GeriErtuğrul ÖZKÖK Çıplak Freud’u görün katili söylemeyeceğim
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Çıplak Freud’u görün katili söylemeyeceğim

BU gördüğünüz fotoğraftaki yerde çırılçıplak yatan erkek Sigmund Freud...

Çıplak Freud’u görün katili söylemeyeceğim

Bildiğimiz, psikanalizin kurucusu...

* * *

Şu günlerde çevremde birçok insan 23 Mart günü yayına konulan “Freud” dizisini konuşuyor.

Fotoğrafı o dizinin son bölümündeki bir sahnesinden ekran üzerinde ben çektim.

Bu kare bana böyle çırılçıplak yatan bir başka erkeği hatırlattı.

Ama size önce kısaca “Freud” dizisinden söz edeyim.

* * *

Dizide Freud diye bir karakter var ve bu bizim bildiğimiz Freud...

Ancak dizi onun hayatını anlatmıyor.

Onun hayatından bölümler de bulunan hayali bir olay bu.

1880’li yıllarda Viyana çevresinde geçen bir dizi cinayeti anlatan bir tür polisiye...

Filmde cinayetleri Freud, medyum bir kadın ve bir de polis dedektifi çözüyor.

Freud bir yandan geliştirdiği psikanalizi Viyana’nın tutucu çevrelerine kabul ettirme mücadelesi verirken, bir yandan da katili arıyor.

* * *

Tabii ki katilin kim olduğunu anlatmayacağım.

Dizide en ilgimi çeken şey canavara dönüşen insanlar.

Ve bu kişilerin ortak özelliği milliyetçi oluşları.

Avusturya imparatoruna karşı savaşan Macar milliyetçileri...

Yani dizi, 19’uncu yüzyıl milliyetçiliğinin nasıl bir canavara dönüşebileceğini de anlatıyor.

Tabii bu film hakkında benim çok şahsi yorumum da olabilir.

* * *

1880-1930 yılları arası Viyana hep çok ilgimi çekti... Freud’la ilgili birçok film izledim, kitap okudum.

Onu böyle çırılçıplak tahayyül eden bir yaklaşıma ilk defa tanık oluyorum.

* * *

Bu fotoğrafa bakarken aklıma, İngiltere’de Oxford Üniversitesi’nde bulunan bir heykel geldi.

Yönetmen veya senaristler sanki o heykelden esinlenmiş gibi geldi bana...

KORONA FELSEFESİ 1

ATEİST DİYE ATILDIĞI OKULA ÇIRILÇIPLAK BEDENLE DÖNDÜ

12 Temmuz 1822 günü İtalya’nın Villaregia sahilinde bir erkek cesedi bulundu.

Yüzünü balıklar yediği için önce kim olduğu anlaşılmadı.

Bulunan ceset o dönemin en ünlü İngiliz şairlerinden biri olan Percy Shelley’e aitti.

Sırf yakın dostu Lord Byron’la yarışma uğruna küçük bir yelkenli ile kötü havada denize açılmış, tekne batınca boğulmuştu.

* * *

Percy Shelley İtalya’daki karantina kanunları gereği oraya gömüldü.

Cesedi bir hafta sonra çıkarılarak yakıldı ve külleri Roma’daki Protestan mezarlığına konuldu.

Yeğeni onun mermer bir heykelini yaptırdı. Ancak heykel ve kaidesi mezarlığa sığmadığı için bu heykeli Oxford Üniversitesi’ne teklif etti.

* * *

Oxford, gençliğinde yazdığı bir ateizm makalesi nedeniyle Shelley’i okuldan atmıştı.

O nedenle heykeli almayı reddetti.

Bunun üzerine yeğeni üniversiteye yüklüce bir bağış yapmayı teklif etti.

Üniversite bu defa kabul etti.

* * *

Böylece Shelley fikirleri dolayısıyla kovulduğu üniversiteye bir heykel olarak döndü.

İşte bu heykel Freud filminde gördüğüm çıplak Freud’u çok andırıyor.

Peki ilgi nereden geliyor olabilir?

