GeriErtuğrul ÖZKÖK Dünyanın en başarılı başbakanı geçen pazar niye 'çuvalladı'
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Dünyanın en başarılı başbakanı geçen pazar niye 'çuvalladı'

Bugün dünyanın herhangi bir yerinde uluslararası meselelerle biraz ilgisi olan bir insana sorsanız:

Dünyanın en başarılı devlet yöneticisi kimdir?

Eminim çoğunluk Almanya Şansölyesi Merkel diyecektir.

Dünyanın en başarılı başbakanı geçen pazar niye çuvalladı

16 yıllık iktidarı sırasında başardıklarına bakın...

2008 gibi dünyanın ve Avrupa’nın gördüğü en kötü ekonomik krizden ülkesini neredeyse hiç zarar görmeden çıkardı.

Hatta ülkesini bir süper güç haline getirdi.

*

Fransa ve başka ülkeler içlerindeki göçmenlerle anormal sorunlar yaşarken, o ülkesinin göçmenlerinin entegrasyonunda çok sağlam bir siyaseti götürdü...

Bugün 5 milyona yakın Müslüman göçmeniyle göreceli bir huzur içinde yaşıyor ülkesi...

*

Sadece Almanya mı...

Bin bir sorunla karşı karşıya bir Avrupa’nın iki yakasını hâlâ bir arada tutuyor.

Sağduyulu ve dolduruşa gelmeyen sakin üslubu ve karakteri ile giderek daha saygın bir devlet insanı imajı oluşturuyor.

Almanya ve Avrupa’nın gücünü uluslararası sorunlarda giderek daha etkili bir hale getiriyor.

Ve bütün bunları tehdit, sindirme, şantaj veya askeri güçle değil, barışçı yöntemlerle yapıyor.

Evet Almanya tarihinin gelmiş geçmiş en başarılı siyasetçilerinden biri...

*

Ama ne görüyoruz...

Partisi Hıristiyan Demokrat Parti geçen pazar iki eyalette yapılan seçimlerde büyük oy kaybına uğradı.

Sizce bir çelişki değil mi... Dünyanın en başarılı başbakanının partisi seçimde büyük bir dayak yiyor...

New York Times “Almanya belki de ilk Yeşil başbakanını seçecek” diyor.

*

Dünyanın en başarılı başbakanının bu yenilgisini neyle açıklayacağız?

Bir “Yetti gari” rüzgârı mıdır...

Karizma yorgunluğu mu? Yoksa lider bıkkınlığı mı...

Yoksa aşırı güç kaygısı mı...

*

Hayatım boyunca hep Amerikan sisteminin, iki dönemden fazla seçilmeme kuralını destekledim.

Evet, hiç kimse iki dönemden fazla devlet yönetiminin başında kalmamalı.

Çünkü güç birikimi sadece kişiyi değil, devletin kurumlarını da bozuyor.

Polisi, ordusu, adaleti de o aşırı güçlenmeden payını alıyor.

Ve en başarılı insana da zarar veriyor.

Bunu Hürriyet’in başında 20 yıl kalarak bizzat kendim de yaşadım.

O yüzden Türkiye’deki “İki defadan fazla seçilmeme” maddesi de çok yerindedir.

Dünyanın en başarılı başbakanı geçen pazar niye çuvalladı

BU İKİ KADIN BİRLİKTE ŞAHANE BİR İŞ YAPTILAR

ÖNCEKİ gün açıklanan Oscar adayları liste-sinde Laura Pausini de var.

İtalyan müziğinde son yıllarda en çok sevdiğim sanatçılardan biri.

Bu yıl çıkan “Io Si” adlı şarkısını Spotify Top 50 ve Number 1 FM’de pazar günleri yayınlanan Top 20 listesine almıştım.

Streaming kanallarında gösterilen Sophia Loren’in oynadığı “Onca Yoksulluk Varken” (La Vita Davanti A Se) filminin müziği...

