"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

En maço sporcunun en gizli ikinci hayatı

20 Nisan 2017 günü Amerika Birleşik Devletleri’nde Boston Üniversitesi’ne ait bir kliniğe gelen iki kişi, ellerindeki kutuyu, imza karşılığında bir klinik yetkilisine devretti. Burası Boston Üniversitesi’ne ait bir binaydı.

Üniversitenin şehir merkezinde de klinikleri vardı, ama nedense kutuda getirilen nesnenin şehir dışında gözlerden uzak bu kliniğe bırakılması tercih edilmişti.

Kutu kliniğe ön kapıdan değil, arka tarafta, çok az insanın kullandığı bir kapıdan sokulmuştu.

Dahası, laboratuvara normal yoldan değil, hastanenin altındaki gizli bir koridordan getirilmişti.

En maço sporcunun en gizli ikinci hayatı

O gün kliniğe getirilen kutunun içinde bir insan beyni vardı. Beynin kime ait olduğunu, laboratuvardaki 3 kişiden başka kimse bilmiyordu.

Bu üç kişi, başkalarının bilmediği bir bilgiye sahipti.

Kutu, 30 kilometre ötedeki bir hapishaneden getirilmişti. 2013 yılında bir arkadaşını öldürmek suçuyla hapishaneye giren birine aitti.

Ayrıca iki başka kişiyi daha öldürdüğüne dair iddialar da vardı.

Aynı yılın 19 Nisan günü hapishanede kendini yatak çarşafı ile asarak intihar etmiş, ailesinin isteği üzerine beyni Boston Üniversitesi CTE Kliniği’ne incelemeye gönderilmişti.

*

Uzmanlar hiç bekletmeden beyni incelemeye başladılar. Doktorun yaptığı ilk iş, elindeki insan beynini tartıya koyup tartmak oldu.

Tam 1573 gramdı...

Yan taraftaki masaüstü bilgisayarda açılan dosyaya ilk sonucu yazdı:

“Bu yaştaki insan için normal bir beyin ağırlığı”.

*

Dıştan bakıldığında, beynin görünümünde anormal hiçbir şey yoktu...

Büyüklüğü, ağırlığı, doku yapısı, son derece normaldi. Ancak ince dilimlere ayrılıp, çeşitli bölgeleri incelenmeye başlandığında, doktorları hayretler içinde bırakan şeylerle karşılaştılar.

İçine girdikçe karşılaştıkları tablo, beynin adeta darmadağın olduğunu gösteriyordu.

Laboratuvarda her yaştan, her hastalıktan ölmüş, her cinsten binlerce insan beyni örneği vardı.

Ellerindeki beyni onlarla eşleştirmeye başladılar.

27 yaşındaki bu genç erkeğin beyni, yaş grubu olarak o örneklerden sadece bazılarına uyuyordu.

O da 65 yaşından büyük insanlara ait beyinlerdi. Ancak, onları hayretler içinde bırakan çok spesifik, ikinci bir eşleşme daha vardı.

*

27 yaşındaki genç erkeğin beyni, 46 yaşında hayatını kaybetmiş bir boksörün beyni ile eşleşmişti.

Peki bu genç adamın beynini daha 27 yaşında bu hale getiren hastalık neydi?

*

Analizi yapan uzmanların bulduğu gerçek, o yılın eylül ayına kadar gizli tutuldu. Nihayetinde, ölen gencin ailesi izin verince, sonuçlar 22 Eylül 2017 günü açıklandı.

Doktorlarla birlikte artık bütün Amerika da şoktaydı.

*

Beyin, Amerikan futbolunun en önemli takımlarından Patriots’un oyuncusu Aaron Hernandez’e aitti. Çok genç yaşta cinayet suçundan hapse düşmüş ve intihar etmişti.

Bu olay Amerikan futbolunun oyuncuların beyni üzerindeki etkisi tartışmalarını bir kere daha başlattı.

