GeriErtuğrul ÖZKÖK En güzel Mustafa Koç yazısı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

En güzel Mustafa Koç yazısı

KEŞKE diyorum Mustafa Koç arkasından yazılan bu yazıları okusaydı.

Bu sevgiyi görseydi.


* * *


Çok güzel yazılar okudum.
Bekir Coşkun’un, Yılmaz Özdil’in yazıları çok güzeldi.


* * *


Ama okuduğum en güzeli, Hürriyet’in ayrılan yazarlarından Demet Cengiz’in blogunda yazdığı yazıydı.
Yazıyı, Derya Yalçın’ın Hürriyet Sosyal’deki köşesinde okudum.


* * *


“İyi bilirdik deyip geçmeyeceğim. Anlatacağım, dinleyin” diye başlayan yazıda, Mustafa Koç’un hayvan sevgisi anlatılıyordu.
Bir de onun yaralıyken sevgiyle tedavi ettirdiği, baktığı, koruduğu fok Badem’le sarmaş dolaş bir fotoğrafını yayımlamış.


* * *


Onun yazısından Mustafa Koç’un iki kolunda dövmeler bulunduğunu öğrendim.
Ben hiç fark etmemiştim.



En güzel Mustafa Koç yazısı

 


Bir kolunda benim de çok sevdiğim Nemo çizgi filminin baş karakteri var.
Öteki kolunda ise EMAC yazısı...
Esra, Mustafa, Aylin, Caroline...


* * *


Bunları okuyunca ve dövmeleri görünce Mustafa’yı daha da çok sevdim.

 

Hanzade Doğan Boyner: İnternet bedava olmalı

 

En güzel Mustafa Koç yazısı

 

DAVOS’ta katıldığım en eğlenceli oturumlardan biri, dijital uygulamalar üzerine bir tür oyundu.
Salonda 6 masa, 5 konuşmacı vardı.
Biri, Doğan Gazetecilik Yönetim Kurulu üyesi ve Hepsiburada.com’un başkanı Hanzade Doğan Boyner’di.
Oturumu New York Times yazarı David Patrick yönetti.
Konuşmacıların her biri, üzerinde adları yazılı masalarda oturuyordu.
Her masanın üzerine bir “hikâye senaryosu” konmuştu.
Masadaki ekip bu senaryoyu tartışıyor, uygulanabilir veya uygulanamayacak yanlarını buluyordu.
Sonra masada adı yazan grup başkanı konuşmacı, varılan sonucu sunuyordu.
Ben Hanzade Doğan Boyner’in masasındaydım.
Bize verilen senaryo şuydu:
Çin’de, geçirdiği kaza sonucu ayakları felç olan bir çocuk kendine bir internet sitesi kuruyor ve yaşadığı köyden canlı hayvan satışı yapmaya başlıyor.
Dubai’de bulduğu bir müşterisinden bu e-satış yoluyla yılda 50 bin dolar kazanıyor.
Böyle bir senaryo mümkün müdür, sürdürülebilir olması için ne yapılması gereken?
Konuyu tartıştık ve Hanzade’nin görüşü hâkim oldu.
Ona göre, artık internete giriş ve kullanım bedava olmalı.
Ancak bu sayede internet küçük yatırımcılar için mümkün bir mecra olabilir.

 

 

RAKAMLAR

 

 


-HANZADE Doğan Boyner’in katıldığı oturumda şunları da öğrendim.
-Halen dünyanın
yüzde 40’ının internete
ulaşım imkânı varmış.
-Dünyanın en yoksul yüzde 20’lik kesiminde bile her 10 evin 7’sinde cep telefonu varmış.
-Bu evlerde cep telefonuna sahip olma oranı, tuvalet ve akar suya sahip olma oranından
bile yüksekmiş.

 

 

DAVOS’UN EN ENLERİ ŞUNLARDI

 

En güzel Mustafa Koç yazısı


-STARI: Hiç kuşkusuz Leonardo DiCaprio.
-ZOR ULAŞILANI: Hiç kuşkusuz İsrail Başbakanı Netanyahu. Etrafında koruma duvarı vardı.
-EN SEMPATİK: Hiç kuşkusuz Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani Ahmedzai. Dışa kapalı medya liderleri sohbetinde başparmağını yukarı kaldırarak yaptığı konuşma çok samimi ve sıcaktı.
-EN GİZLİ SEMPATİK: Hiç kuşkusuz Başbakan Başdanışmanı ve milletvekili Ali Babacan. Hep arka planda kalmayı tercih etti.
-EN AKTİF: Hiç kuşkusuz Cüneyd Zapsu.