Tavsiye ederim şarkıyı dinleyin.

Son yıllardaki en güzel İtalyan şarkısı diyebilirim.

Sophia Loren ve Laura Pausini...

İki şahane kadın, şahane bir film ve şahane bir şarkı...

Dünyanın en başarılı başbakanı geçen pazar niye çuvalladı

İKİNCİ AŞIMI BU ÇOK ANLAMLI AFİŞİN ALTINDA OLDUM

İKİNCİ aşımı dün Kavacık’ta Beykoz İlçe Sağlık Kurumu’nun kliniğinde oldum.

Genç ve kendini işine adamış harika bir doktor ve sağlık personeli ile her şey saat gibi işledi.

Personelden tek ricam şu oldu.

“Aşıyı şu afişin altında yapabilir misiniz?”

Çünkü afişte şu yazılıydı:

“Şiddete uğrayan sağlık çalışanının hizmetten çekilme hakkı vardır.

Şiddet uygulayan hakkında çalışan şikâyetçi olmasa bile adli işlem başlatılır.”

Bir ilçe sağlık kliniğinde bir kere daha şunu gördüm.

Bu ülkenin olağanüstü fedakâr bir sağlık ordusu var.

Pandemi hepimize bu gerçeği bir kere daha gösterdi.

O nedenle bu afişte yazılanların hepimiz bekçisi olmalıyız. Yani sağlık personeline şiddet uygulayanlara sadece polisin, yargının karşı çıkması yetmez.

Bizler de tepkimizi göstermeliyiz.

Bir son nokta...

Eşim Tansu da ben de aşı işinde kimseden bir imtiyaz istemedik.

O Urla’da Devlet Hastanesi’nde, ben İstanbul’da Beykoz İlçe Sağlık Müdürlüğü’nde başvurularımızı yaptık. Her şey saat gibi işledi.

Daha binadan ayrılmadan cep telefonuma “aşımın şu tarihte uygulandığı” mesajı geldi.

Sağlık Bakanlığı’na ve ilçe sağlık müdürlüğündeki herkese çok teşekkür.

Dünyanın en başarılı başbakanı geçen pazar niye çuvalladı

MEDYA KULİSİ
ADINI BİLMEDİĞİM 6 KADIN TANIDIĞIM GENEL YAYIN YÖNETMENİNİ İNDİRDİ

Julian Reichelt, Bild’de yazdığım yıllardan tanıdığım bir gazeteci.

Çok iyi bir muhabirdi.

Özellikle Ortadoğu konularında uzmanlaşmıştı.

Kai Diekmann gazetenin genel yayın yönetmenliğinden ayrıldıktan sonra yerine çok iyi tanıdığım ve çok başarılı bir kadın gazeteci olan Tanit Koch getirilmişti.

Bild’in ilk kadın genel yayın yönetmeniydi ve Alman medyasında bir devrimdi.

Ne yazık ki çok kalamadı o görevde ve yerine Julian Reichelt getirildi.

*

Dün Der Spiegel, New York Times, Deutsche Welle gibi büyük medya kuruluşlarında, Julian’ın da görevden ayrıldığı haberleri vardı.

Şirkette çalışan 6 kadın kendisini şikâyet etmişti.

Şikâyet nedeni de şöyle açıklanıyordu:

“Otoritesini kötüye kullanmak ve şirket içinde düşmanca bir hava yaratmak...”

*

Alman kanunlarına göre şikâyette bulunan kişilerin adları açıklanmıyor.

Ama tabii ki şirket koridorlarında “cinsel taciz” iddiaları da konuşuluyor.

Yönetim, “Somut bir delil yok” dedi ama bağımsız bir hukuk bürosunu şikâyetleri araştırmak üzere yetkilendirdi.

*

Medya tarihinde ilginç bir olay bu.

Şimdiye kadar daha çok cinsel taciz olaylarına tanık oluyorduk.

Bu defa “Kötü muamele” ve “Şirket içi şiddet” kavramları da gündeme geldi.

