GeriErtuğrul ÖZKÖK Cüneyt haklı, tuhaf bir şeyler oluyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Cüneyt haklı, tuhaf bir şeyler oluyor

Bizler geçen hafta “korona” ve “Darbe mi olacak” konularını tartışırken dünyada çok önemli bir rakam açıklandı.

ByteDance’in gelirleri YouTube’u geçti...

*

Belki bu cümle size bir şey ifade etmiyor.

İsterseniz şöyle anlatayım.

Tik Tok’un sahibi olan ByteDance grubunun gelirleri Alphabet’in sahibi olduğu YouTube’u geçti.

Cüneyt haklı, tuhaf bir şeyler oluyor

2019 yılında YouTube’un geliri 15.1 milyar dolardı.

Buna karşılık ByteDance’in geliri 17 milyar dolar olarak açıklandı.

Daha da çarpıcısı şu...

Grubun 2018 geliri 7 milyar dolardı. Yani bir yılda iki katına çıktı. Bunun büyük çoğunluğu ilandan geliyor.

*

Bu da size bir şey ifade etmiyor olabilir, onu da açıklayayım.

ByteDance’in elindeki en büyük aset Tik Tok...

Tik Tok, YouTube gibi bir video paylaşım platformu. 3-60 saniye arasında videolar paylaşıyor.

Ancak YouTube’dan farkı kısa ve daha çok komik ve eğlenceli videoları paylaşması...

Mesela karantina döneminde WhatsApp gruplarından bana en çok Tik Tok’dan alınmış videolar geldi.

*

Cüneyt Özdemir geçen hafta çok izlenen bir YouTube mülakatını yayınlarken “Çok tuhaf şeyler oluyor” diyerek o an kendisini izleyen insan sayısını vermişti.

Haklı, çok tuhaf bir şeyler oluyor.


TÜRKİYE’DE ASIL TUHAF ŞEY BAKIN NEREDE OLUYOR

BU
gelişme dünya iletişim dengelerini altüst edecek bazı trendleri anlatıyor.

*

- BİR: Her şeyden önce ByteDance bir Çin şirketi...

Ama giderek küreselleşiyor. İkinci yönetim merkezi Los Angeles’ta Santa Monica’da.

Ayrıca Paris, Londra, Tokyo gibi başka merkezlerde de yönetim ofisleri var.

*

- İKİ: Kullanıcıları çok genç.

*

- ÜÇ: YouTube’un giderek siyasallaşmasına karşılık burası siyasetten kaçan bir eğlence ve gırgır platformu...

*

- DÖRT: Ve en önemlisi Tik Tok’un en yaygın izleyici bulduğu ülkeler arasında Türkiye de var.

Öteki iki ülke ise ABD ve Rusya.

YENİ SEÇMEN
GELENEKSEL SİYASET HÜZÜNLÜ BİR PALYAÇOYA DÖNÜŞEBİLİR

GEÇEN
haftaki bu gelişmeden sonra en önemli ikinci gelişme ise önceki gün oldu.

ByteDance, dünyanın en büyük eğlence grubunun en önemli üç yöneticisinden biri olan Kevin Mayer’i transfer ederek grubun iki numaralı yöneticisi (COO) yaptı.

Bu da şu anlama geliyor.

Trump Çin’e savaş açarken, daha 2016 yılında kurulmuş bir Çin sosyal paylaşım sitesi giderek küreselleşiyor.

Tabii en önemlisi de bütün bu gelişmeler dünyada bir trendi giderek belirgin hale getiriyor.

- Bütün dünyada siyaset giderek eski püsküleşiyor, giderek gençlerin realitesinden uzaklaşıyor.

- Bütün dünyada muhalefetin yeni yerel siyasi medyası YouTube oluyor.

- Siyaset dışında ise çok güçlü bir “küresel gırgır” ve “tiye alma” platformu gelişiyor.

