GeriErtuğrul ÖZKÖK Davos’a gelip seks yapmadan döner miyim
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Davos’a gelip seks yapmadan döner miyim

“WHAT happens in Davos, stays in Davos...”

Allah’tan Las Vegas için geçerli olan bu kural, Davos’ta geçerli değil.
O yüzden yazabiliyorum.
“Davos’a gelip de seks yapmadan döner miyim?”
Beni biraz tanıyorsanız, cevabı siz de bulabilirsiniz.
Dönmem tabii...
Bakın nasıl oldu, size bütün ayrıntıları ile anlatayım. Perşembe akşamı Google’ın partisi var...
Kurumun genç yöneticilerinden biriyle sohbet ediyoruz.
Konu Google’ın elindeki data... Yani hepimize ait bilgiler.
Orada öğreniyorum ki Google aramalarından elde edilen datada cinsel hayatımızla ilgili olağanüstü bilgiler varmış.
Google yetkilisi bana bu konuda birçok araştırmanın yapıldığını söylüyor.
Tabii araştırmacı gazeteci olarak dönüşte bu konu üzerinde çalışmaya o an karar veriyorum.
Şanslı adamın şans ayağına gelirmiş.
Dün New York Times gazetesinde bu konuda yapılmış bir araştırma önüme düşüyor.
Aman Allah’ım... Tam Woody Allen’ın filmi gibi:
“Seks hakkında merak edip de bir türlü elde edemediğiniz veriler.”
Şimdi size bir Davos gecesinden kalan seks sorularının cevaplarını yayınlıyorum. İyi ki ben varım.
Davos’un arka odalarında yaşananların hikâyelerini size başka hiçbir gazeteci bu kadar açık anlatmazdı.
Gördüğünüz gibi Davos’ta seks yapmadım ama seks yazmadan da duramadım.

‘Kaç kere seks yaptınız’ sorusuna erkekler yalan cevap veriyor


AMA kadınlar da yalan söylüyor. İşte kanıtı.
ABD’de, Google araştırmasına göre:
-18 yaş üzeri heteroseksüel erkekler yılda ortalama 63 kere seks yapıyor, bunların 23’ünde prezervatif kullanıyor.
Bu hesapla yılda kullanılan prezervatifin 1.6 milyon olması gerekiyor.
-18 yaş üzeri heteroseksüel kadınlar ise yılda ortalama 55 kere seks yapıyor, bunların 16’sında prezervatif kullanıyor.
Demek ki kadın hesabına göre yılda 1.1 milyon prezervatif kullanılıyor.
-Demek ki ya heteroseksüel erkek yaptığı seksin sayısını abartıyor ya da kadın az gösteriyor. Hepimiz biliyoruz ki erkek daha palavracıdır, dolayısıyla kadınınki doğruya daha yakındır.
-Ama Nielsen araştırma kuruluşu öyle demiyor.
ABD’de, yılda satılan prezervatif sayısı 600 milyon...
Demek ikisi de atıyor.

Sekssiz evlilik artıyor mu aşksız birliktelik mümkün mü

-Google araştırmasından çıkan sonuca göre, evliler arasında en büyük şikâyet “sekssiz evlilik...”
-“Sekssiz evlilik” başlığı ile yapılan aramaların sayısı, “mutsuz evlilik” başlığı ile yapılan aramaların 3.5, “aşksız evlilik” aramalarından 8 kat fazla.

Erkeklerin en merak ettiği konuyu herhalde tahmin ettiniz


TABİİ ki penislerinin boyu.
Erkeklerin aramalarda en merak ettiği konular şunlar:
-Penisin boyu nasıl uzatılır.
-Kullandığımız steroidler penisimizi küçültür mü.
-Erkek yaşlandıkça penisi küçülür mü.
Peki Google’a göre kadınlar erkeğin
penisinin büyüklüğüne takarlar mı.
Erkekler için “good news”:
-Penis büyüklüğü ile ilgilenen kadın sayısı çok az.
Bad news: Bu da bir Google yalanı olabilir...
İkinci bad news: Erkeğin penisi ile ilgil şikâyeti olan kadınların yüzde 40’ı “çok büyük” olduğundan şikâyetçi.
-Kadın kullanıcıların Google araştırmasına göre en büyük şikâyetleri ilişki sırasında çekilen acı.
-Erkeklerin en çok sorduğu sorulardan biri de cinsel ilişki süresinin nasıl uzatılacağı.