*

Makyavelik bir inançtır:

“Korku sevgiden daha etkilidir ve karşınızdakine istediğinizi daha kolay yaptırır...”

Hayatım boyunca otoriteyi, insanlara bağırarak, aşağılayarak, korkutarak, sindirerek kurmaya çalışanları anlamadım.

Ayrıca hayat bana, korkuyla kurulan otoritelerin ilk darbede paramparça olduğunu birçok örnekle gösterdi.

GEÇEN CUMA GÜNÜ MÜZİK SEKTÖRÜNDE BİR İLK YAŞANDI

BİR rock müzik topluluğu ilk defa yeni albümünü “NFT” formatında yayımladı.

Söz konusu albüm Kings Of Leon’un “When you See Yourself” albümüydü.

NFT’nin açılmış hali şu: “Non-fungible-token”...

Türkçeye “Değiştirilemez para çip” olarak çevriliyor.

Blockchain ağı üzerinde şifrelenmiş bir tür “kripto para” diyebilirsiniz.

Yani bu albümü aldığınız zaman, sadece sizde kalan bir format.

Bu sistemi ilk defa Amerikan Basket Birliği NBA, oyuncu kartları için yaptı.

Oyuncu kartları nasıl alınıp satılabiliyorsa bu da öyle oluyor.

Çoğaltılamıyor, takas edilemiyor, ama bir Blockchain sisteminde Bitcoin gibi işlem görebiliyor.

Bunu yazıyorum ama şunu da itiraf edeyim ki, henüz tam anlamıyla çözebilmiş de değilim.

ANONS 1
BU KÖŞE KÜNYESİNDEN BİR YÜKSELİŞ HİKÂYESİ DAHA

BİLİYORSUNUZ bu sayfanın Türk basınında daha önce hiçbir yerde görünmeyen bir “köşe künyesi” var.

Sayfanın hazırlanmasında katkısı olan arkadaşlarımızın isimleri bunlar.

Daha önce fotoğraf editörü olan arkadaşımız Umut Veis, Demirören Grubu Görsel Medya Direktörlüğü’ne yükseldi.

Şimdi de sayfa editörlerimizden Eyüp Serbest Hürriyet İstihbarat Müdürlüğü’ne yükseldi.

Ona da başarılar diliyoruz.

ANONS 2
AZİZ YILDIRIM’A OY VERMİŞ BİR FENERLİNİN 62 YILLIK TESELLİSİ

RAHMETLİ babamın bana çubuklu Fenerbahçe forması, sarı-lacivert tozluklar ve futbol ayakkabısı almasının üzerinden 62 yıl geçti...

Giyindim, beni elimden tutup bir fotoğraf stüdyosuna götürdü ve gururla poz verdim. Babam İzmirsporluydu, ben de onu tutuyordum ama gönlüm asıl Fenerbahçe’deydi. Bu formayı giydiğim yıl Fenerbahçe için ilk defa ağladım.

Bir de FETÖ’cü polisler Saracoğlu’nda maç sonrası taraftarın üzerine biber gazı sıkıp spor tarihinin en büyük provokasyonunu yaptığında da o gaz ağlatmıştı beni...

Sonra 3 Temmuz kumpası geldi...

Geçen pazar gecesi de çok üzüldüm.

Ve Aziz Yıldırım’a oy vermiş bir Fenerbahçe kongre üyesi olarak duygularımı ilk defa yönetime anlattım.

BUGÜN SPOR SAYFAMIZDA OKUYABİLİRSİNİZ.

 

X

Türk ailesi Ortadoğu’dan Avrupa yakasına taşınıyor

Türkiye İstatistik Kurumu geçen hafta öyle rakamlar açıkladı ki...

1- Sosyolog yanım ameliyatlı iki gözümü faltaşı gibi açtı.

*

- Kaynak devletin kurumunun yayınladığı bülten:

“İstatistiklerle Aile 2020”.