 

 

Google gecesinde öğrendiğim haber

 

 

DAVOS’ta, akşam yemeğinden sonra başlayan partilere “Nightcap” adı veriliyor.
Bu yıl, en eğlenceli
nightcap Google’ın Ameron Otel’deki partisiydi.
Başbakan Davutoğlu’nun yemeğinden oraya gittim.
Güzel bir sahne ve çok iyi bir canlı orkestra vardı. Gece yarısından sonra bile müthiş bir kalabalık vardı.
Özel davetle gidilen gecede bileğime takılan lastik bilezik hâlâ duruyor.
Parti sırasında konuştuğum davetlilerden birinden önemli bir haberi öğrendim.
Google, İngiltere Maliye Bakanlığı ile 150 milyon pound’luk bir vergi anlaşması yapmış.
Sanıyorum, bu anlaşma, başka ülkeleri vergi sığınağı gibi gören global paylaşım ve internet siteleri için bir örnek olacak.

 

 

Öteki en eğlenceli iki gece partisi

 

-BURDA GRUBUNUN NIGHTCAP’I: Dr. Herbert Burda’nın her yıl Belvedere Otel’de verdiği gece partisi bu yıl da en kalabalık partilerden biriydi.
-SCHATZALP ŞALE PARTİSİ: Kaldığım Schatzalp Oteli’nin arka tarafındaki şalede bu yıl yine çok dar ve eğlenceli
bir gece yarısı partisi
vardı. Geçtiğimiz yıllarda Mick Jagger vardı. Bu yıl ise Bono.

 

 

Washington Post hâlâ büyük ve etkili

 


DAVOS’un en etkili ve ilgi gören öğle yemeği hep Washington Post’unki oluyor.
Graham ailesi gazeteyi, Amazon’un kurucusu Jeff Bezos’a sattı.
Gazetenin tirajı çok düşmüştü ama internet sitesi büyüyor.
Gazete satıldıktan sonra Davos davetlerini kim yapacak diye merak ediyordum.
Hâlâ ailenin bir üyesi olan Lally Weymouth ev sahipliği yapıyor.
Lally çok iyi bir gazeteci. Medya liderlerinin devlet başkanları ile yaptığı kapalı özel toplantıda dikkat ettim.
Elinde defter durmadan not alıyordu.
Her yıl dünyanın önde gelen liderleri ile çok ses getiren mülakatlar yapıyor.
Bu yılki parti de çok kalabalıktı. Gelen üst düzey davetliler yüzünden Davos yolları yine kesildi.
Bazıları kâğıt ölüyor diyor ama Davos’ta Washington Post’un büyüklüğü ve etkisi hâlâ devam ediyor.

 


Kiev Belediye Başkanı gelirlerini nasıl yüzde 30 arttırdı

 


BU yıl Davos’ta benim için en güzel sürprizlerden biri Ukrayna’nın başkenti Kiev’in seçilmiş belediye başkanı Vitali Kliçko ile tanışmak oldu.
Kai Diekmann ve ben onunla kaldığımız Schatzalp Oteli’nin terasında çok güzel bir sohbet yaptık.
Çok uzun boylu, çok sempatik bir insan. Çok iyi Almanca ve İngilizce konuşuyor.
Eşi Hamburg’da yaşıyormuş.
Tam Özal dönemi belediye başkanları gibi, pratik ve iş bitirici bir karakteri var.
“Kiev’in gelirlerini nasıl yüzde 30 arttırdım biliyor musunuz” diye sordu ve anlattı.
Belediyenin muhasebesini ve bütün işlemlerini SAP uygulamasına sokmuş.
Yani tamamen dijitalleştirip, şeffaflaştırmış.
“Bu sayede gelirlerimiz yüzde 30 arttı. Oysa şehrin ekonomisinde bir büyüme yok. Sadece kontrol ettik ve insanlar bu şeffaf uygulamaya güvendi” dedi.

