GeriErtuğrul ÖZKÖK Cübbeli: Biri bana beleş bilet verirse ben de Mars'a giderim
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Cübbeli: Biri bana beleş bilet verirse ben de Mars'a giderim

1) Bu hafta sonu en büyük eğlencem Cübbeli Ahmet’in Mars “parodisiydi”...

Vallahi dinlerken yıkıldım...

Bir kere daha söylüyorum...

Cem Yılmaz pandemi dolayısıyla çekilince, stand-up sahnesi Cübbeli Ahmet Hoca’ya kaldı...

Yani kavuk ona geçti...

Allah için o da acayip bir performans sergiliyor...

Cübbeli: Biri bana beleş bilet verirse ben de Marsa giderim

Geçen hafta iki gelişme oldu.

Geçen perşembe akşamı NASA Mars’a “Perseverance” (Azim) adlı aracını indirdi.

Ertesi günü Fatih Çekirge de Hürriyet’e müthiş bir rakamı açıkladı.
NASA’nın sembolik biniş kartını dünyada 10 milyon insan almış.

Bunların 2.5 milyonu Türk’müş.

*

İşte bu gelişmeler üzerine Cübbeli Hoca’nın 2015 tarihli müthiş parodi videosu yeniden yayına sokuldu.

Mutlaka izleyin...

Ben yerlerde gülmekten yıkılarak izledim.

Var olasın hoca...

İşte size son yılların en komik Cübbeli Ahmet Mars şovundan bazı bölümler:

2) MARS’TA SU VAR MI, MERİH’TE ET VAR MI, ÖBÜR TARAFTA BUT VAR MI

“Hâlâ Mars’ta su var mı, Merih’te et var mı, öbür tarafta but var mı... Manyak manyak işler ya...

Ben sana söyleyeyim zaten. Sen oraya çıkamadan dünya kopacak. Masrafa değmez yani...”

“O rakam 70 milyar dolar falan. Ver bana sen 100 bin dolar her şeyi söyleyeyim ya... Ne cahil adamsın sen böyle.”

“Ee Kuran’da var hadiste var bakmıyor ki salaklar... Belki de zannediyorlar ki bu rivayetler zayıf olabilir, biz yine gözümüzle görelim...”

“Eee görecen de... Ne görecen...”

3) YERİN ALTINDA CEHENNEM KAYNIYOR SEN ÇIKMIŞ HAVAYI KARIŞTIRIYOSUN

“Bir gidiyorlar,  bir bakıyorlar  aaaa... Ne diyorlar ona... Kara çukur mu diyorlar bir şey...

(Seyircilerden biri karadelik diye sesleniyor) Hee hee işte karadelik mi ne. Allah onlara hep karadelikleri gösteriyor böyle... Bir şey bulduk zannediyorlar buldukları bir delik... Bir girdin mi çıkamıyon...”

“Sen daha dünyada Bermuda Üçgeni’nin sırrını çözememişsin gökteki sırrı çözmeye çıkmışsın... Yerin altındaki sırrı çözmemişsin, magma tabakasının sırrını çözmemişsin, yerin altında cehennem kaynıyor, dağ ne zaman patlayacak haberin yok gitmiş havayı karıştırıyon...

Ya bir insan bu kadar akılsız olur mu? Aşağıyı halletmeden yukarı çıkılır mı...

Cahil cahil bu gâvurların hepsi cahil...

Biz yedinci kat semadan beri çatlaya patlaya geliyoruz...”

4) BİLET 1 MİLYONA DÜŞER BİRİ DE BELEŞ BİLET VERİRSE

“ŞİMDİ turistik gezi yapacaklar. Neymiş bilet 20 milyonmuş.

Bir milyon dolara kadar ucuzlarsa ben de Mars’a gideceğim...

Tabii bizde nerde o kadar para...

Belki biri hediye verirse giderim.

Beleşe giderim yani...”

5) YOUTUBER HOCANIN KANALINDA VİDEODAKİ İLGİNÇ BİR REKLAM

Hoca artık iyi bir YouTuber oldu.

Bazı videolarını 900 bin kişi falan izliyor.

2015’te yayına soktuğu bu Mars parodisinden önce yayınlanan çok ilginç bir ilan var.

“Sevgiliniz sizi aldatıyor mu, WhatsApp’ından izleyin” diye bir uygulamanın reklamı var.

Bir de hoca, gâvurun manyak manyak işlerini anlatırken manyak gibi de para kazanıyor ha...