- Yayınlayan devletin resmi kurumu Anadolu Ajansı...

İşte bu bülten Türk toplumunun geçirdiği belki de en çarpıcı sosyolojik değişimi açıkça ortaya koydu.

*

Türkiye’de aile yapısı ile ilgili yıllardır hâkim olan görüş neydi?

Yazının Devamını Oku

Cihangir dizi kanadında ‘neşter’ ‘botoks’ ve ‘kolajen’ savaşı

Upper Cihangir’in dizi film mahallesinde dün itibarıyla büyük bir “mimik”, “botoks” ve “kolajen” savaşı başladı.

Pimi çekilmiş bombayı mahallenin ortasına Hürriyet Kelebek yazarı Savaş Özbey bıraktı.

*

Özbey’in dünkü köşesindeki bomba iddia şuydu:

“Camdaki Kız” dizisinde “Nalan”, “Fatma” dizisinde “Fatma Yılmaz” rolünü başarıyla oynayan Burcu Biricik hayatında hiç estetik yaptırmadığı için rolünü yaparken kaşını gözünü rahatlıkla oynatabiliyor...

Bu da onu “yüzünü kullanmada” çok başarılı bir oyuncu haline getiriyor.

Yine Özbey’e göre bin bir estetik müdahaleyle gittikçe hepsi birbirine benzeyen diğer ünlülerden ayrıştırıyor.

Özbey bunu anlatmak için bir de çok ünlü bir kadın oyuncunun adını vermiş.

Yazının Devamını Oku

'Upper Cihangir' sezon finali - Koskoca semt dedelere kaldı

Geçen perşembe akşamı itibarıyla Türkiye “lockdown”a girip eve kapanırken seviyeli magazinin yeni merkezi Upper Cihangir de bir nevi sezon finali yaptı.

Seviyeli magazinin ağırlık merkezi de Bodrum’a kaydı. Bölgenin yeni nesil magazincisi Tuğrul Eryılmaz’ın T24’te her cuma günü merakla beklenen Upper Cihangir fısıltıları köşesi de geçen hafta pek tatsızdı.

Bütün bir sayfadan aklımızda kalan tek konu Sırrı Süreyya Önder’in dede olmasıydı.

Demek ki koskoca Upper Cihangir artık, müzik denince aklına sadece The Rolling Stones gelen tonton dedelere ve eski tüfek Mülkiyelilere kaldı.

Böylece magazin meydanı, “Memleketin bunca meselesi varken ısrarla seviyeli seviyesiz her magazine dalan” bendenize kaldı.

Bugünden itibaren 17 Mayıs gününe kadar “Lockdown 2021 Özel” sayfalarıyla karşınızdayım.

*

Yani “

Yazının Devamını Oku

Bir ayağı İstanbul'a basan ve Tahran'ı dağıtan bir 'narafig'

“Narafig” Farsça’da dostunu sırtından bıçaklayan kişi demek... Büyük ihtimalle de bir derin devlet komplocusu...

Tahran’ı darmadağın edip oradan Washington ve Tel Aviv’e sıçrayan bu “yeni nesil patlayıcı”, 24 Nisan günü esrarengiz bir ‘Narafig’in, Londra’daki Iran International adlı haber sitesi ve televizyon kanalına bir yoldan ulaşması ile başladı.

Esrarengiz Narafig’in elinde İran’ı darmadağın edecek bir ses kaydı vardı...

Tahran’da kapalı kapılar ardında yapılmış 3 saatlik bir görüşmenin kaydıydı bu.

Şimdi dönelim 24 Nisan gününe...

Türkiye o gün ABD Başkanı Biden’ın sözde soykırım konuşmasına kilitlenmişken, aynı saatlerde Iran International’a ulaşan kişi veya kişiler onlara bu üç saatlik kaydın bazı bölümlerini getirmişti...

Sitenin Londra’daki yöneticileri “ellerindeki malın” ne olduğunu anında anladılar.

