GeriErtuğrul ÖZKÖK Çok genç erkekle 'olgun kadın' arasında kaç yaş fark vardır
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Çok genç erkekle 'olgun kadın' arasında kaç yaş fark vardır

Çarşambayı perşembeye bağlayan gecenin saat 00.30’u...

Çok akıllı telefonuma, Music Business Worldwide müzik endüstrisi haber sitesinden bir son dakika notu düşüyor...

“Paul Simon bütün kataloğunu Sony şirketine satmış...”

Paul Simon...

Yani “Simon and Garfunkel” ikilisinin Simon’ı...

Çok genç erkekle olgun kadın arasında kaç yaş fark vardır

Daha o saniye onlarca şarkı geçmeye başlıyor aklımdan...

“Mrs Robinson”, “Sound of Silence”, “Scarborough Fair”, “Bridge Over Troubled Water”, “Boxer”, “Cecilia”, “A Hazy Shade of Winter”, “Homeward Bound”, “Me And Julio Down by the Schoolyard”...

Bütün bir gençliğim...

Bütün bir hayatım...

*

Simon and Garfunkel’in ilk şarkısını Graduate filminde dinlemiştim.

Mrs. Robinson ve Sound of Silence’ı o filmden dolayı hiç unutmadım.

Film çıktığında ben de 20 yaşında bir gençtim.

Film genç bir üniversite öğrencisinin olgun bir kadın tarafından baştan çıkarılmasını anlatıyordu.

Mrs. Robinson tam “olgun kadındı” o günün diliyle... Ve 20 yaşındaki bize de bu çok çekici gelmişti.

*

O yıllarda hiç merak etmemiştim. Önceki gece aklıma takıldı ve baktım...

Üniversiteden henüz mezun olmuş genci oynayan Dustin Hoffman o filmi çekerken 30 yaşındaymış...

Olgun kadını oynayan Anne Bancroft ise 36...

Yani aralarında sadece 6 yaş fark varmış...

Ama bakın 30 yaşında bir erkeğe üniversiteden henüz mezun olmuş 25 yaşındaki çocuk rolü oynatan Hollywood, henüz 36 yaşındaki bir kadına “yaşı çok büyük, olgun kadını” oynatmış.

Çok genç erkekle olgun kadın arasında kaç yaş fark vardır

36 artık kadın için çok genç bir yaş...

Demek ki, “zamanın ruhu” bugünün kadınının lehine çalışmış...

Bugün “olgun kadın” denince artık aklımıza 50’li yaşlardaki kadın geliyor...

*

Yani yeni bir Graduate filmi çekecekler bu yeni gerçeği dikkate almalı...

BU ŞARKILAR DOKUZ HANELİ PARALARI HAK EDER Mİ

PAUL Simon kataloğunun bütün haklarını kaç paraya Sony’ye sattı?

Şirket ve Paul Simon bir rakam açıklamamış.

Ancak müzik konularında iyi haber alan Music Business Worldwide “Dokuz haneli bir rakam” diyor....

Dokuz rakam...

Yani en az 100 milyon, en çok da 999 milyon dolar...

Bana sorarsanız...

Helal olsun bu para ona derim.

En dibe vurduğumuz anlarda çok hayrını gördük bu şarkıların.

En zirveye çıktığımız anlarda ise çok ekmeğini yedik...

OLGUN KADIN AMERİKAN MİLLİ KÜLTÜR VARLIĞINA DA GİRDİ

“Graduate” yönetmenliğini Mike Nichols’un yaptığı kült film.

20 Aralık 1967’de gösterime girdi.

Film 3 milyon dolar bütçeyle yapıldı, 104 milyon dolar hasılat sağladı.

1996 yılında ABD Ulusal Arşivi tarafından tarihi ve kültürel varlık ilan edildi.

Çok genç erkekle olgun kadın arasında kaç yaş fark vardır

PAUL SİMON MU BOB DYLAN MI HANGİSİ DAHA FAZLA ALMIŞTIR

AYNI yıllarda kariyerine başlayan Bob Dylan’ın kataloğu da geçen yıl Universal şirketine satıldı.