Bütün bunlar, 20’nci yüzyılın 21’inci yüzyıla en kötü mirası olan klasik siyaseti, dünyanın her yerinde “hüzünlü bir palyaçoya” çevirebilir.


SEVİYELİ MAGAZİN
ANKARA’DAN BİR ‘CHERBOURG ŞEMSİYELERİ’ FİLMİ SAHNESİ

ÖNCE,
bir diş operasyonu geçiren Emin Çölaşan’a geçmiş olsun diyorum.

Sonra da geçenlerde okuduğum yazısının bir bölümünü aktarıyorum.

Cüneyt haklı, tuhaf bir şeyler oluyor

Mehmet Ali Erbil’in kayınvalidesi İffet Erguvan bir gün ofisinde onu ziyarete gelmiş.

Sonra birlikte çıkıp onu evine bırakmış.

Ama bu olayı öyle güzel anlatıyor ki...

“İffet Hanım gelmeden önce kar yağışı zaten başlamıştı. Birlikte oturduğumuz sürece inanılmaz bir kar bastırdı. Muhabbet ediyoruz!

Saat 18.30 oldu. Artık yapacak bir şey yok. Kar olanca hızıyla yağıyor. İşten çıkan insanların tamamı yollarda yürüyor. Yaya trafiği sel gibi akıyor.

İkimizin de ayağında sabah iyi havaya göre giyilmiş normal ayakkabılar. Onunki topuklu... İffet Hanım’da bir de şemsiye var.

Şiddetli kar yağıyor, herkes yürüyor. Karşıdan yüzlerce insan geliyor. Onlara görünmemek için şemsiyeyi öne doğru eğiyorum, İffet Hanım uyarıyor:

Emin Bey biraz kaldırın lütfen şemsiyeyi. Kar üzerimize yağıyor, saçım bozuluyor!”


‘İFFET’LE DÜZEYLİ BİR BİRLİKTELİK YAŞIYORUZ’


ÇÖLAŞAN
devam ediyor:

Cüneyt haklı, tuhaf bir şeyler oluyor

“Magazin basınına düşeceğim, rezil olacağım.

Son büyük aşk...

Çölaşan ile İffet Erguvan aşkı... Çift hiç kimseyi umursamadan kar altında kol kola romantik yürüyüşler yapıyor...

Sonra benim ağzımdan asparagas (masa başında uydurulmuş) demeçler bile yayımlanabilir:

‘Evet, henüz aşk olmasa bile İffet’le düzeyli bir birliktelik yaşıyoruz!..’

Yürüdükçe yol bitmiyor. Sonunda Petek Taksi’nin oraya geldik ama taksiler çalışamıyor. İffet Hanım’ın da gideceği yere yaklaşmışız. Ötesini kendisinin gidebileceğini söyledi. Kolumdan çıktı, vedalaşıp ayrıldık.”

*

O sahne gözümün önüne geldi...

Vallahi tam “Cherbourg Şemsiyeleri” filmi...

Paparazziler gerçekten çok büyük bir fotoğrafı kaçırmış.

Tuğrul Eryılmaz T24’te “Seviyeli Magazin” yazılarına başladı.

Siyaset katılaşıp trolleştikçe bakıyorum Emin de seviyeli magazin işine girdi.

Çok memnunum...

Nüfusumuz artıyor.


YENİ FİLMLER
İNSAN BU TABLOYA BAKARKEN AŞKA GELİR Mİ

WOODY Allen
’ın “New York’ta Yağmurlu Bir Gün” filmini yeni seyrettim.

Karantina günlerime rastladığı için filmde çok değişik şeyler dikkatimi çekti:

*

- Woody Allen’ın her filminde, entelektüellerin trendleri ile ince ince dalga geçilir.

Bu filmin konusu Ortega y Gasset’ydi...