En maço sporcunun en gizli ikinci hayatı

Bu yazıyı geçen yıl çıkan “Tanrıyı Gören Son İnsan” adlı kitabımdan aktardım.

Bu olayı 19 Kasım 2017 günü Hürriyet’te yazmıştım.

Bu yazıdan 3 yıl sonra anlattığım olay bir Netflix dizisi oldu ve geçen hafta gösterime sokuldu.

Önceki gece 3 bölümlük diziyi büyük bir ilgiyle izledim.

Meğer bu olayın arkasında hiç bilmediğim bir başka şey daha varmış.

Aaron Hernandez meğer gay’miş. Ve hayatı boyunca bunu hiç açıklamamış.

Meğer bir yandan mutlu bir evlilik hayatı sürerken, aynı zamanda şehirde başka bir yerde kiraladığı ve ikinci hayat yaşadığı bir başka evi daha varmış.

Bu da cinayetten yargılanırken mahkeme sırasında savcılar tarafından ortaya çıkarılmış.

Amerika’nın en maço sporu Amerikan futbolu...

Bu olaydan sonra bu sporun soyunma odalarının bambaşka gerçekleri de ortaya çıkmış.

En maço sporcunun en gizli ikinci hayatı

SAHİ... CEM YILMAZ BİZİM ŞARLOMUZ MU

Cem Yılmaz’ın “Karakomik

Filmler”
inin ikinci iki bölümünü, ilgiyle takip ettiğim popüler kültür yazarı Tayfun Atay’la birlikte izledim.

Atay film hakkında görüşlerini T24’te Seden Mestan’a anlatırken, ilginç bir tez ortaya attı.

“Cem Yılmaz, Charlie Chaplin’imizdir. Chaplin bütün dünyayı güldürüyordu, Cem de bütün Türkiye’yi güldürüyor, Chaplin de Cem de güldürürken duygulandıran, hüzünlendiren ve düşündüren ve politik motivasyonu olan bir komedyendir” dedi.

Film bittiğinde ben de aynı duyguları taşıyordum.

Cem gerçekten olgunluk dönemini yaşıyor...

Ve bunu Türkiye’nin sıradan küçük insanının, mahallemizde yaşayan hepimizin içindeki küçük insanın yalnızlığını, hırslarını, çaresizliklerini o kadar güzel anlatıyor ki...

Bana göre sinema kariyerinin doruğunda...

En maço sporcunun en gizli ikinci hayatı

BENİM PANTEONUMDA ONUN YERİ ŞURASIDIR

RAHŞAN Ecevit’i 1979 yılında, terör günlerinde, CHP Parti Okulu’nda eğitmenlik yaparken tanıdım.

CHP’nin öldürülen Nevşehir İl Başkanı Zeki Tekinel’in cenazesi saldırıya uğradığında, tabutu taşımakta olan eşinin yanındaydı.

1979’da seçim otobüsü Aşağı Çumra’da taşlı ve silahlı saldırıya uğradığında, otobüste ben dahil herkes yere yatmıştı, bir tek Bülent Ecevit koltuğunda dimdik oturuyordu.

Bir de yanındaki eşi...

12 Eylül darbesinden sonra eşi Hamzakoy’a kapatıldığında onun yanındaydı.

‘Arayış’ dergisini çıkarırken yan odada o oturuyordu.

Eşi DSP’yi kurup tekrar Anadolu yollarına düştüğünde yanında yine o vardı...

O sadece bir eş değildi...

Sosyal demokrat bir yoldaştı...

Benim şahsi panteonumdaki yeri bu ülkenin Behice Boran’larının, Türkan Saylan’larının yanıdır...

Bir de Türkiye’nin bütün kedileri biliyor ki...

Artık gökyüzünde onların da koruyucu bir meleği var.

En maço sporcunun en gizli ikinci hayatı

1.52’LİK TÜRK-KÜRT-ALEVİ KADININ PARLAMENTO DERSİ

FERYAL Demirci bu seçimde İngiliz Parlamentosu’na seçilen milletvekillerinden biri...

