GeriErtuğrul ÖZKÖK En ünlü edebiyat güncesini o gün ölü evinden kim aldı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

En ünlü edebiyat güncesini o gün ölü evinden kim aldı

Türkiye’de 70’li, 80’li kuşakları çok etkilemiş, bugün de hâlâ etkisini sürdüren “Tutunamayanlar” romanının yazarı Oğuz Atay, 13 Aralık 1977 gecesi öldü.

İşte o geceye ait bir olay, Türk edebiyat çevrelerinin hâlâ çok konuştuğu bir sır olarak kaldı.

En ünlü edebiyat güncesini o gün ölü evinden kim aldı

Bugün tam anlamıyla bir “Upper (Yukarı) Cihangir dedektifliği” yapacağım.

Bir “CSI” yazısı olacak.

Yani faili meçhul bir entelektüel hırsızlığın “olay yeri incelemesi”...

*

Yıllardır gizli kalmış bu olay, dün Hürriyet’in kültür yazarı İhsan Yılmaz’ın yazısı ile yine Cihangir gündemine oturdu.

O da Sefa Kaplan’ın yeni kitabından almış.

Sefa Kaplan, Oğuz Atay’la ilgili yeni bir kitap yazmış, o olay orada anlatılıyormuş.

*

İhsan biraz temkinli yazmış.

Ben olayı ondan alıp tam anlamıyla bir “Upper Cihangir seviyeli magazinine” çevireceğim.

Tabii özel uzmanlık alanım olan “olay yeri inceleme” bilgilerimi de katarak.

1) YENİKÖY’DE BANYODAN SES GELMEYİNCE NE OLDU

OLAY bir “Upper Cihangir” olayı ama olay mahalli Yeniköy....

13 Aralık 1977...

Oğuz Atay uzun süredir beynindeki bir tümörle yaşıyordu.

O gece bazı arkadaşları ile birlikte Yeniköy’deki evindeydi.

Bir ara banyoya gitti.

Uzun süre dönmeyince arkadaşları merak edip banyonun kapısını çaldı.

Ses gelmeyince kilidi kırıp içeri girdiler.

Türk edebiyatının en büyük yazarlarından biri olan Oğuz Atay yerde cansız yatıyordu.

En ünlü edebiyat güncesini o gün ölü evinden kim aldı


2) SALONDAKİ SEHPANIN ÜZERİNDE DURAN KAHVERENGİ DOSYA

O gece evinde kimler vardı tam bilemiyoruz.

Ama şunu biliyoruz. Onu evinde sık sık ziyaret eden bazı genç hayranları vardı.

Bunlardan özellikle üçü dikkati çekmektedir.

Engin Ardıç, Barlas Özarıkça ve Ayhan Aktar...

Bu isimler şundan önemli...

O gece evde kahverengi kaplı bir dosya vardır.

Kimine göre salondaki sehpanın üzerinde, kimine göre ise çalışma masasının üzerinde durmaktadır.

O günlerde Oğuz Atay’ın güncesini yazdığı söylentileri dolaşmaktadır.

Tabii herkes bu gizemli yazarın mahrem dünyasını merak etmektedir.

Ama Cihangir ahalisinin kültür ve sanat insanlarının asıl merak ettiği şey, güncede kimlerin ismi geçmektedir...

Eve girip çıkanların söylediğine göre, o günce işte o kahve renkli dosyanın içindedir.

Ve Oğuz Atay’ın öldüğü gece o kahverengi dosya kaybolur.

En ünlü edebiyat güncesini o gün ölü evinden kim aldı

3) BALKONA TIRMANAN ESRARENGİZ KİŞİ KİMDİ

O dosyayı kim almıştı?

O gece evde bulunanlardan biri mi, yoksa bir başkası mı?

Aynı günlerde Upper Cihangir sokaklarında şu dedikodu da dolaşmaya başlar:

Atay’ın ölümünden sonra teşhis edilemeyen biri evin balkonuna tırmanıp içeri girmiş ve dosyayı almıştı.

Daha iyi niyetli yorumlar da vardı.