Cüneyt haklı, tuhaf bir şeyler oluyor

Dünyada popülist liderlerin yükselişinden sonra Ortega y Gasset’nin “Kitlelerin Ayaklanması” kitabı yeniden moda oldu. Ama Allen onun aşk konusundaki fikirlerini diline dolamış.

*

- Filmin kahramanı bir yerde “Bar müziğini çok severim” diyor.

Nihayet bu müziğin güzelliğini anlatan birini gördüm.

Ben de yıllardır “Otel lobisi müziğini çok severim” diyorum.

Buradan rahmetli Ferdi Özbeğen ve şarkı söylemeye devam eden Ümit Besen’e kocaman bir merhaba...

*

- Filmdeki şu cümle çok hoşuma gitti: “Her şey cinsellikle ilgilidir. Ekonomi de cinselliktir...”

*

- En çok güldüğüm şey, filmin kahramanının Metropolitan Müzesi’ni gezerken yanındaki kıza söylediği şu absürd cümle oldu:

“Ablanı ilk defa burada, Hieronymus Bosch’un tablosuna bakarken çok duygulanmış ve öpmüştüm...”

Demek ki sadece ekonomi değil, sanat da cinsellikmiş...

Yoksa insan Bosch tablosuna bakıp nasıl cinsel duygulara kapılır ki...

*

- Filmde kızın, Narcos dizilerinin son ikisinde seyrettiğimiz Meksikalı aktör Diego Luna için söylediği şu söz harikaydı: “Doğum kontrol hapından sonraki en muhteşem buluş sensin...”

*

- Tabii bir de filmin asıl oğlanının adının “Gatsby” oluşuna bittim.

X

24 saat kala: ‘Dün’ tamam ama ‘bugün’ ve ‘yarın’ ne

Galatasaray’ın yeni başkanı konuşulurken dün futbol dünyasına bir başka bomba düştü.

Üç yıldır sessizliğe gömülmüş bulunan Fenerbahçe’nin eski başkanı Aziz Yıldırım bu perşembe günü bir basın toplantısı düzenleyecekti.

Basın toplantısının yapılacağı tarih ilginç: 24 Haziran Perşembe...

Yani Fenerbahçe’de başkanlık seçimi yapılacak kongreye 24 saat kala yapıyor bunu Aziz Yıldırım...

Üç yıl önce başkanlık yarışını kaybettiği günden beri sessizliğe büründü.

O günden beri Şükrü Saracoğlu Stadı’na adımını atmadı.

Şimdi perşembe günü, hem de Çırağan Oteli’nde, niye böyle bir basın toplantısı yapıyor?

Her Fenerbahçeli gibi benim de kafamda bazı sorular vardı.

Dün bunların cevabını aradım.

Yazının Devamını Oku

Sokaktaki bu yürüyüş teşhir midir yoksa narsist bir cazibe dansı mı

Bu fotoğraf 1954 yılında Napoli’nin bir caddesinde çekildi...

Yürüyen kadın Sophia Loren...

Önceki akşam streaming platformlarda İtalya’nın efsane kadın oyuncusu Sophia Loren’in hayatını anlatan “Cercando Sophia” adlı belgeseli seyrettim.



Belgeselde Sophia’nın Napoli’de çekilen “İtalyan Usulü Evlilik” filminde şahane bir elbiseyle caddedeki yürüyüşünü gösteren bu sahne var...

*

Yazının Devamını Oku

Bu surata karşı ne mi bekliyorum: Diz çöken futbolcunun duyarlılığını

Bu adama iyi bakın...

Suratına tükürmeden önce iyice bakın ki gerçek yüzünü iyi görebilin.



İster AKP’li olun, ister CHP’li...

İster İyi Partili olun, ister MHP’li...

İster Deva Partili, Gelecek Partili, İP’li olun...