Bu yıl öğrendiğim en ilginç sır: ‘Pink Davos’


İNSAN Davos’un kıdemlisi oldukça, acayip sırları öğrenmeye başlıyor.
Önceki akşamüzeri Davos tarihindeki ilk resmi “gay lezbiyen” oturumu yapıldı.
Çok ilginç değildi.
Utangaç bir tartışmaydı.
Sanki bir “centilmenler anlaşması” vardı.
Oturum ilginç değildi, Davos’u çok iyi bilen bir arkadaşım bana bir sır verdi.
Meğer Davos öyle bildiğim gibi “straight” bir kurum değilmiş.
Yıllardan beri çeşitli kafelerde, otellerde gay ve lezbiyen geceleri düzenlenirmiş.
Gay işadamları, sanatçılar, yazarlar bir araya gelirlermiş.
Ve bunun bir de adı varmış:
“Pink Davos...”
Yani “Pembe Davos”.
Söz... Gelecek yıl mutlaka birine katılıp size anlatacağım.

Kai Diekmann’la son gece başımıza gelen

Davos’a gelip seks yapmadan döner miyim


BİLD gazetesinin artık efsaneleşen Genel Yayın Yönetmeni Kai Diekmann benim “soul mate”im
Yani ruh ikizim...
Her yıl Davos’un son günü onunla Schatzalp Oteli’nin Davos’a yukarıdan bakan Panorama Restoran’da yemek yiyoruz.
Bu yıl yemeğe Davos’un eski çalışanlarından biri olan arkadaşımız Claudio Gonzalez ile Londralı bir modacı olan Ozwald Boeteng katıldı.
Yemekten sonra Deutsche Bank gecesine katılmak için Kai’la yatay teleferiğe binerken IMF Başkanı Christine Lagarde’a rastladık.
Aynı vagonda aşağı indik.
Tam arabasına binerken Kai’ın gazeteciliği tuttu ve Lagarde’ın fotoğrafını çekmeye kalktı.
Tam o sırada koruma görevlisi müdahale etti ve anlamadığımız bir şeyler söyleyip arkadaki arabaya binip kapıyı kapattı.
Kai korkusuz ve inatçıdır.
Bunun üzerine koruma görevlisinin arabasının fotoğrafını çekmeye kalktı.
İşte o sırada öndeki koruma kapıyı hızla iterek açtı ve Kai’ın elindeki akıllı telefona çarptırdı.
Telefon yere düştü, ekranı kırıldı.
Evet Davos paparazzilerinin kapanış seansı bu sahne ile bitti.
Seneye buluşmak üzere hoşça kalın...

X

Devlet dersinde sınıfta kalan 27 yıllık bir hikâye

Önceki gece sabaha kadar Milas’ın Ören ilçesine yaklaşan yangınla ilgili gelişmeyi izledim...

Oraya çok yakın Akbük’te evim var...

Ama endişem katiyen evimiz değildi...

Neticede evler yanar, yıkılır, yeniden inşa edilir...

Endişem Ören’deki Kemerköy Termik Santralı’ydı...



Yazının Devamını Oku

Tam teşekküllü sokak hayvanı hastanesinde bir ameliyat günü

Biliyorum hepimizin içi yanmış kül olmuş bir ormana döndü...

Korlar hâlâ kızgın...

Bir türlü ruhumuzu soğutma aşamasına geçemiyoruz...

*

Savaş sonrası enkaza dönmüş bu ormanın içinden yine de bana umut veren öyle şeyler geliyor ki...

Kurtuluş Savaşımızda mermi taşıyan kadınlarımız yine cephede...

Bu defa su hortumu taşıyorlar...

Dünyanın en büyük insanlık zinciri kurulmuş...

Göz yaşartıcı bir imece...