Yakın çevredeki hayranlardan biri, bu güncenin başka ellere geçip kaybolmasını önlemek için almıştı.

Kimdi öyleyse bu “İyi niyetli Arsen Lüpen”...

Kayıp günlük 7 yıl sonra ortaya çıktı...

En ünlü edebiyat güncesini o gün ölü evinden kim aldı

4) KAYIP DOSYA YEDİ YIL SONRA ORTAYA ÇIKIYOR

HERKESİN merak ettiği günce Gürsel Göncü’nün elindeydi. Göncü bu sırrını önce ünlü çevirmen ve yazar Cevat Çapan’a açtı.

Belki de onun tavsiyesi ile günceyi o günlerde Milliyet gazetesinde çalışmakta olan Enis Batur ve Ömer Madra’ya götürmüştü.

1977 yılında ölüm gecesi Yeniköy’deki evden esrarengiz şekilde kaybolan günce 1984 yılında Milliyet gazetesinde dizi olarak yayınlanacaktı.

Enis Batur ve Ömer Madra daha sonra günceyi Murat Belge’ye götürecek ve o da 1987 yılında, İletişim Yayınları’ndan yayınlayacaktı.

Günce artık biliniyor.

Ama o gece o kahverengi kaplı dosyayı ölü evinden alan kimdi? Yedi yıl sonra günceyi Milliyet gazetesine götüren Gürsel Göncü’ye kim vermişti?

Bunlar hâlâ sır.

O nedenle Sefa Kaplan’ın kitabını merakla bekliyorum.

Kitabı beklerken de ölüm evinde başlayan ve bir Agatha Christie romanı haline dönüşen bu Upper Cihangir thriller’ının kahramanlarının kim olduğuna bir bakalım.

Kimdir bu sırrın “olağan şüphelileri” ve bugün ne yapmaktadırlar...

En ünlü edebiyat güncesini o gün ölü evinden kim aldı

5) O GECE EVDE OLDUĞU SANILAN OLAĞAN ŞÜPHELİLER

ENGİN ARDIÇ: Gazeteci ve yazar. Cumhuriyet, Politika, Dünya, Star gazetelerinde çalışmış. Galatasaray Lisesi ve Boğaziçi Üniversitesi’nde okumuş. Bu arada Playmen dergisinde de yazmış. Şimdi Sabah gazetesinde yazıyor ve iktidarın en hızlı kalemşoru.

*

BARLAS ÖZARIKÇA: Kütüphaneci, roman yazarı ve gazeteci. Cumhuriyet gazetesinde düzeltmen olarak çalıştı. Varlık dergisinde “Seks Aşkı Öper” ve “Ayna Giyinen Şişko” başlıklı denemeleri yayınlandı.

*

AYHAN AKTAR: Profesör, yazar ve gazeteci. Boğaziçi mezunu, ünlü sosyolog Prof. Mübeccel Kıray’ın asistanıydı. Taraf gazetesinde yazıları yayınlandı. Halen Bilgi Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak çalışıyor.

6) 7 YIL SONRA KAHVERENGİ DOSYAYI GETİREN ADAM

GÜRSEL GÖNCÜ: Kaybolan günceyi 7 yıl sonra Enis Batur’a o götürdü. Cumhuriyet gazetesi ve Aktüel dergisinde sayfa sekreterliği yaptı. Yeni Yüzyıl gazetesinde yazıişleri müdürü olarak çalıştı. Gezi olayları üzerine yazdığı yazıların sansürlenmesi üzerine NTV Tarih dergisinden ayrıldı. Dönemin liberal diye bilinen yazarlarından biri.

En ünlü edebiyat güncesini o gün ölü evinden kim aldı

7) 7 YIL SONRA DOSYAYI GÖREN İKİ ANKARALI ENTELEKTÜEL

ENİS BATUR: 12 Eylül darbesinden sonra Ankara’dan İstanbul’a göç eden Türkiye’nin “yeni felsefe” ekibinden. Türk entelektüel dünyasının en tanınmış şair ve denemecilerinden. 1970’lerin en ünlü kültür ve felsefe dergisi olan Yazı’yı çıkardı. Daha sonra Gergedan dergisinin editörlüğünü yaptı. Cumhuriyet gazetesinde yazıları yayınlandı. Yapı Kredi Yayınları’nı yönetiyordu ve şimdi de Kırmızıkedi Yayınları’nın başında.

