GeriErtuğrul ÖZKÖK Dün sabah önüme öyle bir görüntü geldi ki
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Dün sabah önüme öyle bir görüntü geldi ki

Bazı gece yarıları uyanırım...

Ülkemde olup biten takılır kafama...

Etrafımdaki nefret, cezaevindeki gazeteciler, aydınlar...

Bu kutuplaşma... Bu öfke...

Hepsi birer hançer olur, saplanır beynimin bir noktasına...

*

Bir kasvet çöker içime...

O kasvet kapkara bir umutsuzluğa dönüşür... Kahreder beni...

*

Öyle gecelerde rahmetli Çetin Altan’ın ölmeden önce son vasiyeti gibi kafama emanet ettiği o cümle gelir aklıma...

“Hayal ettiğim ülke bu değildi...”

*

Sonra o cümle, 70 yaşımda yaşadığım derin hayal kırıklığının hülasası haline gelir...

Felaketim olur...

*

Öyle gecelerde, Fikret Kızılok’un şarkısını dinlerim...

Sırf, “Her gecenin bir sabahı var” diye avunmak için dinlerim.

Hiç olmazsa unuturum biraz...

*

Sonra, aniden öyle bir sabah geliverir ki... Dün işte öyle bir sabahtı...

Bir arkadaşımdan gelen harika bir görüntü ile öyle bir sabaha uyandım.

Dün sabah önüme öyle bir görüntü geldi ki

BİR MİLLET BU DANSI AYAKTA ALKIŞLIYOR

Dün sabah, Ankara büromuzdan Uğur Ergan’ın gönderdiği bir retweet’le uyandım.

Çağlar Özdemir, engelli çocuklara dans dersi veren bir öğretmen...

Bir “Gönüllü Çalıkuşu” o...

Öğrencisi Zeynep Uysal engelli bir kızımız.

Tekerlekli sandalyeye mahkûm...

*

 “Hayır mahkûm değilim” diye haykırıyor ve öğretmeniyle okul avlusunda öyle harika bir dans yapıyor ki...

Sevinçten hüngür hüngür ağlıyorsunuz...

*

Ağlıyorsunuz çünkü ta şuranızda hissediyorsunuz ki...

O dans, hayata bağlılıktır, hayatı yaşama sevincidir... Umuttur...

*

O görüntü size bir başka şeyi daha anlatıyor.

Her gün sadece şehitliğin en yüce mertebe olarak yaşatıldığı bir ülkede...

Yaşama tutkusunun, yaşama sevincinin ve hayata asılmanın, her şeye rağmen dans etmenin, hepimize umut vermenin de vatanseverlik olduğunu...

Onu da anlatıyor size...

*

Sevgili Çağlar öğretmenim, sevgili kızımız Zeynep...

İkiniz de bilesiniz ki...

Siz.. Siz ikinizsiniz bizim hasretle beklediğimiz, o her gecelerden birinin sabahı...

Bu dansla, bir okulun avlusunu Bolşoy’a dönüştürdünüz...

Seyirciniz bütün bir millet... Ve o millet sizi ayakta alkışlıyor...

*

Biz hepimiz çok iyi biliyoruz ki Zeynebimizin bacakları engelli olsa da o dimdik ayaktadır...

Ve şunu da çok iyi biliyoruz ki, yepyeni bir Türkiye, okullarının avlusunu hayat dansına açan öğretmenlerimizin ve çocuklarımızın, engelli bile olsa dimdik, ayakları üzerinde en insani, en medeni, en güzel koreografisini yazacaktır.

*

NOT: Samsun’dan gelen bu harika videoyu internet sitemdeki köşemden izleyebilirsiniz.

Dün sabah önüme öyle bir görüntü geldi ki

BİR 68’Lİ OLARAK KÖLN DUVARLARINA GİZLİCE NASIL GRAFFİTİMİ ÇİZDİM

Yirmili yaşlarında 68 Mayıs’ını yaşamış her insanın içinde bir graffiti ateşi yanar.

Yani içindeki muhalefeti şehir duvarlarına çizmek...

*

O yüzden biz 68’liler gizli graffitici Banksy’e hayranızdır. Onun şehir duvarlarına yaptığı çizgiler bizim gönül duvarlarımıza da anında işlenir.

