GeriErtuğrul ÖZKÖK Dahi bir komedyeni kaybedince niye bu kadar tutuklaşıyoruz
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Dahi bir komedyeni kaybedince niye bu kadar tutuklaşıyoruz

Dün Ferhan Şensoy’un ölüm haberini aldığımda çok üzüldüm...

O anki duygumu hemen Instagram’da paylaşmak istedim ve şunları yazdım:

“Sevgili Ferhan en umutsuz, en karanlık günlerimizde bizi çok güldürdün, çok şaşırttın, çok düşündürdün. Şimdi de çok üzdün. Sana milyonlarca umut kahkahası borcumuz var. Onu ödeyebilmek için yeterince gözyaşı biriktirdik mi bilemiyorum. İnşallah Allah kahkaha borcumuzu orada sana mekân bir cennet olarak öder sevgili kardeşimiz. Nur içinde yat...”

Oysa Ferhan’ın arkasından çok muzip ve çok yaratıcı bir şey yazmak isterdim.

Onun böyle hoşuna gitmek gelirdi içimden...

*

Böyle anlarda Fransa’da Andre Gide’in ölümünden sonra muhalif bir gazetede atılan şu başlık bana hep çok çarpıcı gelmişti:

“Ande Gide’in ölümü iyi karşılandı...”

Bizde Yeni Akit gibi bir gazetenin atabileceği cinsten acımasız bir başlıktı ama nedense o günden beri bana bir mizah şaheseri gibi görünür.

Dahi bir komedyeni kaybedince niye bu kadar tutuklaşıyoruz

Dün, Ferhan’ın hoşuna gidebilecek bir muzipliği beceremedim...

O nedenle onun arkasından hangi komedyen, hangi yazar ne demiş ona baktım...

Gördüm ki kimse becerememiş...

*

Bazı ölümler var ki, hepimizi paralize ediyor...

Belki çoğumuz, ona içimizdeki en yaratıcı tarafın bir veda yazmasını istiyor...

Beceremiyoruz...

Gizli bir el bizi tutuyor, geçici bir felç beynimizi alıp götürüyor.

O zaman meydan, sadeliğe, hatta alabildiğine sıradanlığa kalıyor.

Ne yazık ki o sadelik de bir anda renksizliğe ve ruhsuzluğa dönüşüyor...

*

Bir kere daha anladım ki...

Dünyanın en zor işi, parlak bir komedyenin, dahi bir mizah yazarının arkasından veda yazısı, ölüm ilanı yazmakmış...

Acaba böyle bir sanatçıya en büyük saygı nedir?

Acıyı sıradanlığa mı indirgemek...

Yoksa, yaratıcılığa mı terfi ettirmek...

*

Dün mizahçıların, komedyenlerin, yazarların onun arkasından yazdıklarını topladım.

Bakın nasıl renksiz ve biçare bir külliyat oluştu...

ÖLMÜŞ KOMEDYEN BAHÇESİNDE KİM HANGİ AĞITI YAKTI, NE DEDİ

EN SADE GEYİKLİ TARZI: ATA DEMİRER

“Çok üzüldüm... Ailesine ve yakınlarına başsağlığı dilerim. Herkesin hayatına bir noktada dokunmuştur büyük usta. Hepimizin başı sağ olsun.”

Dahi bir komedyeni kaybedince niye bu kadar tutuklaşıyoruz

EN HAYRAN TARZI: TOLGA ÇEVİK

“Çok ama çok üzüldüm. İnanılmaz yazar, şahane tiyatrocu, eşsiz meddah, bir ağabey muhteşem bir zekâ, gerçek bir Don Kişot. Gitti Düşbüküm. Nur içinde yat.”

*

EN FERHANGİ TARZ: CEM DAVRAN

“Çok saçma, çok acaip, çok şaka sanki, bu olur mu ya durup dururken şimdi.”

*

EN KLİŞE REFERANS: TİMUR ACAR

“Kim nerde görmüş ki içinden tramvay geçen bir şarkı...”

