Dün sabah saat 02:23 Darth Vader Jedi'a karşı: Ölümcül vuruş

Haber benim cep telefonuma Türkiye saati ile 02.23’te düştü...

Haberi veren New York Times sitesiydi ve bunu “breaking news”, yani son dakika haberi olarak veriyordu.

Amerikan piyasasında uzun süredir merakla beklenen 10 milyar dolarlık bir Pentagon ihalesinde karar alınmıştı.

Dün sabah saat 02:23 Darth Vader Jedia karşı: Ölümcül vuruş

Pentagon’un Yıldız Savaşları filminden  esinlenerek “Jedi” adını verdiği ihaleyi, Microsoft firması kazanmıştı...

İlk bakışta normal gibi görünüyordu ama bu piyasa için tam anlamıyla bir sürprizdi...

Çünkü herkes bu ihaleyi Amazon’un alacağına emindi.

İhalenin Microsoft’a verilmesi, “Amerikan ekonomik dünyasında” en köklü “centilmenler anlaşmasının” sona ermesi anlamına geliyordu.

Başkanlar böyle kritik ihalelere siyaset sokmazdı...

Şimdi bunun ne olduğunu anlamak için gelin bu ihalenin ne olduğuna ikinci yazıda bakalım.

Dün sabah saat 02:23 Darth Vader Jedia karşı: Ölümcül vuruş

10 MİLYAR SAVAŞI

4 DİJİTAL DEVİN BULUTLAR ÜZERİNDEKİ SİBER SAVAŞI

Suriye’den çekildikten sonra süper güç özelliği tartışılmaya başlanan Amerikan ordusu, epey bir süredir savaş teknolojisinde yeni bir aşamaya geçmeyi planlıyordu.

Yapmayı planladıkları en büyük atılım 1980 ve 90’lı yıllar teknolojisiyle yürütülen bilgisayar sistemini “cloud”, yani “bulut” teknolojisine geçirmekti.

Bunun için “Joint Enterprise Defence Infrastructure” (Birleşik Savcunma Altyapı Girişimi) denilen bir proje geliştirdiler. 10 milyar dolarlık ihaleye dijital âlemin 4 devi girdi.

Amazon, Google, Microsoft ve Oracle...

Dün sabaha kadar ihalede en kuvvetli aday olarak Amazon görünüyordu. Çünkü bugün “bulut” teknolojisinde Pentagon’un aradığı özelliklere sahip en iyi teknoloji ondaydı.

Ayrıca buna çok benzer bir konuda CIA’in ihalesini de o almıştı...

Ancak sabaha karşı bu haber ajanslara düştüğünde bütün Amerika’da büyük bir şaşkınlık yaşandı...

Başkan Trump son anda müdahale etmiş ve ihalenin Microsoft’a verilmesini sağlamıştı.

Bunun ilk işareti geçen hafta gelmişti.

Şimdi üçüncü yazıyla geçelim...

İLK İŞARET

GEÇEN HAFTA GELEN İKİ ABONELİK İPTALİ

Bunun nedeni ise Beyaz Saray’ın 4 gün önce attığı küçücük bir adımda yazılıydı.

Beyaz Saray, ABD’nin en güçlü iki gazetesi olan New York Times ve Washington Post gazetelerinin aboneliklerini yenilememişti.

Çünkü Trump kendisine muhalefet eden bu iki gazeteye savaş açmıştı.

Ve bu gazetelerden Washington Post’un sahibi de Amazon’un sahibi olan Jeff Bezos’du...

Mesela bu kadar basitti...

Amerikan tarihinde bir ilk yaşanıyordu ve ilk defa bir başkan medyaya böyle bir savaş açıyor, Amerikan ekonomik sistemini altüst edecek bir karar alıyordu.

Başkan bundan böyle kendine muhalefet eden medyayı ve iş çevrelerini yok etme yoluna girmişti...

Peki gökyüzünde bulutların üzerindeki tanrıların savaşına dönüşen bu mücadeleyi kim kazanır?

Gelin ona da dördüncü yazıda bakalım.

TANRILARIN GAZABI

TAHMİNİM: DARTH VADER GİDER VE JEDİ’LAR KALIR

Pentagon çok önem verdiği bu ihaleye, Yıldız Savaşları filminin en olumlu kavramlarından biri olan “Jedi” adını vermişti.

