Dün bir şair öldü öyle böyle bir şair değil çok büyük bir şair öldü

BAZI ölümler var...

İşittiğim zaman üzülürüm... Çok üzülürüm ama yine de kendimi şanslı hissederim.

Dün bir şair öldü öyle böyle bir şair değil çok büyük bir şair öldü

Onun hakkındaki düşüncelerimi o daha yaşarken, daha hasta bile olmamışken gıyabında yazmış, sonra vicahiye çevirmişimdir.

O yüzden bu ancak hayatı, kaybettiği çok sevgili insanların arkasından “post mortem” yazılar döşenmekle geçmiş insanların anlayabileceği bir sevinç ve bir hüzündür benimki...

*

Bayanlar baylar...

Dün ülkemizde bir şair öldü...

küçük İskender...

Adındaki tevazu şiirinin büyüklüğünden gelir...

*

- Türkçe harflerin, Türkçe kelimelerin ve Türkçe bir cüretin şairidir...

- Kendi ahlak kitabını kendi yazan, kendi imla kurallarını kendi tayin eden, hayatının hudutlarını kendi çizen, hep Araf’ta oturup, kendi cennetinin ve kendi cehenneminin kapılarını kendi açıp kendi kapatan büyük bir şairdi...

*

Yeri benim gönlümdeki en mutena yerdir... Öteki tarafta da mekânı cennet olsun...

*

Şimdi size onun için 2011 yılında yazdığım yazıyı sunuyorum. O gün “mortem post” (ölüm öncesi) bir yazıydı.

Bugün “post mortem”...

BÜYÜK BİR ŞAİR İÇİN ‘MORTEM POST’ BİR YAZI

Dün bir şair öldü öyle böyle bir şair değil çok büyük bir şair öldü

UZUN zamandır bu dizeyi bekliyordum. Bir vahiy gibi çıkıp gelmesini, daha ilk okuduğum an beynime saplanmasını.

Daha ilk kelimede hafıza dediğim karakutunun en mutena kuytusuna kendi kendini yazmasını. Hafızamın, meydan okumaya azmettiren en kıymetli locasına, işte oraya yerleşsin diye bekliyordum.

O cümleyi... 

*

“Şiirimiz mor külhanidir abiler” gibi geniz tadı bırakan...

“Kime baksam sensin” gibi biricik kılan...

“Öyle kadınlar sevdim ki” gibi efsaneleştiren...

“İçime çektiğim hava değil gökyüzüdür” gibi uçuran...

“Ne de olsa adımız insanların hanesine yazılmıştır” gibi yücelten...

*

İşte öyle hafıza tutkalı bir dize gelsin diye bekliyordum.

Epeydir yıl, böyle bir cümle için istiharelere yatıp, sabahları mahzun, umutsuz kalkıyordum.

O cümle dün sabah geldi...

Sabah kalktım ki, yattığım yerdeyim.

Gece yatağıma aldığım kitaplardan birine baktım.

Yine bir “küçük İskender” kitabı. “Bu Defa Çok Fena”...  Kitabı ortasından bir yerden açtım... Siz deyin kader, ben diyeyim alın yazısı...

O cümle gelmişti.

Gelmemiş, inmişti...

*

“Gözleri gözlerime bir katarakt gibi indi...”

Al sana beklediğin cümle, fazlasıyla, ziyadesiyle o cümle.

“Oğlum sen aramıyormuşsun, basbayağı aranıyormuşsun” dedim...

Buldun işte, al başına belayı.

*

“Gözleri gözlerime katarakt gibi indi” ya, orada kalsa iyi... Daha bu cümlenin parça tesirini bertaraf edemeden, tarrakalar başlıyor.

“Önce yüzüm tutuştu, ellerim sonra yanar, kalbim şimdi.”

Sonra hepimize geliyor, hepimizin hesaplaşmalarına:

“Nasıl bir zor denge birbirimizin sıratından geçişimiz

Benim bin katilim var - senin bin eşgalin: Eşit sayılırız”.

*

Dur bitmedi, sabah bıraktığın dağınık yatakla da hesaplaşacaksın.