*

EN ŞAHSİ SESLENİŞ: GANİ MÜJDE

“Türkiye’nin bana göre tartışmasız en iyi yazarıydı. Dillerle dans eden “Ferhangi” bir dil yarattı. Koca bir çınar devrildi bugün. Kahkahalarımız altında kaldı. Güle güle büyük ustam. Gündesteye bugünü yazmayı unutma sakın.”

*

EN TASAVVUFİ: ZÜLFÜ LİVANELİ

“Evvel giden ahbaba selam olsun erenler.”

*

EN AŞKLA YAZILAN: SUMRU YAVRUCUK

“Ustam uzun yol koşucusu Ferhan Şensoy, tüm yolları arşınladın, hepimizi âşık edip gittin... Çok üzgünüm.”

Dahi bir komedyeni kaybedince niye bu kadar tutuklaşıyoruz

EN TEATRAL: ALİ POYRAZOĞLU

“Sondeste

Güle güle kardeş

Ferhan çıkar

Ve

Perde”

*

EN SÜRPRİZ: İLYAS SALMAN

“Ben binerim gemiye biletçiden habersiz

Ben yolculuk ustasıyım...”

*

EN SADE: DEMET AKBAĞ

“Çok üzgünüm, ailesine, tiyatro camiasına ve tüm sevenlerine sabır diliyorum.”

*

EN NE DİYECEĞİNİ BULAMAMIŞ: METİN ÜSTÜNDAĞ

“Güle güle usta...”

Ama altına onun şu cümlesini eklemiş:

“Her sabah acaba bugün beni şaşırtacak neler olacak diye uyanıyorum, bu kadar da olmaz ki diye yatıyorum.”

*

EN HARBİ HİP HOP: GAZAPİZM

“Çok üzgünüm abi...”

*

EN ABİ ABİ: CEZA

“Çok üzgünüm. Seni anlatmaya kelimeler yetmediği gibi veda etmek için de bir cümle bulamıyorum Ferhan abi. İyi ki seni tanıdık. Yaşattığın ışık ve öğrettiğin her şey için teşekkürler.

Dahi bir komedyeni kaybedince niye bu kadar tutuklaşıyoruz

EN GİZLİ HAYRANI GÜLSE BİRSEL

“Kendisinin haberi yoktu ama her mizahçı gibi benim de hocamdı. Yazdıklarını okuyup sahnede, ekranda seyrederken çok şey öğrendik. Müteşekkirim o büyük yeteneğe. Çok ama çok hayran olduğum Ferhan Şensoy nur içinde yatsın.”

FERHAN ŞENSOY DA RASİM ÖZTEKİN’İN ARDINDAN NE DİYECEĞİNİ BİLEMEMİŞTİ

ARKASINDAN yazdıkları şeyler duyarsızdı ama komedyenlerin çoğu paylaşımlarında Ferhan Şensoy’un kafasında huniyi andıran bir şeyle çekilmiş fotoğrafını tercih etti.

Neden?

Acaba onun ölümünün ardından göstermek isteyip de gösteremedikleri mizahı onun bizzat kendisinin göstermesini mi istediler...

Neticede hep aynı noktaya geliyoruz.

Ölümün mizahı olmaz...

Tabutun arkasında yürürken, bando olmaz; sadece gözyaşına yer vardır...

O nedenle iyi ki Ferhan’ın bu harika fotoğrafı var...

Hâlâ eğlenceli bir gömme işini bize bırakmadan kendisi yapıyor...

Dahi bir komedyeni kaybedince niye bu kadar tutuklaşıyoruz

KOMEDYENLER NİYE EN ÇOK ONUN BU FOTOĞRAFINI SEVDİ

ARKASINDAN yazdıkları şeyler duyarsızdı ama komedyenlerin çoğu paylaşımlarında Ferhan Şensoy’un kafasında huniyi andıran bir şeyle çekilmiş fotoğrafını tercih etti.

Neden?

Acaba onun ölümünün ardından göstermek isteyip de gösteremedikleri mizahı onun bizzat kendisinin göstermesini mi istediler...

Neticede hep aynı noktaya geliyoruz.

Ölümün mizahı olmaz...