Çıplak Freud’u görün katili söylemeyeceğim

KORONA FELSEFESİ 2

ALLAH’IN YARATTIĞI RUH MU YOKSA BEDEN Mİ DAHA GÜZEL

PERCY Shelley “Frankeştayn” romanını yazan Maria Shelley’in kocasıydı.

O romanın ilk fikri, 1816 yılında Cenevre gölünün kenarındaki bir evde gece yarısı doğmuştu.

O gece evde 4 kişi vardı.

Kitabı yazan Maria Shelley, eşi Percy Shelley ve arkadaşları Lord Byron... Bir de Maria’nın üvey kardeşi Claire Clairmont.

Yani, insan bilinçaltının yarattığı, toplumun canavarlaştırdığı ilk insan o gece yaratılmıştı.

* * *

Çıplak Freud ve çıplak Shelley heykellerine baktım...

Yatış biçimleri ve özellikle kollarının duruşu neredeyse aynıydı...

Biri ateist fikirleri dolayısıyla Oxford’dan atılan şair...

Öteki ise insanın bilinçaltını anlatmaya çalıştığı için lanetlenen ve tek başına bırakılan bir dâhi...

* * *

Ve bu iki bedene baktığımda aklıma gelen soru şu oldu:

İnsanın bedeni mi daha güzeldir...

Yoksa ruhu mu...

* * *

Şu gittikçe canavarlaşan dünyaya baktıkça, benim bilinçaltım en istemediğim cevabı veriyor.

Galiba Allah’ın yarattığı bu beden, verdiği ruhtan daha güzel...

THY YÖNETİM KURULU: 3 AY MAAŞ ALMAYACAĞIZ

Geçen gün New York Metropolitan Müzesi’nin genel müdüründen bir e-mail aldım.

MET internet sitesine abone olduğum için ismimle bana da bir mesaj göndermiş.

Diyor ki:

“Salgın dolayısıyla MET zorda. O nedenle gönüllü olarak maaşımı almayacağım.”

Bu mesajdan 48 saat sonra Türk Hava Yolları’ndaki bir arkadaşımdan şunu öğrendim.

Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu dün ilginç bir karar aldı. Başkan ve yönetim kurulu üyeleri 3 ay boyunca maaş almayacak.

Ayrıca şirketin tahsis ettiği araçların benzin ve köprü, yol geçiş ücretlerini de kendileri ödeyecek.

Salgın hepimizin günlük hayatını köklü biçimde değiştirmeye başladı.

Çıplak Freud’u görün katili söylemeyeceğim

KUCAKLAŞAN BU 2 İNSANIN ÜZERİNDEKİ YAZI NE DİYOR

NEW York Times geçen hafta korona salgınında doğan bazı sanat eserlerine yer verdi.

Aralarında Kristen Radtke adlı bir çizerin yaptığı çizgi roman vardı.

Birbirine sarılmış bir kadınla erkeği gösteren bu illüstrasyon çok hoşuma gitti.

* * *

Üzerindeki İngilizce yazının çevirisi şöyle:

“Biyolojik bir ihtiyaç için programlandığımız bu şey, aynı zamanda bize en büyük zararı veriyor.”

* * *

Kucaklaşmak ne kadar güzel bir sevgi hareketiydi.

Çizgi romanda yazılı olan birkaç öteki cümle de şunlardı:

  • “Psikologlar dokunmayı ‘deri açlığı’ olarak tarif eder.”
  • Dokunuş stres hormonu seviyesini düşürür.” (Tiffany Field: Miami Üniversitesi Miller Tıp Fakültesi Dokunma Araştırmaları Enstitüsü öğretim üyesi)

YENİ SALGIN

SOSYAL MESAFELİ İÇKİ MASASI NASIL KURULUR

EVE kapandığımızdan beri çevremde virüsten bile daha hızla yayılan bir şey var.

House party...

Yani “ev partisi”...

Bu bir uygulama...

Aynı anda 8 kişiye kadar görüntülü konuşma yapmanıza imkân veriyor.

Son beş günden beri telefon ekranıma en çok gelen mesaj buna katılan yeni insanların isimleri.

İnsanlar yemek sırasında telefonları karşılarına koyup yemeği birlikte yiyorlar.

Sosyal mesafeli içki masaları oluşturuluyor.