Yazının Devamını Oku

3 gün boyunca TT olan bu kare bana çok güzel bir şeyi öğretti

Kruvaze takım elbisesini giymiş, kravatını takmış...

Saçları iyice kırlaşmış, sakalı ise iyice beyazlaşmış...

Bu yüz benim kuşağımın en tanıdık yüzlerinden biri...

*

Gerisinde onca eğlenceli şeyler var ama...

Ne yazık ki artık o insanı işte bu hüzünlü fotoğrafı ile hatırlayacağız...

Bu iki kare ile...

Biri, ülkesinin adaletine hâlâ duyduğu saygı nedeniyle, gardrobunda artık pek giymediği bu eski kruvaze takım elbisesi ile mahkemeye giderken...

Yazının Devamını Oku

Bu karedeki tek farkı bulun çünkü tarihi işte o insan yazdı

Geçen çarşamba Berlin’in Tempelhof Havaalanı’nda açılan olağanüstü bir sergiyi geziyorum...

Ama size önce bu serginin açıldığı mekânı anlatayım.

Tempelhof Havalimanı bugün boş ve neredeyse metruk devasa bir bina...

1923’te inşasına başlanmış ama Hitler döneminde totalitarizmin anıtsal bir binası haline gelmiş. Yani Nazi ruhunun dolaştığı hayalet bir hangar burası...

İşte burada “Diversity United” isimli, Türkçe’ye “Birleşik Farklılık” olarak çevrilebilecek bir sergi açıldı.

Daha doğrusu sınırlı bir bienal diyebilirsiniz.

*

Avrupa’nın 34 ülkesinden 90 sanatçının eseri sergileniyor.

Aralarında

Yazının Devamını Oku

Aziz Nesin’in, Cem Yılmaz’ın ülkesi neden artık gülmüyor

1) Öyle bir çağdayız ki artık duygusal planlama yapmak mümkün değil...

Dün Türkiye, yanan ormanlarına, kaybolan canlarına, çaresiz hayvanlarına...

Ve bir de o ormanlar, oradaki canlılar için hayatını feda eden genç çocuğumuza ağlarken, ben Almanya’nın Bayreuth şehrinde Wagner’in “Die Walküre” (Valküreler) operasını seyrediyordum...

*

Türkiye’den ayrılırken, ülkem tatil yapıyordu...

Ve bir anda o duygusal tatil bitti...

Operanın her arasında insanlar bir önceki sahneyi konuşurken, ben Türkiye ile konuşuyordum...

Dün geceden beri o görüntüler gözümün önünde...

Bir de

Yazının Devamını Oku

Hâlâ rüyamda kendimi o koltukta görüyorum

Almanya’nın en büyük gazetesi Bild’in eski genel yayın yönetmeni ile Gökova’nın Börtübet Koyu’nda yaptığımız sohbet devam ediyor. Bugünkü konumuz “yeni hayat...”

Kai Diekmann ayrıldıktan sonra dijital dünyaya geçti. Artık “Story Machine” adlı, Almanya’nın en büyük sosyal medya içerik yönetim şirketinin hissedarı. Yeni bir hayatı var. Almanya’nın birçok ünlü kişisinin sosyal medya hesaplarına içerik üretiyor. Artık o eski güçlü insan değil, ama dijital alemin krallarından biri...

*

Bugün onunla yeni hayatı üzerine konuşacağız... Eskiden neler kaldı, neler geçip gitti... Özledikleri, özlemedikleri... Hiç pişman olmadıkları, çok pişman oldukları... Altmışlı yaşlarına giderken hayata yeni bir bakış...

*

Almanya’da iki güçlü insanın dönemi kapanıyor... Kai Diekmann Bild’in başından ayrıldı... Merkel de ayrılmaya hazırlanıyor... Karşınızda Türkiye’nin büyük dostu yeni Kai Diekmann...

1) SONUNDA DYLAN’IN ŞARKISINDAKİ GİBİ OLDUM, MASAM YOK, KENDİ KAHVEMİ YAPMAYI BİLE ÖĞRENDİM

ERTUĞRUL ÖZKÖK:

Yazının Devamını Oku

Genel yayın yönetmenliğimin bittiğini bir soruyla anladım

Kai Deikmann...