Tabutun arkasında yürürken, bando olmaz; sadece gözyaşına yer vardır...

O nedenle iyi ki Ferhan’ın bu harika fotoğrafı var...

Hâlâ eğlenceli bir gömme işini bize bırakmadan kendisi yapıyor...

Dahi bir komedyeni kaybedince niye bu kadar tutuklaşıyoruzDahi bir komedyeni kaybedince niye bu kadar tutuklaşıyoruz

ARKASINDAN EN GÜZEL VEDAYI YİNE BİR ÇİZER YAPTI

FERHAN Şensoy’un en çok paylaşılan fotoğraflarından biri onun çizgili tişörtüyle çekilen karesiydi...

Jean-Paul Gaultier tarzı bir marin kıyafet...

Bu yıl yine çok moda...

Tahmin ediyorum o çizgili tişört, Fransa’da bulunduğu yıllarda zirvesinde olan pandomim sanatçısı Marcel Marceau’nun da etkilerini taşıyordu. Ferhan’ın arkasından onun bu özelliğini en iyi yakalayan deseni Gürbüz Doğan Ekşioğlu çizdi ve Instagram’da paylaştı...

Sadece çizgiler Ferhan’ı öylesine yaratıcı şekilde anlatıyordu ki...

Demek ki ölen birinin ardından çizmek, yazmaktan daha yaratıcı bir şey...

Dahi bir komedyeni kaybedince niye bu kadar tutuklaşıyoruz

330 KADINA TECAVÜZ EDİP EV HAPSİYLE YIRTAN CİNCİ HOCA

ÖNCEKİ akşam bir Brezilya belgeseli seyrettim. Adı “John of God”... “Tanrı’nın John”u diye çevirebilirsiniz ama asıl anlamı galiba “Tanrı’nın oğlu”...

Brezilya’nın bir taşra şehrinde insanları iyi ettiğini iddia eden bir cinci hoca yani... Kendini Tanrı’nın oğlu sanıyor...

Sonunda 330, evet yanlış işitmediniz 330 kadın “Bizi okuyup üfleyip iyileştireceğim diye kandırıp tecavüz etti” diye şikâyette bulunuyor.

Genç bir savcı üzerine gidiyor ve sonunda 63 yıl hapis cezasına çarptırılıyor.

Ancak “COVID-19 riski nedeniyle hapis cezasını evde çekmesine” karar verilince, tecavüze uğrayan kadınlardan biri çaresizce şunu söylüyor:

“Şu kadere bakın.. COVID-19 virüsü, tecavüzcümle beni eşitledi ve ikimizi de eve mahkûm etti...”

Dahi bir komedyeni kaybedince niye bu kadar tutuklaşıyoruz

HAFTANIN YENİLERİ
SİBEL CAN’IN YENİ ŞARKISINI ÇOK SEVDİM

GEÇEN cuma streaming platformlara yüklenen Türkçe şarkılardan altısı hoşuma gitti:

Sibel Can: “Adı Elveda Olsun”

Vere: “Cam Kenarı”

Tuvana Türkay: “Ah Aşk”

Six Pack: “Seni Yerler”

Ragıp Narin: “Vur Beni”

Umut Adan: “Güvercin Şarkısı”

KATKIDA BULUNANLAR
Sayfa Editörü: Firuzan Demir
Düzeltmen: Nagehan Keleş
Tasarım ve Uygulama: Selma Songül Zengin

X

Önceki gece bu istihbaratı iki ayri kişiden dinledim

Durun hemen heyecanlanmayın. Öyle ittifakları altüst edecek, seçimi öne aldıracak, büyükelçi krizini çözecek muazzam bir siyasi istihbarat değil...

Ben naçizane bir magazin yazarıyım, tabii ki bir magazin istihbaratı bu...

*

Önceki gece yine uykusuz kalıp New York’taki “Ahmet Ertegün’ü anma yemeği”ni dakika dakika izledim.

Türkiye ile ABD arasında patlayan ve çok kötü bir noktaya gidebilecek büyükelçi krizinin tatlıya bağlanmasından 24 saat sonra New York’ta Türkiye ile ABD’yi birbirine bağlayan müthiş bir geceydi bu.