 


Belediye başkanı bir romanı kaç günde okur

 

 

KİEV Belediye Başkanı’na kaldığımız otelin tarihini anlattım.
Alman yazar Thomas Mann’ın ünlü romanı ‘Büyülü Dağ’ı bu otelde yazdığını söyledim.
Bunun üzerine Kai, otelde satılan kitabın Almanca baskısından bir tane alıp Belediye Başkanı’na hediye etti.
Vitali, kitaba baktı
ve “Altı hafta sonra
beni ararsan, kitap hakkında düşüncelerimi anlatırım” dedi.
Kitabı en iyi Rusça ve Ukraynaca okuyormuş. Rusça bir kitabı 2 günde bitiriyormuş.
Ancak Almanca ve İngilizce olunca, bir-iki hafta alıyormuş.

 

 

ERTUĞRUL ÖZKÖK’ÜN MUSTAFA VARANK’I HEDEF ALAN HAKARET NİTELİĞİNDEKİ YAZISINA CEVABIMIZDIR

 

 

Hürriyet Gazetesi yazarı Ertuğrul Özkök’ün kaleme aldığı ‘KAYYUM BEY TEBRİKLER TARİHE GEÇTİNİZ - Oğlum Mustafa, Sen Trolleri Bırak da Bununla Uğraş Biraz’ başlıklı köşe yazısı gazetenin 31.10.2015 tarihli nüshasında yayınlanmış, içeriğinde müvekkilimi hedef alan aşağılayıcı ifadelere yer verilmiştir.
Ertuğrul Özkök bir süredir müvekkilimi hedef alan yazılarla gerçeğe aykırı olarak sözde müvekkilim Sn. Mustafa Varak’ın propaganda ve algı yönetimi amacıyla bir kısım televizyon kanalı, gazete ve sanal medyayı talimatları ile yönlendirdiğini iddia etmektedir. Bu iddiası doğrultusunda Trol Güdüm Merkezi Başkanı şeklinde bir hitap kullanmaktadır. Devam eden günlerde kaleme aldığı yazılarda müvekkilime ithafen bu aşağılayıcı lakabı kullandığı ve hukuka aykırı tavrını sürdürdüğü, tekzibe konu yazısında da lakayt bir şekilde deyim yerindeyse sokak ağzıyla, senli benli aşağılayıcı bir üslup kullanarak hukuki betimlemesiyle, müvekkilimi hafife aldığı, bedensel veya ruhsal varlığını ya da mesleki veya toplumsal statüsünü kabul etmeyerek küçümsediği görülmektedir.
Ertuğrul Özkök’ün daha önceki yazısında belirtmiş olduğu kendi deyimiyle ‘dedikoduları’ referans alarak müvekkilime yönlendirdiği bu itham tamamen bir kurgu ürünü olup, kılükal niteliğinde olması hasebiyle kaynağı bulunmayan, yanlış ve çarpıtılmış, gerçeğe aykırılık teşkil etmektedir ve fakat müvekkilim bedel alınarak kamuoyuna bilinçli şekilde servis edilen müvekkilimin medya gücüyle propaganda ve algı yönetimi yaptığı yönündeki bu gerçek dışı iddialar masum bir dedikodu olmaktan öteye geçmektedir.
İfade ve basın özgürlüğünün sınırlarını aşarak yayın yapan basın organları kamuoyunu, ortaya attıkları iddialarla yönlendirebilmekte bu anlamda hedef aldıkları kişilerin itibarlarına zarar verebilmektedirler.
Gazete ile televizyonların propaganda ve algı yönetiminin en etkili enstrümanlarından olduğu gerçeği yadsınamaz. Bu anlamda asıl propagandanın ve kamuoyu üzerindeki asıl algı yönetiminin Ertuğrul Özkök’ün yazısı ile müvekkilim Sn. Mustafa Varank’a karşı başlatıldığı görülmüştür.
Söz konusu hakaret içeren bu yazı ile ilgili tüm yasal haklarımızı hızlı, eksiksiz ve etkin bir şekilde kullanacağımızı da dikkatlerinize sunarız.
Kamuoyuna saygılarımızla sunarız.
Sn. Mustafa VARANK vekili Av AHMET ÖZEL

X

Sadece o gitmedi o da birlikte gitti

Evet İsrail’de 12 yıllık Netanyahu başbakanlığı dönemi sona erdi.

Ortadoğu’nun en tehlikeli “popülisti” iktidar koltuğunu kaybetti...

Yerine bir koalisyon geldi...

Hem İsrail “Oh” dedi...