Yazının Devamını Oku

Yenilmiş bir Hıristiyan, yenmiş iki Müslümanla dans edebilir mi

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önceki gün Azerbaycan Meclisi önünde yaptığı konuşmanın şu bölümünü bir kere daha dikkatle okuyalım:

“Gelin 6 ülke bir platform oluşturalım. Rusya, Türkiye, Azerbaycan, İran, Ermenistan ve Gürcistan.”

*

“Bu platformla birlikte artık bölgede bir sükûnet meydana gelsin, düşmanlıklar kalksın.”

*

“Gürcistan’ın bazı kendine has sualleri vardı. Son Türkiye ziyaretinde tekrar konuştuk. Bu Gürcistan’ın da lehine olacaktır.”

*

“Bu bölgenin barışa ihtiyacı var, bunu başarmamız lazım. Ermenistan, Azerbaycan’la problemlerini çözdükçe Türkiye olarak gereken adımları atacağız.”

*

Yazının Devamını Oku

Bu mektuplar sadece platonik bir aşkın mı ürünüydü... Yoksa

Yoksa... Aralarında fiziki ilişki de var mıydı...

Upper Cihangir toplu halde “Villegiatura” (Sayfiye) mevsimi için Bodrum Gümüşlük’e gittiği için edebiyat dedektifliği görevi yine bana düştü.

Dünün en güzel haberi Hürriyet’te kültür yazarımız İhsan Yılmaz’ın köşesindeydi.

Şiirde “İkinci Yeni” akımının en sevdiğim dört şairinden biri olan Edip Cansever’in, seramik sanatçısı Alev Ebüzziya’ya yazdığı 123 aşk mektubu yayınlanmış.

Edip Cansever bugün artık hayatta olmayan büyük bir şair...

Alev Ebüzziya büyük bir seramik sanatçısı ve hâlâ hayatta... Aynı zamanda o kuşağın en güzel ve çekici kadınlarından biri...

Edebiyat aleminde bu tür mektuplaşmalar her iki taraf da hayattan ayrıldıktan sonra yayınlanır...

Öyleyse bu mektuplar nasıl yayınlandı?

Yazının Devamını Oku

Dirsek dirseğe, kol kola, yüz yüze, baş başa Avrasyacılığın sonu mu

 Zirve yazıları çok sıkıcıdır... Bildim bileli de klasik formatlarla yazılır...

Ancak bu NATO Zirvesi bence son yılların en önemlisiydi...

O nedenle, sıkıcılığı göze alarak bu zirve ile ilgili görüşlerimi yazmak istiyorum.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın NATO Zirvesi’ndeki temasları bence Türkiye açısından son derece önemli oldu.

Bunu hangi somut bilgiye dayanarak söylüyorsun diye sorarsanız, cevabım şu...

Kimsenin bilmediği ve benim bildiğim şeylerden biliyordum demeyeceğim. Çünkü kimsenin bilmediği şeyleri şu an itibarıyla ben de bilmiyorum...

Ama yıllardır bu tür olayları izleyen bir gazeteci olarak, yapılan açıklamalardan, gördüğüm fotoğraflardan, vücut dillerinden çıkardığım bazı sonuçlar var.

Kaynaklarım, liderlerin karşılaşma anlarındaki vücut dilleri, dokunuşları, yüz ifadeleri...

Yazının Devamını Oku

Sadece o gitmedi o da birlikte gitti

Evet İsrail’de 12 yıllık Netanyahu başbakanlığı dönemi sona erdi.

Ortadoğu’nun en tehlikeli “popülisti” iktidar koltuğunu kaybetti...

Yerine bir koalisyon geldi...

Hem İsrail “Oh” dedi...

Hem dünya...

Gelin olanları alt alta yazalım ve biraz geri çekilip bakalım:

İsrail halkı ve parlamentosu, Netanyahu’nun “Ben gidersem İsrail batar” şantajına kulak asmadı.

İsrail halkı ve parlamentosu,

Yazının Devamını Oku

Maskesiz plaj fotosunda kimler Blues Brothers, kim tiki, slim fit

Türk iş dünyasının VIP’i pandemi sonrası açılışı geçen hafta İstanbul’da Lucca’da yaptı.