Geceye davetliydim, ama COVID-19 pozitif yüzünden katılamadım. Bedenim orada değildi ama aklım oradaydı... Gece boyunca konuştum katılanlarla... Bu arada Plaza otelinin kulislerinde Ahmet Ertegün’ün eski dostlarının fısıldadığı, benim için müthiş bir bilgi aldım...

*

Türk magazininin 1990’lı ve 2000’li yıllarının en büyük konularından biri şuydu:

Yazının Devamını Oku

19 ayda tek hata yaptım COVID-19 o an beni yakaladı

COVID-19 sendromuna girdiğimiz Mart 2020’den beri kendimi çok iyi korudum.

Sokağa çıkmama kurallarına uydum.

Maskesiz gezmedim.

Sosyal mesafeye hep dikkat ettim.

Evde kapalı olduğum günlerde bile sporumu ihmal etmedim.

Sonra aşı dönemi geldi...

Önce 2 Sinovac oldum.

Sonra 2 BioNTech oldum.

Yazının Devamını Oku

Diyonizyak öfkenin kırmızı kart gördüğü muhteşem bir gece

Pazar gecesi benim için uykusuz bir geceydi...

Hayır hayır, geçirdiğim COVID-19 yüzünden değil.

Tam aksine cumartesi günü yapılan test negatif çıkmıştı.

Yaptırdığım 4 aşı sayesinde hafif bir nezleden bile hafif geçmişti.

Uykusuzluğumun nedeni 10 Büyükelçinin istenmeyen insan ilan edilmesi de değildi...

Nedeni, benim gibi bir spor manyağı için, tarihte az görülecek bir derbi gecesi olmasıydı...

Düşünebiliyor musunuz?

Yazının Devamını Oku

İlk gençlik hapınızı kaç yıl sonra alabileceksiniz

Şimdi kahvenizden veya çayınızdan bir yudum alın...

Siz “brunch şampanyacıları”, tabii ki siz de kadehinizi kaldırabilirsiniz...

Şu güzel pazar sabahı size çok umut verici bir haberim var...

Çok değil... İki-üç yıl sonra bir hapla gençleşme ihtimaliniz çok yükseldi...

*

Size ölümsüzlük vaat etmiyorum ama...

En geç 10 yıl içinde, sizi 150 yaşına kadar yaşatacak çok önemli gelişmeler olabilir.

Silikon Vadisi’nin en zengin 10 adamını alın...

Yazının Devamını Oku

Yaşayan bir numaralı Müslüman o olabilir mi

Adı Muhammed. Soyadı Salah.

Yani yüzde yüz Müslüman adı ve soyadı...

Dünya artık onu “Mo Salah” olarak tanıyor.

Liverpool’un şahane oyuncusu...

*

Bu yıl İngiliz futbol liginin başından beri Liverpool’u uçuruyor...

Ne Messi bıraktı ne Ronaldo...

İki haftadır futbolla ilgilenen herkes onun Manchester United’a attığı golü ve asisti konuşuyor.

Şimdiden futbol tarihine geçti...

Yazının Devamını Oku

Diyarbakır Müzesi'ndeki domuz dişi ve 48 saat sonra gelen bir haber

Geçen hafta Diyarbakır Arkeoloji Müzesi’ni gezerken rehberimiz bize ilginç bir şey anlattı.

Rehberimiz, vitrindeki süs eşyaları arasındaki bir domuz dişini gösterip şunları söyledi:

“Domuz insanoğlunun ilk evcilleştirdiği hayvandı. O nedenle mezarlarda bulduğumuz süs eşyaları domuz dişinden yapılmış eserlerdi.”

*

Demek ki domuz, bu topraklarda, yani Mezopotamya’da insanoğlu ile birlikte yaşamaya başlayan ilk hayvanlardan biriymiş... Ne ilginçtir ki yine bu topraklarda doğan iki inancın, Müslümanlığın ve Yahudiliğin de haram ilan ettiği ilk hayvan oldu.