Özellikle online satış zincirleri hocanın programlarına çok düşkün...

Cübbeli: Biri bana beleş bilet verirse ben de Marsa giderim

BUGÜN TARİHE GEÇEN O CÜMLESİNİN 31’İNCİ YILI 

Geçen sonbaharda Amerika’da epey tartışılan 6 bölümlük bir belgesel geçen hafta Türkiye’de de streaming platformlarda gösterime girdi.

“Empires of New York” (New York İmparatorlukları) adlı dizi, 1980 ve 90’larda şehir büyük bir ekonomik patlama yaşarken çok etkili olmuş 5 aileyi anlatıyor.

Bunlar Wall Street bankeri Ivan Boesky, Helmsley otellerinin sahibi ve emlak kraliçesi Leona Helmsley, mafya babası John Gotti, açtığı davalarla bu üç imparatoru çökerten savcı Rudy Giuliani ve bir başka emlak kralı Donald Trump...

*

Dizide üç ayrı yerde Donald Trump’ın şu sözü gösteriliyor:

“Zina bir günah değildir...”

Düşünün Amerika’da Evangelistlerin desteklediği güya sağ muhafazakâr bir başkanın ağzından çıkıyor bu cümle.

Tabii diziden sonra bu cümle tekrar gündeme geldi.

Cübbeli: Biri bana beleş bilet verirse ben de Marsa giderim

Bu cümlenin ilginç bir hikâyesi var.

Trump bunu 31 yıl önce karısını bir başka kadınla aldatırken bir mülakatta söylemiş.

Mülakatı 23 Şubat 1990 günü The New York Post gazetesinde yayınlanmış. Yani bugün o cümlenin 31’inci yılı...

*

Cümlenin akıbeti de ilginç. Murdoch’un gazetesi The New York Post, seçimler sırasında Trump’ı desteklemeye başlayınca tabii ki muhalefet gazetedeki o mülakatın üzerine atlamak istedi.

Ancak gazete aldığı bir kararla 1998 yılından önceki arşivini herkese kapattı. Ne var ki, bir internet sitesi, “The Daily Beast” bunun peşine düşüp buldu ve yeniden yayınladı.

*

Bu ilginç cümlenin yıldönümü Amerikan muhafazakârları için kutlu olsun.

İyi ki doğdun Trump...

İŞTE O TARİHİ MÜLAKATIN O BÖLÜMÜNDEKİ KISA DİYALOG

Gazeteci: Sizce zina bir günah mıdır?

Trump: “Çok güzel bir soru. Zinanın bir günah olduğunu düşünmüyorum. Ama yapılması gerektiğini de düşünmüyorum.”

Gazeteci: Siz zina yapar mıydınız?

Trump: “Cevabı size bırakıyorum...”

Ondan beklenmeyecek kadar akıllı bir cevap.

Çünkü o sırada başka bir kadınla ilişkisi vardı.

GOOGLE’DA EN ÇOK ARANAN 10 TÜRK DİZİSİ

“EPISODE” ilgiyle izlediğim bir televizyon ve streaming dizisi dergisi. Hem Türk hem yabancı dizilerle ilgili güzel haberler, yorumlar ve fotoğraflar yayınlıyor. Derginin bu yılın ocak-şubat sayısında Google’da en çok aranan Türk dizilerinin sıralamasını vermiş. SputnikNews’tan aktarılan bilgiye göre
2020 yılına ait liste şöyle:

1- Sadakatsiz

2- Mucize Doktor

3- Masumlar Apartmanı

4- Sen Çal Kapımı

5- Alev Alev

6- Kırmızı Oda

7- Bay Yanlış

8- Menajerimi Ara

9- Bir Başkadır

10- Aşk 101

İLBER HOCA ACABA BU DİZİDEKİ İKİ ERKEĞİ NASIL DEĞERLENDİRİYOR

TRT’nin yayınladığı “Uyanış: Büyük Selçuklu” dizisini tarihçilerin nasıl değerlendirdiğini çok merak ediyorum.

Dizide Büyük Selçuklu sultanı Melikşah’ı Buğra Gülsoy, oğlu Ahmet Sencer’i ise Engin Koç canlandırıyor.

Episode dergisi son sayısında iki oyuncu ile mülakat yapmış, ayrıca Ozan Balta tarafından çekilen bu fotoğrafı yayınladı.

Cübbeli: Biri bana beleş bilet verirse ben de Marsa giderim

Tarihçilerin görüşünü şu açıdan merak ediyorum.