“Nasıl bir cinayettir ki bu

Kan gruplarımız farklı, parmak izlerimiz aynı çıktı

Söyle arkadaş, ‘Apple’ın ısırılmış elmasının’ sırrını çözdün mü şimdi?

Her ilişkinin bir olay yeri incelemesi var.

Cinayet mahallinde umumi ahlak örtüsünün altından bir ses geliyor:

Katil benim diye bağırdı ceset”.

DÜN GECE ÇOK İÇTİM BE ARKADAŞIM... HEM DE SADECE SENİN YÜZÜNDEN

ÖLÜMÜNDEN önce demişti ki:

“Benim öldüğümü duydukları gün dansa gitsinler... Bir gün önce dansa gidenler de çok özledikleri sevgililerini arasınlar. O gece ben öldüm diye eğlenmesinler. Böyle bir adam yaşadı diye eğlensinler...”

Vasiyetini dün gece yerine getirdim sevgili arkadaşım.

Dün gece Akbük’te iskelemin ucunda yakamozlar vardı.

Öyle güzel içtim ki...

Sonra o mahur dizelerini Ege sularına öyle avaz avaz haykırdım ki...

“Ölecek miyim doktor hanım, tıp yetersiz mi kalıyor

Ameliyathane hazırsa elimde sağlam ve cesur cesetler var...”

MERSİN’DEN GELEN ŞU MANŞETİN ALTINDAKİ

Dün bir şair öldü öyle böyle bir şair değil çok büyük bir şair öldü

- İLK HABER: İlk haber sabah bir arkadaşımdan geldi.

“Alkollü içkilerin ÖTV’si sadece 2019’da yüzde 24 arttırıldı...”

Hiç ilginç değil.

İçki içen herkesin bildiği bir gerçek.

*

- İKİNCİ HABER: Bir arkadaşımdan saat 11.00’e doğru geldi.

Bu yılın ilk üç ayında Türkiye’de alkollü içki tüketiminde görülmedik bir düşüş olmuş.

Rakamlar da şöyle:

- Rakıda yüzde 39.37

- Şarapta yüzde 18.27

- Birada yüzde 16.88

- Votkada yüzde 20.94

Ohh muhafazakârlar ve Yeşilaycılar için ne sevindirici haber değil mi...

Çabuk sevinmeyin...

Üçüncü haber de var.

*

- ÜÇÜNCÜ HABER: Kötü haber erken gelir. Daha bir gün önce Mersin’den gelmişti bile.

Hürriyet internet sitesinin manşet haberi şöyleydi:

“Mersin’den kötü haberler gelmeye devam ediyor”.

Haber ne mi diyorsunuz?

Şuydu: Mersin’de son bir haftada metil alkol zehirlenmesinden 5 kişi öldü.

Yaralı sayısı 16’yı geçti...

Bu haberin ardından dün akşam 2 kişi daha öldü.

*

Türkçesi ne mi?

Kaçak içkiden zehirlenme...

7 ölü 14 yaralı...

Bir de alttaki kutuyu okuyun.

İÇKİNİN EN KATI ÜÇ KURALI

Fiyatı arttırırsanız: Kaçağı azdırırsınız.

- Yasaklarsanız: Mafyayı palazlandırırsınız.

- İçkiyi, ne fiyatla, ne yasaklamayla azaltamazsınız. Tek yol bilinçli bir eğitimdir.

İMAMOĞLU’NUN İLETİŞİMCİSİ EROL OLÇOK İÇİN NE DİYOR

23 Haziran’daki İstanbul seçiminde ‘millet ittifakı’ adayı Ekrem İmamoğlu’nun stratejisini çizen kişi Necati Özkan’dı... Stratejiyi 23 Haziran akşamına kadar, onun başında bulunduğu Öykü Ajansı’nın 18 çalışanı yürüttü. Türkiye’de solun 1987’deki ünlü “limon gibi sıkılma” kampanyasından beri gördüğü en başarılı kampanyaydı. Sözcücom.tr’de Özlem Gürses’in onunla yaptığı mülakatı kelime kelime izledim. Bir iletişimci olarak beni çok etkiledi. Şimdi bugün de onun AKP’nin 15 Temmuz’da  ölen iletişimcisi Erol Olçok için söylediklerini aktaracağım.