Jedi, Yıldız Savaşları dizisinde barışın koruyucusu olan gruplara verilen isimdi.

Öyle görülüyor ki Jedi şimdi aynı filmlerin en kötü karakteri olan “Darth Vader”in saldırısına uğramış durumda.

Kısaca Amerikan demokrasisi büyük bir tehditle karşı karşıya...

Bu savaşı Darth Vader mi, yani Trump mı, yoksa Jedi’lar mi yani özgürlük savaşçıları mı kazanır göreceğiz...

Benim tahminim...

Darth Vader bir seçim daha kazansa dahi, 5 yıl sonra artık yok...

Eminim, Amerikan medyası, liberal iş dünyası, adalet mekanizması 5 yıl daha direnip bu popülist tahakkümün altından çıkacak.

Şuraya yazın...

Dün sabah saat 02:23 Darth Vader Jedia karşı: Ölümcül vuruş

AZ DAHA PUTİN’LE ARAMI BOZAN KADIN DİYECEKTİM

GÖRDÜĞÜNÜZ bu fotoğraf Cumhurbaşkanı’nın geçen hafta gidip tarihi karar aldığı Soçi’de çekildi.

Tam bu fotoğrafın çekildiği an Rusya Devlet Başkanı Putin kelimenin tam anlamıyla bana fırça çekiyordu.

Size o anı anlatacağım ama önce bu fotoğrafı neden hatırladığımı yazayım.

*

Çok büyük merakla beklediğim bir televizyon dizisi 3 Kasım günü gösterime giriyor.

Rusya çariçesi “Büyük Katerina”nın hayatını anlatan 4 bölümlük bir dizi bu.

Üstelik Katerina rolünü büyük Helen Mirren oynuyor...

İşte bu dizi bana Putin’le yaptığım o mülakatı hatırlattı.

Dün sabah saat 02:23 Darth Vader Jedia karşı: Ölümcül vuruş

O mülakatta, Putin’e “Şu Katerina, Baltacı Mehmet meselesi nedir” sorusunu sorma gafletinde bulunmuştum.

Sinirlenerek bana “Baltacı ile yattığı dedikodusu siz Türklerin uydurması... Sadece Katerina sizin paşayı rüşvetle satın aldı” anlamına gelen bir söz söyledi.

*

Dizinin gösterime çıkacağını okuyunca heyecanlandım “İnşallah Putin’le aramdaki mesele de bu filmle halledilir” dedim.

Ancak yanılmışım...

Bizimki Birinci Katerina’ydı... Bu İkinci Katerina...

*

Yine de diziyi büyük merakla bekliyorum.

İŞTE BANA UMUT VEREN BİR 29 EKİM SÜRPRİZİ

Haberi dün akşam üzeri Beyoğlu Belediye Başkanı Haydar Yıldız’ın ofisinden gelen bir telefonla öğrendim.

Beyoğlu Belediyesi 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı için bir buluşma düzenliyormuş.

Beni de davet ediyorlardı.

Ancak hemen arkasından büyük bir sürpriz geldi.

Bu buluşmanın bir de konuşmacısı var. Eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ.

İşte bu benim için tam sürprizdi.

Düşünebiliyor musunuz daha dün FETÖ polisleri, savcıları, hâkimleri tarafından hayasızca bir iftirayla “terörist” diye hapse atılan şerefli bir komutan.

İşte budur.

Tebrikler başkan.

Bu ülke barışacaksa, bir araya gelecekse yapılacak iş budur. Bu arada ben de 14 yıldan beri ilk defa Cumhurbaşkanı’nın 29 Ekim davetine çağrıldım.

Tabii ki gazeteci olarak memnuniyetle gideceğim.

Dün sabah saat 02:23 Darth Vader Jedia karşı: Ölümcül vuruş

BIYIKLI SOPRANO MU BIYIKSIZ KASTRATO MU

Son günlerde en çok dinlediğim klasik parçalarından biri İtalyan mezzosoprano Cecilia Bartoli’nin söylediği Nicola Porpora’nın “Polifemo: Alto Giove” adlı parçası...

Sanatçının 18 Ekim günü çıkardığı tek parçalık şarkısının kapağında ilginç bir fotoğafı var...

Bıyıklı ve sakallı bir photoshop fotoğrafını koymuş...

Üstüne de tarihin en ünlü kastrato müzisyeni Farinelli’nin adını koymuş...

