GeriErtuğrul ÖZKÖK Dünyanın en büyük tuvalet devrimini otoyollar boyunca Türkiye yaptı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Dünyanın en büyük tuvalet devrimini otoyollar boyunca Türkiye yaptı

Bugünkü podcast konuğum dünyanın en büyük petrol şirketlerinden Shell&Turcas CEO’su Emre Turanlı.

Şirketin bugüne kadarki ilk Türk CEO’su oldu...

1979’da İstanbul Şişli’de, Kent Sineması’nın arkasındaki bir evde doğdu. Robert Kolej, Boğaziçi Üniversitesi’nden sonra Manchester Business School’da MBA derecesi aldı.

Henüz 42 yaşında ama arkasında ancak çok uzun yıllar boyunca kat edilebilecek bir kariyer var.

Shell’e girdikten sonra çok genç yaşta 21 ülkenin filo yönetim başkanı olarak çalışmış. Almanya dağıtım sisteminin pazarlama konseyi üyesi olmuş.

*

Son yıllarda hayatım İstanbul-İzmir-Urla-Bodrum arasında yollarda geçiyor.

Dolayısıyla o yollarda meydana gelişen büyük dönüşüm ve gelişimin tanığıyım.

Bildiğimiz benzin istasyonları sadece benzin pompa istasyonu olmaktan çıkıp birer alışveriş merkezi haline dönüşüyor.

Tuvaletlerde olağanüstü gelişmeler var. Bir zamanların “Denizli yolcuları beş dakika çay molası” sloganı artık tarih oluyor.

Dolayısıyla Shell, Petrol Ofisi, Aytemiz, Opet, Oksijen artık hayatımızın önemli
isimleri haline geldi.

İşte bu nedenle bu bayram podcast’imizdeki sohbetimizin ana konusu yol boyu kültürümüz olacak. Bir sosyolog gözüyle soracağım
o da anlatacak.

Dünyanın en büyük tuvalet devrimini otoyollar boyunca Türkiye yaptı

MANCHESTER’DAKİ HAÇİENDA KULÜBÜNÜN KOMŞULUĞUNDAN HAMBURG’DAKİ BEATLES’A

Ama Turanlı ile sohbetimiz bütün bunların dışında iki konu ile başlayacak.

-  Sen 2009’la 2011 arasında Manchester’da okumuştun. Manchester Business School’da MBA yapmıştın. Önümüzdeki günlerde UEFA finali oynanacak, sen şehrin hangi takımını tutuyorsun? United mi, City mi?

“Ben United’lıyım...”

“Ben de öyleyim” diyorum.

Bir ortak noktamız daha varmış.

Benim Manchester’la ilgim bir de orada 1980’lerde başlayan Post Punk müzik akımının merkezi olması. Blue Monday, Joy Division, New Order gibi gruplar, ünlü Factory plak şirketi ve özellikle de The Haçienda adlı kulüp hayatımda önemli yere sahip.

Ben bunları anlatırken sözümü kesiyor ve “Biz Haçienda’nın tam arka tarafında, New Skate Locks’da Ricks diye bir kulüp vardı, onun yanında oturuyorduk. Ama asıl Hamburg’da Beatles’ın doğduğu semtte iki yıl yaşadım.”

Sohbet işte böyle başladı.

1.000 DENİZ KABUĞUNDAN OLUŞAN ARŞİVİN HİKÂYESİ

Shell’in enteresan bir hikâyesi var. 23 Nisan 1907’de iki şirketin bir araya gelmesiyle oluşuyor. İngiliz tarafı Shell Transportation. Neyse iki kardeşin kurduğu bir şirket. Bunlar aslında Asya’dan deniz kabukları (shell) getirerek satıyorlar. Asıl işleri bu. Sonra petrol bulununca bu işe giriyorlar. Diğeri de Hollanda Kraliyet Petrol Şirketi. Bunlar 1907’de bir araya geliyorlar ve Royal Dutch Shell oluyorlar. Hisselerin % 60’ı Hollandalı, % 40’ı İngiliz. Bu shell (deniz kabuğu) isminden dolayı bizim her bir ürünümüzün ismi aslında bir deniz kabuğu ismidir. Mesela Helix bir deniz kabuğu ismidir. Merkezde ilk zamanlardan kalma 500-1.000 adet kadar deniz kabuğundan oluşan bir arşiv var.