Bundan 4 yıl öncesine kadar Merkel’den sonra belki Almanya’nın en kudretli insanıydı...

16 yıl boyunca genel yayın yönetmenliğini yaptığı “Bild” gazetesi, 5 milyon tirajı ile Avrupa’nın en büyük gazetesiydi...

Dijital yayını ile her gün 22 milyon Alman vatandaşına ulaşıyordu.

Attığı bir manşet Almanya Cumhurbaşkanı’nın istifasına yol açmıştı...

*

Dünyanın belki en güçlü genel yayın yönetmeni Diekmann 2017 yılında o koltuktan kalktı...

Bugün 57 yaşında...

Uzun yıllar Hürriyet’in de yönetim kurulu üyeliğini yaptı...

Yazının Devamını Oku

‘Düşman’ gazeteciyle 18’inci delikte çok gizli bir buluşma

1)“18’inci delik” bir golf deyimi...Golf sahalarında ya 9 ya 18 delik bulunuyor. Bugünkü hikâyemiz işte orada, 18’inci deliğin başında geçiyor...

Önce olay yeri keşfi yapalım... Dünyanın en meşhur golf kulübü, herhalde, Amerika’nın Florida eyaletindeki Mar-a-Lago Golf Kulübü’dür... Çünkü burası ABD’nin eski başkanı Donald Trump’ın sahibi olduğu bir yer... Daha önemlisi Trump başkanlığı boyunca orasını “Kışlık Beyaz Saray” olarak tanımlıyor...

Kulübün 500’e yakın üyesi var...

Trump burayı kendine merkez olarak seçtikten sonra giriş aidatı 150 bin dolardan 250 bin dolara çıktı...

Bu golf kulübünün çok özel ve öteki alanlarından ayrılmış bir bölgesinde Trump’ın malikânesi var.

Bu yapı, Florida’nın en büyük üçüncü, bütün Amerika’nın ise 20’nci en büyük malikânesi olarak biliniyor. Ancak kulübün yakın geçmişinde kötü bir olay var.

Çocuk tacizi ve tecavüzü nedeniyle girdiği cezaevinde intihar eden Epstein de bu kulübün üyesiymiş.

Kulüp üyelerinden birinin kız çocuğunu taciz edince üyelikten çıkarılmış.

Yazının Devamını Oku

Neden herkes bir zamanların en kötü adamına konuşuyor

CHP Genel Başkanı’nın eşi Selvi Kılıçdaroğlu, Armağan Çağlayan’ın YouTube kanalının konuğu olmuş.

Oradan öğrendim...

Selvi Hanım’ın hayalindeki meslek gazetecilikmiş...

Çubuk’ta eşine yapılan linç girişiminin onu çok üzdüğünü söylüyor.

Kemal Kılıçdaroğlu’na “Eve yemeğe gelmeyeceğini” söylemediği zaman kızıyormuş.

Çok insani bir sohbetti ve baştan sona keyifle izledim.

*

Bu yayını izlerken, Armağan Çağlayan’ın programına kimlerin çıktığını bir düşündüm...

Hiçbir yerlere çıkmayan

Yazının Devamını Oku

Bir düğün gecesinden kaç COVID-19 pozitif çıkar ‘Dört Nikâh Bir Cenaze’ mi

Amerika Birleşik Devletleri’nin Oklahoma eyaletinde bir düğünden sonra 18 kişide COVID-19 Delta varyantı görülmüş. Peki Türkiye’de bir düğünden kaç COVID-19 pozitif çıkar?

Google’da bir arama yaparsanız karşınıza 24 Ağustos 2020 tarihli bir haber çıkıyor:

Bursa’da bir düğüne katılanlar arasında 42 kişide COVID-19 vakası saptandı...

Bu soruyu sormamın nedeni şu. Türkiye’de düğün mevsimi açıldı... Geçen yıldan ertelenen 300 bin düğünle birlikte bu yıl 900 bin düğün bekleniyor... Yeni vaka sayısı önceki gün itibarıyla 10 bine yaklaştı.

