GeriErtuğrul ÖZKÖK Elimize değmeyen, görmediğimiz para ile 190 milyar lira harcıyoruz
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Elimize değmeyen, görmediğimiz para ile 190 milyar lira harcıyoruz

Son zamanlarda kendi çevremde, teknoloji çevrelerinde, bankacılık çevrelerinde, çok sık duyduğum üç kelime var.

“FinTech”, “Bitcoin” ve “Blockchain”...

İtiraf edeyim, üçünün de ne olduğunu tam olarak bilemiyorum.

Oysa bunlar giderek günlük hayatımıza şuradan buradan girmeye başladı.

Özellikle de “FinTech...”

Belki inanmayacaksınız, aramızdan 2 milyon insan bu teknoloji üzerinden alışveriş yapıyor. Pandemi sırasında online ödemelerde çok öne çıktı.

Bu ödeme sistemi hayatımızın belki de en önemli kavramlarından birini yavaş yavaş tarihe gömüyor.

Parayı...

Yani bir zamanlar cebimizde en çok gördüğümüz şeyi artık görmüyoruz.

Görmediğimiz, elimize almadığımız 

bir parayı harcıyoruz.

Onun yerini dijital ödeme şekilleri alıyor.

*

Öyleyse nedir bu yakın sürede belki pek çoğumuzun hayatına girecek olan FinTech denilen ödeme sistemleri?

Parayı gözümüzün önünden, cüzdanımızdan, elimizden alan bu ödeme sistemi bankaları da hayatımızdan çıkaracak mı?

*

Bir süredir bu köşede yaptığım “podcast sohbetlerden birinde” işte bunları Türkiye’nin en büyük FinTech şirketi olan “iyzico-PayU”nun CEO’su Barbaros Özbuğutu’ya sordum.

Onunla Zoom üzerinden yaptığımız bu podcast sohbetin bir özetini burada size de aktarıyorum.

Tamamını podcast üzerinden izleyebilirsiniz.
*
Konu teknik gibi gelmesin. Günlük hayatınızı sandığınızdan çok ilgilendirecek çok yakın bir geleceğin yol haritası bu.

Önce size bu şirketi kuran iki Türk gencinden biri olan Barbaros Özbuğutu’yu ve şirketini tanıtayım.
Elimize değmeyen, görmediğimiz para ile 190 milyar lira harcıyoruz

1) MARK ZUCKERBERG GİBİ ‘DROP OUT’ BİR GİRİŞİMCİ

“ALMANYA’da doğup büyüdüm ve 35 yaşına kadar da Almanya’da değişik kurumsal firmalarda çalıştım. Oranın Turkcell’i denilebilecek Telefonica O2’da kariyerime başladım. Ondan sonra İngiltere’ye geçip dünyanın en büyük kredi kartı işlemcisi Firsttutor’da çalıştım.  

Son çalıştığım şirket de Klarna’ydı. Klarna büyüyen İsveçli bir ödeme kuruluşuydu. Şirketin  Almanya genel müdürlüğünü üstlendim ve orada yaklaşık 2.5 yıl çalıştım.”

Ertuğrul Özkök: Sözünüzü kesiyorum, eğitim olarak ne aldın sen, ne eğitimi yaptın?

“Liseyi bitirdikten sonra bir-iki kere üniversite süreçlerine başladım ama hiçbir zaman bitiremedim.

Yani Bill Gates, Mark Zuckerberg tarzı drop out (üniversiteyi yarıda bırakmış veya atılmış) biri misin?

“Aynen, ‘drop out’um.”

2) ŞİRKETİN ÇOĞUNLUK HİSSESİNİ 165 MİLYON DOLARA SATTIK

“ALMANYA’da kurucu ortağım Tahsin ile tanıştım. Onun da Almanya’da kendi küçük yazılım şirketi vardı. Beraber bir araya geldikten sonra, 2011-12 yılında, Türkiye’de bu e-ticaretin yavaş yavaş hızlandığı ve e-ticaret etrafında iş modellerinin oluştuğunu gördük. 2011-12 yıllarında, birazcık Türkiye’de ödeme nasıl çözülüyor, ödemenin etrafında yapılabilecek fırsatlar var mı buraya bakmaya başladık.”

 Bakınca ne gördünüz?