Diyarbakır’da rehberimizden bunu dinlememizden 48 saat sonra dünya medyasına şu haber düştü:

New York Üniversitesi’nden bir doktor grubu çok ilginç bir deney gerçekleştirdi.

Domuzun bünyesinde geliştirilen bir böbreği, ailesinin iznini alarak, beyin ölümü gerçekleşmiş bir insanın bedenine bağladılar.

Yazının Devamını Oku

En iyisi halayı size Hint atasözü ile anlatayım

Çok sevdiğim bir Hint atasözü aynen şöyle diyor:

“Dans etmek kalplerimizin konuşmasını duymaktır...”

*

Halay da bir danstır...

Dans literatüründeki adı “folklorik dans”tır...

-

Fanatikler danstan korkarlar... Aralarında “hayatında hiç dans etmemiş olmakla” övünenler vardır.

Korkmakta haklıdırlar... Çünkü dans, onları besleyen nefreti, bir ilkokul çocuğunun bembeyaz silgisi gibi yumuşacık dokunuşlarla siler...

Yok eder...

Yazının Devamını Oku

Özdemir Bey geç de olsa sizi tanımak bir şerefti

Türk Savunma Sanayii’nin son 15 yıldaki parlayan yıldızı, Bayraktar ailesinin kurucu babası Özdemir Bayraktar aramızdan ayrıldı.

Muhafazakâr bir ailenin üyesiydi...

Dün bizim mahallede onun hakkında yazılanlara baktım...

Üzülerek gördüm ki bu insanı hiç tanımıyormuşum...

Meğer tam da Türkiye’nin bugünlerde aradığı insanmış...

Hürriyet’te Yalçın Bayer’in yazısını okudum.

Onun daha ilk ve orta eğitimden başlayan bilim tutkusunu...

Üniversite yıllarını, sonrasını, Türk sanayisinin gelişmesi için verdiği mücadeleyi...

Yazının Devamını Oku

Yer Diyarbakır, kuyruk Picasso kuyruğu gibi

Bu fotoğrafta, sırada bekleyen insanların ancak bir bölümünü görüyorsunuz. Çekilen videoları seyrederseniz, kamera sıranın sonuna kadar gidip köşeyi döndüğünde, bu kuyruğun devam ettiğini göreceksiniz...

Bu bir maç kuyruğu değil...

Bir pop müzik konseri kuyruğu değil...

Ahmet Güneştekin’in geçen cumartesi Diyarbakır’da açılan “Hafıza Odası” sergisine girmek için bekleyen insanlar bunlar...

Sanat alanında böyle bir kuyruğu geçtiğimiz 10 yıl içinde iki defa gördüm...

Biri İstanbul’da Sakıp Sabancı Kültür Merkezi’ndeki Picasso sergisiydi.

Öteki de İzmir’de Arkas Sanat Merkezi’nde açılan Picasso sergisiydi.

Bugüne kadar

Yazının Devamını Oku

Sonradan görme bir züğürdün o sorusu

Dün size 85 metrelik bir megayatı bütün iştahımla anlattım.

Ne yalan söyleyeyim, güzel yaşamak hayalleri olan bir insandım, hâlâ da öyleyim.

O nedenle memleketin bunca meselesi varken aklım yine de böyle şeylere takılıp gidiyor...

Yani benim de böyle sevdalı bir başım var.

İyi yaşamak bugün kurduğum bir hayal değil...

Mavi yolculuklar, yat sefaları ile ilgili hayallerim çok eskilere gidiyor...

Mesela şu fotoğraf.

1971 yılında Gökova’da bir yerde çekildi.

Yazının Devamını Oku

Sizce bu 85 metrelik megayatı satın alabilecek kaç kişi vardır?

Türkiye’de değil, dünyada kaç kişi vardır diye soruyorum.

Yat 85 metre...

Türkiye’de yapıldı.

Bir Türk şirketi tarafından yapıldı.

Yapımı 4 yıla yakın sürdü.

Ve geçen ay Cannes’daki dünyanın en önemli yatçılık fuarında ilk defa dünyanın dikkatine sunuldu.