Sultan Melikşah 20 yıl o tahtta kaldı...

Büyük Selçuklu devletinin en büyük fetihlerini yapan sultanıydı.

Ancak onun yönetim tarzının çok ilginç özellikleri vardı.

Mesela Hıristiyanlara karşı çok saygılı ve kollayıcıydı. Onların hiçbir kilisesine dokunmamıştı. Hatta bazı Hıristiyan din adamları tarafından Hıristiyanlığın vasisi olarak  niteleniyordu.

*

Ayrıca Müslüman âlemi içinde de çok konuşulan bir konumu vardı.

Bağdat’taki Nizamiye Medresesi’nde 3 günlük bir âlimler toplantısı düzenletmiş ve bunun sonunda bütün mezhepleri inceledikten sonra Şii mezhebine geçtiğini açıklamıştı.

Bu nedenle bazı Sünni âlimlerin ona ve Nizamülmülk’e karşı kampanyalar düzenlettiği ve öldürttüğü yazılıyordu.

Bir iddiaya göre de bizzat karısı tarafından zehirlenmişti...

*

“Payitaht” vs gibi tarihi dizilere pek düşkün değilim, o nedenle diziyi henüz izlemedim ama TRT’nin bu kritik konulara nasıl baktığını da merak etmiyor değilim.

KATKIDA BULUNANLAR
Sayfa Editörü: Firuzan Demir
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama: Selma Songül Zengin

X

Günde kaç kez performansınızın ölçüldüğünü düşündünüz mü

Normal olarak sabah kalktığınızda tartılırsınız...

Yani kilonuzu ölçersiniz...

Osman Hoca’yı dinleyip kendinize günlük 10 bin adım hedefi koyduysanız, kolunuzdaki iWatch veya herhangi bir dijital ölçüm aletinden bakarak onu da ölçebilirsiniz...

*

Başka...

Tansiyon sorununuz varsa sabah akşam bakıp kaydedebilirsiniz...

Kaç saat uyuduğunuza bakabilirsiniz...

Trafikte sıkışırsanız aklınıza eve kaç saatte gittiğinizi hesaplamak gelebilir...

Yazının Devamını Oku

O güzelim Lalibela da Şibam olma yolunda

Hayatım boyunca gezdiğim ülkeler içinde ikisi beni çok etkilemişti.

Biri Yemen’di...

Özellikle Hadramut bölgesindeki “Şibam” kenti benim için dünyada gidip görülecek yerlerin başındaydı.

O şehrin fotoğrafını ilk defa National Geographic’te gördüğümde “Buraya mutlaka gitmeliyim” demiştim.

“Deli misin sen, öldürürler seni” demişlerdi.

Her türlü tehlikeyi göze alıp gitmiştim. Zırhlı bir arabadaydım. Önümde, arkamda ağır makineli tüfekle donatılmış iki kamyonet dolusu asker vardı.

Şibam olağanüstüydü...

Ama herhalde benden sonra oraya giden başka bir Türk olmamıştır. Yemen bugün acımasız bir içsavaş ve dış müdahalelerle enkaza döndü.

Yazının Devamını Oku

Fatih Hoca 'sirkte' o zarfı açınca neden kahkaha attı

Önceki akşam Swissôtel’in balo salonunda çok güzel bir davet vardı.

“Gentleman” dergisinin, “Yılın İnsanları” ödülleri verildi.

*

Derginin yayıncısı Feyzan Ersinan’ı kutlarım. Mükemmel bir organizasyon yapmış.

Her yıl ödül töreni tematik bir ambiyansla düzenleniyor.

Bu yılki tema “Sirk”ti...

Salonun içine harika bir sirk çadırı havası verilmişti.

Sanki rengârenk bir tentenin altındaydık.

Yazının Devamını Oku

Metin Bey, Cem, Şahan, Yılmaz, Ferhan, Ata, ve Badi Ekremler

Pazar günü iki haberi arka arkaya okudum...

Önce pazar günü Hürriyet’te Zeynep Bilgehan’ın Abdullah Kiğılı ile yaptığı konuşma...

Kiğılı insanlarla ilişki kurarken, “Kartvizitimle birlikte gülümsememi de veririm” diyor.

Gerçekten hayatının her anında gülümseyen bir insandır...

Kilolu cüssesinin etrafında bir gülücük halesi vardır hep.

Biraz sonra ise Gallup şirketinin uluslararası “duygu araştırması”nın sonuçları geldi önüme...