WHATSAPP GRUPLARINDA TOP 5

  • Karma gruplarda: “Şu hastanede çalışan bir arkadaşımdan gelen son bilgi” diye başlayan metinler.
  • “İtalya’da yaşayan bir Türk arkadaşımdan gelen mesaj” diye başlayan paylaşımlar.
  • Korona müzik klipleri...
  • Hacı hoca takımının korona fetvaları.
  • Erkek gruplarında: Giderek artan ölçüde çıplak kadın görüntüleri üzerine yapılmış korona şakaları.

Çıplak Freud’u görün katili söylemeyeceğim

KORONA PSİKOLOJİSİ

İKİNCİ HAFTA MAYA ALMAYA DEVAM EDENE PLAJ UYARISI

IPSOS araştırma kuruluşu cuma günü, eve kapanışın ikinci hafta tüketim bilgilerini paylaştı.

Türkiye’deki ilk resmi vakanın açıklanmasından bir gün sonra 11-17 Mart tarihleri arasındaki tüketim paneli şu sonucu vermişti:

En büyük artış kolonya, sirke ve makarnadaydı.

İkinci hafta tüketim
paneli araştırması farklı bir sonuç verdi:

Alışverişte en çok büyüyen kategorilerin 3’ü “atıştırmalık” ürünler oldu.

Bunlar cips, çikolata ve şeker.

Bu arada ilk haftaki ürünlerden sadece biri büyümeye devam etti.

O da mayalar...

Bence bu büyük bir tehlikenin habercisi...

Eve kapanışımızın ikinci haftasında kilo alma süreci hızlanacak demektir.

İnsanlar evde ekmek, börek, poğaça, kek yapmaya hız verecek.

Bu illüstrasyonu Fransa’da yaşayan bir arkadaşım göndermiş.

Türkçesi şöyle:

“2020 Haziran’ında plajlar...”

Demek ki her yerde bu tehlike konuşuluyor.

Çıplak Freud’u görün katili söylemeyeceğim

RESTORANLAR KRİZDEN SONRA YAŞAMAYA DEVAM EDEBİLİR Mİ

LUCCA’nın sahibi Cem Mirap geçen gün bir mesaj attı.

Dünyadaki restoran sektöründe nelerin olup bittiğini anlatan bir Instagram hesabı açmışlar, onu haber verdi ve “Eğer ilgini çekiyorsa bu konudaki haberleri seninle de paylaşabilirim” dedi.

Kesinlikle ilgimi çeker.

Tabii herkesin kafasında şu soru var:

Salgın geçince restoranlar yine aynı hayata devam edecek mi?

Dün New York Times’ta yayınlanan bir söyleşi, çok karamsar tablo çiziyordu.

Büyük bir platformda izlediğim “Ugly Delicious” (Çirkin Lezzet) adlı bir dizi var.

Onu yapan David Chang adlı bir şef.

Aynı zamanda New York’ta “Momofuku” adlı bir noodle barı var.

Bütün dünyada iyi tanınan bir yeme içme yazarı aynı zamanda...

Onunla yapılan mülakatta, “En kötü senaryoya hazır olalım” diyor.

“Kimseyi panikletmek istemem ama bu sektörde çok yüksek derecede şirket ölümleri olacak. Korkarım ki sadece büyük restoran zincirleri ayakta kalabilecek.”

 
X

Kadınlar daha iyi genel yayın yönetmeni mi olur

Bu sorunun cevabını yazımın sonunda vereceğim. Önce biraz çok yakın tarih... 1990 yılında Hürriyet’in genel yayın yönetmeni olduktan sonra katıldığım ilk sabah toplantısında, kare şeklindeki büyük masanın etrafında sadece erkekler vardı... Bir de ben dahil büyük çoğunluğumuz bıyıklıydık...

1) BIYIKTAN İBARET YAZIİŞLERİ BANA ESTETİK GÖRÜNMEDİ

BIYIKTAN ibaret bir yazıişleri bana hiç estetik görünmemişti...

O yüzden Hürriyet’in başında hep bir kadın genel yayın yönetmeni hayal etmiştim.