“Türkiye’de ödeme alanında 52 tane banka var. Bankalar ödeme çözümleri sunuyorlar ama bunlar tüketiciye yardımcı olacak çok iyi çözümler değil. Burada da Türkiye’nin yurtdışında olduğu gibi bir PayPal’a ya da bir Klarna gibi bir FinTech’e ihtiyaç olacağını düşündük ve onun için de Türkiye’ye gelip 2013 yılında Türkiye’de iyzico’yu kurduk.

2019’da da dünyanın en büyük ödeme şirketlerinden PayU’ya 165 milyon dolara şirketin çoğunluk hisselerini sattık.”

3) BANKALAR BİR İSVİÇRE ÇAKISI GİBİ HER ŞEYİ YAPIYOR AMA

FinTech kelimesinin anlamı ne?

“FinTech kelimesi finans ve teknoloji kelimelerinin birleşmesinden oluşan yeni bir kavram. Bunlar, teknolojiyi etkin kullanıp finansal hizmetler veren, bunu yaparken de müşteri deneyimine çok çok çok önem veren, banka olmayan kuruluşlar.”

Klasik bankadan farkı nedir?

“Klasik bankayı bir İsviçre çakısı gibi düşünün. İsviçre çakısı içinde değişik araçlar var. Bunların hepsi zor gününüzde bir şekilde size yardımcı oluyor ama hiçbir şeyi de doğru düzgün yapamıyorsunuz. Bankalar böyle birazcık İsviçre çakısı, birçok ürün sunuyorlar, her alanda varlar, finansal hizmetler tarafında her şeyi tek elden size veriyorlar.

Ama işin detayına girdiğiniz zaman çok mutlu kaldığınız ürünler olmuyor.

Bankacılar bu tarife biraz bozulacak ama  siz FinTech şirketleri nesiniz?

“Biz bir tane ürün alıyoruz ve bu ürünün esasında detayına kadar inip müşteri etrafında en iyi deneyimi oluşturup onu sunuyoruz.

Elimize değmeyen, görmediğimiz para ile 190 milyar lira harcıyoruz

4) İSVİÇRE ÇAKISINDAN FARKIMIZ ŞU: BİR TIKLA PARANIZI GERİ ALABİLİYORSUNUZ

Tamam İsviçre çakısı değilsiniz, mesela bir konserve açacağı veya tornavida olarak en iyi yaptığınız iş ne?

“Alışveriş anındaki ödeme sürecini hem satıcı için, yani e-ticaret şirketi için, hem de alışveriş anında tüketici için kolaylaştırıyoruz.”

Biraz açalım. Diyelim online bir alışveriş merkezine girdik. Bize ne yardımınız oluyor?

“Şöyle bir örnek vereyim. Alışveriş anında siz genelde bir e-ticaret sitesine giriyorsunuz ve alışveriş anında kredi kartı bilginizi verip alışverişinizi yapıyorsunuz. Genelde tüketicilerde şöyle bir tedirginlik yaşanıyor ondan sonra: Ya parasını ödediğim bu ürün bana ulaşmazsa ya da istediğim kalitede ulaşmazsa ben ne yapacağım? İşte biz o noktada farklılaşıyoruz.”

Bankalardan farkınız ne oluyor orada?

“Evet bu durumda bankalar da bir şeyler yapıyor. Ama bankacılık sektöründe bunun için bir süreç var. Siz şöyle yapabiliyorsunuz: Alışveriş yaptınız, ürün size gelmedi, siz gidip o parayı kredi kartından geriye alabilirsiniz. Ama o süreç şu şekilde işliyor: İlk önce bir fiziksel şubeye gidiyorsunuz. Fiziksel şubede form dolduruyorsunuz, ondan sonra bütün bu süreç içerisinde bu genel müdürlüğe gidiyor, size yine bir mektup geliyor, siz o mektubun üzerindeki telefon numarasını arıyorsunuz gibi, böyle çok uzun süren bir süreç var. Bizse, alışveriş anında size korumalı bir hizmet sağlıyoruz.”

Nedir o korumalı sistem?

“Alışverişinizi iyzico’yla yaparsanız, 7/24, yani günün istediğiniz saatinde bize ulaşabilir ve süreç içerisinde bizimle iletişime girebilir noktaya geliyorsunuz. Eğer ürün size gelmezse tek tıkla paranızı geri alabiliyorsunuz. Aradaki fark aslında biraz bu.