Kayıt adeta Tahran’ı uçuracak yepyeni nesil bir patlayıcı gibiydi.

Bu kaydın açıklanması, İran’da bir süredir yaşanan

Yazının Devamını Oku

47'li bir erkek, 54'lü Blair'in bu fotoğrafına bakınca ne hisseder

Biraz narsistçe...

Biraz da bencilce bakıyorsa...

Yani benim gibiyse, kesinlikle benim hissettiğimi hisseder...

İngiltere’nin eski Başbakanı Tony Blair epeydir ortada görünmüyordu.

Pandemi başından beri ilk fotoğrafını dün İsmet Berkan’ın “10 Haber” sitesinde gördüm.

Geçen hafta İskoçya’nın bağımsızlığı ile ilgili bir televizyon programına çıkmış...

Tabii herkes programda söylediklerini değil, bu halini konuşmaya başladı. Başbakan saçlarını uzatmış... Bayağı uzatmış.

Boyamadığı için de uzun saçları ile folk şarkıcısı

Yazının Devamını Oku

Modi'nin inanç mağarasında fiyatlar neden böyle düştü

Hindistan’ın popülist başbakanı Narendra Modi’nin “seçim şovu meditasyon mağarasını” ilk defa Müslüman bir Hint asıllı Amerikalıdan öğrendim.

Yaptığı şahane televizyon şovları ile popülist liderlerin komik hallerini hicveden Hasan Minhaj, bir programında Hindistan’daki seçimleri anlatırken, şu anki başbakan Modi’nin “dua etmek ve meditasyon yapmak üzere bir mağaraya çekilmesini” anlatmıştı.

*

Ancak orada öğrenmiştim ki, Tanrı ve kendisiyle baş başa kalmak için kapandığı bu mağarada 4 kamera görüntülerini kaydediyordu.

Ancak Hasan Minhaj, Modi’nin yüzündeki sahte ifadeleri gösteren görüntüleri yayınlarken hepimizi kahkahalara boğan bir ayrıntıya dikkatimizi çekmişti.

Güya meditasyon yapmak ve dua etmek için inzivaya çekilen Modi’yi 4 kamera görüntülüyormuş...

Amaç?

Bunları seçim kampanyasında

Yazının Devamını Oku

Katarlı bayan Alya'nın mektubundaki 2 cümle

1)Şimdi anlatacağım olay, bana çok gizli kanallardan ulaşmış bir haber değil...

Birleşmiş Milletler’in herkese açık bir platformundan geldi...

Şimdi dikkatle okuyun lütfen...

*

22 Mart 2021 günü...

Yani bundan 38 gün önce BM Genel Sekreteri’ne bir mektup sunuldu...

Mektubun altında şu imza vardı:

Alya Ahmed Saif Al-Thani...

*

Yazının Devamını Oku

Yüksek lisanslı ilk rehber köpeği 'Kara' ikizler burcu

Bugün, yani 28 Nisan, Dünya Rehber Köpekler Günü...

Ben de bu özel gün dolayısıyla size Türkiye’de okumuş ve mezun olmuş, lisansüstü eğitimli ilk rehber köpeği “Kara”yı tanıtayım...

“Kara” 21 Mayıs 2015 günü doğdu.

Safkan dişi bir Labrador.

Lisans eğitimini Ankara’da Birleşik Krallık Büyükelçiliği görevlileri gözetiminde tamamladı.

Ama eğitimi orada bitmedi. Bir de yüksek lisans eğitimi var.

Onu da İngiltere’de yaptı.

Yüksek lisans hocası, uluslararası rehber köpek eğitmeni

Yazının Devamını Oku

Ben bu gürültüye kulaklarımı tıkadım şu üç cümleye baktım

1) Ülkenin muhafazakârı, laiki...

Dincisi, milliyetçisi, ulusalcısı ayakta...

“NATO’dan çıkalım” diye bağıran...

“İncirlik’i kapatalım” diye haykıran...

ABD ile bütün ilişkilerimizi keselim diyen...