*

Önceki hafta Almanya’nın Bonn şehrindeki binanın kapısından girerken, içimdeki bu Banksy ateşinin yeniden yanacağını aklımdan bile getirmemiştim. Çünkü gittiğim yerin aslında muhalif graffiti ile yakından uzaktan ilişkisi yoktu... O yüzden sürpriz oldu. Ama hikâyeye baştan başlayayım.

BİR TELEKOM ŞİRKETİNİN ŞEHRİN MUHALİF DUVARLARINDA İŞİ NE

Alman Deutsche Telekom şirketi beni Bonn’daki araştırma laboratuvarına davet ettiğinde, doğrusu çok heyecan duymamıştım.

Ayrıca şirket Türkiye’de bir telefon operatörü de değildi...

Ancak içimdeki teknoloji ateşi bana “Kabul et ve git” dedi...

Bonn’daki devasa binanın kapısından girerken anladım ki Deutsche Telekom sadece bir telefon şirketi değil.

Aynı zamanda devasa bir araştırma ve günlük hayata ait çözümler üretme şirketi.

Zaten beni asıl davet eden Türkiye’de de faaliyeti bulunan T-Systems şirketiydi.

Bonn’a onun genel müdürü Sinan Kılıçoğlu ile birlikte gittik.

Şirketin Bonn’da T-Gallery adlı bir bölümü var.

Burada insanın günlük hayatını köklü biçimde değiştirecek yenilikler tasarlanıyor ve üretiliyor.

İşte orada bir gün geçirecektim.

Kapıdan girdim ve bir insanın evinden başlayarak, gelecekte yeni teknolojilerle hayatını hasıl değiştirebileceğini yaşayarak, deneyerek, dinleyerek gördüm.

Ve bunların hepsinin merkezinde, akıllı bir telefon ve ona altyapı hizmeti veren operatörler var.

Şimdi T-Gallery’nin gen uzmanlarından Markus Reuter’le bu hayali kasabayı ve evleri gezmeye başlıyoruz.

Dün sabah önüme öyle bir görüntü geldi ki

EVİNİZİN ANAHTARINI TESLİMATA GELENE VERMEYE HAZIR MISINIZ

T-GALLERY aslında bir ev ve birkaç sokaktan oluşuyor.

Önce evin kapısından başlıyorsunuz. Günlük hayatımızın alışveriş gerçeği artık internetten ısmarlanan ürünlere kayıyor. En sık rastlanan sorun, lojistik firması evinize geliyor ama siz evde yoksunuz ve ürünü bırakamıyor.

T-Systems işte buna çözüm üretiyor.

Cep telefonunuzdan evinizin kapısını açıyorsunuz, görevli kişi geliyor ve evin belli bir yerine kadar girip ürünü bırakıyor ve takip ediyorsunuz.

Veya kapılara eski posta kutuları yerine özel şifrelerle açılacak özel bölmeler tasarlanıyor.

BUZDOLABINDAKİ ÜRÜNLERİN KALORİLERİ DİJİTAL EKRANINIZDA

MUTFAK her yanıyla bir dijital yönetim merkezi haline gelmiş.

Buzdolabının üzerindeki magnetler dijital hale gelmiş.

Yemek yaptığınız masanın üzerindeki ayna aynı zamanda bir ekran. Yaptığınız yemeğe koyacağınız buzdolabındaki ürünlerin kullanım tarihlerinden kalorilerine kadar her şey o ekrana çağrılabiliyor.

Jamie Oliver’in bir yemek tarifini isterseniz, anında ekranınızdan bulabilirsiniz.

Mutfaktaki bütün araçlar merkezi bir yönetim sistemine bağlı.

Spotify, Apple Music ve istediğiniz her tür müziği o ekrandan tuşlayabilir veya sesli olarak çalabilirsiniz.

 

CEP TELEFONU ŞARJ EDEN BANKLAR

T-SYSTEMS aynı zamanda akıllı telefonunuzu şarj edecek banklar tasarlamış.

Yani siz otururken, hemen elinizin yanına kablosuz şarj sistemleri yerleştirilmiş.

Bunun gibi günlük hayatımızı kolaylaştıracak, şehir hayatını zenginleştirecek, yerel yönetimleri renklendirecek çok sayıda buluşu ve tasarımı denedim.

