En büyük İstanbul tutkunu yabancı

BANA sorsalar...

İstanbul’a en tutkun yabancı kimdir? Kendi tanıdıklarımdan banko iki isim var.

Biri Bild gazetesinin eski genel yayın yönetmeni Kai Diekmann...

Öteki de artık bütün dünyaya yayılan Soho House kulüplerinin kurucusu ve CEO’su Nick Jones... İşte o Nick Jones geçen hafta İstanbul’daki Soho House’da barın arkasına geçti...

Hayatımda ilk kez bir patron bana barmenlik yaptı... Ve barda çok güzel sohbet ettik.

Durmadan İstanbul Soho House’u anlatıyorsunuz, bu bir hırs mı yoksa şehre tutku mu?

“Bu şehir çok güzel ama ben asıl enerjisine hayranım. İyi geliyor bana.”

Ekonomik kriz kulübü etkilemiyor mu?

En büyük İstanbul tutkunu yabancı

“Etkilese de önemi yok. Şehirlerin hayatında krizler olabilir. Londra’nın da oldu, New York’un da. Ama bitmeyen kriz yoktur. Bir süre sonra bu eğri yukarı doğru yeniden çıkar. O nedenle İstanbul’dan asla vazgeçmem.

Soho House’a ne tür insan gelir, profil nedir?

“Kulüp üyelerimizin yaş ortalaması 36. Daha çok yaratıcı sektör ve endüstri sektöründe çalışıyorlar.”

Artık Silikon Vadisi’nin çocukları bile 40’lı 50’li yaşlarına geldiler. Sizin üye profiliniz de yaşlanıyor mu?

“Tabii ki yaşlanıyor. Bunun için özendirici bazı teşvikler yapıyoruz. Mesela 27 yaş altına daha ucuz bir üyelik aidatımız var.”

Kılık kıyafet zorunluluğu var mı? Mesela ceket ve kravat zorunlu mu?

“Biz o gelenekten değiliz. Dediğim gibi yaratıcı insanlar olduğu için ceket, kravat falan zorunluğu yok.”

İngiliz kulüp geleneğinde kadına pek yer olmaz. Sizde kadın üye var mı?

“Olmaz olur mu var hem de bayağı yüksek.”

Bir oran verebilir misiniz?

“Yüzde 49 yüzde 49... Yani üyelerin yüzde 49’u kadın.”

Geriye kalan yüzde 2?

“Transgender...”

Kaç üyeniz var?

“90 bin aktif üye.”

Üye olanlar ertesi yıl da kalıyor mu? Yüzde kaçı bir yıl sonra üyeliğini yeniliyor?

“İkinci yıl üyelikten ayrılan oranı yüzde 3 civarında. Yani yüzde 97 kalıyor.”

Amerika’daki ve İngiltere’deki kulüplerinizde daha çok hangi siyasi görüşten üye var? Demokrat mı muhafazakar mı?

“Emin olun böyle bir istatistiki bilgimiz yok. Fikrim de yok.”

İyi ama yaratıcı sektörlerden insanların üye olduğunu söylüyorsunuz. Mesela Amerika’daki kulüplerde daha çok Trump aleyhtarı insanların üye olması beklenmez mi?

“Gelip bunu bir gün siz gözlemleyin.”

Kendi merakım için soruyorum. İngiltere’deki üyeleriniz arasında Mick Jagger veya Keith Richards, Paul McCartney gibi isimler var mı?

“Bildiğim kadarı ile yok.”

İstanbul Soho House’un açılışına “Danimarkalı Kız” filmiyle Oscar ödülü kazanan Eddie Redmayne da gelmişti. Sizin dostunuz mu?

“Evet. Düğününü de Soho House’da yaptı.”


17 YAŞINDA DİSLEKSİ 55 YAŞINDA 21 KULÜP SAHİBİ
SEMPATİK mi sempatik... Daha ilk anda çok güzel bir ilişki kuruyorsunuz.

Oysa hayatı hiç de iyimser başlamamış.