Dünyanın en büyük tuvalet devrimini otoyollar boyunca Türkiye yaptı


YILDA 3 MİLYONA YAKIN SANDVİÇ SATIYORUZ

“Yol boyunda bir yeni tüketim alışkanlığı da sandviç yemek. Bizim ‘deli2go’ isimli özel sandvicimiz var. Yılda 2.5-3 milyona yakın sandviç satıyoruz. Reçeteleri bize ait. Türk damak tadına uygun yapıyoruz. En son kaşarlı döner çıktı. Kaşarlı kavurmalı bazlama var. Köfte gelecek. deli2go Beyoğlu Çikolatası var.”

ARTIK POMPANIN BAŞINDA KADIN DA VAR DÖVMELİ ÇALIŞANLARIMIZ DA VAR

Shell’de 2018’de başlayan ‘Kadın Enerjisi’ diye bir projemiz var. Bir kadın yöneticimizin önerisiyle ‘Mesleğin kadını erkeği olmaz’ mottosuyla ortaya çıktı. Beş yılda 5 bin kadına istihdam sağlamayı amaçlıyoruz. Türkiye’deki yönetim ekibimizin oranı
% 50’şer kadın ve erkek.

Müşteri memnuniyet ölçümleri yapıyoruz. 2019 yılı kayıtlarına göre kadın çalışanların bulunduğu istasyonlarda memnuniyet % 3 oranında artmış. Bu artış, 2020’de % 6’ya yükselmiş.

Başka olumlu etkileri de var. Kullanılan dil değişiyor, herkes kendine biraz daha çekidüzen veriyor. Hem müşteri hem de diğer çalışanlar. Hep büyük şehirde, İstanbul’da oluyordur gibi bir algı var ama öyle değil. Anadolu’da da kadın çalışan bulunan istasyonumuz çok var.

Mesela Konya istasyonumuzda kadın bir madeni yağ uzmanımız var. Madeni yağ satışlarını beş katına çıkardı mesela. İstanbul’daki bazı istasyonlarda Amerikanvari bir hava da olabiliyor. Dövmeli olanlar var...

EN BÜYÜK DEVRİM TUVALETİ MARKETLERİN İÇİNE ALMAKTI

“Türkiye son 15 yılda yol boyu tuvaletlerinde büyük bir devrim yaptı. Bence en büyük devrim, dışarıdaki tuvaletlerin market içine alınması oldu. Bunu da Türkiye’de ilk yapan Shell oldu. Bu anlamda Türkiye çok ileride. Sadece Shell için de söylemiyorum. Mesela Almanya’da tuvaletler çoğunlukla binanın arkasındadır. Önce görevliden anahtar alırsınız, gider anahtarla kapıyı açarak tuvalete girersiniz filan. İyi değildir bu sistem pek çok ülkede. Yahut da paralıdır. Türkiye bu anlamda sektörde çok ileride. Temizliği, dokunmatik oluşu filan. Genel olarak böyle, sadece Shell için demiyorum. Türk tüketicisi buna çok önem veriyor.”

Dünyanın en büyük tuvalet devrimini otoyollar boyunca Türkiye yaptı


YOL MARKETLERİNE GİREN HER 100 KİŞİNİN 65’İ ERKEK 35’İ KADIN
 

“İstasyona gelenlerin yarısı markete de giriyor. Yakıt alanların % 65’ini erkek, % 35’ini kadın müşteriler oluşturuyor. Tabii ticari vasıta çok, o sebeple. Şehre göre de değişiklik gösterebiliyor. Eskiden çok ağırlıklı erkekti ama tabii demografi değiştikçe bu oranlar da yavaş yavaş değişmeye başlıyor.”

BABA KIZ ÇOCUĞUNU ERKEK TUVALETİNE SOKMAK İSTEMEYİNCE ÇÖZÜMÜ BULDUK

“Şöyle sorunlar var. Mesela bir erkek yolcu kız çocuğuyla yolculuktayken tuvalet ihtiyacı olduğunda çocuğunu erkek tuvaletine sokmak istemiyor, kendi de kadın tuvaletine giremiyor. Bunun neticesinde çocuk tuvaleti konsepti çıkıyor. Pek çok istasyonda da çocuk tuvaleti var. En yeni adımımız şu. 100 tane istasyonda çok yeni tuvaletler var. İçinde resimler var, otel gibi görünüyor yani. Kadın tarafına kurutma makinesi, çanta askısı koyduk, tek kullanımlık bazı ürünler de koyduk.”