NARSİST BİR KÖŞE YAZARI DUVARA HANGİ GRAFFİTİYİ ÇİZER

Sıra şehir sokaklarını gezmeye geldi.

Artık şehirlerin en vazgeçilmez dekorlarından biri duvar resimleri.

Birçok şehirde bu sokak sanatı haline dönüşmüş. Ancak bu sanat bazen şehir kirliliğine de dönüşüyor.

T-Systems’in genç araştırmacıları buna da dijital bir çözüm bulmuşlar. Dijital graffiti...

Orada bir duvar vardı... Bana graffiti imkânı tanıdılar. Ehh övünmek gibi olmasın serde biraz narsistlik de var ya...

Duvara ne çizersiniz...

Tabii ki kendi görüntümü... Ama buna yorum da getirdim tabii.

Sonunda bir projeksiyon sistemi ile ekran haline getirilen duvarda, kendi graffitimi hayranlıkla seyrettim. Şimdi bunun en keskin ve yaratıcı tasarımlarını planlıyorum.

ŞEHRE HAVA TEMİZLEYEN YEŞİL DİJİTAL DUVARLAR

En çok ilgimi çeken uygulamalardan biri de hava temizleyen çözümler oldu.

Üçe üç bir duvar düşünün. Üzerine doğal malzemeden küçük çime benzeyen yeşil toplar yerleştiriliyor. Bunların her biri bir ağaç kadar karbondioksit absorbe ediyormuş. Bu panel duvarın arkasında iki tane vantilatör var. Şehirde bir bankın kenarına yerleştiriliyor. Öteki tarafa temiz hava veriyor.

 

X

Neden herkes bir zamanların en kötü adamına konuşuyor

CHP Genel Başkanı’nın eşi Selvi Kılıçdaroğlu, Armağan Çağlayan’ın YouTube kanalının konuğu olmuş.

Oradan öğrendim...

Selvi Hanım’ın hayalindeki meslek gazetecilikmiş...

Çubuk’ta eşine yapılan linç girişiminin onu çok üzdüğünü söylüyor.

Kemal Kılıçdaroğlu’na “Eve yemeğe gelmeyeceğini” söylemediği zaman kızıyormuş.

Çok insani bir sohbetti ve baştan sona keyifle izledim.

*

Bu yayını izlerken, Armağan Çağlayan’ın programına kimlerin çıktığını bir düşündüm...

Hiçbir yerlere çıkmayan

Yazının Devamını Oku

Bir düğün gecesinden kaç COVID-19 pozitif çıkar ‘Dört Nikâh Bir Cenaze’ mi

Amerika Birleşik Devletleri’nin Oklahoma eyaletinde bir düğünden sonra 18 kişide COVID-19 Delta varyantı görülmüş. Peki Türkiye’de bir düğünden kaç COVID-19 pozitif çıkar?

Google’da bir arama yaparsanız karşınıza 24 Ağustos 2020 tarihli bir haber çıkıyor:

Bursa’da bir düğüne katılanlar arasında 42 kişide COVID-19 vakası saptandı...

Bu soruyu sormamın nedeni şu. Türkiye’de düğün mevsimi açıldı... Geçen yıldan ertelenen 300 bin düğünle birlikte bu yıl 900 bin düğün bekleniyor... Yeni vaka sayısı önceki gün itibarıyla 10 bine yaklaştı.

Bu durumda şu soruları sormamız da normal:

- Bir düğünden...

- Bir siyasi parti toplantısından

- Bir bar gecesinden

- Bir toplu yemekten

Yazının Devamını Oku

Pandemi, 60 üstü bir Beyaz Türk’ün ömrünü kaç yıl daha kısalttı

Biliyorum, şu güzel bayram gününde böyle bir sorunun ne manası var diyeceksiniz...

Çok haklısınız...

Hele hele benim gibi “Hayat varsa ölüm yoktur” diye düşünen bir insanın durup dururken bu soruyu sorması ve keyfimizi kaçırması çok manasız. Ama kızmayın. Ben sadece piyanistim...

Soruyu ben sormuyorum, o nedenle bana ateş etmeyin...

Dün New York Times’ta okudum.

Pandemi bir buçuk yıl içinde Amerikan halkının ortalama ömrünü 1.5 yıl kısaltmış...

2019’da yeni doğan bir çocuğun ortalama ömür beklentisi 78.8 iken, 2020 sonunda bu rakam 77.3’e inmiş...