Hem dünya...

Gelin olanları alt alta yazalım ve biraz geri çekilip bakalım:

İsrail halkı ve parlamentosu, Netanyahu’nun “Ben gidersem İsrail batar” şantajına kulak asmadı.

İsrail halkı ve parlamentosu,

Yazının Devamını Oku

Maskesiz plaj fotosunda kimler Blues Brothers, kim tiki, slim fit

Türk iş dünyasının VIP’i pandemi sonrası açılışı geçen hafta İstanbul’da Lucca’da yaptı.

Dünyanın en güçlü 7 ekonomisinin lideri ise önceki gün İngiltere’de Cornwall Plajı’nda bir araya gelip geleneksel aile fotoğrafını çektirdi.

Yüzlerinde maske yoktu ama aralarına sosyal mesafe koymuşlardı.

Böyle olunca da hepsinin duruşu ve kıyafeti daha çok ortaya çıkıyordu.

Ben de bu dünyanın en gelişmiş 7 ülkesini yöneten liderlerin kıyafet ve vücut dili analizini yaptım.

Yanıma danışman olarak da eski Radikal gazetesinin moda yazarı ve erkek giyim markası Milimetric’in kurucu ortağı Kağan Gökalp’i aldım.

İşte bizim gözümüzden dünyayı yöneten “maskesiz yedili”....

Yazının Devamını Oku

Son fotoğraf ve ibretlik bir ‘Yeni Türkiye’ hikâyesi

15 Temmuz 2016 gecesi, saat 22.14’te internet siteleri küçük bir haber geçti.

Eski milletvekili Nevzat Yalçıntaş Çatalca İlyas Çokay Devlet Hastanesi’nde ölmüştü.

83 yaşındaydı ve ölüm nedeni kalp kriziydi...

*

Prof. Yalçıntaş, eğitimini Fransa ve İngiltere’de yapmış, parlak bir öğretim üyesiydi.

TRT’nin eski genel müdürlerinden biriydi.

İki dönem milletvekilliği yapmıştı.

Muhafazakâr kesimin en demokrat insanlarından biriydi...

İktisat fakültesinde eski Cumhurbaşkanı

Yazının Devamını Oku

Kâinatın en büyük sırrının fotoğrafını kim, nasıl çekti

Dün Kuzey yarıküre çok ilginç bir güneş tutulması izledi.

Birçok yerden, “Halkalı tutulma” denen bu olayı gösteren harika fotoğraflar geldi.

Bana göre en güzeli de manşete koyduğum bu fotoğraf oldu...

Halkalı tutulma gözümüzü yine uzaya çevirdi.

Bundan istifade ederek ben de son yıllarda size kâinatla ilgili en ilginç olaylardan birini anlatayım.

12 Nisan 2019 günkü yazımda, insanoğlunun yıllardır konuştuğu “karadelik” denilen “şey”in fotoğrafının çekilmesinin hikâyesini yazmıştım.

Karadelik için, “öteki dünyanın kapısı” da diyebiliriz.

Kâinatın en az bilinen boşluklarıdır karadelikler.

Yazının Devamını Oku

Yarın Roma'da sahaya ilk defa Z kuşağı çıkıyor

Türkiye Milli Takımı yarın Roma’da İtalya’nın karşısına çıkıyor.

Geçen yıl yapılamayan Avrupa Futbol Şampiyonası bu maçla başlıyor.

Hürriyet Avrupa baskısı bugün şampiyona için hazırladığı 28 sayfalık güzel bir ek veriyor.

O ek için benden de bir yazı istediler.

O yazıyı hazırlarken farkına vardım şimdi yazacaklarımın.

Yarın sahaya belki de tarihimizin en genç milli takımı ile çıkacağız.

Gelin şu rakamlara bakalım.

*

Takımızın yaş ortalaması 25 ve şampiyonaya katılan 24 takım arasında en genci...

Yazının Devamını Oku

Bu yıllar geçecek, Ezgi Mola kalacak... Ya siz

Ezgi Mola’yı son defa Alice müzikalinin kulisinde görmüştüm.

Harika Kırmızı Kraliçe oyununu sevmemize çocuk gibi sevinmişti...

O gece üzerinde bu fotoğrafta gördüğünüz “Kırmızı Kraliçe” kıyafeti vardı.

“Bu rolü Türkiye’de en iyi oynayacak isim” demiştim.