İSTASYONA KADIN GELİNCE O ERKEK POMPACI NEREYE GİTTİ

Çocukluğumuzda, gençliğimizde benzin istasyonunda karşımıza çıkan insanın adı “pompacı”ydı. Kadın pompacıyı ise sadece Pirelli’nin takvimlerinde filan bir seks unsuru olarak görürdük. Şimdi gerçek anlamda kadın pompacılar da görüyoruz. Bir kere pompacının adı ne oldu? Hâlâ pompacı mı kullanılıyor? Argoda hoş bir kelime değil çünkü.

“Yok. Biz onlara ‘ön saha çalışanı’ diyoruz. Market çalışanı filan diyoruz. Biz işte zaten bu tabiri hiç kullanmıyorduk ama tabii halk arasında hâlâ çok kullanılıyor.”

Dünyanın en büyük tuvalet devrimini otoyollar boyunca Türkiye yaptı


YILDA 3 MİLYON KAHVE: ÇAY MOLASI SÖZÜ YERİNİ KAHVE MOLASINA BIRAKTI

“Türkiye otoyollarının üzerinde önemli bir tüketim alışkanlığı değişimi var. Bir kahve toplumu olma yolunda gidiyoruz. Biz tüm dünyada yılda 150 milyon bardak kahve satıyoruz. Bu rakam Almanya’da 22 milyon. Ama Almanya kişi başına 146 kahve tüketiyor. Sudan fazla.  Marketlerimizde Starbucks ve Kahve Dünyası ürünleri satılıyor. Şu an Türkiye’de yılda 3 milyon bardak kahve satılıyor bizim yol boyu marketlerimizde. Ama bunun bir-iki sene içerisinde 6 milyona ulaşacağını öngörüyoruz. Ona göre planlama yapıyoruz, makineler yerleştiriyoruz. Bizde Amerikan toplumundaki gibi hareket halindeyken bir şey yiyip içme kültürü yok. Ama daha fazla mobil tüketim başladı şimdi. Yolda içilmiyor belki, mola verilip içiliyor, alınıp ofise gidiliyor filan.”

PETROL ŞİRKETİYDİK ARTIK AMİRAL GEMİMİZ İSTASYON VE MARKETLER

“Bu eskiden farklıydı. Normalde bizim gibi entegre bir şirketin, yani petrol, gaz filan, kârının yaklaşık % 70’i petrol çıkarmadan gelirdi. Ama bu değişiyor. Kâr anlamında konuşabilirim. Shell 2019’da yaklaşık olarak 20 milyar $ para kazanıyorsa bunun şu anki petrol fiyatlarıyla 5 ila 6’sı petrol çıkarmadan geliyor. Büyük kısmı yani yaklaşık 7’si artık başka işlerden geliyor. Artık amiral gemimiz perakende istasyonları ve madeni yağlarımız.”

PLAKA TAKİBİ YAPTIK VE ÖYLE BİR ŞEY GÖRDÜK Kİ

“Türkiye’de her gün yaklaşık 1 milyon kişi geliyor. Plaka takibi olduğu için kaydedebiliyoruz. Bir senede 10 milyon farklı plaka giriyor bizim istasyonlarımıza. Bazılarında 1 insan, bazılarında 4 insan oluyor, ama ortalama 1.5-2 insan olsa 15-20 milyon insan, nüfusun neredeyse % 25’i bizim istasyonlarımıza giriyor. Yani bu inanılmaz bir şey.”

YOL BOYU MARKETLERİNDE EN ÇOK SATILAN ÜRÜN SİGARA

-Yol boyu marketlerinizde en çok hangi ürünler satılıyor?

“En çok satılan şey sigara. Sonra su ve enerji içecekleri geliyor. Gazlı içecekler de tabii. Bir de enerji içecekleri bizim kanal için oldukça önemli.”

X

Sadece o gitmedi o da birlikte gitti

Evet İsrail’de 12 yıllık Netanyahu başbakanlığı dönemi sona erdi.

Ortadoğu’nun en tehlikeli “popülisti” iktidar koltuğunu kaybetti...

Yerine bir koalisyon geldi...

Hem İsrail “Oh” dedi...