En ünlü edebiyat güncesini o gün ölü evinden kim aldı

ÖMER MADRA: O da Ankara kökenli yazar, akademisyen, gazeteci... Ama herkes onu Cihangir’in TRT’si olarak bilinen Açık Radyo’nun kurucusu olarak tanıyor. Büyük bir iklim aktivisti. Yeni Binyıl gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. Bu arada Engin Ardıç’ın Playmen geçmişi gibi onun da bir Playboy dergisinde yazarlık mazisi var.

8) DOSYA ESKİ SOLCU YENİ LİBERAL EKİBE GEÇİYOR

MURAT BELGE: Oğuz Atay’ın ölümünden 10 yıl sonra günceyi basan İletişim Yayınları’nda ön planda görünen isim. Demokrat Partili bir milletvekilinin oğlu. Ama sonradan Türk sol tarihinin en önemli teorisyenlerinden biri oldu. Türk solunun ilk Althusser’cisi. Ünlü Birikim dergisinin gayriresmi başyazarı. Cumhuriyet ve Taraf gazetelerinin yazarı. Şimdi T24’te yazıyor.

*

OSMAN KAVALA: Bir de bu olayda hiç adı geçmeyen biri var. Osman Kavala. Türkiye’nin en zengin ailelerinden birinin oğlu. Ama bütün hayatını ve servetini Türkiye’de demokrasinin ve insan haklarının gelişmesine vakfetmiş. 1987 yılında Oğuz Atay’ın güncesini basan İletişim Yayınları’nın gizli finansörü de o. Halen cezaevinde.

En ünlü edebiyat güncesini o gün ölü evinden kim aldı

KATKIDA BULUNANLAR
Sayfa Editörü: Firuzan Demir
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama: Selma Songül Zengin

X

Bu karedeki tek farkı bulun çünkü tarihi işte o insan yazdı

Geçen çarşamba Berlin’in Tempelhof Havaalanı’nda açılan olağanüstü bir sergiyi geziyorum...

Ama size önce bu serginin açıldığı mekânı anlatayım.

Tempelhof Havalimanı bugün boş ve neredeyse metruk devasa bir bina...

1923’te inşasına başlanmış ama Hitler döneminde totalitarizmin anıtsal bir binası haline gelmiş. Yani Nazi ruhunun dolaştığı hayalet bir hangar burası...

İşte burada “Diversity United” isimli, Türkçe’ye “Birleşik Farklılık” olarak çevrilebilecek bir sergi açıldı.

Daha doğrusu sınırlı bir bienal diyebilirsiniz.

*

Avrupa’nın 34 ülkesinden 90 sanatçının eseri sergileniyor.

Aralarında

Yazının Devamını Oku

Aziz Nesin’in, Cem Yılmaz’ın ülkesi neden artık gülmüyor

1) Öyle bir çağdayız ki artık duygusal planlama yapmak mümkün değil...

Dün Türkiye, yanan ormanlarına, kaybolan canlarına, çaresiz hayvanlarına...

Ve bir de o ormanlar, oradaki canlılar için hayatını feda eden genç çocuğumuza ağlarken, ben Almanya’nın Bayreuth şehrinde Wagner’in “Die Walküre” (Valküreler) operasını seyrediyordum...

*

Türkiye’den ayrılırken, ülkem tatil yapıyordu...

Ve bir anda o duygusal tatil bitti...

Operanın her arasında insanlar bir önceki sahneyi konuşurken, ben Türkiye ile konuşuyordum...

Dün geceden beri o görüntüler gözümün önünde...