Bütün dünyada “Günün bir anında gülümserim” diyen insanların oranı yüzde 75’ten 70’e gerilemiş.

Türkiye’de

Yazının Devamını Oku

Nil Karaibrahimgil yarın psikiyatrıyla ne konuşacak

İtiraf edeyim, Türk medyasında en dikkatle okuduğum gazete Hürriyet Kelebek...

Yazarlarını çok seviyorum. Bana siyasetin dışındaki dünyayı öylesine güzel ve farklı açılarla anlatıyorlar ki...

*

Mesela dün Nil Karaibrahimgil’in yazısı... Güzel ve çok medeni bir şey yapmış.

Yarın (çarşamba), psikiyatrına gidip konuşacağını yazmış. Konuşacağı kişi İstanbul’da iyi tanınan Feriha Dildar...

Nil, onun için “Uzman pedagog” diyor, ama Google’a baktığınızda unvanı hep “Uzman psikolojik danışman” olarak geçiyor.

Ben de konuştuğum insanlardan iyi bir çocuk psikolojisi danışmanı olduğunu işitiyorum. Bu konuda birçok kitabı var.

*

Nil, onunla ilişkisini şöyle anlatıyor.

Yazının Devamını Oku

Asya, Volkan ve Derin’i kaç, El Clásico’yu kaç kişi seyretti

Geçen pazar İspanya’nın televizyon kanallarında ilginç bir yarış vardı...

Yarışın bir kulvarında sadece İspanya’nın değil, dünyanın bir numaralı derbi maçı olarak kabul edilen “El Clásico” vardı.

Yani Barcelona-Real Madrid maçı...

Öteki tarafında ise bu yıl İspanyol televizyonları arasında sezona en yüksekten giriş yapan “Infiel” dizisi...

Yani Kanal D’nin süper dizisi “Sadakatsiz”...

*

Biri İspanya’da hayatı durduran bir maç...

Öteki ise haftalardır pazar geceleri reytinginde 1 numarayı bırakmayan dizi...

Yazının Devamını Oku

34 yıl önce çekilen fotoğrafın bir sırrı varmış, bakın o neymiş

Bu fotoğrafı dün Rasim Ozan Kütahyalı gönderdi.

Bugünlerde “1992” adlı bir kitap üzerinde çalışıyormuş.

O yılın, Türk siyasi hayatında çok özel bir yeri olduğunu anlatacakmış.

Kitap için çalışırken bulmuş bu fotoğrafı...



Fotoğraf 18-24 Ocak 1987 tarihli

Yazının Devamını Oku

Erenköy Kız Lisesi’nde başlayan güzel bir cumhuriyet hikâyesi

Erenköy Kız Lisesi’nin yatılı öğrencileri hafta sonu tatili için evlerine giderlerken, anne ve babası ayrı olan Nüzhet okulda kalmaktadır.

Yatakhanenin penceresinden gökyüzüne bakan genç kız yalnızlığını yıldızlarla paylaşır.

*

1928 yılında Galata rıhtımında görürüz Nüzhet’i...

Okulunu birincilikle bitirmiş, Cumhuriyet’in eğitim alması için Avrupa’ya gönderdiği öğrenciler arasına girmeyi başarmıştır...

*

Lyon kentinde okuduğu okulda sınıfta en ön sırada oturur.

Elli kişilik sınıfta, yabancı bir ülkeden gelen tek kız öğrencidir.

Ülkesinden çok uzakta da olsa tek başına kaldığı yurdunda aynı yıldızların altındadır.

Yazının Devamını Oku

Önceki gece bu istihbaratı iki ayri kişiden dinledim

Durun hemen heyecanlanmayın. Öyle ittifakları altüst edecek, seçimi öne aldıracak, büyükelçi krizini çözecek muazzam bir siyasi istihbarat değil...

Ben naçizane bir magazin yazarıyım, tabii ki bir magazin istihbaratı bu...

*

Önceki gece yine uykusuz kalıp New York’taki “Ahmet Ertegün’ü anma yemeği”ni dakika dakika izledim.

Türkiye ile ABD arasında patlayan ve çok kötü bir noktaya gidebilecek büyükelçi krizinin tatlıya bağlanmasından 24 saat sonra New York’ta Türkiye ile ABD’yi birbirine bağlayan müthiş bir geceydi bu.

Geceye davetliydim, ama COVID-19 pozitif yüzünden katılamadım. Bedenim orada değildi ama aklım oradaydı... Gece boyunca konuştum katılanlarla... Bu arada Plaza otelinin kulislerinde Ahmet Ertegün’ün eski dostlarının fısıldadığı, benim için müthiş bir bilgi aldım...