Elimize değmeyen, görmediğimiz para ile 190 milyar lira harcıyoruz


5) HALKIN YÜZDE 46’SININ HÂLÂ BANKA HESABI YOK

“Bizim ödeme sistemimizde istediğiniz şekilde ödeme yapabiliyorsunuz. Yani isterseniz kendi kredi kartınızı da oraya bağlayabilirsiniz. Avantajımız şu: 60 bin şirketle anlaşmamız var. O hesap üzerinden ve sakladığınız kredi kartı ile o kredi kartını bir daha hiçbir yerde girmenize gerek kalmıyor.”

“Türkiye’de hâlâ halkın yüzde 46’sının banka hesabı yok. Siz herhangi bir noktadan bu hesaba nakit para yükleyebilirsiniz ve alışveriş anında o nakit parayı dijitalleştirip bu dijital ticaretin bir parçası olabilirsiniz. Ya da bir başka kişi sizin o hesabınıza para yükler siz de bunu dijital ortamda harcayabilirsiniz. Yani günün sonunda bakılınca, evet, bir bankacılık sisteminin araçları var. Bunları bizim hesabımızda ve iyzico’yla kullanabilirsiniz. Ama bankacılık dışında da içerisinde kullanabileceğiniz nakdi de dijitalleştirip alışveriş anında kullanabilirsiniz.”

 

6) DÖRT BASİT TÜKETİCİ SORUSU DÖRT BASİT FİNTECH CEVABI

TEKNİK SORU 1: Verdiğiniz hizmette kullanılan parayı ben nereye yatırıyorum? Sizin hesabınıza mı, yoksa bankama talimat veriyorum ve siz direkt oradan mı çekiyorsunuz?

“Bankada nasıl bir hesap açarsanız iyzico’da da bir hesap açabiliyorsunuz. Bunun için  bir şubeye gitmenize gerek yok direkt aplikasyon üzerinden hesabınızı açıp hatta alışveriş anında bu hesabı açıp parayı oraya yükleyebiliyorsunuz.”

*

TEKNİK SORU 2: Verdiğiniz hizmet karşılığı size ne ödüyorum?

“Şu an tüketicilere sunduğumuz bütün hizmetleri ücretsiz veriyoruz. Çünkü bizim buradaki kazanç tarafımız üye işyeri tarafı. Biz üye işyeri tarafından para kazanıyoruz.”

*

TEKNİK SORU 3: Sizde açtığım hesaptaki paraya faiz işliyor mu?

“Hayır işlemiyor.”

*

TEKNİK SORU 4: Kredi kartında olduğu gibi belli bir borç limitim var mı? Yani hesaptaki param bitince tekrar daha bir süre daha harcamaya devam edebiliyor muyum?

“Bugün için böyle bir imkân yok. Bugün statik bir hesap olarak düşünebilirsiniz. Yani yatırdığınız para kadar alışveriş edebiliyorsunuz. Ama yeni regülasyonla birlikte buradaki oyun alanı daha da genişliyor. Önümüzdeki sene içerisinde artık açık bankacılık dediğimiz kavramla da tanışıyor olacağız. O noktaya geldiğinizde siz aslında bütün banka hesaplarınızı bizim gibi şirketlere bağlayıp bütün finansal hesapları tek bir noktadan yönetebilecek hale geleceksiniz.”

7) BANKALAR DENETİMDE PEKİ SİZE NASIL GÜVENECEĞİM?

“BANKALAR gibi bizler de  Merkez Bankası’ndan lisanslı kuruluşlarız. Bankacılık mevzuatındaki her şartı bizim de yerine getirmemiz gerekiyor. Yani bütün sertifika programları, hem Merkez Bankası hem BDDK tarafından verilen, hem de Mastercard, Visa gibi bu kart şirketlerinin de kurguladığı bu sertifikasyon süreçlerinin hepsinden geçiyoruz. Ve bunu bir kere sertifika aldık olay bitti değil, her sene onlarca test yapılıyor ve sadece Merkez Bankası ya da Mastercard, Visa gibi kuruluşlardan değil, bankalar tarafından denetlenen bir yapıyız. Yani bütün faaliyetimiz inanılmaz denetim altında, Şunu bile diyebilirim. Türkiye’de en iyi denetlenen sektör biz olabiliriz büyük bir ihtimalle.”