Disleksik olduğu için 17 yaşında okulu bırakmak zorunda kalmış.

Yemek ve kulüp sektörüne bulaşıkçılık ve garsonlukla girmiş. Sonra New York’ta Meatpacking bölgesinde ilk Soho House’u açmış. Biz bu kulübü, “Sex and the City” filmindeki o sahne ile tanıdık.

Filmin en hafifmeşrep kahramanı Samantha üyelik için başvurduğunda bekleme listesine alınıyor. O da başkasının kartı ile kulübe girerken yakalanıyordu.

Bugün dünyada 21 Soho House var... Bu arada onunla ilgili bir bilgi. Türk Hava Yolları’nın en iyi müşterilerinden biri.

Bağlantılı olan her yere THY ile uçuyor ve bunu da her yerde anlatıyor.


ANDY WARHOL OBJESİ OLARAK DENİZ GEZMİŞ
“TUHAF” dergisinin bu haftaki kapağını sevdim.

En büyük İstanbul tutkunu yabancı

Bana bir Andy Warhol tasviri gibi göründü.

Bir zamanlar devletin resmi dilinde “terörist” ilan ettiği...

Devletin mahkemesinin idama mahkûm ettiği bir insanın bugün nasıl algılandığına bakınca bir kere daha anladım...

Siyasetçilerin, insanların tarihi nasıl yazacağı değil, tarihin onları nasıl yazacağı önemli.


OTUZUNU GEÇMİŞ KADINA GÖRE BİR 'ERKEKLİK' TESTİ
KADIN, kitabın daha başında beni uyarıyor, diyor ki:

“Ve sen de o adam sandığımız erkeklerden biriysen, lütfen elindeki kitabı sakince rafa bırak. Zira içinde görmek istemeyeceğin gerçekler var...”


Tabii ki tereddüde düştüm... Ben adam mıyım erkek mi...

Karar veremeyince, kitabı rafa bırakmadım.

En büyük İstanbul tutkunu yabancı

Kitabın yazarı Tuba Ezici*... “Otuzundansonra” kitabının da yazarı olduğuna göre, 30 yaşını geçmiş bir kadın. Kitaptan anlıyorum ki...

Nasıl bir “bayan”, “kadın” tartışması varsa...Bir de “erkek” ve “adam” ayrımı varmış.

Yazar önce “Erkek olmakla adam olunmaz” diyor. Sonra “adamın” tarifine girişiyor:

“Tek bir kadına sahip olan erkeğe adam diyoruz biz paşam.”

“Adam olan hislerini belli etmez, aldatmaz, sahip çıkar, sevdiğinden başka kimseye bakmaz.”

Ve son noktayı da şöyle koyuyor:

“İşte bu yüzden biz kadınlar bir erkeğe değil, bir adama âşık oluyoruz.”

Ben de bütün hemcinslerime soruyorum?

“Erkeksen çık, adam olup olmadığını söyle...”

(*) Tuba Ezici: “Adam Sandıklarımız”, Olimpos Yayınları, 2018 


KIZIM BUNCA ERKEK DÜŞMANI DUYGUYU NASIL BİRİKTİRDİN
“Bir adam yalnızsa, muhtemelen kandıracak bir adam bulamadığı içindir... Bir kadın yalnızsa, muhtemelen bir angut tarafından kandırıldığı içindir.”

“Adam Sandıklarımız” kitabından.


SÜRGÜNDEN ANAVATANA EKONOMİK SINIFTA DÖNÜŞ
ALBERTO Manguel benim en sevdiğim yazarlardan biridir.

Onun “Hayali Yerler Sözlüğü” adlı iki ciltlik kitabı başucumdan hiç ayrılmaz.

Manguel, Arjantin’in gözleri görmeyen büyük yazarı Borges’e 4 yıl boyunca kitap okuyan insandır.