Fiyatın 300-400 milyon dolar arası olduğu yazıldı.

Peki hangisi daha fazla almıştır derseniz...

Bilmiyorum ama rakamlar şöyle:

Spotify’da Bob Dylan’ın en büyük şarkısı “Like a Rolling Stone” 216 milyon, “Knockin’ On Heaven’s Door” 197 milyon kere dinlendi.

Simon and Garfunkel’in “The Sound of Silence”ı 338 milyon, “Mrs. Robinson”ı 329 milyon kere dinlendi. Paul Simon’ın tek başına yaptığı “You Can Call Me Al” ise 340 milyon kere indirildi.

SAADET’İN ESKİ TÜFEKLERİ TABANI OKUYAMIYOR MU

TÜRKİYE’nin önde gelen araştırma şirketlerinden Metropoll mart ayında yaptığı anketin sonuçlarını açıkladı.

Buna göre halkın yüzde 52’si Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesine karşı.

Bunu doğru bulanların oranı yüzde 27’de kalmış.

Bu sonuç beni hiç şaşırtmadı ama şaşırtıcı bir sonuç da var.

Saadet Partisi’ne oy verenlerin yüzde 81’i İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçilmesini yanlış buluyor.

Oysa bu sözleşmenin iptal süreci, Saadet Partisi’nin en eskilerinden biri olan Oğuzhan Asiltürk’ün hasta yatağından söylediği sözlerle başlamıştı.

“İstanbul Sözleşmesi iptal edilmelidir” demişti.

Acaba Milli Görüş’ün eski tüfekleri gerçekten eskidi mi?

Kendi tabanlarını bile okuyamıyorlar mı...

Yoksa görüyorlar da inatlaşıyorlar mı...

SPOTİFY KULÜP EV’E KARŞI SOYUNMA ODASINI AÇIYOR

DİJİTAL pazarda önceki günün en önemli haberi Spotify’ın “Locker Room” adlı sosyal paylaşım ve sohbet sitesini satın almasıydı.

“Locker Room” (Soyunma Odası) geçen yıl aniden patlayan Clubhouse uygulamasının rakibi.

Ancak bu daha çok spor konularında ilgi gören bir sohbet odası.

Podcast uygulamaları ile müzik dışındaki sohbet alanına başarılı bir giriş yapan Spotify böylece etkili bir sosyal paylaşım platformu olmaya doğru hızla gidiyor.

Çok genç erkekle olgun kadın arasında kaç yaş fark vardır

İLK ‘NASAL COVID’ AŞISINI BU TÜRK ŞİRKET Mİ ÜRETECEK

ÖNCEKİ gün Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’yı dinliyorum. Çok iddialı bir şey anlatıyor...

Şu an dünya burundan sprey olarak alınacak bir COVID-19 aşısını konuşuyor.

Meğer Türkiye geçen yılın mart ayında bu alandaki çalışmaya start vermiş.

Halen 4 üniversite bunun üzerinde çalışıyormuş.

Ayrıca bu aşı Türkiye’de bir özel şirket tarafından üretilecekmiş.

Faz deneyleri için önümüzdeki iki hafta içinde deneysel üretime başlanacakmış.

Bakan Koca bana mantıklı görünen bir açıklama yapıyor.

“Bu aşının farkı, nasal immüniteyi (bağışıklığı) sağlamayı amaçlaması. Virüs burundan vücuda giriyor. Dolayısıyla onu burun aşamasında durduracak bir aşı nasal, yani burun girişinde bağışıklık sağlayacağı için çok daha etkili olabilir.

Bana makul göründü.

Tabii bu ilk nasal aşıyı üretecek Türk şirketinin hangisi olduğunu merak ettim.

Sağlık Bakanlığı’ndan aldığım bilgiye göre Turgut İlaç şirketi üretecekmiş.

Eğer Türkiye böyle iddialı bir projede öncülüğü alabilirse, sadece virüse karşı mücadele değil, ülke imajı açısından da çok önemli bir kazanç olacaktır.