8) AMAZON’LA ÇALIŞMAK DA BİR SERTİFİKADIR VE ONA SAHİBİZ

“GÜVENLİK açısından ciddi bir altyapımız var. İlk 7 yılımızda yaklaşık 28 milyon dolarlık bir IT ve güvenlik yatırımı yaptık. Dünya FinTech standartları var ve biz bunların hepsini de kendi tarafımızda yerine getiriyoruz. Bir de şu var. Çok büyük e-ticaret kuruluşlarıyla çalışıyoruz. Mesela Amazon’la çalışmak çok büyük bir sertifikadır çünkü Amazon sizi çok ciddi şekilde denetler.”

HARCAMANIN YÜZDE 18’İNDE ELİMİZE HİÇ PARA DEĞMİYOR

"TÜRKİYE’de dijital ödeme dediğimiz ticaretin pazar payı 2019’da 190 milyardı. Bunun anlamı şu: Bütün ödemelerin yüzde 18’ini elimize, cebimize para dokunmadan yapıyoruz. Bizim iyzico olarak 20 milyar TL’lik bir işlem hacmimiz var."

9) İDDİA EDİYORUM İLK 5 BÜYÜK BANKA ARASINA GİRECEĞİZ

Bir konuşmanızda “Türkiye’de ilk 5 büyük banka arasına gireceğiz” demişsiniz. İş Bankası, Ziraat, Yapı ve Kredi, Garanti, bunlar çok büyük isimler. Fazla iddialı bir hedef değil mi?

“Rakamlar ortada.

Şimdiye kadar seneden seneye, geçen sene yüzde 89 büyüdük. Bu senedeki hedefimiz yine yüzde 75’in üzerinde.

20 milyar TL’lik bir iş hacmine ulaştık.

60 binin üzerinde üye işyerimiz var.

Şu an 2 milyonun üzerinde tüketici müşterimiz var.

Türkiye’de şu an için ödemelerin hâlâ yüzde 54’ü nakit yapılıyor. Yani daha dijital ödeme içerisinde büyüme alanımız çok yüksek.

Uzun vadeli bir pandemiyle gelen yeni tüketici davranışı var. Daha çok fizikselden dijitale kayan ticaretle birlikte önümüzde inanılmaz büyük bir potansiyel var.

Türkiye’de dijital ödemelerin yüzde 90’ı hâlâ bankalar üzerinden yapılıyor. Bizim payımız yüzde 10.

Bunları alt alta yazarsanız, en azından bazı konularda en büyük 5 banka arasına, finansal kuruluşlar arasına girebileceğimize çok net inanıyorum.”

SİSTEM ELEŞTİRİSİ

10) TEKNOLOJİDE ŞAMPİYONUZ AMA BANKALAR MÜŞTERİ ODAĞINI KAYBETTİ

“FİNANSAL hizmetler Türkiye’nin dünyanın şampiyonlar liginde oynuyoruz yani. Çok net burası. İnanılmaz gelişmiş ve teknolojiyi çok etkin kullanıyor. Sorun şu: Türkiye’de bence bankacılık sektörü müşteri odağını kaybetti. Mesela siz geçen sene bankanıza ne kadar para ödediğinizi biliyor musunuz değişik işlemlerden? Genel anlamda hiç şeffaf olmayan bir yapı ve çok dayatan bir yapı var... Bankacınız sizi yönlendiriyor ve diyor ki burada bu hesabı açacaksın, burada bunu yapacaksın.”

11) HİSSEDAR KAPİTALİSTİ MİSİNİZ YOKSA PAYDAŞ KAPİTALİSTİ Mİ

Bu yılki Davos’un ana konusu, “shareholder” (hissedar) kapitalizminden “stakeholder” (paydaş) kapitalizmine geçişti. Yani üretimden en son satış noktasına kadar herkesin, hem ahlaki hem hukuki sorumlulukları yüklenmesi ve böylece belki de vatandaş açısından da tüketiciler açısından da yeni bir mutabakatın, kontratın oluşması. Siz hangi tür kapitalistsiniz?

“Bu yeni anlayış bizim açımızdan çok önemli. Çünkü iddiamız burada.

60 bin işyeri ile çalışıyoruz. Bu da bizim onlarla maliyetleri düşürme konusunda pazarlık yapmamıza imkân sağlıyor.

Banka hesabı olmayan yüzde 46’yı bu kolay ödeme sistemi ile dijital ekosistemin içine çekmeyi hedefliyoruz.