Dün bir şair öldü öyle böyle bir şair değil çok büyük bir şair öldü

AKP’NİN SIKINTISI ORADA BİR OLÇOK’UN OLMAMASI

- “Erol, evladı ile birlikte vurulduktan sonra o gece, ben gerçekten çok üzüldüm. Türkiye için de büyük bir kayıptır yokluğu.

Onunla ilgili bir de yazı yazdım, o yazıyı hem Erol’un ailesi, akrabaları, hem de AKP’de ona yakın isimler çok paylaştılar.”

*

- “Bugün anlıyoruz ki Erol, AKP için, zannedilenden çok daha değerli ve çok daha önemli imiş.”

*

- “Elbette sonuçta ekonominin kötü gidişatının etkisi vardır ama bu kampanyada gördük ki rakibimizin tek bir tane bile doğru mesajının bulunmamasının nedeni, orada yeni bir Erol’un olmayışıdır.”

 

 

X

Türkiye bu işitme engelli Afgan kızına ne öğretti

Bugün size yerel kıyafetleri içinde hapishane demirlerini kıran bu genç kızın hikâyesini anlatacağım.

Bunu çizen kızın adı Sara Barakzay...

Afganistan’ın ilk kadın çizgi romancısı...

Adını ilk defa dün Guardian gazetesinde gördüm.

Ben onun hakkındaki bu haberi okurken, Türkiye’de gazetelerin, internet haber sitelerinin, haber televizyonlarının bir numaralı gündemi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı İnsan Hakları Reform Paketiydi...

İkisinin aynı güne gelmesi benim için çok anlamlı bir sürpriz oldu.

Çünkü bu çizginin Türkiye’ye uzanan bir ucu var.

Nedenini anlatayım.

Yazının Devamını Oku

Kendini Sharon Stone sanan ve kedilere bulaşan bir erkek

Bu hafta kayda geçirdiğim dizinin adı şu:

“Don’t F...k With Cats...”

“Kedilere Bulaşma: İnternette Katil Avı...”

*

Üç bölümlük dizinin girişinde ‘Buradaki kişiler hayal mahsulüdür’ diye bir yazı yok. Dizideki her kare gerçek...

Mekânlar gerçek.

Olaylar gerçek...

Ve en önemlisi...

Yaşanan bütün vahşet gerçek...

Yazının Devamını Oku

İlginç bir soru: Pülümür ve Fatih'te neler oluyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin 2023 yılına kadarki görünümünü kökten etkileyebilecek “reform tasarısı”nı bugün açıklayacak.

Adalet, demokrasi ve insan hakları reformu...

Tabii bu reform aynı zamanda ifade ve haber alma özgürlüklerinin de çerçevesini çizecek...

İşte böyle bir günde ben de size Türkiye’nin “haber coğrafyasını” anlatan bir çalışmadan söz edeceğim.

*

Hürriyet İnternet’in eski yöneticisi Emre Kızılkaya dün ilginç bir çalışmanın sonuçlarını açıkladı.

Kızılkaya ve arkadaşları 2 hafta boyunca Türkiye’de yayınlanan 1.1 milyon haberi inceleyip analizini yapmışlar.

Türkiye’de 19 ulusal, 165 ise yerel TV kanalı var...

Devlet kontrolünde ise 13 TV kanalı bulunuyor...

Yazının Devamını Oku

67’nci dakikada Mesut’suz Fenerbahçe daha mı Mesut

Erol Bulut, Mesut Özil gibi uluslararası bir starı maçtan kulübeye aldı. Böylesine cesur ve kritik kararı alan bir teknik direktörün maçın geri kalanı için yeni bir hikayesi olmalıydı. O hikaye gol olarak geldi.

Böyle bir derbiye klasik mantıkla, rasyonel bir değerlendirme yapmak mümkün değil. O yüzden maç boyu gözlemlerimi anarşik biçimde alt alta yazıyorum...

Göreceksiniz ki, bu bir uzman yazısı değil, hepimizin maç sırasında aklımıza gelen düşüncelerden ibaret olacak bu.