Çok genç erkekle olgun kadın arasında kaç yaş fark vardır

PANDEMİ ORTASINDA EMEKLİYE AYRILAN ÇİZERİN SON KARİKATÜRÜ

LE Monde gazetesinin mizah çizeri Plantu 31 Mart günü son karikatürünü yayınlayıp emekliye ayrıldı. Herkes yapacağı son karikatürü merak ediyordu.

Son karikatürü ellerini başının arasına almış Fransa Cumhurbaşkanı Macron oldu. Çevresini saran gazeteciler “Sayın Başkan ne açıklayacaksınız” diye soruyor.

Arkasında sağlık görevlileri ile bir masada oturan Macron, başını iki elinin arasına alarak çaresiz bir şekilde şu cevabı veriyor:

“Ah bir bilsem...”

*

NOT: Plantu benim Paris’te öğrenci olarak bulunduğum 1972 yılında çizmeye başladı.

Türkiye’yi ve Türk bayrağını seven bir çizerdi. Türkiye’de demokraside ve insan haklarında sorun olduğu zaman eleştiren, ama AB üyeliğini güçlü şekilde destekleyen bir çizerdi.

Türk bayrağını çizmeyi de çok severdi.

Ona güzel bir hayat diliyorum.

Çok genç erkekle olgun kadın arasında kaç yaş fark vardır

BATAN BİR ŞEHRİ YENİDEN DOĞURAN BİR ŞARKICI

AMERİKA tarihinin gördüğü en feci kasırgalardan biri olan Katrina, New Orleans şehrini 29 Ağustos 2005 günü vurdu...

Bütün dünyanın Mardi Gras şenlikleriyle tanıdığı bu rengârenk şehir adeta yok oldu... Dün New York Times’ta okudum...

16 yıl sonra şehir yavaş yavaş kendini buluyormuş...

Ve yeniden doğuş için arabalardan her yerden bir şarkıcının sesi yükseliyormuş.

Big Freedia...

Hakikaten harika bir şarkıcı...

Rengârenk bir karakter... Hip hop kültürünü, 1970’lerin Motown sound’u ile öyle güzel bir araya getirmiş ki...

En çok dinlenilen şarkısı “Karaoke” ama ben en çok “Be Thankful For What You’ve Got” adlı şarkının cover’ını sevdim. Bir de “I’ve Got the Power” şarkısının bir bölümünü kullandığı “Louder”...

X

Dirsek dirseğe, kol kola, yüz yüze, baş başa Avrasyacılığın sonu mu

 Zirve yazıları çok sıkıcıdır... Bildim bileli de klasik formatlarla yazılır...

Ancak bu NATO Zirvesi bence son yılların en önemlisiydi...

O nedenle, sıkıcılığı göze alarak bu zirve ile ilgili görüşlerimi yazmak istiyorum.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın NATO Zirvesi’ndeki temasları bence Türkiye açısından son derece önemli oldu.

Bunu hangi somut bilgiye dayanarak söylüyorsun diye sorarsanız, cevabım şu...

Kimsenin bilmediği ve benim bildiğim şeylerden biliyordum demeyeceğim. Çünkü kimsenin bilmediği şeyleri şu an itibarıyla ben de bilmiyorum...

Ama yıllardır bu tür olayları izleyen bir gazeteci olarak, yapılan açıklamalardan, gördüğüm fotoğraflardan, vücut dillerinden çıkardığım bazı sonuçlar var.

Kaynaklarım, liderlerin karşılaşma anlarındaki vücut dilleri, dokunuşları, yüz ifadeleri...

Yazının Devamını Oku

Maskesiz plaj fotosunda kimler Blues Brothers, kim tiki, slim fit

Türk iş dünyasının VIP’i pandemi sonrası açılışı geçen hafta İstanbul’da Lucca’da yaptı.

Dünyanın en güçlü 7 ekonomisinin lideri ise önceki gün İngiltere’de Cornwall Plajı’nda bir araya gelip geleneksel aile fotoğrafını çektirdi.

Yüzlerinde maske yoktu ama aralarına sosyal mesafe koymuşlardı.