Bir de

Yazının Devamını Oku

Hâlâ rüyamda kendimi o koltukta görüyorum

Almanya’nın en büyük gazetesi Bild’in eski genel yayın yönetmeni ile Gökova’nın Börtübet Koyu’nda yaptığımız sohbet devam ediyor. Bugünkü konumuz “yeni hayat...”

Kai Diekmann ayrıldıktan sonra dijital dünyaya geçti. Artık “Story Machine” adlı, Almanya’nın en büyük sosyal medya içerik yönetim şirketinin hissedarı. Yeni bir hayatı var. Almanya’nın birçok ünlü kişisinin sosyal medya hesaplarına içerik üretiyor. Artık o eski güçlü insan değil, ama dijital alemin krallarından biri...

*

Bugün onunla yeni hayatı üzerine konuşacağız... Eskiden neler kaldı, neler geçip gitti... Özledikleri, özlemedikleri... Hiç pişman olmadıkları, çok pişman oldukları... Altmışlı yaşlarına giderken hayata yeni bir bakış...

*

Almanya’da iki güçlü insanın dönemi kapanıyor... Kai Diekmann Bild’in başından ayrıldı... Merkel de ayrılmaya hazırlanıyor... Karşınızda Türkiye’nin büyük dostu yeni Kai Diekmann...

1) SONUNDA DYLAN’IN ŞARKISINDAKİ GİBİ OLDUM, MASAM YOK, KENDİ KAHVEMİ YAPMAYI BİLE ÖĞRENDİM

ERTUĞRUL ÖZKÖK:

Yazının Devamını Oku

Genel yayın yönetmenliğimin bittiğini bir soruyla anladım

Kai Deikmann...

Bundan 4 yıl öncesine kadar Merkel’den sonra belki Almanya’nın en kudretli insanıydı...

16 yıl boyunca genel yayın yönetmenliğini yaptığı “Bild” gazetesi, 5 milyon tirajı ile Avrupa’nın en büyük gazetesiydi...

Dijital yayını ile her gün 22 milyon Alman vatandaşına ulaşıyordu.

Attığı bir manşet Almanya Cumhurbaşkanı’nın istifasına yol açmıştı...

*

Dünyanın belki en güçlü genel yayın yönetmeni Diekmann 2017 yılında o koltuktan kalktı...

Bugün 57 yaşında...

Uzun yıllar Hürriyet’in de yönetim kurulu üyeliğini yaptı...

Yazının Devamını Oku

‘Düşman’ gazeteciyle 18’inci delikte çok gizli bir buluşma

1)“18’inci delik” bir golf deyimi...Golf sahalarında ya 9 ya 18 delik bulunuyor. Bugünkü hikâyemiz işte orada, 18’inci deliğin başında geçiyor...

Önce olay yeri keşfi yapalım... Dünyanın en meşhur golf kulübü, herhalde, Amerika’nın Florida eyaletindeki Mar-a-Lago Golf Kulübü’dür... Çünkü burası ABD’nin eski başkanı Donald Trump’ın sahibi olduğu bir yer... Daha önemlisi Trump başkanlığı boyunca orasını “Kışlık Beyaz Saray” olarak tanımlıyor...

Kulübün 500’e yakın üyesi var...

Trump burayı kendine merkez olarak seçtikten sonra giriş aidatı 150 bin dolardan 250 bin dolara çıktı...

Bu golf kulübünün çok özel ve öteki alanlarından ayrılmış bir bölgesinde Trump’ın malikânesi var.

Bu yapı, Florida’nın en büyük üçüncü, bütün Amerika’nın ise 20’nci en büyük malikânesi olarak biliniyor. Ancak kulübün yakın geçmişinde kötü bir olay var.

Çocuk tacizi ve tecavüzü nedeniyle girdiği cezaevinde intihar eden Epstein de bu kulübün üyesiymiş.

Kulüp üyelerinden birinin kız çocuğunu taciz edince üyelikten çıkarılmış.

Yazının Devamını Oku

Neden herkes bir zamanların en kötü adamına konuşuyor

CHP Genel Başkanı’nın eşi Selvi Kılıçdaroğlu, Armağan Çağlayan’ın YouTube kanalının konuğu olmuş.