Birlikte çalıştığım arkadaşlarımdan bugüne kadar, Ahmet Hakan dahil 10 genel yayın yönetmeni çıktı...

Benim Hürriyet’teki hayalim gerçekleşmedi, ama birlikte çalıştığım arkadaşlarımdan ikisi, Nurcan Akad ve Neyirre Özkan başka yayın kuruluşlarında genel yayın yönetmeni oldular...

Her ikisi de çok başarılıydı...

Yazının Devamını Oku

Sayın bakan hangi ümmet bizden ileri adım bekliyor

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu İsrail’in vahşeti karşısında görüşünü şu cümleyle dile getirdi:

“Hep kınıyoruz ama ümmet bizden adım atmamızı bekliyor...”

Çok basit bir cümle ama kendi payıma hiç anlamadım.

Anlamadığım şey de şu: “Hangi ümmet”, “hangi adımı” atmamızı bekliyor...

Gelin önce şu “ümmet” kelimesinin sözlük anlamına bir bakalım.

“Müslümanlığa bağlı olan, Hazreti Muhammed’in yolundan giden Müslümanların tümü...”

Tamam bu kelime sözlükte var...

Ama gerçekte böyle bir ümmet var mı...

Yazının Devamını Oku

İki milyon pazar günü o videoyu seyrederken

Geçen pazar günü Türkiye’de 2 milyona yakın insan yurtdışından yapılan bir YouTube yayını seyrederken Roma’da çok ilginç bir şey oldu.

Vatikan tarihinde ilk defa bir savcıyı törenle “kutsal” ilan etti...

Size bu töreni ve sonrasındaki ilginç ayrıntıları anlatacağım.

Ama önce siz de benimle birlikte şu soruların cevabını bir düşünün...

Hayatınızda hiç bir savcı türbesi gördünüz mü...

Kendim için konuşayım... Ben görmedim, bilmiyorum...

Peki bir mafya babasının, itibarlı bir din insanı tarafından en ağır kelimelerle eleştirildiğine tanık oldunuz mu?

Mesela bir cuma namazından önce, Diyanet İşleri’nin merkezi sisteminden çıkmış mafyanın kötülüklerini anlatan bir hutbe veya vaaz dinleyeniniz var mı?

Yazının Devamını Oku

Anadolu yakası, Avrupa yakası, dün iki Fenerbahçeli, evdeki hava

Anadolu yakasında İlhan Ekşioğlu’nun evi... Aziz Yıldırım, Mahmut Uslu, Önder Fırat, televizyon karşısında izledi Fenerbahçe-Sivas maçını. Avrupa yakasında da Fazıl Say ve Selçuk Yöntem birlikte seyretti düş kırıklığını.

Size maç analizi yapmayacağım. Kaç asist, kaç korner, kaç teknik faul istatistiği vermeyeceğim. Büyük gazetenin spor sayfasında psikolojik bir tahlil yapacağım...

Çünkü bir Fenerbahçeli için dün gece sahadan anlatılacak bir hikaye yoktu...

Teknik direktör açısından aklımda kalan tek şey, maç öncesi acılı Filistin halkı için söylediği şeylerdi...

Spora ait söylediği bir şey yoktu...

O nedenle size iki evi anlatacağım...

İki Fenerbahçeli evi..

Aynı saatlerde nefes nefese üç maç oynanıyor...

Biri Anadolu yakasında, biri Avrupa yakasında...

Yazının Devamını Oku

Son YouTube videoları kadar renkli değil ama daha önemli

İki milyon kişinin YouTube’da yayınlanan üç video yayınını hayretler içinde izlediği gün, bir başka insan o videolar kadar renkli olmayan, ama onlardan çok daha önemli bir şeyi söyledi.

Z kuşağının hatta Y kuşağının da bilemeyeceği tek bir cümleydi bu:

“Devri sabık yaratmayacağız...”

Partisinin bir üyesi Cumhurbaşkanı Erdoğan için “Onu Yüce Divan’a göndereceğiz” derken Kılıçdaroğlu’nun bütün Türkiye’ye verdiği o mesajı gençlerin de kolayca anlayabileceği bir Türkçe ile yazayım:

“İntikamcılık yapmayacağız...”