*

Türk magazininin 1990’lı ve 2000’li yıllarının en büyük konularından biri şuydu:

Yazının Devamını Oku

19 ayda tek hata yaptım COVID-19 o an beni yakaladı

COVID-19 sendromuna girdiğimiz Mart 2020’den beri kendimi çok iyi korudum.

Sokağa çıkmama kurallarına uydum.

Maskesiz gezmedim.

Sosyal mesafeye hep dikkat ettim.

Evde kapalı olduğum günlerde bile sporumu ihmal etmedim.

Sonra aşı dönemi geldi...

Önce 2 Sinovac oldum.

Sonra 2 BioNTech oldum.

Yazının Devamını Oku

Diyonizyak öfkenin kırmızı kart gördüğü muhteşem bir gece

Pazar gecesi benim için uykusuz bir geceydi...

Hayır hayır, geçirdiğim COVID-19 yüzünden değil.

Tam aksine cumartesi günü yapılan test negatif çıkmıştı.

Yaptırdığım 4 aşı sayesinde hafif bir nezleden bile hafif geçmişti.

Uykusuzluğumun nedeni 10 Büyükelçinin istenmeyen insan ilan edilmesi de değildi...

Nedeni, benim gibi bir spor manyağı için, tarihte az görülecek bir derbi gecesi olmasıydı...

Düşünebiliyor musunuz?

Yazının Devamını Oku

İlk gençlik hapınızı kaç yıl sonra alabileceksiniz

Şimdi kahvenizden veya çayınızdan bir yudum alın...

Siz “brunch şampanyacıları”, tabii ki siz de kadehinizi kaldırabilirsiniz...

Şu güzel pazar sabahı size çok umut verici bir haberim var...

Çok değil... İki-üç yıl sonra bir hapla gençleşme ihtimaliniz çok yükseldi...

*

Size ölümsüzlük vaat etmiyorum ama...

En geç 10 yıl içinde, sizi 150 yaşına kadar yaşatacak çok önemli gelişmeler olabilir.

Silikon Vadisi’nin en zengin 10 adamını alın...

Yazının Devamını Oku

Yaşayan bir numaralı Müslüman o olabilir mi

Adı Muhammed. Soyadı Salah.

Yani yüzde yüz Müslüman adı ve soyadı...

Dünya artık onu “Mo Salah” olarak tanıyor.

Liverpool’un şahane oyuncusu...

*

Bu yıl İngiliz futbol liginin başından beri Liverpool’u uçuruyor...

Ne Messi bıraktı ne Ronaldo...

İki haftadır futbolla ilgilenen herkes onun Manchester United’a attığı golü ve asisti konuşuyor.

Şimdiden futbol tarihine geçti...

Yazının Devamını Oku

Diyarbakır Müzesi'ndeki domuz dişi ve 48 saat sonra gelen bir haber

Geçen hafta Diyarbakır Arkeoloji Müzesi’ni gezerken rehberimiz bize ilginç bir şey anlattı.

Rehberimiz, vitrindeki süs eşyaları arasındaki bir domuz dişini gösterip şunları söyledi:

“Domuz insanoğlunun ilk evcilleştirdiği hayvandı. O nedenle mezarlarda bulduğumuz süs eşyaları domuz dişinden yapılmış eserlerdi.”

*

Demek ki domuz, bu topraklarda, yani Mezopotamya’da insanoğlu ile birlikte yaşamaya başlayan ilk hayvanlardan biriymiş... Ne ilginçtir ki yine bu topraklarda doğan iki inancın, Müslümanlığın ve Yahudiliğin de haram ilan ettiği ilk hayvan oldu.

Diyarbakır’da rehberimizden bunu dinlememizden 48 saat sonra dünya medyasına şu haber düştü:

New York Üniversitesi’nden bir doktor grubu çok ilginç bir deney gerçekleştirdi.

Domuzun bünyesinde geliştirilen bir böbreği, ailesinin iznini alarak, beyin ölümü gerçekleşmiş bir insanın bedenine bağladılar.

Yazının Devamını Oku

En iyisi halayı size Hint atasözü ile anlatayım

Çok sevdiğim bir Hint atasözü aynen şöyle diyor:

“Dans etmek kalplerimizin konuşmasını duymaktır...”

*

Halay da bir danstır...

Dans literatüründeki adı “folklorik dans”tır...