Yani Carlo Broschi’nin...

Farinelli’nin döneminde yapılmış tablolardaki yüzüne ve onu anlatan filmdeki görüntülere baktım.

Tabii ki ne bıyığı ne sakalı var. Sakallı soprano konusunda pek karar veremedim...

O nedenle albümün kapağına fazla bakmadan dinliyorum.

Dün sabah saat 02:23 Darth Vader Jedia karşı: Ölümcül vuruş

YENİ

COLDPLAY HASTALARINA GÜZEL BİR HABERİM VAR

Coldplay son olarak Los Unidades adı altında Pharell Williams’la birlikte yaptığı harika “E-Lo” şarkısından beri yeni bir şey çıkarmamıştı.

Cuma sabahı bir single çıkardılar.

Adı “Orphans”.

Çok çok sevdim... Özellikle yüksek volümlü dinlenince, insanı tam bir konser havasına sokuyor.

Şarkıda Rolling Stones’un “Sympathy For The Devil” şarkısından çok kısa ve belirli belirsiz küçücük bir de çizgi var...

Coldplay’i son olarak Paris konserinde izlemiştim ve olağanüstüydü...

Sevenlere duyururum...

Harika bir Coldplay konser şarkısı...

YENİ

 

SİZE SIKI BİR SORU: BU AŞK GERÇEKTEN BİTMİŞ Mİ YANİ

GEÇEN cuma sabahının benim için en güzel sürprizlerinden biri Deniz Tekin’in “Yıldızlar” şarkısı oldu...

Girişinde şöyle bir cümle var:

“Ortaköy’den Beşiktaş’a giden ağaçlı yolda

Artık hiç aklıma gelmiyorsun...”

Bu kadar basit bir cümle yani...

Ama öyle çarptı ki bana...

Biten bir aşkta sevgiliyi unutmayı anlatan bu sözler var ya...

Sırf bu cümle için defalarca dinlerim bu şarkıyı...

*

Tabii bir de şu var.

“Unuttum” diyor ama harika bir şarkı ile de hâlâ anlatıyor...

Bence hâlâ unutamamış...

*

Şarkının altyapısındaki gitara da bittim...

Çok klasik ve eski bir Shadows soundu gibi...

Şarkıya o kadar iyi gitmiş ki...

Tebrikler...

ARYA SEVENLERE

HANDEL VE ARYA SEVENE YENİ BİR KAYIT

Handel: Giuilo Cesare in Egitto:HWV 17 Act,1: “Son Nata a Lagrimar”; Emmanuelle Haim, Anne Sofie von Otter, Le C oncert d’Astree.

LEONARD COHEN’DEN UTLU YENİ BİR ŞARKI

CUMA günü streaming platformlara konan bir başka yeni şarkı da Leonard Cohen’in “Happens to the Heart”ı.

Ölümünden önce yaptığı son şarkılarda çoğunlukla şiirsel okumaya ağırlık verdi.

Burada da o hüzünlü şiirsel duyarlılık devam ediyor.

Daha önceleri de ut kullanmıştı.

Ama nedense bu defa bana çok daha hüzün verici geldi, daha çok dokundu.

Şiiri çok iyi okuyor...

Arkadaki müzik harika...

Bir kere daha anladım.

Leonard Cohen, Leonard Cohen’dir...

Ölse de bir şey değişmiyor...

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

İki kadeh viski askeri sivil darbeyi önler mi

Madem ışıkları yanan Anayasa Mahkemesi tartışılıyor, ben de tarihimizin gizli kalmış bir darbe önleme hikâyesini anlatayım.

Olay 1973 yılında, yani 12 Mart ara rejiminin yıllarında Ankara’nın Çankaya semtinde bir gazetecinin evinde geçiyor...

*

O yıl cumhurbaşkanlığı seçimi var ve bu konu ordu ile siyaset arasına kara kedi gibi girmiş...

Askerler bir süre önce emekliye ayrılmış olan Genelkurmay Başkanı Faruk Gürler’i cumhurbaşkanı seçtirmek istiyor.

Ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki partilerin büyük bölümü buna karşı.

Türkiye hâlâ 12 Mart  ara rejiminin etkisinde.

Bir askeri darbenin kara bulutları rejimin üzerinde.

*

Yazının Devamını Oku

Dün dünya borsa tarihinde bir boy band olayı yaşandı

Üç gündür Uzakdoğu borsalarındaki bir olayı izliyorum.