*

Yazının Devamını Oku

Rumeli sahilinde ceketli bir heykel ve onun ceketsiz ölen büyük şairi

Şu günlerde “memleket meselesi” yazmamanın kıymetini daha iyi anladım.

Hatta “siyaset” yazmamanın Allah’ın bana bahşettiği bir güzellik ve fırsat olduğunu düşünmeye başladım.

*

Türk dilinin en büyük şairlerinden Orhan Veli 14 Kasım 1950 günü İstanbul’da öldü...

Bugün Aşiyan Mezarlığı’nda yatıyor.

Onun Rumelihisarı sahilinde bir heykeli var...

Üzerinde ceketle otururken temsil edilmiş...

Oysa dün öğrendim ki, Orhan Veli ceketsiz ölmüş...

Bunu da dün

Yazının Devamını Oku

15’inde dünyanın en güzel çocuğu 66’sında Gandalf

Dünya sinemasının en önemli eserlerinden biri İtalyan yönetmen Visconti’nin “Venedik’te Ölüm” filmiydi...

Thomas Mann’ın çok sevdiğim aynı isimdeki novellasından çekilen film, hayatım boyunca beni en çok etkileyen sanat eserlerinden biriydi...

*

Nasıl olmasın ki...

- Yazarı Thomas Mann...

- Yönetmeni Luchino Visconti... “Leopar”ı da çeken insan...

- Baş oyuncu Dirk Bogarde...

İngiliz sinemasının büyük oyuncusu...

- Kadın oyuncu

Yazının Devamını Oku

First class koltuğunda, havyarlı, şampanyalı, bir kavanoz yolcu

Geçen hafta cuma günü Los Angeles’tan kalkan bir uçağın first class mevkisindeki bir koltuğa Louis Vuitton bir çanta kondu.

Pilot anons yapınca, çantanın kemerleri bağlandı.

Sivil havacılık tarihinin belki de en tuhaf yolculuğu işte böyle başladı.

Kavanozun içinde ise Türkiye’de de iyi tanınan, dünya starı bir yolcu...

Zsa Zsa Gábor...

*

Gábor, 18 Aralık 2016 günü Los Angeles’taki Ronald Reagan UCLA Medical Center Hastanesi’nde öldü.

Öldüğünde 99 yaşındaydı... Vasiyeti üzerine yakılarak külleri bir kavanoz içinde Los Angeles’taki Westwood Mezarlığı’na kondu.

Ancak

Yazının Devamını Oku

Yani erkek dediğin: Zampara ve iyi sevişen bir makarnacı mıdır

Şurası kesin...

Pandemi sırasında Marcello Mastroianni’yi yeniden keşfettik.

Bu yıl Türkiye’de ve dünyada 1960’lı yılların İtalyan filmlerini seyretme modası var...



Dino Risi, Ettore Scola, Fellini, Vittorio de Sica gibi popüler yönetmenlerin anlattığı o İtalya hepimize çok tanıdık geliyor... Seviyoruz o İtalya’yı...

*

Yazının Devamını Oku

Ben barın bu tarafında kaldım, barmenim 3 milyarlık patron oldu

Evet ben hâlâ barların bu tarafındayım, barmenim ise 3 milyarlık patron oldu.

TL değil, 3 milyar dolarlık patron...

Yanda gördüğünüz fotoğraf 3 yıl önce İstanbul Tünel’de “Soho House”da çekildi.

Barın müşteri tarafında ben varım.

Karşımdaki barmenin adı ise Nick Jones...

Gördüğünüz gibi gayet mütevazı ve sempatik bir ifadeyle bana içki servisi yapıyor.

Kendisi, Pink Floyd hayranı, rock’çı bir arkadaşımızdır.

Yazının Devamını Oku

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı 19 Temmuz Cinderella Bayramı

Bu şahane fotoğraf Andrew Lloyd Webber’in son müzikal oyunu “Cinderella”dan bir sahne...

Lloyd Webber, 20’nci yüzyılın en büyük müzikal bestecilerinden biri...

*

18-19’uncu yüzyıl ve 20’nci yüzyılın ilk çeyreği opera dönemiydi...

Yirminci yüzyıl ise müzikaller çağı oldu...

Webber geçen yüzyıla damgasını vuran “Cats” ve “Phantom of the Opera” müzikallerinin yazarı...