Hem dünya...

Gelin olanları alt alta yazalım ve biraz geri çekilip bakalım:

İsrail halkı ve parlamentosu, Netanyahu’nun “Ben gidersem İsrail batar” şantajına kulak asmadı.

İsrail halkı ve parlamentosu,

Yazının Devamını Oku

Maskesiz plaj fotosunda kimler Blues Brothers, kim tiki, slim fit

Türk iş dünyasının VIP’i pandemi sonrası açılışı geçen hafta İstanbul’da Lucca’da yaptı.

Dünyanın en güçlü 7 ekonomisinin lideri ise önceki gün İngiltere’de Cornwall Plajı’nda bir araya gelip geleneksel aile fotoğrafını çektirdi.

Yüzlerinde maske yoktu ama aralarına sosyal mesafe koymuşlardı.

Böyle olunca da hepsinin duruşu ve kıyafeti daha çok ortaya çıkıyordu.

Ben de bu dünyanın en gelişmiş 7 ülkesini yöneten liderlerin kıyafet ve vücut dili analizini yaptım.

Yanıma danışman olarak da eski Radikal gazetesinin moda yazarı ve erkek giyim markası Milimetric’in kurucu ortağı Kağan Gökalp’i aldım.

İşte bizim gözümüzden dünyayı yöneten “maskesiz yedili”....

Yazının Devamını Oku

Son fotoğraf ve ibretlik bir ‘Yeni Türkiye’ hikâyesi

15 Temmuz 2016 gecesi, saat 22.14’te internet siteleri küçük bir haber geçti.

Eski milletvekili Nevzat Yalçıntaş Çatalca İlyas Çokay Devlet Hastanesi’nde ölmüştü.

83 yaşındaydı ve ölüm nedeni kalp kriziydi...

*

Prof. Yalçıntaş, eğitimini Fransa ve İngiltere’de yapmış, parlak bir öğretim üyesiydi.

TRT’nin eski genel müdürlerinden biriydi.

İki dönem milletvekilliği yapmıştı.

Muhafazakâr kesimin en demokrat insanlarından biriydi...

İktisat fakültesinde eski Cumhurbaşkanı

Yazının Devamını Oku

Kâinatın en büyük sırrının fotoğrafını kim, nasıl çekti

Dün Kuzey yarıküre çok ilginç bir güneş tutulması izledi.

Birçok yerden, “Halkalı tutulma” denen bu olayı gösteren harika fotoğraflar geldi.

Bana göre en güzeli de manşete koyduğum bu fotoğraf oldu...

Halkalı tutulma gözümüzü yine uzaya çevirdi.

Bundan istifade ederek ben de son yıllarda size kâinatla ilgili en ilginç olaylardan birini anlatayım.

12 Nisan 2019 günkü yazımda, insanoğlunun yıllardır konuştuğu “karadelik” denilen “şey”in fotoğrafının çekilmesinin hikâyesini yazmıştım.

Karadelik için, “öteki dünyanın kapısı” da diyebiliriz.

Kâinatın en az bilinen boşluklarıdır karadelikler.

Yazının Devamını Oku

Yarın Roma'da sahaya ilk defa Z kuşağı çıkıyor

Türkiye Milli Takımı yarın Roma’da İtalya’nın karşısına çıkıyor.

Geçen yıl yapılamayan Avrupa Futbol Şampiyonası bu maçla başlıyor.

Hürriyet Avrupa baskısı bugün şampiyona için hazırladığı 28 sayfalık güzel bir ek veriyor.

O ek için benden de bir yazı istediler.

O yazıyı hazırlarken farkına vardım şimdi yazacaklarımın.

Yarın sahaya belki de tarihimizin en genç milli takımı ile çıkacağız.

Gelin şu rakamlara bakalım.

*

Takımızın yaş ortalaması 25 ve şampiyonaya katılan 24 takım arasında en genci...

Yazının Devamını Oku

Bu yıllar geçecek, Ezgi Mola kalacak... Ya siz

Ezgi Mola’yı son defa Alice müzikalinin kulisinde görmüştüm.

Harika Kırmızı Kraliçe oyununu sevmemize çocuk gibi sevinmişti...

O gece üzerinde bu fotoğrafta gördüğünüz “Kırmızı Kraliçe” kıyafeti vardı.