Aldığım bilgiye göre, fuarın en ilgi çeken teknelerinden biri oldu.

4 gün boyunca 1.000 kişiye yakın insan tekneyi gezdi...

Yazının Devamını Oku

Öyleyse... Bir gün ben de Kırmızı Kraliçe'ye giderim

İlk haber 12 Ekim günü, ABD’nin Teksas eyaletinin Van Horn adlı bölgesinden havalanan bir uzay aracından geldi. Amazon’un sahibi Jeff Bezos’un Blue Origin adlı şirketinin uzaya ikinci uçuşunu yapan roketinin içinde tanıdık bir isim varmış.

William Shatner...

*

Biz onu daha çok “Captain James T. Kirk” olarak tanıyoruz...

Yani bizim bildiğimiz, 1970’lerin efsane uzay dizisi Star Trek’in ünlü kaptanı Kirk...

İşte onu oynayan aktör William Shatner, bu defa gerçekten uzaya gitmiş ve dönmüş.

‘Uzay Yolu’ (Star Trek) dizisi ilk kez 8 Eylül 1966 günü yayınlandı.

Dünya

Yazının Devamını Oku

Banyan ağacına asılı 10 esrarengiz ceset

Her şey bir yaz sabahı, sokağın orta yerindeki bakkal dükkânının zamanında açılmaması ile başladı.

Sütçünün getirdiği süt kasaları hâlâ dükkânın önünde duruyordu.

Durumdan şüphelenen komşular eve girince dehşetten donup kaldılar...

Yıl 2018’di...

Olay yeri Hindistan’ın Delhi şehrinin kuzeyindeki popüler bir mahalleydi...

O sabah dükkân sahibinin üst kattaki evine giren komşular, evin tavanındaki mazgal şeklindeki demirlere asılı 10 cesetle karşılaştılar.

Bir ceset de içeride bir odada yatağın üzerinde yatık vaziyetteydi.

*

Yazının Devamını Oku

Bu kadın 'Yetmez ama evetçi'leri fabrika ayarlarına döndürür mü

Bu yıl ekonomi dalında Nobel alan üç ekonomisti tanımıyorum.

Ama bir ekonomist var ki, nereye baksam onu görüyorum şu son zamanlarda.

Mariana Mazzucato...

*

Dünyayı sarsan 68 Mayıs olaylarından bir ay sonra, 16 Haziran 1968’de doğmuş.

İtalyan asıllı ama çifte vatandaşlığı var.

Aynı zamanda Amerikalı...

Londra Kolej Üniversitesi’nde ekonomi bölümü öğretim üyesi.

Aynı zamanda Dünya Sağlık Örgütü Ekonomi Konseyi üyesi.

Yazının Devamını Oku

‘Final Töreni’ndeki bu şampanya nasıl patladı?

Önce, bir yıl önceye döneyim.

Yıl 2020...

Uzun yıllar yapılamayan Formula 1 yarışları yine Türkiye’ye dönmüş ama pandemi nedeniyle seyircisiz yapılıyor.

O gün F1 tarihinde bir rekor kırılıyor.

Lewis Hamilton bu yarışın İstanbul ayağını da kazanmış ve yarışma tarihine yeni bir rekor yazmış.

Bu yarışı, 7’nci defa kazanıp Ferrari efsanesi Michael Schumacher’in rekorunu egale etmiş.

Yani Formula 1 tarihinde çok özel bir gün...

Bütün dünyanın gözü Türkiye’deki pistte yapılacak ödül töreninde...

Yazının Devamını Oku

İşte medyanın yeni testosteron kralı

Biliyorum bu pazar günü, “memleketin bunca sorunu varken” lobisinden yine epey dayak yiyeceğim...

Ne yapayım, dayanamıyorum... Bir de böyle dayaklara şerbetliyim.

Bugün pazar, kasveti atıp eğlenceli bir konuya gireceğim.

*

Geçen hafta itibarıyla “Türkiye’nin testosteronu en yüksek medya mensubu” tahtı beden değiştirdi. Geçen haftaya kadar en yüksek testosteronlu erkek medya mensubu bendim. Dr. Osman Müftüoğlu nezaretinde ölçülmüş testosteronum 623’tü...