Sonra ülkesinin diktatörlük yıllarında yurtdışına yerleşti.

Bayramda, Türkçede yeni çıkan novellası “Dönüş”ü* okudum.

Kitabın hemen girişinde sürgünden dönüşünde ekonomik sınıfta uçuşunu anlatıyor.

Ben de çoğunlukla ekonomik uçtuğum için bu ayrıntılar dikkatimi çekiyor.

Kitabı, Lawrence Durrell’in “İskenderiye Dörtlüsü”nü Türkçeye çeviren Ülker İnce harika çevirmiş.

Bir sürgün, diktatörlükten sonra ülkesine döndüğünde ne hisseder?

Manguel gördüğünü şöyle anlatıyor:

Bir geri kalmışlık, bir çirkinlik...

“Geçmişin kayıpları ile malul bir kent” yani...

Haa bir ayrıntı...

Askeri diktatörlüğün hain ilan ettiği Manguel, diktatör gittikten sonra ülkesine döndü ve Arjantin Ulusal Kütüphanesi’nin başına geçti.

Bir kere daha anladık ki...

Bir diktatörün bir sürgüne “Hain” demesi hiç önemli değil.

Tarih o sürgüne ne diyor, bir de ona bakmak lazım.

Bu harika kitabın özeti de bu işte...

(*) Alberto Manguel: “Dönüş” Çev. Ülker İnce, Kırmızı Kedi Yayınevi, 2018


ENİS NEDEN BİR DEVLET OKULU TERCİHİ YAPMADI
ARKADAŞIM Enis Berberoğlu’nun cezaevinden üniversite sınavına girip Koç Üniversitesi’ni kazanması beni hiç şaşırtmadı.

Ama yine de merak ettiğim ayrıntılar vardı.

Mesela başka hangi tercihleri yaptı, aldığı puan neydi, kaçıncı tercihine girdi? Burs aldı mı?

Eşi Oya Berberoğlu’nu arayıp sınav sonuç belgesini istedim.

En büyük İstanbul tutkunu yabancı

İsteğim bilgileri de aldım

Aldığı puan (söz): 325,99106
Yerleştiği yükseköğretim programı: Koç Üniversitesi, İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji ve Sanat Tarihi (İngilizce)
Burs durumu: Yüzde 50
Tercih sırası: 1

Bunlar ÖSYM’den gelen bilgiler.

Bir de benim öğrendiğim bilgiler var.

Enis üniversite sınavına diğer tutuklu ve mahkûmlarla aynı salonda değil, tek başına, görevli ve kamera kontrolünde girdi.

Gençlerin hakkını yememek için tercihte devlet okullarından tercih yapmadı. 8 tercih yaptı ve vakıf üniversitelerini seçti. Koç dışında Bilgi Üniversitesi ile MEF’ten tercilere yer verdi.

Silivri ve Maltepe’den çok yazar çıktı.

İnşallah hakkındaki ağır hukuki hata düzeltilir ve buralardan ilk defa bir de arkeolog çıkar... 


CEZAEVİNİN SINAV PERFORMANSI İYİ
BU yıl sınava giren fen liselilerin yüzde 50’si, Anadolu liselilerin sadece yüzde 30’u, imam hatip liselilerin ise sadece yüzde 15’i bir kuruma yerleştirildi.

Yani Maltepe Cezaevi’nin performansı hiç de fena değil...


ARKEOLOJİ ÖĞRENCİSİ
ENİS BERBEROĞLU’nu çoğu insan sadece gazeteciliği ile bilir.

Çok iyi bir fotoğrafçıdır...
İslam dinini iyi bilir.
Klasik müzikte çok iyi bir “kontrtenor” uzmanıdır.

Ve çok iyi bir kitap okurudur. Özellikle de polisiye ve tarih kitaplarında uzmandır.