BİR KERE DAHA GÖRDÜK DÖRT ÜÇTEN BÜYÜKTÜR

1- Trabzonspor yıllar önce bileğinin hakkıyla kırılmaz denilen ‘Üç Büyük takım’ zincirini en zayıf halkasından kırıp ‘Dört Büyük Kulüp’ karesini, futbolun yeni fotoğrafı olarak kafamıza yerleştirdikten sonra ‘derbilerin’ de anlamı değişti. Ben dahil kimse bir derbi sonucu hakkında önceden rahatlıkla kehanette bulunamadık. Bu maçta öyleydi.

2- Şaşırtmayan, heyecanlandırmayan derbilere alışmıştık. Bu derbi de öyle olacak derken, maçın 67’inci dakikasından sonra beklemediğimiz bir heyecan geldi.

ÖZİL’İ GÖREVDEN ALANIN YENİ BİR HİKAYESİ OLMALIYDI

3- 67’inci dakika önemliydi. Çünkü Fenerbahçe Teknik Direktörü çok az teknik direktörün yapabileceği bir şeyi yaptı. mesut Özil gibi uluslararası bir starı maçtan kulübeye aldı.

4- Böylesine cesur ve kritik kararı alan bir teknik direktörün maçın geri kalanı için yeni bir hikayesi olmalıydı. O hikaye gol olarak geldi.

Yazının Devamını Oku

Guy Ritchie ile o kırmızı halıda neler gördüm

Önceki akşam şahsi Beyoğlu tarihimin çok önemli bir günüydü.

Yıllarca önünden geçtiğim efsanevi Atlas Sineması yeniden açılıyordu.

*

Atlas Sineması’nın açılış tarihi 1948...

Yani benimle aynı yaşta sayılır...



Yazının Devamını Oku

İki 'kız arkadaşın' birbirine verdikleri 'çarşaf' sözü

Bir yanda Ayşe Kulin...

Çok satan kitaplara imza atmış bir yazar...

Başı açık...

Duruşu, tarzı ile kendine özgü...

*

Öteki tarafta Ayşe Böhürler...


Yazının Devamını Oku

Reform için küçük adalet için çok büyük bir cümle

Dün sabah arka arkaya önüme üç haber geldi... Üçünü alt alta yazınca, dördüncü unsur olarak yazının başlığındaki soru aklıma geldi.

Gelen haberler şunlardı:

*

SABAH HABER 1: Biden yönetiminin CIA’in başına getireceğini açıkladığı William Burns yaptığı açıklamada Çin’i “otoriter düşman” olarak niteledi.

Bu kavramı ilk defa işitiyorum... Demek ki artık dünyanın gündeminde “otoriter düşman” diye yeni bir kavram olacak.

*

SABAH HABER 2: İspanya geçmişin acımasız diktatörü Franco’nun son heykelini de indirmiş.

Franco

Yazının Devamını Oku

Elimize değmeyen, görmediğimiz para ile 190 milyar lira harcıyoruz

Son zamanlarda kendi çevremde, teknoloji çevrelerinde, bankacılık çevrelerinde, çok sık duyduğum üç kelime var.

“FinTech”, “Bitcoin” ve “Blockchain”...

İtiraf edeyim, üçünün de ne olduğunu tam olarak bilemiyorum.

Oysa bunlar giderek günlük hayatımıza şuradan buradan girmeye başladı.

Özellikle de “FinTech...”

Belki inanmayacaksınız, aramızdan 2 milyon insan bu teknoloji üzerinden alışveriş yapıyor. Pandemi sırasında online ödemelerde çok öne çıktı.

Bu ödeme sistemi hayatımızın belki de en önemli kavramlarından birini yavaş yavaş tarihe gömüyor.

Parayı...

Yani bir zamanlar cebimizde en çok gördüğümüz şeyi artık görmüyoruz.

Yazının Devamını Oku

Dönekler ve hainler yeni bir sayfa açıyor

Şerefli bir “dönek”, gururlu bir “hain” olarak yine sahalara dönüyorum.

Hem de iki yüksek yerden aldığım izinle...

Biri “devlet başkanı”ndan...

Öteki “patron”dan...

İkisi de bana “Döneklik ve hainlik artık bütün dünyada şerefli bir payedir. Çık göğsünü gere gere halkın arasına gir” dediler.