Bu durumda şu soruları sormamız da normal:

- Bir düğünden...

- Bir siyasi parti toplantısından

- Bir bar gecesinden

- Bir toplu yemekten

Yazının Devamını Oku

Pandemi, 60 üstü bir Beyaz Türk’ün ömrünü kaç yıl daha kısalttı

Biliyorum, şu güzel bayram gününde böyle bir sorunun ne manası var diyeceksiniz...

Çok haklısınız...

Hele hele benim gibi “Hayat varsa ölüm yoktur” diye düşünen bir insanın durup dururken bu soruyu sorması ve keyfimizi kaçırması çok manasız. Ama kızmayın. Ben sadece piyanistim...

Soruyu ben sormuyorum, o nedenle bana ateş etmeyin...

Dün New York Times’ta okudum.

Pandemi bir buçuk yıl içinde Amerikan halkının ortalama ömrünü 1.5 yıl kısaltmış...

2019’da yeni doğan bir çocuğun ortalama ömür beklentisi 78.8 iken, 2020 sonunda bu rakam 77.3’e inmiş...

*

Yazının Devamını Oku

Rumeli sahilinde ceketli bir heykel ve onun ceketsiz ölen büyük şairi

Şu günlerde “memleket meselesi” yazmamanın kıymetini daha iyi anladım.

Hatta “siyaset” yazmamanın Allah’ın bana bahşettiği bir güzellik ve fırsat olduğunu düşünmeye başladım.

*

Türk dilinin en büyük şairlerinden Orhan Veli 14 Kasım 1950 günü İstanbul’da öldü...

Bugün Aşiyan Mezarlığı’nda yatıyor.

Onun Rumelihisarı sahilinde bir heykeli var...

Üzerinde ceketle otururken temsil edilmiş...

Oysa dün öğrendim ki, Orhan Veli ceketsiz ölmüş...

Bunu da dün

Yazının Devamını Oku

15’inde dünyanın en güzel çocuğu 66’sında Gandalf

Dünya sinemasının en önemli eserlerinden biri İtalyan yönetmen Visconti’nin “Venedik’te Ölüm” filmiydi...

Thomas Mann’ın çok sevdiğim aynı isimdeki novellasından çekilen film, hayatım boyunca beni en çok etkileyen sanat eserlerinden biriydi...

*

Nasıl olmasın ki...

- Yazarı Thomas Mann...

- Yönetmeni Luchino Visconti... “Leopar”ı da çeken insan...

- Baş oyuncu Dirk Bogarde...

İngiliz sinemasının büyük oyuncusu...

- Kadın oyuncu

Yazının Devamını Oku

First class koltuğunda, havyarlı, şampanyalı, bir kavanoz yolcu

Geçen hafta cuma günü Los Angeles’tan kalkan bir uçağın first class mevkisindeki bir koltuğa Louis Vuitton bir çanta kondu.

Pilot anons yapınca, çantanın kemerleri bağlandı.

Sivil havacılık tarihinin belki de en tuhaf yolculuğu işte böyle başladı.

Kavanozun içinde ise Türkiye’de de iyi tanınan, dünya starı bir yolcu...

Zsa Zsa Gábor...

*

Gábor, 18 Aralık 2016 günü Los Angeles’taki Ronald Reagan UCLA Medical Center Hastanesi’nde öldü.

Öldüğünde 99 yaşındaydı... Vasiyeti üzerine yakılarak külleri bir kavanoz içinde Los Angeles’taki Westwood Mezarlığı’na kondu.

Ancak

Yazının Devamını Oku

Yani erkek dediğin: Zampara ve iyi sevişen bir makarnacı mıdır

Şurası kesin...

Pandemi sırasında Marcello Mastroianni’yi yeniden keşfettik.

Bu yıl Türkiye’de ve dünyada 1960’lı yılların İtalyan filmlerini seyretme modası var...



Dino Risi, Ettore Scola, Fellini, Vittorio de Sica gibi popüler yönetmenlerin anlattığı o İtalya hepimize çok tanıdık geliyor... Seviyoruz o İtalya’yı...