Aslında olay öyle çok büyük bir şey değil...

Ama benim gözümde büyük bir sosyolojik anlamı var.

Olay şu...

Güney Kore’nin en büyük eğlence şirketi Big Hit Entertainment halka açılıyor...

Yaklaşık 4 milyar dolarlık bir değer bekleniyordu...

Yani bugünün eğlence dünyasında öyle çok büyük bir volüm değil...

Ancak dün bu açılışta çok önemli bir gelişme oldu.

Yazının Devamını Oku

Spotify değil, Sakaryalı bu kızın geleceği de kurtulur

Dün sabah itibarıyla RTÜK dünyanın en büyük streaming müzik platformuna 72 saat süre verdi.

Bu süre içinde RTÜK’e başvuru yapmazsa Türkiye’de Spotify’a ulaşım engellenecekti.

*

Bu yazıyı okuduğunuz sırada bunun 24 saati geçmiş olacaktı...

Bir gelişme olmasaydı Türkiye, dünyada Spotify’ı engelleyen ilk ülke olacaktı...

Tabii Kuzey Kore gibi ülkeleri saymıyorum.

Neyse ki 72 saat dolmadan bir gelişme oldu. Hükümete yakın kaynaklarda Spotify’ın başvuracağı iddia edildi.

Şu yazıyı yazdığım saatte anlaşma oldu mu olmadı mı kesin bilmiyorum.

Yazının Devamını Oku

Hocam çaresi kolay ikna odaları kurdur

Çok beğenerek dinlediğim bir kadın caz piyanisti Büşra Kayıkçı...

Türk cazının ilk başörtülü piyanisti...

Ama bakın geçen hafta, İstanbul Caz Festivali genç caz kategorisinde finalist seçilince başına neler geldi.

Kendine tarih profesörü diyen biri çıktı....

Adı da Ebubekir Sofuoğlu...

Sakarya Üniversitesi’nde hocaymış...

Arkadaş muhafazakâr ya...

Başörtülü kız caz mı çalar...

Yazının Devamını Oku

Ayasofya açılışından sonra tespit edilen vaka var mı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile uçak sohbetine gitmeden önce bazı insanlarla konuşup merak ettikleri soruları aldım.

Hemen belirteyim, konuştuğum insanlar olaya ideolojik gözle bakan kimseler değildi.

Bunu bakana söylediğimde şu cevabı aldım:

“Keşke ideolojik bakanlara da sorsaydın...”

*

Bu sözlerine şaşırmadım.  Çünkü Hürriyet’in Ankara’daki sağlık muhabiri Meltem Özgenç’ten şunu öğrendim.

Sağlık Bakanı, basın toplantılarında akreditasyon uygulamıyormuş.

Yani iktidar yanlısı veya muhalif bir yayın kuruluşu olsun, isteyen her gazeteci katılıp üstelik soru da sorabiliyormuş.

Ben de gitmeden önce konuştuğum insanların en merak ettikleri sorulardan biriyle başladım.

Yazının Devamını Oku

44 gönüllü kahramanla bu salı düşmana saldırıyoruz

Her Türk vatandaşı gibi mart ayından beri ben de onu her akşam büyük bir ilgiyle izliyorum.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca...

COVID’le mücadelenin başkomutanı...

Nihayet geçen cuma onunla tanıştım.

Adana’ya gidiyordu, beni de davet etti.

*

Ben bakanla bu sohbeti yaparken, New York Times gazetesi çok güzel bir gazetecilikle COVID virüsünün insan hücrelerine nasıl saldırdığını anlattı.

Size onu da, yani ortak düşmanımızı da en basit cümlelerle tanıtacağım.

Tabii ki bakana da bu ortak düşmana karşı aşıyla mücadeleye ne zaman başlayacağımızı yine en basit sorularla soracağım.

Yazının Devamını Oku

En şapşal hırsızın aklıma soktuğu en hınzır sorular

Bu haftanın en komik haberini geçen gün Hürriyet’te Fatih Çekirge’nin köşesinde okudum.


Ankara Tuzluçayır’da hırsızın biri güvenlik kamerasını çalmış.

*

En komiği haberin fotoğrafıydı.

Hırsız, güvenlik kamerasını çalarken yüzünde en küçük bir endişe yoktu.