Şimdi de onun yeni eseri “Cinderella” sahneleniyor... Fotoğrafını gördüğünüz bu oyunun, İngiltere’nin COVID-19 tarihinde çok önemli bir yeri olacak.

İngiltere 19 Temmuz yani bu pazartesi günü normal hayata geçişini ilan edecek.

Yazının Devamını Oku

Bu duvara iyi bakın: yıkılışı Berlin Duvarı kadar önemli

Manchester şehrinin güneyindeki Withington bölgesi polisi geçen pazartesi sabahı çok sayıda vatandaştan şikâyet telefonu aldı...

Vatandaşlar, şehrin bir binasının duvarına çizilen graffitiyi şikâyet ediyordu.

Çünkü o duvar graffitisinde üç isim hakkında ırkçı ifadeler ve çizimler vardı.

Hedefteki üç isim şunlardı:

Marcus Rashford, Jadon Sancho ve Bukayo Saka...

Bu üç kişi İngiliz milli takımının beş siyah oyuncusundan üçüydü... Üçü de bir gece önce oynanan İngiltere-İtalya maçında penaltı kaçırarak, takımlarının şampiyonluğu kaçırmasına neden olmuşlardı.

O gece İngiltere’nin ırkçı trolleri bu insanların hayatını cehenneme çevirdi.

Ve sonunda iş

Yazının Devamını Oku

Otuz yaş altı dünyanın en önemli 30 müzisyeninden biri

“OHHH Zoom konserler bitti...”

Önceki akşam Bodrum Zai’de, pandeminin başından beri fiziksel ortamda ilk konseri izledim.

Böylece sadece “dinleme” kodundan “izleme” moduna geçtim.

Özlemişim...

*

Konseri ÇEV Sanat’ın genç müzisyenleri verdi.

Solistler kemancı Bade Daştan ile çellist Jamal Aliyev’di...

Bodrum’un klasik müzikteki açılış konserini Fazıl Say şu cümleyle yaptı:

“Türkiye öyle az buz bir yer değil...”

Yazının Devamını Oku

Shakespeare penaltı kaçırınca Dante ve Caravaggio mu kazandı

Önceki gece ne seyrettiğimizi düşündünüz mü...

Evet çok güzel bir futbol seyrettik...

Maç öncesi iki takım da diz çökerek ırkçılığa karşı çok güzel bir dayanışma fotoğrafı verdiler...

İnsanlar iki yıldan beri ilk defa yan yana, omuz omuza maç seyrettiler.

Ama sahada sadece bu mu vardı?

Sahada, dünyanın en demokratik ülkelerinden ikisinin milli takımları vardı...

Biri İngiltere...

Shakespeare

Yazının Devamını Oku

Çingenepalamutu ve 'Lymantria Dispar'ın hayatında özel bir gün

“Entomological Society of America...”

Yani Türkçe deyişle “Amerikan Böcekbilimi Cemiyeti” geçen salı günü bizim bildiğimiz çingenepalamutunu da ilgilendiren bir karar aldı.

Bundan böyle “Lymantria Dispar”ın adı değişecek...

Daha doğrusu bilimsel adı “Lymantria Dispar” olan böceğin halk arasındaki adı artık başka olacak...

Bu tırtıl böceğin halk arasındaki adı “Gypsy Moth”du...

Yani “Çingene güvesi...”

Dernek geçen yıl bu isme gelen bir itirazı incelemeye aldı ve sonunda geçen salı günü bu ismin “halk dili sözlüğünden” çıkarılmasına karar verdi.

Nedeni de şu:

Yazının Devamını Oku

Cavit... Rıfat! Bırakın Forrest Gump gibi yürümeyi, 10 bin adım balonmuş

1) Bana göre dün hepimizin sağlığını ilgilendiren bir devrim oldu...

Pandemi boyunca hepimiz adım saydık...

Rekor işinsanı Cavit Çağlar’daydı.

Günde 25 bin adım.

*

Posta gazetesinin eski genel yayın yönetmeni Rıfat Ababay...

Her gün 15 bin adım ata ata bitirdi kendini, o aslan gibi adam kuşa döndü, sadece bir tutam bıyık kaldı yüzünde...

Çetenin elebaşısı ve azmettiricisi tabii ki Hürriyet’in başyazarı Osman Müftüoğlu’ydu...