“Bu rolü Türkiye’de en iyi oynayacak isim” demiştim.

*

Dün milletçe öğrendik ki Ezgi Mola hakkında 4 yıla kadar hapis cezası istemi ile dava açılmış.

Nedeni de tecavüze uğrayıp intihar eden genç kızı savunmak için attığı tweet’miş.

İddiaya göre intihar eden kıza tecavüz iddiasıyla yargılanan kişiye hakaret etmiş.

Ne kadar da onuruna düşkün bir arkadaşmış meğer...

Yazının Devamını Oku

Biz Türkler nikâh şekerini Lükres Borjiya'nın kına gecesinde mi öğrendik

Dün Hürriyet ve New York Times’ın manşetinde benzer bir haber vardı. Pandemi sırasında yasaklanan düğünlerin yeniden başlaması.

Hürriyet’in haberine göre Türkiye’de bu yıl düğün patlaması yaşanacakmış.

Normal yıllarda 500 bin olan düğün sayısının bu yıl 750 bine çıkması bekleniyormuş.

New York Times’ın haberine göre de İtalya da 17 Mayıs’tan itibaren düğünleri serbest bırakmış.

Düğünlerin serbest bırakılması bu iki ülkenin iki şehrinde özel bir sevince yol açtı.

Türkiye’de İzmir...

Çünkü İzmir gelinlik üretiminde belki de dünyanın en büyük şehri...

Sadece Türkiye’nin değil, Avrupa’nın gelinlik ve damatlık kıyafetleri oradan gidiyor.

Yazının Devamını Oku

Özel telefon, Whatsapp mesajı yayınlayan, yayan fena yandı

O meşum 3 Temmuz gününü hayatım boyunca unutmayacağım.

Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın evinden alınıp götürülüşü hâlâ gözümün önünde...

Saracoğlu Stadı’nda FETÖ’cü polislerin provokasyonunu hiç unutmayacağım... Orada yediğim biber gazı hâlâ genzimde...

*

Neler yaptılar bu kulübe...

Sırf Atatürkçü diye... Sırf herkes FETÖ yalakalığı yaparken onlar yapmadı diye...


Yazının Devamını Oku

Erdoğan, Biden'a fesli bir boksörü anlatacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD Başkanı Biden’la yapacağı görüşmenin tarihi kesinleşti.

Önceki gün aldığım bir bilgiye göre Erdoğan bu görüşmede ABD Başkanı’na bir boksörden söz edecek.

Bir de kitap hediye edecek.

Kitabın adı da şu: “A Golden Heart Mitten...”

Yani “Altın Kalpli Eldiven...”

*

Önceki gün AKP’li bir başkanla ringe çıktım.

Beyoğlu’nun göbeğine kurulmuş bir ringin kenarındaki halatları kaldırıp birlikte içine girdik ve bu fotoğrafı çektirdik.

Ringe çıkma daveti Beyoğlu Belediye Başkanı

Yazının Devamını Oku

Spor yazarları artık maç sonu kültürünü köklüce değiştirmeli

Osaka, aldığı ceza sonrasında Fransa Açık’tan çekilirken, Kadın tenisçinin kararı, aynı zamanda bütün dünyada ‘sporcuların mental sağlığı’ konusunu da tartışmaya açtı.

Bu hafta başında spor dünyasını çok yakından etkileyen çok önemli bir tartışma başladı... Tartışmayı başlatan kadın bir sporcuydu ve şu anda spor medyasında toz duman. Olay şu:

KADIN SPORCU MAÇ SONU TOPLANTISINI REDDEDİNCE

Paris'te yapılan Fransa Açık Tenis turnuvasında Naomi Osaka maç sonunda yapması gereken basın toplantısına çıkmayı reddetti... Böylece tenis tarihinde bir ilke imza attı. Nedenini de şöyle açıkladı: “Bu basın toplantılarında sorulan negatif ve öfkeli sorular psikolojimi bozuyor ve benim mücadele azmimi kırıyor...”

KIZGIN ORGANİZATÖRLER PARA CEZASI VERDİ, İHRAÇLA TEHDİT ETTİ

Tabii organizatörler Naomi Osaka’ya hemen 15 bin dolar para cezası verdiler. Onunla da kalmadılar, turnuvadan ihraç edebileceklerini ve disiplin soruşturması başlatılabileceklerini ifade ettiler.

