yıldönümü günü herkese örnek olması gereken harika bir şey yaptı.

Özal’ı müthiş övücü bir manşet ve sayfayla andı.

Ben de Sözcü yazıişlerini ve bu sayfayı hazırlayan arkadaşımız Emin Özgönül’ü alkışlayan bir yazı yazdım.

*

Ama o ne...

Bütün hayatı boyunca maddi manevi geçimini Özal ve herkese hakaretle sağlayan Emin Çölaşan, gazetesine bir şey diyemeyince hıncını yine benden çıkardı...

Üstelik yine bir sürü yalan dolanla...

Neymiş ben ona Turgut Özal’la ilgili kitabını okudum çok beğendim demişim.

Yazının Devamını Oku

57 milyon riskli vatandaşı acilen koruma altına almanın formülü

Dün itibarıyla dünya “COVID atlası” şöyleydi.

İsrail aşılamasını tamamlamış, bütün yasakları kaldırmış ve halkı da plajlara hücum etmişti.

Yeni Zelanda ve Avustralya arasında serbest seyahat başlamıştı.

Dünyada COVID olayını en ağır geçiren ülkelerden Amerika’da Biden politikası sonuçlarını vermeye başlamıştı.

16 yaş üzeri isteyen her Amerikan vatandaşına aşı uygulanabiliyordu.

330 milyonluk ABD’de yeni vaka sayısı 67 bindi.

Haziran ayı ortası itibarıyla nüfusunun yüzde 70’ini aşılamış olacağını açıklamıştı.

80 milyon nüfuslu Türkiye’de ise yeni vaka sayısı 55 bindi...

Yazının Devamını Oku

Korkuyorsunuz çünkü statlarda idare ediyorduk ama ekranda edemiyoruz

Alman liglerinin tatsızlığı, İtalya’nın statları yenilememesi, koca Rusya’nın doğru dürüst bir takım çıkaramaması, herkesi Premier Lig ve La Liga hastası yaptı. Bakıyorum, tüm Avrupa ülkelerinin federasyonları ayakta. Paniğin sebebi belli... Siz daha VAR’ı bile yönetemiyorsunuz. Kalite yerlerde. Şimdi korkuyorsunuz.

Bu bir deprem... Futbolun 8.1 şiddetindeki depremi. Hiç kuşkunuz olmasın, arkasından tsunami de gelecek... Gelecek ve bu bütün derme çatma ‘Milli ve yerli futbol düzeni’ bu tsunaminin altında kalacak.

TÜRKiYE LiGi’NiN VASATLIĞI ALMAN LiGi’NiN RUHSUZLUĞU

· 12 Avrupa takımının pazar günü “Biz artık Avrupa’da bir ‘Ultra Süper Lig’ kuruyoruz” açıklaması tam bir depremdir. Ve yıllardır “Geliyorum” diyen bir deprem bu...

· Alman liglerinin tatsızlığı, tuzsuzluğu, ruhsuzluğu.

· İtalya’nın futbol oynadığı sahaları bile yenilemede nal toplaması.

· Fransa’nın Arap sermayesi sayesinde çok
geç Avrupa futboluna dönmesi.

· Oligarklarını bile İngiltere’ye kaptıran koskoca Rusya’nın doğru dürüst bir futbol takımı çıkaramaması, sonunda bütün Avrupa seyircisini Premier Lig ve La Liga hastası yaptı. Onlar da bu vasatlıkta debelenirken sonunda bu kararı aldılar.

Yazının Devamını Oku

Lüzumsuz bir köşe yazarının çok lüzumlu üç-beş saniyesi

T24 haber sitesi yazarı Ali Akay hatırlattı.

Dün, yani 19 Nisan, Fransız yazar ve düşünürü Jean-Paul Sartre’ın cenazesinin kaldırıldığı günün yıldönümüydü.

Sartre 15 Nisan günü ölmüştü...

Öyleyse niye onu 19 Nisan günü hatırlıyoruz...

*

Cevabı çok basit...

Çünkü onu Montparnasse Mezarlığı’na uğurlayan öylesine büyük bir kalabalık vardı ki...

Fransa, onu, siyasette en büyük muhalifi olan cumhurbaşkanı De Gaulle’ün söylediği şu sözle hatırladı:

“Sartre Fransa’dır...”

Yazının Devamını Oku

Bir Upper Cihangir magazini... Diziyi çekerken 6 kere öpüştük o COVID oldu ama ben olmadım

Tabii Upper Cihangir’deki en büyük haber kaynağımdan öğrendim haberi.

1- Kanal D’nin başarılı bir başlangıç yapan dizisi “Camdaki Kız” meğer tam anlamıyla bir Upper (Yukarı) Cihangir dizisiymiş.

*

Nereden mi çıkardım?

Bir kere dizinin bazı sahneleri Cihangir Caddesi’ndeki köşkte çekilmiş.



Yazının Devamını Oku

Sizce bu 'Reformist Tonton' sayfası hangi gazetede çıktı

Tam 28 yıl olmuş...

Bugün Turgut Özal’ın ölümünün 28’inci yıldönümü...

Sabah büyük bir sürprizle uyandım.

Bir gazete harika bir Özal’ı anma sayfası hazırlamış.

*

Tepedeki manşeti şöyle:

“Reformist Tonton...”

Üst spotları şöyle:

- “Hayata veda etmesinin üzerinden 28 yıl geçti ancak yaptıkları hafızalardan hiç silinmedi.”

Yazının Devamını Oku

Yuhh yahu yuh artık ne diyeyim ben bu kafaya

Önceki gün benim açımdan iki sevindirici gelişme vardı...

Sabah Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın “Hiç Oldum” şarkısı için yaptığı klibin haberi ile uyandım.

İkincisi ise aynı sabahın akşamı Ahmet Altan’ın serbest bırakılmasıydı.

*

Hayatım boyunca devlette görev yapan insanların müzikle, sanatla, sporla ilgilenmelerini çok sevdim...

Çünkü tanıdığım siyasetçilerin çok büyük bölümünün siyaset dışında hiçbir uğraşısı yoktu...

Şuna inanıyorum...

Bir insan sanatla, müzikle, sinemayla ilgilendiği zaman bu onun vicdanına, adalet duygusuna ve üslubuna da yansıyor...

Nitekim

Yazının Devamını Oku

Bodrum'dan doğan bir özel Türk 'Lirası'

Önceki gün Türkiye’de çok ilginç bir şey oldu...

Ekonomi tarihimizde ilk defa bir şahsın Bitcoin hesabına haciz kondu...

Bunun anlamı şu...

Artık hepimizin hayatında “Bitcoin” denilen bir para var...

Aslında bu para cebimizde...

Tek farkı ceket cebinde değil cep telefonumuzda olması...

Üç yıla yakın bir süredir bir insan arıyorum...

Bana çok basit biçimde “Bitcoin nedir” anlatsın...

Yazının Devamını Oku