Üstelik ağzına bir de COVID maskesi takmıştı.

Kurallara uyan bir arkadaş yani...

Herhalde kamerayı çalınca, kendisiyle ilgili görüntüleri de alıp götürdüğünü sanıyordu.

Yazının Devamını Oku

Sünger Bob'un en iyi arkadaşı çoban sülü

Dün sabah evimin mutfağındaki masaya oturduğumda karşımdaki televizyon ekranında işte bu görüntü vardı...


Şapka aynı şapka, yanak ve dudaklar aynı yanak ve dudak...

Önce bu görüntünün nereden geldiğini anlatayım...

Torunum Sinan Ali, doğduğundan beri birçok çocuğun geçtiği evrelerden geçti.

Önce sempatik dinozor Barney... Sonra köpekbalıkları... Sonra Batman... Sonra Sünger Bob... Sonra bir ara Bruce Lee ve tabii ki bugün Marvel ve DC Comics süper kahramanları...

*

İşte bu aile geleneğinin başladığı günden beri nedense sabahları

Yazının Devamını Oku

Eminim MİT şu iki olayı ve bu fotoğrafları görmüştür

Şimdi yazacağım “perde arkası” bilgiler 24 saat arayla bana ulaştı.

Biri Kudüs’ten...

Öteki Riyad’dan...

Eminim bana ulaşan bu bilgiler ve bu fotoğraf şu an MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın önünde de bulunuyordur.

KUDÜS’TEN GELEN İSTİHBARAT: Önce Kudüs’ten gelen çok önemli bilgiyle başlayayım...

Konuşan kişi Majdi Khaldi...

Kudüs’ün tanınmış ailelerinden birinin mensubu...

Ancak 2006 yılından bu yana Filistin Devlet Başkanı

Yazının Devamını Oku

En tartışılan o kulede en tartışılmayacak kat

Restore edilen Galata Kulesi dün açıldı...

Ondan bir akşam önce, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy bir grup medya yöneticisi ve yazarı kulenin en üst katında bir yemeğe davet etti...

Davetli listesine baktım.

İktidar-muhalefet ayrımı yapılmamıştı.

Kimler vardı: Mesela davetliler arasında Sözcü gazetesinin genel yayın yönetmeni Metin Yılmaz, yazarı Deniz Zeyrek, gazetenin ve sahibi Burak Akbay’ın avukatı İsmail Yılmaz...

Fox TV Genel Yayın Yönetmeni Doğan Şentürk, sabah haberleri sunucusu İsmail Küçükkaya da vardı.

*

Kimler yoktu: Buna karşılık Karar, Aydınlık, Birgün gibi gazetelerden, Halk TV ve Tele 1 gibi kanallardan kimse göremedim.

*

Yazının Devamını Oku

Cumhuriyet Gazetesinde gizli edebiyat savaşını kim kazandı

Cumhuriyet gazetesinde 18 Eylül gününden beri gizli bir edebiyat savaşı yaşanıyor.

Aslında savaş gazetenin açık sayfaları üzerinde...

Ama sayfalara yansımayan bir bölümü var ki onu da ben anlatayım.

*

Savaş 18 Eylül günü eski bir büyükelçi ve çok beğendiğim bir edebiyat denemecisi olan Oğuz Demiralp’in Cumhuriyet Kitap Eki’nde yayınlanan bir yazısıyla başladı.

Yazısı, kendi payıma resim sanatı konusunda Türkiye’nin en iyi denemecisi olarak gördüğüm Mehmet Ergüven’in kitapları üzerineydi. Ancak savaş Mehmet Ergüven yüzünden değil, yazının girişinde ve ileride bir yerde kullanılan kavram yüzünden patladı.


Yazının Devamını Oku

Muhafazakâr Cihangir'in kızı ve erkeği nerede tanışır

Bundan 6-7 yıl önce muhafazakâr bir gazetenin kadın muhabiri benimle röportaj yapmak istedi.

Fotoğraf çekmek ve konuşmayı yapmak için de beni İstanbul’un At Pazarı semtine götürdü.

At Pazarı Fatih’te bir yer...

Osmanlı döneminde at satılan yermiş. Bugün “Muhafazakârların Cihangir’i” olarak tanınıyor.



*

Yazının Devamını Oku

Arap âlemi ortasında çırılçıplak bir erkek

1) AH benim karışık başım...