Hatta Fenerbahçe benim için 623 numaralı bir de forma yaptırmıştı.

*

Sahip olduğum “E.T.” unvanım, yani “En yüksek Testosteron” tacım, geçen hafta itibarıyla elimden alındı.

Üstelik de bir magazinci tarafından alındı.

Yazının Devamını Oku

‘Happy Birthday’ telefonları: Putin’i hangi başkanlar aradı

Dün sabah küçük bir haber dikkatimi çekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan önceki gün Rusya Devlet Başkanı Putin’le bir telefon konuşması yapmış.

Nedense bu haber bir gün önce pek dikkat çekmedi.

*

Acaba doğru mu diye Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın sitesine girip baktım.

Gerçekten bir gün önce açıklama yapılmış...

Açıklamada küçük bir cümle dikkatimi çekti:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, Rusya Devlet Başkanı Putin’in doğum gününü de kutladı.”

İfadede

Yazının Devamını Oku

Çok teşekkürler İsmail Bey, sayende ilk 4 madde yazıldı

Bu hafta başına kadar tablo aynen şöyleydi.

Cumhur İttifakı yeni bir anayasa için düşünce egzersizine başlamıştı.

Millet İttifakı ise resmen veya gayriresmi olarak dahil 6 partinin temsilcileri iee yeni bir anayasa için masaya oturmuştu.

*

İki kanat, iki ayrı sistem üzerine anayasayı konuşuyordu.

Cumhur İttifakı “Güçlendirilmiş Başkanlık Sistemi” üzerine...

Millet İttifakı ise “Güçlendirilmiş Parlamento” sistemine dönüşü savunuyordu...

İkisi çok ayrı yerlerdeydi...

*

Yazının Devamını Oku

Yarasalar ve fareler sarayı basınca ne oldu

Cumartesi sabahı bizden önce yabancı bir gazeteci grubu Arslantepe’deymiş.

Orada bir gazeteci sormuş: “Siz burada neyin peşindesiniz?”

Yabancı gazeteci bu soruyu sorunca Francesca da ona bir başka soruyla cevap vermiş:

“Benim için burada bulduğumuz en önemli şey ne biliyor musunuz?”

Gazeteci merakla bakınca devam etmiş:

“Tohum. Evet kazı sırasında bulduğumuz en önemli şey tohumdu. Bir oda dolusu tohum bulduk. Çünkü en geç tabakalarda çalışıyoruz. O dönemde insanlar ne yiyor biliyoruz ama emin değildik. Çoğu buğday ama başka çok ince tohumlar da var. Seneye botanik antropologları bakacak ve ne yediklerine karar vereceğiz.”

‘Aslan’ın altındaki dünyaya yolculuğumuzun ikinci günü bu tohumların sırrıyla başlıyor.

Çünkü bu tohumlar daha şimdiden bize çok çarpıcı bir tarihi gerçeği anlatıyor.

Yazının Devamını Oku

Dünyanın ilk laik devleti işte tam da burada doğru

VIA Lancellotti, Roma’nın merkezinde Lancellotti meydanına açılan bir sokak.

Bu sokağın 18 numaralı binasının kapısında Türk ve İtalyan bayrakları asılı.

Çünkü burası Türkiye’nin Roma’daki Yunus Emre Kültür Merkezi...

İşte bu binada 28 Şubat 2021 günü çok ilginç bir söyleşi yapıldı. Söyleşiyi yapan kişi Marcella Frangipane isimli bir profesördü.

Roma’nın prestijli La Sapienza Üniversitesi’nin öğretim üyesi. Ama onun bizi çok yakından ilgilendiren bir başka unvanı daha var.

Malatya’daki Arslantepe Höyüğü’nün eski Kazı Heyeti Başkanı.

*

Frangipane, Arslantepe’nin artık hepimizin bildiği önemini anlattı.

Burası MÖ 6 binden başlayıp, MS 1’inci yıla kadar uzanan bir dönemde bilinen en önemli yerleşim alanıydı.

Yazının Devamını Oku