-

Fanatikler danstan korkarlar... Aralarında “hayatında hiç dans etmemiş olmakla” övünenler vardır.

Korkmakta haklıdırlar... Çünkü dans, onları besleyen nefreti, bir ilkokul çocuğunun bembeyaz silgisi gibi yumuşacık dokunuşlarla siler...

Yok eder...

Yazının Devamını Oku

Özdemir Bey geç de olsa sizi tanımak bir şerefti

Türk Savunma Sanayii’nin son 15 yıldaki parlayan yıldızı, Bayraktar ailesinin kurucu babası Özdemir Bayraktar aramızdan ayrıldı.

Muhafazakâr bir ailenin üyesiydi...

Dün bizim mahallede onun hakkında yazılanlara baktım...

Üzülerek gördüm ki bu insanı hiç tanımıyormuşum...

Meğer tam da Türkiye’nin bugünlerde aradığı insanmış...

Hürriyet’te Yalçın Bayer’in yazısını okudum.

Onun daha ilk ve orta eğitimden başlayan bilim tutkusunu...

Üniversite yıllarını, sonrasını, Türk sanayisinin gelişmesi için verdiği mücadeleyi...

Yazının Devamını Oku

Yer Diyarbakır, kuyruk Picasso kuyruğu gibi

Bu fotoğrafta, sırada bekleyen insanların ancak bir bölümünü görüyorsunuz. Çekilen videoları seyrederseniz, kamera sıranın sonuna kadar gidip köşeyi döndüğünde, bu kuyruğun devam ettiğini göreceksiniz...

Bu bir maç kuyruğu değil...

Bir pop müzik konseri kuyruğu değil...

Ahmet Güneştekin’in geçen cumartesi Diyarbakır’da açılan “Hafıza Odası” sergisine girmek için bekleyen insanlar bunlar...

Sanat alanında böyle bir kuyruğu geçtiğimiz 10 yıl içinde iki defa gördüm...

Biri İstanbul’da Sakıp Sabancı Kültür Merkezi’ndeki Picasso sergisiydi.

Öteki de İzmir’de Arkas Sanat Merkezi’nde açılan Picasso sergisiydi.

Bugüne kadar

Yazının Devamını Oku

Sonradan görme bir züğürdün o sorusu

Dün size 85 metrelik bir megayatı bütün iştahımla anlattım.

Ne yalan söyleyeyim, güzel yaşamak hayalleri olan bir insandım, hâlâ da öyleyim.

O nedenle memleketin bunca meselesi varken aklım yine de böyle şeylere takılıp gidiyor...

Yani benim de böyle sevdalı bir başım var.

İyi yaşamak bugün kurduğum bir hayal değil...

Mavi yolculuklar, yat sefaları ile ilgili hayallerim çok eskilere gidiyor...

Mesela şu fotoğraf.

1971 yılında Gökova’da bir yerde çekildi.

Yazının Devamını Oku

Sizce bu 85 metrelik megayatı satın alabilecek kaç kişi vardır?

Türkiye’de değil, dünyada kaç kişi vardır diye soruyorum.

Yat 85 metre...

Türkiye’de yapıldı.

Bir Türk şirketi tarafından yapıldı.

Yapımı 4 yıla yakın sürdü.

Ve geçen ay Cannes’daki dünyanın en önemli yatçılık fuarında ilk defa dünyanın dikkatine sunuldu.

Aldığım bilgiye göre, fuarın en ilgi çeken teknelerinden biri oldu.

4 gün boyunca 1.000 kişiye yakın insan tekneyi gezdi...

Yazının Devamını Oku

Öyleyse... Bir gün ben de Kırmızı Kraliçe'ye giderim

İlk haber 12 Ekim günü, ABD’nin Teksas eyaletinin Van Horn adlı bölgesinden havalanan bir uzay aracından geldi. Amazon’un sahibi Jeff Bezos’un Blue Origin adlı şirketinin uzaya ikinci uçuşunu yapan roketinin içinde tanıdık bir isim varmış.

William Shatner...

*

Biz onu daha çok “Captain James T. Kirk” olarak tanıyoruz...

Yani bizim bildiğimiz, 1970’lerin efsane uzay dizisi Star Trek’in ünlü kaptanı Kirk...

İşte onu oynayan aktör William Shatner, bu defa gerçekten uzaya gitmiş ve dönmüş.

‘Uzay Yolu’ (Star Trek) dizisi ilk kez 8 Eylül 1966 günü yayınlandı.

Dünya

Yazının Devamını Oku