Memleketin bunca sorunu varken bakın nelerle uğraşıyor.

Neyse ki şu fani dünyada yalnız değilmişim.

COVID-19 belasıyla mücadele eden İtalyan hükümeti de böyle bir günde bakın neyle uğraşmaya karar vermiş.

Michelangelo’nun ünlü Davut heykelinin bire bir ölçüde 3D replikası yapılacakmış.

Bence buraya kadar pek ilginç hiçbir bir şey yok.

Davut heykelinin bugüne kadar yüzlerce replikası yapıldı.

Las Vegas’ta Caesars Palace Oteli’nde bile bire bir replikası var.

Yazının Devamını Oku

Bu masadaki tabaklarda sarma ve sigara böreği var ama iki meyve eksik

Son zamanların en renkli ve ilginç dış politika yazısını dün Hürriyet’te Sedat Ergin’in köşesinde okudum.


Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Pompeo’nun Yunanistan’a yaptığı resmi ziyaretin perde arkasını çok güzel anlattı.

Böyle bir yazının çalıştığım Hürriyet gazetesinde çıkmasından dolayı da gurur duydum.

*

Yazı büyük ölçüde bu fotoğrafta gördüğünüz Girit’in Hanya bölgesinde çekilmiş fotoğraf üzerine kurulu.

Yer Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in baba evi.

Sedat mönüde neler var onu bile yazmış.

Çok tanıdık bir mönü.

Yazının Devamını Oku

Fenerbahçe'nin takipçisi neden 3.4 milyon daha az

Kulüplerin sosyal medya hesaplarının rakamlarına girdim. Girdim ve bir Fenerbahçeli olarak beni çok şaşırtan bir durumla karşılaştım.

Instagram’da Fenerbahçe’nin, Galatasaray’dan 3.4 milyon daha az takipçisi var.

Eğer “takipçi” sayısı “taraftar” sayısını yansıtıyorsa yıllardır “Türkiye’de en çok taraftarı olan kulüp Fenerbahçe’dir” inancım yerle bir olacak demektir.

Ancak iki kulübün takipçi profillerini ve davranışlarını çok dikkatle izlediğimde tuhaf bir durumla karşılaştım.

Sekiz yaşımdan beri iyi bir Fenerbahçeliyim ama önyargılı bir Fenerbahçeli olmamaya çalıştım.

O nedenle kulüplerin takipçi profillerini ve davranış biçimlerini vereceğim, yorumu sosyal medya analizcilerine bırakacağım.

GALATASARAY

Yazının Devamını Oku

O kadın sadece bu karede gördüğümüz kadın değil

Show TV Ana Haber sunucusu Ece Üner, Azeri-Ermeni savaşında Türkiye’yi suçlayan bir demeç veren Kim Kardashian için şöyle bir cümle kullandı:

“Kim Kardashian’ın kameralara göstermeye alışık olduğu büyük bir kaynağı var, yine aynı kaynağı mı referans aldı acaba...”

Deniz Çakır da ana haber bülteni sunan bir insan için bu ifadenin güzel olmadığını söyleyip üslubunu eleştirdi.

*

Aslında iki kadın tartışıyor ve konu “cinsiyetçilik”.

Pek araya girmem böyle konularda ama burada ince bir nokta var.

Onu Ece Üner’le paylaşmak isterim.

Evet

Yazının Devamını Oku

Bugün savaş olan o bölgede 3 yılda 4 büyük olay gördüm

Komünizm duvarlarının yıkılmasından bir yıl öncesi ile 3 yıl sonrası arasında, yani 1988 ile 92 arasında Kafkasya’da 4 olayın tanığı oldum.

Hürriyet’in hem Ankara hem de Moskova temsilcisiydim.

*

Birinci olay: Sovyetler Birliği döneminde 26 Ermeni’nin öldürülmesinden sonra bütün dünyaya kapatılan Sumgait şehrine girmesine izin verilen ilk iki gazeteci rahmetli Mehmet Ali Birand ve bendim...

Sumgait olayları hâlâ karanlıktır.

*

İkinci olayı 1989’da yaşadım. Yanımda Sovyet Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili ile birlikte Bakü’deydim.

Orada Azeri Yazarlar Birliği’nin düzenlediği bir basın toplantısındaydım.

Bir ara gözüm yan tarafta sessizce izleyen zayıf sakallı bir adama takıldı.

Yazının Devamını Oku