Naomi Osaka da ceza almasından 1 gün sonra turnuvadan çekildiğini açıkladı. Spor dünyasında büyük bir tartışma başladı ve çok sayıda sporcu Naomi Osaka’ya destek verdi. Kadın tenisçinin kararı, aynı zamanda bütün dünyada ‘sporcuların mental sağlığı’ konusunu da tartışmaya açtı.

BAZI GAZETECİLER SORU SORMUYOR KENDİNİ GÖSTERMEYE ÇALIŞIYOR

Yazının Devamını Oku

Bir sivil darbe mağduruna postmortem iade-i itibar

Önceki gün Türkiye’de bir “milli mutabakat” olayı yaşadık. Yakın tarihimizin, şimdi hayatta olmayan bir “sivil darbe mağdurunun” ayaklar altına alınmış onurunu iade ettik. Şimdi sizi bu “postmortem” yani ölümü sonrası gerçekleşen iade-i itibar olayının ilk gününe götüreceğim.

O meşum sabaha...

19 Aralık 2009 sabahı Beylerbeyi’ndeki bir askeri lojmanda silah sesi duyuldu.

Türk ordusunun bir subayı, o sabah tabancasını şakağına dayadı ve tetiği çekti. Arkasında da şu mektubu bıraktı:

“Hukuksuzluk sürecine hukuk adına saygı gösterilemez. Bu şekilde giderseniz ne yönetecek bir ordu, ne yaşayacak bir Cumhuriyet, bir ülke bulamayacaksınız.

Şunu bilin ki en küçük suçu ve günahı olmayan ben bu yapılan hukuksuzluğa isyan ve bu karanlığa bir nebze ışık olabilmek için hayatıma son veriyorum.”

*

Yarbayın adı

Yazının Devamını Oku

Bu fotoğraf bana niye Cem Karaca'yı hatırlattı

Bu fotoğraf cep telefonuma geçen pazar günü, Porto şehrinde nehir kenarında dolaşırken saat 14.03’te geldi.

Gönderen Ahmet Özal’dı...

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun rahmetli Cumhurbaşkanımız Turgut Özal’ın eşi Semra Özal’ı İstanbul’daki evinde ziyareti sırasında çekilmişti.

Hemen söyleyeyim...

Tarihi bir fotoğraftır bu...

Büyük bir barışın fotoğrafı...

Cumhuriyet’i kuran partinin, Cumhuriyet’in liberal devrimini yapan insanı ile vefa buluşmasıdır...

Yeni CHP’nin temellerini atan bir karedir...

Yazının Devamını Oku

Nöbetçi genel yayın yönetmeninin manşeti

Her eski genel yayın yönetmeninin içinde mutlaka bir “nöbetçi genel yayın yönetmeni” vardır.

Benim gibi artık ne ruhen, ne de fiziken öyle bir beklentisi kalmamış eski genel yayın yönetmeninin de içinde vardır o nöbetçi...

Öyle bir gün gelir ki...

“Keşke bu gazeteyi bugün ben yapsaydım” derdi...

Veya benim gibi onu demez de şunu yapar.

İçindeki gazeteyi içinden yapar...

Pazar gecesi öyle bir geceydi işte...

İçimdeki nöbetçi, o gece kendi gazetesini yaptı...

Yaptı da ne yaptı...

Yazının Devamını Oku

O statta sadece final oynanmadı, futbolun geleceği değişti 

Futbolun geleceği adına önemli ipuçlarına tanık olduk.

Bu maç Avrupa’nın seyircili futbola dönüşüydü. 16 bin taraftar sahada 60 binlik bir atmosfer yarattı. Şurası kesin; seyircisiz bir maç baharatsız bir yemek gibiydi. Futbol önceki gece aromasını ve baharatına kavuştu. Stattaki seyirci yerleşiminde sosyal mesafe ve hijyen şartlarına uygun bir oturum planlaması yapıldı. Ama daha maç başlamadan önce bütün sosyal mesafe kuralları bir yana bırakıldı. Maskeler tamamen atıldı.

Önceki gece her futbolsevere nasip olmayacak bir olayı yaşadım.

Tabii ki bu bir UEFA Şampiyonlar Ligi finaliydi. Tabii ki o maçı seyretmek bir şanstı.

Ancak bir sosyolog olarak benim için en az onun kadar güzel bir fırsat daha vardı.