Dünyanın en güçlü 7 ekonomisinin lideri ise önceki gün İngiltere’de Cornwall Plajı’nda bir araya gelip geleneksel aile fotoğrafını çektirdi.

Yüzlerinde maske yoktu ama aralarına sosyal mesafe koymuşlardı.

Böyle olunca da hepsinin duruşu ve kıyafeti daha çok ortaya çıkıyordu.

Ben de bu dünyanın en gelişmiş 7 ülkesini yöneten liderlerin kıyafet ve vücut dili analizini yaptım.

Yanıma danışman olarak da eski Radikal gazetesinin moda yazarı ve erkek giyim markası Milimetric’in kurucu ortağı Kağan Gökalp’i aldım.

İşte bizim gözümüzden dünyayı yöneten “maskesiz yedili”....

Yazının Devamını Oku

Son fotoğraf ve ibretlik bir ‘Yeni Türkiye’ hikâyesi

15 Temmuz 2016 gecesi, saat 22.14’te internet siteleri küçük bir haber geçti.

Eski milletvekili Nevzat Yalçıntaş Çatalca İlyas Çokay Devlet Hastanesi’nde ölmüştü.

83 yaşındaydı ve ölüm nedeni kalp kriziydi...

*

Prof. Yalçıntaş, eğitimini Fransa ve İngiltere’de yapmış, parlak bir öğretim üyesiydi.

TRT’nin eski genel müdürlerinden biriydi.

İki dönem milletvekilliği yapmıştı.

Muhafazakâr kesimin en demokrat insanlarından biriydi...

İktisat fakültesinde eski Cumhurbaşkanı

Yazının Devamını Oku

Kâinatın en büyük sırrının fotoğrafını kim, nasıl çekti

Dün Kuzey yarıküre çok ilginç bir güneş tutulması izledi.

Birçok yerden, “Halkalı tutulma” denen bu olayı gösteren harika fotoğraflar geldi.

Bana göre en güzeli de manşete koyduğum bu fotoğraf oldu...

Halkalı tutulma gözümüzü yine uzaya çevirdi.

Bundan istifade ederek ben de son yıllarda size kâinatla ilgili en ilginç olaylardan birini anlatayım.

12 Nisan 2019 günkü yazımda, insanoğlunun yıllardır konuştuğu “karadelik” denilen “şey”in fotoğrafının çekilmesinin hikâyesini yazmıştım.

Karadelik için, “öteki dünyanın kapısı” da diyebiliriz.

Kâinatın en az bilinen boşluklarıdır karadelikler.

Yazının Devamını Oku

Yarın Roma'da sahaya ilk defa Z kuşağı çıkıyor

Türkiye Milli Takımı yarın Roma’da İtalya’nın karşısına çıkıyor.

Geçen yıl yapılamayan Avrupa Futbol Şampiyonası bu maçla başlıyor.

Hürriyet Avrupa baskısı bugün şampiyona için hazırladığı 28 sayfalık güzel bir ek veriyor.

O ek için benden de bir yazı istediler.

O yazıyı hazırlarken farkına vardım şimdi yazacaklarımın.

Yarın sahaya belki de tarihimizin en genç milli takımı ile çıkacağız.

Gelin şu rakamlara bakalım.

*

Takımızın yaş ortalaması 25 ve şampiyonaya katılan 24 takım arasında en genci...

Yazının Devamını Oku

Bu yıllar geçecek, Ezgi Mola kalacak... Ya siz

Ezgi Mola’yı son defa Alice müzikalinin kulisinde görmüştüm.

Harika Kırmızı Kraliçe oyununu sevmemize çocuk gibi sevinmişti...

O gece üzerinde bu fotoğrafta gördüğünüz “Kırmızı Kraliçe” kıyafeti vardı.