Oradan öğrendim...

Selvi Hanım’ın hayalindeki meslek gazetecilikmiş...

Çubuk’ta eşine yapılan linç girişiminin onu çok üzdüğünü söylüyor.

Kemal Kılıçdaroğlu’na “Eve yemeğe gelmeyeceğini” söylemediği zaman kızıyormuş.

Çok insani bir sohbetti ve baştan sona keyifle izledim.

*

Bu yayını izlerken, Armağan Çağlayan’ın programına kimlerin çıktığını bir düşündüm...

Hiçbir yerlere çıkmayan

Yazının Devamını Oku

Bir düğün gecesinden kaç COVID-19 pozitif çıkar ‘Dört Nikâh Bir Cenaze’ mi

Amerika Birleşik Devletleri’nin Oklahoma eyaletinde bir düğünden sonra 18 kişide COVID-19 Delta varyantı görülmüş. Peki Türkiye’de bir düğünden kaç COVID-19 pozitif çıkar?

Google’da bir arama yaparsanız karşınıza 24 Ağustos 2020 tarihli bir haber çıkıyor:

Bursa’da bir düğüne katılanlar arasında 42 kişide COVID-19 vakası saptandı...

Bu soruyu sormamın nedeni şu. Türkiye’de düğün mevsimi açıldı... Geçen yıldan ertelenen 300 bin düğünle birlikte bu yıl 900 bin düğün bekleniyor... Yeni vaka sayısı önceki gün itibarıyla 10 bine yaklaştı.

Bu durumda şu soruları sormamız da normal:

- Bir düğünden...

- Bir siyasi parti toplantısından

- Bir bar gecesinden

- Bir toplu yemekten

Yazının Devamını Oku

Pandemi, 60 üstü bir Beyaz Türk’ün ömrünü kaç yıl daha kısalttı

Biliyorum, şu güzel bayram gününde böyle bir sorunun ne manası var diyeceksiniz...

Çok haklısınız...

Hele hele benim gibi “Hayat varsa ölüm yoktur” diye düşünen bir insanın durup dururken bu soruyu sorması ve keyfimizi kaçırması çok manasız. Ama kızmayın. Ben sadece piyanistim...

Soruyu ben sormuyorum, o nedenle bana ateş etmeyin...

Dün New York Times’ta okudum.

Pandemi bir buçuk yıl içinde Amerikan halkının ortalama ömrünü 1.5 yıl kısaltmış...

2019’da yeni doğan bir çocuğun ortalama ömür beklentisi 78.8 iken, 2020 sonunda bu rakam 77.3’e inmiş...

*

Yazının Devamını Oku

Rumeli sahilinde ceketli bir heykel ve onun ceketsiz ölen büyük şairi

Şu günlerde “memleket meselesi” yazmamanın kıymetini daha iyi anladım.

Hatta “siyaset” yazmamanın Allah’ın bana bahşettiği bir güzellik ve fırsat olduğunu düşünmeye başladım.

*

Türk dilinin en büyük şairlerinden Orhan Veli 14 Kasım 1950 günü İstanbul’da öldü...

Bugün Aşiyan Mezarlığı’nda yatıyor.

Onun Rumelihisarı sahilinde bir heykeli var...

Üzerinde ceketle otururken temsil edilmiş...

Oysa dün öğrendim ki, Orhan Veli ceketsiz ölmüş...

Bunu da dün

Yazının Devamını Oku

15’inde dünyanın en güzel çocuğu 66’sında Gandalf

Dünya sinemasının en önemli eserlerinden biri İtalyan yönetmen Visconti’nin “Venedik’te Ölüm” filmiydi...

Thomas Mann’ın çok sevdiğim aynı isimdeki novellasından çekilen film, hayatım boyunca beni en çok etkileyen sanat eserlerinden biriydi...

*

Nasıl olmasın ki...

- Yazarı Thomas Mann...

- Yönetmeni Luchino Visconti... “Leopar”ı da çeken insan...