Ödeme ve hesabın kontrolü konusunda çok büyük bir şeffaflaşmayı amaçlıyoruz. Bu yolla tüketicinin hesabını anlık ve çok açık görmesini, sahibi olmadıkları parayı da har vurup harman savurmalarını önlemeyi amaçlıyoruz. Bütün bunlar bu ekosistem sürecindeki bütün aktörlerin paydaş bir anlayışa gelmesini sağlayacak.”

Elimize değmeyen, görmediğimiz para ile 190 milyar lira harcıyoruz

GÜNÜN ÖNEMLİ NOTU
‘DÖNEK’İN SIRRI ÇÖZÜLDÜ

CÜN bir arkadaşım aradı ve sırrı çözdü.

Eski başkan Obama ile rock sanatçısı Bruce Springsteen’in podcast’inin adı “Renegade” yani dönek diye yazmıştım.

Niye bu ismi koyduklarını bulamamıştım.

Meğer Amerikan Gizli Servisi her başkana bir kod ismi verirmiş. Barack Obama’nınki de “Renegade” yani “dönek”miş.

KATKIDA BULUNANLAR
Sayfa Editörü: Firuzan Demir
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama: Selma Songül Zengin

X

Kim bu 'esrarengiz' Boğaziçili 'sıçan' M.B.

Hürriyet yazarı İhsan Yılmaz, Oğuz Atay’ın kayıp günlüğü olayını gündeme getirip, ben de perde arkasını yazınca, “Upper Cihangir” dünyası karıştı.

Gerçi, onunla ilgili sadece kendilerinin konuşma hakkı bulunduğuna inanan bazı çevreler, “Ne alakası var Oğuz Atay’ın Cihangir’le” deyip durmadan bana yükleniyorlar...

Merakınızı tatmin edeyim. Hepsi biliyor ki “Upper Cihangir” lafını sembolik olarak kullanıyorum...

*

(Bu arada Cihangir ahalisi galiba bu “Upper” lafından pek hazzetmedi ki, mahalle baskısı yapmış olmalılar ki, bu kavramın mucidi T24’in düzeyli magazin yazarı Tuğrul Eryılmaz da artık sadece “Cihangir” diye yazmaya başladı.)

Neyse asıl konuya gelelim...

Geçen cumartesi T24’te Ayça Atikoğlu’nun bir yazıyla bu “Upper Cihangir polisiyesinin” ikinci sezonu da yayına girdi.

Türkiye’nin

Yazının Devamını Oku

İmamı kim istifa ettirdi Türkiye'nin makul aklı mı

Ayasofya imamı sonunda istifa etti...

İstifasında “Kendi isteği ile ayrıldığı” belirtiliyor...

Ama artık orada kendine üç-beş trol dışında müttefik bulamadığı herkesin bildiği bir sırdı...

Bütün dünyanın gözü üzerinde bulunan bir mabetten her gün tuhaf seslerin yükselmesinin hiçbir makul AKP’linin de hoşuna gitmeyeceği bir gerçekti.

Nitekim ilk tepki AKP milletvekili Özlem Zengin’den geldi...

Sonra AKP’nin ağır toplarından da sesler yükseldi...

Sonunda ayrılmak zorunda kaldı ve çok hayırlı bir iş oldu...

İstifasını bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın istediği de yazıldı, söylendi.

Yazının Devamını Oku

CHP'li kayınpederim o 2 takunyalı hakkında bana neler anlatmıştı

Kayınpederim rahmetli Hüdai Oral, köklü bir CHP’li ailenin üyesiydi.

Beş dönem CHP milletvekilliği yapmıştı.

Babası CHP’nin tek parti dönemi Denizli il başkanıydı...

Ayrıca 1950 öncesi milletvekiliydi.

Kızının Adnan Menderes hayranı, koyu Demokrat Partili bir ailenin sonradan solcu olmuş oğluyla evlenmesini son derece normal karşılamıştı.

Hüdai Oral 1961 yılında kurulan İsmet İnönü hükümetinin en genç bakanıydı.

İnönü onu Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olarak görevlendirmişti.

O güne kadar öyle bir bakanlık yok...

Yazının Devamını Oku

Bu bir haber mi, fazla oldunuz sinyali mi

“Haber” desem...

Değil...

“Analiz” desem o da değil...

Öyleyse ne?