Bütün dünyada 1.5 yıllık aradan sonra seyircili ilk futbol finalini seyredecektim.

Gerçekten çok zengin gözlemlerle dolu bir gece geçirdim.

Cumartesi gecesi Porto’nun Drago Stadı’nda sadece bir UEFA finali oynanmadı.

Futbolun geleceği açısından çok başka şeyler de oldu.

Yazının Devamını Oku

Bir milyon kişi beni karıma şikâyet etti

Geçen hafta “Hergele eşek” başlıklı bir yazı yazmıştım.

Twitter’da TT olmuştu.

Bu defa 10 saniyelik yarım kalmış bir cümle ile yine TT oldum.

Üstelik bu defa bir gece ve bir gün TT kaldım...

*

Olay perşembe akşamı bir arkadaşımdan gelen telefonla başladı:

“Sen gerçekten Tayyip Erdoğan büyük lider mi dedin?”

“Evet” dedim...

Şaşırdı... Herhalde

Yazının Devamını Oku

Bu bir final değil, seyircili sezonun açılışı

İngilizler dün itibariyla Avrupa’da duvarları yıktı ve pandemi sonrası futbol dönemini açtı.

İstanbul’dan neredeyse çalınarak Porto’ya ikram edilen final maçına içim buruk geldim. Ama iyi ki gelmişim. İnsanlar saha içindeki futbola susamış. Ama sokaklardaki heyecanına da susamış. Ve bilin ki sahaya dönen seyirci aynı seyirci olmayacak. Daha mı iyi olur daha mı kötü bilmiyorum ama, daha agresif bir seyirci görürsek kimse şaşırmasın.

Dün UEFA Şampiyonlar Ligi final maçı için Portekiz’in Porto şehrindeydim. Aslında İstanbul’da seyredeceğimiz bir final bizden neredeyse çalınarak Porto’ya ikram edilmişti. O nedenle biraz içim buruk geldim buraya. Ama iyi ki gelmişim... Maçın sahadaki ayrıntılarını yarın yazacağım. Bugün saha dışını yazayım.

MAÇA CHELSEA KULÜBÜ BiLETiYLE GiREBiLDiM

Portekiz’e gelişim kolay olmadı. Bilet bulmak hiç kolay değildi. Çünkü stada 16 bin 500 kişi alınacaktı. Son anda maça gitmekten vazgeçen bir Chelsea Kulübü üyesi arkadaşım sayesinde bilet bulabildim.

OTEL FiYATLARI FÜZE GiBi FIRLAMIŞ

İkincisi Portekiz’e giriş koşulları. Kimi, “karantina var” diyordu, kimi “Yok” diyordu. Ama hemen herkese göre Portekiz’e girmek için bir davet lazımdı. Onları da hallettik... Ama en zoru otel bulmaktı... Epeydir kapalı olan oteller, restoranlar sanki bir yılın parasını bir günde çıkarmak ister gibiydi. Sadece 3 metrekare otel odasının fiyatı 600 Euro’dan başlıyordu.

BEŞ UÇAK iNiNCE COViD DUVARI YIKILDI

Yazının Devamını Oku

Erdoğan telefonu kaldırıyor ve karşısında Beşar Esad var

Bugün size 2007 yılında bir gece, Türkiye Başbakanı’nın odasında yaşanan öyle bir olayı anlatacağım ki...

Şaşırıp kalacaksınız...

Ama önce dün dikkatimi çeken bir gelişme ile başlayayım.

*

Dün beni en şaşırtan haber İsrail’den geldi...



Yazının Devamını Oku

Biz 27 Mayıs'ı anarken hayırlı bir darbe oldu

Dün 27 Mayıs askeri darbesinin 61’inci yıl dönümüydü.

Türkiye’nin çeşitli yerlerinde toplantılar yapılıyordu.

En sembolik olan ise tabii ki, yargılamaların yapıldığı Yassıada’daydı.

Olay oradan Türkiye’yi sarsan YouTube videolarına geliyordu.

İşte tam o saatlerde dünyada herkesi şaşırtan bir başka darbe yaşandı.

Bir şirket içi darbe...

Ama darbe yapılan yer öyle bir şirketti ve darbeyi yapanlar da öyle kişilerdi ki...

Dünya ekonomisinde yeni bir çağ başlıyordu.

Yazının Devamını Oku