- Baş oyuncu Dirk Bogarde...

İngiliz sinemasının büyük oyuncusu...

- Kadın oyuncu

Yazının Devamını Oku

First class koltuğunda, havyarlı, şampanyalı, bir kavanoz yolcu

Geçen hafta cuma günü Los Angeles’tan kalkan bir uçağın first class mevkisindeki bir koltuğa Louis Vuitton bir çanta kondu.

Pilot anons yapınca, çantanın kemerleri bağlandı.

Sivil havacılık tarihinin belki de en tuhaf yolculuğu işte böyle başladı.

Kavanozun içinde ise Türkiye’de de iyi tanınan, dünya starı bir yolcu...

Zsa Zsa Gábor...

*

Gábor, 18 Aralık 2016 günü Los Angeles’taki Ronald Reagan UCLA Medical Center Hastanesi’nde öldü.

Öldüğünde 99 yaşındaydı... Vasiyeti üzerine yakılarak külleri bir kavanoz içinde Los Angeles’taki Westwood Mezarlığı’na kondu.

Ancak

Yazının Devamını Oku

Yani erkek dediğin: Zampara ve iyi sevişen bir makarnacı mıdır

Şurası kesin...

Pandemi sırasında Marcello Mastroianni’yi yeniden keşfettik.

Bu yıl Türkiye’de ve dünyada 1960’lı yılların İtalyan filmlerini seyretme modası var...



Dino Risi, Ettore Scola, Fellini, Vittorio de Sica gibi popüler yönetmenlerin anlattığı o İtalya hepimize çok tanıdık geliyor... Seviyoruz o İtalya’yı...

*

Yazının Devamını Oku

Ben barın bu tarafında kaldım, barmenim 3 milyarlık patron oldu

Evet ben hâlâ barların bu tarafındayım, barmenim ise 3 milyarlık patron oldu.

TL değil, 3 milyar dolarlık patron...

Yanda gördüğünüz fotoğraf 3 yıl önce İstanbul Tünel’de “Soho House”da çekildi.

Barın müşteri tarafında ben varım.

Karşımdaki barmenin adı ise Nick Jones...

Gördüğünüz gibi gayet mütevazı ve sempatik bir ifadeyle bana içki servisi yapıyor.

Kendisi, Pink Floyd hayranı, rock’çı bir arkadaşımızdır.

Yazının Devamını Oku

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı 19 Temmuz Cinderella Bayramı

Bu şahane fotoğraf Andrew Lloyd Webber’in son müzikal oyunu “Cinderella”dan bir sahne...

Lloyd Webber, 20’nci yüzyılın en büyük müzikal bestecilerinden biri...

*

18-19’uncu yüzyıl ve 20’nci yüzyılın ilk çeyreği opera dönemiydi...

Yirminci yüzyıl ise müzikaller çağı oldu...

Webber geçen yüzyıla damgasını vuran “Cats” ve “Phantom of the Opera” müzikallerinin yazarı...

Şimdi de onun yeni eseri “Cinderella” sahneleniyor... Fotoğrafını gördüğünüz bu oyunun, İngiltere’nin COVID-19 tarihinde çok önemli bir yeri olacak.

İngiltere 19 Temmuz yani bu pazartesi günü normal hayata geçişini ilan edecek.

Yazının Devamını Oku

Bu duvara iyi bakın: yıkılışı Berlin Duvarı kadar önemli

Manchester şehrinin güneyindeki Withington bölgesi polisi geçen pazartesi sabahı çok sayıda vatandaştan şikâyet telefonu aldı...

Vatandaşlar, şehrin bir binasının duvarına çizilen graffitiyi şikâyet ediyordu.

Çünkü o duvar graffitisinde üç isim hakkında ırkçı ifadeler ve çizimler vardı.

Hedefteki üç isim şunlardı:

Marcus Rashford, Jadon Sancho ve Bukayo Saka...

Bu üç kişi İngiliz milli takımının beş siyah oyuncusundan üçüydü... Üçü de bir gece önce oynanan İngiltere-İtalya maçında penaltı kaçırarak, takımlarının şampiyonluğu kaçırmasına neden olmuşlardı.