“Ayağınızı denk alın” uyarısı mı...

Önce neden söz ettiğimi anlatayım.

Dün, dünyanın önde gelen ekonomik medyalarından biri olan Bloomberg’de tuhaf bir yazı yayınlandı.

Yazının konusu Türkiye’de Bayraktar grubunun ürettiği SİHA’lardı...

Yazının Devamını Oku

Ya seçilmişlere her gün haddini bildiren o atanmış memurlar

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener bir süredir beni de düşündüren önemli bir noktaya dikkati çekti.

Emekli WhatsApp’çı amirallerin yaptığı düşüncesizce işe tepki koyarken, çok yapıcı iki uyarıda da bulundu.

*

Bildiri yayınlayan amirallerin 10’unun o eski kötü alışkanlıkları hatırlatan biçimde sabah evlerinden alınmalarına tepki gösterdi.

Gözaltına alınmalarına karşı çıktı...

Ama daha önemlisi iktidara bence çok önemli ve yapıcı bir çağrı yaptı.

Özeti şuydu:

Emekli amirallerin seçilmişleri hedef alan açıklamalarına karşı çıkıyorsak...

Atanmış memurların, tayinle göreve gelmiş görevlilerin, valilerin, kaymakamların, maaşını devletten alan dini görevlilerin seçilmiş insanlar, parti başkanları, anamuhalefet partisi başkanı hakkındaki hakarete veren açıklamaları da önlenmelidir...

Yazının Devamını Oku

Artık doğalgaz faturanıza bile rütbeli imzanızı atmayın

O bildiriye imza atan 104 mütekait askerin karşısına geçip sormak isterdim:

“Yaptığınızdan memnun musunuz...”

Ve devam etsem...

“Bakın Türkiye geçen hafta ne tartışıyordu...

Sizin bu düşüncesiz hareketinizden sonra bugün ne tartışıyor...”

*

Biliyorum bana diyecekler ki...

“Biz de vatandaşız ve düşüncemizi serbestçe söyleme hakkına sahibiz...”

Evet sahipsiniz...

Yazının Devamını Oku

Ey erkek 5 yıl önce testosteron yarıştırıyordun bak bugün ne

Aman Allahım...

Bu erkek milleti...

Yani biz ne hale düştük...

*

Dün gibi hatırlıyorum...

15 Mayıs 2016...

Berlin’de Final Four’un son günü... Fenerbahçe-CSKA maçını bekliyoruz...

Otelin lobisinde büyük bir tartışma patlıyor...

Bir erkekte ideal testosteron oranı nedir?

Yazının Devamını Oku

İkinci hayatında bir daha komedi oynayabilecek mi

Zekeriyaköy’deki evde yaşanan o olayın üzerinden 3 yıla yakın zaman geçmiş.

Ahmet Kural’ı o zamandan beri ilk defa görüyoruz.

Kıbrıs’ta TRT için bir dizi çekiyormuş.

Hürriyet Kelebek’te Tülay Demir’in yaptığı mülakattan öğrendik.

Çekim sırasında yeni sevgilisi Çağla Gizem Çelik ile annesi ve babası da yanındaymış.

*

Hayatım boyunca şuna inandım.

Yazının Devamını Oku

Çok genç erkekle 'olgun kadın' arasında kaç yaş fark vardır

Çarşambayı perşembeye bağlayan gecenin saat 00.30’u...

Çok akıllı telefonuma, Music Business Worldwide müzik endüstrisi haber sitesinden bir son dakika notu düşüyor...

“Paul Simon bütün kataloğunu Sony şirketine satmış...”

Paul Simon...

Yani “Simon and Garfunkel” ikilisinin Simon’ı...

Daha o saniye onlarca şarkı geçmeye başlıyor aklımdan...

“Mrs Robinson”, “Sound of Silence”, “Scarborough Fair”, “Bridge Over Troubled Water”, “Boxer”, “Cecilia”, “A Hazy Shade of Winter”, “Homeward Bound”, “Me And Julio Down by the Schoolyard”...

Bütün bir gençliğim...

Yazının Devamını Oku

Ayda 2 bin 500 kişi acil şiddet butonuna basıyor

Teknoloji şirketlerinin yöneticileri ile konuşmak bana hep büyük heyecan veriyor. Bu haftaki podcast sohbet konuğum Vodafone’un CEO’su Engin Aksoy.