İngiliz Parlamentosu’nda yaptığı konuşmayı BBC News’ün Türkçe servisindeki videodan seyrettim.

Müthiş bir İngilizceyle konuşuyor. Tam İngiliz-İngiliz...

Kendini, İngiliz Parlamentosu’na seçilen ilk “Türk-Kürt-Alevi” olarak tarif ediyor.

Boyu 1.52’ymiş. “Buraya gelmeden önce kendimi İngiliz Parlamentosu’na seçilen en kısa boylu milletvekili olarak tarif edecektim ama öğrendim ki Hamstead-Kilburn temsilcisinden 1 santim uzunmuşum” diyor...

“Ama ben kısa boylu kadınların da temsilcisi olacağım” diye devam ediyor. O kadar sempatik, o kadar samimi, o kadar esprili ki... Bütün parlamenterleri kırıp geçiriyor.

Cem Yılmaz dün Ahmet Hakan’a, “Kutuplaşmayı önleyecek en etkili şey mizahtır” diyordu.

O kadar haklı ki... Helal olsun sana Feryal Demirci...

Hem Türk, hem Kürt kimliğini gururla taşıyan.. Alevi aidiyetini gururla taşıyan, harika bir kadınsın...

Zaman zaman Türkiye’ye de gel de şu güzel enerjin biraz da bizim şu somurtuk ruhumuzu aydınlatsın.

En maço sporcunun en gizli ikinci hayatı

TÜRKİYE’DE HER 10 GELİNDEN KAÇI İZMİR GELİNLİĞİ GİYİYOR

Bu salı günü İzmir “On Birinci Gelinlik, Damatlık ve Abiye Giyim Fuarı” açılıyor.

İzmir dünyanın en büyük gelinlik üreticisi. Türkiye’de satılan her 10 gelinliğin 7’si İzmir’den gidiyor.

Almanya’nın Duisburg şehrinin Marxloh kasabası tam bir düğün giyim merkezidir.

Orada Türklerin işlettiği 70 gelinlik ve damatlık mağazasının vitrinindeki ürünlerin neredeyse tamamı İzmir’den gidiyor.

Bu fuar artık klasik bir giyim fuarı olmaktan çıktı.

Konsepti değişti.

Bu yıl gönderilen İngilizce davetiyelerin üzerinde “Wedding Fashion” ifadesi kullanılmış.

Yani “Düğün Modası”...

Ve bu yılki fuarın davetiyesi üzerinde yazılı teması da şu:

“Passionate About Fashion”...

Modaya tutkulu...

Davetiyeyi İzmir Belediye Başkanı Tunç Soyer ve Ege Giyim Sanayi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Hayati Ertuğrul birlikte imzalamışlar.

MEKSİKA’NIN ‘ÖLÜLER BAYRAMI’ İZMİR’İN YAŞAYANLAR BAYRAMI

Nasıl Meksika’da bütün kuruluşlar harika “Alabrika”lar hazırlıyorsa, İzmir’in kuruluşları da alabrika gelinlikler hazırlasa, bunları sokaklarda vitrinlerde sergilese...

Belediyeler her mahallede temsili düğünler yapsa, eski evliler de her yıl yeniden evlilik tazelese...

Bütün İzmir bu haftaya hazırlansa, bu üç gün sadece gelinlik satmaktan ibaret kalmasa...

Türkiye’nin en modern şehri bu özel günleri, en modern hayat tarzının kendi özel bayramı haline getirse...

Meksika’nın ‘Ölüler Bayramı’nda yarattığı yaşama coşkusunu, İzmir yaşayan insanların coşkusu haline getirse...

*

Harika bir şey olmaz mı...

BUGÜN KAÇIRILMAYACAK İKİ MAÇ

Liverpool-Manchester United, saat 19.30 SSport

Barcelona-Granada,
saat 23.00 D Smart

KATKIDA BULUNANLAR

Sayfa Editörü:
Firuzan Demir
Foto Editörü: Murat Şaka
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama:
Selma Songül Zengin

X