Böyle olunca da hepsinin duruşu ve kıyafeti daha çok ortaya çıkıyordu.

Ben de bu dünyanın en gelişmiş 7 ülkesini yöneten liderlerin kıyafet ve vücut dili analizini yaptım.

Yanıma danışman olarak da eski Radikal gazetesinin moda yazarı ve erkek giyim markası Milimetric’in kurucu ortağı Kağan Gökalp’i aldım.

İşte bizim gözümüzden dünyayı yöneten “maskesiz yedili”....

Yazının Devamını Oku

Son fotoğraf ve ibretlik bir ‘Yeni Türkiye’ hikâyesi

15 Temmuz 2016 gecesi, saat 22.14’te internet siteleri küçük bir haber geçti.

Eski milletvekili Nevzat Yalçıntaş Çatalca İlyas Çokay Devlet Hastanesi’nde ölmüştü.

83 yaşındaydı ve ölüm nedeni kalp kriziydi...

*

Prof. Yalçıntaş, eğitimini Fransa ve İngiltere’de yapmış, parlak bir öğretim üyesiydi.

TRT’nin eski genel müdürlerinden biriydi.

İki dönem milletvekilliği yapmıştı.

Muhafazakâr kesimin en demokrat insanlarından biriydi...

İktisat fakültesinde eski Cumhurbaşkanı

Yazının Devamını Oku

Kâinatın en büyük sırrının fotoğrafını kim, nasıl çekti

Dün Kuzey yarıküre çok ilginç bir güneş tutulması izledi.

Birçok yerden, “Halkalı tutulma” denen bu olayı gösteren harika fotoğraflar geldi.

Bana göre en güzeli de manşete koyduğum bu fotoğraf oldu...

Halkalı tutulma gözümüzü yine uzaya çevirdi.

Bundan istifade ederek ben de son yıllarda size kâinatla ilgili en ilginç olaylardan birini anlatayım.

12 Nisan 2019 günkü yazımda, insanoğlunun yıllardır konuştuğu “karadelik” denilen “şey”in fotoğrafının çekilmesinin hikâyesini yazmıştım.

Karadelik için, “öteki dünyanın kapısı” da diyebiliriz.

Kâinatın en az bilinen boşluklarıdır karadelikler.

Yazının Devamını Oku

Yarın Roma'da sahaya ilk defa Z kuşağı çıkıyor

Türkiye Milli Takımı yarın Roma’da İtalya’nın karşısına çıkıyor.

Geçen yıl yapılamayan Avrupa Futbol Şampiyonası bu maçla başlıyor.

Hürriyet Avrupa baskısı bugün şampiyona için hazırladığı 28 sayfalık güzel bir ek veriyor.

O ek için benden de bir yazı istediler.

O yazıyı hazırlarken farkına vardım şimdi yazacaklarımın.

Yarın sahaya belki de tarihimizin en genç milli takımı ile çıkacağız.

Gelin şu rakamlara bakalım.

*

Takımızın yaş ortalaması 25 ve şampiyonaya katılan 24 takım arasında en genci...

Yazının Devamını Oku

Bu yıllar geçecek, Ezgi Mola kalacak... Ya siz

Ezgi Mola’yı son defa Alice müzikalinin kulisinde görmüştüm.

Harika Kırmızı Kraliçe oyununu sevmemize çocuk gibi sevinmişti...

O gece üzerinde bu fotoğrafta gördüğünüz “Kırmızı Kraliçe” kıyafeti vardı.

“Bu rolü Türkiye’de en iyi oynayacak isim” demiştim.

*

Dün milletçe öğrendik ki Ezgi Mola hakkında 4 yıla kadar hapis cezası istemi ile dava açılmış.

Nedeni de tecavüze uğrayıp intihar eden genç kızı savunmak için attığı tweet’miş.

İddiaya göre intihar eden kıza tecavüz iddiasıyla yargılanan kişiye hakaret etmiş.

Ne kadar da onuruna düşkün bir arkadaşmış meğer...

Yazının Devamını Oku

Özel telefon, Whatsapp mesajı yayınlayan, yayan fena yandı

O meşum 3 Temmuz gününü hayatım boyunca unutmayacağım.

Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın evinden alınıp götürülüşü hâlâ gözümün önünde...

Saracoğlu Stadı’nda FETÖ’cü polislerin provokasyonunu hiç unutmayacağım... Orada yediğim biber gazı hâlâ genzimde...

*

Neler yaptılar bu kulübe...

Sırf Atatürkçü diye... Sırf herkes FETÖ yalakalığı yaparken onlar yapmadı diye...


Yazının Devamını Oku

Erdoğan, Biden'a fesli bir boksörü anlatacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD Başkanı Biden’la yapacağı görüşmenin tarihi kesinleşti.

Önceki gün aldığım bir bilgiye göre Erdoğan bu görüşmede ABD Başkanı’na bir boksörden söz edecek.

Bir de kitap hediye edecek.

Kitabın adı da şu: “A Golden Heart Mitten...”

Yani “Altın Kalpli Eldiven...”

*

Önceki gün AKP’li bir başkanla ringe çıktım.

Beyoğlu’nun göbeğine kurulmuş bir ringin kenarındaki halatları kaldırıp birlikte içine girdik ve bu fotoğrafı çektirdik.

Ringe çıkma daveti Beyoğlu Belediye Başkanı

Yazının Devamını Oku

Spor yazarları artık maç sonu kültürünü köklüce değiştirmeli

Osaka, aldığı ceza sonrasında Fransa Açık’tan çekilirken, Kadın tenisçinin kararı, aynı zamanda bütün dünyada ‘sporcuların mental sağlığı’ konusunu da tartışmaya açtı.

Bu hafta başında spor dünyasını çok yakından etkileyen çok önemli bir tartışma başladı... Tartışmayı başlatan kadın bir sporcuydu ve şu anda spor medyasında toz duman. Olay şu:

KADIN SPORCU MAÇ SONU TOPLANTISINI REDDEDİNCE

Paris'te yapılan Fransa Açık Tenis turnuvasında Naomi Osaka maç sonunda yapması gereken basın toplantısına çıkmayı reddetti... Böylece tenis tarihinde bir ilke imza attı. Nedenini de şöyle açıkladı: “Bu basın toplantılarında sorulan negatif ve öfkeli sorular psikolojimi bozuyor ve benim mücadele azmimi kırıyor...”

KIZGIN ORGANİZATÖRLER PARA CEZASI VERDİ, İHRAÇLA TEHDİT ETTİ

Tabii organizatörler Naomi Osaka’ya hemen 15 bin dolar para cezası verdiler. Onunla da kalmadılar, turnuvadan ihraç edebileceklerini ve disiplin soruşturması başlatılabileceklerini ifade ettiler.

Naomi Osaka da ceza almasından 1 gün sonra turnuvadan çekildiğini açıkladı. Spor dünyasında büyük bir tartışma başladı ve çok sayıda sporcu Naomi Osaka’ya destek verdi. Kadın tenisçinin kararı, aynı zamanda bütün dünyada ‘sporcuların mental sağlığı’ konusunu da tartışmaya açtı.

BAZI GAZETECİLER SORU SORMUYOR KENDİNİ GÖSTERMEYE ÇALIŞIYOR

Yazının Devamını Oku

İstanbul’un gayriresmi VIP açılışının yıldızları

Bana göre İstanbul pandemi sonrası açılışını önceki gün yaptı.

İlk açılış “Perakende Günleri” toplantısıydı.

Toplantı sonunda, “Perakende Güneşi Ödülleri” verildi.

Birincisi pandemi sırasında başarılı olan şirketler ödüllendirildi.

Bir de “Yirminci Yıl Özel Ödülü” vardı.

Buna “Ödüllerin Ödülü” deniyordu....

Perakende sektörünü temsil eden 15 dernek ve iki ana sponsordan oluşan büyük jüri belirledi.

Ödülü Mudo mağazalarının kurucusu Mustafa Taviloğlu’na verdiler.