FİLMDE BAYRAK ÇEKME SAHNESİ NİYE YOK
“LA La Land” adlı harika müzikal filmiyle Oscar kazanan Damien Chazelle’in son filmi “First Man” Amerika’yı ikiye böldü.

Film Ay’a ilk ayak basan insan olan Neil Armstrong’un hayatını anlatıyor. Yönetmen, Armstrong’un Ay’a Amerikan bayrağı çektiği sahneyi koymamış.

En büyük İstanbul tutkunu yabancı

Şimdi bütün Amerikan milliyetçileri ayaklandı.

Kitabın yazarı James R. Hansen ve Armstong’un iki oğlu ortak bir açıklama yaparak, “Biz bu filmin Amerikan yurtseverlik duygularına ters olduğunu düşünmüyoruz” dediler.

Filmin baş oyuncusu Ryan Gosling ise daha net konuştu: “Biz bu olayı insanlığın bir başarısı olarak görmeyi tercih ettik. Ayrıca Neil Armstrong’un kendisi de çoğu zaman bunu şahsi bir başarı değil, bu projede çalışan 400 bin insanın başarısı olarak anlattı.”

Trump gelse de Amerikan insanının bireysel durum tarzı devam ediyor.

X

Elimize değmeyen, görmediğimiz para ile 190 milyar lira harcıyoruz

Son zamanlarda kendi çevremde, teknoloji çevrelerinde, bankacılık çevrelerinde, çok sık duyduğum üç kelime var.

“FinTech”, “Bitcoin” ve “Blockchain”...

İtiraf edeyim, üçünün de ne olduğunu tam olarak bilemiyorum.

Oysa bunlar giderek günlük hayatımıza şuradan buradan girmeye başladı.

Özellikle de “FinTech...”

Belki inanmayacaksınız, aramızdan 2 milyon insan bu teknoloji üzerinden alışveriş yapıyor. Pandemi sırasında online ödemelerde çok öne çıktı.

Bu ödeme sistemi hayatımızın belki de en önemli kavramlarından birini yavaş yavaş tarihe gömüyor.

Parayı...

Yani bir zamanlar cebimizde en çok gördüğümüz şeyi artık görmüyoruz.

Yazının Devamını Oku

Dönekler ve hainler yeni bir sayfa açıyor

Şerefli bir “dönek”, gururlu bir “hain” olarak yine sahalara dönüyorum.

Hem de iki yüksek yerden aldığım izinle...

Biri “devlet başkanı”ndan...

Öteki “patron”dan...

İkisi de bana “Döneklik ve hainlik artık bütün dünyada şerefli bir payedir. Çık göğsünü gere gere halkın arasına gir” dediler.

Dün gece sabaha karşı cep telefonuma Deadline Hollywood haber sitesinden bir haber düştü.

ABD’nin eski başkanı Barack Obama ile ABD’nin en büyük rock şarkıcısı Bruce Springsteen Spotify üzerinden ortak bir podcast’e başladılar

Yani yaptıkları sohbeti şarkı gibi Spotify üzerinden streaming olarak yayınlıyorlar.

Yazının Devamını Oku

Cübbeli: Biri bana beleş bilet verirse ben de Mars'a giderim

1) Bu hafta sonu en büyük eğlencem Cübbeli Ahmet’in Mars “parodisiydi”...

Vallahi dinlerken yıkıldım...

Bir kere daha söylüyorum...

Cem Yılmaz pandemi dolayısıyla çekilince, stand-up sahnesi Cübbeli Ahmet Hoca’ya kaldı...

Yani kavuk ona geçti...

Allah için o da acayip bir performans sergiliyor...

Geçen hafta iki gelişme oldu.

Geçen perşembe akşamı NASA Mars’a

Yazının Devamını Oku

Dolunay ve kurt yüzyılı kapandı ekinoks ve cadı yüzyılı açılıyor

Önceki gün bir streaming platforma konan yeni “cadı” filmi “Discovery of Witches” bir “ekinoks” günü başlıyor.