Öyle bir gürültü var ki...

Ülkenin en makul insanları bile bazı çok önemli şeyleri göremiyor, duyamıyor...

Oysa 24 Nisan günü sadece o kelime yoktu... Çok önemli şeyler de oldu.

Yazının Devamını Oku

Sabık deputattan biyarbırçi görüntü

“Sabık”, yeni Türkçede “eski” demek...

- “Deputat”, Rusça kökenli bir kelime, “milletvekili” anlamına geliyor.

- “Biyarbırçi”, Azericede “Utanç verici” demek...

- “Görüntü” ise aynen “görüntü...”

*

Dün sabahtan beri Bakü’den gelen bu videoya gülüyorum ve güldüğüm için de kendime kızıyorum.

Dün T24’te gördüm. Azerbaycan’da günün konusuymuş ve televizyonlarda işte bu başlıkla verilmiş. Eski milletvekili Hüseyinbala Biralamov, ki kendisi 75 yaşında....

Yazının Devamını Oku

Banzai Mustafa Kemal Paşa çok çok banzai

Geçen gün bir arkadaşım gönderdi...

Japonya’da yapılmış video...

Kim yapmış, sözleri nedir hiç bilmiyorum.

Ama içinde bir kelime var ki....

Beni çok etkiledi.

*

Video önce İzmir’i tanıtarak başlıyor.

Arkasından İzmir’de işgalci Yunan ordusuna karşı başlatılan milli mücadele çok güzel çizimlerle anlatılıyor.

Yazının Devamını Oku

İçimizdeki en tonton anarşiste bandanalı bir Babıâli vedası

Önce köşe yazarı vardı...

Yukarıdaki babamız biz köşe yazarı milletini yaratırken, bazı unvanları çok cömertçe bağışlamıştır...

Mesela “siyasi köşe yazarı...”

Tanrı babamızın eli cömerttir... Her isteyene vermiştir bu unvanı...

Onlara bir de “Ağır ol da molla desinler” duygusunu vermiştir aynı cömertlikle...

Bir de kibir ve egoyu...

İşte böyle çıkmıştır piyasaya saçılmış binlerce siyaset köşe yazarı...

*

Yazının Devamını Oku

Emin kardeşim ben piyanistim niye hep bana ateş ediyorsun

Sözcü gazetesi, Turgut Özal’ın 28’inci ölüm yıldönümü günü herkese örnek olması gereken harika bir şey yaptı.

Özal’ı müthiş övücü bir manşet ve sayfayla andı.

Ben de Sözcü yazıişlerini ve bu sayfayı hazırlayan arkadaşımız Emin Özgönül’ü alkışlayan bir yazı yazdım.

*

Ama o ne...

Bütün hayatı boyunca maddi manevi geçimini Özal ve herkese hakaretle sağlayan Emin Çölaşan, gazetesine bir şey diyemeyince hıncını yine benden çıkardı...

Üstelik yine bir sürü yalan dolanla...

Neymiş ben ona Turgut Özal’la ilgili kitabını okudum çok beğendim demişim.

Yazının Devamını Oku

57 milyon riskli vatandaşı acilen koruma altına almanın formülü

Dün itibarıyla dünya “COVID atlası” şöyleydi.

İsrail aşılamasını tamamlamış, bütün yasakları kaldırmış ve halkı da plajlara hücum etmişti.

Yeni Zelanda ve Avustralya arasında serbest seyahat başlamıştı.

Dünyada COVID olayını en ağır geçiren ülkelerden Amerika’da Biden politikası sonuçlarını vermeye başlamıştı.

16 yaş üzeri isteyen her Amerikan vatandaşına aşı uygulanabiliyordu.

330 milyonluk ABD’de yeni vaka sayısı 67 bindi.

Haziran ayı ortası itibarıyla nüfusunun yüzde 70’ini aşılamış olacağını açıklamıştı.