Doğum yeri İstanbul ama hayatının 17 yılını Göcek’te geçirmiş bir yönetici. Çünkü babası bir deniz subayıydı. 4 Ekim 1972 İstanbul doğumlu, İstanbul Üniversitesi İngilizce İktisat Fakültesi’nden mezun. İş hayatına 1994’te başlamış. Coca-Cola, Michelin ve Nike gibi küresel şirketlerde çalışmış. 2008’de Vodafone’a girmiş ve 1 Şubat 2021’den itibaren de Vodafone Türkiye’nin CEO’su olmuş.

Zoom’la yaptığımız görüşmede bir şey dikkatimi çekiyor. Arkasında yan yana asılmış üç afiş var.

“Yeni İcat Çıkar-ma”, “Soru Sor-ma”, (her ikisinin de sonundaki ‘ma’ hecesinin üstü çizilmiş). Bir de “Sorumluluk bizim değil” cümlesi var onun da sonundaki ‘değil’ kelimesinin üstü çizilmiş.

Yani bugün “Yeni icat çıkarmayı seven” bir yönetici ile konuşacağız.

Ana konumuz da teknolojiden çok “kadın”.

Sözü ona bırakıyorum. 

1) KADIN ÇALIŞANDA SİLİKON VADİSİ ŞİRKETLERİNDEN ÇOK İLERİYİZ

Yazının Devamını Oku

Erol Olçok olsaydı 'pudra şekeri' krizini nasıl yönetirdi

AKP’nin yükseliş yıllarındaki iletişimcisi Erol Olçok’u son defa galiba Kanyon’da gördüm. Bir restoranda oturuyordum ve o da geçerken beni görmüş birkaç dakika sohbet etmiştik.

Geçen hafta sonu arabasında kokain çeken gencin görüntüleri önüme geldiğinde nedense aklıma o gün geldi...

Bugün hayatta olsaydı ve bu görüntüler önüne gelseydi acaba bu krizi nasıl yönetirdi...

*

Benim görüşüm şöyle...

Dünyanın her yerinde görülebilecek sıradan bir polisiye olay bu...

Böyle olayları bir siyasi partiyle ilişkilendirmek, bunun üzerinden o partiye vurmak ne adil bir davranış ne de çağdaş bir siyaset yapma tarzı...

Dolayısıyla kanunlar ne diyorsa o yapılır ve olay da geçer gider...

Yazının Devamını Oku

Şenol Hoca ve takımı önceki gece Avrupa'da neyi yıktı?

Avrupa’da belki de son 4 Dünya Kupası’nda tanık olduğumuz manzara şudur: Ülkelerin milli takımları, kulüp takımları kadar iyi futbol oynayamıyor. Şenol Hoca ve takımı son 2 maçta işte bu yerleşik Avrupa inancını yıktı. Milli takım, Türkiye’deki bütün kulüp takımlarından daha iyi futbol oynuyordu.

Bu yazıyı, epeydir milli takım maçlarını seyretmeyen bir futbol izleyicisi olarak yazıyorum.

Seyretmememin de nedeni vardı. Avrupa’da milli maçlar zevksiz geçer. Söylemek istediğim tek cümle var:

“Şenol Güneş Hoca önceki akşam ve ondan önceki maçta, Avrupa’da belki son 16 yıldır hüküm süren bu futbol yargısını yıktı.”

Nedir bu, anlatayım...

57’NCİ DAKİKADA SAHADA GÖRDÜĞÜM MANZARA ŞU

Maçın 57’nci dakikası...

Milli takım Norveç savunması önünde inanılmaz üçlü ve dar paslaşmalar yapıyor.

Bir La Liga tutkunu olarak, bilmesem karşımda Barcelona oynuyor sanacağım.

Yazının Devamını Oku

23 Haziran'da bu paranın üzerinde bu 'muamma' çocuğun resmi olacak

Kendini mahallenin ağır abisi sanan bir meczubun, “eşcinsel” diye işitme engelli bir çocuğu sokak ortasında dövüp, sonra bu görüntüleri göğsünü yumruklaya yumruklaya sosyal medyada paylaştığı gün...

Yani geçen cuma...

İşte tam o gün dünya başka bir konuyu konuşuyordu.

*

Bundan 3 ay sonra...

Tam tarihiyle 23 Haziran günü İngiliz Merkez Bankası 50 pound’luk yeni bir banknot çıkaracak.