Ekinoks, her yıl gündüz ile gecenin eşit olduğu güne verilen isim.

*

Yılda iki ekinoks var...

Biri 21 Mart ilkbahar ekinoksu...

Öteki ise 23 Eylül sonbahar ekinoksu...

Sözünü ettiğim cadılar dizisi bir sonbahar ekinoks günü başlıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Dikkat Kardashian'ın poposu başımıza büyük bir iş açabilir

Bugün cumartesi... O nedenle siyaseti bir yana bırakıp ciddi bir konuya giriyorum...

1. Ülke olarak başımızda büyük bir sorun patlamak üzere...

Ve bu sorunun adı “Brezilya poposu...”

Ama yavaş yavaş bu deyimin yerini “Kim Kardashian poposu” alıyor.

*

Bunun ilk işareti de dün İngiliz Guardian gazetesindeki tam sayfa bir haberle geldi...

Üstelik haberi New York Times gazetesi de duyurdu...

Diyeceğim “Kardashian’ın poposu” deyip dudak bükmeyin, konu ciddi konu.

*

Yazının Devamını Oku

Girit formülü ile yeniden 'takıma dönüş' fotoğrafı

Biliyorsunuz artık iyi bir “Savunma Bakanlığı internet sitesi” uzmanıyım.

En iyi okuduğum şey de bakanlık sitesine konan fotoğraflar...

Bu etkileyici fotoğrafı da dün Savunma Bakanlığı’nın web sitesinde gördüm.

*

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın makamını ilk defa bu kadar geniş bir kadrajla görüyoruz.

Fotoğrafta bakanın sağında Türk bayrağı, solunda ise NATO bayrağı görünüyor.

Arkada ise bir Atatürk portresi var.

Zaten sitenin sayfası da sol üste bir Atatürk fotoğrafı ile açılıyor.

Yazının Devamını Oku

'82'ncimiz gibi' bir şehir hakkında bilmediklerimiz

Türkiye’nin 81 vilayeti var...

Bir de “82’nci gibi” olanı...

Bir Türkiye şehri değil, ama bir Türk şehri gibi olmaya doğru hızla gidiyor.

Burası Suriye sınırları içindeki Afrin...

Bilmiyordum, meğer Türkiye bir süre önce bazı yabancı gazetecileri Suriye içinde Türk ordusunun kontrolündeki Afrin’e götürmüş.

Giden gazetecilerden ilk yazı dün New York Times’ta yayınlandı.

Bu şehir hakkında bilmediğimiz bazı şeyleri bu yazıdan öğrendim.

Ve öyle bir yazı ki...

Yazının Devamını Oku

Liberal arkadaş söyle bana bu 3 maddenin neyini tartışacağız

Günlerdir Ayasofya imamının sözlerini konuşuyoruz.

Nereden üzerine düştüyse durup dururken bir anayasa tartışması başlattı...

Allah’tan ne Cumhurbaşkanlığı, ne iktidar partisi ne de Diyanet bu tartışmaya girdi...

Ama baktım bugün muhalif diye bilinen bazı eski liberal yazarlar da “Anayasa’nın değişmez maddelerini tartışamazsak buna demokrasi denmez” demeye başladılar

Ben de diyorum ki:

İyi hadi gelin tartışalım... Tartışalım da neyi tartışacağız...

*

Madde 1 diyor ki: Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir...

Bunu mu tartışacağız?

Yazının Devamını Oku

CHP oylarımı bölmezse gelecek seçim iktidarım

Cumartesi akşamı Muharrem İnce aradı. Yalova’da oğlu ile birlikteymiş.

Tabii ki konu, onun için yazdığım şu sözlerdi:

“Seçim gecesi üç-beş saati yönetemeyen bir siyasetçi bir partiyi 360 gün nasıl yönetecek...”