Ve onu, kendisinin yıllar önce söylediği şu cümleyle tanıttılar:

Yazının Devamını Oku

Bir sivil darbe mağduruna postmortem iade-i itibar

Önceki gün Türkiye’de bir “milli mutabakat” olayı yaşadık. Yakın tarihimizin, şimdi hayatta olmayan bir “sivil darbe mağdurunun” ayaklar altına alınmış onurunu iade ettik. Şimdi sizi bu “postmortem” yani ölümü sonrası gerçekleşen iade-i itibar olayının ilk gününe götüreceğim.

O meşum sabaha...

19 Aralık 2009 sabahı Beylerbeyi’ndeki bir askeri lojmanda silah sesi duyuldu.

Türk ordusunun bir subayı, o sabah tabancasını şakağına dayadı ve tetiği çekti. Arkasında da şu mektubu bıraktı:

“Hukuksuzluk sürecine hukuk adına saygı gösterilemez. Bu şekilde giderseniz ne yönetecek bir ordu, ne yaşayacak bir Cumhuriyet, bir ülke bulamayacaksınız.

Şunu bilin ki en küçük suçu ve günahı olmayan ben bu yapılan hukuksuzluğa isyan ve bu karanlığa bir nebze ışık olabilmek için hayatıma son veriyorum.”

*

Yarbayın adı

Yazının Devamını Oku

Bu fotoğraf bana niye Cem Karaca'yı hatırlattı

Bu fotoğraf cep telefonuma geçen pazar günü, Porto şehrinde nehir kenarında dolaşırken saat 14.03’te geldi.

Gönderen Ahmet Özal’dı...

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun rahmetli Cumhurbaşkanımız Turgut Özal’ın eşi Semra Özal’ı İstanbul’daki evinde ziyareti sırasında çekilmişti.

Hemen söyleyeyim...

Tarihi bir fotoğraftır bu...

Büyük bir barışın fotoğrafı...

Cumhuriyet’i kuran partinin, Cumhuriyet’in liberal devrimini yapan insanı ile vefa buluşmasıdır...

Yeni CHP’nin temellerini atan bir karedir...

Yazının Devamını Oku

Nöbetçi genel yayın yönetmeninin manşeti

Her eski genel yayın yönetmeninin içinde mutlaka bir “nöbetçi genel yayın yönetmeni” vardır.

Benim gibi artık ne ruhen, ne de fiziken öyle bir beklentisi kalmamış eski genel yayın yönetmeninin de içinde vardır o nöbetçi...

Öyle bir gün gelir ki...

“Keşke bu gazeteyi bugün ben yapsaydım” derdi...

Veya benim gibi onu demez de şunu yapar.

İçindeki gazeteyi içinden yapar...

Pazar gecesi öyle bir geceydi işte...

İçimdeki nöbetçi, o gece kendi gazetesini yaptı...

Yaptı da ne yaptı...

Yazının Devamını Oku

O statta sadece final oynanmadı, futbolun geleceği değişti 

Futbolun geleceği adına önemli ipuçlarına tanık olduk.

Bu maç Avrupa’nın seyircili futbola dönüşüydü. 16 bin taraftar sahada 60 binlik bir atmosfer yarattı. Şurası kesin; seyircisiz bir maç baharatsız bir yemek gibiydi. Futbol önceki gece aromasını ve baharatına kavuştu. Stattaki seyirci yerleşiminde sosyal mesafe ve hijyen şartlarına uygun bir oturum planlaması yapıldı. Ama daha maç başlamadan önce bütün sosyal mesafe kuralları bir yana bırakıldı. Maskeler tamamen atıldı.

Önceki gece her futbolsevere nasip olmayacak bir olayı yaşadım.

Tabii ki bu bir UEFA Şampiyonlar Ligi finaliydi. Tabii ki o maçı seyretmek bir şanstı.

Ancak bir sosyolog olarak benim için en az onun kadar güzel bir fırsat daha vardı.

Bütün dünyada 1.5 yıllık aradan sonra seyircili ilk futbol finalini seyredecektim.

Gerçekten çok zengin gözlemlerle dolu bir gece geçirdim.

Cumartesi gecesi Porto’nun Drago Stadı’nda sadece bir UEFA finali oynanmadı.