*

Dün milletçe öğrendik ki Ezgi Mola hakkında 4 yıla kadar hapis cezası istemi ile dava açılmış.

Nedeni de tecavüze uğrayıp intihar eden genç kızı savunmak için attığı tweet’miş.

İddiaya göre intihar eden kıza tecavüz iddiasıyla yargılanan kişiye hakaret etmiş.

Ne kadar da onuruna düşkün bir arkadaşmış meğer...

Yazının Devamını Oku

Biz Türkler nikâh şekerini Lükres Borjiya'nın kına gecesinde mi öğrendik

Dün Hürriyet ve New York Times’ın manşetinde benzer bir haber vardı. Pandemi sırasında yasaklanan düğünlerin yeniden başlaması.

Hürriyet’in haberine göre Türkiye’de bu yıl düğün patlaması yaşanacakmış.

Normal yıllarda 500 bin olan düğün sayısının bu yıl 750 bine çıkması bekleniyormuş.

New York Times’ın haberine göre de İtalya da 17 Mayıs’tan itibaren düğünleri serbest bırakmış.

Düğünlerin serbest bırakılması bu iki ülkenin iki şehrinde özel bir sevince yol açtı.

Türkiye’de İzmir...

Çünkü İzmir gelinlik üretiminde belki de dünyanın en büyük şehri...

Sadece Türkiye’nin değil, Avrupa’nın gelinlik ve damatlık kıyafetleri oradan gidiyor.

Yazının Devamını Oku

Özel telefon, Whatsapp mesajı yayınlayan, yayan fena yandı

O meşum 3 Temmuz gününü hayatım boyunca unutmayacağım.

Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın evinden alınıp götürülüşü hâlâ gözümün önünde...

Saracoğlu Stadı’nda FETÖ’cü polislerin provokasyonunu hiç unutmayacağım... Orada yediğim biber gazı hâlâ genzimde...

*

Neler yaptılar bu kulübe...

Sırf Atatürkçü diye... Sırf herkes FETÖ yalakalığı yaparken onlar yapmadı diye...


Yazının Devamını Oku

Erdoğan, Biden'a fesli bir boksörü anlatacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD Başkanı Biden’la yapacağı görüşmenin tarihi kesinleşti.

Önceki gün aldığım bir bilgiye göre Erdoğan bu görüşmede ABD Başkanı’na bir boksörden söz edecek.

Bir de kitap hediye edecek.

Kitabın adı da şu: “A Golden Heart Mitten...”

Yani “Altın Kalpli Eldiven...”

*

Önceki gün AKP’li bir başkanla ringe çıktım.

Beyoğlu’nun göbeğine kurulmuş bir ringin kenarındaki halatları kaldırıp birlikte içine girdik ve bu fotoğrafı çektirdik.

Ringe çıkma daveti Beyoğlu Belediye Başkanı

Yazının Devamını Oku

Spor yazarları artık maç sonu kültürünü köklüce değiştirmeli

Osaka, aldığı ceza sonrasında Fransa Açık’tan çekilirken, Kadın tenisçinin kararı, aynı zamanda bütün dünyada ‘sporcuların mental sağlığı’ konusunu da tartışmaya açtı.

Bu hafta başında spor dünyasını çok yakından etkileyen çok önemli bir tartışma başladı... Tartışmayı başlatan kadın bir sporcuydu ve şu anda spor medyasında toz duman. Olay şu:

KADIN SPORCU MAÇ SONU TOPLANTISINI REDDEDİNCE

Paris'te yapılan Fransa Açık Tenis turnuvasında Naomi Osaka maç sonunda yapması gereken basın toplantısına çıkmayı reddetti... Böylece tenis tarihinde bir ilke imza attı. Nedenini de şöyle açıkladı: “Bu basın toplantılarında sorulan negatif ve öfkeli sorular psikolojimi bozuyor ve benim mücadele azmimi kırıyor...”

KIZGIN ORGANİZATÖRLER PARA CEZASI VERDİ, İHRAÇLA TEHDİT ETTİ

Tabii organizatörler Naomi Osaka’ya hemen 15 bin dolar para cezası verdiler. Onunla da kalmadılar, turnuvadan ihraç edebileceklerini ve disiplin soruşturması başlatılabileceklerini ifade ettiler.