Allah için Muharrem İnce’nin rahmetli Süleyman Demirel’e benzeyen bir tarafı var.

Alınmıyor, kızmıyor, küsmüyor...

Türk siyasetinde artık unutmaya başladığımız güzel bir meziyet bu.

Neyse, hemen söze girdi:

“Seçim gecesi için bana haksızlık ediliyor”

Yazının Devamını Oku

Yeni Türkiye'nin yeni fenomeni: VIP köpek

Evet başlıktaki ifade yanlış değil. “V.I.P Köpek”...

Türkiye’de geçen hafta V.I.P köpekler dönemi açıldı.

Size bu haberin hikâyesini ve perde arkasını yazayım.

*

Son yıllarda Türkiye’de en beğendiğim yeni markalardan biri Les Benjamins...

Gümüşhane kökenli bir ailenin çocuğu olan Bünyamin Aydın’ın yarattığı bir giyim markası.

Başlarda “Ottoman Punk” tarzı deniyordu.

Lüks sokak modasının önde gelen isimlerinden biri oldu.

Özellikle fesli James Dean desenleri falan bütün dünyada tutuldu.

Yazının Devamını Oku

Tam 60 yıldır hayır dediğim bir anayasal düzende yaşıyorum

Bakın şu gerçekleri alt alta yazdığımda, kendi açımdan ne kadar tuhaf bir durum ortaya çıkıyor.

- 73 yaşımdayım...

- Bugüne kadar oy verdiğim hiçbir parti iktidara gelemedi.

- Bugün “Türkiye Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi” sitesine girip TC Anayasası yazdığım zaman karşıma çıkan metnin üzerinde şu yazıyor:

“Kanun numarası: 2709

Kabul tarihi: 18/10/1982”...


Yazının Devamını Oku

İlk Türk 'Cacabey'i üzerine birkaç mütevazi tavsiye

Devlet Bahçeli “astronot” kelimesine Türkçe karşılık olarak “cacabey”i teklif etti.

Güzel isim ama itirazım var.

İngilizce veya başka Hint Avrupa dillerinde telaffuzu sorun yaratabilir.

“Kakabey” olarak söylenir ve bu da yanlış anlamalara yol açar...

Onlar eğlenir biz üzülürüz...



Yazının Devamını Oku

Ay'a sert inişe hazırlanırken her 100 Türk'ten kaçı 1969'da ABD'nin Ay'a gittiğine inanıyor

Başlık biraz spekülatif ama ne demek istediğimi birazdan anlayacaksınız.

Ama önce size önemli bir haber vereyim.

*

Türk “Silikon” dünyasında geçtiğimiz günlerde önemli bir gelişme daha oldu.

Dünyanın önde gelen dijital araştırma kuruluşlarından YouGov, Türkiye’de “Wizsight” adlı online araştırma şirketini satın aldı.

Wizsight 2017 yılında N. Özge Akçizmeci adlı genç bir girişimci tarafından kurulmuş bir startup şirket.

Böylece BluTV’nin yüzde 30 hissesinin bir dünya devi olan Discovery’ye satılmasından sonra ikinci bir Türk startup’ı daha dünya piyasasına girdi.

YouGov ilginç alanlarda online araştırmalar yapan bir şirket.

Yazının Devamını Oku

Patron bu milleti ortada bir yerde birleştirebilir mi

‘Big Lebowski’ filminin bardaki bilge adamı ne diyordu:

“Bazen bir ülkede bir adam gelir...”

Sonra birasından bir yudum alıp devam ediyordu:

“Bazen o ülkede bir adam daha gelir...”

Geçenlerde bu tiradı yazmıştım...

Amerika Birleşik Devletleri’nde bir adam geldi...

Ülkeyi tam ortasından ikiye böldü...

Şimdi bir adam daha geldi....