“Bu rolü Türkiye’de en iyi oynayacak isim” demiştim.

*

Dün milletçe öğrendik ki Ezgi Mola hakkında 4 yıla kadar hapis cezası istemi ile dava açılmış.

Nedeni de tecavüze uğrayıp intihar eden genç kızı savunmak için attığı tweet’miş.

İddiaya göre intihar eden kıza tecavüz iddiasıyla yargılanan kişiye hakaret etmiş.

Ne kadar da onuruna düşkün bir arkadaşmış meğer...

Yazının Devamını Oku

Biz Türkler nikâh şekerini Lükres Borjiya'nın kına gecesinde mi öğrendik

Dün Hürriyet ve New York Times’ın manşetinde benzer bir haber vardı. Pandemi sırasında yasaklanan düğünlerin yeniden başlaması.

Hürriyet’in haberine göre Türkiye’de bu yıl düğün patlaması yaşanacakmış.

Normal yıllarda 500 bin olan düğün sayısının bu yıl 750 bine çıkması bekleniyormuş.

New York Times’ın haberine göre de İtalya da 17 Mayıs’tan itibaren düğünleri serbest bırakmış.

Düğünlerin serbest bırakılması bu iki ülkenin iki şehrinde özel bir sevince yol açtı.

Türkiye’de İzmir...

Çünkü İzmir gelinlik üretiminde belki de dünyanın en büyük şehri...

Sadece Türkiye’nin değil, Avrupa’nın gelinlik ve damatlık kıyafetleri oradan gidiyor.

Yazının Devamını Oku

Özel telefon, Whatsapp mesajı yayınlayan, yayan fena yandı

O meşum 3 Temmuz gününü hayatım boyunca unutmayacağım.

Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın evinden alınıp götürülüşü hâlâ gözümün önünde...

Saracoğlu Stadı’nda FETÖ’cü polislerin provokasyonunu hiç unutmayacağım... Orada yediğim biber gazı hâlâ genzimde...

*

Neler yaptılar bu kulübe...

Sırf Atatürkçü diye... Sırf herkes FETÖ yalakalığı yaparken onlar yapmadı diye...


Yazının Devamını Oku

Erdoğan, Biden'a fesli bir boksörü anlatacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD Başkanı Biden’la yapacağı görüşmenin tarihi kesinleşti.

Önceki gün aldığım bir bilgiye göre Erdoğan bu görüşmede ABD Başkanı’na bir boksörden söz edecek.

Bir de kitap hediye edecek.

Kitabın adı da şu: “A Golden Heart Mitten...”

Yani “Altın Kalpli Eldiven...”

*

Önceki gün AKP’li bir başkanla ringe çıktım.

Beyoğlu’nun göbeğine kurulmuş bir ringin kenarındaki halatları kaldırıp birlikte içine girdik ve bu fotoğrafı çektirdik.

Ringe çıkma daveti Beyoğlu Belediye Başkanı

Yazının Devamını Oku

Spor yazarları artık maç sonu kültürünü köklüce değiştirmeli

Osaka, aldığı ceza sonrasında Fransa Açık’tan çekilirken, Kadın tenisçinin kararı, aynı zamanda bütün dünyada ‘sporcuların mental sağlığı’ konusunu da tartışmaya açtı.

Bu hafta başında spor dünyasını çok yakından etkileyen çok önemli bir tartışma başladı... Tartışmayı başlatan kadın bir sporcuydu ve şu anda spor medyasında toz duman. Olay şu:

KADIN SPORCU MAÇ SONU TOPLANTISINI REDDEDİNCE

Paris'te yapılan Fransa Açık Tenis turnuvasında Naomi Osaka maç sonunda yapması gereken basın toplantısına çıkmayı reddetti... Böylece tenis tarihinde bir ilke imza attı. Nedenini de şöyle açıkladı: “Bu basın toplantılarında sorulan negatif ve öfkeli sorular psikolojimi bozuyor ve benim mücadele azmimi kırıyor...”