*

Yazının Devamını Oku

Ben barın bu tarafında kaldım, barmenim 3 milyarlık patron oldu

Evet ben hâlâ barların bu tarafındayım, barmenim ise 3 milyarlık patron oldu.

TL değil, 3 milyar dolarlık patron...

Yanda gördüğünüz fotoğraf 3 yıl önce İstanbul Tünel’de “Soho House”da çekildi.

Barın müşteri tarafında ben varım.

Karşımdaki barmenin adı ise Nick Jones...

Gördüğünüz gibi gayet mütevazı ve sempatik bir ifadeyle bana içki servisi yapıyor.

Kendisi, Pink Floyd hayranı, rock’çı bir arkadaşımızdır.

Yazının Devamını Oku

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı 19 Temmuz Cinderella Bayramı

Bu şahane fotoğraf Andrew Lloyd Webber’in son müzikal oyunu “Cinderella”dan bir sahne...

Lloyd Webber, 20’nci yüzyılın en büyük müzikal bestecilerinden biri...

*

18-19’uncu yüzyıl ve 20’nci yüzyılın ilk çeyreği opera dönemiydi...

Yirminci yüzyıl ise müzikaller çağı oldu...

Webber geçen yüzyıla damgasını vuran “Cats” ve “Phantom of the Opera” müzikallerinin yazarı...

Şimdi de onun yeni eseri “Cinderella” sahneleniyor... Fotoğrafını gördüğünüz bu oyunun, İngiltere’nin COVID-19 tarihinde çok önemli bir yeri olacak.

İngiltere 19 Temmuz yani bu pazartesi günü normal hayata geçişini ilan edecek.

Yazının Devamını Oku

Bu duvara iyi bakın: yıkılışı Berlin Duvarı kadar önemli

Manchester şehrinin güneyindeki Withington bölgesi polisi geçen pazartesi sabahı çok sayıda vatandaştan şikâyet telefonu aldı...

Vatandaşlar, şehrin bir binasının duvarına çizilen graffitiyi şikâyet ediyordu.

Çünkü o duvar graffitisinde üç isim hakkında ırkçı ifadeler ve çizimler vardı.

Hedefteki üç isim şunlardı:

Marcus Rashford, Jadon Sancho ve Bukayo Saka...

Bu üç kişi İngiliz milli takımının beş siyah oyuncusundan üçüydü... Üçü de bir gece önce oynanan İngiltere-İtalya maçında penaltı kaçırarak, takımlarının şampiyonluğu kaçırmasına neden olmuşlardı.

O gece İngiltere’nin ırkçı trolleri bu insanların hayatını cehenneme çevirdi.

Ve sonunda iş

Yazının Devamını Oku

Otuz yaş altı dünyanın en önemli 30 müzisyeninden biri

“OHHH Zoom konserler bitti...”

Önceki akşam Bodrum Zai’de, pandeminin başından beri fiziksel ortamda ilk konseri izledim.

Böylece sadece “dinleme” kodundan “izleme” moduna geçtim.

Özlemişim...

*

Konseri ÇEV Sanat’ın genç müzisyenleri verdi.

Solistler kemancı Bade Daştan ile çellist Jamal Aliyev’di...

Bodrum’un klasik müzikteki açılış konserini Fazıl Say şu cümleyle yaptı:

“Türkiye öyle az buz bir yer değil...”

Yazının Devamını Oku

Shakespeare penaltı kaçırınca Dante ve Caravaggio mu kazandı

Önceki gece ne seyrettiğimizi düşündünüz mü...

Evet çok güzel bir futbol seyrettik...

Maç öncesi iki takım da diz çökerek ırkçılığa karşı çok güzel bir dayanışma fotoğrafı verdiler...

İnsanlar iki yıldan beri ilk defa yan yana, omuz omuza maç seyrettiler.

Ama sahada sadece bu mu vardı?

Sahada, dünyanın en demokratik ülkelerinden ikisinin milli takımları vardı...

Biri İngiltere...

Shakespeare

Yazının Devamını Oku