Naomi Osaka da ceza almasından 1 gün sonra turnuvadan çekildiğini açıkladı. Spor dünyasında büyük bir tartışma başladı ve çok sayıda sporcu Naomi Osaka’ya destek verdi. Kadın tenisçinin kararı, aynı zamanda bütün dünyada ‘sporcuların mental sağlığı’ konusunu da tartışmaya açtı.

BAZI GAZETECİLER SORU SORMUYOR KENDİNİ GÖSTERMEYE ÇALIŞIYOR

Yazının Devamını Oku

İstanbul’un gayriresmi VIP açılışının yıldızları

Bana göre İstanbul pandemi sonrası açılışını önceki gün yaptı.

İlk açılış “Perakende Günleri” toplantısıydı.

Toplantı sonunda, “Perakende Güneşi Ödülleri” verildi.

Birincisi pandemi sırasında başarılı olan şirketler ödüllendirildi.

Bir de “Yirminci Yıl Özel Ödülü” vardı.

Buna “Ödüllerin Ödülü” deniyordu....

Perakende sektörünü temsil eden 15 dernek ve iki ana sponsordan oluşan büyük jüri belirledi.

Ödülü Mudo mağazalarının kurucusu Mustafa Taviloğlu’na verdiler.

Ve onu, kendisinin yıllar önce söylediği şu cümleyle tanıttılar:

Yazının Devamını Oku

Bir sivil darbe mağduruna postmortem iade-i itibar

Önceki gün Türkiye’de bir “milli mutabakat” olayı yaşadık. Yakın tarihimizin, şimdi hayatta olmayan bir “sivil darbe mağdurunun” ayaklar altına alınmış onurunu iade ettik. Şimdi sizi bu “postmortem” yani ölümü sonrası gerçekleşen iade-i itibar olayının ilk gününe götüreceğim.

O meşum sabaha...

19 Aralık 2009 sabahı Beylerbeyi’ndeki bir askeri lojmanda silah sesi duyuldu.

Türk ordusunun bir subayı, o sabah tabancasını şakağına dayadı ve tetiği çekti. Arkasında da şu mektubu bıraktı:

“Hukuksuzluk sürecine hukuk adına saygı gösterilemez. Bu şekilde giderseniz ne yönetecek bir ordu, ne yaşayacak bir Cumhuriyet, bir ülke bulamayacaksınız.

Şunu bilin ki en küçük suçu ve günahı olmayan ben bu yapılan hukuksuzluğa isyan ve bu karanlığa bir nebze ışık olabilmek için hayatıma son veriyorum.”

*

Yarbayın adı

Yazının Devamını Oku

Bu fotoğraf bana niye Cem Karaca'yı hatırlattı

Bu fotoğraf cep telefonuma geçen pazar günü, Porto şehrinde nehir kenarında dolaşırken saat 14.03’te geldi.

Gönderen Ahmet Özal’dı...

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun rahmetli Cumhurbaşkanımız Turgut Özal’ın eşi Semra Özal’ı İstanbul’daki evinde ziyareti sırasında çekilmişti.

Hemen söyleyeyim...

Tarihi bir fotoğraftır bu...

Büyük bir barışın fotoğrafı...

Cumhuriyet’i kuran partinin, Cumhuriyet’in liberal devrimini yapan insanı ile vefa buluşmasıdır...

Yeni CHP’nin temellerini atan bir karedir...

Yazının Devamını Oku

Nöbetçi genel yayın yönetmeninin manşeti

Her eski genel yayın yönetmeninin içinde mutlaka bir “nöbetçi genel yayın yönetmeni” vardır.

Benim gibi artık ne ruhen, ne de fiziken öyle bir beklentisi kalmamış eski genel yayın yönetmeninin de içinde vardır o nöbetçi...

Öyle bir gün gelir ki...

“Keşke bu gazeteyi bugün ben yapsaydım” derdi...

Veya benim gibi onu demez de şunu yapar.

İçindeki gazeteyi içinden yapar...

Pazar gecesi öyle bir geceydi işte...

İçimdeki nöbetçi, o gece kendi gazetesini yaptı...

Yaptı da ne yaptı...

Yazının Devamını Oku

O statta sadece final oynanmadı, futbolun geleceği değişti 

Futbolun geleceği adına önemli ipuçlarına tanık olduk.