Dün gece sabaha karşı cep telefonuma Deadline Hollywood haber sitesinden bir haber düştü.

ABD’nin eski başkanı Barack Obama ile ABD’nin en büyük rock şarkıcısı Bruce Springsteen Spotify üzerinden ortak bir podcast’e başladılar

Yani yaptıkları sohbeti şarkı gibi Spotify üzerinden streaming olarak yayınlıyorlar.

Yazının Devamını Oku

Cübbeli: Biri bana beleş bilet verirse ben de Mars'a giderim

1) Bu hafta sonu en büyük eğlencem Cübbeli Ahmet’in Mars “parodisiydi”...

Vallahi dinlerken yıkıldım...

Bir kere daha söylüyorum...

Cem Yılmaz pandemi dolayısıyla çekilince, stand-up sahnesi Cübbeli Ahmet Hoca’ya kaldı...

Yani kavuk ona geçti...

Allah için o da acayip bir performans sergiliyor...

Geçen hafta iki gelişme oldu.

Geçen perşembe akşamı NASA Mars’a

Yazının Devamını Oku

Dolunay ve kurt yüzyılı kapandı ekinoks ve cadı yüzyılı açılıyor

Önceki gün bir streaming platforma konan yeni “cadı” filmi “Discovery of Witches” bir “ekinoks” günü başlıyor.

Ekinoks, her yıl gündüz ile gecenin eşit olduğu güne verilen isim.

*

Yılda iki ekinoks var...

Biri 21 Mart ilkbahar ekinoksu...

Öteki ise 23 Eylül sonbahar ekinoksu...

Sözünü ettiğim cadılar dizisi bir sonbahar ekinoks günü başlıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Dikkat Kardashian'ın poposu başımıza büyük bir iş açabilir

Bugün cumartesi... O nedenle siyaseti bir yana bırakıp ciddi bir konuya giriyorum...

1. Ülke olarak başımızda büyük bir sorun patlamak üzere...

Ve bu sorunun adı “Brezilya poposu...”

Ama yavaş yavaş bu deyimin yerini “Kim Kardashian poposu” alıyor.

*

Bunun ilk işareti de dün İngiliz Guardian gazetesindeki tam sayfa bir haberle geldi...

Üstelik haberi New York Times gazetesi de duyurdu...

Diyeceğim “Kardashian’ın poposu” deyip dudak bükmeyin, konu ciddi konu.

*

Yazının Devamını Oku

Girit formülü ile yeniden 'takıma dönüş' fotoğrafı

Biliyorsunuz artık iyi bir “Savunma Bakanlığı internet sitesi” uzmanıyım.

En iyi okuduğum şey de bakanlık sitesine konan fotoğraflar...

Bu etkileyici fotoğrafı da dün Savunma Bakanlığı’nın web sitesinde gördüm.

*

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın makamını ilk defa bu kadar geniş bir kadrajla görüyoruz.

Fotoğrafta bakanın sağında Türk bayrağı, solunda ise NATO bayrağı görünüyor.

Arkada ise bir Atatürk portresi var.

Zaten sitenin sayfası da sol üste bir Atatürk fotoğrafı ile açılıyor.

Yazının Devamını Oku

'82'ncimiz gibi' bir şehir hakkında bilmediklerimiz

Türkiye’nin 81 vilayeti var...

Bir de “82’nci gibi” olanı...

Bir Türkiye şehri değil, ama bir Türk şehri gibi olmaya doğru hızla gidiyor.

Burası Suriye sınırları içindeki Afrin...

Bilmiyordum, meğer Türkiye bir süre önce bazı yabancı gazetecileri Suriye içinde Türk ordusunun kontrolündeki Afrin’e götürmüş.

Giden gazetecilerden ilk yazı dün New York Times’ta yayınlandı.

Bu şehir hakkında bilmediğimiz bazı şeyleri bu yazıdan öğrendim.

Ve öyle bir yazı ki...

Yazının Devamını Oku

Liberal arkadaş söyle bana bu 3 maddenin neyini tartışacağız

Günlerdir Ayasofya imamının sözlerini konuşuyoruz.

Nereden üzerine düştüyse durup dururken bir anayasa tartışması başlattı...