80 milyon nüfuslu Türkiye’de ise yeni vaka sayısı 55 bindi...

Yazının Devamını Oku

Korkuyorsunuz çünkü statlarda idare ediyorduk ama ekranda edemiyoruz

Alman liglerinin tatsızlığı, İtalya’nın statları yenilememesi, koca Rusya’nın doğru dürüst bir takım çıkaramaması, herkesi Premier Lig ve La Liga hastası yaptı. Bakıyorum, tüm Avrupa ülkelerinin federasyonları ayakta. Paniğin sebebi belli... Siz daha VAR’ı bile yönetemiyorsunuz. Kalite yerlerde. Şimdi korkuyorsunuz.

Bu bir deprem... Futbolun 8.1 şiddetindeki depremi. Hiç kuşkunuz olmasın, arkasından tsunami de gelecek... Gelecek ve bu bütün derme çatma ‘Milli ve yerli futbol düzeni’ bu tsunaminin altında kalacak.

TÜRKiYE LiGi’NiN VASATLIĞI ALMAN LiGi’NiN RUHSUZLUĞU

· 12 Avrupa takımının pazar günü “Biz artık Avrupa’da bir ‘Ultra Süper Lig’ kuruyoruz” açıklaması tam bir depremdir. Ve yıllardır “Geliyorum” diyen bir deprem bu...

· Alman liglerinin tatsızlığı, tuzsuzluğu, ruhsuzluğu.

· İtalya’nın futbol oynadığı sahaları bile yenilemede nal toplaması.

· Fransa’nın Arap sermayesi sayesinde çok
geç Avrupa futboluna dönmesi.

· Oligarklarını bile İngiltere’ye kaptıran koskoca Rusya’nın doğru dürüst bir futbol takımı çıkaramaması, sonunda bütün Avrupa seyircisini Premier Lig ve La Liga hastası yaptı. Onlar da bu vasatlıkta debelenirken sonunda bu kararı aldılar.

Yazının Devamını Oku

Lüzumsuz bir köşe yazarının çok lüzumlu üç-beş saniyesi

T24 haber sitesi yazarı Ali Akay hatırlattı.

Dün, yani 19 Nisan, Fransız yazar ve düşünürü Jean-Paul Sartre’ın cenazesinin kaldırıldığı günün yıldönümüydü.

Sartre 15 Nisan günü ölmüştü...

Öyleyse niye onu 19 Nisan günü hatırlıyoruz...

*

Cevabı çok basit...

Çünkü onu Montparnasse Mezarlığı’na uğurlayan öylesine büyük bir kalabalık vardı ki...

Fransa, onu, siyasette en büyük muhalifi olan cumhurbaşkanı De Gaulle’ün söylediği şu sözle hatırladı:

“Sartre Fransa’dır...”

Yazının Devamını Oku

Bir Upper Cihangir magazini... Diziyi çekerken 6 kere öpüştük o COVID oldu ama ben olmadım

Tabii Upper Cihangir’deki en büyük haber kaynağımdan öğrendim haberi.

1- Kanal D’nin başarılı bir başlangıç yapan dizisi “Camdaki Kız” meğer tam anlamıyla bir Upper (Yukarı) Cihangir dizisiymiş.

*

Nereden mi çıkardım?

Bir kere dizinin bazı sahneleri Cihangir Caddesi’ndeki köşkte çekilmiş.



Yazının Devamını Oku

Sizce bu 'Reformist Tonton' sayfası hangi gazetede çıktı

Tam 28 yıl olmuş...

Bugün Turgut Özal’ın ölümünün 28’inci yıldönümü...

Sabah büyük bir sürprizle uyandım.

Bir gazete harika bir Özal’ı anma sayfası hazırlamış.

*

Tepedeki manşeti şöyle:

“Reformist Tonton...”

Üst spotları şöyle:

- “Hayata veda etmesinin üzerinden 28 yıl geçti ancak yaptıkları hafızalardan hiç silinmedi.”

Yazının Devamını Oku