Bu maç Avrupa’nın seyircili futbola dönüşüydü. 16 bin taraftar sahada 60 binlik bir atmosfer yarattı. Şurası kesin; seyircisiz bir maç baharatsız bir yemek gibiydi. Futbol önceki gece aromasını ve baharatına kavuştu. Stattaki seyirci yerleşiminde sosyal mesafe ve hijyen şartlarına uygun bir oturum planlaması yapıldı. Ama daha maç başlamadan önce bütün sosyal mesafe kuralları bir yana bırakıldı. Maskeler tamamen atıldı.

Önceki gece her futbolsevere nasip olmayacak bir olayı yaşadım.

Tabii ki bu bir UEFA Şampiyonlar Ligi finaliydi. Tabii ki o maçı seyretmek bir şanstı.

Ancak bir sosyolog olarak benim için en az onun kadar güzel bir fırsat daha vardı.

Bütün dünyada 1.5 yıllık aradan sonra seyircili ilk futbol finalini seyredecektim.

Gerçekten çok zengin gözlemlerle dolu bir gece geçirdim.

Cumartesi gecesi Porto’nun Drago Stadı’nda sadece bir UEFA finali oynanmadı.

Futbolun geleceği açısından çok başka şeyler de oldu.

Yazının Devamını Oku

Bir milyon kişi beni karıma şikâyet etti

Geçen hafta “Hergele eşek” başlıklı bir yazı yazmıştım.

Twitter’da TT olmuştu.

Bu defa 10 saniyelik yarım kalmış bir cümle ile yine TT oldum.

Üstelik bu defa bir gece ve bir gün TT kaldım...

*

Olay perşembe akşamı bir arkadaşımdan gelen telefonla başladı:

“Sen gerçekten Tayyip Erdoğan büyük lider mi dedin?”

“Evet” dedim...

Şaşırdı... Herhalde

Yazının Devamını Oku

Bu bir final değil, seyircili sezonun açılışı

İngilizler dün itibariyla Avrupa’da duvarları yıktı ve pandemi sonrası futbol dönemini açtı.

İstanbul’dan neredeyse çalınarak Porto’ya ikram edilen final maçına içim buruk geldim. Ama iyi ki gelmişim. İnsanlar saha içindeki futbola susamış. Ama sokaklardaki heyecanına da susamış. Ve bilin ki sahaya dönen seyirci aynı seyirci olmayacak. Daha mı iyi olur daha mı kötü bilmiyorum ama, daha agresif bir seyirci görürsek kimse şaşırmasın.

Dün UEFA Şampiyonlar Ligi final maçı için Portekiz’in Porto şehrindeydim. Aslında İstanbul’da seyredeceğimiz bir final bizden neredeyse çalınarak Porto’ya ikram edilmişti. O nedenle biraz içim buruk geldim buraya. Ama iyi ki gelmişim... Maçın sahadaki ayrıntılarını yarın yazacağım. Bugün saha dışını yazayım.

MAÇA CHELSEA KULÜBÜ BiLETiYLE GiREBiLDiM

Portekiz’e gelişim kolay olmadı. Bilet bulmak hiç kolay değildi. Çünkü stada 16 bin 500 kişi alınacaktı. Son anda maça gitmekten vazgeçen bir Chelsea Kulübü üyesi arkadaşım sayesinde bilet bulabildim.

OTEL FiYATLARI FÜZE GiBi FIRLAMIŞ

İkincisi Portekiz’e giriş koşulları. Kimi, “karantina var” diyordu, kimi “Yok” diyordu. Ama hemen herkese göre Portekiz’e girmek için bir davet lazımdı. Onları da hallettik... Ama en zoru otel bulmaktı... Epeydir kapalı olan oteller, restoranlar sanki bir yılın parasını bir günde çıkarmak ister gibiydi. Sadece 3 metrekare otel odasının fiyatı 600 Euro’dan başlıyordu.

BEŞ UÇAK iNiNCE COViD DUVARI YIKILDI

Yazının Devamını Oku

Erdoğan telefonu kaldırıyor ve karşısında Beşar Esad var

Bugün size 2007 yılında bir gece, Türkiye Başbakanı’nın odasında yaşanan öyle bir olayı anlatacağım ki...

Şaşırıp kalacaksınız...

Ama önce dün dikkatimi çeken bir gelişme ile başlayayım.

*

Dün beni en şaşırtan haber İsrail’den geldi...



Yazının Devamını Oku