Ne gazetelerde, ne dijital medyada pek üzerinde duran olmadı.

Oysa söylediği söz o kadar önemli, yapıcı ve güven vericiydi ki...

Her gazetecinin iştahını kabartan o videoları bir kenara bırakıp bugünkü yazılarımın manşetine alacağım.

Yazının Devamını Oku

Türk ailesi Ortadoğu’dan Avrupa yakasına taşınıyor

Türkiye İstatistik Kurumu geçen hafta öyle rakamlar açıkladı ki...

1- Sosyolog yanım ameliyatlı iki gözümü faltaşı gibi açtı.

*

- Kaynak devletin kurumunun yayınladığı bülten:

“İstatistiklerle Aile 2020”.

- Yayınlayan devletin resmi kurumu Anadolu Ajansı...

İşte bu bülten Türk toplumunun geçirdiği belki de en çarpıcı sosyolojik değişimi açıkça ortaya koydu.

*

Türkiye’de aile yapısı ile ilgili yıllardır hâkim olan görüş neydi?

Yazının Devamını Oku

200 yıl önce altın portresi çizilmiş liderin bugünkü karanlık portresi

Bu fotoğrafa hep birlikte iyi bakalım.

Çünkü burada sadece siyasetçiler için değil, her fani için büyük bir ders yatıyor.

Fotoğraf, Paris’te Eyfel Kulesi’ne yakın bir yerde Les Invalides adı verilen binada çekildi.



Yukarıda gördüğünüz lahite benzeyen anıt Fransa’nın büyük imparatoru Napolyon’a ait.

Les Invalides Fransa’nın büyük komutanlarının bulunduğu bir anıt mekân.

Yazının Devamını Oku

Soyağacını on bir rakamı ile anlatan bir yıldız doğuyor

Bu harika fotoğraflar InStyle dergisinin son sayısında yayınlandı.

Fotoğrafları Erman İştahlı çekmiş.

Eylül Solakoğlu da mülakat yapmış.

Kimdir bu fotoğraftaki genç erkek çoğumuz biliyoruz.

Kanal D’nin bu yıla damgasını vuran “Sadakatsiz” dizisinde Selçuk rolünde izlediğimiz Taro Emir...

Veya Tarık Emir Tekin... Veya Taro Emir Tekin...

InStyle dergisi 2 yıl önce onun için “Bu çocuğa dikkat” diye bir yazı yayınlamış.

Haklılarmış, iki yıl sonra bu dizide parladı...

Yazının Devamını Oku

Cihangir dizi kanadında ‘neşter’ ‘botoks’ ve ‘kolajen’ savaşı

Upper Cihangir’in dizi film mahallesinde dün itibarıyla büyük bir “mimik”, “botoks” ve “kolajen” savaşı başladı.

Pimi çekilmiş bombayı mahallenin ortasına Hürriyet Kelebek yazarı Savaş Özbey bıraktı.

*

Özbey’in dünkü köşesindeki bomba iddia şuydu:

“Camdaki Kız” dizisinde “Nalan”, “Fatma” dizisinde “Fatma Yılmaz” rolünü başarıyla oynayan Burcu Biricik hayatında hiç estetik yaptırmadığı için rolünü yaparken kaşını gözünü rahatlıkla oynatabiliyor...

Bu da onu “yüzünü kullanmada” çok başarılı bir oyuncu haline getiriyor.

Yine Özbey’e göre bin bir estetik müdahaleyle gittikçe hepsi birbirine benzeyen diğer ünlülerden ayrıştırıyor.

Özbey bunu anlatmak için bir de çok ünlü bir kadın oyuncunun adını vermiş.

Yazının Devamını Oku

'Upper Cihangir' sezon finali - Koskoca semt dedelere kaldı

Geçen perşembe akşamı itibarıyla Türkiye “lockdown”a girip eve kapanırken seviyeli magazinin yeni merkezi Upper Cihangir de bir nevi sezon finali yaptı.

Seviyeli magazinin ağırlık merkezi de Bodrum’a kaydı. Bölgenin yeni nesil magazincisi Tuğrul Eryılmaz’ın T24’te her cuma günü merakla beklenen Upper Cihangir fısıltıları köşesi de geçen hafta pek tatsızdı.