Futbolun geleceği açısından çok başka şeyler de oldu.

Yazının Devamını Oku

Bir milyon kişi beni karıma şikâyet etti

Geçen hafta “Hergele eşek” başlıklı bir yazı yazmıştım.

Twitter’da TT olmuştu.

Bu defa 10 saniyelik yarım kalmış bir cümle ile yine TT oldum.

Üstelik bu defa bir gece ve bir gün TT kaldım...

*

Olay perşembe akşamı bir arkadaşımdan gelen telefonla başladı:

“Sen gerçekten Tayyip Erdoğan büyük lider mi dedin?”

“Evet” dedim...

Şaşırdı... Herhalde

Yazının Devamını Oku

Bu bir final değil, seyircili sezonun açılışı

İngilizler dün itibariyla Avrupa’da duvarları yıktı ve pandemi sonrası futbol dönemini açtı.

İstanbul’dan neredeyse çalınarak Porto’ya ikram edilen final maçına içim buruk geldim. Ama iyi ki gelmişim. İnsanlar saha içindeki futbola susamış. Ama sokaklardaki heyecanına da susamış. Ve bilin ki sahaya dönen seyirci aynı seyirci olmayacak. Daha mı iyi olur daha mı kötü bilmiyorum ama, daha agresif bir seyirci görürsek kimse şaşırmasın.

Dün UEFA Şampiyonlar Ligi final maçı için Portekiz’in Porto şehrindeydim. Aslında İstanbul’da seyredeceğimiz bir final bizden neredeyse çalınarak Porto’ya ikram edilmişti. O nedenle biraz içim buruk geldim buraya. Ama iyi ki gelmişim... Maçın sahadaki ayrıntılarını yarın yazacağım. Bugün saha dışını yazayım.

MAÇA CHELSEA KULÜBÜ BiLETiYLE GiREBiLDiM

Portekiz’e gelişim kolay olmadı. Bilet bulmak hiç kolay değildi. Çünkü stada 16 bin 500 kişi alınacaktı. Son anda maça gitmekten vazgeçen bir Chelsea Kulübü üyesi arkadaşım sayesinde bilet bulabildim.

OTEL FiYATLARI FÜZE GiBi FIRLAMIŞ

İkincisi Portekiz’e giriş koşulları. Kimi, “karantina var” diyordu, kimi “Yok” diyordu. Ama hemen herkese göre Portekiz’e girmek için bir davet lazımdı. Onları da hallettik... Ama en zoru otel bulmaktı... Epeydir kapalı olan oteller, restoranlar sanki bir yılın parasını bir günde çıkarmak ister gibiydi. Sadece 3 metrekare otel odasının fiyatı 600 Euro’dan başlıyordu.

BEŞ UÇAK iNiNCE COViD DUVARI YIKILDI

Yazının Devamını Oku

Erdoğan telefonu kaldırıyor ve karşısında Beşar Esad var

Bugün size 2007 yılında bir gece, Türkiye Başbakanı’nın odasında yaşanan öyle bir olayı anlatacağım ki...

Şaşırıp kalacaksınız...

Ama önce dün dikkatimi çeken bir gelişme ile başlayayım.

*

Dün beni en şaşırtan haber İsrail’den geldi...



Yazının Devamını Oku

Biz 27 Mayıs'ı anarken hayırlı bir darbe oldu

Dün 27 Mayıs askeri darbesinin 61’inci yıl dönümüydü.

Türkiye’nin çeşitli yerlerinde toplantılar yapılıyordu.

En sembolik olan ise tabii ki, yargılamaların yapıldığı Yassıada’daydı.

Olay oradan Türkiye’yi sarsan YouTube videolarına geliyordu.

İşte tam o saatlerde dünyada herkesi şaşırtan bir başka darbe yaşandı.

Bir şirket içi darbe...

Ama darbe yapılan yer öyle bir şirketti ve darbeyi yapanlar da öyle kişilerdi ki...

Dünya ekonomisinde yeni bir çağ başlıyordu.

Yazının Devamını Oku