Yazının Devamını Oku

Vay canına benim burnum da soldan sağa doğru çarpıkmış

“‘Ne yapıyorsun’ diye sordu karım, aynanın önünde alışılmadık biçimde oyalandığımı görünce...

‘Hiç’ diye karşılık verdim. ‘Kendimce bakıyorum, burnuma, şu burun deliğimin içine basınca biraz acıyor da’...

Karım gülümsedi...

‘Ben de ne yana doğru çarpık diye bakıyorsun sandım’ dedi.

Kuyruğuna basılmış köpek gibi döndüm:

‘Çarpık mı? Benim burnum mu?’

Karım dingince:

‘Elbette canım, İyi bak: Sağa doğru çarpık...”

*

Yazının Devamını Oku

Türkiye'nin Hitler destekli ilk Afrodit tartışması: Kim ne dedi

Türkiye bundan 81 yıl önce tarihinin en ilginç müstehcenlik tartışmasını yaşadı.

Tartışmanın konusu “Afrodit” adlı bir kitaptı...

Yani Yunan mitolojisinin “Aşk ve güzellik tanrıçası” üzerine...

Daha doğrusu Fransız yazar Pierre Louys’un 1896 yılında yayınlanmış “Afrodit” adlı kitabı üzerine patlayan tartışmaydı bu.



*

Yazının Devamını Oku

Ayşe, Sibel ve Gülse tarihi mi değiştirdi

Ayşe’den kastım Ayşe Arman... Sibel Kekilli ve Gülse Birsel...

Önümde bir kitap duruyor.

Adı “Türkiye Tarihini Değiştiren 110 Kadın”...

Hürriyet’in eski yazıişleri müdürlerinden Doğan Satmış’ın kitabı.

*

Kendince Türkiye tarihini değiştiren 110 kadın belirlemiş ve hepsinin küçük birer portresini yazmış. Listeyi tek tek inceledim. Böyle seçimler çoğu kez keyfidir.

Yani her zaman bir “Bana göre” payı vardır.

Bu da öyle...

*

Yazının Devamını Oku

Sayın CEO beni ikna edin niye dijital bir göçmen olayım

WhatsApp öyle bir şey yaptı ki, hepimizi bir anda büyük düş kırıklığına uğrattı...

Ve kendimize yeni ve güvenli bir dijital ev aramaya başladık.

Türkiye’de iki isim öne çıktı.

Telegram ve BİP...

Telegram Rus asıllı bir adamın kurduğu haberleşme sistemiydi...

BİP ise milli ve yerli...

Turkcell’in bir hizmeti.

İşte bu arayış içinde vatandaş olarak gidip Turkcell’in CEO’su Murat Erkan’ı buldum.

Yazının Devamını Oku

Soldaki, sağdaki kim ve bu kare nerede çekildi

Muhtemelen ortadakini tanıyorsunuz.

Türkiye’nin Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy...

Yine muhtemelen bazılarınız soldakini tanıyor.

Aksiyon filmlerinin ünlü oyuncusu Jason Statham.

*

Gelelim en sağdakine.

O adam ünlü İngiliz sinema yönetmeni Guy Ritchie...

Bir kısmınız belki onu Madonna’nın eski kocası olarak biliyor.

Ama bizim gibi “kült sinema” tutkunları için o “Snatch” filminin olağanüstü yönetmeni Guy Ritchie...

Yazının Devamını Oku

50 yıl önceki filmden bugüne kalan bir afiş

Önceki akşam Boğaziçi Üniversitesi’ndeki olayları izlerken 50 yıl öncesine gittim.

20 Temmuz 1970...

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Abdülhamid zamanından kalma 1416 sayılı kanunu ile devlet bursu almışım...

O gün doktora eğitimi için Paris’e ayak bastım.

*

İlk işim iki filmi seyretmek oldu...

Biri “Woodstock”...

Öteki ise “Strawberry Statement”...

Fransızcaya

Yazının Devamını Oku