Bunun bir tarafında İngiltere Kraliçesi’nin resmi olacak...

Öteki tarafında ise Alan Turing isimli birinin fotoğrafı...

Yanda çocukluk resmini gördüğünüz insanın 41 yaşındaki halinin bir fotoğrafı olacak...

Yazının Devamını Oku

Gönüllü istihbaratçı... Üzerinde çift ay işareti yok diye şunları hafife almayın

25 Mart 2021 Perşembe günü...

Yani önceki gün, biz Türkiye’de TBMM Başkanı’nın “Tek imza ile Montreux’den bile çekilebiliriz” açıklamasının yarattığı depremi yaşarken...

Atina’da çok önemli bir şey oldu...

Atina Büyükelçiliğimiz ve MİT’in yazdıkları raporlarda şu ayrıntılar var mıydı bilmiyorum...

Ama ben şahsi istihbaratımı yaptım ve yazıyorum...

İstihbarat dediğim de öyle gizli kapaklı bir şey değil...

Açık ve herkesin önünde olup biten şeyler.

Önce bir Google araması, sonra da Hürriyet’in Atina büro şefi Yorgo Kırbaki ile sohbet...

Bence herkesin dikkatle okuması gereken Atina raporumu sunuyorum...

Yazının Devamını Oku

Son 24 saatte ne oldu da bu kadar safça umutlandım

1) Sadece dün değil... Epey bir süredir Türkiye’de parti kongreleri beni hiç ilgilendirmiyor...

Açıkça söyleyeyim, parti mitingleri de, parti kongreleri de bana artık eskimiş bir siyaset anlayışının nostaljik kalıntıları gibi görünüyor.

Ancak son 24 saatte iki ayrı partide iki ayrı gelişmeye baktım ve yazmaya karar verdim.

*

AKP kanadında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir cümlesi: Ve arkasından yeni AKP yönetimine giren bazı isimler bana umut verdi.

*

Öğleden sonra ise CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşması...

“Gelin helalleşelim ve yeni bir Türkiye kuralım” mesajı... “Herkes hata yapabilir. Yeni bir siyaset anlayışını birlikte inşa edebiliriz” sözleri... Son günlerin en önemli cümleleri bunlar...

Hayal mi kuruyorum...

Yazının Devamını Oku

Pandemide her 10 günde kaç kilo aldık? İşte hesabı

Son dönemde ekranlarda ve gazetelerde, kilo alanları gördükçe aklıma şu soru geliyor:

Acaba pandemi sırasında mı aldılar bu kiloları...

Ve kaç kilo aldılar...

Herhalde her evde her hafta en az birkaç kere, kendimizle de ilgili bu konuyu konuşmuşuzdur. Özellikle de daha çok eve kapanan 65 plus’lar...

Hürriyet başyazarı Prof. Osman Müftüoğlu hep bir “pandemi obezitesi”nden söz ediyor.

Ama şurası kesin...

Bu dönemde hepimiz daha kolay kilo aldık.

*

Yazının Devamını Oku

Anayasa'daki 'Andımız' bu yıl kaçıncı yaşını dolduracak

Dün önüme Aksoy şirketinin yaptığı yeni bir araştırmanın sonuçları geldi.

Örneklem alınan insanlara şu soruyu sormuşlar:

“Siz olsanız her gün okullarda ‘Andımız’ı okutur muydunuz?”

*

Sonuçlar ilginç.

CHP seçmeninin yüzde 96’sı...

İYİ Parti seçmeninin yüzde 92.9’u...

MHP seçmeninin yüzde 83.8’i...

AKP seçmeninin yüzde 74.9’u...

Yazının Devamını Oku

O gece ne oldu da o bir kişi sabah oyunu değiştirdi

O gün merak etmemiştim, ama bugün ediyorum...

Tam 10 yıl önce...

Türkiye Büyük Millet Meclisi 24’üncü dönem ikinci yasama yılı...

Tarih 24 Kasım 2011 Perşembe....

TBMM o gün tarihinin en önemli sözleşmelerinden birini onaylamak için toplanıyor.


Temsili fotoğraf

Milletvekillerinin oyuna sunulan kanunun tam adı şu:

“Kadınlara yönelik şiddet ve aile içi şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadeleye ilişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin onaylanmasının uygun bulunmasına dair kanun...”

Yazının Devamını Oku