Bütün bir sayfadan aklımızda kalan tek konu Sırrı Süreyya Önder’in dede olmasıydı.

Demek ki koskoca Upper Cihangir artık, müzik denince aklına sadece The Rolling Stones gelen tonton dedelere ve eski tüfek Mülkiyelilere kaldı.

Böylece magazin meydanı, “Memleketin bunca meselesi varken ısrarla seviyeli seviyesiz her magazine dalan” bendenize kaldı.

Bugünden itibaren 17 Mayıs gününe kadar “Lockdown 2021 Özel” sayfalarıyla karşınızdayım.

*

Yani “

Yazının Devamını Oku

Bir ayağı İstanbul'a basan ve Tahran'ı dağıtan bir 'narafig'

“Narafig” Farsça’da dostunu sırtından bıçaklayan kişi demek... Büyük ihtimalle de bir derin devlet komplocusu...

Tahran’ı darmadağın edip oradan Washington ve Tel Aviv’e sıçrayan bu “yeni nesil patlayıcı”, 24 Nisan günü esrarengiz bir ‘Narafig’in, Londra’daki Iran International adlı haber sitesi ve televizyon kanalına bir yoldan ulaşması ile başladı.

Esrarengiz Narafig’in elinde İran’ı darmadağın edecek bir ses kaydı vardı...

Tahran’da kapalı kapılar ardında yapılmış 3 saatlik bir görüşmenin kaydıydı bu.

Şimdi dönelim 24 Nisan gününe...

Türkiye o gün ABD Başkanı Biden’ın sözde soykırım konuşmasına kilitlenmişken, aynı saatlerde Iran International’a ulaşan kişi veya kişiler onlara bu üç saatlik kaydın bazı bölümlerini getirmişti...

Sitenin Londra’daki yöneticileri “ellerindeki malın” ne olduğunu anında anladılar.

Kayıt adeta Tahran’ı uçuracak yepyeni nesil bir patlayıcı gibiydi.

Bu kaydın açıklanması, İran’da bir süredir yaşanan

Yazının Devamını Oku

47'li bir erkek, 54'lü Blair'in bu fotoğrafına bakınca ne hisseder

Biraz narsistçe...

Biraz da bencilce bakıyorsa...

Yani benim gibiyse, kesinlikle benim hissettiğimi hisseder...

İngiltere’nin eski Başbakanı Tony Blair epeydir ortada görünmüyordu.

Pandemi başından beri ilk fotoğrafını dün İsmet Berkan’ın “10 Haber” sitesinde gördüm.

Geçen hafta İskoçya’nın bağımsızlığı ile ilgili bir televizyon programına çıkmış...

Tabii herkes programda söylediklerini değil, bu halini konuşmaya başladı. Başbakan saçlarını uzatmış... Bayağı uzatmış.

Boyamadığı için de uzun saçları ile folk şarkıcısı

Yazının Devamını Oku

Modi'nin inanç mağarasında fiyatlar neden böyle düştü

Hindistan’ın popülist başbakanı Narendra Modi’nin “seçim şovu meditasyon mağarasını” ilk defa Müslüman bir Hint asıllı Amerikalıdan öğrendim.

Yaptığı şahane televizyon şovları ile popülist liderlerin komik hallerini hicveden Hasan Minhaj, bir programında Hindistan’daki seçimleri anlatırken, şu anki başbakan Modi’nin “dua etmek ve meditasyon yapmak üzere bir mağaraya çekilmesini” anlatmıştı.

*

Ancak orada öğrenmiştim ki, Tanrı ve kendisiyle baş başa kalmak için kapandığı bu mağarada 4 kamera görüntülerini kaydediyordu.

Ancak Hasan Minhaj, Modi’nin yüzündeki sahte ifadeleri gösteren görüntüleri yayınlarken hepimizi kahkahalara boğan bir ayrıntıya dikkatimizi çekmişti.

Güya meditasyon yapmak ve dua etmek için inzivaya çekilen Modi’yi 4 kamera görüntülüyormuş...

Amaç?