Allah’tan ne Cumhurbaşkanlığı, ne iktidar partisi ne de Diyanet bu tartışmaya girdi...

Ama baktım bugün muhalif diye bilinen bazı eski liberal yazarlar da “Anayasa’nın değişmez maddelerini tartışamazsak buna demokrasi denmez” demeye başladılar

Ben de diyorum ki:

İyi hadi gelin tartışalım... Tartışalım da neyi tartışacağız...

*

Madde 1 diyor ki: Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir...

Bunu mu tartışacağız?

Yazının Devamını Oku

CHP oylarımı bölmezse gelecek seçim iktidarım

Cumartesi akşamı Muharrem İnce aradı. Yalova’da oğlu ile birlikteymiş.

Tabii ki konu, onun için yazdığım şu sözlerdi:

“Seçim gecesi üç-beş saati yönetemeyen bir siyasetçi bir partiyi 360 gün nasıl yönetecek...”

Allah için Muharrem İnce’nin rahmetli Süleyman Demirel’e benzeyen bir tarafı var.

Alınmıyor, kızmıyor, küsmüyor...

Türk siyasetinde artık unutmaya başladığımız güzel bir meziyet bu.

Neyse, hemen söze girdi:

“Seçim gecesi için bana haksızlık ediliyor”

Yazının Devamını Oku

Yeni Türkiye'nin yeni fenomeni: VIP köpek

Evet başlıktaki ifade yanlış değil. “V.I.P Köpek”...

Türkiye’de geçen hafta V.I.P köpekler dönemi açıldı.

Size bu haberin hikâyesini ve perde arkasını yazayım.

*

Son yıllarda Türkiye’de en beğendiğim yeni markalardan biri Les Benjamins...

Gümüşhane kökenli bir ailenin çocuğu olan Bünyamin Aydın’ın yarattığı bir giyim markası.

Başlarda “Ottoman Punk” tarzı deniyordu.

Lüks sokak modasının önde gelen isimlerinden biri oldu.

Özellikle fesli James Dean desenleri falan bütün dünyada tutuldu.

Yazının Devamını Oku

Tam 60 yıldır hayır dediğim bir anayasal düzende yaşıyorum

Bakın şu gerçekleri alt alta yazdığımda, kendi açımdan ne kadar tuhaf bir durum ortaya çıkıyor.

- 73 yaşımdayım...

- Bugüne kadar oy verdiğim hiçbir parti iktidara gelemedi.

- Bugün “Türkiye Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi” sitesine girip TC Anayasası yazdığım zaman karşıma çıkan metnin üzerinde şu yazıyor:

“Kanun numarası: 2709

Kabul tarihi: 18/10/1982”...


Yazının Devamını Oku

İlk Türk 'Cacabey'i üzerine birkaç mütevazi tavsiye

Devlet Bahçeli “astronot” kelimesine Türkçe karşılık olarak “cacabey”i teklif etti.

Güzel isim ama itirazım var.

İngilizce veya başka Hint Avrupa dillerinde telaffuzu sorun yaratabilir.

“Kakabey” olarak söylenir ve bu da yanlış anlamalara yol açar...

Onlar eğlenir biz üzülürüz...



Yazının Devamını Oku

Ay'a sert inişe hazırlanırken her 100 Türk'ten kaçı 1969'da ABD'nin Ay'a gittiğine inanıyor

Başlık biraz spekülatif ama ne demek istediğimi birazdan anlayacaksınız.

Ama önce size önemli bir haber vereyim.

*

Türk “Silikon” dünyasında geçtiğimiz günlerde önemli bir gelişme daha oldu.

Dünyanın önde gelen dijital araştırma kuruluşlarından YouGov, Türkiye’de “Wizsight” adlı online araştırma şirketini satın aldı.

Wizsight 2017 yılında N. Özge Akçizmeci adlı genç bir girişimci tarafından kurulmuş bir startup şirket.

Böylece BluTV’nin yüzde 30 hissesinin bir dünya devi olan Discovery’ye satılmasından sonra ikinci bir Türk startup’ı daha dünya piyasasına girdi.

YouGov ilginç alanlarda online araştırmalar yapan bir şirket.

Yazının Devamını Oku