Her gün iWatch’unun, üzerinde 17 bin adım yazan ekranını yüzlerce insana postaladı...

Yazının Devamını Oku

Salı akşamı HALK TV’de beni şaşırtan bir ‘sayın’ hitabı

Geçen salı akşamı beni şaşırtan bir şey oldu.

Belki de “umutlandıran” demem daha doğru olur.

Halk TV’de ana haber bültenini sunan Özlem Gürses, Zülfü Livaneli’nin CHP içinde başlattığı tartışmayı anlatırken, kendisine bir mesaj gelmiş.

WhatsApp mesajını gönderen kişi MHP Genel Başkan Yardımcısı İzzet Ulvi Yönter...

Ama dikkat...

Mesaj ona ait değil...

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli gönderiyor mesajı...

Konu da ilginç...

Yazının Devamını Oku

Aramıza giren kara kedi için ilgili herkese teşekkür ilanı

Evet bu bir teşekkür ilanı...

Aslında bütün gazetelere, internet sitelerine vermek isterdim bu ilanı...

Çünkü arkasında öylesine güzel bir Türkiye hikâyesi var ki...

İmkânlarım bu kadarına el verdi. Köşemde yayınlıyorum.

“Üç beş iyi insan” dedim...

Bu yazı iyi insanlara ve onların çalıştığı kurumlara teşekkürdür...

Ama aynı zamanda, bu ülkede hep birlikte yarattığımız bir “hayvan sevgisi ve saygısı” hikâyesidir...

***

Hikâyemiz geçen yaz haziran ayında Beykoz’daki evimizin bahçesine, kül rengi hamile bir kedinin gelmesiyle başladı.

Yazının Devamını Oku

Günün tartışması... O gece bir Sezen Aksu konseri sonrası başlayan o tartışma

Artık siyasetin günlük dar avlularında “maltalara çıkmayı” bıraktığım için bu tartışmaya girmeye hiç niyetim yoktu.

Ancak önceki gün Nişantaşı’nda Kruvasan Kafe’de otururken, Zülfü Livaneli’den gelen bir mesaj üzerine, bir haksızlığı önlemek amacıyla yazıyorum bu yazıyı.



ZÜLFÜ LİVANELİ: ‘BU TARTIŞMAYI SEN BAŞLATMIŞTIN, SEN YAZMALISIN’

Zülfü Livaneli bana 1995’te yazdığım bir yazıyı hatırlatıyor ve “Sen bunu yazmıştın” diyordu...

Evet

Yazının Devamını Oku

Bir eski Türkiye düğünü ve Beatles’tan düğün şarkısı

Cumartesi akşamı İstanbul Hilton’un bahçesinde Türk medyasındaki en eski arkadaşlarımdan Mehmet Yılmaz’ın kızı Yasemin ile Alican Sepet’in düğünü vardı.

Küçük bir arkadaş ve aile grubu davetliydi...

Bizim kuşağın bir tür pandemi sonrası açılışıydı...

*

Kapıda bizi karşılayan Işıl ve Mehmet’i görünce gerilere döndüm. Mehmet’le uzun bir yol arkadaşlığımız var...

İkimiz de akademisyen kökenliyiz...


Yazının Devamını Oku

Yaşayan en büyük erkek düşmanından mükemmel olmayan bir erkeğe dersler

Bugün yaşayan feministlerin en radikali kimdir diye sorarsanız, cevabım şu olur: “Banko... Pauline Harmange...”

Kimdir o derseniz, tanıtayım size...

*

1994 doğumlu bir Fransız...

“Erkeklerden Nefret Ediyorum” adlı kitabın yazarı...



Yazının Devamını Oku

Mızıkçı başkan babalar için yerlerinizi şimdiden ayırtın

Yirmi birinci yüzyıl otoriter popülizm tarihine Amerika’dan geçen ikinci lider olan Brezilya Devlet Başkanı Bolsonaro’yu 22 Ocak 2019 günü işte bu cümleyle tanıtmıştım.

“Yeni lider için yerlerinizi önceden ayırtın...”

*

Seçildikten hemen sonra Davos’a geliyordu ve onun yapacağı konuşma merakla bekleniyordu.

Davos popülist ve otoriter liderleri dinlemeyi çok sever...



Yazının Devamını Oku