Bunları seçim kampanyasında

Yazının Devamını Oku

Katarlı bayan Alya'nın mektubundaki 2 cümle

1)Şimdi anlatacağım olay, bana çok gizli kanallardan ulaşmış bir haber değil...

Birleşmiş Milletler’in herkese açık bir platformundan geldi...

Şimdi dikkatle okuyun lütfen...

*

22 Mart 2021 günü...

Yani bundan 38 gün önce BM Genel Sekreteri’ne bir mektup sunuldu...

Mektubun altında şu imza vardı:

Alya Ahmed Saif Al-Thani...

*

Yazının Devamını Oku

Yüksek lisanslı ilk rehber köpeği 'Kara' ikizler burcu

Bugün, yani 28 Nisan, Dünya Rehber Köpekler Günü...

Ben de bu özel gün dolayısıyla size Türkiye’de okumuş ve mezun olmuş, lisansüstü eğitimli ilk rehber köpeği “Kara”yı tanıtayım...

“Kara” 21 Mayıs 2015 günü doğdu.

Safkan dişi bir Labrador.

Lisans eğitimini Ankara’da Birleşik Krallık Büyükelçiliği görevlileri gözetiminde tamamladı.

Ama eğitimi orada bitmedi. Bir de yüksek lisans eğitimi var.

Onu da İngiltere’de yaptı.

Yüksek lisans hocası, uluslararası rehber köpek eğitmeni

Yazının Devamını Oku

Ben bu gürültüye kulaklarımı tıkadım şu üç cümleye baktım

1) Ülkenin muhafazakârı, laiki...

Dincisi, milliyetçisi, ulusalcısı ayakta...

“NATO’dan çıkalım” diye bağıran...

“İncirlik’i kapatalım” diye haykıran...

ABD ile bütün ilişkilerimizi keselim diyen...

Öyle bir gürültü var ki...

Ülkenin en makul insanları bile bazı çok önemli şeyleri göremiyor, duyamıyor...

Oysa 24 Nisan günü sadece o kelime yoktu... Çok önemli şeyler de oldu.

Yazının Devamını Oku

Sabık deputattan biyarbırçi görüntü

“Sabık”, yeni Türkçede “eski” demek...

- “Deputat”, Rusça kökenli bir kelime, “milletvekili” anlamına geliyor.

- “Biyarbırçi”, Azericede “Utanç verici” demek...

- “Görüntü” ise aynen “görüntü...”

*

Dün sabahtan beri Bakü’den gelen bu videoya gülüyorum ve güldüğüm için de kendime kızıyorum.

Dün T24’te gördüm. Azerbaycan’da günün konusuymuş ve televizyonlarda işte bu başlıkla verilmiş. Eski milletvekili Hüseyinbala Biralamov, ki kendisi 75 yaşında....

Yazının Devamını Oku

Banzai Mustafa Kemal Paşa çok çok banzai

Geçen gün bir arkadaşım gönderdi...

Japonya’da yapılmış video...

Kim yapmış, sözleri nedir hiç bilmiyorum.

Ama içinde bir kelime var ki....

Beni çok etkiledi.

*

Video önce İzmir’i tanıtarak başlıyor.

Arkasından İzmir’de işgalci Yunan ordusuna karşı başlatılan milli mücadele çok güzel çizimlerle anlatılıyor.

Yazının Devamını Oku

Emin kardeşim ben piyanistim niye hep bana ateş ediyorsun

Sözcü gazetesi, Turgut Özal’ın 28’inci ölüm yıldönümü günü herkese örnek olması gereken harika bir şey yaptı.

Özal’ı müthiş övücü bir manşet ve sayfayla andı.

Ben de Sözcü yazıişlerini ve bu sayfayı hazırlayan arkadaşımız Emin Özgönül’ü alkışlayan bir yazı yazdım.

*

Ama o ne...

Bütün hayatı boyunca maddi manevi geçimini Özal ve herkese hakaretle sağlayan Emin Çölaşan, gazetesine bir şey diyemeyince hıncını yine benden çıkardı...

Üstelik yine bir sürü yalan dolanla...

Neymiş ben ona Turgut Özal’la ilgili kitabını okudum çok beğendim demişim.

Yazının Devamını Oku