O gece İngiltere’nin ırkçı trolleri bu insanların hayatını cehenneme çevirdi.

Ve sonunda iş

Yazının Devamını Oku

Otuz yaş altı dünyanın en önemli 30 müzisyeninden biri

“OHHH Zoom konserler bitti...”

Önceki akşam Bodrum Zai’de, pandeminin başından beri fiziksel ortamda ilk konseri izledim.

Böylece sadece “dinleme” kodundan “izleme” moduna geçtim.

Özlemişim...

*

Konseri ÇEV Sanat’ın genç müzisyenleri verdi.

Solistler kemancı Bade Daştan ile çellist Jamal Aliyev’di...

Bodrum’un klasik müzikteki açılış konserini Fazıl Say şu cümleyle yaptı:

“Türkiye öyle az buz bir yer değil...”

Yazının Devamını Oku

Shakespeare penaltı kaçırınca Dante ve Caravaggio mu kazandı

Önceki gece ne seyrettiğimizi düşündünüz mü...

Evet çok güzel bir futbol seyrettik...

Maç öncesi iki takım da diz çökerek ırkçılığa karşı çok güzel bir dayanışma fotoğrafı verdiler...

İnsanlar iki yıldan beri ilk defa yan yana, omuz omuza maç seyrettiler.

Ama sahada sadece bu mu vardı?

Sahada, dünyanın en demokratik ülkelerinden ikisinin milli takımları vardı...

Biri İngiltere...

Shakespeare

Yazının Devamını Oku

Çingenepalamutu ve 'Lymantria Dispar'ın hayatında özel bir gün

“Entomological Society of America...”

Yani Türkçe deyişle “Amerikan Böcekbilimi Cemiyeti” geçen salı günü bizim bildiğimiz çingenepalamutunu da ilgilendiren bir karar aldı.

Bundan böyle “Lymantria Dispar”ın adı değişecek...

Daha doğrusu bilimsel adı “Lymantria Dispar” olan böceğin halk arasındaki adı artık başka olacak...

Bu tırtıl böceğin halk arasındaki adı “Gypsy Moth”du...

Yani “Çingene güvesi...”

Dernek geçen yıl bu isme gelen bir itirazı incelemeye aldı ve sonunda geçen salı günü bu ismin “halk dili sözlüğünden” çıkarılmasına karar verdi.

Nedeni de şu:

Yazının Devamını Oku

Cavit... Rıfat! Bırakın Forrest Gump gibi yürümeyi, 10 bin adım balonmuş

1) Bana göre dün hepimizin sağlığını ilgilendiren bir devrim oldu...

Pandemi boyunca hepimiz adım saydık...

Rekor işinsanı Cavit Çağlar’daydı.

Günde 25 bin adım.

*

Posta gazetesinin eski genel yayın yönetmeni Rıfat Ababay...

Her gün 15 bin adım ata ata bitirdi kendini, o aslan gibi adam kuşa döndü, sadece bir tutam bıyık kaldı yüzünde...

Çetenin elebaşısı ve azmettiricisi tabii ki Hürriyet’in başyazarı Osman Müftüoğlu’ydu...

Her gün iWatch’unun, üzerinde 17 bin adım yazan ekranını yüzlerce insana postaladı...

Yazının Devamını Oku

Salı akşamı HALK TV’de beni şaşırtan bir ‘sayın’ hitabı

Geçen salı akşamı beni şaşırtan bir şey oldu.

Belki de “umutlandıran” demem daha doğru olur.

Halk TV’de ana haber bültenini sunan Özlem Gürses, Zülfü Livaneli’nin CHP içinde başlattığı tartışmayı anlatırken, kendisine bir mesaj gelmiş.

WhatsApp mesajını gönderen kişi MHP Genel Başkan Yardımcısı İzzet Ulvi Yönter...

Ama dikkat...

Mesaj ona ait değil...

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli gönderiyor mesajı...

Konu da ilginç...

Yazının Devamını Oku