KIZGIN ORGANİZATÖRLER PARA CEZASI VERDİ, İHRAÇLA TEHDİT ETTİ

Tabii organizatörler Naomi Osaka’ya hemen 15 bin dolar para cezası verdiler. Onunla da kalmadılar, turnuvadan ihraç edebileceklerini ve disiplin soruşturması başlatılabileceklerini ifade ettiler.

Naomi Osaka da ceza almasından 1 gün sonra turnuvadan çekildiğini açıkladı. Spor dünyasında büyük bir tartışma başladı ve çok sayıda sporcu Naomi Osaka’ya destek verdi. Kadın tenisçinin kararı, aynı zamanda bütün dünyada ‘sporcuların mental sağlığı’ konusunu da tartışmaya açtı.

BAZI GAZETECİLER SORU SORMUYOR KENDİNİ GÖSTERMEYE ÇALIŞIYOR

Yazının Devamını Oku

İstanbul’un gayriresmi VIP açılışının yıldızları

Bana göre İstanbul pandemi sonrası açılışını önceki gün yaptı.

İlk açılış “Perakende Günleri” toplantısıydı.

Toplantı sonunda, “Perakende Güneşi Ödülleri” verildi.

Birincisi pandemi sırasında başarılı olan şirketler ödüllendirildi.

Bir de “Yirminci Yıl Özel Ödülü” vardı.

Buna “Ödüllerin Ödülü” deniyordu....

Perakende sektörünü temsil eden 15 dernek ve iki ana sponsordan oluşan büyük jüri belirledi.

Ödülü Mudo mağazalarının kurucusu Mustafa Taviloğlu’na verdiler.

Ve onu, kendisinin yıllar önce söylediği şu cümleyle tanıttılar:

Yazının Devamını Oku

Bir sivil darbe mağduruna postmortem iade-i itibar

Önceki gün Türkiye’de bir “milli mutabakat” olayı yaşadık. Yakın tarihimizin, şimdi hayatta olmayan bir “sivil darbe mağdurunun” ayaklar altına alınmış onurunu iade ettik. Şimdi sizi bu “postmortem” yani ölümü sonrası gerçekleşen iade-i itibar olayının ilk gününe götüreceğim.

O meşum sabaha...

19 Aralık 2009 sabahı Beylerbeyi’ndeki bir askeri lojmanda silah sesi duyuldu.

Türk ordusunun bir subayı, o sabah tabancasını şakağına dayadı ve tetiği çekti. Arkasında da şu mektubu bıraktı:

“Hukuksuzluk sürecine hukuk adına saygı gösterilemez. Bu şekilde giderseniz ne yönetecek bir ordu, ne yaşayacak bir Cumhuriyet, bir ülke bulamayacaksınız.

Şunu bilin ki en küçük suçu ve günahı olmayan ben bu yapılan hukuksuzluğa isyan ve bu karanlığa bir nebze ışık olabilmek için hayatıma son veriyorum.”

*

Yarbayın adı

Yazının Devamını Oku

Bu fotoğraf bana niye Cem Karaca'yı hatırlattı

Bu fotoğraf cep telefonuma geçen pazar günü, Porto şehrinde nehir kenarında dolaşırken saat 14.03’te geldi.

Gönderen Ahmet Özal’dı...

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun rahmetli Cumhurbaşkanımız Turgut Özal’ın eşi Semra Özal’ı İstanbul’daki evinde ziyareti sırasında çekilmişti.

Hemen söyleyeyim...

Tarihi bir fotoğraftır bu...

Büyük bir barışın fotoğrafı...

Cumhuriyet’i kuran partinin, Cumhuriyet’in liberal devrimini yapan insanı ile vefa buluşmasıdır...

Yeni CHP’nin temellerini atan bir karedir...

Yazının Devamını Oku